You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilikte düşkünlük (örf hukuku)

Alevilikte düşkünlük (örf hukuku)

Posting Freak
Alevilikte düşkünlük (örf hukuku)
]ALEVİLİKTE DÜŞKÜNLÜK (ÖRF HUKUKU)

Alevi İslam inancında çok güçlü bir ahlak sistemi vardır. Yaşama dair hareketlerinde toleranslı ve hoşgörülü olan inanç, ahlaka gelince demir perçinle bağlanmıştır. Kişinin yanlış yapmaması için gerektiğinde çok ağır yaptırımlar uygulanmıştır. Bu yaptırımlar da maddi veya manevi olmuştur. Çünkü yolun sahibi öyle bir sistem koymuş ki, her şeyin bir bedeli olduğu gibi, kötülüğünde bedeli olmalıdır. Gerektiğinde manevi baskı uygulanmış, selam verilmemiş, selamı alınmamış, muhabbet edilmemiş, komşuluk ilişkileri kesilmiş, yemeği yenilmemiş, ceme alınmamıştır. Ve gerektiğinde de maddi cezalar uygulanmıştır. Yaptığın suçun ağırlığına göre, para cezası, bedeni cezalar uygulanmıştır.
Bu nedir? Örf hukukudur. Yazılı hukukun dışında kalan gelenek hukukudur. Kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen ve toplumun ahlaki olarak bozulmamasını sağlayan, birliğini koruyan kamu vicdanıdır. Yani örf – adet hukukudur. Yolun kurallarına uyacağına, eline, diline, beline sahip ahlaklı bir insan olacağına verilmiş bir ikrari / vicdani bir denetimdir. Yolun kurallarına uymayan kişinin Dar-ı mansur’da yargılanmasıdır. Yani, düşkünlük, Alevilikte yasadır. Suç işleyene “düşkün” denir. Yolun yasaklarını yapmış, ikrarını bozmuş ve aht’ına sahip olmamıştır.
Her toplum kendi ahlaki kuralları çerçevesinde yaşar, bundan dışarı çıkanlara, azanlara, yoldan sapanlara, yol düşkünlerine bir toplumsal ceza müeyyidesinin uygulanması gerekmektedir (kaynak, İmam Cafer Buyruğu).
Cezalar uygulanır demiştik düşkün edilen kişilerden alınan paralar ne yapılmıştır? Yoksul ve kimsesiz (özellikle dul kadınların) insanların geçimi sağlanmıştır. Onların ihtiyaçları temin edildiğinden ötürü kötü insan olmalarının önüne geçilmiştir. Mürşitlik alıcılık değil, vericiliktir. Bir eliyle aldığını diğer eliyle ihtiyacı olana dağıtacaktır. Çünkü, mürşitlik manevi bir görevdir. Bir gönül, bir yüce aşk, bir inanç işidir. Asla maddecilik değildir. Yolun yasaklarını yapmak “düşkünlük”tür demiştik.
Kişi “Eline, diline, beline” sahip olacağına ikrar vermiştir. Eliyle adam dövmeyecek, yaralamayacak, öldürmeyecektir. Hırsızlık yapmayacak, güveni kötüye kullanmayacak, başkalarının hakkına tecavüz etmeyecek, elini kötü işlere uzatmayacaktır.
Diliyle yalan söylemeyecek, sövmeyecek, yalan şehadette bulunmayacak, dedikodu etmeyecek, gönül kırmayacak, çirkin söz söylemeyecektir.
Beliyle, belden gelecek kötülüklerden uzak kalacak, başkalarının ırz ve namuslarına kem gözle bakmayacaktır. Kısaca kendisine yapılmasını istemediği fiilleri başkalarına yapmayacak, yapanlar da düşkün sayılacak ve toplumsal caydırıcılığı ve ibret vericiliği nedeniyle sosyal ve toplumsal tedbir olacaktır. Toplumun ahlak anlayışından çıkan bir hastalığın kısa sürede tedavisi için vücuda yayılmaması için ameliyat yapılmalıdır.
Haksız olarak eşini boşamış veya adam öldürmüş, hak gasb etmiş, ahlak kurallarını çiğnemiş kişi toplumdan dışlanmış, özünde temizliği yakalamış insanların ise birliği korunmuş ve de iç denetim sağlanmıştır. Bu da toplumsal denetimdir. Toplum, devlet erkinin zayıf olduğu dönemlerde bile birliğini sağlamış, kan davası gütmemiş, Osmanlı kadısının önüne sorunlarını götürmemiş, devletin kurumlarını boşuna işgal etmemiş, hapishanelere insanları tıkıp özgürlüğü elinden alınmamış, cezayı gönüllü olarak vicdanında uygulamış ve pak olabilmesi içinde verilen cezayı bedenine eksiksiz olarak uygulamıştır.

Düşkünlük kurumuyla, ahlakın egemen olduğu bir toplum yaratılmış ve temiz toplum kurulmuştur.
Düşkünlük kurumu neticesi sosyal hayatlarını dejenere etmeden, toplum düzeni sağlanmış, adaleti kendi vicdanlarında, gönüllerinde sağlamışlardır.
Bu kurum neticesinde, kişi veya kişiler hırsızlık yapmamış, zina etmemiş, eşini boşamamış, can incitmemiştir.
Düşkünlük kurumunun amacı insanı ve insan haklarını korumaktır. Adaleti tecelli ettirmek, hayrı ve şerri ayırt edip, temiz toplum yaratmaktır.
Devlet yasalarının amacıda bu değil midir?
Bu inanç sayesinde barışık düzen sağlanmış, hoşgörü egemen kılınmış, cezalarla, yasaklarla başarılamayan uhrevi olarak başarılabilmiştir. Yanlış yapan talip, mürşidinin önüne gelip, dara durmuş , özünü dara çekmiş, hatasını itiraf edebilmiştir.
Alevi İslam İnancında ölüye talkın verilmez, diriye talkın verilmiştir. Kişi dünyalığını yani yaşamını burada yaşıyorken pak etmiş, hakkını hak sahibine teslim etmiş, Yüce Tanrı’nın divanına da yüzü ak, gönlü pak olarak çıkmıştır.
Burada önemli olan, ahlakını yücelten, ruhsal değerlerini de yüceltecektir. Ondan hiçbir canlı incinmeyecek, bağışlayıcı olacak, helal kazanç sağlayacak, kendisinin ve ailesinin kursağından haram geçmeyecek, hatır gönül yıkmayacaktır.
Bu kurum sayesinde toplumsal disiplin sağlanmış ve temiz toplum yaratılmıştır.
Dünyamızın da ne kadar çok temiz topluma ihtiyaç olduğunu hep beraber özlem ve hasretle görüyoruz. Çağımızın en büyük problemi de budur. Alevi İslam anlayışı bu özlem ve hasreti yüzyıllar öncesinden gerçekleştirmiştir.

Ali Rıza Uğurlu'dan ALINTIDIR.....
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.