Ergenekon soruşturması kapsamında emekli Org. Hurşit Tolon, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı ve emekli Org. Şener Eruygur ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı.
AKP'den ihraç edilen eski milletvekili Turhan Çömez'in de arandığı gelen haberler arasında.
Aygün, Eruygur, Tolon ve Balbay, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri tarafından sabah erken saatlerde evlerinde gözaltına alındı. Hurşit Tolon, Ankara'da kaldığı lojmanda gözaltına alındı.
Ankara'da bu 4 isim dışında Kemal Aydın, Neriman Aydın, Hamza Demir, ADD Kadıköy Şubesi Başkanı emekli Albay Coşkun Gürel, eski şube başkanı Birol Başaran da gözaltına alındı.
21 kişi gözaltında
"Ergenekon" soruşturması kapsamında ülke genelinde 21 kişinin gözaltına alındığı, 3 kişinin arandığı bildirildi.
Soruşturmayı yürüten savcılık yetkililerinden alınan bilgiye göre, soruşturma kapsamında Ankara ve İstanbul'un da aralarında bulunduğu Türkiye'nin çeşitli illerinde operasyon yapıldı.
Operasyon kapsamında şu ana kadar 21 kişi gözaltına alındı. Savcılık yetkilileri, İstanbul dışında gözaltına alınan bazı kişilerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirildiğini, bazılarının ise yolda olduğunu söyledi.
Yetkililer, bu kişilerin "Ergenekon terör örgütünün yöneticisi olmak ya da bu örgüte üye olmak" iddiasıyla gözaltına alındığını, aynı soruşturma kapsamında 3 kişinin de arandığını ifade etti.
Öte yandan, yetkililer, "Ergenekon" soruşturmasına ilişkin iddianamenin yazılmasının tamamlandığını ancak yargı organlarının kullandığı bilgisayar sistemi olan UYAP'a aktarılma işleminin sürdüğünü belirtti.
Yetkililer, iddianamenin mahkemeye ne zaman sunulacağının, son gözaltına alınan kişilerin durumlarının incelenmesinin ardından netleşeceğini kaydetti.
Bua arada "Ergenekon" soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınan 7 kişi, Atlasjet'e ait tarifeli uçakla saat 19.35'te İstanbul'a getirildi.
Operasyon Antalya'ya ve Trabzon'a da sıçradı.
Trabzon'da profesöre gözaltı
İstanbul Cumhuriyet savcılarının talimatı doğrultusunda Trabzon'da da, Ati Teknoloji Özel Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Şirketi Genel Müdürü Prof. Dr. Ercüment Ovalı gözaltına alındı.
Prof. Dr. Ovalı, Trabzon Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, sabah saatlerinde evinde gözaltına alınarak, Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Prof. Dr. Ovalı, daha sonra sağlık kontrolünde geçirildi ve yeniden Emniyet Müdürlüğü binasına götürüldü.
Yetkililer, Prof. Dr. Ercüment Ovalı'nın, savcılığın talimatı doğrultusunda İstanbul'a gönderilebileceğini kaydetti.
Türkiye'nin tek bağışıklık tedavi merkezi olan Ati Teknoloji'nin genel müdürlüğünü yapan Prof. Dr. Ovalı, daha önce de Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanlığı yapmıştı.
Antalya'da 2 gözaltı
Soruşturma kapsamında Antalya'da gözaltına alınan biri emekli albay 2 kişi, İstanbul'a getirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine, Antalya Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla yazlığında gözaltına alınan Emekli Albay HasanAtilla Uğur ve Osman Gürbüz, THY uçağıyla İstanbul'a getirildikten sonra Emniyet'e götürüldü.
Bu arada Erzurum'da gözaltına alınan 2 kişi de İstanbul'a gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Erzurum'da M.A. ile S.Y., Erzurum Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.
Emniyet Müdürlüğü'ne getirilen şahıslar, daha sonra uçakla İstanbul'a gönderildi.
[COLOR=#cc0000]"Savcılığın haberi yok" iddiası
Cumhuriyet gazetesi yazarı Cüneyt Arcayürek, gözaltılardan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın haberdar olmadığını ileri sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ise, "gözaltına alma" talimatının soruşturmayı yürüten savcılarca verildiğini bildirdi.
AA'nın sorularını yanıtlayan Engin, bazı televizyon ve internet sitelerinde soruşturma kapsamında gözaltına alınma işleminin "İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının talimatıyla" yapıldığı yönünde haberlere yer verildiğini hatırlattı.
Başsavcı Engin, "gözaltına alma" talimatını Cumhuriyet Başsavcısı'nın bizzat vermesinin söz konusu olmadığını ve böyle bir uygulamanın bulunmadığını belirterek, söz konusu operasyonda "gözaltına alma" talimatının soruşturmayı yürüten savcılar tarafından verildiğini ifade etti.
Operasyon kapsamında kaç kişinin gözaltına alındığının ve bu kişilerin isimlerinin sorulması üzerine Başsavcı Engin, şu aşamada ayrıntılı bilgisinin olmadığını, soruşturmayı yürüten savcılardan bilgi aldıktan sonra, gerekirse açıklama yapabileceğini söyledi.
İstanbul Valisi Muammer Güler de, gözaltıların adli bir işlem olduğunu belirterek, "Bunların tamamı Cumhuriyet Savcılığı gözetiminde yürütülüyor" dedi. Güler, gözaltıların savcılığın talimatıyla gerçekleştirilen bir adli işlem olduğunu kaydetti.
Tercüman'da da arama
Polis, ATO, ADD, Cumhuriyet'in yanı sıra Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinde de arama yapıyor. Gözaltındakilerin ev ve bürolarından alınan bilgisayar kasası ve belgeler Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne getirildi.
[COLOR=#cc0000]ARAMALAR
[COLOR=#cc0000]
Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi:
Polislerce sabah saatlerinde evinden alındıktan sonra Davutpaşa'daki gazete binasına getirilen gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi'nin odasında yapılan arama sona erdi.
Büyükçelebi, yaklaşık 2 saat süren aramanın ardından polislerce gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesi'ndeki yerleşkesinde bulunan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü.
Polis, Büyükçelebi'nin odasındaki bazı belgelere de el koydu. Büyükçelebi'nin şubeye getirilmesi sonrası avukatları Deniz Ketenci ile Volga Gökçe de müvekkilleri ile görüşmek ve bilgi almak için emniyete geldi.
Avukat Ketenci, şubeden ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine, "24 saat kısıtlama kararı alınmış, kimseyi görüştürmeyecekler. Gözaltına alınma saatinden 24 saat geçtikten sonra görüşme imkanımız olacak. Bunun dışında başka bir bilgimiz yok" dedi.
Ankara Ticaret Odası:
Sabah saatlerde ATO Genel Merkezi'ne gelen çalışanlar, başkanlık katında ATO Başkanı Sinan Aygün'ün odasına emniyet güçleri tarafından girilmesine izin verilmediğini gördü. Odaya giriş ve çıkışlar yasaklanırken, ATO'ya çevik kuvvet ekipleri sevk edildi.
Aygün'ün evinde de polis ve jandarma ekiplerince arama yapıldı. Arama sonunda Aygün'e ait olduğu bildirilen bazı CD'ler, bilgisayar kasası ve not defterleri ekiplerce götürüldü.
Daha sonra polislerin gözetiminde evden çıkarılan ve polis otomobiline bildirilen Aygün, bir gazetecinin "Neyle suçlanıyorsunuz?" sorusunu Aygün, "Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum" diye yanıtladı.
Aygün, başka bir gazetecinin "Evden neler alındı?" sorusuna da "Bilgisayarıma bile el koydular" karşılığını verdi.
Evden ATO'ya getirilen Aygün, kapıda oda meclisi üyelerince alkışlarla karşılandı. Aygün, daha sonra güvenlik güçleri tarafından ATO'daki odasına çıkarıldı.
Ekiplerin yaklaşık 3 saat süren aramasının sonunda Aygün'ün özel kalemindeki 4 bilgisayar kasası, 5 klasör, özel iş dosyası ve 4-5 yıllık ajandaya el konuldu.
Aygün, aramanın tamamlanmasının ardından garaj kapısında bekletilen emniyete ait bir minibüse bindirilerek, ATO'dan çıkarıldı. Aygün'ün ATO'dan götürülüşü sırasında ATO Meclis üyeleri, çalışanlar ve bazı vatandaşlar alkışlayarak, gözaltıyı protesto etti.
Aygün'ün binadan çıkarılması için ön kapı ve garaj kapısı olmak üzere iki ayrı noktada hazırlık yapıldı. Gazetecilerin fotoğraf ve görüntü almak için iki ayrı kapıda bekledikleri sırada saat 15.30 civarında, Aygün garaj kapısına yanaştırılan bir minibüse bindirilerek, ATO'dan çıkarıldı.
Bu arada İzmir Ticaret Odası'ndan (İZTO) konuyla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada, "Bir oda başkanının soruşturma kapsamına alınmasından dolayı üzülmekle birlikte, adaletin kısa sürede tecelli edeceğine inanıyoruz" denildi.
Atatürkçü Düşünce Derneği:
ADD'nin Batıkent'teki genel merkezinde polis tarafından yürütülen arama sona erdi.
Derneğin, Batıkent'teki yeni binasında yapılan arama, yaklaşık 10 saat sürdü. ADD Batıkent Şube Başkanı Ali Karamahmut, aramada, arşivlerindeki bütün belgeler ve CD'lerle, 8 bilgisayarın hard diskine el konulduğunu söyledi.
Karamahmut, binaya yeni taşındıklarını ve arşivlerinin dağınık olması nedeniyle aramanın uzun sürdüğünü bildirdi. Bu arada, arama sırasında, İşçi Partisi Genel Başkanvekili Mehmet Bedri Gültekin, derneğe "geçmiş olsun" ziyaretinde bulundu.
Gültekin, "Ergenekon"soruşturmasının "Amerikan darbesi" olduğunu, "buna direnenleresaldırıldığını" savundu.Gültekin, aramanın kanunsuz olduğunu öne sürerek, "Hard diskleri kopyalamaları gerekir ama el koyuyorlar. El koydukları harddisklerebaşka bilgileri yüklemeyeceklerinin garantisi yok" dedi. CHP Batıkent temsilciliği yöneticileri de derneği ziyaret etti.
İstanbul'da ise, ADD Kadıköy şubesinde polisin yaptığı arama işlemi tamamlandı. Polis, ADD'nin gençlik kolları çalışmalarını içeren evraklarının da içinde bulunduğu 7 çuval ile bilgisayar hard diskini incelemek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü.
ADD Kadıköy Şubesi önünde toplanan dernek üyeleri, polis ekiplerinin çalışmalarını bitirmesinin ardından bir süre sloganar attıktan sonra binaya girdi.
ADD Kadıköy Şubesi Başkan Yardımcısı Emine Karakuzu, "Bu arama bizim için çokta sürpriz olmadı. Konuyu basından öğrendik ve yeni haber aldık. ADD Kadıköy Şube Başkanı Coşkun Gürel ile görüştük ve buraya geldim, şimdi içeri gireceğiz, diğer şubelerle görüşüp gelişmeleri değerlendireceğiz" dedi.
ADD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sina Akşin, "Bu olanlar belki de Danıştay olayından dikkatleri kaçırmak için tezgahlanan şeylerdir, derin komplolardır. Sürekli darbeden bahsediliyor ama içinde yaşadığımız durum darbenin dik alasıdır" dedi.
Prof. Dr. Akşin, Ergenekon soruşturması kapsamında, Emekli Orgenera lŞener Eruygur'un gözaltına alınmasıyla ilgili derneğin Maltepe'deki genel merkezinde dernek üyeleriyle basın toplantısı düzenledi.
"Şok halindeyiz" diyen Akşin, Eruygur'un sabah erken saatlerde gözaltına alındığını, derneğin Maltepe ve Batıkent'teki genel merkezi ilebir çok şubesine "baskın yapıldığını, eşya ve belgelerin tutanaksız alındığını" söyledi.
Ayşin, gözaltıların, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya'nın AK Parti'nin kapatılmasına yönelik davayla ilgili Anayasa Mahkemesi'nde sözlü açıklama yaptığı güne denk gelmesine dikkat çekti.
Akşin, "Bunun basit bir rastlantı olmadığı, hukukun gereklerini yerine getirmekle ilgisi olmayan bir göz dağı verme ve intikam alma operasyonu olma olasılığı, pek çok tarafsız gözlemci tarafından dile getirilmiştir. Esasen neredeyse 1 yıla varan bir süre boyunca pek çok aydının ortada herhangi bir iddianame yokken, özgürlüklerinden yoksun bırakılıyor olmaları, hukukun en temel ilkeleriyle bağdaştırılmayan bir durum oluşturmaktadır" diye konuştu.
Akşin, Atatürkçü ve ilericilerin birlik ve dayanışma içinde olması gerektiğini kaydederek, "Çünkü bu komplo, çok derin bir komplo. Müthiş bir şekilde tezgahlanıyor. Gazeteleri, televizyonları ele geçirerek çok karmaşık bir komplo karşısındayız" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi:
Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın gözaltına alınmasından sonra saat 07.30 gibi gazetenin Ankara Bürosu'na gelen Terörle Mücadele Şube Müdürlü ekipleri, burada bazı evrak, belge, doküman ve PC'lere el koydu. Polis, binadan saat 10.40'ta ayrıldı.
Aramanın ardından Cumhuriyet yazarı Cüneyt Arcayürek ve gazetenin avukatı Mutluhan Karagöz ortak açıklama yaptı.
Arcayürek, operasyonu siyasi olarak değerlendirerek, "Şu anda Anayasa Mahkemesi'nde kapatma davası görülürken, çok yakınında bu tür olayların olması tesadüf değildir" dedi.
Cumhuriyet gazetesinin başta imtiyaz sahibi İlhan Selçuk olmak üzere bu ülkeyi çok sevmekten ve korumaktan başka hiçbir asli amacı olmadığını belirten Arcayürek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün kuvvetleri bir araya gelse Cumhuriyet gazetesini yıldıramaz" diye konuştu.
Arcayürek, daha önce de Balbay ile telefonla görüştüğünü ve Balbay'ın "gayet sakinim" dediğini belirterek, "Birşey olmayacağını bildiği için Balbay'ın herhangi bir endişesi bulunmuyor" dedi.
Mustafa Balbay'ın üzerinde ismi yazan ajandası, "Balbay-Özkök" yazılı haber belgeleri, kişisel müzik çaları ile diğer bazı evraka tutanakla el konuldu.
Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın evinde de polis tarafından arama yapıldı.
Gazetenin Avukatı Mutluhan Karagözoğlu, "Savcılık ve mahkeme, zapt edilen her tür evrakın İstanbul'a gönderilmesini istedi. 2 diz üstü bilgisayar, bir bilgisayar kasası, CD'ler polisler tarafından tutanakla kayıt altına alındı ve İstanbul'a gönderildi" dedi.
Karagözoğlu, arama kararının mahkeme tarafından 29 Haziran'da alınmasına karşın aramanın bu tarihte gerçekleştirilmediğini, özellikle bugüne bırakıldığını savundu.
Balbay, Ankara adliyesindeki Adli Tabiplik'te sağlık kontrolünden geçirildikten sonra tekrar Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Balbay, niçin gözaltına alındığı sorularına yanıt vermedi.
Balbay'ın evindeki arama sırasında bölgeye gelen gazeteci Can Dündar, basın mensuplarının "İçeride arama yapıldı herhalde. Süreci anlatabilir misiniz?" sorusuna, "Tam bilmiyorum ne yaptıklarını. Yalnızca sabah 07.00'ye doğru gelmişler. Onu öğrendim. Evde arama yapmışlar. Arama sürecinde kendisi de evdeydi. Çıkışta konuştum, 'iyiyim' dedi. 'Benim gizleyecek birşeyim yok. Her şey ortada zaten. Gidiyoruz' dedi. Zannediyorum, Adli Tıp'ta muayeneden sonra emniyet aracıyla İstanbul'a götürecekler" yanıtını verdi.
CNN TÜRK'e konuşan Cumhuriyet gazetesi yazarı Ali Sirmen, "Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde durum şudur: Türkiye Cumhuriyeti'nin, laik, demokratik, hukuk devletinin bir İslam Cumhuriyeti olmasına karşı olan herkes çok ciddi bir tehdit altındadır. Bunun ne hukuk devletiyle ne demokrasiyle bir ilişkisi vardır" dedi.
Şişli merkeze okuyucu akını
Ankara bürosunda sabah saatlerinde arama yapılan Cumhuriyet gazetesinin Şişli'deki merkez binası okurlar tarafından ziyaret ediliyor.
Operasyon haberlerinin kamuoyuna yansımasının ardından ellerinde Cumhuriyet gazetesi nüshaları ve Türk bayrakları taşıyan okurlar, gazete binasının önünde toplandı. Bazı sivil toplum kuruluşlarının üyelerininde yer aldığı grup, sloganlar attı.
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mehmet Faraç, "Ben sadece Cumhuriyetin bir çalışanı olarak, Türkiye'de AKP iktidarı döneminde, muhalif kesimin sindirilmesi ve susturulmasına yönelik bir yılı aşkın süredir bazı operasyonlar yapıldığını görüyorum" dedi.
Bu arada "Biz Kaç Kişiyiz Platformu" üyesi bir grup da ellerinde Cumhuriyet gazetesi, Türk bayrakları ve platformun broşürleriyle gazete önüne gelerek slogan attı.
Platformun kurucularından Gazeteci Tuncay Özkan, operasyonun hukukun siyasallaştırılması amacıyla gerçekleştirildiğini savundu: "Bunlar, Türkiye'de AKP'nin kapatılması davasının gerçekleştiği gün yapılmıştır. Amaç, AKP'nin kapatılmasıyla ilgili olarak başsavcının yaptığı açıklamaların üstünün örtülmesidir. Ergenekon gündemi yaratılmıştır."
İzmir temsilciliği önünde protesto
Bu arada Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltılara tepki gösteren grup, Cumhuriyet Gazetesi İzmir temsilciliği önünde protestoda bulundu.
Konak Meydanı'nda toplanan İşçi Partisi (İP) üyeleri, Türk bayrakları taşıyarak Cumhuriyet Gazetesi önüne kadar yürüdü. Cumhuriyet Gazetesi önünde toplanan grup ıslık ve düdük çalarak protesto gösterisi yaptı.
İP Öncü Kadın Kolları Şube Başkanı Pınar Gül, "Ergenekon operasyonunun" yurtdışından yönlendirildiğini iddia ederek, "Ulusalcılık terör kapsamı içerisine alınarak, vatanseverler tutuklanmaktadır. Böyle bir suç tanımıyoruz" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi İzmir Temsilcisi Serdar Kızık ise, "Olayın uluslararası küresel boyutu olduğunu, küresel bir güçle mücadele edildiğini" ileri sürdü.
Açıklamaların ardından protesto gösterilerini bir süre daha sürdüren kalabalık, dağıldı.
Hurşit Tolon:
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, gözaltına alındıktan sonra saat 08.45'te Ankara Adalet Sarayı'ndaki adli tabiplikte sağlık kontrolünden geçirildi.
Operasyon 40 ekiple gerçekleştirildi
21 kişinin gözaltına alındığı son operasyonun, 40 ayrı ekip tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturmayı yürüten savcılık yetkililerinden alınan bilgiye göre, emekli orgeneraller Eruygur ve Tolon'un yanı sıra Aygün ve Balbay'ın da aralarında bulunduğu bazı kişilerin gözaltına alındığı operasyon öncesi geçen cumartesi günü, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın ile bazı emniyet görevlileri, operasyona ilişkin toplantı yaptı.
Beşiktaş'taki özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu adliye binasında yapılan uzun süreli toplantıda, bugün gerçekleştirilen operasyonda hangi adreslere gidileceği, gözaltına alma ve arama işlemlerinin nasıl olacağı gibi detaylar ele alındı.
Toplantıdan bir gün sonra ise İstanbul nöbetçi 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nden gözaltına alınacak kişilerin adreslerine ilişkin arama kararı çıkartıldı. Bu karar doğrultusunda, her biri 120 ya da 150 kişiden oluşan ve savcıların da yakından takip ettiği 40 ayrı ekip, çeşitli adreslere operasyon düzenledi.
Yetkililer, aynı operasyon çerçevesinde aranan 3 kişiyi yakalamak için çalışmaların sürdüğünü belirtti.
İddianame henüz tamamlanmadı
12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Ümraniye'de Çakmak mahallesi Güngör sokakta bir gecekonduya baskın düzenlenmiş, gecekonduda ele geçirilen el bombaları ve patlayıcılarla ile ilgili soruşturma başlatılmıştı.
Yaklaşık 1 yıldır süren Ergenekon soruşturması kapsamında, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de bulunduğu 49 zanlı tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor.
1 yıldır tamamlanamayan iddianamenin, ortaya çıkan yeni iddialar yüzünden geciktiği öne sürülüyor. DHA, iddianamenin cuma günü tamamlanacağını duyurdu.
Ankara'da Şok Gözaltılar
Konu Sahibi / Yazar
zümre
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
55
Okunma / Görüntüleme
89952
Ankara'da Şok Gözaltılar
Ankara'da Åok Gözaltılar
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında yapılan gözaltılar konusunda, ''Buradaki olay hukuk olayı olmaktan çıktı. Bu, Ergenekon davası değil, Başbakan'ın kişisel davası'' dedi.
Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ergenekon soruşturması kapsamında bugün gerçekleştirilen gözaltıları değerlendirdi.
Türkiye'nin tarihi bir kırılma yaşadığını, bunun çok önemli bir aşamasına gelindiğini, ülkenin bir tarihi ayrışma noktasına doğru hızla çekilmek istendiğini savunan Baykal, "Bir süreden beri yaşadığımız olaylar, hiçbir hukuk devletinde, hiçbir çağdaş demokraside yaşanmayan türden olaylardır" dedi.
CHP lideri, toplumunun çok saygıdeğer insanlarının birden bire gözaltına alınması uygulamasının, bunun sistematik şekilde zaman içinde değiştirilip sürdürülmesinin normal bir hukuk devletinde, istikrarlı demokraside kesinlikle yaşanmayacağını savundu.
Deniz Baykal, sürpriz gözaltıların Türkiye'nin normal demokrasi, sağlam bir hukuk devleti olma noktasından çıkmaya başladığının işareti olduğunu ileri sürdü.
Baykal, "Artık her an, herkes, 'Her şey olabilir. Ben ne zaman alınacağım? Kim, kimi ihbar ediyor? Ne var?' duygusu, psikozu, korkusu egemenliği altına girmeye başlamıştır" diye konuştu.
Baykal, bu sürecin 1 yıldır, Ergenekon soruşturmasına ilişkin iddianame ortaya konulmadan sürdürüldüğünü belirterek, "Demokrasi ve hukuk devletinde bu olur mu?" diye sordu.
Türkiye'de, bir kısmı ekonomik bir kısmı da siyasi amaçlı çetelerin hep olduğunu, gelecekte de olacağını anlatan Baykal, devletin bunlara karşı gerekli tedbirleri alacağına işaret etti.
Ümraniye'de bir çetenin yakalanması sonrası ortaya çıkan gelişmeler ile Danıştay saldırısı sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamaları anımsatan Baykal, Erdoğan'ın "Gizli ajandaları olanlar birer birer ortaya çıkarılıyor. Hukuk devletinde karanlık odalar, komitalar yoktur... Bunlar, iktidara gelmeden önce yaptığımız tespitlerdir. Bunları ortaya çıkarma gayreti içindeyiz" dediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olduğu dönemde gazetecilere "Ümraniye soruşturmasına dikkat edin" dediğini anlatan Baykal, bu yılın ocak ayından itibaren Emniyet ve savcılık yetkililerinin yazışmalarda, "Ergenekon terör örgütü" nitelemesi yapıldığını kaydetti.
Baykal, "AK Parti yandaşı medyada konunun müthiş bir şekilde pompalandığını, spekülasyonların ortaya atıldığını" savunarak, "yargı sürecinin AK Parti yandaşı bir kısım medya ile işbirliği içinde götürüldüğünü" öne sürdü.
Hitler benzetmesi
Olayın, Danıştay cinayetine götürülmek istendiği ancak bu konuda hukuki bir bağ kurulamadığını, şimdi başka yönlere doğru bağlantılar açılmak istendiğini anlatan Baykal, "Böyle bir hukuk süreci olabilir mi? Bu davanın hukuka saygı anlayışı içinde sadece tüm hukuki anlayışla yürütülmekte olduğunu düşünmek mümkün mü?" diye sordu.
Başbakan Erdoğan'ın "İddianamenin hazırlanma sürecinin sonuna geldik" dediğini ifade eden Baykal, "Başbakan, sanki bu davanın basın sözcüsü"dedi.
"AKP, derin devletini kuruyor. Artık kadrolaşma dönemi bitti, kuşatılma dönemi geldi" dediğini anımsatan Baykal, "Şimdi böyle davalar, toplumun saygıdeğer insanlarının birden gözaltına alındığı böyle tarihi, çarpıcı olaylar, ancak darbe dönemlerinde yaşanır" diye konuştu.
Darbeden önce ya da sonra böyle tutuklamalar olduğuna işaret eden Baykal, ya da önemli rejim kesintilerinin olduğu sıralarda toplu tutuklamaların yaşandığını belirtti.
Deniz Baykal, Nazi Almanyasında, Hitler'in yüzde 47 oyla işbaşına geldiğini, iktidara geldikten sonra 1934 yılının 30 Haziran'ını 1 Temmuz'a bağlayan gecede yapılan bir saldırıda insanların öldüğünü, kendisiyle kişisel hesabı olan insanların tutuklandığını, bu kişilerin uzun süretutuklu kaldıklarını anlattı.
Gözaltıların zamanlaması
Baykal, grup toplantısı sonrasında da gözaltıların zamanlamasına ilişkin gazetecilerin soruları üzerine, konunun, adli bir konu olarak değerlendirilmesinin imkanı kalmadığını söyledi.
Konunun çok tehlikeli şekilde siyasallaştığını ileri süren Baykal, "İşin özü, temeli, siyasal etkilere bu kadar açık olduktan sonra, zamanlamanın da açık olmasına hayret etmemek lazımdır" dedi.
Gözaltı kararının, 29 Haziran'da alındığına ilişkin bilgi olduğunu ifade eden Baykal, "İki gün beklemenin söz konusu olduğu anlaşılıyor. İki gün beklemenin, bir siyasi mesaj üretmek amacıyla yapılmış olması muhtemeldir. Bunu kesinlikle kabul edemeyeceğimi söyleyebilmek isterdim ama olay, başından itibaren o kadar politize edilmiş, o kadar siyasallaştırılmıştır ki zamanlamasının da böyle bir hesabın konusu haline geldiğini duymak şaşırtmıyor. Bu, olayın hukuk ve yargı sistemi içinde ele alınan bir olay olmaktan çıktığının son belirtisi olarak da değerlendirilebilir" diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi:
Selvi de Ergenekon soruşturması kapsamındaki gözaltıları değerlendirirken, "Ülkenin bütünlüğünden yana olanlar, iktidarın yanlışlıklarını belgeleriyle ortaya koyanlar, tek tek toplanıyor" dedi.
CHP genel başkan yardımcıları Selvi ve Onur Öymen, TBMM'de gazetecilerin, Ergenekon soruşturmasına ilişkin sorularını yanıtladı. Selvi, hiçbir hukuk devletinde, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden bu kadar sık bahsedilip, bunların ihlal edildiğinin görülmediğini söyledi.
Gözaltına alınan kişilerin niteliklerinin de dikkat çekici olduğunu vurgulayan Selvi, ülkenin bütünlüğünden yana olanların, ülkenin gelişmesine, olumsuzluklardan kurtulmasına çalışanların, global sömürüyü hazmedemeyenlerin, iktidarın yanlışlıklarını belgeleriyle ortaya koyanların, "tek tek toplandığını" söyledi.
Selvi, gözaltıları, "üzüntü verici, ilginç bir olay ve tehlikeli gidiş" diye nitelendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de Türkiye ile ilgili iki önemli davanın, yurtdışında ilgi uyandırdığını belirterek, bunların, Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davası ve Ergenekon davası olduğunu ifade etti.
Öymen, "Yurtdışından bakıyoruz, Anayasa Mahkemesi davasıyla, yargıya büyük baskı var. Ergenekon davasıyla ilgili olarak da büyük destek var. Bunu yapanlar, hep aynı insanlar. Anayasa Mahkemesi'ne baskı yapanlar ile Ergenekon davasını destekleyenler, yurtdışında aynı insanlar. Bunlar, size tuhaf gelmiyor mu?" diye konuştu.
Karayalçın: "Derhal açıklama yapılmalı"
SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da, "Ergenekon" soruşturması çerçevesindeki gözaltılarla ilgili gerekli açıklamanın derhal yapılmasını ve toplumun aydınlatılmasını istedi.
Karayalçın, yaptığı yazılı açıklamada, "Ergenekon" soruşturması çerçevesinde yapıldığı söylenen gözaltına almaların "Türk toplumunda büyük bir gerilim yarattığını" ifade etti.
"Anayasa Mahkemesi kararlarını en ağır şekilde eleştirenlerin, bu olay karşısında, 'Yargının kararlarına saygı duymak gerekir' demelerini hayretle karşılıyoruz" diyen Karayalçın, "Toplumumuzda önemli yerleri olan emekli generallerin, oda başkanlarının, basın ve sivil toplum örgütleri mensuplarının hiçbir açıklama yapılmadan gözaltına alınması, tahkikatın gizliliği gerekçesiyle bir sis perdesi arkasına çekilemez" dedi.
Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ergenekon soruşturması kapsamında bugün gerçekleştirilen gözaltıları değerlendirdi.
Türkiye'nin tarihi bir kırılma yaşadığını, bunun çok önemli bir aşamasına gelindiğini, ülkenin bir tarihi ayrışma noktasına doğru hızla çekilmek istendiğini savunan Baykal, "Bir süreden beri yaşadığımız olaylar, hiçbir hukuk devletinde, hiçbir çağdaş demokraside yaşanmayan türden olaylardır" dedi.
CHP lideri, toplumunun çok saygıdeğer insanlarının birden bire gözaltına alınması uygulamasının, bunun sistematik şekilde zaman içinde değiştirilip sürdürülmesinin normal bir hukuk devletinde, istikrarlı demokraside kesinlikle yaşanmayacağını savundu.
Deniz Baykal, sürpriz gözaltıların Türkiye'nin normal demokrasi, sağlam bir hukuk devleti olma noktasından çıkmaya başladığının işareti olduğunu ileri sürdü.
Baykal, "Artık her an, herkes, 'Her şey olabilir. Ben ne zaman alınacağım? Kim, kimi ihbar ediyor? Ne var?' duygusu, psikozu, korkusu egemenliği altına girmeye başlamıştır" diye konuştu.
Baykal, bu sürecin 1 yıldır, Ergenekon soruşturmasına ilişkin iddianame ortaya konulmadan sürdürüldüğünü belirterek, "Demokrasi ve hukuk devletinde bu olur mu?" diye sordu.
Türkiye'de, bir kısmı ekonomik bir kısmı da siyasi amaçlı çetelerin hep olduğunu, gelecekte de olacağını anlatan Baykal, devletin bunlara karşı gerekli tedbirleri alacağına işaret etti.
Ümraniye'de bir çetenin yakalanması sonrası ortaya çıkan gelişmeler ile Danıştay saldırısı sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamaları anımsatan Baykal, Erdoğan'ın "Gizli ajandaları olanlar birer birer ortaya çıkarılıyor. Hukuk devletinde karanlık odalar, komitalar yoktur... Bunlar, iktidara gelmeden önce yaptığımız tespitlerdir. Bunları ortaya çıkarma gayreti içindeyiz" dediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olduğu dönemde gazetecilere "Ümraniye soruşturmasına dikkat edin" dediğini anlatan Baykal, bu yılın ocak ayından itibaren Emniyet ve savcılık yetkililerinin yazışmalarda, "Ergenekon terör örgütü" nitelemesi yapıldığını kaydetti.
Baykal, "AK Parti yandaşı medyada konunun müthiş bir şekilde pompalandığını, spekülasyonların ortaya atıldığını" savunarak, "yargı sürecinin AK Parti yandaşı bir kısım medya ile işbirliği içinde götürüldüğünü" öne sürdü.
Hitler benzetmesi
Olayın, Danıştay cinayetine götürülmek istendiği ancak bu konuda hukuki bir bağ kurulamadığını, şimdi başka yönlere doğru bağlantılar açılmak istendiğini anlatan Baykal, "Böyle bir hukuk süreci olabilir mi? Bu davanın hukuka saygı anlayışı içinde sadece tüm hukuki anlayışla yürütülmekte olduğunu düşünmek mümkün mü?" diye sordu.
Başbakan Erdoğan'ın "İddianamenin hazırlanma sürecinin sonuna geldik" dediğini ifade eden Baykal, "Başbakan, sanki bu davanın basın sözcüsü"dedi.
"AKP, derin devletini kuruyor. Artık kadrolaşma dönemi bitti, kuşatılma dönemi geldi" dediğini anımsatan Baykal, "Şimdi böyle davalar, toplumun saygıdeğer insanlarının birden gözaltına alındığı böyle tarihi, çarpıcı olaylar, ancak darbe dönemlerinde yaşanır" diye konuştu.
Darbeden önce ya da sonra böyle tutuklamalar olduğuna işaret eden Baykal, ya da önemli rejim kesintilerinin olduğu sıralarda toplu tutuklamaların yaşandığını belirtti.
Deniz Baykal, Nazi Almanyasında, Hitler'in yüzde 47 oyla işbaşına geldiğini, iktidara geldikten sonra 1934 yılının 30 Haziran'ını 1 Temmuz'a bağlayan gecede yapılan bir saldırıda insanların öldüğünü, kendisiyle kişisel hesabı olan insanların tutuklandığını, bu kişilerin uzun süretutuklu kaldıklarını anlattı.
Gözaltıların zamanlaması
Baykal, grup toplantısı sonrasında da gözaltıların zamanlamasına ilişkin gazetecilerin soruları üzerine, konunun, adli bir konu olarak değerlendirilmesinin imkanı kalmadığını söyledi.
Konunun çok tehlikeli şekilde siyasallaştığını ileri süren Baykal, "İşin özü, temeli, siyasal etkilere bu kadar açık olduktan sonra, zamanlamanın da açık olmasına hayret etmemek lazımdır" dedi.
Gözaltı kararının, 29 Haziran'da alındığına ilişkin bilgi olduğunu ifade eden Baykal, "İki gün beklemenin söz konusu olduğu anlaşılıyor. İki gün beklemenin, bir siyasi mesaj üretmek amacıyla yapılmış olması muhtemeldir. Bunu kesinlikle kabul edemeyeceğimi söyleyebilmek isterdim ama olay, başından itibaren o kadar politize edilmiş, o kadar siyasallaştırılmıştır ki zamanlamasının da böyle bir hesabın konusu haline geldiğini duymak şaşırtmıyor. Bu, olayın hukuk ve yargı sistemi içinde ele alınan bir olay olmaktan çıktığının son belirtisi olarak da değerlendirilebilir" diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi:
Selvi de Ergenekon soruşturması kapsamındaki gözaltıları değerlendirirken, "Ülkenin bütünlüğünden yana olanlar, iktidarın yanlışlıklarını belgeleriyle ortaya koyanlar, tek tek toplanıyor" dedi.
CHP genel başkan yardımcıları Selvi ve Onur Öymen, TBMM'de gazetecilerin, Ergenekon soruşturmasına ilişkin sorularını yanıtladı. Selvi, hiçbir hukuk devletinde, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden bu kadar sık bahsedilip, bunların ihlal edildiğinin görülmediğini söyledi.
Gözaltına alınan kişilerin niteliklerinin de dikkat çekici olduğunu vurgulayan Selvi, ülkenin bütünlüğünden yana olanların, ülkenin gelişmesine, olumsuzluklardan kurtulmasına çalışanların, global sömürüyü hazmedemeyenlerin, iktidarın yanlışlıklarını belgeleriyle ortaya koyanların, "tek tek toplandığını" söyledi.
Selvi, gözaltıları, "üzüntü verici, ilginç bir olay ve tehlikeli gidiş" diye nitelendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de Türkiye ile ilgili iki önemli davanın, yurtdışında ilgi uyandırdığını belirterek, bunların, Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davası ve Ergenekon davası olduğunu ifade etti.
Öymen, "Yurtdışından bakıyoruz, Anayasa Mahkemesi davasıyla, yargıya büyük baskı var. Ergenekon davasıyla ilgili olarak da büyük destek var. Bunu yapanlar, hep aynı insanlar. Anayasa Mahkemesi'ne baskı yapanlar ile Ergenekon davasını destekleyenler, yurtdışında aynı insanlar. Bunlar, size tuhaf gelmiyor mu?" diye konuştu.
Karayalçın: "Derhal açıklama yapılmalı"
SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da, "Ergenekon" soruşturması çerçevesindeki gözaltılarla ilgili gerekli açıklamanın derhal yapılmasını ve toplumun aydınlatılmasını istedi.
Karayalçın, yaptığı yazılı açıklamada, "Ergenekon" soruşturması çerçevesinde yapıldığı söylenen gözaltına almaların "Türk toplumunda büyük bir gerilim yarattığını" ifade etti.
"Anayasa Mahkemesi kararlarını en ağır şekilde eleştirenlerin, bu olay karşısında, 'Yargının kararlarına saygı duymak gerekir' demelerini hayretle karşılıyoruz" diyen Karayalçın, "Toplumumuzda önemli yerleri olan emekli generallerin, oda başkanlarının, basın ve sivil toplum örgütleri mensuplarının hiçbir açıklama yapılmadan gözaltına alınması, tahkikatın gizliliği gerekçesiyle bir sis perdesi arkasına çekilemez" dedi.
Bir ismi AliÂdir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Ankara'da Åok Gözaltılar
Kendisi bunu söylüyor. Polislerin arasında çıkarken "neden gözaltındasınız" sorusuna yanıt verdi. Sinan Aygün'ün gözaltı macerası...
[COLOR=#990000]Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınanlar arasında kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim de var. O isim ATO Başkanı Sinan Aygün'dü... Aygün, "neden gözaltındasınız" sorusuna "Atatürk'ü seviyorum diye" karşılığını verdi.
Sabah saatlerde ATO Genel Merkezi'ne gelen çalışanlar, başkanlık katında ATO Başkanı Sinan Aygün'ün odasına emniyet güçleri tarafından girilmesine izin verilmediğini gördü. Odaya giriş ve çıkışlar yasaklanırken, ATO'ya çevik kuvvet ekipleri sevk edildi.
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif][COLOR=#ffff00][COLOR=#ffff33]
Aygün'ün evinde de polis ve jandarma ekiplerince arama yapıldı. Arama sonunda Aygün'e ait olduğu bildirilen bazı CD'ler, bilgisayar kasası ve not defterleri ekiplerce götürüldü.
Daha sonra polislerin gözetiminde evden çıkarılan ve polis otomobiline bildirilen Aygün, bir gazetecinin "Neyle suçlanıyorsunuz?" sorusunu Aygün, "Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum" diye yanıtladı.
Aygün, başka bir gazetecinin "Evden neler alındı?" sorusuna da "Bilgisayarıma bile el koydular" karşılığını verdi.
Evden ATO'ya getirilen Aygün, kapıda oda meclisi üyelerince alkışlarla karşılandı. Aygün'ün polis otosundan indirilişi sırasında gazetecilerle güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.
Aygün, daha sonra güvenlik güçleri tarafından ATO'daki odasına çıkarıldı. Gazetecilerin ATO binasına girişi ise polislerce engellendi.
ATO binası önünde mensuplarının yanı sıra oda meclis üyeleri ve vatandaşlar bulunuyor. Bazı vatandaşların elinde Türk bayrakları olduğu dikkat çekti.
[COLOR=#990000]Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınanlar arasında kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim de var. O isim ATO Başkanı Sinan Aygün'dü... Aygün, "neden gözaltındasınız" sorusuna "Atatürk'ü seviyorum diye" karşılığını verdi.
Sabah saatlerde ATO Genel Merkezi'ne gelen çalışanlar, başkanlık katında ATO Başkanı Sinan Aygün'ün odasına emniyet güçleri tarafından girilmesine izin verilmediğini gördü. Odaya giriş ve çıkışlar yasaklanırken, ATO'ya çevik kuvvet ekipleri sevk edildi.
![[Resim: 0.20080701160829.jpg]](http://www.internethaber.com/images/other/0.20080701160829.jpg)
Aygün'ün evinde de polis ve jandarma ekiplerince arama yapıldı. Arama sonunda Aygün'e ait olduğu bildirilen bazı CD'ler, bilgisayar kasası ve not defterleri ekiplerce götürüldü.
Daha sonra polislerin gözetiminde evden çıkarılan ve polis otomobiline bildirilen Aygün, bir gazetecinin "Neyle suçlanıyorsunuz?" sorusunu Aygün, "Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum" diye yanıtladı.
Aygün, başka bir gazetecinin "Evden neler alındı?" sorusuna da "Bilgisayarıma bile el koydular" karşılığını verdi.
Evden ATO'ya getirilen Aygün, kapıda oda meclisi üyelerince alkışlarla karşılandı. Aygün'ün polis otosundan indirilişi sırasında gazetecilerle güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.
Aygün, daha sonra güvenlik güçleri tarafından ATO'daki odasına çıkarıldı. Gazetecilerin ATO binasına girişi ise polislerce engellendi.
ATO binası önünde mensuplarının yanı sıra oda meclis üyeleri ve vatandaşlar bulunuyor. Bazı vatandaşların elinde Türk bayrakları olduğu dikkat çekti.
Bir ismi AliÂdir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Ankara'da Åok Gözaltılar
![[Resim: 8117.jpg]](http://images.superonline.com/haber/2008/06/02/8117.jpg)
Aranıyor!!!
Turhan Çömez ve Levent Ersöz de arananlar arasına girdi
Eski AKP'li milletvekili Turhan Çömez de Ergenekon soruşturması kapsamında aranıyor.
Bir ismi AliÂdir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Ankara'da Åok Gözaltılar
"Gık" ını çıkaranı, kafasına göre gözaltına alıyorlar bakalım,
rayından çıkmış bir tren, öfkeden deliye dönen boğa gibiler artık ne yapacaklarını, nereye saldıracaklarını şaşırdılar,
Bunlar daha iyi günleri bekleyin az kaldı belki yarın belki yarındanda yakın
Sizinde defteriniz dürülecek
rayından çıkmış bir tren, öfkeden deliye dönen boğa gibiler artık ne yapacaklarını, nereye saldıracaklarını şaşırdılar,
Bunlar daha iyi günleri bekleyin az kaldı belki yarın belki yarındanda yakın
Sizinde defteriniz dürülecek
.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet:
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
![[Resim: ataturkimzale.gif]](http://img6.imageshack.us/img6/8138/ataturkimzale.gif)
Ankara'da Åok Gözaltılar
ATO Meclis Başkanı Nuri Gürgür, “Ergenekon” soruşturması kapsamında gözaltına ATO Başkanı Sinan Aygün'ün 10 Nisan 2008 tarihinde ofisindeki tuvalette bozuk olan şofbenin tamiri sırasında gizlenmiş Glock marka bir tabanca bulunduğunu açıkladı.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Başkanı Nuri Gürgür, ATO'da yaptığı açıklamada, Aygün'ün ATO'daki çalışma ofisinin arka odasındaki tuvalet kısmında bulunan şofbenin bozulması üzerine tamirci çağrıldığını anlattı. Tamircinin tamirat işlemini yaparken bir Glock marka tabancanın yere düştüğünü ifade eden Gürgür, bunun üzerine olaydan 10 Nisan Polis Karakolu'nun haberdar edildiğini bildirdi.
Aynı gün saat 18.30'da gelen emniyet görevlilerinin tabanca ile ilgili tutanak tuttuklarını anlatan Gürgür, halen bu olayla ilgili Emniyetten kendilerine ulaşan bir açıklama olmadığını söyledi.
“Tabanca nedir? Bir eylemde kullanılmış mıdır? diye açıklama gelmedi” diyen Gürgür, ancak bu olayın son derece ilginç olduğunu söyledi. Gürgür, şunları kaydetti:
“Bu tabancayı oraya koyan Sinan Aygün olamayacağına göre, onun dışında da bu alanı başka kullanacak insan olmayacağına göre, bu tabanca oraya kimin tarafından ve ne amaçla yerleştirildi?
[B]Eğer o gün tesadüfen şofben bozuk olmasaydı, tamirci bu tamiri yaparken bu tabanca oradan düşmemiş olsaydı işte şimdi burada yapılacak olan araştırmada tabanca elbette bulunacaktı ve doğal olarak bu tabancanın Sinan Aygün tarafından oraya konulmadığını anlatmak mümkün olmayacaktı.
Olay son derece ilginç ve düşündürücüdür. Bu olayı herkesin düşünmesini özellikle isterim.”
[/B]ATO Meclis Başkanı Gürgür, odada emniyet güçlerince arama işlemi sürerken gazetecilere yaptığı açıklamada, Aygün'ün toplumun her kesimiyle her an ilişki içinde bulunan bir kişi olduğunu belirterek, “Bu açıdan soruşturma kapsamında olan bazı isimlerle görüşme yapması son derece doğaldır” diye konuştu.
Gürgür, ATO Başkanı Aygün ile 10 yıla aşkın süredir görev yaptığını, Aygün'ün odadaki temasları ve çevresini yakından bildiğini ve izlediğini söyledi.
Aygün'ün kamuoyunca yakından tanınan bir isim olduğunu belirten Gürgür, “Onun çok hareketli bir insan olduğunu, geniş bir toplum kesimiyle her an ilişki içinde bulunduğunu, sivil-asker her kesimle, siyasetçilerle görüşmeler yaptığını herkes bilir. Bu açıdan Sinan Aygün'ün soruşturma kapsamında olan bazı isimlerle görüşme yapması son derece doğaldır” dedi.
Soruşturmayı yapan kişilerin, “yaşanmakta olanların, bir komplonun, yasal olmayan bir girişimin unsuru olduğunu ortaya koymalarının görevleri olduğunu” ifade eden Gürgür, ATO'nun 120 binden fazla üyesi bulunduğunu, Aygün ile ilgili gelişmeler üzerine yüzlerce insanın ATO'yu arayıp neler olduğunu sorduğunu ve kendilerinin buna henüz bir cevap veremediklerini anlattı.
ATO'nun Türkiye'nin ikinci büyük mesleki sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayan Gürgür, bu olayın sadece Sinan Aygün'ün şahsını değil, 120 binden fazla üyesi olan bu kurumu da ilgilendirdiğini söyledi.
“ATO MECLİSİNİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANTIYA ÇAĞIRDIK”
Bu kadar geniş bir çevrenin ilgi alanındaki konunun, basit bir soruşturma içerisinde sürüncemede bırakılmasının kabul edilebilir olmadığını belirten Gürgür, şöyle devam etti:
“Bu açıdan bir kere şeffaflık ve açıklık, herkes için temel bir görevdir. Sadece burada Sinan Aygün'ün veya belli bir siyasi kesimin değil, herkesin, özellikle yasaları uygulamak durumunda olan herkesin son derece açık ve şeffaf olmak gibi bir yükümlülüğü var. O yüzden biz, yakın bir zaman içerisinde bu olayın sonuca bağlanmasını ve sürüncemede bırakılmamasını özellikle istiyoruz. Bununla ilgili olarak yarın saat 11.00'de ATO Meclisini olağanüstü toplantıya çağırdık. Konuyu Mecliste görüşeceğiz ve bir an önce ele alınması konusundaki bizim camiamızın talebini orada da dile getireceğiz.”
Bir gazetecinin, Sinan Aygün'ün soruşturma kapsamındaki bazı kişilerle görüşmesinin doğal olduğuna ilişkin sözlerini hatırlatarak, kimleri kastettiğini sorması üzerine Gürgür, “Benim ifade ettiğim; Sinan Aygün'ün bugün bir kısmı gözaltına alınan insanlar veya alınması ihtimali olan insanlarla görüşmesi doğal diyorum. Bu açık bir cevap” diye konuştu.
“NEŞELİ HALİNİ MUHAFAZA EDİYOR”
Gürgür, bir başka soru üzerine, Aygün ile ATO'da devam etmekte olan arama sırasında görüştüğünü, Aygün'ün son derece rahat ve müsterih olduğunu ve herhangi bir endişe taşımadığını gördüğünü anlattı.
Nuri Gürgür, “Her zamanki gibi neşeli halini muhafaza ediyor, hiçbir sıkıntısı yok” dedi.
Aygün'ün evindeki aramanın 4 saat sürdüğüne de işaret eden Gürgür, evinden kayda değer herhangi bir eşya alınmadığını bildirdi.
ATO Meclis Başkanı Gürgür, “Sayın Aygün İstanbul'a götürülecek mi?” sorusuna ise “Götürüleceği ifade ediliyor, dediğim gibi herşey müphem, açıklık yok. Yani İstanbul'a götürüldüğü zaman orada ne olacak? Bilgisine başvurulduktan sonra nasıl bir işlem yapılacağını bilmiyorum” yanıtını verdi.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Başkanı Nuri Gürgür, ATO'da yaptığı açıklamada, Aygün'ün ATO'daki çalışma ofisinin arka odasındaki tuvalet kısmında bulunan şofbenin bozulması üzerine tamirci çağrıldığını anlattı. Tamircinin tamirat işlemini yaparken bir Glock marka tabancanın yere düştüğünü ifade eden Gürgür, bunun üzerine olaydan 10 Nisan Polis Karakolu'nun haberdar edildiğini bildirdi.
Aynı gün saat 18.30'da gelen emniyet görevlilerinin tabanca ile ilgili tutanak tuttuklarını anlatan Gürgür, halen bu olayla ilgili Emniyetten kendilerine ulaşan bir açıklama olmadığını söyledi.
“Tabanca nedir? Bir eylemde kullanılmış mıdır? diye açıklama gelmedi” diyen Gürgür, ancak bu olayın son derece ilginç olduğunu söyledi. Gürgür, şunları kaydetti:
“Bu tabancayı oraya koyan Sinan Aygün olamayacağına göre, onun dışında da bu alanı başka kullanacak insan olmayacağına göre, bu tabanca oraya kimin tarafından ve ne amaçla yerleştirildi?
[B]Eğer o gün tesadüfen şofben bozuk olmasaydı, tamirci bu tamiri yaparken bu tabanca oradan düşmemiş olsaydı işte şimdi burada yapılacak olan araştırmada tabanca elbette bulunacaktı ve doğal olarak bu tabancanın Sinan Aygün tarafından oraya konulmadığını anlatmak mümkün olmayacaktı.
Olay son derece ilginç ve düşündürücüdür. Bu olayı herkesin düşünmesini özellikle isterim.”
[/B]ATO Meclis Başkanı Gürgür, odada emniyet güçlerince arama işlemi sürerken gazetecilere yaptığı açıklamada, Aygün'ün toplumun her kesimiyle her an ilişki içinde bulunan bir kişi olduğunu belirterek, “Bu açıdan soruşturma kapsamında olan bazı isimlerle görüşme yapması son derece doğaldır” diye konuştu.
Gürgür, ATO Başkanı Aygün ile 10 yıla aşkın süredir görev yaptığını, Aygün'ün odadaki temasları ve çevresini yakından bildiğini ve izlediğini söyledi.
Aygün'ün kamuoyunca yakından tanınan bir isim olduğunu belirten Gürgür, “Onun çok hareketli bir insan olduğunu, geniş bir toplum kesimiyle her an ilişki içinde bulunduğunu, sivil-asker her kesimle, siyasetçilerle görüşmeler yaptığını herkes bilir. Bu açıdan Sinan Aygün'ün soruşturma kapsamında olan bazı isimlerle görüşme yapması son derece doğaldır” dedi.
Soruşturmayı yapan kişilerin, “yaşanmakta olanların, bir komplonun, yasal olmayan bir girişimin unsuru olduğunu ortaya koymalarının görevleri olduğunu” ifade eden Gürgür, ATO'nun 120 binden fazla üyesi bulunduğunu, Aygün ile ilgili gelişmeler üzerine yüzlerce insanın ATO'yu arayıp neler olduğunu sorduğunu ve kendilerinin buna henüz bir cevap veremediklerini anlattı.
ATO'nun Türkiye'nin ikinci büyük mesleki sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayan Gürgür, bu olayın sadece Sinan Aygün'ün şahsını değil, 120 binden fazla üyesi olan bu kurumu da ilgilendirdiğini söyledi.
“ATO MECLİSİNİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANTIYA ÇAĞIRDIK”
Bu kadar geniş bir çevrenin ilgi alanındaki konunun, basit bir soruşturma içerisinde sürüncemede bırakılmasının kabul edilebilir olmadığını belirten Gürgür, şöyle devam etti:
“Bu açıdan bir kere şeffaflık ve açıklık, herkes için temel bir görevdir. Sadece burada Sinan Aygün'ün veya belli bir siyasi kesimin değil, herkesin, özellikle yasaları uygulamak durumunda olan herkesin son derece açık ve şeffaf olmak gibi bir yükümlülüğü var. O yüzden biz, yakın bir zaman içerisinde bu olayın sonuca bağlanmasını ve sürüncemede bırakılmamasını özellikle istiyoruz. Bununla ilgili olarak yarın saat 11.00'de ATO Meclisini olağanüstü toplantıya çağırdık. Konuyu Mecliste görüşeceğiz ve bir an önce ele alınması konusundaki bizim camiamızın talebini orada da dile getireceğiz.”
Bir gazetecinin, Sinan Aygün'ün soruşturma kapsamındaki bazı kişilerle görüşmesinin doğal olduğuna ilişkin sözlerini hatırlatarak, kimleri kastettiğini sorması üzerine Gürgür, “Benim ifade ettiğim; Sinan Aygün'ün bugün bir kısmı gözaltına alınan insanlar veya alınması ihtimali olan insanlarla görüşmesi doğal diyorum. Bu açık bir cevap” diye konuştu.
“NEŞELİ HALİNİ MUHAFAZA EDİYOR”
Gürgür, bir başka soru üzerine, Aygün ile ATO'da devam etmekte olan arama sırasında görüştüğünü, Aygün'ün son derece rahat ve müsterih olduğunu ve herhangi bir endişe taşımadığını gördüğünü anlattı.
Nuri Gürgür, “Her zamanki gibi neşeli halini muhafaza ediyor, hiçbir sıkıntısı yok” dedi.
Aygün'ün evindeki aramanın 4 saat sürdüğüne de işaret eden Gürgür, evinden kayda değer herhangi bir eşya alınmadığını bildirdi.
ATO Meclis Başkanı Gürgür, “Sayın Aygün İstanbul'a götürülecek mi?” sorusuna ise “Götürüleceği ifade ediliyor, dediğim gibi herşey müphem, açıklık yok. Yani İstanbul'a götürüldüğü zaman orada ne olacak? Bilgisine başvurulduktan sonra nasıl bir işlem yapılacağını bilmiyorum” yanıtını verdi.
.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet:
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
![[Resim: ataturkimzale.gif]](http://img6.imageshack.us/img6/8138/ataturkimzale.gif)
Ankara'da Åok Gözaltılar
]Tuncay Özkan sessiz kaldı, bu kez Nihat Genç savcıya meydan okudu.
'Ergenekon Soruşturması' kapsamında, emeki orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un yanı sıra, gazeteci Mustafa Balbay ve ATO Başkanı Sinan Aygün'ün gözaltına alınmasına 'ulusalcı kesimden' gelen tepkiler dinmiyor.
SAVCIYA 'BENİ DE ALIN' ÇAĞRISI
Ulusalcı kesimin heyecanlı ismi Nihat Genç, SKY Türk'te telefonla katıldığı canlı yayında gözaltılara tepki gösterdi. Genç, soruşturmayı yürüten savcılara meydan okuyarak; "Evdeyim, bekliyorum. Savcılar beni de alsınlar. Ne var bundan sonrası ölüm mü?" dedi.
'Ergenekon Soruşturması' kapsamında, emeki orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un yanı sıra, gazeteci Mustafa Balbay ve ATO Başkanı Sinan Aygün'ün gözaltına alınmasına 'ulusalcı kesimden' gelen tepkiler dinmiyor.
SAVCIYA 'BENİ DE ALIN' ÇAĞRISI
Ulusalcı kesimin heyecanlı ismi Nihat Genç, SKY Türk'te telefonla katıldığı canlı yayında gözaltılara tepki gösterdi. Genç, soruşturmayı yürüten savcılara meydan okuyarak; "Evdeyim, bekliyorum. Savcılar beni de alsınlar. Ne var bundan sonrası ölüm mü?" dedi.
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi