Anadoludaki Kayıp Halka Dergah Devletler -Ma/Kadın ananın Halkı
Sevgili Canlar,
Her şeyden önce şu Alevilik yolunu cemaatleştirme ve de tarikatlaştırma şeklindeki bazı alevi uygulamalarını ortadan kaldırmak lazım. Çünkü Alevilik yoluna yakışmayan şeyler bunlar. Bir Aleviliğin pirinin olması dergahında talipleri ile hak yoluna hizmet vermesi Sünni kesim tarafından yeniden sonradan değiştirilip kendi o uydurma din bilgilerine göre yeniden yorumlayıp tarikat veya cemaat şeklinde uygulamaya geçişini, bazı alevi olduğunu söyleyen çevreler bu gün Aleviliğe de empoze etmeye çalışıyor. Şu ana kadar bütün yazılanlara bakarken bir an sanki fetulahçı bir arkadaşın yazdıklarını okur gibi oldum. Eminim bu gün bunları akp çevreleri okusa her halde büyük bir memnuniyet içerisine girerler. Ne kadar Hz. Ali’yi hazmedemeyen çevreler varsa bir yerlerine kına yakarlar herhalde… Dinler arası diyalog için bu gün Hz. Muhammed’in ismi bir kenara atılmak isteniyor. Şimdi de mezhepler arası diyaloglar başlamış gördüğüm kadarıyla. Alevi olduğunu söyleyenler de bu diyalog uğruna Hz. Ali ismini bir kenara itmek istiyor gibi Yalnızca bir cemaat lideri olsun yeter. O cemaat lideri de geçmişte kurucusu Abdal Musa bugün de müridi Erdoğan Çınar olsa gerek…
Öyle Alevilik kelimesinin sonunda bir iki harfle oynayarak kendi kafasına göre bir şeyler yaratma çabası hiçbir sonuç vermez. Işığı olmayan bir yolun varacağı son nokta karanlık bir uçurumdur. Alevi sözcüğü Ali-evi manasında kullanılır. Hz. Ali’nin çatısı altında toplanan insanları temsil eder. Bir çatının altında toplanıp da o çatının sahibini dışarı atmak kadar saçma bir şey olabilir mi? Kendine alevi diyeceksin, sonra da onu değişik yorumlayıp Ali’yi tanımıyacaksın.
Halbuki Alevilikte yalnız bir pir etrafında toplanılmaz. Bütün pirlerin yolu birdir. O da bin bir donda kendini gösteren Şahımerdan Hz. Ali’dir. Bütün evliyaların yani pirlerin hocası batında Hz. Ali’dir. Her pir Hz. Ali’nin ayrı bir sıfatıdır. Misal Pir Sultan Abdal
“Bilmeyenler bilsin beni ben Ali’yim Ali benim” demekle bunu açıkça belirtiyor.
Ancak ne yazık ki Zöhre Ana adında bir pir çıktıktan sonra o bütün pirler evliyalar bir anda bazı çevreler tarafından sıradan ozanlara sıradan din alimlerine döndü. Bu pirlerin içinden yalnız birinin ismini alıp, sırf o da Alevilik yolunu sürdürdüğünü göstermek için olsa gerek diğer pirleri görmezlikten gelmek bugün ki cemaatleşmelerden ne farkı olabilir?
Yani Yalnızca Abdal Musa’yı görüp diğer bütün evliyaları görmemezlikten gelmek bir evin dört duvarından üçünü görmezlikten gelip yalnız bir duvarını görmeye benzer. Hiç tek duvarlı bir ev olabilir mi?
Bir binanın bütün sütunlarını bir tarafa atıp tek bir sütun üzerinde tutabilirmisiniz? Her evliya Aleviliğin bir sütunudur. Bütün sütunu ve binayı taşıyan, ayakta tutan ise binanın temelidir. O temel de Hz. Ali’dir…
Yine sizin şu ışık meselesinden bakalım olaya;
Güneş nedir? Allah’ın sönmeyen ışığının bir simgesi ve kanıtıdır. Yoktan var ettiği ilminin bir temsilidir. İnsanlara gösterdiği bir mucizesidir.
İşte o Güneş Hz. Ali’dir. Allah’ın bütün ilmi, ışığı, kerameti Hz. Ali’de varolmuştur. O Güneşin yaydığı veya insanlara gönderip onları aydınlattığı ışıklarının her birisi de her yüzyılda Hz. Ali’nin bin bir sıfata bürünerek gelip gittiği evliyalardır. Bu evliyalardan veya bu ışıklardan biri de Hz. Ali’nin bir sıfatı olan Abdal Musa’dır.
Güneş Ali ise her evliyada o güneşin gönderdiği her bir ışığıysa bu ışığın birini görüp diğer ışıklarını görmemek için başını kuma gömmek gereksiz bir çabadır. Ve yine o ışıkları ne kadar görmezlikten de gelseniz bu güneşin var olduğu gerçeğini değiştirmez. Öyle ucuz geçici ışık kaynaklarıyla kimse kendini kandırmasın…
Sizin anlatmış olduğunuz o yaratıcı ve yaratılan diye bir şey yoktur şeklindeki yorumunuz Allah ile Evliyaları anlatmaktadır. Biz sıradan yaratılanlar için bu geçerli değildir. Evliyaların her biri Ali’nin bir sıfatı olup Hz. Ali de Allah’ın bir sıfatı olduğunudan Allah ile evliyalar arasında elbetteki yaratıcı yaratılan ayrımı yapmak mantıksızdır.
Çünkü her bir evliya zaten Allah’ın kendi sıfatıdır. Yaratıcı’nının ete kemiğe bürünüp yarattıklarının arasına karıştığı şeklidir evliyalar… İşte yaratıcının evliya sıfatında insanlar arasına karıştığında bir sürü insanlar o evliyaları tanımaya çalışmadığı için onların ışığında aydınlanmadığı için onların gerçek yüceliklerinden habersiz olurlar. Onlardaki yaratıcı gücü, ilmi ve ışığı göremezler. Böyle olunca da evliyaları sıradan bir insanmış gibi görürler. Bu evliyaları uzaktan araştıran yakınına gelip tanıma gereği görmeyen bazı bilimci mi dersiniz, din alimi mi dersiniz böyle insanlar onların o evliyalıklarını insan boyutunda değerlendirerek işte bu gün çıkıp yaratıcı ve yaratılan aynıdır diyebiliyorlar.
Oysaki Allah ilim sahibidir. Yani yoktan var edendir. İnsan ise en fazla bilim sahibi olabilir. Yani Allah’ın var ettiklerini ortaya çıkarıp kendine göre şekillendirerek sunmaktır. Dolayısıyla bu noktada yaratılan nasıl yaratan olabilir ki?
Ancak evliyalar da ilim sahibi olduklarından Allah’ın ilmini yaşattıklarından evliyalara sıradan bir insanmış gibi bakarsanız o zaman öyle gözükebilir. İşte bütün yanlışlıklar asıl buradan çıkmaktadır. Evliyaları sıradan insanlarmış gibi görmek…
Bir evliyayı gidip canlı olarak ışığını ilmini ve kerametlerini görmeden onları canlı yaşamadan anlayamazsınız. Kaldı ki geçmişten bu güne gelen eksik, tutarsız, kim tarafından yazıldığı belli olmayan, yazanı belli olanların ise yazıcısının ne kadar bilgili ve güvenirli olabileceği kesin olmayan ne olduğu belirsiz kaynaklarla evliyalık anlaşılamaz… Tabi evliya anlaşılamayınca Ali hiç anlaşılamaz....
...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
![[Resim: smile.gif]](http://www.kizilbasforum.com/images/smilies/smile.gif)