You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aşık Sümmani(Hak Aşığı)

Aşık Sümmani(Hak Aşığı)

Member
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
[B]
NARMANLI AŞIK SÜMMANİ (1860-1915)
[/B]
[Resim: summanibaba.jpg]
NARMANLI AŞIK SÜMMANİ (1860-1915)
Asıl adı �Hüseyin olan Aşık Sümmani;1860 yılında Erzurum'un Narman ilçesi Samikale Köyünde doğmuştur. Babası Samikale'li bir köylüdür. Aile lakaplarına "Kasımoğulları" derlermiş. Sümmani pek yaşlanmadan 55 yaşında (bazı kaynaklara göre 57 yaşında) iken vefat etmiştir, ölüm tarihini çoğu araştırmacılar 1915 olarak kabul etmişlerdir.
Sümmani, yöremiz aşıkları arasında büyük izler bırakan ve aşıklık geleneğinde "Sümmani tavrını" icad eden bir aşığımızdır.
Sümmani'nin kendi ifadesine göre, şairlik kabiliyeti onbir yaşlarında başlıyor. O yaşlarda deyişler söylüyor ve küçük dörtlükleri akıl defterine yazıyor. Bir taraftan da halk şairlerinin an'ane ve inanmaları tesiri altında kalarak "Aşıklık" ve "Bade içmeyi" kafasında düşleyip duruyor. Derken, bir gece bir rüya görüyor. Rüyada ilk olarak gördüğü Gülperi adındaki sevgilisi uzun yıllar sönmeyen aşkının ve heyecanlarının kaynağı oluyor, artık rüyalarına girerek hayalini süsleyen "Gülperi" ye kavuşmak için içi yanıyordu.
Esasen Sümmani çok hassas bir insandı. Her güzel şey O'nun gönlünü ince bağlarla örerdi. Temiz bir ifade ile söylediği şiirlerde, bütün bu samimi gönül hareketlerinin derin izleri görülürdü.
Sevgi işlerinde bu kadar ince olan Sümmani, fikir ve düşünce bakımından da emsalleri arasında kuvvetli sayılır. Ömrünün sonlarına doğru hayattan aldığı derslerle her şeyi olduğu gibi görmeye başlamış ve son şiirlerinde de bunu göstermiştir.
Sümmani'nin ifadesi açık ve temizdir.
Sümmani; Aşık Şenlik, Muhibbi, Zülali gibi Doğu Anadolu'da tanınmış halk saz şairleriyle 'Meydan" edilmiş ve hemen hemen bunların hepsinde üstün gelmiş, bütün "Muammaları� çözmüştür.
Erzurum ve Kars kahvelerinde, büyüklerin evlerinde, köylerdeki düğünlerde çok seneler çalmış ve koşmalar, hikayeler söylemiş, Kars'ta bir Azeri Halk Şairini de mat ederek sazını elinden almıştır.
Halk Edebiyatı nazım şekillerinin hemen her nev'inde söyleyen bu şairin en kuvvetli şiirleri; koşmaları ile birde muammalarıdır. Bunlardan başka; Sümmani'nin destanları ve toplantılarda, eğlencelerde öğrenme ve yahut bir şeyin ahvalini anlatma kabilinden söylediği �Vasfı hal" leri, sohbetlerde söylediği ve karşılıklı olarak bir mevzu üzerinde birbirlerine uygun ve tamamlayıcı cevapları gösteren ve "Nazire" dedikleri manzumeleri de vardır.
Ardahan'ın Değirmenli Köyü'nden Celal Bey adındaki zatın ziyaretinde söylediği "Çay ve Semaver� adlı bir Vasfi hali'i elde edilememiştir.
Sümmani'nin menkIbeli hayatına gelince; Üzerine kurulmuş olan hikayelerden şu özeti aşağıya alıyoruz.
".. Sümmani bir gün, hayvan otardığı Ablaktaşı�na babası ile birlikte gidiyor. Çok zamandan beri oraya gitmemiş olan babası birden:
- Eyvah oğul... Buralara ne olmuş? Buralar Erenler yatağıdır, buralar ziyaret yeridir. Oğul Hüseyin, buranın taşlarını dikenlerini temizle, gün gelir ki ecrini görürsün, demiş.
Babası gittikten sonra, hayvanlar bir tarafta otlarken, Sümmani de babasının sözünü tutarak taşları ve dikenleri ayıklamış, öyle sıcağı bastırınca yorulmuş ve uyumuş ve oracıkta şu rüyayı görmüş:
Kırk güvercin ile üç derviş gelmiş, devrişler bir yeşil yaprak üzerine üç harf yazmış, bunu Sümmanİ�ye göstermişler, ve 0�na 'Bunu Oku demişler. Sümmani de: "Ben okumak bilmem" demiş.
Dervişler hemen oracıkta Sümmani�ye bunu okuyacak kadar öğretmişler. O da bu yazıyı okumuş. Buradaki harfler (G.P.İ) imiş Bunlar; dervişlerin kendisine az sonra gösterecekleri (GÜLPERÎ) nin adının baş, orta ve son harfleri imiş. Dervişler bundan sonra Sümmani'ye "Bade" vermişler. Sümmani ilk badeyi zorlukla içmiş ve içerken dervişler:
- iç oğul! Sevdiğin kızın aşkınadır. Vilayeti Çinmaçin, şehri Bedahşan, babası Abbas Han, Adı GÜLPERİ'dir, demişler.
Sümmani badeyi içince Gülperi'yi karşısında görmüş.
Bu defa dervişler kıza dönerek:
- İç kızım. Sevdiğin delikanlı aşkınadır. Vilayeti Erzurum kazası Narman, Köyü Samikale, adı Hüseyin! demişler.
Gülperi de badeyi içmiş, İkisi de üçer kadehi tamamlamışlar. Badeler içilince kız ortadan yok olmuş. Dervişler Sümmani'yi kaçırmışlar. Deryalar'dan, ormanlardan, canavarlı dağlardan, tazı kadar büyük karıncalar arasından geçirmişler. Sonra, Bedahşanda bir saraya indirmişler. Burası Abbas Hanın sarayı imiş. Burada Gülperi'yi O'na tekrar göstermişler. O sırada uyanmış, kendisini kan ter içinde bulmuş. Ablak taşında gündüz uykuya dalan Sümmani uyandığında gece karanlığıdır.
Sümmani etrafina bakınır hayvanlarını da bulamaz. İçinde büyük şüpheler ve endişeler taşıyarak şaşkın şaşkın köyüne dönerken önüne bir Kır atlı çıkar. Sümmani tekrar şaşırır. Kır atlı Sümmani'ye selam verdikten sonra:

- Şaşırma oğlum! Bundan sonra senin adın "Sümmani" dir. Uykuda ne gördünse üç ay kimseye söyleme!
Dedikten sonra, atını sürmüş gitmiş. Sümmani köye gelmiş, üç ay kimseye bir şey söylememiş. Aradan üç ay geçtikten sonra bir kış günü köyün odasında otururlarken, köylüler sıra ile türkü söylüyorlarmış. Sıra Sümmani'ye gelince "Tek-Tek" redifli bir koşma söylemiş ve orda bulunanların hemen beğenisini kazanmış.
Aşık Sümmani'nin bade içişini anlatan koşması şöyledir:
Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alem oldu ürüşan
Selam verdi bana hob dervişan
Lisanları bir hoş sadası tek tek
Aldılar abdesti uyandım hapdan
Dediler aslınız hakü türabdan
Okuttular üç harfi yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek.
Okudum harfini zihnim bulandı
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Baktım çar köşede kadeh dolandı
Nuşettim pirlerin badesin tek tek
İçtim badesini gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yaryüzünde saydım on beş bengi ni
Hal, halin altında noktasın tek tek
Baksana dillere bak bu sohbete
Yetemedim bu dünyada hikmete
Mecnunu da atmışlardı gurbete
Kalmış gurbet elde hep böle tek tek
Dizemedim gözüm ben bu elfazı
Yüreğimi yaktı kafirin kızı
Kara gördüm artık kış ile yazı
Felek attı bize sillesin tek tek
Dediler Sümmani gel çekme elem
Adını çürütür derdile verem
Senin için dünyada kavuşmak haram
Böyle yazmış kalem Hudasın tek tek.

Aradan günler aylar geçiyor. Gülperi gündüzleri hayalinde geceleri hep düşündedir. Günler geç-tikçe "Gülperi" nin sevgisine dayanamayacak hale geliyor ve O'nu aramaya karar veriyor. Köyünden ayrılırken "Düşüptür� redifli koşmasını söylüyor.
Sümmani; Kafkasya'yı,İran'ı dolaştıktan sonra, sevgilisini bulamadan dönüyor. Giderken yolda bir İranlı Kız görüyor, buna da kınalı" redifli koşmayı söylüyor.
Sümmani, köyüne döndükten sonra on yıldan fazla kalıyor. Bir gece rüyasında "Hazreti Pir" O' na Kırım'a gitmesini söylüyor. Hemen kararını veriyor ve kalkıyor Kırım'a gidiyor. Kırım'da İspirli Muharrem Usta adında bir fırıncı buluyor. O yerlerin garibi olan Süm*mani'ye bu Muharrem Usta çok yardımda bulunuyor.
Kırım'da bir saray varmış, bunun kapısında bir taş asılıymış. Bu taşın altından geçip içeri girmek isteyenler günahsız iseler geçebilirlermiş. Günahlı olanlar girmek isterlerse taş alçalarak başlarına vurur, sersemleyerek geri dönerlermiş. Muharrem Usta, Sümmaniyi bu saraya girmeye teşvik etmiş. O da razı olmuş, abdest alarak kapıya yanaşmış ve taş başına vurmadan içeri girmiş. Sümmani bu sarayda gördüklerini bir destanında anlatıyor.
Sümmani Kırımdan döndükten sonra artık "Menkıbe" sahnelerinin perdesi kapanıyor.
Sümmani, 1912 yılında tekrar Erzurum'a dönüyor. 1915 yılma kadar hep köyünde kalıyor. 1915 yılının bir sonbahar günü yapraklar dökülürken O'nun öldüğü haberi köye yayılıyor. Bu haberi duyan bütün dostları, hemşehrileri ve yöre halkı günlerce ağladılar, ağladılar...
Maşükasına kavuşamayan Sümmani bir dörtlüğünü şöyle yazmış:
Döner mi kavlinden sıtkı sadıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydına geçti bunca aşıklar
Sümmani'yi derkenara yazmışlar.
Başka bir şiirinde de:
Ta ezelden beri bir güzele meftunum
Dostlar bu aşk etti pek bizar beni
Yitirdim Leylamı ben bir Mecnunum
Yıllar var terketmez ah-ü zar beni.
Bana derler alevin yok közün yok
Bu dünyada itibarın sözün yok
Yokladım kendimi bir kem özüm yok
Yare şekva kılmış rüzigar beni
Sümmani'yem kendi kendim okladım
Şadlık taksiminde ismim sakladım
Yarin fikir defterini yokladım
Yazmış bundan böyle ihtiyar beni.
Sümmani'nin, şimdiye kadar bütün şiirlerinin toplanmaması ve bir "Sümmani Divanı" yayınlanmaması Erzurum için büyük noksanlıktır. Kültür Bakanlığı Erzurum il Hak Kütüphanesi'nde yaptığımız araştırmada Sümmani hakkında yıllar önce, Türkçe öğretmeni Haşini Nezihi Okay'ın yayınladığı 32 sayfalık küçük bir kitapçıktan başka bir şey bulamadık. O kitapçıktan aldığımız bazı derlemeleri biz buraya alıyoruz.
Sümmani; öz Türkçe'ye kıymet verilmediği bir dönemde, Arapça-Farsça bilmeyenlere itibar edilmediğine şahit olarak bir şiirinde şöyle demiş, bir yerde hayat felsefesini de dile getirmiştir.
Çekme şu dünyanın endişesini
Demir eyle gönlün dört köşesini
Kemlik ile kırsan gam şişesini
Dönüp ona derman olsan fayda ne?
Arabi, Farisi dilin olmazsa
Bülbüle münasip gülün olmazsa
Elbet bir meslekte elin olmazsa
Dava ile Sultan olsan fayda ne?
Bir gün olsun Yaradanı anmazsan
Mecnun olup aşk uğruna yanmazsan
Bir güzelin sinesine konmazsan
Hayal ile mihman olsan fayda ne?
Sümmani der Yaradana zikreyle
Birliğini bilip daim şükreyle
Ta ezelden gelen işe fikreyle
Başa geçip pişman olsan fayda ne?
FANİ DÜNYA
Bahar gelir yine karşı dağlara
Mor menekşe lale bitmek içindir
Bülbül figan eder iner dağlara
Bir gül goncasile yatmak içindir.
Ezelden bu dünya fanidir fani
Bu gün vardık yahu, ya yarın hani?
Hak bize çok verdi aklı izani
Aşka daima hizmet etmek içindir.
Hey ağalar gönül asla tek olmaz
Konar, göçen hiç kimseye yük olmaz
Can emanet, bir kimseye mülk olmaz
Bu dünyaya gelen, gitmek içindir
Sümmani'nin bir/başka dünya görüşünü dile getiren bir başka şiiri:
Kimlere sorayım nasıl edeyim
Canana ulaşan yol kapını
O afet var iken kime gideyim
Canandır gösteren yol kapısını
Fazilet, kemalet maksude yoldur
Halkeden haliktir halk olan kuldur
Muhabbet aşkile gönlünü doldur
Kapa kemlik denen sol kapısını
Aşıka muhabbet fazla görünmez
Bağçivansız bağın gülü derilmez
Gönül bahçesine kolay girilmez
Girmek ister isen bul kapısını
Aşıklar maşuka boyun eğerler
Ahdine sadakat gösterir erler
Bir gün olur gelir kapun döğer
Döğmüş isen eğer el kapısını.
Sümmani bihaber değil bu rahtan
Asla kurtulmadı hicrandan ahdan
Her ne ister isen iste Allah'tan
Yanılıp da çalma kulun kapısını.
Sümmani'den bir nasihat:
Tövbekar ol, gönül tariktan çıkma
Namertten şefaat şifadar olmaz
Eylik eyle sakın, bir gönül yıkma
Görüşme kötüyle, onda ar olmaz.
[align=center][align=ce
[SIZE="4"][B][SIZE="4"][COLOR="Red"]● Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk[/COLOR][/B]


● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

M.K.Atatürk
Son Düzenleme: 10/10/2011, 11:52, Düzenleyen: *katre*.
Member
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
Aşık Sümmani'den deyişler:


ervah-ı ezelden:

Ervah-ı ezelde levh-i kalemde
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Bilirim güldürmez devri alemde
Bir günümü yüz bin zara yazdılar

Bulmadık şadlığın iradesini
Çekerim bu gamın ziyadesini
Herkes dosta verdi ifadesini
Bizimkini rüzigara yazdılar

Aşk benimle eyler daim kıl ü kal
Daha sabretmeye kalmadı mecal
Derdim taksimdara kıldım arzuhal
Dedi ki öz bahtın kara yazdılar

Gönül gülşenimde har oldu deyi
Hasretlik cismimde var oldu deyi
Sevdiğim sevdiğin pir oldu deyi
Erbabı garezler yare yazdılar

Dünyayı sevenler veli değildir
Canı terkedenler deli değildir
İnsanoğlu gamdan hali değildir
Her birini bir efkara yazdılar

Nedir bu sevdanın nihayetinde
Yadlar gezer yarin vilayetinde
Herkes diyarında muhabbetinde
Bilmem bizi ne civara yazdılar

Kadrimi bilmeze eyledim minnet
Derdimi artıran görmesin cennet
Sarraflar verdiler yari bin kıymet
Benim kıymetimi nere yazdılar

Döner mi kavlinden sıktı sadıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydına geçti bunca aşıklar
Sümmani'yi derkenara yazdılar

(Aşağıdaki deyişlerin kaynağı:türkü yurdu)

öyle kuru dava ile:


Öyle kuru dava ile irfanlık olmaz
Huzur-i arife irfana karşı
Candan geçmeyince canan bulunmaz
Bezirgan et beni erkana karşı

Bülbül gül denizde gülün mapus et
Uzatma harama elin mapus et
Alim huzurunda dilin mapus et
Katra dalga vurmaz ummana karşı

Sümmani ezelden neye bahsin var
Ya neye meftunsun ne hevesin var
Mevlayı seversen elde nesin var
Eli boş edilmez canana karşı


hastalandım her tarafım sızılar:
Hastalandım her tarafım sızılar
Gel benim yanıma gel gör hele gör
Madem sağlığımda gelip görmedin
Cenazem kılınır gel gör hele gör

Mezarıma gelip bir an ağlama
Ölmüş diye karaları bağlama
Yüreğim taş odunu dağlama
Sen de gel yanıma gel gör hele gör

Sümmani'yem bak cesedim görüldü
O dünyada sorgu sual soruldu
Sanma bir daha da geri dönüldü
Ahirette beni gel göre hele gör


gelmez misiniz:
El ele vermiş de gelen güzeller
Bir tanrı selamı vermez misiniz
Mevlam sizi süs için mi yaratmış
Biz gel demeyince gelmez misiniz

Karadır kaşınız yaydan nic�olur,
Bugün dünya yarın ahret nic�olur
Bir gönül yapması yüzbin hac olur
Siz gönül yapmasın bilmez misiniz

Sümmani�yem ey dilyare niderim
Başım alıp diyar diyar giderim
Yarın mahşer günü dava ederim
Siz mahşer yerine gelmez misiniz


ceylan gözlerine kurban olduğum:
Ceylan gözlerine kurban olduğum
Tanrı selamını almaz mısınız
Mevla sizi süs için mi yarattı
Biz gel demeyince gelmez misiniz

Gurbete gidenler azığın alır
Kimisi giderken kimisi kalır
Kimi sevap için Kabeye varır
Kabe kapınızda bilmez misiniz

Karadır kaşınız yaydan nic'olur
Bugün dünya yarın ahret nic'olur
Bir gönül yapması yüz bin hac olur
Siz gönül yapmasın bilmez misiniz

Sümmani'yem ey dil yare n'iderim
Başım alır diyar diyar giderim
Yarın mahşer günü dava ederim
Siz mahşer yerine gelmez misiniz


sor bilir:
Aşkın harareti şiddet narını
Kerem gibi yananlara sor bilir
Abdallar terketmiş yalan dünyayı
Behlül gibi divaneye sor bilir

Baykuş viranede asla gülemez
O dünyaya geri giden gelemez
Lokman Hekim gelse çare bulamaz
Sen bu derdi Süleyman'a sor bilir

Sümmani'yem akıl başta serseri
Ben deli değildim sen ettin deli
Evliyalar enbiyalar serveri
Yeri göğü yaradana sor bilir



bu dünya bir ayarsız at:
Bu dünya bir ayarsız at
Ona binip süren var mı
Hiç kimseye vermez murat
Muradına eren var mı

Dünya gösterir zevkini
Gün be gün aldatır seni
Birgün yüklerler kervanı
Yazık diye soran var mı

Sümmani'yem edem karar
Hüdam bana verdi ikrar
Gün be gün eyledim zarar
Yine derler karın var mı


sorma bir insanın:
Sorma bir insanın aslı neslini
Ta ezelden irfan olan bellidir
Kamile eyleme arif vasfını
Sıtk-ı sadık pünhan olan bellidir

Hakikat bağına gel bağla kendin
Azrail eline verme kemendin
Alemden üst görme öz kendi kendin
El ariftir insan olan bellidir

Sümmani gedanın Maksud-i Settar
Deman-i Mahbub'tur arzusu hünkar
Her aşık olamaz yara fedakar
Canan için kurban olan bellidir


kalksak bu yerlerden:
Kalksak bu yerlerden hicret eylesek
Yadene yolda samihnet eylesek
Yari arzulıyıp niyet eylesek
Hele yolum bir ormana düşüpdü

Ormandan çıkanı çekerler dara
N'olur Pirim beni bu yerde ara
Önümüze çıktı Balk-ı Buhara
Benim yolum bir diyara düşüpdür

Oturur oturur kendin överler
Huzuru mahşerde boyun eğerler
Birgün olur gelip kapın döverler
Eğer dövmüş isen el kapısını

Elli gündür bu dağları aşalı
Altmış gündür yar peşime düşeli
Eğlen yiğit odaları döşeli
Yari bulamazdı bilmem kaç gündür

Elli gündür altmış gündür yüz gündür
Siyah zülfün mah yüzüne düzgündür
Açma tabip yarelerim azgındır
Yarem merhem tutmaz bilmem kaç gündür

Kadir mevlam senin himmetin çoktur
Bir kul gördüm mermer taştan içeri
Kabil kırıp gönül yıkıcı olma
Birgün olur yandırırlar yara yardan

Asla bu meslekte elim olmazsa
Bülbüle münasip gülüm olmazsa
Davayınan sultan olsan ne fayda
Lokmanınan mihman olsan ne fayda

(İstanbul Belediyesi Kons. Derlemesi)
Kalksak bu yerlerden hicret eylesek
Yar ile yoldaşa minnet eylesek
Yarin vatanını niyet eylesek
İtti yolum bir ormana düşüptü

Ormandan çıkanda önen gelir bir dere
Pirim beni orda ara
Önünüze geldi zülüf Buhara
İtti yolum Gürcistan'a düşüptü


varıp gidem bir kamile danışam:
Varıp gidem bir kamile danışam

Belki benim şu derdimden bilen var
Bir güzelin ateşine yanmışam
Şu ah ile firkatine yanan var

Duman aldı koca dağın başını
Deyin nasıl silem gözüm yaşını
Gönül kalesinin mermer taşını
Hicran kalemiyle yarıp delen var

Derya kenarında ufacık taşlar
Nedir bu feleğin ettiği işler
Deryada balıklar havada kuşlar
Belki benim şu derdimden bilen var

Der Sümmani yarab gönlüm hoş eyle
Ya bana sabır ver bağrım taş eyle
Ya bir çift kanat ver beni kuş eyle
Tez yetişem dost bağında talan var


sağ melek sol melek:
Bir adam sabahtan bir küfre yetse
Gör neler yazılır o cana layık
Sol melek defteri tutup cem etse
Sağ melek yalvarır durana layık

Sağ melek der edin Hakka niyazı
Bu halde insandan Hak olmaz razı
Vakit geldi çattı sabah namazı
Belki kılar döner rahmana layık

Sol melek der bu kul anlamaz laftan
Sakındırmaz kendin havf ü hilaftan
Şemis zuhur etti kala-ı Kaftan
Destur ver yazayım nirana layık

Sağ melek der dünyada kaldı cüda
Alemin matlubu hazreti hüda
Vakit öğle olsun bu eyler eda
Belki kılar döner rahmana layık

Sol melek der hayır yok gidişinde
Ahreti unutmuş dünya işinde
Azrail geziyor her dem peşinde
Destur ver yazayım nirana layık

Sağ melek der dünyada kaldım mezi
Lütfeyle sözümü tut bazı bazı
Hepsinden efdaldır ikindi farzı
Belki kılar döner rahmana layık

Sol melek der bu kul korkmaz mevladan
Sakınmaz kendini gamdan beladan
Şemis pervaz etti uçtu semadan
Destur ver yazayım nirana layık

Sağ melek der nur-u şamdan yakalım
Gel abdest al Misk-ü amber kokalım
Kerem eyle akşam olsun bakalım
Belki kılar döner rahmana layık

Sol melek der böyle olmaz adalet
Kalbi gözü gönlü olmuş melanet
Güneş battı cihan oldu zulemat
Destur ver yazayım nirana layık

Sağ melek der ey asi sana n�oldu
Çağladı isyanın defterin doldu
Kerem eyle yatsı namazı kaldı
Belki kılar döner rahmana layık

Sol melek der kul güvenir çağa
Musibetlik çökmüş göze kapağa
Terketti namazı girdi yatağa
Destur ver yazayım nirana layık

Sağ melek der zalim böyle mi olsun
Bunca emeklerim hiçe mi kalsın
Yaz nidem Allahtan belasın bulsun
Ol zaman yazılır nirana layık

Dinleyin ağalar Sümman kelamı
Hisse-i bend edip nasihat alan
Kalpten sevap geçse çalar kalemi
Sağ melek tapşurur rahmana layik


duldalanma yar:
Duldalanma yar Mevla'yı seversen
Yandırır cihanı Şam'ı gözlerin
Ahırı mevtime sebep olursun
Tek bana gösterme kanlı gözlerin

Sarar belik ak gerdana yaslanır
Deli görse mah cemalin uslanır
Samsun Diyarbekir Van'a seslenir
Belli bir diyarda ünlü gözlerin

Gamzelerin öldürmeye yay tutar
Didem yaşı umman olmuş çay tutar
Beni görür gözün yumar huy tutar
Başıma beladır cinli gözlerin

Bilemedim Sümmani'nin suçunu
Üç güzele taratmıştır saçını
Sarayıdım al beşiğin içini
Sallasam uyusa nenni gözlerin


yol ver ulu dağlar:
Yol ver ulu dağlar aşam belinden
Şimdi bekler kömür gözlü yar beni
Ne çekerim ayrılığın derdinden
Korkarım öldürür ah u zar beni

Dünyada bulmadım gönüle mekan
Nerde bir gül bitse etrafı diken
Yar o baht bende bu ah var iken
Hasret mahpus eder kara yer beni

Vay desinler ateşim yok közüm yok
Dahi yare yalvaracak yüzüm yok
Yokladım kendimi bir kem sözüm yok
Yara şekva etmiş ruz-i gar beni

Sümmani'yim kendi kendim ohladım
Şadırvan suyunda yattım yuhladım
Yarin küçük defterini yokladım
Yazmış defterine ihtiyar beni


hey ağalar:
Hey ağalar gideceğim gurbete
Gelin helallaşak ne vaht gelirem
Ezel bahar yaz ayları gelende
Kiraz çıkıp yiyilende gelirem

Hele bakın şu feleğin işine
Ağu kattı benim tatlı aşıma
Ağır rençber egrimacin peşine
Seğirtipte dolaşanda gelirem

Hele bakın şu sivrinin kışına
Gurbet elde ne hal geldi başıma
Aşıyor kervanı dağlar başına başına
Çadır kurup yük tökende gelirem


birer birer:
Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
Cem başımda iş birer birer
On sekiz yıl sürdü yarin peşinde
Akıttım gözümden yaş birer birer

Görmedim dünyada bir şadlık demi
Geçti civan ömrüm, gülmem encamı
Her boyun sistemi, feleğin kahrı
Vurdu her taraftan taş birer birer

Sümmani'yim hani benim otağım?
Gün be gün, bulandı dalım, budağım
Devroldu devranım, çevrildi çağım
Döküldü dihenden diş birer birer


(Aşağıdaki deyişlerin kaynağı: türkü sitesi)


(Gel) gönül elinle sana eylim nasihat

(Gel) gönül elinle sana eylim nasihat
Bu fâni dünyadan kalk yavaş yavaş
Cehdet ki doğru yola gidesin
Canını Cennet'e sal yavaş yavaş

Kara toprak için bizim zâtımız
Geçen ululara yeter hepimiz
Bir gün olur gelir cansız atımız
Tebdil tedarikin gör yavaş yavaş

Bir âşık da vatanını satanda
Garip bülbül dost bağında ötende
Hak'tan nida gelip vâdem yetende
Azrail canımı al yavaş yavaş

Der Sümmani tamam oldu muhabbet
Biz varalım siz olasız selâmet
Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
Göründü gözüme yol yavaş yavaş...>>


Acep hiç mi bahar görmez

Acep hiç mi bahar görmez
Toprağı bizim bağların
Uyanmaz asla göğermez
Yaprağı bizim bağların

Her mâhta gelse bir bahar
Ne saatında gül-i zâr
Ne gül var ne bülbül ne har
Otağı bizim bağların

El bağında açılmış gül
Gülünde ötüyor bülbül
Baş göstermiş bir tek sümbül
Gam dağı bizim bağların

Cümle bağlar olmuş düzen
Bahçıvan sen bağda bezen
Büsbütün harami gezen
Yığnağı bizim bağların

Sümmani berdardan gelir
Ne gelse Settâr'dan gelir
Âb u zehri mardan gelir
Pilağı bizim bağların...>>


Açıldı ihya meydanı

Açıldı ihya meydanı
Gelene essalâ bu gün
Bezl-i vücut için cana
Salana essalâ bu gün

Eğer ervah eğer kalam
Eğer salat eğer selâm
Açıldı sancağı âlem
Alana esselâ bugün

Hakikat ilminin ihyası
Tecelli lûtfun kimyası
Bu bahre süren kavrası
Dalana esselâ bu gün

Kimi mahzun kimi memnun
Kimi mahrum kimi mahzun
Bu demde cura-i kanun
Çalana esselâ bu gün

Bu demdedir sahip huruç
Sümmâniyi olmasın pûç
Âdû ekberin kılıç
Çalana esselâ bu gün...>>


Akıl ermez şu feleğin işine

Akıl ermez şu feleğin işine
Kimi zevk-i sefa ziynet bulamaz
Kimisi düşmüştür mal telaşına
Kiminin malı çok rahat bulamaz

Kimisi okumuş kimisi yazmış
Kimi marifetli cevaplar düzmüş
Kimisi şekerli taamdan bezmiş
Kimisi bir parça nimet bulamaz

Kimisi dokumuş kimisi satmış
Kimisi anlamış zihnine yatmış
Kiminin yılkısı dağları tutmuş
Kimisi binmeye bir at bulamaz

Sümmani yanmıştır firkate nâra
Sevda onu koymaz çıksın kenara
Ona derler niçin gitmezsin yâre
Hiç demezler Hak'tan ruhsat bulamaz...>>


Âlemi celbeder emr-i irade

Âlemi celbeder emr-i irade
Eğleşmek olmuyor yaran elveda
Redi gama düştüm hadden ziyade
Yâr-ı garım sadık ihvan elveda

Zamanı âhire uğradı müddet
Kesildi ben için ol istirahat
Atar yandan yana dâne-i kısmet
Bezl-i can ettiğim mekân elveda

Adalette kadim gördüm Faruk'u
İkrarından evvel gördüm Sıddık'ı
Gönül talep eder hak ve hukuku
Sagir kebir sabi sibyan elveda

Bir ben değil bütün âlem pür savaş
Kûtb-i ilâhiden Şem'a bu ateş
Hasılı akraba kavim ve kardeş
Gönül ayrı düştü yâren elveda

Arzum da kârım da ağyara karşı
Yolunda vermişim ten ile başı
Emanet silahın toprağı taşı
Hasılı vesselam her yan elveda

Sümmani gönlümün âlemde âhı
Hıfz eyle yanında Kadir ilâhı
Açıldı biz için hasretlik râhı
Gönlümde sevdiğim sır can elveda....>>


Bâdesiz sarhoş olmuşsun

Bâdesiz sarhoş olmuşsun
Sen hangi sevdadan gönül
Ya kime meftun olmuşsun
Haber ver künyeden gönül

Sen sana sahip danesin
Adam ol gül-i rânasın
Şahinsin sedef danesin
Doğanda anadan gönül

Gezer misin sahraları
Arar mısın Leylâ yâri
Özünde bul bir şikârı
Çekil bu sevdadan gönül

Adam olsan baht ulusun
Yâr olsan yârin gülüsün
Hangi bağın bülbülüsün
Haber ver sabâdan gönül

Teslim ol her emre inan
Hal ehlin rengine boyan
Elverir hayadan uyan
Şu fi'li fenadan gönül

Gezme dünyada beyvâna
Çalış eresin nişana
Yüzünü döndür Rahman'a
Ayrılma rızadan gönül

Memnun et sultanı hanı
Hoşnut et Gevher Kân'ı
Ara bu ezel mekânı
Sefer et dünyadan gönül

Derviş ol taşı teberi
Dolanma böyle serseri
Kaçır sen âdû ekberi
Tendeki haneden gönül

Ara Sümmani bir kârı
Dolanma ağyar diyarı
Özünde bul bu şikârı
Yâd etme sineden gönül...>>


Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var

Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var
Götür bu nâmemi dildâre söyle
Herkesin derdine odur giriftar
Bilir bilmez değil izhâre söyle

Yürü bâd-ı sabâ yar vatanına
Büst et likâbını düş dâmenine
Reddeylemek düşmez onun şanına
Eylesin derdime bir çare söyle

Bilir bâd-ı sabâ gam vatanlıyam
Çünkü gözü melül garibanlıyam
Ciğeri hûn olmuş çeşm-i kanlıyam
Arz et arz-ı hâlim var yâre söyle

Arzum var râhında hasret öldürme
Derdim artır ağlat beni güldürme
Bu sır sukkâsıdır yâra bildirme
Fâş etme bir yerde öz yâre söyle

Sıddık'a Faruk'a Hak yâre danış
Osman-ı Zinnureyn Haydar'a danış
Verirseler ruhsat Muhtar'a danış
Mürüvetkânıdır Hünkâr'a söyle

Şirindir kadimdir mahbûb-ı dildar
Kapında yaveri Hazret-i Muhtar
Damadı Şehriyar ey nur-i Haydar
Al-bâd-ı sabâdan var yâre söyle

Sefahat bir derya nedir işaret
Sümmani cürmüne âh eder elbet
Bizden sehv ü hata O'ndan mağfiret
Kelâmın göğçektir Gaffar'a söyle...>>


Bana himmeti lâ olan arifin

Bana himmeti lâ olan arifin
Menfaat madeni zarı kendine
Aselinden pay vermeyen canlı ne
Ehl-i hüner etmiş arı kendine

Bir güzel bağ gördüm hoştur çiçeği
Bahçıvan bilmez mi burcu göçeği
Bağın bâr vermektir asıl gerçeği
Zahmeti ne için barı kendine

Gül odur ki çar etrafı harlana
Şeydâsı başında geze zârlana
Tüccar odur gulamlar barlana
Neye benzer erin kârı kendine

Gül dalında bülbüllüğe zağ olsa
Bülbül mü demeli şeydâ yok olsa
Her ne kadar cebin cesim dağ olsa
Verir tipi boran karı kendine

Sümmani ne demden verdin rivayet
Bilene ibrettir bilmeze sohbet
İster hesna olsun isterse hoyrat
Herkesin mahremdir yâri kendine...>>


Benim yazım bilmem ak mı kara mı

Benim yazım bilmem ak mı kara mı
Hiçbir tabib sağaldamaz yaramı
Yüksek yüksek dağlar almış aramı
Kavuşmamız oldu muhal ağlarım

Kanadım yok uça uça varayım
Dağlara taşlara bir sorayım
Mümkün değil artık yüzün göreyim
Yâdıma geldikçe bu hal ağlarım

Derdim gamım ey Sümmani tükenmez
Acılaştı hayat meyvası yenmez
Gönül evi yıkılmıştır şenlenmez
Hayatımı sarmış melal ağlarım...>>


Bi namaz dost olabilmez

Bi namaz dost olabilmez
Dostuna düşman gezer
Sureti âdemdir amma
İdrakinde hayvan gezer

Nice ki hayatı vardır
Kalıbında insan gezer
Kilâbı lahmından berbat
Cesedi bfnamaz gezer

Derûni şehrine baksan
Vesveseler otağıdır
Vechinde biten tüyleri
Ardıçların yaprağıdır

Nerde bir mazarrat iş var
Sarılır da şikâr eder
Der Sümmani merduddandır
Hücceti bi namaz gezer...>>


Bilmezsin ilm ü ibare

Bilmezsin ilm ü ibare
Lisanda mahzun olursun
Bir ibare bir dubâre
İrfanda mahzun olursun

Sen sana bak eyle yazık
Tebdil tutup al sen azık
Sefinen çıkarsa bozuk
Deryada mahzun olursun

Sen sana bak eyle nazar
Sen sana bak kime benzer
Sermayesiz açma bazar
Dükkânda mahzun olursun

Refik olursan hizana
İşin uğramaz düzene
Tohum ekersen hozana
Harmanda mahzun olursun

Sümmani söyler eş'arı
Her yerde açmaz esrarı
Benim demezse muhtarı
Divanda mahzun olursun...>>


Bir adam başına mürit olamaz

Bir adam başına mürit olamaz
Varıp bir kâmile danışmayınca
Candan geçmeyince canan bulamaz
Gönül her eşyaya karışmayınca

Kâmiller sevmezler kendi payesin
Onlar kaldırmışlar dünya riyasın
Kimse bilmez hiç kimsenin mayasın
Onla kalkıp düşüp konuşmayınca

Sümmaniyem görmedim hiçbir sefa
Her sefa dalına konmuş bin cefâ
Her ne istedinse yokdurur vefa
Tarikat kulpuna yapışmayınca...>>


Bir dem kararın yok dağlar başında

Bir dem kararın yok dağlar başında
Nice bir Mecnun'a dönersin gönül
Cümle halkı âlem kendi işinde
Sen aşkın nârına yanarsın gönül

Cevherini her sarrafa satmazsın
Gece gündüz gamda yanıp yatmazsın
Belli bir mekânda karar tutmazsın
Her dem daldan dala konarsın gönül

Bülbüle işaret olsa gülünden
Güzel güzel mâni söyler dilinden
Hecrâi bfvefâ yârin elinden
Zehri nûş eyleyip yanarsın gönül

Sümmani bilmedin ceşm-i siyahı
Kendine yâr etme zâr ile âhı
Yükseklere çıkıp gâh ü bfgâhı
Gâh olup alçağa inersin gönül...>>


Bir dilbere müptelâyım ezelden

Bir dilbere müptelâyım ezelden
Derd ü gama kattı âh u zâr beni
Ciğer kebap oldu ne gelir elden
İflah etmez daha intizar beni

Bana derler ateşin yok közün yok
Daha yâr yanında senin yüzün yok
Yokladım kalbimi bir kem sözüm yok
Yâre şekva kılmış ruzigâr beni

Aradım bulamadım kendime mekân
Nerde bir gül görsem etrafı diken
Bende bu âh yârda o baht var iken
Korkam hasret koya kara yer beni

Sümmâniyem kendi kendim üfledim
Şadlık taksiminde yattım ufladım
Yârin fikir defterini yokladım
Bundan sonra yazmış ihtiyar beni...>>


Bir dilberin mecnunuyum

Bir dilberin mecnunuyum
Cesette canı yandırır
Ben derdimin meftunuyum
Bilse Lokman'ı yandırır

Mürüvvet kanidir huyu
O yâr daim sever hû'yu
Likâbından çıkar mûyu
Şemsi tabanı yandırır

Kim o yârin yarasında
O kalmaz yüz yarasında
İki kaşın arasında
Olan irfanı yandırır

O hûba yanan âşıkan
Gözüne hor olur cihan
O dilberde olan nişan
Huri gılmanı yandırır

O hûbân Ali Ekber'dir
O mahbub zâtı serverdir
O dilber nuru berdârdır
Ehl-i imanı yandırır

Kapında zayıf Sümmani
Lütfundan gözler ihsanı
O sultanın arzumanı
Kün fe-yekûnu yandırır...>>


Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı

Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı
Konar ol gönüle aşkın noktası
Mahbubuna uygun olsa odası
Gönül mahbubundan vaz nice gelir

Âşık olmadım ki nazı bileyim
Kovanda arı yok güzü bileyim
Ganem yok sürüde yazı bileyim
Neden idrak edem yaz nice gelir

Abdallar giyer mi mesti papucu
Sümmani der cana mahbub sancı
Mahbub sarabilmez tambur çalıcı
Huzuru mahbuba saz nice gelir...>>


Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da

Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da
Boyu selvi yanakları al gelin
Hiçbir yerde karar kılmaz haftada
Boyu selvi yanakları al gelin

Ne gökçek yaratmış anı Hiidası
Nezâket beslemiş hanım anası
Cennette huriye benzer siması
Boyu selvi yanakları al gelin

İnsan yerde gezer kuşlar havada
Göğsün düğmelemiş eller havada
Senin gibi hiç bulunmaz ovada
Boyu selvi yanakları al gelin

Sümmaniyi sen eyledin yolundan
Bir cevap vermedin nazik dilinden
Bir su ver içeyim kibar elinden
Boyu selvi yanakları al gelin...>>


Bir menzile başa kadar varmasan

Bir menzile başa kadar varmasan
Sen o yola kervan olsan ne fayda
Bir dilberin sinesine konmasan
Hayal ile mihman olsan ne fayda

Bir yazı ki kara olur kalemde
Sözü hor görünür her bir kelâmda
Bir güzel ki seni sevmez âlemde
Ya sen ona hayran olsan ne fayda

Arâbi Farisf dilin olmasa
Bülbüle münasip gülün olmasa
Asla bir meslekte elin olmasa
Dava ile sultan olsan ne fayda

Deli gönül bir isyandan beridir
Bir ah çeksem dağı taşı eritir
Her bir güzel bir yiğidin yâridir
Elin güzeline baksan ne fayda

Sefil Sümmani gel Hakk'ı zikreyle
Verdiği nimete daim şükreyle
Yaman kişi ta ezelden fikreyle
Başa geçip pişman olsan ne fayda...>>


Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna

Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna
Dir olmasın âh ü feryada gelsin
Diler ise kurban olam ben ona
Koçak kuzu gibi feryada gelsin

Kâr etti canıma hasretin âhı
Bulmadım çaresin azmetti râhı
Gönül talep eder o vech-i mâhı
Beni derde salan Leylâ da gelsin

Der Sümmani yaşım döndü Fırad'e
Öyle kalem çalmış emr-i irâde
Her kim yetirirse beni murada
Dilerim Cennet-i Âlâ'da gelsin...>>


Bir vefasız dilber aldattı beni

Bir vefasız dilber aldattı beni
Serimi sevdaya saldı eyvah ey
Yine tazelendi eski yaralar
Düşmanlar halime güldü eyvah ey

Ben sana ne dedim ey kaşı keman
Şâd ettin cihanı dillere destan
Gülşeni hüsnünde bağı gülistan
Gülden dudakların güldü eyvah ey

Sümmani biçâre kadrin bilen yâr
Çok mu çekeceğim derdin yalan yâr
Evvel benim ile deyüp gülen yâr
Şimdi ırak yerde kaldı eyvah ey...>>


Bu fâni dünyayı ziynet etmeden

Bu fâni dünyayı ziynet etmeden
Yarattı fazlından nuru bir Hüdâ
Mağrip meşrik zemin semâ dört köşe
Altı günde bina kurdu bir Hüdâ

Fâl içinde affeyledi Yunus'u
Fark etmedi gece ile gündüzü
Hak yaratmış Ay'ı Gün'ü yıldızı
Bu dünyanın şölvekârı bir Hüdâ

Sümmani aşk ile eyle bir adet
Yedi tamu vardır sekiz de cennet
Yaratmıştır yetmiş iki mahlûkat
Aziz kıldı Peygamber'i bir hüdâ...>>


Bu gün vardım dost bağına

Bu gün vardım dost bağına
Ne hoş gelir cûşun bülbül
Açılmış güller müzeyyen
Ya nedir telâşın bülbül

Bülbülün çektiği zardır
Arada vasıta hardır
Hakk'ın dört bin ismi vardır
Sende mevcut meşki bülbül

Bini Tevrat'ta beyandır
Bini Zebur'da ayandır
Dört kitapta dört bin tamdır
Dumanlıdır başın bülbül

Bülbülün ne fikri vardır
Daim hamdi şükrü vardır
Dört bin isme zikri vardır
El zanneder bir kuş bülbül

Bülbülün çektiği âhdır
Aşkın sırrına agâhtır
Muradı Celâlûllah'tır
Akar gözden yaşın bülbül

Sen bülbülsün doğru rahta
Arzun var Cemâlûllah'ta
Artar feyzin sehergâhta
Kimse bilmez işin bülbül

Bülbül ne hayal hâbında
Nûşi var aşkın âbında
Daim sen rıza babında
Sümmani olsa eşin bülbül...>>


Bu ne esrar idi bu ne gam idi

Bu ne esrar idi bu ne gam idi
Azat eyle beni divan aşkına
Doksan dokuz dert sinemde tam idi
Derde dert artırır Lokman aşkına

Varıp yalvarayım vezir ü hana
Valinin korkusu kâr etti cana
Ya katleder ya da atar Taşhan'a
Bahrin garip garip zindan aşkına

İfadeye layık yoktur lisanım
Ihâfe burcunda titreşir canım
Öldüğüme gam yemem gözler cananım
Affeyleyin ol civanım aşkına

Kulundur Sümmani eyle merhamet
Sahabet kanisin gözle mürüvvet
Dilersen affeyle dilersen cellât
Lutfeyleyin Keremkan'ın aşkına...>>


Bugün cana tesir eder

Bugün cana tesir eder
Devri devranı bağların
Saz gelince gûsse gider
Benim hayranı bağların

Demi vakti sebâlardan
Devir al abalardan
Der kenar olmuş şıtâdan
Gelmiş ihsanı bağların

Ne demdir dost bârigâhı
Kimi güler kimi âhı
Bezetmiş Kadir İlâhı
Güler yeksanı bağların

Bağı kayıran baht ulu
Var mı serde dostun gülü
N'olur olsa bir bülbülü
Gulâm Sümmani bağların...>>


Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin

Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin
Bu hale müşterek sulb-i pederin
Tamam beş mâh oldu yoktu haberin
Bir sihhat haberin vatana gönder

Kardeşin ahbabın kılmaktadır zâr
Bilmem ara yerde küskünlük mü var
Yoksa terk-i vatan etmek mi efkâr
Kebirin unuttun sübyanan gönder

Mevlâ kula vermiş iradesini
İhtiyar eylemiş müsadesini
Dinle bu evragın ifadesini
Akşam gelir sabah yaz bana gönder

Sümmani bu derde olmuştur mecnun
Sizler ne fikirde ne hâle meftun
Sebeb-i vücudun istersen memnun
Bir sihhat haberin atana gönder...>>
[SIZE="4"][B][SIZE="4"][COLOR="Red"]● Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk[/COLOR][/B]


● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

M.K.Atatürk
Son Düzenleme: 10/10/2011, 10:58, Düzenleyen: *katre*.
Posting Freak
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
Aşık Sümmani "Ervah-ı ezelde levh-i kalemde" - YouTube
[B]


Hüseyin Sümmanioğlu - YouTube

Aşık Sümmani'den - YouTube



**************************************************************

Her bedenin, "Ervah-ı ezelde levh-i kalemde" kaderini yazdılar Sad[/B]
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Son Düzenleme: 28/02/2012, 05:50, Düzenleyen: Y O L C U.
Member
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
[FONT=verdana] Kadir Mevlam Nasip Eyle Sılayı

[FONT=verdana] Gurbet elde bir hal geldi başıma,

[FONT=verdana] Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.

[FONT=verdana] Koymaz felek koymaz gidem eşime,


[FONT=verdana] Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.



[FONT=verdana] Kağıdım yok yazam yare gönderem,

[FONT=verdana] Yanık arzu halim kime bildirem,

[FONT=verdana] Hançer alıp kendi kendim öldürem,

[FONT=verdana] Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.



[FONT=verdana] Huma kuşun yere düşüp ölmedi,

[FONT=verdana] Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı,

[FONT=verdana] Dönem gidem dedim nasip olmadı,

[FONT=verdana] Kadir Mevlam nasip eyle sılayı.



[FONT=verdana] Sümmanı bu, bunu böyle buyurdu,

[FONT=verdana] Ayrılık donunu alıp giydirdi,

[FONT=verdana] Ayrılamam dedim,felek ayırdı,

[FONT=verdana] Kadir Mevlam nasip eyle sılayı

Y [FONT=verdana]er Beni Beni
[FONT=verdana]
[FONT=verdana]Kalkın verin şu aşıkın sazını,

[FONT=verdana] Nasihat eylerse tutun sözünü.

[FONT=verdana] Ejderha misaki açmış ağzını,

[FONT=verdana] K orkarım yutacak yer beni beni.



[FONT=verdana] Şimdi menzilimiz yüceden yüce,

[FONT=verdana] Çok mesarif edip girmeyin borca,

[FONT=verdana] Varından ziyade bir altın harca,

[FONT=verdana] Sarıp gül kefene koy beni beni.



[FONT=verdana] Yaktı yüreğimi şu hasret abı,

[FONT=verdana] Akıttım gözümden kan ile habı,

[FONT=verdana] Avuçlayıp yerden alın turabı,

[FONT=verdana] Savurun başıma vay beni beni.



[FONT=verdana] Sümmani dünyadan uçmuş gidiyor,

[FONT=verdana] Ecel şerbetinden içmiş gidiyor,

[FONT=verdana] Cümle yarenlerim kalmış gidiyor,

[FONT=verdana] Mahşerde görürsüz siz beni beni.







[FONT=verdana]
Açtı
Derdi cananıma kıldım şikayet

[FONT=verdana]
Sevgilim bahtıma gör ne fal açtı

[FONT=verdana]
Tahammül etmeye kalmadı takat

[FONT=verdana]
Bu sevda serimde kıvl-ı kal açtı
Yüz tutmaya haki payi görünmez

[FONT=verdana]
Cemalin mürdeye mahı görünmez

[FONT=verdana]
Ben deryaya baktım rahı görünmez

[FONT=verdana]
Bazı sağ gösterir bazı sol açtı
Sümmani bu derde oldu müşterek

[FONT=verdana]
Kul ermez maksuda meğer everek

[FONT=verdana]
Bugün birgün yarın iki diyerek

[FONT=verdana]
Yar siyah zülfümde beyaz gül açtı





[FONT=verdana]
Baka Baka
Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım

[FONT=verdana]
Aşkın ocağına köz baka baka

[FONT=verdana]
On birinde ben ustamdan vird aldım

[FONT=verdana]
Guş verdim kamile göz baka baka
Laleyi sümbülü giyinmiş dağlar

[FONT=verdana]
Gitti şita geldi müzeyyen çağlar

[FONT=verdana]
Uyandı ağaçlar bezendi bağlar

[FONT=verdana]
Bizlere gelmiyor yaz baka baka
Kan ağlar dideler nem ile geçti

[FONT=verdana]
Arzusun bulanlar dem ile geçti

[FONT=verdana]
Şu bizim tecelli gam ile geçti

[FONT=verdana]
Tutmadı gönlümüz söz baka baka
Canan der ki maksut ili görünmez

[FONT=verdana]
Perişan bağrımın gülü görünmez

[FONT=verdana]
Yar der ki Sümmani kulu görünmez

[FONT=verdana]
Usandım canımdan öz baka baka
Eyle
Gözden ırak düşen gönül güzeli

[FONT=verdana]
Unutma bizleri sadakat eyle

[FONT=verdana]
Değil gurbet elde ezel ezeli

[FONT=verdana]
Severiz biz seni adalet eyle
Vefasızlık etme yakışmaz sana

[FONT=verdana]
Güzelce hizmet et yola erkana

[FONT=verdana]
Hasret ü firkatin kar etti cana

[FONT=verdana]
Üç beş kelam söyle mürüvvet eyle
Aşkın yine verdi gam efkarıma

[FONT=verdana]
Firkatin dağ gibi çöktü serime

[FONT=verdana]
Bir şifa görmedim can ciğerime

[FONT=verdana]
Gel sen derman eyle kemalet eyle
Nizam ehli ol ki bulasın rağbet

[FONT=verdana]
Fakir Sümmani’ye hoş eyle hizmet

[FONT=verdana]
Vefanın emridir düşküne hürmet

[FONT=verdana]
Gel güzel gel etme mürüvvet eyle
[FONT=verdana]




[SIZE="4"][B][SIZE="4"][COLOR="Red"]● Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk[/COLOR][/B]


● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

M.K.Atatürk
Member
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
Usandım
Çoktan beri terk-i vatan olmuşum
Diyarı gurbette candan usandım
El kahrı çekmekten ömrüm hiç oldu
Aktı çeşmim yaşı nemden usandım
Deli gönül ister dağları aşa
Dünyada ne kaldı gelmemiş başa
Benim gam yükümü yüklesem taşa
Taş da dile gelir senden usandım
Canım kurban olsun mert oğlu merde
Bunca emeklerim hiç oldu nerde
Sümmani göç eyle durma bu yerde
Ay yıl hafta değil günden usandım
Kime Sual Edem Kimden Öğrenem

Kime sual edem kimden öğrenem
Göstere cananın yol kapısını
Cananım var iken ben kime gidem
Canandır gösteren mal kapısını

Bir dilber sevmişim göze görünmez
Bahçıvansız bağın gülü derilmez
Yağma yoktur sır şehrine girilmez
Girmek ister isen bul kapısını

Divaneler kendi kendin öğerler
Nihayet huzurda boyun eğerler
Şüphe yoktur gelir kapın döğerler
Eğer döğmüş isen el kapısını

Sümmâni'yi kayır girdiği rahtan
Asla ayrılmadı hicrandan âhtan
Her ne ister isen iste Allah'tan
Derde deva umma kul kapısını

Ta ezelden beri bir güzele meftunum
Dostlar bu aşk etti pek bizar beni
Yitirdim Leylamı ben bir Mecnunum
Yıllar var terketmez ah-ü zar beni.
Bana derler alevin yok közün yok
Bu dünyada itibarın sözün yok
Yokladım kendimi bir kem özüm yok
Yare şekva kılmış rüzigâr beni
Sümmani'yem kendi kendim okladım
Şadlık taksiminde ismim sakladım
Yarin fikir defterini yokladım
Yazmış bundan böyle ihtiyar beni.


FANİ DÜNYA
Bahar gelir yine karşı dağlara
Mor menekşe lale bitmek içindir
Bülbül figan eder iner dağlara
Bir gül goncasile yatmak içindir.
Ezelden bu dünya fanidir fani
Bu gün vardık yahu, ya yarın hani?
Hak bize çok verdi aklı izani
Aşka daima hizmet etmek içindir.
Hey ağalar gönül asla tek olmaz
Konar, göçen hiç kimseye yük olmaz
Can emanet, bir kimseye mülk olmaz
Bu dünyaya gelen, gitmek içindir
KAPISINI
Kimlere sorayım nasıl edeyim
Canana ulaşan yol kapını
O afet var iken kime gideyim
Canandır gösteren yol kapısını
Fazilet, kemalet maksude yoldur
Halkeden haliktir halk olan kuldur
Muhabbet aşkile gönlünü doldur
Kapa kemlik denen sol kapısını
Aşıka muhabbet fazla görünmez
Bağçivansız bağın gülü derilmez
Gönül bahçesine kolay girilmez
Girmek ister isen bul kapısını
Aşıklar maşuka boyun eğerler
Ahdine sadakat gösterir erler
Bir gün olur gelir kapun döğer
Döğmüş isen eğer el kapısını.
Sümmani bihaber değil bu rahtan
Asla kurtulmadı hicrandan ahdan
Her ne ister isen iste Allah'tan
Yanılıp da çalma kulun kapısını.
OLMAZ
Tövbekar ol, gönül tariktan çıkma
Namertten şefaat şifadar olmaz
Eylik eyle sakın, bir gönül yıkma
Görüşme kötüyle, onda ar olmaz.
Dinleme dünyanın kil-ü kalini
Gözetle kamilin bir kemalim
Düşürme üstüne el vebalini
Zira böyle kişi bahtiyar olmaz.
Namertler içinden hicret et durma
Yapacağın hayrı kimseye sorma
Kişi zadelikle kendini kurma
Mezartaşı ile iftihar olmaz.
Sümmani ah edip sararıp solma
Gelen tanrıdandır kimseden bilme
Sevilen bir yere çok gidüp gelme
Kesilir muhabbet itibar olmaz.
HACI BABA
Madeni âli abadır
Erkânı Hacı Baba'nın
Elçisi bâdı sabâdır
Mihmanı Hacı Baba'nın
Bütün mü'minler gülüdür
Feyzi ile Beğtülüdür
Er bağının bülbülüdür
Gülşeni Hacı Baba'nın
Hazret-i Rüfai'dir
Nazargâh-ı mir'atı
Bize şifadır sıfatı
Her yanı Hacı Baba'nın
Cümle uşşakın gülüdür
Tûri Sina sümbülüdür
Kapında zaif kuludur
Sümmani, Hacı Baba'nın
GÖRÜNDÜ

Eller bülbül olmuş yârın bağına
Bize ol gülşenden çıkmak göründü
Bir türlü ermedim dost otağına
Dembedem bedene yıkmak göründü

Dünyada görmedim bir sadık demi
Bahr-i Ceyhun olmuş dü çeşmim nemi
Bunca yıl besledim bu bedenimi
Artık bundan böyle bıkmak görÜndü

Sümmani sadık ol dönme bu işten
Ezel nuş eyledin cam-ı elest'ten
Canana bir kuştur uçtu kafesten
Bize peşi sıra bakmak göründü

AĞLARIM

Bir vakit beraber gezdiğim dilber
Şimdi ayrıldı da ondan ağlarım
Severdim ben onu ezel-be-ezel
Yaktı beni nar-ı hicran ağlarım

Her köşeden gül kokusu duyardım
Her görüşte başka lezzet alırdım
Gâh o bana gâh ben ona uyardım
Şimdi onlar oldu yalan ağlarım

Tatlı tatlı konuşurduk gülerdik
Gönül bahçesinden güller dererdik
Baş başa verir de gönül eğlerdik
Şimdi başkalandı devran ağlarım

Ela gözden kara kaştan ayrıldım
Hem ahbaptan hem yoldaştan ayrıldım
Ahu gözlü nazlı dosttan ayrıldım
Onun için durmam hemen ağlarım

Dolaştırdık bahçelerde bağlarda
Sümmani o günler kaldı hep orda
Seneler bağrımı gelir dağlar da
Onun için zâr ü giryan ağlarım



KOŞMALARINDAN SEÇMELER *

Ezel bahar gelse ulu dağlara
Aheste aheste karı incitir
Çok da çok aldanma nefsin fendine
Galip gelir bir gün arı incitir

Bu derdin elinden çıkam dağlara
El ulaşmaz inem tıfıl çağlara
Gel inanma çiçeği çok bağlara
Nasib olmaz ise barı incitir

Tam ihlassız muhabbete dem olma
Abdal olup şerafete bent olma
Her hayırsız ticarete bent olma
Zarar gelir bir gün karı incitir

Her sail göremez dosdoğru rahı
Fehm ü idrak etmez şerefli mahı
Kendi tecellisi kendi talihi
Sümman gibi günahkarı incitir

****

Kamil kelamına bend olan insan
Guş verir her zemen kulak devirir
Her hub-i güzelden diler bir nişan
Zannetme lezzet-i dudak devirir

Havaymış dünyanın zevk-i zinneti
Yoktur asla bu dünyanın rahatı
Bunca saltanatta bulan devleti
Yine bir baldırı çıplak devirir

Sümmani ola emelin temeli
Kişiye mal olan kendi ameli
Kul beştir, değil tamamdan hali .
İnsanı bir avuç toprak devirir

***

Ey ağalar size tarif edeyim
Sim ü zer sahibi gonca gül olur
Sözü iki olmaz insan içinde
Söylediği lisan hemen balolur

Mevlam fırsat verme asla bedbaha
Hiç aman vermez ki çıkam sabaha
Yiğidin borçlusu gelse kabağa
Aslı koçak olsa rengi kül olur

Sümmani her daim Hak'tan dilese
İnip aşkın deryasım boylasa
Yiğidin koynunda harçlık olmasa
Aslı bülbül olsa dili lal olur

***

Bugün ben bir şehre vardım
Mekanı ona hu diyer
Kurulmuş çarşı pazarı
Dükkânı ana hu diyer

Hakk'a doğru dost dilleri
Renginde dikeni, gülleri
Tevhid okur bülbülleri
Gülşanı ana hu diyer

O şehrin nedendir rahı
Nedendir şemsi ve mah-ı
Mezbut anın tahtagâhı
Sultanı ona hu diyer

O şehirde nedir âlem
Oradadır daru'l-İslam
Orada nutk eder kelam
Lisanı ona hu diyer

O şehir kimin nazarı
Bilir babına güzanrı
Doğrudur çarşı pazarı
Herbanı ona hu diyer

Orda Kırım alış verişe
Harc olunmaz zer, gümüşe
Orda biter her yemişe
Fidanı ona hu diyer

O şehrin kıymeti varı
Orya komazlar agyarı
Etrafı burcu hisarı
Eyvanı ona hu diyer

O şehre kondur hünkârı
Meşhur ettikçe Muhtarı
Sümmani ona hu diyer
* Narmanlı Âşık Sümmani Hayatı Ve Eserleri, Abdülkadir ERKAL, iST., 1998
MÜSTEZATLAR

-1-

Ola mı abdi ola da olmaya efkar
Var iken Hünkar

Elbette gülolan yerde şeyda çeker zar
Gülde biten har

Her kimin ki derununda kadimdir derdi
Mevla'dır verdi

Derde daim olanların giışi haberdar
Etmemiş inkar

Bir gönül ki dost iledir dil çeker ahı
Lutfeder şahı

Dil erişir dilaraya olsa tövbekar
Dost eder nazar

Bir kula ki yar olsa lutf-u İlahi
Tutar dergahı

Dergahında mahrum koymaz Hazreti Muhtar
Damadı Haydar

Rahmeten-lil alemin'dir habibim Ahmet
Biz zayıf ümmet

Sen onun ismin e affet cürmümüz Settar
Ey ismi Gaffar

Sümmani'yem geçti günüm elde tutar yok
Sende kerem çok

Sen fazlınla affetmezsen netsin günahkar
Gideceği yâr

-2-

Aşığa aşkın ateşi gör ne yaradır
Derede çaredir

Aşkı olmayan beyvane bey biçaredir
Amma avaredir

Her kimde ki la görünür ilm-i ibare
Feyzi idare

Halledemez kelamını yüzü karadır
Fikri mudaradır

Yağma etsen aşık bağını yadan olmaz
Fikrine salmaz

Çünkü anın iştiyakı ahi parider
Meyli zaredir

Her kim ki sahiptir yahu kendi özüne
Gitmez izine

Elbette o giışların arzusu zaredir
Sanma ki haredir

Yüzleri dost özleri düşmana aldanma
Ne derse kanma

Çünkü anın fi'ili bozuk deli dubaradır
Cismi maredir

Yar için can feda edip sakın usanma
Gayriye yanma

Gayriye gönül verisen yar nicedir
Mülkün oradır

Kaza-i Narman bize dünyalık mekan
Tenhaya diken

Bunca küddet geçirdiğim Samikaledir
Kal'a ibaredir

SebavetÜn Hüseyin'dir mahlasım Sümman
Pederim Hasan

Tevellüdüm seksen yedi andan sonradır
Meslek şuaradır
GAZELLERİNDEN SEÇMELER

-1-

Atar bu sinemde daim ahı mah-ı Muharremde
Bağlanır sürür bendinin rahı mah-ı Muharremde

Çekerler hun yakarlar can ederler ehl-i der olan
Bu gamda gam kişi olurlar ervahı mah-ı Muharremde

Lerze tutar zemin sema düşer dadıyle feryada
Her huban şehit ettiler şahı mah-ı Muharremde

Layık mıdır bu hakaret şüccet ali izzete
Bu feyzin şahı izzet dergahı mah-ı Muharremde

Kabe ehl-i bütün vardı kılalar deşti Kerbela
Açıldı rızay-ı feyzin müta i mah-ı Muharremde

Dokundu ehl-i haceden şahın sinesine teber
Çün oldu böyle bir ferman İlahi mah-ı Muharremde

Yazıda kahr-ı hak etsin huzur-u dar-ı ukbada
Yeterdi zulmile arşa ahı mah-ı Muharremde

Niçe kasd etti zalimler o ceddi palti hünkara
Ya nice kılmasın Sümman vahı ah-ı Muharremde

-2-

İbtida halk oldu bir nur nerde mesken eyledi
Alemlerden sebabında ne seyran eyledi

Anın hükümet sebabında damladı bir katre ter
Ol terde çen güher bahr-i umman eyledi

Yedi kat gök yedi zemin yedi can üstündedir
Yedisine kudret-i Hak yedi mesken eyledi

Haşmetine nar yazandır lutufuna bağ-ı canan
Canan içre yazan Mevla hur-i gılman eyledi

Der Sümmani aslı nere bend-i bağda şeceri
Bâkide haram oldu Hak niçin fanide kan eyledi

-3-

Bad-ı saba sevdiğim dildare söyle derdimi
Dehani bal lebleri sükkare söyle derdimi

Öyle bir derde düşmüşüm gayrıdan ilacı la
Şüphesiz odur derdime çare söyle derdimi

O benim şah-ı ekberim ben onun gulamıyım
Hazreti nur-u Ali ebrare söyle derdimi

İştiyakım derd-i ahım arzumun meftunuyum
Şehriyar-i şah-ı dil hünkare söyle derdimi

Sümmani sevdiğin mahbub duhan-ı kimyasıdır
Ol mürüvvet madeni Muhtare söyle derdimi

-4-

Çar anasırdan halketti ta ezel Hak Ademi
Cennetten sürgün ettiler hake bastı kademi

Çıktı Sarendip Dağı'nda ah u figan eyledi
Affetti Mevla günahın murat aldı encamı

İsmail sahrada doğdu çünkü Hacer anneden
Ayağını yere vurup izhar etti zemzemi

Camesep ki cuş eyledi Şahmaran şerbetinden
Cümle çiçek sada verip anda yaptı merhemi

Çün Yunus'u yuttu semek kaldı umman içinde
Gece gündüz rica etti dedi «Gönder çaremi»

Geçirmeyip boş vaktini borcunu eda eyledi
Getirmedi lisanına asla dünya kelamı

Yakub'a hasretlik verdi Yusuf u Kenan için
Cihanı suça. gark etti Nuh'a yüzdürdü gemi

Der Sümmani muhabbetten hasıl oldu Muhammed
Anın için var eyledi on sekiz bin alemi

-5-

Ta ezel bülbül eyledim hare gönül ben seni
Her vechine müştak ettim nare gönül ben seni

Sen çektin ten iklimini her vakit ziyan için
Her müddet davet eylerim kare gönül ben seni

Göründü dil-i ruba etti aklım serseri
Hesabsız meth eylemişim yare gönül ben seni

Nerde bir çiçek görürsen ona feryad edersen
Korkarım ağır veririm kıra gönül ben seni

Ben sözümden rücu' etsem yar bana minnet eder
Sır ile suale kıldım şi're gönül ben seni

İşte ben el çektim böyle leb gül-i ranalardan
Var ise cehd eyle halim zura gönül ben seni

Sümmani sadık yarana nutk-ı nasihat eder
Nihayet suale ettim pire gönül ben seni

-6-

Yareliyem yareme yok dermanım senden gayri
Bülbülün görünmez bir gül gülşenim senden gayri

Dembedem feryad eylerim eürmümün ahvaline
Layık mı düşe cana figanım senden gayri

Reddeyleme arzu halim icra et efkarımı
Ya kime ifade edeyim sultanım senden gayri

Faydanız halk-ı cihana vasfetsem esrarımı
Bilirim yoktur cihanda ihsanım senden gayri

Seni cümlesinden lezin halkı eyledi lem yezel
Yoktur bu gönül şehrinde mihmanım senden gayri

Sümmani'yim bir ah ile bir reca bir canım var
Başka yoktur can içinde cananım senden gayri

-7-

Bir muamma söyledem ki mevlid-i fermanda var
Müstezel maksuda yeter sahib-i güranda var

Bazıda var bazıda yok tasdik et hilaf değil
Zahire söylenir amma mevcud-ı pünhanda var

Kah zeminde kah semada gezmesi mümkün değil
Nice iki dili bilir yeni dü lisanda var

Hermes-i seyrane değil gayret-i himmet için
İsmi vardır cismindedir şekli her mekanda var

İsmini bilir herkes cismini görmüş değil
Sümmani halık derseler hakkına ezel handa var

-8-

Canı canan yaktı ezel cana verdi yareler
Gayrıda himmeti ladır yarendendir çareler

Yaktı hicran ateşine teni rahında eğer
Kılar hasret kılıcını canda artar nareler

Canı canan yetirir araya girse aşka
Yarar işe yaran eder gösterir dildareler

Şan şecaat geçer yalan yadigar kılar ihlası
Senin sengine yazılır tarihi izhareler

Derdini ağlayanıara aşkı savrulur gider
Kişinin derdi lâ ise yar hanesin kareler

Sem-i gayret ile Sümman sırrını serde gizle
Sır dediğin ne eserdir tab eder seyyareler
[SIZE="4"][B][SIZE="4"][COLOR="Red"]● Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk[/COLOR][/B]


● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

M.K.Atatürk
Posting Freak
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
alıntı...
Erzurumlu Ünlü İsimler - Erzurum Hakkında Her Şey

Aşık Sümmani

Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Gönül perişandır alev-i alemde
Bir günümü yüz bin zara yazdılar

Sümmani'nin gerçek adı Hüseyin olup, babası Kasımoğulları'ndan Hasan'dır. 1861 yılında Erzurum ili, Narman ilçesi, Samikale Köyü'nde doğmuştur. Kendileri bu köye Kafkaslar' dan gelmişlerdir. Babası köyde çobanlıkla geçimini sağlamakta idi Hüseyin 10-11 yaşlarına geldiğinde, babasıyla birlikte çobanlık yapmaya başladı. Hüseyin'in genellikle danalarını otlattığı yer Ablaktaş'tır: Bir gün Şekerli Düzü' ne hayvanlarını otlatmaya tek başına gider. Hüseyin, kendisine doğru bir atlının geldiğini görür. Atlı, Hüseyin'e selam verir ve adını öğrenmek ister. Çok aç olduğunu söyleyip ondan ekmek ister. Köylerinde nerede misafir olabileceğini sorar. Hüseyin üç arpa ekmeğinin yarısını atlıya verir. O' nun bu cömertliği hoşuna gider ve der ki:

-Oğul, sana bir dua öğreteyim. Bu duayı kırk gün okuyacaksın. Yalnız yüz tane taş say, cebine koy. Her okuyuşta bir taş atarsın. Duayı kırk gün okur ve son gün Ablaktaş'a gider. Babası ise Cuma namazını kılmak için köyde kalır. Ablaktaş'taki çeşmenin yanında hayvanlarını otlatmaya bırakır. O da namaz kılmaya niyetlenir. Daha önce babasıyla burada namaz kılarlarmış Namaz vaktini anlamak için de kendilerine bir taş tespit etmişler. Güneş taşa isabet ettiği zaman öğle vakti olduğunu anlarlarmış, O gün de babasıyla yaptığı gibi kendisine taşı nişan eder ve Güneş'e bakarken uykuya dalar.

Uykusunda, çeşmenin başında kırk yeşil güvercin görür. Güvercinler birden kaybolur ve karşısında üç derviş belirir. Dervişler Hüseyin'e abdest aldırırlar ve birlikte namaza dururlar. Hatta bir dörtlüğünde der ki:

Vardım saf saf olup durmuş divana
Ben de el bağlayıp geçtim bir yana
Meylimi bağladım gari sübhana
O güzel Allah'ı gözler gözlerim...........

Daha sonra Hüseyin'i ortalarına alıyorlar. Hüseyin bakıyor ki. dervişlerden birinin elinde bir tabla, üç dolu bardak var. Derviş, bunları Hüseyin' in önüne getiriyor ve

-Hüseyin, bu şerbetlerden bir tanesini iç bakalım.

diyor. Hüseyin bardakların içindekileri şerbete benzetemiyor. Kendisini kandırdıklarını. Ona içki içireceklerini sanıyor. Ne kadar zorluyorlarsa da içmiyor Bunun üzerine birisi Hüseyin'in ellerini tutuyor. birisi de parmağını bardağa batırıp Hüseyin'in ağzına sürüyor. Tam bu esnada Hüseyin uykudan uyanıyor. Bakıyor ki, ne derviş var ne de şerbet. Fakat ağzında İnanılmaz bir lezzet hissediyor.

- Öylece bir daha uykuya dalıyor. Uykuda yine karşısına dervişler çıkıyor Tam eline bardağı alıp içmeye hazırlanıyor ki, dervişler şÃ´yle diyor:

-Oğul, buna aşk badesi derler. Sevdiğin kız aşkınadır. Kızın adı Gülperi'dir. Bedahşah kentinde Şah Abbas'ın kızıdır. Sen Onun. O da senindir. Birbirinize aşık maşuk'sunuz. Dervişlerden biri Gülperi'nin cemalini gösterir. Üç bardak Hüseyin'e. üç bardak ta Gülperi 'ye verirler. Yeşil mürekkeple yazılı bir kitap okuturlar.

Üç harf okuttular yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek.....

Hüseyin uykudan uyanır ki, ne Gülperi Han var ne de dervişler. Danaları da göremeyince köyün yolunu tutar. Köye varmaya yakın bir atlıyla karşılaşır,

-Hüseyin, korkma oğlum, sen ereceğine erdin. Bundan sonra senin mahlasın Sümman, dünyada kavuşmak senin için haram, der. Sümmani, anlam olarak "Sonuncu, sona ait" demektir.

Hüseyin köye varınca annesini,. babasını uyandırır. Babası da ertesi sabah. köylülere, çobanlığı bıraktıklarını söyler. Aradan otuz kırk gün geçer, günler geçtikçe aşkı da ziyadeleşir. Herkes. Onun hastalandığını, cin'e; peri'ye karıştığını sanır. O zamanlar sıra geceleri düzenlenirmiş. Bir akşam babasına yalvarır. gecelere katılmak İstediğini söyler. Babası da dayanamayıp götürür. Sıra Sümmani'ye gelince. bazı kimseler, O'nun çocuk olduğunu söyleyerek atlamak İsterler. Köylülerin teklifini kabul etmeyerek, türkü söylemek istediğini belirtir ve söze başlar:

Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan
Selam verdi geldi üç-beş dervişan
Lisanları bir hoş sedasın tek tek

Lisanları bir hoş eyler avazı
Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı
Dediler: Vaktidir kılak namazı
Aldılar abdestin edasın tek tek

Aldılar abdesti uyandım habran
Aslımız yapılmış hak ü turabtan
Üç harf okuttular yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek

Okudum harfini zihnim bu!andı
Yalelerim göz göz oldu sulandı
Baktım çar etrafa kadeh dolandı
Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek

Nuş ettim badesin gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yar yüzünde saydım üç beş bengini
Halhalın altında hırdasın tek tek

Dediler: Sümmani gel etme meram
Adamı çürütür dert ile verem
Sen içün dünyada kavuşmak haram
Hüdam böyle salmış kalemin tek tek

Koşma bitince köylüler şaşırır. Onun badeli Aşık olduğu anlaşılır. Fakat henüz saz çalmasını bilmemektedir. Babası ile bir gün Erzurum ' a giderler. Burada aşık kahvelerine devam eder. Sazın perdelerini ve tezene tutmasını öğrenir. Her akşam köylüyü toplayıp saz çalar. Günler ayları, aylar yılları kovalar Sümmani köyde duramaz ve sevdiğini aramaya karar verir. Önce KafKaslar'a. oradan İran'a gider. İran- Turan illerini dolaşır. Bedahşah'ı tanıyan, Gülperi'nin adını duyan bir Allah kuluna rastlayamaz Hint, Afgan topraklarına gider. Onun bir gurbeti yaklaşık beş yıl sürmüştür. Günlerden bir gün rüyasında pirini görür. Piri O'na Kırım'a bir geziye çıkmasını söyler. Sümmani yanına sofusunu alıp Kırım yolculuğuna çıkar Kışı Kırımda geçirir. Yaz gelince tekrar köyüne döner. Artık şair, hareket kabiliyetini yavaş yavaş kaybederek duraklama dönemine girmektedir.

Devrin büyük şairlerinden Erbabi'yi mat eder. Başarıları Erzurum Valisinin kulağına kadar gider. Bir süre sonra. Sümmani Pasof'a gider. Aşığı oradan Suskap köyüne Zülali'nin yanına götürürler. O sırada ünü Kars'ı, Ardahan'ı, Erzurum'u kaplamış olan Aşık Şenlik'te oradadır. Üçünden bir atışma İsterler. İlk sözü Sümmani söyler:

Adem Sefiyullah makam-ı peder
Cennet' te ihvan bir kere düştü
''Sürün'' dedi, mollam takdir-i kader
Cennetten dünyaya bir kere düştü

Şenlik: Hışm-ı nar içinde gülüstan gözü
İbrahim Safa'ya bir kere düştü
İsmail' e gelen koç kurban kuzu
Cennet'ten Mina 'ya bir kere düştü

Zülali: Türaptan bir avuç hak aldı kaddes
Bu zemin Ierzeye bir kere düştü
Beytullah yerine Beytü'l Mukaddes
Kuruldu Kabe'ye bir yere düştü

Sümmani'nin esas amacı, Şenlik ile meydan edilmekti. Günün birinde yine Samikale köyünden, Sefili isminde birisi, Aşık Şenlik'in yaşadığı. Kars'ın Çıldır ilçesinin Suhara Köyü'ne gider. Kendisini Aşık Sümmani olarak tanıtır. Fakat mat olup, sazını bırakarak köyüne geri döner. Bu olaydan hemen sonra Aşık Şenlik, Ardahan'a gider. Aşık Sümmani ile Ahmet Onbaşı da Şenlik'İn köyüne gelirler Orada. yöre İçinde önemli bir konuma sahip olan, Haşimoğulları 'ndan Celal Bey ve Şerif Bey'le karşılaşırlar. Her ikisi de, bir süre önce köye gelip kendisini Sümmani olarak tanıtan aşıktan, Onun Şenlik'le yaptığı karşılaşmadan bahsederler. O zaman, Sümmani kendi şanını kurtarmak için Aşık Şenlik'le karşılaşmak istediğini söyler. Şenlik, Ardahan'dan köye çağrılır. Neticede bir araya gelirler. Hem tatlı tatlı sohbetler ederler hem de atışırlar. Sonunda yenişemeyip, kardeş olduklarım ilan ederler. Birkaç gün sonra köyüne geri döner. Fakat zaman Gülperi'yi unutturamamıştır. Köylüleri ona rastlayıp konuşturdukları zaman, O, şu şiirini söyler:

Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Gönül perişandır alev-i alemde
Bir günümü yüz bin zara yazdılar

Gönül gülşeninde har oldu deyu
Hasretlik ismimde var oldu deyu
Sevdiğim, sevdiğin pır oldu deyu
Erbab-ı garezler yare yazdılar

Dünyayı sevenler veli değildir
Canı terk edenler deli değildir
İnsanoğlu gamdan hali değildir
Her birini bir efkara yazdılar

Nedir bu sevdanın nihayetinde
Yadlar gezer yarin vilayetinde
Herkes diyarında muhabbetinde
Bilmem bizi ne civara yazdılar

Döner mi kavlinden sıdk-ı adıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydine geçti bunlar aşıklar
Sümmani'yi ''Derkenara'' yazdılar

Aşık artık gerileme dönemine girmiştir. Bir gece rüyasında Gülperi. işaret almadan gurbete çıkmaması yolunda tembih eder. Bu duruma çok üzülür. Zaman zaman Erzurum'a gidip gelmektedir. Erzurum da bulunduğu günler kahvede otururken arkadaş ve dostları sözü eski günlerden açıp. Sümmani'ye Gülperi ile olan aşkını anlattırmak isterler. Artık ihtiyardır. Sazını eline alıp şu şiirini söyler.

Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
Cem başımda iş birer birer
On sekiz yıl sürdü yarin peşinde
Akıttım gözümden yaş birer birer

Görmedim dünyada bir şadlık demi
Geçti civan ömrüm, gülmem encamı
Her boyun sistemi, feleğin kahrı
Vurdu her taraftan taş birer birer

Sümmani'yim hani benim otağım?
Gün be gün, bulandı dalım, budağım
Devroldu devranım, çevrildi çağım
Döküldü dihenden diş birer birer

Bir gün gençliğini hatırlayıp aşk badesini içtiği Ablaktaş'a gider. Çobanlığı bıraktığından beri buraya hiç gitmemiştir. Orada oturur, uzun uzun düşünür, çalar, söyler. Artık, sadece kahvelerde çalıp söylemektedir. Bu sıralarda, Gülperi de Sümmani'den haber alamadığına üzülmektedir. Bir gün Bedahşah 'tan tellal çağırttırır. Sümmani'yi aratmak için iki kardeş görevlendirir Sümmani'yi bunlara iyice tarif eder. Aradan günler, ay!ar geçer İki kardeş Kafkas taraflarına gelirler. Birden gözlerine bir adam ilişir. Adamlara Sümmani adında birisi aradıklarını söylerler. Adamlar:

-Biz Onun akrabalarındanız. Sümmani yakında öldü. Gülperi adında bir kızı sevmişti. Bu kızın aşkı için pir elinden bade verilmişti. İşte o vakitten beri. Sümmani Gülperi'nin aşığı olmuştur. Daha ölmeden bir kaç gün evvel rüyasını görmüştü. Günlerce ağladı, son dakikasına kadar Gülperi'nin acılarını çekti. Sonunda Ona hasret gitti.

İki kardeş, Sümmani'nin ölümüne çok üzülürler. Köye dönerler ve doğruyu Gülperi'ye söylemeye karar verirler. Şah'ın sarayına yaklaşırlar, bakarlar ki bir cenaze kalkmaktadır. Bu Gülperi'nin cenazesidir. Sümmani, Samikale Köyü'nde, 5 Şubat 1915 tarihinde vefat etmiştir.

Der Sümmani tamam oldu muhabbet
Biz varalım, siz olasız selamet
Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
Göründü gözüme yol yavaş yavaş
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Cezalı Üye
Aşık Sümmani(Hak Aşığı)
Sümmani baba
hakikat ilminde bir nokta buldum
ümmül kuran bu noktada gizlidir
aradım heceyi bildim zatını
sırrı subahan bu noktada gizlirdir

kendi bir noktadır tahtı sarayda
tecelli gösterir her bir eşyada
elleme esmayı bay kibriyada
tecel messep bu noktada gizlidir

sümmani hatm etti cim ile dalı
ustaza ermiyen bilmez bu halı
madeni muhammed esrarı ali
imran sürası bu noktada gizlidir

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.