You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez

Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez

Posting Freak
Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez
Alıntı:
ANADOLU'DA HIZIR İNANCI VE HIDIRELLEZ


Hızır kelimesi bir isim değil bir lakaptır. bazı kaynaklarda el-Hadr, el-Hıdır olarak geçsede asıl doğrusu Hadır dır. bu sözcük Türklerde Hızır veya nadiren Hıdır, İranlılarda ise Khezr şeklinde kullanılmaktadır. El-Hadır kelimesi arapçada el-Ahdar(yeşil) anlamına gelmektedir. (Ocak, 1990:60-61)

Hızır halk inançlarında darda kalanların, başı sıkışanların yardımına koşan, insanlara bereket ve iyilik getiren ölümsüz bir nebi veya bir veli olarak betimlenir. (Barın,1995:22)

iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırır bereket ve bolluğa kavuşturur. (Ocak, 1990 13)

halk inançlarında Hızır; boz atlı, yeşil giyisili, nur yüzlü, ak saçlı, ak sakallı, kırmızı çarılı bir derviş ve ya dilenci kılığındadır. (Barın, 1995:22) elinde baston olan sevimli bir ihtiyardır. (Erseven, 1995 8) veya elinde mızrak yada kamçı taşıyan bir süvaridir. (Ocak, 1990 17) her konu da herşeyi bilen biridir ve yeryüzünde Tanrı'nın bir vekilidir. (Zelyut, 1995 3) Hızır'ı bir veli yada melek olarak görenlerde vardır.(Ocak, 1990:65)

Hıdırellez kelimesinin Hızır ve İlyas isimlerinin birleşmesinden dolayı Hızır ve İlyas iki ayrı kişi olarak görülür. ancak Kuran'da İlyas iki kez ismen belirtilmesine rağmen, Hızır adından hiç bahsedilmemesi dikkat çekicidir. Arapçada ki İlyas Grekçede Eliyas, İbranice de Elijah, batı dillerinde Elie, Süryanicede ki İliya veya İlya'nın aynı kelimenin farklı imaları olduğu ve Tevrat'ta İlya ve Elişa'nın Kuran'dakine benzeyen hikayeleri göz önünde bulundurulduğunda(bkzOcak, 1990:80) aslında Hızır ve İlyas'ın aynı kişi olduğu zorunlu görünmektedir.tasavvufta ve halk inanışlarında Hızır'ın yanında İlyas'ın sönük kalması, Hızır ile ilgili çok sayıda söylence anlatılmasına karşın; İlyas hakkında bilinenlerin çok az olması, yine Hızır ismi ile anılan çok sayıda makama karşılık İlyas adında pek az makam bulunması bu iki şahsiyetin birbiri ile örtüşmesinden kaynaklanıyor gibi görünmektedir.

Alevi Bektaşi ve Nusayri inançlarında hz Ali ile Hızır ve İlya özdeşleştirilmektedir. Ali ile Muhammedin özdeşliğinden dolayı Muhammed te Hızır ve İlya olur.

kırkların cemine beraber gelen
server Muhammed'in bacını alan
sancağı çekip zülfikar çalan
yetiş Hızır nebi sen imdat eyle
(Barın,1995:21)

senin velayetin hürmetine de ey Ali ey İlya
ey Hasan ve Hüseyin'in babası ey eba Turab
müşkillerimi çöz ey veliler velisi
ey harikuladelikler mazharı, ey Murtaza, ey Ali
(ocak, 1990 7)

pir sultanım bu bir sırdır
sırrını saklayan erdir
ay da sırdır gün de sırdır
Allah bir Muhammed Ali
(Öztelli, 1971 )

bin bir adı vardır bir adı Hızır
her nerde çağırsam orada hazır
Ali padişahtır Muhammed vezir
bu fermanı yazan Ali değil mi
(Öztelli, 1971:94)

akan dört ırmağın gözün sorarsan
serçeşmeden gelir suyun durusu
Ali Muhammed'tir Muhammed Ali
ikisi bir elmanın yarısı
(Ergun, 1956:368)

Muhammed cisminde karar eyledik
Hak buyurdu Hak kelamın söyledik
indik aşkın deryasını boyladık
ikrar verdik şahı Merdan'a geldik
(Ergun, 1956:402)

Rah-ı şeriiatte buldum kemali
dört kapıdan girdim aslan misali
anda gördüm Muhammed'in cemali
araya araya buldum ya Ali
(Ergun, 1956:402)

Hızır Ali sultan ya senden medet
kara donlu sultan vallahi ahad
cedd-i paki sülale-i Muhammed
pirim Hacı bektaş değil mi
(Ergun, 1956:402)

Hızır İlyas ile içti hayatı
Yezid'e zulfikar zehirden katı
yine pirden ola er kerameti
bir ismi Muhammed bir ismi Ali
(Öztelli, 1971:91)

Ali söyler Hızır yazar ayeti
elinde zülfikar zehirden katı
aşikare Ali'nin kerameti
birisi Muhammed birisi Ali
(Öztelli, 1971:92)

aslan olup yol üstünde oturan
Selman'a destinde nergis getiren
kendi cenazesin kendin götüren
Allah bir Muhammed Ali'dir Ali
(Öztelli,1971:93)

zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali'dir
garibin mazlumun halini bilen
Hızır İlyaz Şah-ı Merdan Ali'dir
(Zelyut, 1995 4)
azadiforum.net
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez
Alıntı:
[B]Ey Oğul

Kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır. Çünkü haksızlık karşısında hak için sabretmek en iyi ahlaktır. Her şeyden önce Allah’tan hakkıyla kork. Bütün emirlerini yerine getir. O’nu anmakla kalbini yaşat. İpine sımsıkı sarıl. Eğer tutunursan, Rabbinle aranızda ki bağdan daha kuvvetli hangi bağ bulunabilir?.

Kalbini mev’iza ile yaşat. Zahidlikle –dünya malını ve ona aşkını terketmekle– onu öldür. O, hak ile, kuvvetli hikmet ile, adalet, ilim, bilim, hikmet, uygun söz, doğru parlak ve ruhlu olsun.

Ciddi olarak ölümü an ve ölümü anmakla kalbini yaşat. Her şeyin yok olacağını bil, ve kalbinin de yoklukta karar kılacağını ona bildir. Ona dünya facialarını ve musibetlerini teker teker göster.

Zamanın şiddetini ve kükreyişini, gece ve gündüzlerin aleyhine çevrildiğini düşün. Hatırla ve hatırlat.

Kendi nefsine ve kalbine, daha evvel geçmiş insanoğullarının kıssalarını ve hikâyelerini söyle.

Mazide insanların başına gelen felaket ve musibetleri düşün. Aynı şeylerin tekerrür etmemesi için dikkat et. Atalarının topraklarında ve yaşadıkları yerlerde gez. Ve onların eserlerini dikkatle tetkik et.

Onlar neler yapmışlar?, nereden nereye, ne için göç etmişler?

Bunları tetkik ettiğin zaman onların pek yakın arkadaşlarından ve sevgililerinden ayrılıp gurbet ellere gittiklerini göreceksin.

Tıpkı onlar gibi sen de yakında bilmediğin, görmediğin yerlere göç edip gideceksin. Şu halde istikbaldeki yerini şimdiden hazırla ve temizle

Ahiretini dünya ile satma. Bilmediğin şey hakkında konuşma.

Vazifen olmayan şeye karışma. Ve her işi kendi ehline bırak.

Sonunda bir felaketin gelmesinden korkduğun yolu terk et. Zira bir işte felaket sezildiğinde onu terk etmek, korku ile ilerlemekten hayırlıdır.

Iyiliği emret ki iyilik ehlinden olasın.

Münkeri –kendisinde Allah’ın rızası olmayan şeyi– elin ile ve dilin ile ortadan kaldırmaya çalış.

Bütün gücünü sarfederek münkeri işleyenleri uzaklastır.
Allah yolunda hakkıyla çalış. O’nun uğrunda mücadele etmekten çekinme. Herhangi bir kimsenin ağır sözleri seni yolundan alıkoymasın.

Nerede olursan ol, Hakk’a ulaşmak için bütün güçlüklerini aşmaya çalış.

İslamiyette ne var ise hepsini anla ve öğren.

Bütün işlerde Allah’ına sığın; zira o en iyi koruyucu, en iyi barınak ve en yakın kurtarıcıdır.

Her işinde Allah’a teslim ol. Zira insanoğluna her şeyi bahş eden de, O mahrum eden de O’dur.

Hz. ALİ’NİN BAŞKA BİR ZAMANDA OĞLU Hz. HASAN’A SÖYLEDİKLERİ:

“Bilmediğin şey hakkında söz söyleme. Gerekmediği zaman söze girişme. Sapıklık olduğundan korktuğun yola gitme. Çünkü sapıklık şaşkınlığı zamanında o yoldan dönmek, korkulara çatmaktan yeğdir. İyiliği buyur da sen de iyilerden ol. Kötülüğü elinle, dilinle yasakla da bu çabanla kötülük edene karşı dur. (…Wink Nefsini kendinle başkaları arasında bir tartı haline getir. Kendine yapılmasını, başına gelmesini sevdiğin, dilediğin şeyi başkaları için de sev, dile. Sana yapılmasını, başına gelmesini istemediğin şeyi onlar için de isteme. Nasıl zulme uğramayı istemezsen sen de, öylece kimseye zulmetme. Nasıl sana iyilik etmelerini istiyorsan, sen de başkalarına öylece iyilik et. Başkasından görüp, duyup çirkin bulduğun şeyi, kendin için de çirkin bul. Sana yapılınca razı olamayacağın şeyi, insanlara da yap. Bildiğin az bile olsa zararı yok, fakat bilmediğini söyleme. Sana söylenmesini istemediğin şeyi sen de söyleme başkalarına. Bil ki kendini görmek, beğenmek, gerçeğin tersidir, akıllılarınsa afet.

Çocuğun kalbi bitkisi olmayan bir araziye benzer, ona ne verilirse kabul eder. Bundan dolayı ben, kalbin katılaşmadan ve başka şeylerle meşgul olmadan seni terbiye etmeye başladım.


HZ. ALİ’NİN OĞULLARI HASAN VE HÜSEYİN’E SON ÖĞÜTLERİ:

Oğullarım!(51)

Allah’a, O’nun huzurunda veya huzuru dışında bağlılık ve hasyetten ayrılmayın. Ahirete yaklaşma ve dünyadan uzaklaşma duygusunu kaybetmeyin. Dünya kayıplarından kedere düşmeyin ve daima hayr işlemeye bakın. Zalime düşmanlık ve mazluma dostluk gösterin. Öfke ve yumuşaklık halinizde daima hakk kelimesi üzerinde olun. Genişlik ve darlıkta doğru yoldan sapmayın. Dost ve düşmanınıza adaletle muamele edin. Sevinçli ve gamlı anlarınızda iyi iş ve ölçülere bağlılık şuurunu kaybetmeyin, ve şiddette, mülayemette, sevinçte kederde Allah’tan razı olun.

Oğullarım!

Bir iş ki dışı şerli ve kerih görünür, fakat sonu cennettir; siz o fiili işleyin. Bir iş ki dışı güzel ve cazibeli durur, fakat sonu cehennemdir, siz o fiilden kaçının. Cennet nimetinin aşağısında olan her şey hakir ve kıymetsizdir. Ahiret azabının aşağısında olan her belâ ise afiyettir.

Oğullarım.

Bir insan kendi nefsinin ayıbını görür ve bilirse başkasının ayıbını göremez ve ondan haberi olmaz. Bir insan Allah’ın takdir ve taksimine rıza gösterirse, kayıp ve eksikliklere esef etmez.

Bir insan nefs ve hırs kılıcını çekip havale edecek olursa, akibet o kılıçla kendi maktul düşer. Mümin kardeşi yuvarlansın diye kuyu kazan, akibet o kuyuya kendi düşer. Başkasının yanlışını büyüten kimse, kendi hatasını unutur. Bir kimse rey ve tedbirinde gurura kapılacak olursa, hata ve delalete sapmış olur. Başkasının rey ve fikrinden müstağni davrananlar, yani danişmaya yanaşmayanlar zillete düşer. Halka kibir gösterenler neticede hakir ve zelil olur. Bir kimse, serseri ve ipsiz kişilerle düşüp kalkar ve kötülük yerlerine girip çıkarsa iştiraki olmasa bile itham altına girer. İyiler ve ilim sahipleriyle düşüp kalkanlarsa, yücelir ve saygı görür. Mizah ve latifeye düşkün olan hafife alınır. Kendi fiilleri, sözleri ve amelleri ile mağrur olan, nefsi tarafından mağdur olur. Çok söz söyleyen çok hata eder. Hatası çok olanda edep ve haya azalır. Edep ve hayası az olanda takva fakirleşir. Takvası fakirleşenin ise kalbi ölür.

Oğullarım.

Edep mizandır. İyi ahlak en iyi arkadaştır. Afiyet on kısımdır ve bunun dokuz kısmı, Allah’ın zikri dışında sadece susmak, sükut etmektir. Bir kısmı ise sefihlerle düşüp kalkmayı bırakmak...

Oğullarım.

Fakirliğin süsü sabır, zenginliğin de sükürdür İslâm’dan üstün şeref olamaz. Zühd ve takvadan üstün keramet olmadığı gibi... Tövbe ve istiğfardan yüksek şefaatçı yoktur. Vücut afiyetinden güzel elbise olmadığı gibi... Hırs ve tamah, yorgunluk ve meşakkatin anahtarıdır. “Beni yarınlarda görecek, yarınlarıma da şahit olacaksınız; bilmediğiniz özelliklerim o zaman aşikar olacak size! Ben aranızdan ayrılınca yerimi başkası aldığında tanıyacaksınız beni asıl!

alevileriz.de [/B]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez
alıntı...
Rıza Zelyut'un bir yazısı.

Alevi'nin düşmanı kendi içindedir

Kanal 6'da Hulki Cevizoğlu iki programını Alevilik konusuna ayırmıştı. Dişimi sıktım, televizyonda Alevilik adına yaratılan şu rezaleti görmemeyeyim, diye düşündüm. Ama okuyucularım o kadar ısrarla beni arayıp görüşlerimi yazmamı istediler ki aradan uzun zaman geçmesine karşın mecbur kaldım.

Önce o programlarda konuşturulan bazılarını iyi tanıyalım. Bunlar, Alevi gibi görünseler de Alevi değillerdi. Örnek verelim. Hızır Paşa'nın da anası babası Alevi'ydi. Tuttu Pir Sultan Abdal'ı astırdı. Sırf, 'Hakkı çok sevdi' diye...

Hızır Paşa nasıl bugün Alevi sayılmıyorsa, anası babası Alevi olan o yol düşmanları da Alevi sayılamaz. Adını Ali'den alan Alevi İslam inancını yıkmak için şimdi Hızır Paşa türü Alevi düşmanları yoğun bir saldırı içindeler.

Bu saldırgan kesimin şirretliğinden bıkan bunalan Aleviler ortalıktan çekildiler. Meydan itlere kaldı.

Adam, utanmadan Şahı Merdan İmam Ali'ye dil uzatıyor, çamur atıyor.

― Hazreti Ali katildi, demeye varacak sözler ediyor. İnsanların en hoşgörülüsü olan o kutlu kişiyi, bir yobaz biçiminde takdim etmeye kalkışıyor.

Kim yapıyor bu hainliği:

· Alevi olmayan ama Alevi geçinen inançsızlar...

· Alevi gençleri kullanmaya çalışan terör grupları...

Bunlar ne tarih biliyorlar ne sosyoloji. Konunun temelini oluşturan din sosyolojisi ve ilahiyat bilgileri ise dağdaki çobanınkinden daha az. Ama çıkmışlar, İslam tarihinde 1400 yıldır etkili olan bir olguyu yargılamaya çalışıyorlar.
Hedefleri de belli: Hazreti Ali...

Alevi görüntülü bu Ali düşmanlarının söylediklerine bir bakın: Göreceksiniz ki tarihteki Alevi düşmanları ile aynı ağzı kullanıyorlar.

Muaviye, İmam Hasan'dan hilafeti zorla alınca, valilere emir vermişti:

― Bundan sonra cuma namazlarında hutbelerde Ebutalip oğlu Ali'ye küfredeceksiniz, ona lanet yağdıracaksınız.

Bu emri 662'de Kufe Valisi Hucr, Basra Valisi Busr, Rey Valisi Kesir, Medine Valisi Mervan ve Şam'da bizzat Muaviye uygulatmıştı.

Bu küfür ve lanetler, Mesudi, Belazuri, Taberi, İbnül Esir, İbn Sad, Siyuti gibi tarihçilerin kitaplarında kayıtlıdır.

Muaviye ve Yezit lanetlisinin yaptığı saldırılar ile bugün Alevi görünerek televizyonda Muhammet Ali yoluna küfredenlerin tavrı aynıdır.

Yani, yeni yetme Muaviyeler ortaya çıkarak İmam Ali'ye küfretmektedirler.

Cehaletin kuyusunda debelenen koca koca adamlar da bu yeniyetme Muaviyeler'in sözlerine kanıp İmam Ali'ye saygısızca sözlerle sataşmaktadırlar.

[color=RedNe acıdır ki Aleviler'in kaderi hep böyledir. Bu topluma en büyük zararı içlerinden çıkan imansızlar vermiştir.[/color] Hak-Muhammet-Ali inancını taşımayan dinsizler, şehirlerde perperişan durumdaki Aleviler'in çocuklarını da kendilerini de yoldan çıkarmaktadırlar.

Bugün Aleviler'in inançlarını yerine getirecek sosyal-dinsel kurumlarının olmaması, Alevi nüfusun gelenekten kopartılmasını daha da hızlandırmaktadır.

İnançsız hale getirilecek Alevi'den her türlü elemanı temin edeceğini bilen yıkıcı-bölücü kesimi, bütün gücünü Aleviliği dinden ve dolayısıyla İslam'dan koparmaya vermiştir.

Alevi'nin geleneksel hayat tarzıyla da dünya görüşüyle de ilişkisi bulunmayan yakıştırmalar Alevilik diye piyasaya sürülmek isteniyor.

Din eğitimi altında saçmasapan işlerle uğraşan Türkiye Cumhuriyeti de bunu seyrediyor.
Sanki bütün sorunumuz Kuran'ın Arapçasını ezberlemekmiş gibi, dinci basın hükümeti bu yönde baskı altına alarak ufku iyice kapatıyor.

Alevi çocuğu, ortada kalmış durumda...
Kim olduğunu, neye inandığını, neye inanması gerektiğini bilmiyor.

Din düşmanları ona cazip gelen sloganlarla yaklaşıyor...

Devlet ise seyrediyor. Birazcık da bu gidişten memnun... Sonuçta Aleviler yavaş yavaş köklerinden kopuyorlar ya... İleride gerisini düşünürüz, tavrı hakim...
Yani, taşları bağladılar, köpekleri kapıp koyuverdiler.
Cehaletlerini ilim diye satan o kişileri ciddiye almayın. Aleviliğin ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız alın bir Alevi yol kitabı 'Buyruk' okuyun.

Bu yol, Muhammet-Ali yoludur ve veli yoludur.

Nice Muaviyeler onu yok etmek istediler ama başarılı olamadılar.
Akşam, 16.6.1998

Serkan arkadaşımızın alıntı yaptığı yazıda ismi geçtiği için bu yazısını aldım.
Yoksa forumumuza isminin layık olduğunu düşünmüyorum.

Bir insan kendisiyle bu kadar çelişebilir...Tam da dediği gibi;

"Alevinin düşmanı kendi içindedir"

Allah ıslah etsin....Şeytanın atına binenler tez iner....
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez
SerkanDgn yazdı:]Hızır kelimesi bir isim değil bir lakaptır. bazı kaynaklarda el-Hadr, el-Hıdır olarak geçsede asıl doğrusu Hadır dır. bu sözcük Türklerde Hızır veya nadiren Hıdır, İranlılarda ise Khezr şeklinde kullanılmaktadı r. El-Hadır kelimesi arapçada el-Ahdar(yeşil) anlamına gelmektedir. (Ocak, 1990:60-61)

]Hızır halk inançlarında darda kalanların, başı sıkışanların yardımına koşan, insanlara bereket ve iyilik getiren ölümsüz bir nebi veya bir veli olarak betimlenir. (Barın,1995:22)

]iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırır bereket ve bolluğa kavuşturur. (Ocak, 1990 13)

]halk inançlarında Hızır; boz atlı, yeşil giyisili, nur yüzlü, ak saçlı, ak sakallı, kırmızı çarılı bir derviş ve ya dilenci kılığındadır. (Barın, 1995:22) elinde baston olan sevimli bir ihtiyardır. (Erseven, 1995 8) veya elinde mızrak yada kamçı taşıyan bir süvaridir. (Ocak, 1990 17) her konu da herşeyi bilen biridir ve yeryüzünde Tanrı'nın bir vekilidir. (Zelyut, 1995 3) Hızır'ı bir veli yada melek olarak görenlerde vardır.(Ocak, 1990:65)

]Hıdırellez kelimesinin Hızır ve İlyas isimlerinin birleşmesinden dolayı Hızır ve İlyas iki ayrı kişi olarak görülür. ancak Kuran'da İlyas iki kez ismen belirtilmesine rağmen, Hızır adından hiç bahsedilmemesi dikkat çekicidir. Arapçada ki İlyas Grekçede Eliyas, İbranice de Elijah, batı dillerinde Elie, Süryanicede ki İliya veya İlya'nın aynı kelimenin farklı imaları olduğu ve Tevrat'ta İlya ve Elişa'nın Kuran'dakine benzeyen hikayeleri göz önünde bulundurulduğun da(bkzOcak, 1990:80) aslında Hızır ve İlyas'ın aynı kişi olduğu zorunlu görünmektedir.t asavvufta ve halk inanışlarında Hızır'ın yanında İlyas'ın sönük kalması, Hızır ile ilgili çok sayıda söylence anlatılmasına karşın; İlyas hakkında bilinenlerin çok az olması, yine Hızır ismi ile anılan çok sayıda makama karşılık İlyas adında pek az makam bulunması bu iki şahsiyetin birbiri ile örtüşmesinden kaynaklanıyor gibi görünmektedir.

]Alevi Bektaşi ve Nusayri inançlarında hz Ali ile Hızır ve İlya özdeşleştirilme ktedir. Ali ile Muhammedin özdeşliğinden dolayı Muhammed te Hızır ve İlya olur.
azadiforum.net

Hıdırellez diye geçen olay , Pir Zöhre Ana'mızın bildirdiği şekliyle kısaca şöyledir.

Hz.Peygamberimizin torunu , Hz.(H)Üseyin'in iki kızından olan torunları Battal ile Gazi, Ankara'da şimdiki Hüseyin Gazi tepesi denilen mevkide, eskiden burası göl olduğundan, bu gölde boğularak gayba girmişlerdir.
Boğulmadan önce, suda kendi cemallerini görüp birbirlerine Hıdır-İlyas ismini takmışlardır.
Suya düştüklerinde orada bulunan turna kuşundan, dedeleri Hz. Üseyin'e haber götürmeleri için imdat istemişler, turna'nın biri gölü beklerken diğer turna Hz.Üseyin'e varıp kanatlarını çırparak olayı anlatmaya çalışmıştır.

Hz.Üseyin'İn nişanı olan Hüsniye Ana, turnanın yardım istediğini anlamış ve Hz.Üseyin'e dönerek

Küssün gönlün hiç bir zaman gülmesin yüzün
İki cihanda da var olsun sözün
Yetiş Ya Üseyin kör olsun gözün
Battal Gazi'm kalmış Urum elinde

diyerek Hz.Üseyin'i yardıma göndermiştir.

Bunun üzerine Hz.Üseyin, çadır uçurtması gererek, şimdiki Hüseyin Gazi tepesine inmiş, bazı üzücü olaylardan sonra göle geldiğinde diğer turnayı görüp, turnanın gölü beklediğini anlamış ve kızları Sakine ana ve Şehriban Ana'ya , yavrularının gayba girmesinden dolayı isimlerini Tezveren Sultan ve Karyağdı Ana olarak adlandırmıştır.

Bu mübarekler, Ankara'da türbesi bulunan Karyağdı Sultan ve Tezveren Sultan'dır .

O günden bugüne halk arasında Hıdırellez diye adlandırılan olay , Pir Zöhre Ana'nın bildirdiği 31 yıldan beri 2 günlük yas-matem (oruc) olarak tutulmaktadır.

Hz. Peygamberin ve Ehlibeyt'in her acısı , Gerçekler yanında (evliyalar) , bin yıllardır süregelmektedir.

Ne mutlu bu yolu sürene ...
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.