Alıntı:
Alevi Deyiminin Kökeni ve Anlamı
..."Alevi" deyiminin gerçek anlamına ulaşabilmek için, önce bu sözcüğü dilbilimi ve Türkçe dil kuralları çerçevesi içinde, önyargısız ve ön kabulsüz incelemek gerekecektir.
-i Eki Türkçe'de sonuna geldiği kelimeye aidiyet kazandırır (örnek; tarih-tarihi, mimar-mimari, insan-insani, davut-davudi gibi) Alevi sözcüğü, alevi kökünden üretilmiş böyle bir kelimedir. Türk Dili Kurallarına göre Ali kökünden Alevi sözcüğü türetilmesi imkansızdır. Ali'yi sevenler, Ali'den yana olanlar veya Ali'den gelenleri tanımlamak için Türkçede bir sözcük türetilse idi bu sözcük Osman-Osmanlı, Selçuk-Selçuklu türevlerinde olduğu gibi Ali-Alili veya Atatürk,Atatürkçü türevinde olduğu gibi Ali-Alici olurdu. Dilbilim açısından Ali ile Alevi sözcüğü arasında bir ses benzerliğinden başka hiçbir yakınlık yoktur.
...Alevi sözcüğünün anlamı da Ehl-i Alev'dir. Aleve ait, ışığa ait veya alevden, ışıktan gelen anlamındadır. Alevi sözü kadimden beri, ışığa, aleve ait ve/veya alevden, ışıktan gelen anlamında kullanılmıştır.
...Alevi sözcüğünün Ali kaynaklı bir deyim olduğunu kanıtlamaya yönelik bir-iki zorlama dışında, Alevilik üzerine yapılmış araştırmaların hiçbirinde, Alevi deyiminin ve bu deyime kaynaklık eden alev sözcüğünün etimolojisi irdelenmiş değildir...
Bu sözcüğün kökeni, Anadolu'nun kadimdeki sessiz uygarlığı Luviler ve Luviler'in çağdaşı ve komşuları Hititlere kadar uzanır...
Erdoğan Çınar - Aleviliğin Gizli Tarihi
2004 ten bu yana ezber bozma ve Aleviliği temelsiz bilgilerden, düşüncelerden sıyırma parolasıyla yola çıkan araştırmacı,yazar erdoğan Çınar Aleviliğin Gizli Tarihi adlı kitabına "Alevi" kelimesinin etimolojisiyle ilgili kısa bir giriş yaparak başlıyor.
Çünkü ona göre:
Alıntı:Alevilik konusunda araştırma-inceleme yapanların önüne çıkan en büyük engel, Alevi sözcüğünün üzerine giydirilmiş yanlış anlamdır.
Bir araştırmacı yazar değilim, Bir dilbilimci kesinlikle değilim, Türkçeye ve Dil kurallarına dikkat ederim, az çok Dilbilgisi kurallarını bilirim, aşağıda kullandığım bilgileri TDK sitesinden aldığımı gururla bildiririm...
En son söyleyeceğimi başta söyleyeyim Alevi sözcüğü Ali kaynaklı bir deyimdir...
Alıntı: A. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik yazılırlar:
1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri).
http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.asp...C92CD73B10
Alevi kelimesinin kökü "Ali" değildir. Alevi kelimesi iki ayrı kelimeden oluşan ve Birinci kelime olan "Ali" nin sonundaki -i harfiyle İkinci kelime olan "Ev" in başındaki -e harfinin yanyana gelmesi dolayısıyla bir ünlü düşmüş ve "Alevi" şeklini almıştır. Ev'in sonundaki -i eki Ali'ye aitliği bildirir.
Yani Alevi = Ali + Evi kelimelerinden oluşmaktadır.
Peki Ali Evi ne demektir?
Ali Evi ikiliğin, benliğin, riyanın, yalanın, hasedin, kinin olmadığı tertemiz bir mekandır. Somut bir ifadeyle eski adı damevi olan cemevinde ibadetlerini yapan ve de Ehlibeyt zülmünden sonra yurtlarından uzaklaştırılan topluluğun sahiplendiği bir isimdir. Hem kutsal bir mekanın hem de bu mekanın sahiplerinin sembolüdür...
Alev-i = Aleve ait tanımının kaynağını, öncelikle henüz bilimsel gerçekliği ispatlanamamış evreni oluşturduğu iddia edilen Big Bang (Büyük Patlama) Kuramı oluşturmakta. Bu patlamayla Güneş olmakta, güneşten kopan parçalar dünyamızı ve dünyamızdaki bir takım klimal değişikliklerle yeryüzü ve canlılar ve en sonunda da insan oluşmakta, yani insan Işıktan gelmiştir. Dolayısıyla Alevidir. Aleve Aittir.
Bu çıkarımı okuyunca kurandan kromozom sayısını çıkaran Çelakıl aklıma geldi valla ne yalan söleyim...
Böyle çıkarımları zorlarsak günümzdeki kuranda da bulabiliyoruz

Bir diğer kaynak ise, Cemlerde yakılan mum, çerağ, kandil gibi Alev saçan ve aydınlatan ışıklardır. Cemlerde kullanılan bu alevden dolayı, Alevi alevden gelmektedir.
Büyük Patlamayla ilgili herhangi bir Pirin deyişinde bilimsel bir açıklama getirdiğini düşünmüyorum. Çünkü yok.
Kitapta verilen ilk örnek Şii Safevi Devletinin kurucusu Hatayi mahlasıyla yazan Şah İsmailden, daha sonra bir kaç dörtlükle nurun, kandilin insanın yaratılışındaki sırrın ne olduğu açıklanmaya çalışılıyor ama öylesine zorlama çıkarımlar var ki, bir kaç tanesini paylaşayım:
Alıntı:
Ta ezelden kandildeki nurdayım
Binde bir can eremedi bu sırra
Dermani
(En eski geçmişten beri güneşteki ışıktayım
Binde bir insan ulaşamadı bu sırra) sf 49
Alıntı:
Kandilde balkıyan dostun nurudur
Akıl ermez Hakk'ın sırrıdır
Seyit Feyzullah
(güneşte parıldayan dostun ışığıdır
Ona akıl ermez gerçeğin sırrıdır) sf 49
Alıntı:
İnsan asıl kaynak olan nurun nurundan var olmuştur
Eğer sual eder isen sırrımdan
Cümlemizi var eyledi varından
Hak yarattı Muhammedi nurundan
Kandilde balkıyan nurdan gelirem
Nesimi
sf 50
Şimdi gerçekten de bir sır vardır. Bu yadsınamaz bir gerçek. Ama bu sır üç beş dörtlükle üstelik de yoruma gayet açık bir şekilde açıklanması ve içinden çıkılması bu kadar basit bir sır değildir bence.
Mum, evliyanın ışığını temsil eder. Türbelerde ya da cemlerde yakılan mum Erenlerin ışığının sönmediğini, onlara sahip çıktığımızı, onların sayesinde yolumuzu erkanımızı sürdürdüğümüzü anlatmak için yakılır. Bu evliyaların başı ise Ali den başkası değildir. Onun izinde olanlar yani "Aleviler" yollarını, mürşitleri Ali olan gerçeklerden öğrenmişler ve nesilden nesile aktarmışlardır.
Alevi kelimesinden benim anladığım bu...
Biraz uzun bir giriş oldu ama kusuruma bakmayın...