Ankara'da Åok Gözaltılar
[COLOR=#C00000][FONT=Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif]Fatih Altaylı [FONT=Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif]Sıra kimde! 01.07.2008 16:23[B]
Sabahın erken saatlerinde gözaltılar başlayınca bir haber
kaynağım aradı.
"Ergenekon'da İddianame hazır. Gözaltına alınanlar bir iki eksikle
iddianamede adı geçenler. Kaçma, saklanma olmasın diye gözaltına
alındılar" dedi.
Gözaltına alınan emekli orgenerallerden başka iki önemli emekli
paşanın daha gözaltına alınabileceği söylentileri dolaşıyor
ortalıkta.
Bu isimlerden biri Doğu Silançıoğlu.
Soruşturmanın Silançıoğlu'nu da kapsayabilmesi için sorgular o
yöne doğru kaydırılıyormuş.
İddia.
Bir diğer isim de Aytaç Yalman.
Yalman Paşa'nın da gözaltına alınabileceği konuşuluyor.
Askerler arasında çok sevilen Hurşit Tolon Paşa'nın askeri
lojmandan alınarak götürülmesinin çok ciddi bir infial
yarattığı da konuşuluyor.
Dedikodu o kadar aldı yürüdü ki, Başbakan'la Kara Kuvvetleri
Komutanı'nın görüşmesi bile bu olayla ilişkilendiriliyor.
Bu yolla Silahlı Kuvvetler yıpratılıyor.
Geriliyor.
İyi de, Silahlı Kuvvetler'in yıpratılmasından kim ne medet umuyor.
Bunun en güzel yanıtını bugün Vatan gazetesindeki köşesinde
Yiğit Bulut veriyor.
Elinizde Vatan varsa Vatan'dan, yoksa gazetevatan.com.tr'den okuyun.
Tavsiye ediyorum.
[B] Gözaltı değil gözdağı
Yine bir operasyon.
Yine kritik bir gün.
Başsavcı Yalçınkaya'nın Anayasa Mahkemesi'ne iddianamesini
anlatacağı günün sabahı, Savcı Zekeriya Öz Ergenekon
soruşturması kapsamında popüler bir oda başkanı ve iki orgeneralin
de aralarında bulunduğu 24 kişiyi gözaltına alıyor.
Gözaltından daha çok gözdağı.
Kime mi!
Herkese.
Mesela.
Mevcut komutanlara "Bir gün siz de emekli olacakınız" diyorlar.
Yaşar Büyükanıt'ın 31 Ağustos 2008 sabahı, 27 Nisan e-muhtırası nedeniyle gözaltına alınmayacağının garantisi yok.
Yarın öbürgün, emekli paşa Özden Örnek'in günleklerinin delil
kabul edilerek Türkiye'nin en büyük medya patronunun da gözaltına
alınmayacağının da.
AKP'ye karşı çıkan sivil toplum örgütlerinin başkanları da şu
veya bu gerekçeyle aynı akıbete uğrayabilirler.
Aynı durum gazeteciler için de geçerli.
Üstelik gazeteciler, görevleri nedeniyle herkesle her zaman diyalog
içindedirler.
Onların riski herkesten fazla.
Muhalif yazarar, sadece haber kaynakları ile ilişkileri nedeniyle
dahi okkanın altına her an gidebilirler.
Bunun adı faşizmdir.
Bu açıkça bir baskı rejimidir.
Türkiye'de bir illegal örgütlenme varsa bunun üzerine gidilmesi
gerektiğini, bugün bu operasyonları yapanlar kısa pantalonla
dolaşırken, bu operasyonlara yol verenler illegal kelimesini telaffuz
dahi edemezken yazdık söyledik.
Ama bugün yapılanların bir illegal örgütlenmeyi çökertme
operasyonu değil, muhalif sesleri susturma operasyonu olduğu açıkça
ortada.
Hukuk ayaklar altında.
İnsan hakları ayaklar altında.
Sözde Türkiye'nin en önemli hukuk operasyonu yürütülüyor, bu
operasyon 30 yaşında tecrübesiz bir savcıya emanet.
Bu operasyon bu kadar önemliyse, niye işin içinde tecrübeli
savcılardan kurulu bir soruşturma grubu yok.
Yok çünkü olay hukuk olayı değil.
Soruşturma hukuk soruşturması değil.
Amaç bir çeteyi bulup çökertmek değil.
Varolduğu iddia edilen bir çete kullanılarak gözdağı vermek.
Türkiye bilinçsiz ellerde bilerek veya bilmeyerek çok tehlikeli bir
yere doğru itiliyor.
Cumhuriyet arayışı içinde buna destek verenler, yarın bir
cumhuriyetsiz kalabileceklerini artık görmek zorunda.
Şah ve rok
AKP yandaşı yazaryar, AKP'ye iliştirilmiş liberaller, bir iki
eksikle gözaltılar karşısında zil takıp oynama noktasındalar.
Genelkurmay Kararagahı toptan içeri alınsa daha mutlu olacaklar.
Dışarda kendilerinden başka yazar gazeteci kalmasa sevinçten
havalara uçacaklar.
Çünkü onların özgürlükçülüğü, liberalliği bu kadar.
Düşünemiyorlar.
Başka bir iktidar döneminde, iktidarın meşrebine göre bir savcı
bulup, bütün liberal geçinen yazarları, bütün 2.
Cumhuriyetçileri, İslamcıları "Şeriat devmeti" kurma, Türkiye'de
başka bir ülkenin egemenliğini sağlama gibi suçlamalarla bir
yargı kararı olmadan yıllarca içeri atmasının da mümkün hale
gelebileceğini görmüyorlar. Böyle hukuksuzluklara, hukuğun
yamutulmasına kimden gelirse gelsin karşı gelinmesi gerektiğini
idrak edemiyorlar.
Türkiye elden gidiyor farkedemiyorlar.
Türk siyasetine yıllarını vermiş bu ülkede oturulabilecek en
yüksek makamlara oturmuş bir siyasetçi şöyle diyor, "Kapatma
davasıyla Atatürk Cumhuriyeti karşılarına satranç tabiriyle şah
demiştir. Bu hamleyle ya şahı alacak, ya da kendi şahını
verecektir"
Bir usta siyasetçinin bu tanımlamasından yola çıkarsak, Ergenekon
Operasyonu adı altında Laik Cumhuriyet karşıtları şimdilik "Rok"
yapıyorlar.
Bir sonraki hamlede onlar "Şah" diyecekler.[/B][/B]
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hukuka kendi sadece işimize geldiği zaman sahip çıkmadığımızda
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Son Düzenleme: 01/07/2008, 20:14, Düzenleyen: burcu.