Sevgili TUNÇ
gerçten yıllar önce cevap verilmiş sorularla hala insanların uğraştığını görmek gerçekten bana tuhaf geldi..
sanırım Alevi toplumu bunu varoluşundan beri yapıyor ve yaptığı için bir türlü arasında birliği sağlayamıyor...
Benim anlamadığım eleştiri yapan arkadaşlar şunu demek isterim..
-Zöhre Ana insanları mekanına çağırmıyor..İnsanlar kendisi geliyor ve ne almak isterse alıyor..
-Maddi konuda hiç kimsenin tek kelimesi olamaz..Çünkü kimse maddi bir şey yapmak zorunda değil.İnsanların kendi tercihi..
-Bence Zöhre Ana nın fikirlerini tartışsınlar,karşı çıksınlar eğer fikirlerine güveniyorlarsa..
Zöhre Ana yaklaşık 30 yıldır bu sancağı çekiyor her türlü Bizans oyununa karşın..
Yolu,gerçeği, olması gerekeni yıllardır anlatıyor..
Daha bazıları "Alevilik" konusu gündemde değilken o sancağı herşeye rağmen açtı..
Onu eleştirecek ondan daha fazla birşeyler yapmalı yola..
Bakın bazılarının "sosyalist bir devrimci" olarak kabul ettiği 7 maşuktan biri olan Pir Sultan Abdal ne diyor..
[COLOR="DarkSlateGray"]Yine Gerçeklerden Açtık Kapıyı
Bir Pirin Önünde Kıldık Tapıyı
Arı Birlik İle Yapar Yapıyı
Birlik İle Bitmeyende Bal Olmaz
Hey Canlar Canlar Hey Canlar Canlar
Mazlumun Halinden Mazlumlar Anlar
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Diğer Sitelerde Zöhre Ana
Yorumlar / Cevaplar
33
Okunma / Görüntüleme
60933
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
[B] Zöhre Ana'yı Duydunuz mu? [/B]
Yozgatlı, yakın köylümüzdür.Ankara'da yaşar. Alevi toplumu içinde ortaya çıkan inanç tacirlerinden biridir.
Rıza Zelyut
Eğer yargıçlar, suçluların hukukunu korumada gösterdikleri duyarlılığı, hukuku korumada da gösterseler, bugünkü hukuk rezaletlerini yaşamazdık.
Cumartesi ve pazar gününü Ankara'da geçirdim.
1998 yılının onuncu ayından 12. ayına kadar Ankara'daki bir irtica merkezini gündeme getirmiştim. Kendisine 'Zöhre Ana' adını takan, Süheyla Gülen isimli bir kadın, Mamak'ta bir büyük bina yaptırmış, buradan hastalara şifa dağıttığını iddia ederek büyük paralar toplamıştı.
İnsanları akıldışına yönlendiren bu faaliyeti de irtica olarak görmüştük ve Ankara Savcılığı'nı göreve davet etmiştik. Sonunda bu kadın hakkında dava açılmış. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda, 'Zöhre Ana' lakaplı Süheyla Hanım'a 1 yıl hapis cezası verilmiş. Ceza Tekke ve Zaviyeler Yasası'nı çiğneyenlere verilen en üst ceza... Ayrıca paraya çevrilmemiş, tecil de edilmemiş. Süheyla Hanım'ın avukatları bu kararı temyiz etmişler...
Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'ni devrim uygulamada gösterdiği bu duyarlıktan dolayı kutluyoruz.
YA DİĞER MAHKEME?
Ankara Valiliği, Mamak'taki umut ticareti yapan bu mekanın kapatılması için 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmış.
Mahkemeyi arayıp bilgi almak istedik.
Anladık ki mahkeme yargıcı Süheyla Hanım'ın dava dosyasını özel korumaya almış. Bize, Süheyla Hanım'ın avukatlarından bilgi almamızı söyledi.
Fırsatını bulsa bizi bir kaşık suda boğacaklardan bilgi almamızı öneren bu hukuk adamına bir şey diyemedik...
İşin ilginç yanı şuydu: Asliye Ceza Mahkemesi, Zöhre Ana nam Süheyla Hanım'ı 1 yıl hapis cezasına çarptırıyor ama bu kadının icraat yaptığı mekanı kovuşturan yargıç bundan habersiz. Sayın yargıç, gecekondu bölgesine yaptırılan bu süperlüks irtica merkezinin kapatılması için hala belge toplamakla meşgulmüş.
Öğrenebildiğimiz bu kadar...
Mahkeme yargıcı, Süheyla Gülen'in hukukunu korumakta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarından daha titiz görünüyor.
Kendisini şiddetle kutluyorum.
Halkı kandıranların hukukunu korumakta bu kadar hassas davranan yargıçlarımız oldukça sırtımızın yere gelmeyeceğinden eminim.
Ankara Mamak'ta yaptığım görüşmelerde anladım ki burada yıllarca müthiş paralar kazanan Süheyla Hanım, herkesi etkilemiş. Mamak'taki karakolda görüştüğüm bir komiser, Zöhre Ana olayını izlediğimi anlayınca telefonuyla oynamaya başladı ve bize yüz vermedi.
Adliye'den zabıtaya kadar her kesimi dolaylı yollardan etkileyen Zöhre Ana'nın irtica merkezi ise hala açık. Gidip gördük, içeride adamlar, dışarıda adamlar... Burası, Ankara, yani cumhuriyetin başkenti için bir utanç anıtıdır.
Sanıyorum ki Ankara Valiliği konuyu duyarlılıkla izleyecektir.
Biz de sonuna kadar izleyeceğiz.
KAYNAK: [COLOR=#000075]http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/...azarlar20.html
Alıntı:
ALINTI: gerçek bi örnek paylaşmak istiyorum ankarada yaşayanlar bilir zöhre ana diye bi kadın var. babamın halası ve eşi ona resmen tapıyorlar... hemde inanılmayacak şekilde ... ve hala ve eşi gibi bir sürü ona tapan insanlar var.. kadının eskiden küçük bi gecekondusu vardı şimdi süper bir malikanesi özel uçağı korumaları filan dehşet derecede bi zenginliği var.. halamlar çocukları olmadıkları için oraya gitmişlerdi bundan yıllar önce ... ilk başlarda çocuğunuz olacak demişti.. sonradanda çocuk vermiyorum size hayırsız olacağı için demiş.. düşünebiliyormusunuz ona kalmış çocuk verip vermemek.. ve babannemin bi kurbanı vardı haydar sultana oraya götürecektik. bu zöhre ana denen kadın götürmeyin oraya Hz. Ali nin Haydarı sultanın canlısı varken burda orada kesmeyin demiş ... babannem gerçi bundan sonra anladı ve inancı da bitti o kadına.. ama işte insanlarımız o kadar bağlamışlarki kendilerini birşeylere inanmaya tapmaya gözleri kör edercesine ... bende mi var bişi insanlardamı anlamadım
ya bunu anlatmak istedim insanlarımız ne kadar körüne körüne inanıyor tapıyor bazı şeylere ...
[align=center] BİR HABER: [/align]
[B]]Mahkeme İçişleri Bakanlığı'nı "Kusurlu" Buldu [/B]
İçişleri Bakanlığı, "Telekulak Skandalı" ile ilgili 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Yasadışı yollarla telefonu dinlenen kurumlardan Eğitim-Sen'in açtığı davanın gerekçeli kararında, bakanlığın "ağır hizmet kusuru işlediği" belirtildi.
BİA Haber Merkezi
05.06.2002 Mehmet ZARİF
BİA (İstanbul) - Emniyet mensuplarının yasa dışı yollarla telefonunu dinlediği kurumlar arasında bulunan Eğitim, Bilim ve Kültür Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim-Sen) açtığı davada, Ankara 8. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı'nı "ağır hizmet kusuru işlediği" gerekçesiyle 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti.
Mahkemenin, "telekulak skandalı" ile ilgili gerekçeli kararında, "Bir kamu hizmeti yürütülmesi sırasında hukuk kuralları gözardı edilerek kişi hak ve özgürlüklerinin zedelenmesi, idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir ve tazmin sorumluluğu doğurur" denildi.
[B]10 milyarlık dava [/B]
Telekulak skandalının ortaya çıkmasından sonra, telefonları izinsiz dinlenen kurumlar arasında bulunan Eğitim-Sen'in avukatları, İdare Mahkemesi'ne, İçişleri Bakanlığı aleyhinde 10 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
İçişleri Bakanlığı'nın avukatları, telefon dinleme olayını gerçekleştiren emniyet görevlilerinin idarenin herhangi bir talimatı olmadan bu suçu işlediklerini, olayın sorumluları hakkında takibata başlandığını belirtti ve telefonları dinleyen kişilere karşı dava açılması gerektiğini savundu.
Ancak 28 Şubat günü yapılan karar duruşmasında, Ankara 8. İdare Mahkemesi İçişleri Bakanlığı'nı "ağır hizmet kusuru" bulunduğu gerekçesiyle 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti.
[B]
"Ağır hizmet kusuru işlendi"[/B]
Mahkemenin gerekçeli kararında, kamu idarelerinin yasalarla kendilerine verilen kamu hizmetini hukuk kuralları çerçevesinde anayasa ile güvence altına alınan kişi hak ve özgürlüklerini zedelemeden yürütmek zorunda olduğu vurgulandı:
"Bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında hukuk kuralları gözardı edilerek kişi hak ve özgürlüklerinin zedelenmesi idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir."
[B]"İdarenin sorululuğu ortadan kalkmaz" [/B]
Kararda, sözkonusu olayda da Anayasa ile güvence altına alınan "haberleşmenin gizliliği" esasının hukuk kurallarına uyulmaksızın gözardı edilerek telefonların idare ajanlarınca dinlendiği belirtildi:
"Bu nedenle idarenin ağır hizmet kusuru bulunmaktadır. Davacı kurumun yasadışı yollarla telefonlarının dinlenmesi ve durumun basın yayın organlarında yer alması nedeniyle davacı hakkında kamuoyunda şüphe ve tereddütler doğmasına neden olunmuştur. İdarenin telekulak skandalının sorumluları hakkında soruşturma açtırmış olması sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Çünkü kamu görevlilerinin görevleri sırasında hizmet araçlarını kullanarak yaptıkları eylem ve işlemlere ilişkin kusurları hizmet kusurunu oluşturur ve manevi zararının tazmin edilmesi gerekir."
[B]
Skandalın tarihçesi [/B]
Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 1999 Mayıs'ında patlak veren "Telekulak Skandalı" çerçevesinde soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma sırasında, 1997 yılından itibaren aralarında gazete büroları, siyasi partiler ve sendikaların da bulunduğu bazı kurumlar ile kişilere ait 963 ayrı telefonun mahkeme emri olmadan dinlendiği ortaya çıkmıştı.
Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Müdür Yardımcısı Osman Ak ve ayrıca istihbarat biriminde görevli 36 kişi görevinden alınmıştı. Mülkiye Müfettişlerinin raporu doğrultusunda da Saral ve Ak ile 36 emniyet görevlisi hakkında Danıştay'ın da onay vermesinden sonra dava açılmıştı.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel'in Ankara Emniyet Müdürlüğü merkezinin sekizinci katında bulunan istihbarat birimine düzenlediği gece yarısı baskını ile izinsiz dinleme kayıtları ele geçirilmişti. Kayıtların incelenmesiyle, telefonları dinlenen kurumlar da ortaya çıkmıştı. Bu kayıtların Emniyet Genel Müdürlüğü'nün teknik şubesindeki dinleme ve bilgisayar uzmanı bilirkişilerce incelenmesinden sonra, izinsiz dinlenen telefonlar tek tek saptanmıştı.
İzinsiz dinlenen kişi ve kurumlar
[B]Telefonları izinsiz dinlenen kişi ve kuruluşların bir bölümü şunlar:[/B]
Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Sabancı Kız öğrenci Yurdu, Tüm Belediye Emekçileri Sendikası, Eğitim İş Kolu Kamu Görevlileri Sendikası, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu, Türkiye Liman İşçileri Sendikası, Özgürlük ve Dayanışma Partisi Ankara İl Örgütü, Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği Sincan Şubesi, Refah Partisi Sincan İlçe Merkezi, Eğitim İş Sendikası, Dışişleri Bakanlığı, Halkın Demokrasi Partisi, Ticaret, Banka, Sigorta, Kooperatif, Eğitim, Tezgahtarlar ve Büro İşçileri Sendikası, Mamak Belediyesi, ][BZöhre[/B] Ana Sosyal Hizmet Vakfı, Ankara Emniyeti İkmal Şubesi, Emeğin Partisi, Ses Basın ve Yayıncılık Limited Şirketi, KİSKA Şirketi, İnsan Hakları Derneği, İşçi Partisi Genel Merkezi, Ceylan İnşaat Limited Şirketi, Savunma Sanayi Eski Müsteşarı Yalçın Burçak, Yargıtay İkinci Ceza Dairesi üyesi Ahmet Köksal, Üçüncü Ceza Dairesi üyesi Casım Yılmaz ve Sekizinci Ceza Dairesi'nden Adalet Bakanlığı Eski Müsteşarı Yusuf Kenan Doğan. (BB)
Yozgatlı, yakın köylümüzdür.Ankara'da yaşar. Alevi toplumu içinde ortaya çıkan inanç tacirlerinden biridir.
İrtica merkezi açık
Rıza Zelyut
Eğer yargıçlar, suçluların hukukunu korumada gösterdikleri duyarlılığı, hukuku korumada da gösterseler, bugünkü hukuk rezaletlerini yaşamazdık.
Cumartesi ve pazar gününü Ankara'da geçirdim.
1998 yılının onuncu ayından 12. ayına kadar Ankara'daki bir irtica merkezini gündeme getirmiştim. Kendisine 'Zöhre Ana' adını takan, Süheyla Gülen isimli bir kadın, Mamak'ta bir büyük bina yaptırmış, buradan hastalara şifa dağıttığını iddia ederek büyük paralar toplamıştı.
İnsanları akıldışına yönlendiren bu faaliyeti de irtica olarak görmüştük ve Ankara Savcılığı'nı göreve davet etmiştik. Sonunda bu kadın hakkında dava açılmış. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda, 'Zöhre Ana' lakaplı Süheyla Hanım'a 1 yıl hapis cezası verilmiş. Ceza Tekke ve Zaviyeler Yasası'nı çiğneyenlere verilen en üst ceza... Ayrıca paraya çevrilmemiş, tecil de edilmemiş. Süheyla Hanım'ın avukatları bu kararı temyiz etmişler...
Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'ni devrim uygulamada gösterdiği bu duyarlıktan dolayı kutluyoruz.
YA DİĞER MAHKEME?
Ankara Valiliği, Mamak'taki umut ticareti yapan bu mekanın kapatılması için 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmış.
Mahkemeyi arayıp bilgi almak istedik.
Anladık ki mahkeme yargıcı Süheyla Hanım'ın dava dosyasını özel korumaya almış. Bize, Süheyla Hanım'ın avukatlarından bilgi almamızı söyledi.
Fırsatını bulsa bizi bir kaşık suda boğacaklardan bilgi almamızı öneren bu hukuk adamına bir şey diyemedik...
İşin ilginç yanı şuydu: Asliye Ceza Mahkemesi, Zöhre Ana nam Süheyla Hanım'ı 1 yıl hapis cezasına çarptırıyor ama bu kadının icraat yaptığı mekanı kovuşturan yargıç bundan habersiz. Sayın yargıç, gecekondu bölgesine yaptırılan bu süperlüks irtica merkezinin kapatılması için hala belge toplamakla meşgulmüş.
Öğrenebildiğimiz bu kadar...
Mahkeme yargıcı, Süheyla Gülen'in hukukunu korumakta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarından daha titiz görünüyor.
Kendisini şiddetle kutluyorum.
Halkı kandıranların hukukunu korumakta bu kadar hassas davranan yargıçlarımız oldukça sırtımızın yere gelmeyeceğinden eminim.
Ankara Mamak'ta yaptığım görüşmelerde anladım ki burada yıllarca müthiş paralar kazanan Süheyla Hanım, herkesi etkilemiş. Mamak'taki karakolda görüştüğüm bir komiser, Zöhre Ana olayını izlediğimi anlayınca telefonuyla oynamaya başladı ve bize yüz vermedi.
Adliye'den zabıtaya kadar her kesimi dolaylı yollardan etkileyen Zöhre Ana'nın irtica merkezi ise hala açık. Gidip gördük, içeride adamlar, dışarıda adamlar... Burası, Ankara, yani cumhuriyetin başkenti için bir utanç anıtıdır.
Sanıyorum ki Ankara Valiliği konuyu duyarlılıkla izleyecektir.
Biz de sonuna kadar izleyeceğiz.
KAYNAK: [COLOR=#000075]http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/...azarlar20.html
[COLOR=#000075]
![[Resim: za1ia4.jpg]](http://img151.imageshack.us/img151/8116/za1ia4.jpg)
ZÖHRE ANA VAKFI ROZETİ
[BZöhre [/B] Ana (Cemden Gelen Sesler) İsmet Solak, Kasım 1991 (2. Baskı), 320 S., İzmir.
![[Resim: za1ia4.jpg]](http://img151.imageshack.us/img151/8116/za1ia4.jpg)
ZÖHRE ANA VAKFI ROZETİ
Alıntı:
ALINTI: gerçek bi örnek paylaşmak istiyorum ankarada yaşayanlar bilir zöhre ana diye bi kadın var. babamın halası ve eşi ona resmen tapıyorlar... hemde inanılmayacak şekilde ... ve hala ve eşi gibi bir sürü ona tapan insanlar var.. kadının eskiden küçük bi gecekondusu vardı şimdi süper bir malikanesi özel uçağı korumaları filan dehşet derecede bi zenginliği var.. halamlar çocukları olmadıkları için oraya gitmişlerdi bundan yıllar önce ... ilk başlarda çocuğunuz olacak demişti.. sonradanda çocuk vermiyorum size hayırsız olacağı için demiş.. düşünebiliyormusunuz ona kalmış çocuk verip vermemek.. ve babannemin bi kurbanı vardı haydar sultana oraya götürecektik. bu zöhre ana denen kadın götürmeyin oraya Hz. Ali nin Haydarı sultanın canlısı varken burda orada kesmeyin demiş ... babannem gerçi bundan sonra anladı ve inancı da bitti o kadına.. ama işte insanlarımız o kadar bağlamışlarki kendilerini birşeylere inanmaya tapmaya gözleri kör edercesine ... bende mi var bişi insanlardamı anlamadım
ya bunu anlatmak istedim insanlarımız ne kadar körüne körüne inanıyor tapıyor bazı şeylere ...
[align=center] BİR HABER: [/align]
[B]]Mahkeme İçişleri Bakanlığı'nı "Kusurlu" Buldu [/B]
İçişleri Bakanlığı, "Telekulak Skandalı" ile ilgili 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Yasadışı yollarla telefonu dinlenen kurumlardan Eğitim-Sen'in açtığı davanın gerekçeli kararında, bakanlığın "ağır hizmet kusuru işlediği" belirtildi.
BİA Haber Merkezi
05.06.2002 Mehmet ZARİF
BİA (İstanbul) - Emniyet mensuplarının yasa dışı yollarla telefonunu dinlediği kurumlar arasında bulunan Eğitim, Bilim ve Kültür Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim-Sen) açtığı davada, Ankara 8. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı'nı "ağır hizmet kusuru işlediği" gerekçesiyle 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti.
Mahkemenin, "telekulak skandalı" ile ilgili gerekçeli kararında, "Bir kamu hizmeti yürütülmesi sırasında hukuk kuralları gözardı edilerek kişi hak ve özgürlüklerinin zedelenmesi, idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir ve tazmin sorumluluğu doğurur" denildi.
[B]10 milyarlık dava [/B]
Telekulak skandalının ortaya çıkmasından sonra, telefonları izinsiz dinlenen kurumlar arasında bulunan Eğitim-Sen'in avukatları, İdare Mahkemesi'ne, İçişleri Bakanlığı aleyhinde 10 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
İçişleri Bakanlığı'nın avukatları, telefon dinleme olayını gerçekleştiren emniyet görevlilerinin idarenin herhangi bir talimatı olmadan bu suçu işlediklerini, olayın sorumluları hakkında takibata başlandığını belirtti ve telefonları dinleyen kişilere karşı dava açılması gerektiğini savundu.
Ancak 28 Şubat günü yapılan karar duruşmasında, Ankara 8. İdare Mahkemesi İçişleri Bakanlığı'nı "ağır hizmet kusuru" bulunduğu gerekçesiyle 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti.
[B]
"Ağır hizmet kusuru işlendi"[/B]
Mahkemenin gerekçeli kararında, kamu idarelerinin yasalarla kendilerine verilen kamu hizmetini hukuk kuralları çerçevesinde anayasa ile güvence altına alınan kişi hak ve özgürlüklerini zedelemeden yürütmek zorunda olduğu vurgulandı:
"Bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında hukuk kuralları gözardı edilerek kişi hak ve özgürlüklerinin zedelenmesi idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir."
[B]"İdarenin sorululuğu ortadan kalkmaz" [/B]
Kararda, sözkonusu olayda da Anayasa ile güvence altına alınan "haberleşmenin gizliliği" esasının hukuk kurallarına uyulmaksızın gözardı edilerek telefonların idare ajanlarınca dinlendiği belirtildi:
"Bu nedenle idarenin ağır hizmet kusuru bulunmaktadır. Davacı kurumun yasadışı yollarla telefonlarının dinlenmesi ve durumun basın yayın organlarında yer alması nedeniyle davacı hakkında kamuoyunda şüphe ve tereddütler doğmasına neden olunmuştur. İdarenin telekulak skandalının sorumluları hakkında soruşturma açtırmış olması sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Çünkü kamu görevlilerinin görevleri sırasında hizmet araçlarını kullanarak yaptıkları eylem ve işlemlere ilişkin kusurları hizmet kusurunu oluşturur ve manevi zararının tazmin edilmesi gerekir."
[B]
Skandalın tarihçesi [/B]
Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 1999 Mayıs'ında patlak veren "Telekulak Skandalı" çerçevesinde soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma sırasında, 1997 yılından itibaren aralarında gazete büroları, siyasi partiler ve sendikaların da bulunduğu bazı kurumlar ile kişilere ait 963 ayrı telefonun mahkeme emri olmadan dinlendiği ortaya çıkmıştı.
Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Müdür Yardımcısı Osman Ak ve ayrıca istihbarat biriminde görevli 36 kişi görevinden alınmıştı. Mülkiye Müfettişlerinin raporu doğrultusunda da Saral ve Ak ile 36 emniyet görevlisi hakkında Danıştay'ın da onay vermesinden sonra dava açılmıştı.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel'in Ankara Emniyet Müdürlüğü merkezinin sekizinci katında bulunan istihbarat birimine düzenlediği gece yarısı baskını ile izinsiz dinleme kayıtları ele geçirilmişti. Kayıtların incelenmesiyle, telefonları dinlenen kurumlar da ortaya çıkmıştı. Bu kayıtların Emniyet Genel Müdürlüğü'nün teknik şubesindeki dinleme ve bilgisayar uzmanı bilirkişilerce incelenmesinden sonra, izinsiz dinlenen telefonlar tek tek saptanmıştı.
İzinsiz dinlenen kişi ve kurumlar
[B]Telefonları izinsiz dinlenen kişi ve kuruluşların bir bölümü şunlar:[/B]
Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Sabancı Kız öğrenci Yurdu, Tüm Belediye Emekçileri Sendikası, Eğitim İş Kolu Kamu Görevlileri Sendikası, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu, Türkiye Liman İşçileri Sendikası, Özgürlük ve Dayanışma Partisi Ankara İl Örgütü, Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği Sincan Şubesi, Refah Partisi Sincan İlçe Merkezi, Eğitim İş Sendikası, Dışişleri Bakanlığı, Halkın Demokrasi Partisi, Ticaret, Banka, Sigorta, Kooperatif, Eğitim, Tezgahtarlar ve Büro İşçileri Sendikası, Mamak Belediyesi, ][BZöhre[/B] Ana Sosyal Hizmet Vakfı, Ankara Emniyeti İkmal Şubesi, Emeğin Partisi, Ses Basın ve Yayıncılık Limited Şirketi, KİSKA Şirketi, İnsan Hakları Derneği, İşçi Partisi Genel Merkezi, Ceylan İnşaat Limited Şirketi, Savunma Sanayi Eski Müsteşarı Yalçın Burçak, Yargıtay İkinci Ceza Dairesi üyesi Ahmet Köksal, Üçüncü Ceza Dairesi üyesi Casım Yılmaz ve Sekizinci Ceza Dairesi'nden Adalet Bakanlığı Eski Müsteşarı Yusuf Kenan Doğan. (BB)
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
yine okudum cok sinirlendim!!!!ya inanmayan inanmasin ama dil uzatmayin be cahil acizlerr bu insanlar varya hacia hocaya gider para verip neler yaptirirlar!!!hepsi cahiller tabii anamda oyle olsaydi el ustunde tutcaktiniz demii nasil olsaa hoca parasiyla degilmi dersinizz ve dualari seytanii islerinize kullanirsinizz acizler size guluyommm ZOHREANAMA tas atan diller birgun tutulacakkk din isi mantik isi inanan inanir inanmayanda ANAMA ,ATAMIZA MUSTAFA KEMAL ATATURK"e saygi duymak zorundaalarrr herkes kendine baksinnn once bii tamammi ne o anam turbanli degil diye atiyonuzz demiii sizin gibiler varken halen bu demokratik ulkede vah vah halinizee sizinnn yazik yazikkk
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
lutfen hepimiz bir olalimmm bunlara odun vermiyelimmm ....cunki bizz yikilmayizz hele sizin gibilerrr hicc yikamazzz ancak size boylee gulerimmm;-))))) kara cahillerrr aciz insanlarr hatta mahlukatsinizzz sizz saygiizlarrr INSANIN KENDISINE SAYGISI YOKSA zatennn birsey beklenmezzz maleseffff!!!!!!!en azindan ufuruklerle muska vs vs gibi isler donmuyooo yok zorla mal satiliyomusss onlarinn manevii degerini bilmiyo bu nankorlerr inanmayan anaminn kapisina degill onun yolundan bile gecmesinnnn sanki paralarini calmislar dil atarlarr itlerr!!!!isteyende ne derse desin midem almiyo boyle kisiliksizlerii!!!!!!
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
Alıntı:
Sevgili can;
Bir önceki mesajında şöyle yazmışsın: "Bizler o binada yıllarda beri kendimiz yaptığımız halde kirada oturuyoruz. Şimdi AKP’li Vakıf yöneticileri elimizden almak için ne Bizans oyunlar oynadıklarını bilemezsin."
Ne demek bu? Bu yazdığından ne anlaşılır sence. Yani vakfınızda AKP'limi var, onu mu demek istiyorsun? Bu AKP'liler vakfınızı elinizden almayamı çalışıyor?
Belli ki anlayışı kıt bir arkadaşsın. Yukardaki yazıdan nasıl öyle bir anlam çıkardın hayret. Zöhre Ana'yı anlamamanız gayet normal. Çünkü anlayışınız kıt. Akp'liler vakıfda değil, Zöhre Ana'nın Aleviliğin gerçek savunucusu olduğunu bildikleri için, Vakıf binasının da Aleviliğin gerçek inanç kalesi olduğunu bildikleri için bunu bizim kör,çok bilmiş bazı alevi çevreleri görememiş olmalarına rağmen, akp'liler anlamışlar ve o kaleyi de bu yüzden yıkmak için elimizden almak için büyük gayretler sarfetmekteler. Bütün mesele bu...
Şimdi sorularıma devam ediyorum:
1- Sizce Zöhre Ana keramet sahibimidir? Doğaüstü güçleri, hastalıkları iyileştirmek,kötürümleri ayağa kaldırmak gibi yetenekleri varmıdır?
[BZöhre Ana her türlü şifayı dağıtan keramet sahibi bir evliyadır. Bunu bizler ne kadar gördüğümüz örnekleriyle anlatsak da sizler gelip görmeden inanamazsınız. Onun için çevrenizde işinize gelen yalan yanlış anlatımlara kulak vermek yerine gelip canlı görün, cevabınızı alın, çünkü ancak öyle tatmin olabilirsiniz...[/B]
2- Her yıl yurtiçi ve yurt dışından binlerce Alevi ve Sünni şifa bulmak için bu kadına geliyor mu,gelmiyor mu? Gelen ziyaretçilerden para alınıyor mu alınmıyor mu?
Her yıl Alevi, sünni, yabancı bir sürü insan Zöhre Ana kapısına gelir. Zöhre Ana kapısı çünkü her kese açıktır. Her gelen insan saygılı ve de samimi olarak Zöhre Ana'yı tanımak için geliyorsa her türlü şifasını ve dileğini alıp gidiyor.Bunun karşılığında da her hangi bir para ödemiyor.
Şunu her kes iyice kafasına soksun. Zöhre Ana kapısında kimseden bir giriş ücreti, bir muayene ücreti, bir ayak bastı parası, bir tedavi parası alınmamaktadır. Kim nasıl anlatırsa anlatsın, Zöhre Ana'ya gelmiş her insan istemiyorsa ne bir kitap, ne bir elma nede başka birşey almak zorunda da değil. Orda satılan hiçbirşeyi almak istemiyorsa almaz. Ancak bizim gibi inançlıysa, o kapının bir sürü kerametini görmüşse, bundan dolayı da içinden geliyorsa ordan bir şeyler alır,yanlızca onların parasını öder.
Bunların fiatı konusuna gelince, öyle abartıldığı gibi çok pahalı satılmıyor. Belki marketlerdeki gibi ucuz değildir ama öyle fiyatının ikiüç katı da değildir. Markette on lira ise orda en fazla onbir liradır. Bunu abartıp yok efendim on liralıkşeyi elliliraya satıyorlar diyenler biraz Allahtan korksunlar.
Oradaki elde edilen gelirler o binanın elektrik, suyu, bakımı vs...için kullanılıyor. O kadar da olsun artık.
3- Zöhre Ana hastalıkları iyileştirmek adına üfürükçülerin çeşitli yöntemlerini ( elma dualama, su dualama vb.) kullanıyor mu kullanıyor mu?
[BZöhre Ana, O kapıyı bilenler için kendi kapısına gelmeden bile şifasını dileyen insanlara dağıtmaktadır. Evinde inanarak dileğini tutması yeter.[/B]
Ancak insanlar çoğu zaman inansalar da tatmin olmak için, şimdiye kadar alışagelmiş olduğu gibi fiziki bazı temaslarda bulunmak istiyorlar. Zöhre Ana'dan bir söz duymak, Zöhre Ana'dan bir lokma almak vs... şeklinde bazı temaslarda bulunmadan tatmin olamadıkları için Zöhre Ana da o insanlara, bakarak dahi şifasını verdiği halde, sırf o insanları rahatlatmak ve de onları tatmin etmek için ayreten bazı lokmaları dualayarak o insanlara verir. Ancak bilenler için bu aynı zamanda Hak lokmasıdır. Fakat her şeye rağmen Zöhre Ana bu konuda insanları her zaman uyarır. Yani bu tür şeylere gerek olmadığını bir bakışının yetiğini her fırsatta söyler...
Ancak çok ileriye götürmez. Mesela çaput bağlamak,fal bakmak, üfürmek,muska şeklinde batıl inançlara şiddetle karşıdır. DolayısıylaZöhre Ana'yı üfürükçü olarak görmek tamanlamıyla üfürükçü zihniyetine sahip insanlara ancak yakışır...
4- Zöhre Ana gaipten haber aldığını, allah ile görüştüğünü, eski evliyalarla diyalog kurduğunu çevresine anlatıyor mu anlatmıyor mu? Hatta cinleri alduğunu söylüyor mu söylemiyor mu?
Bir kere Zöhre Ana'nın cinleri yok. Bunu söyleyenler asıl kendileri cinlere karışmış olmalılar.
Yanlız Zöhre Ana değil,bütün evliyalar,gaipten haber alırlar, Can gözleri açık oldukları için Hak ile buluşurlar. Batın alemi dediğimiz o alemde bütün evliyalar birbirleriyle buluşur,görüşürler. O alemde bütün evliyaların şahi Hz. Ali'dir. Ancak bunlar dedelerce bilinmediği için taliplerine anlatılamadığı için sizlere bu çok anormal geliyor. Oysa bizim gibi bir pir'in eteğine sarılmış insanlara çok normal geliyor. Çünkü pir sayesinde bütün bu gerçekleri görmekteyiz...
5- Vakıfta bayram günleri "Bayram namazının bizzat Zöhre Ana tarafından kıldırıldığı" ve namazdan sonra zikir türü bir ayin yapılarak, aczimendiler gibi insanların kızgın şişlerle vücutlarının üst kısımların dağlandığı doğru mu yalan mı?
Öncelikle zikirmiş, şişle vücut dağlamaymış,bunlar yalan anlatılmış, karalamaya yönelik iftiralardır...
Bayram namazına gelince, evet Zöhre Ana bayram namazını kıldırır. Bütün insanları,birlik,bütünlük, sevgi ve saygı içerisinde birbirlerine kenetler sonrada gerekli nasihatlerini verir, böylelikle bayramı gerçek bir bayram gibi geçirmemizi sağlar. Tabi bayramı yanlızca yeme içme,gezme,eğlence olarak gören Alevi çevrelerin bunu anlaması biraz zordur...
Sorularım şimdilik bu kadar.Eğer benim gibi önyargılı hatta bilgisiz canları bilgilendirirseniz sevinirim.
Sizin gibi önyargılı insanları bizler her zaman bilgilendiririz de iş ki sizin gibiler, önyargıların kurtulabilsinler. Bunun için de öncelikle yalancı dedelerin, ocakzadelerin peşinden bir sıyrılmanız gerekecek. Eski yalan yanlış kulaktan dolma bilgileri bir tarafa bırkmanız gerekecek. Ancak öyle bazı gerçekleri kabullenebilirsiniz...
Sevgili can;
Bir önceki mesajında şöyle yazmışsın: "Bizler o binada yıllarda beri kendimiz yaptığımız halde kirada oturuyoruz. Şimdi AKP’li Vakıf yöneticileri elimizden almak için ne Bizans oyunlar oynadıklarını bilemezsin."
Ne demek bu? Bu yazdığından ne anlaşılır sence. Yani vakfınızda AKP'limi var, onu mu demek istiyorsun? Bu AKP'liler vakfınızı elinizden almayamı çalışıyor?
Belli ki anlayışı kıt bir arkadaşsın. Yukardaki yazıdan nasıl öyle bir anlam çıkardın hayret. Zöhre Ana'yı anlamamanız gayet normal. Çünkü anlayışınız kıt. Akp'liler vakıfda değil, Zöhre Ana'nın Aleviliğin gerçek savunucusu olduğunu bildikleri için, Vakıf binasının da Aleviliğin gerçek inanç kalesi olduğunu bildikleri için bunu bizim kör,çok bilmiş bazı alevi çevreleri görememiş olmalarına rağmen, akp'liler anlamışlar ve o kaleyi de bu yüzden yıkmak için elimizden almak için büyük gayretler sarfetmekteler. Bütün mesele bu...
Şimdi sorularıma devam ediyorum:
1- Sizce Zöhre Ana keramet sahibimidir? Doğaüstü güçleri, hastalıkları iyileştirmek,kötürümleri ayağa kaldırmak gibi yetenekleri varmıdır?
[BZöhre Ana her türlü şifayı dağıtan keramet sahibi bir evliyadır. Bunu bizler ne kadar gördüğümüz örnekleriyle anlatsak da sizler gelip görmeden inanamazsınız. Onun için çevrenizde işinize gelen yalan yanlış anlatımlara kulak vermek yerine gelip canlı görün, cevabınızı alın, çünkü ancak öyle tatmin olabilirsiniz...[/B]
2- Her yıl yurtiçi ve yurt dışından binlerce Alevi ve Sünni şifa bulmak için bu kadına geliyor mu,gelmiyor mu? Gelen ziyaretçilerden para alınıyor mu alınmıyor mu?
Her yıl Alevi, sünni, yabancı bir sürü insan Zöhre Ana kapısına gelir. Zöhre Ana kapısı çünkü her kese açıktır. Her gelen insan saygılı ve de samimi olarak Zöhre Ana'yı tanımak için geliyorsa her türlü şifasını ve dileğini alıp gidiyor.Bunun karşılığında da her hangi bir para ödemiyor.
Şunu her kes iyice kafasına soksun. Zöhre Ana kapısında kimseden bir giriş ücreti, bir muayene ücreti, bir ayak bastı parası, bir tedavi parası alınmamaktadır. Kim nasıl anlatırsa anlatsın, Zöhre Ana'ya gelmiş her insan istemiyorsa ne bir kitap, ne bir elma nede başka birşey almak zorunda da değil. Orda satılan hiçbirşeyi almak istemiyorsa almaz. Ancak bizim gibi inançlıysa, o kapının bir sürü kerametini görmüşse, bundan dolayı da içinden geliyorsa ordan bir şeyler alır,yanlızca onların parasını öder.
Bunların fiatı konusuna gelince, öyle abartıldığı gibi çok pahalı satılmıyor. Belki marketlerdeki gibi ucuz değildir ama öyle fiyatının ikiüç katı da değildir. Markette on lira ise orda en fazla onbir liradır. Bunu abartıp yok efendim on liralıkşeyi elliliraya satıyorlar diyenler biraz Allahtan korksunlar.
Oradaki elde edilen gelirler o binanın elektrik, suyu, bakımı vs...için kullanılıyor. O kadar da olsun artık.
3- Zöhre Ana hastalıkları iyileştirmek adına üfürükçülerin çeşitli yöntemlerini ( elma dualama, su dualama vb.) kullanıyor mu kullanıyor mu?
[BZöhre Ana, O kapıyı bilenler için kendi kapısına gelmeden bile şifasını dileyen insanlara dağıtmaktadır. Evinde inanarak dileğini tutması yeter.[/B]
Ancak insanlar çoğu zaman inansalar da tatmin olmak için, şimdiye kadar alışagelmiş olduğu gibi fiziki bazı temaslarda bulunmak istiyorlar. Zöhre Ana'dan bir söz duymak, Zöhre Ana'dan bir lokma almak vs... şeklinde bazı temaslarda bulunmadan tatmin olamadıkları için Zöhre Ana da o insanlara, bakarak dahi şifasını verdiği halde, sırf o insanları rahatlatmak ve de onları tatmin etmek için ayreten bazı lokmaları dualayarak o insanlara verir. Ancak bilenler için bu aynı zamanda Hak lokmasıdır. Fakat her şeye rağmen Zöhre Ana bu konuda insanları her zaman uyarır. Yani bu tür şeylere gerek olmadığını bir bakışının yetiğini her fırsatta söyler...
Ancak çok ileriye götürmez. Mesela çaput bağlamak,fal bakmak, üfürmek,muska şeklinde batıl inançlara şiddetle karşıdır. DolayısıylaZöhre Ana'yı üfürükçü olarak görmek tamanlamıyla üfürükçü zihniyetine sahip insanlara ancak yakışır...
4- Zöhre Ana gaipten haber aldığını, allah ile görüştüğünü, eski evliyalarla diyalog kurduğunu çevresine anlatıyor mu anlatmıyor mu? Hatta cinleri alduğunu söylüyor mu söylemiyor mu?
Bir kere Zöhre Ana'nın cinleri yok. Bunu söyleyenler asıl kendileri cinlere karışmış olmalılar.
Yanlız Zöhre Ana değil,bütün evliyalar,gaipten haber alırlar, Can gözleri açık oldukları için Hak ile buluşurlar. Batın alemi dediğimiz o alemde bütün evliyalar birbirleriyle buluşur,görüşürler. O alemde bütün evliyaların şahi Hz. Ali'dir. Ancak bunlar dedelerce bilinmediği için taliplerine anlatılamadığı için sizlere bu çok anormal geliyor. Oysa bizim gibi bir pir'in eteğine sarılmış insanlara çok normal geliyor. Çünkü pir sayesinde bütün bu gerçekleri görmekteyiz...
5- Vakıfta bayram günleri "Bayram namazının bizzat Zöhre Ana tarafından kıldırıldığı" ve namazdan sonra zikir türü bir ayin yapılarak, aczimendiler gibi insanların kızgın şişlerle vücutlarının üst kısımların dağlandığı doğru mu yalan mı?
Öncelikle zikirmiş, şişle vücut dağlamaymış,bunlar yalan anlatılmış, karalamaya yönelik iftiralardır...
Bayram namazına gelince, evet Zöhre Ana bayram namazını kıldırır. Bütün insanları,birlik,bütünlük, sevgi ve saygı içerisinde birbirlerine kenetler sonrada gerekli nasihatlerini verir, böylelikle bayramı gerçek bir bayram gibi geçirmemizi sağlar. Tabi bayramı yanlızca yeme içme,gezme,eğlence olarak gören Alevi çevrelerin bunu anlaması biraz zordur...
Sorularım şimdilik bu kadar.Eğer benim gibi önyargılı hatta bilgisiz canları bilgilendirirseniz sevinirim.
Sizin gibi önyargılı insanları bizler her zaman bilgilendiririz de iş ki sizin gibiler, önyargıların kurtulabilsinler. Bunun için de öncelikle yalancı dedelerin, ocakzadelerin peşinden bir sıyrılmanız gerekecek. Eski yalan yanlış kulaktan dolma bilgileri bir tarafa bırkmanız gerekecek. Ancak öyle bazı gerçekleri kabullenebilirsiniz...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 15/06/2009, 12:36, Düzenleyen: adgan.
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
Aleviwebdeki Zöhre Anayla ilgili bütün yazilari okudum.kisa bir süreligine bu sitede bende yazi yazdim.
özellikle genclerin Alevilik anlayislari yasayislari sizlerden cok farkli.Ne Hz.Muhammed Ne de Hz.Ali nin esamesi bile okunmuyor.
Güzel canlar sizin yolunuza can kurban.Bu inanci Zöhre Ana ya borclusunuz.
Nacizane düsüncem;bu platforma bu yazilari atmaniz bile yanlis.Sanki onlarin yazdiklarini umursuyormus gibi görünüyorsunuz.Bence bu cahiliye dönemi insanlari (dikkat ettiyseniz Alevi bile demiyorum) umursamayiniz bile.
özellikle genclerin Alevilik anlayislari yasayislari sizlerden cok farkli.Ne Hz.Muhammed Ne de Hz.Ali nin esamesi bile okunmuyor.
Güzel canlar sizin yolunuza can kurban.Bu inanci Zöhre Ana ya borclusunuz.
Nacizane düsüncem;bu platforma bu yazilari atmaniz bile yanlis.Sanki onlarin yazdiklarini umursuyormus gibi görünüyorsunuz.Bence bu cahiliye dönemi insanlari (dikkat ettiyseniz Alevi bile demiyorum) umursamayiniz bile.
La fetta illa Ali, la seyfe illa Zülfikar
Aleviwebdeki "Zöhre Ana'yı Duydunuz mu?" Serisi
evet Zöhre ana denilen sahsiyete bende gitmedim ama amcamlar gittiler
birde kitabı basılmıs okudum gereksizmiş ya neyse
ama para verildiğini ne kitapta okudum nede amcamlardan duymadım yani
neyse ama oraya kadar gitmek bile bir masraf aslında
böyle işler dilekler falan
Yüce Allah ile kul arasında olmalı bence baska aracılara gerek yok hiç bir zaman için
zavallı insan hem orada sana ters gelen birşey görmemişsin hemde Zöhre Ana'ya dil uzatmaktanda kendini alamıyorsun,g itmediğin, görmediğin bir yer hakkında kolayca konuşabiliyorsun.
Yüce Allah aracılar göndermesse sen doğruyu nasıl bulacaksın.
birde kitabı basılmıs okudum gereksizmiş ya neyse
ama para verildiğini ne kitapta okudum nede amcamlardan duymadım yani
neyse ama oraya kadar gitmek bile bir masraf aslında
böyle işler dilekler falan
Yüce Allah ile kul arasında olmalı bence baska aracılara gerek yok hiç bir zaman için
zavallı insan hem orada sana ters gelen birşey görmemişsin hemde Zöhre Ana'ya dil uzatmaktanda kendini alamıyorsun,g itmediğin, görmediğin bir yer hakkında kolayca konuşabiliyorsun.
Yüce Allah aracılar göndermesse sen doğruyu nasıl bulacaksın.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi