You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Member
Amel Defteri
Amel Defteri, Hesap Kitabı
Her insan aslında bir yazar gibi hayatı ile kendi kitabını yazıyor. Bu olgu, İslam’da bir iman esasıdır. İnkâr etsek küfre gireriz. Zira yüce Allah (c.c.), Kuran-ı Kerim’de bu iş için görevlendirdiği meleklerinin adını belirttiği gibi bu kitapları mahşer günü hesap için ilgili kişilere dağıtacağını da pek çok ayetle ifade etmektedir:

’Hâlbuki üzerinizde gözetleyici melekler var, şerefli yazıcı melekler. Her ne yaparsanız kaydederler (El-İnfitar suresi, 10-12).’

’Oku kitabını, bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin (İsra suresi, 14).’

Aslında yüce Allah’ın (c.c.) amel defteri dediği şey, biz bu çağın insanlarınca film kasetleri, disketleri olarak düşünülebilir. Çünkü Yasin suresinde kıyamet günü hesap meydanında insanların azalarının konuşacağı belirtilmektedir. Bu durum apaçık bir şekilde dünya hayatında insanların görüntülerinin alınıp orada bunun seyrettirilmesine işaret etmektedir:

’Bugün onların ağızlarını mühürleriz de neler yaptıklarını elleri bize söyler ve ayakları şahitlik yapar (Yasin suresi, 65).’

Demek ki ortada görüntü varsa bu görüntülerden adeta bir film yapılmış.

Kiramen Kâtibin Melekleri sağımızda ve solumuzda yer alırlar. Sağdaki iyi amelleri, soldaki de kötülerini yazar. Amir pozisyonda olan sağdakidir. Konu hadis-i şeriflerde böyle geçer. Bunu çağımızın diline çevirirsek, bu meleklerin ellerinde ilahi kameraların bulunduğunu, sağ taraftaki meleğin güzel işlerimizin görüntülerini, soldakinin de kötülüklere dikkat kesilip bunları kaydettiğini düşünebiliriz. Yüce Allah (c.c.) kudretiyle işte bu görüntüleri toparlayıp kıyamet günü insanlara sunulacak birer film haline getirmektedir. Bu görüntüleri toparlayıp film haline getirme doğrudan Allah’tan aldığı emre ve ilhama göre hareket eden ve amir pozisyonundaki sağdaki meleğin işi olacaktır herhalde.

Bu filmde kişinin hayatı baştan sona kadar konu olarak alınmıştır. Cennete giden kişi bu film sayesinde adım adım bu mükâfatı nasıl kazandığını görecektir. Cehennemlik olan da adım adım oraya nasıl yuvarlandığını anlayacaktır:

’Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden dolayı korkuya kapılmış görürsün. Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş, derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez (Kehf suresi, 49).’

Bazı insanlar cennet hayatını ilkel kabilelerin yaşadığı doğal ortam olarak düşünürler, hayal ederler: Ağaçlar, yeşillikler, akarsular’ vardır, ama bu yüzyıldaki insanların sahip olduğu imkanlar orada yoktur: telefon, televizyon, uçak vs.

Bu teknolojik ürünler yüce Allah’ın (c.c.) dünyadaki yasalarının maddeye uygulanması ile elde edilmiştir. Her ne kadar bunları insanlar icat etse de hepsini yaratan yüce Allah’tır. Hepsi de birer ayet olarak imani konulara hizmet etmektedir. Birer öte anlama (dini manaya) sahiptirler. Asıl bunun için yaratılmışlardır. Hayatı kolaylaştırmaları ikinci işlevleridir. Bir mümin konuya bu bakış açısıyla bakmalıdır. Yoksa, Allah göstermesin, materyalist olabilir.

Çoğu teknolojik ürün, müminlere cennet hayatını düşündürmek, oradaki nimetlere dikkati çekmek üzere yüce Allah tarafından yaratılmışlardır.

Yüce Allah (c.c.) cennet hayatının dayandığı yasalara uygun olarak çeşitli teknolojik nimetleri hazır olarak cennette müminlere yaratıp sunacaktır. Bunlar dünya hayatındaki teknolojik ürünler gibi cennet hayatında da kolaylıklar sağlayacaktır. Ayrıca Allah’a şükür vesilesi olacaklardır. Bunları yüce Allah meleklerine ilham ettirip tasarlatıp meydana getirecektir. Çok mükemmel oldukları için hiçbir zaman eskimeyip bozulmayacaklardır. Modaları da geçmeyecektir.

Bakın şu aşağıdaki ayetlerde inanan insanlardan birisi, cennette sohbet sırasında arkadaşına dünyada iken tanıdığı birisinden bahsediyor. O kişi inançsız birisidir. Durumunu merak edip sohbet arasında araştırıyorlar ve onu cehennemin ortasında görüyorlar. Onunla iletişime geçiyorlar. Daha doğrusu cennetlik kişi ona hitaben bir şeyler söylüyor. Şimdi bu bir anda olan olayı gerçekleştiren şey nedir? Bir canlı yayın şebekesi mi, görüntülü telefon mu, internet bağlantısı mı? Yani ortada bunu gerçekleştiren bir teknolojik nimet var. Bundan bahsedilmese de ayetin ifadelerinden, sözün gelişinden bu anlaşılıyor. Bu kişilerin sohbeti bırakarak cehenneme gitmeleri ve o kişinin halini orada müşahede etmeleri imkânsız gibi. Kaldı ki bu arada cehenneme gidip gelseler bile bu da ancak bir teknolojik ürünle mümkün olabilecektir:

’Derken birbirine dönüp konuşurlar. İçlerinden biri yanındakine der ki: Gerçekten benim dünya hayatında bir arkadaşım vardı. Bana şöyle derdi: Sen gerçekten inananlardan mısın? Öldüğümüz ve toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalandırılacak mıyız? Yanındakine siz onu tanır mısınız diye sorar. Derken bakınırlar onu tam cehennemin ortasında görürler. Ona şöyle der: Allah’a yemin ederim ki, doğrusu sen beni az kalsın helak edecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı ben de cehennemde tutulanlardan olacaktım. Nasılmış bak! Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız? (Saffat suresi, 50-59)’

Bu açıdan ilahi kamera, film dedik, bazılarının aklına bu filmleri gösterecek alet ne olacak diye bir soru da gelebilir. Yani bu filmler kendi kendilerine bu işlevi de gerçekleştiriyor dersek bu cevap bu çağdaki insanların akıllarını baştan alan, imkansız olarak görebilecekleri bir anlam mı taşıyacaktır?.. Günlük hayatta artık o kadar çok yeniliklere şahit oluyoruz ki, bir cep telefonu ilk çıktığında nasıldı, şimdi nasıl? Ne fonksiyonlar yüklendi. Yüce Allah (c.c.) sonsuz ilmi ve kudretiyle amel defteri olan bu film disketlerine ne çeşit fonksiyonlar yerleştirecektir kim bilir?.. Dileyen bu emel defterlerini roman formatında da okuyabilecek, dileyen film gibi izleyebilecek’ Bu Allah’a zor bir şey mi?..

Cennet hayatı bir zevk ve eğlence hayatıdır. Bu dünya hayatında bunların bazı nüveleri vardır. İnsanların büyük kısmına tatillerde zevk ve eğlence adına neler yaptıklarını sorsanız onlar genellikle gezme tozma gibi etkinliklerin yanında roman okuduklarını, sinemaya gittiklerini, evde film izlediklerini de söyleyeceklerdir. Bu roman ve film olgusu aynı kapıya çıkarlar. Aslında bunlar insan ruhunda tatmin arayan merak duygusunu doyururlar. İnsanlar roman ve filmin dünyasına girerek yalancı bir âlemde başkalarını tanırlar, evrenlerini biraz geliştirerek psikolojik olarak rahatlarlar. Bu onlara çok iyi gelir. Hâlbuki bu roman ve filmler sanatçıların hayal ürünüdürler ve kurgu özelliği taşırlar. Gerçeklikleri yoktur. Cennette ise bu olgunun gerçekliği bu amel defterleri ile karşılanacaktır. Amel defterleri gerçek hayattan geldikleri gibi yüce Allah’ın kusursuz sanatçılığının damgasını da taşırlar. Cennet hayatında roman ve filmlerin yerini amel defterleri tutacak, insanlar sonsuz bir merak duygusuyla bunları okuyacak veya seyredeceklerdir. Hiçbir zaman da bıkmayacaklardır. Allahu a’lem bu sırada insanlara bambaşka manevi feyizler ve lezzetler de ihsan edilecektir.

Bir sanatçının romanın okunduğu veya filminin izlendiği sanatçıya başka açıdan bir doyum verir. Aynı bunun gibi cennetteki her insan amel defteri dolayısıyla böyle bir manevi doyuma mazhar olur. Haz alır.

İnsan eline bir çiçeği alıp şöyle bir incelediğinde ne kadar hayran oluyor. Renkleri ve şekilleri ne kadar yerli yerinde bulunuyor. Simetri insanın aklını başından alıyor adeta. Bunun gibi amel defterleri de o kudreti ve sanatçılığı yüce Allah’ın bir harika nimeti olarak bizlere sunulacaktır. Bize düşen görev böyle bir eser için iyi bir hayat yaşamamız; utanacağımız, yüzümüzün kızaracağı günahlardan uzak durmamızdır. Salih amellere koşmamız, bunun için birbirimizle yarışmamızdır. Kıyamet günü sonsuz ömrümüzde sonsuz kez eşe dosta övünçle göstereceğimiz bir esere malik olmak için dosdoğru olmamızdır. Sırat-ı müstakimden kıl payı ayrılmamızdır.

Düşünün, kıyamet günü dirildik, cennette ömrümüzü sürdürüyoruz. Aradan yüz kentilyon yıl geçti. Bu, biz dünyadaki insanlar için çok uzun bir zaman dilimi, ama ahretin sonsuz ömründe deryada bir damla bile değildir. Çünkü ahrette ebedi bir hayat vardır. Bir ara buradaki yaşama vesile olan dünya hayatımızı hatırlıyoruz. Oradaki hayatımız da yetmiş yıl olsun. Melekler ilahi kameralarla hayatımızı çekmişler ama yüce Allah (c.c.) geniş affı ve günahları örtücülüğü ile hayatımızdan istenmeyen ve lüzumsuz kareleri aradan çıkarmış. Dünya yaşamımızı biz bu çağın insanlarının çok meraklı olduğu bir sinema filmi haline getirmiş. Bunu önce bizlere hesap meydanında sağ tarafımızdan sunmuş. Bu hayatımızdan kesintilerden oluşan film seyredilecek kıvamda ve uzunlukta olduğu gibi ayrıca onda cennet mükâfatını kazandıran amelleri vurgulayan bir düzenleme de yapılmış. Her ne kadar hayatı biz yaşasak da yüce Allah (c.c.), bu filme öyle bir şekil vermiş ki dünyadaki hiçbir film bu kadar güzel olmamıştır diye düşünmekteyiz. Yüz kentilyon yıl boyunca seyrettiğimiz halde bu filmden bıkmadık, bu filme doyamadık. Cennette eşimize ve dostumuza da bu filmi seyrettiriyoruz. Onların da yüz kentilyon yıldır on binlerce kez izledikleri halde yine bu filmi izlemek heyecanlarından bir şey eksiltmiyor. Çünkü cennette herkes birbirini çok yakından tanımak istiyor. Bu filmlerin en başlıca işlevi budur. Ayrıca cennetteki mükâfatlar ebedi olduğundan kimin hangi ameliyle hangi mükâfatlara nasıl ve niçin kavuştuğu büyük bir merak konusudur. Biliyorsunuz merak şehvet kadar derin ve zevkli bir olgudur. Hiçbir zaman da bu tür konularda tam anlamıyla tatmin olmaz. Ebedidir. Filmlerin nefes kesen bir halde seyredilmesini de bunlar sağlıyor.

Film başlıyor. Cennet ahalisi toplanmışlar. Merakla seyrediyorlar. Filmin başkahramanı sağlam bir itikatla bir salih amele yönelmek istiyor. Bu arada cinni şeytanlar görülüyor. Dünyada iken görülmezlerdi ama bu filmde apaçık olarak meydandalar. Melekler ilahi kameralarla onları da görüntülemişler. Ona vesvese veriyorlar. Başkahraman nefsiyle zor anlar yaşıyor. Bu handikapları aşıp salih ameli işlemeye muvaffak oluyor. Sonra bir başka salih amele yöneliyor. Öyle ki film baştan sona böyle salih amellerle örülüyor. Bazen nefsine ve şeytana yenildiği anlar oluyor, ama kendisini toparlaması uzun zaman almıyor. Buraları da yüce Allah’ın (c.c.) geniş affıyla ve günahları kapatmasıyla dikkati çekiyor. Kişiyi rencide edecek, bozacak günahlara filmde yer verilmiyor. Hayatı Allah’ın rızasına uygun olarak devam edip son buluyor. Öyle ki film seyredilip bittiğinde başkahraman heyecandan şöyle diyebiliyor:

’İşte o vakit amel defteri sağ eline verilmiş olan kimse der ki: Gelin kitabımı okuyun. Çünkü ben hesabıma ulaşacağımı (hesaba çekileceğimi) biliyordum! Artık o hoşnut bir hayatta, yüksek bir cennettedir (El-Hakka suresi, 19-22).’

Bu arada salih amel ile ne kastedildiğini biraz izah etmek gerekmektedir. İmam-ı Rabbani Hazretleri (k.s) bir mektubunda bu soruyu kendi kendine sorduğunu ve önce bu konuda büyük bir karamsarlık yaşadığını anlatmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iman ve salih amelle cennete girileceği pek çok ayetle belirtildiğine göre, yüce Allah (c.c.) bizden bütün salih amelleri yapmamızı mı bekliyor diye düşünmüş. Bunu bir insanın yapamayacağını düşünerek biraz üzülmüş. Sonra kalbe gelen bir ilhamla yüce Allah’ın (c.c.) salih amelle öncelikli olarak İslam’ın beş şartını kastettiğini anlayıp rahatlamış ve bu konuda ümitli olmuş. Bir insan haramlardan uzak durup İslam’ın beş şartına hayatında öncelik verirse Allah’ın izni ile cehennem ateşinden kurtulup cenneti kazanır demektedir.

Cennettekilerin göbeklerini hoplata hoplata gülecekleri filmler de olacak elbette. Bunlar cehenneme düşen kâfirlerin ve münafıkların filmleridir. Onlar dünyada iken müminlerle alay ediyor ve onları küçük görüyorlardı (bk. Enbiya suresi, 41; Hud suresi,38; Tevbe suresi, 127 vb.). Burada ise filmleri ile cennetteki müminlerin maskarası olmuş durumdadırlar. Hayat hikâyeleri şeytanların vesveseleri ile nefisleri ile hareket ettikleri sahnelerden oluşmaktalar. Birer kelime ile ifade edilecek olursa, ’bayağı’ ve ’iğrenç’ karelerle film akıp gitmektedir. Adeta bunlar dünyaya günah işlemek için gelmişlerdir. Ahret gününe inanmadıkları ve böyle bir ilahi kameradan ve filmden haberleri olmadığı için her günahı fütursuzca işlemektedirler, cehennemi kazanmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. İkaz için gelen hadiselerin ve kişilerin dilini anlamak istememektedirler. Öyle ki bunların adeta hiçbir salih ameli yok gibidir. Olanı da gösteriş için yaptıklarından ahrette bir işe yaramamaktadır (bk.Kehf suresi, 103-106).

Kâfirlerin ve münafıkların filmlerinin bazı sahneleri biraz da gerilimli olabilecektir: Bunların ikisi biraraya geldiği zaman yapacakları iş bellidir. Zayıf insanların namuslarına, mal mülklerine, makamlarına, şereflerine komplo kurarlar, çeşitli tuzaklarla bu değerlerine zarar vermeye çalışırlar (bk. Rad suresi, 41, 42). Dünyadaki başlıca işleri fesat çıkarmaktır (bk. Enfal suresi, 73). Dünyanın rahatı bunlara battığından ortalığı velveleye verirler. Bunlar film karelerinde gösterilince cennette bunu izleyen müminler kaygıyla büyük bir üzüntüye düşerler, ama filmin sonunda bunlar cehennemle müjdelendikleri için gerilim düşüp müminler rahatlarlar.

Nefis imanla tezyin olmadığı sürece hiçbir iyiliği Allah (c.c.) rızası için yapamaz. Bir çıkar için işler. Elbette bu da iyi bir şeydir. Bunun da bir mükâfatı vardır. Ancak bunun karşılığı sadece dünyada iken verilir. Ahrette yoktur. Bu bir sünnetullahtır. Filmde bunlar da görülür. Yüce Allah’ın kimseye zerre kadar haksızlık yapmadığı, her iyiliği ödüllendirdiği anlaşılır.

Bu filmler izlenirken bir şey çok dikkati çekecektir: Kâfirler ve münafıklar varoluşlarını hiç sorgulamayacaklardır. Hayvanlar ve bitkiler gibi nefislerinin istikametinde hareket edeceklerdir. Zaafları her olayda kendisini aynıyla gösterecektir. Öyle ki başı seyredildiğinde sonu tahmin edilen filmlerdeki gibi bir rol takınacaklardır. Yüce Allah (c.c.), bunlar için nefislerinin bu zaaflarını yenmeleri ve hidayete gelmeleri için öyle olaylar yaratacak, öyle kimseleri tebliğ ve nasihat için yanlarına gönderecek ki yine de bunlar onlara bir fayda sağlamayacaktır. Bunların ilahi azaba müstahak oluşlarına her gönül razı olacaktır. Yüce Allah’ı bu konuda kimse suçlayamayacaktır. O’nu herkes ululayacaktır. Eksiklikten ve kusurdan tenzih edecektir. Müminler ise bu filmlerde daima nefislerini sorguya çekeceklerdir. Tövbe ve istiğfar dillerinden düşmemektedir. Her hadise, her kişi adeta onlarca bir uyarıcı olarak algılanacaktır. Daima kendilerine çeki düzen vereceklerdir. Nefislerinin kötü huylarını söküp atacaklardır. Kendilerini faziletlerle, güzel ahlaklarla tezyin etmeye çalışacaklardır. Filmlerinde bütün bunlar hayranlıkla seyredilir.

Cennette filmleri en ilgiyle izlenecek olanları kuşkusuz peygamberlerdir. Her peygamberin filmi biraz birbirine benzeyecektir. Çünkü aynı davayla gelmişlerdir. Tevhit davasıyla insanları kardeş yapmak mücadelesi vermişlerdir.

Bu davaya önce toplumda ezilen, sömürülen, fakir tabaka sahip çıkacak, peygamberlerin arkasına onlar en başta takılacaktır.

Zengin, şımarık, toplumsal ayrıcalıklarını korumak isteyenler taştan, tahtadan putların arkasına sığınıp atalarımızın ilahları bunlardı. Biz Allah’a bunlarla birlikte inanırız, diyerek inat edecekler, peygamberlerine ve inananlarına türlü eziyet ve işkence yapacaklardır.

Ahir zaman ümmetinin en başlıca putlarının ise ırkçılık, para (kapitalizm) olduğu bu filmlerde müşahede olunacaktır. Çoğu kişinin hidayetine bunların engel olduğu anlaşılacaktır.

Mücadelenin galibi hep inananlar olacak, putperest kavimler bir şekilde Allah’ın gazabıyla yok olacaklardır. Cennette müminler bu sahne üzerine hep birlikte ’Allahu Ekber!’ diye bağıracaklardır.

Cennette müminler, peygamberlerin bu filmlerini seyrettikçe Allah’ın toplumların idaresindeki sünnetullahını daha yakından tanıma imkânına kavuşmuş olacaklar, Allah’ın her şeyi bir kaderle yaratıp yok ettiğini yakinen anlayacaklardır.

Cennette seyredilen her film, müminlerin Allah’a olan marifetlerini artıracak, yüce Allah’ı daha yakından tanımalarını sağlayacaktır.

Yüce Allah (c.c.), amel defterlerimizi salih amellerle doldursun. Ahrette bizleri utandırmasın. Âmin.
Muhsin İyi
Posting Freak
Amel Defteri
ömer, osman, ebubekirin izinden giden sünni milletin ömeri osmanı Ebubekiri cehennemde görünce onların Ehlibeyti şehit edişini seyredince yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

ömer osman ebubekirin izinden giden sünni milletin Ahirette Hak divanına çıktıklarında, açtıkları bütün kapılarda Ehlibeyti, Oniki İmamları, Hacı Bektaş Velileri, Yunus Emreleri, Pir Sultan Abdalları, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Pir Zöhre Ana'yı ve adını saymadığım Bütün Alevi Pirlerini gördüklerinde, Onlara nasıl eziyet edip inkar geldiklerini seyrettiklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

Bütün hacı hoca mollaların verdikleri vaazların, okudukları duaların, öğrettikleri inanç yollarının hepsinin yalan yanlışlardan oluştuğunu gördüklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
Amel Defteri
[quote=adgan]ömer, osman, ebubekirin izinden giden sünni milletin ömeri osmanı Ebubekiri cehennemde görünce onların Ehlibeyti şehit edişini seyredince yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

[COLOR=#0000CD]ömer osman ebubekirin izinden giden sünni milletin Ahirette Hak divanına çıktıklarında, açtıkları bütün kapılarda Ehlibeyti, Oniki İmamları, Hacı Bektaş Velileri, Yunus Emreleri, Pir Sultan Abdalları, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Pir Zöhre Ana'yı ve adını saymadığım Bütün Alevi Pirlerini gördüklerinde, Onlara nasıl eziyet edip inkar geldiklerini seyrettiklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

[COLOR=#800080][color=#000080] Bütün hacı hoca mollaların verdikleri vaazların, okudukları duaların, öğrettikleri inanç yollarının hepsinin yalan yanlışlardan oluştuğunu gördüklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...[/QUOTE


***************************************************************************************************************************************


Sevgili- ADGAN - herkes Cennet için elinden geleni yapiyor, Hürilerine kavuşmak için , erkeklık hevesinden vaz geçmeyenler, Cehenneme gideceklerini nerden bilsinler, Arab uşgurlular, Arap ( muaviye ) Dinı imanı ınsanı hayellerle yaşatır.

Günah Torbasını ,İman torbası zananlar, Bedenlerini bir gün mezar da bırakacakları gün de gelecek., boşuna hevez etmesınler, Hakıkat ve gerçekler kapısı Ehlibeytden geçer.

*****************************************************************************************************************************************
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Member
Amel Defteri
adgan yazdı:ömer, osman, ebubekirin izinden giden sünni milletin ömeri osmanı Ebubekiri cehennemde görünce onların Ehlibeyti şehit edişini seyredince yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

ömer osman ebubekirin izinden giden sünni milletin Ahirette Hak divanına çıktıklarında, açtıkları bütün kapılarda Ehlibeyti, Oniki İmamları, Hacı Bektaş Velileri, Yunus Emreleri, Pir Sultan Abdalları, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Pir Zöhre Ana'yı ve adını saymadığım Bütün Alevi Pirlerini gördüklerinde, Onlara nasıl eziyet edip inkar geldiklerini seyrettiklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

Bütün hacı hoca mollaların verdikleri vaazların, okudukları duaların, öğrettikleri inanç yollarının hepsinin yalan yanlışlardan oluştuğunu gördüklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...
Evet ahrette Hz.Hasan ve Hz. Hüseyini şehit eden zalimlerin korkunç akıbetlerini göreceğiz. On iki imama reva görülen zulümlere iştirak edenlere de korkunç cezalar verilecektir. bunları da seyredeceğiz. çünkü onlar devrin imamı ve hak yolu temsil ediyorlardı. Ama peygamberden sonra gelen dört halifenin bunlarla bir ilgisi yoktur. çünkü onlar zamanında yaşamamışlardır. dört halife döneminde Hz. Ali kendisinden önce gelen üç halifeye yani Hz. Ebubekire, Hz. Ömere, Hz. Osmana biat etmiştir. Bunlar peygamberin soyuna sahip çıkan büyüklerdir.
Posting Freak
Amel Defteri
muhsin iyi yazdı:Evet ahrette Hz.Hasan ve Hz. Hüseyini şehit eden zalimlerin korkunç akıbetlerini göreceğiz. On iki imama reva görülen zulümlere iştirak edenlere de korkunç cezalar verilecektir. bunları da seyredeceğiz. çünkü onlar devrin imamı ve hak yolu temsil ediyorlardı. Ama peygamberden sonra gelen dört halifenin bunlarla bir ilgisi yoktur. çünkü onlar zamanında yaşamamışlardır. dört halife döneminde Hz. Ali kendisinden önce gelen üç halifeye yani Hz. Ebubekire, Hz. Ömere, Hz. Osmana biat etmiştir. Bunlar peygamberin soyuna sahip çıkan büyüklerdir.

Bir yalan yanlış yazılan ve anlatılan tarih vardır. Bir de gerçek yaşanılmış tarih vardır...

Yalan yanlış yazılan ve anlatılan tarihi ve de dini bilgilerle yolunu yürütmeye çalışan sünni kesimin ahirette yaşanılmış gerçek tarihi seyrettiklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

Yalan yanlış anlatılan tarihin ve dini bilgilerin ömer osman Ebubekir zamanında başladığını ahirette seyredip de gerçek tarihin nasıl kalleşçe ve sinsice değiştirilip kendi çıkarlarına göre yeniden yazdıklarını seyrettiklerinde yüzlerinin alacağı şekli çok merak ediyorum...

Aslında dört halifeliğin olmadığını, Hz. Ali ve Ehibeytini şehit ettikten sonra ömer osman ebubekirin nasıl saltanat hırsına kapılıp kendi kafalarına göre halifelik ilan ettiklerini, bunu tarihte kendilerini aklamak için Hz. Ali'nin de dördüncü halife olduğu yalanını insanlara zorla baskı ile kabul ettirmelerini ahirette seyrettiklerinde sünni milletinin yüzünün alacağı şekli çok merak ediyorum...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 11/07/2014, 23:27, Düzenleyen: adgan.
Posting Freak
Amel Defteri
muhsin iyi yazdı:Evet ahrette Hz.Hasan ve Hz. Hüseyini şehit eden zalimlerin korkunç akıbetlerini göreceğiz. On iki imama reva görülen zulümlere iştirak edenlere de korkunç cezalar verilecektir. bunları da seyredeceğiz. çünkü onlar devrin imamı ve hak yolu temsil ediyorlardı. Ama peygamberden sonra gelen dört halifenin bunlarla bir ilgisi yoktur. çünkü onlar zamanında yaşamamışlardır. dört halife döneminde Hz. Ali kendisinden önce gelen üç halifeye yani Hz. Ebubekire, Hz. Ömere, Hz. Osmana biat etmiştir. Bunlar peygamberin soyuna sahip çıkan büyüklerdir .


Birincisi Hz.ALi hiç bir zaman halife olmamıştır, halifelik saltanattır, koltuk makamıdır oysa Hz.Peygamberin doğduğunda "mertliğinden bileğin bükülmeyecektir" dediği ve adını ŞAHIMERDAN (Mertlerin ŞAH'ı) koyduğu Hz.Ali, dünya kurulmadan Bagdat şehrine turna sıfatında gelip,oraları kan revan içinde görüp, gelecekte buraların çocuklarının ve kendi kanlarıyla sulanacağının işaretini vermiştir.
1500 yıldır o bölgede bu yüzden kan kurumamıştır çünkü orada dünyanın en değerli varlıklarının , Hz.Peygamber'in EHLİBEYT'im dediği ev hanesinin kanları dökülmüştür.

Eskiden yeşil bir vadiyken , şimdi Kerbela Çölü'nün vaha görünümünü alması Allah'ın insanlara verdiği cezalardan biridir.

Bu dünyada bu mübareklerin yas matemlerini tutmayanlar , ahirette faillerini gördüklerinde , zaten iş işden geçmiştir sadece o faillerin yüzlerine tükürüp, " bizi bu hallere sizler getirdiniz" demekten başka ellerine birşey geçmeyecektir.

Cehennem kapısındaki bu kişilere, Allah zaten ahiretteki en büyük ceza olan zebaniliği çoktan vermiştir.

Halife Ömer ve ŞAHIMERDAN Hz.ALi'nin olduğu bir zamanda ve Hz.Peygamber ölüm döşeğindeyken ( gayba girmeden önce) , Hz.ALi'ye şöyle buyurmuştur:

Ya ALi, ben sana iki emanet bırakıyorum; biri KUR'AN'Im diğeri ise EHLİBEYT'imdir.

Hz.ALi ise şöyle demiştir Hz.Peygambere:

Kur'an sana layık olup sana gönderilmiştir ama Ehlibeyt'in benimdir.

O sırada halife Ömer Kur'ana sahip çıkacağını söyler ve orada Hz.Peygamber gelecekte neler olacağını,torunlarının başına ne geleceğini ve bunun ne için yapılacağını söyler.

Ve dediği gibi olur, torunları ve damadı olan Hz.ALi, Kur'an için şehit edilir ve Ehlibeyt davası o gün başlamış olur.

Hz.ALi şehit edildiğinde bu 3 halife yaşamaktadır bu kutsal şehadetten sonra onların halifeliği başlar. O yüzden HAK tarafından gönderilen bir makam değildir halifelik, gücün,erkin,silahın,vicdansızlığın, kıymet bilmezliğin,Hz.Peygambere hürmetsizliğin makamıdır halifelik.

Bu dünyada boş boşuna birbirini kandıran, 1500 yıldır insanlara martaval okunan bir dini yaşıyoruz keşke herkes Hz.Peygamberin bizlere miras bıraktığı davası "insanlık yolu" olan, sevgi üzerine kurulmuş, insanların birbirlerini mezhepleri, dinleri için öldürmediği , HAKİKAT KUR'AN'ının varlığına inanılan HAKİKAT DİNİ'ni yaşasaydı..

Keşke...
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.