Sibele Hanım, görüşlerinizi içeren ifadeleri okudum ve cevap verme gereği duydum. Aleviliğin doğuşunu şöyle özetleyebiliriz:
" Hz. Ali 656 ylında halife olmuş ve olduğunda, Şam valisi Muaviye onun halifeliğine karşı çıkmıştır.Bu nedenle Muaviye ve Hz. Ali taraftarları arasında Suffin Savaşı çıkmıştır ancak Muaviye taraftarları svaşı yenemiyceklerini anlayıp, savaş sonuçlanmadan Hakem OLayı ile Muaviyeyi halife seçmişlerdir. BU durum, Ali taraftarlarının büyük tepkisine yol açmakla birlikte, Müslümanlar arasında bilinen ilk bölünmeyi yaratmıştır. Hz. Ali savaşlardaki yeteneği ve gücüyle anılırdı. Ali nin bir defasında: Beni düşmanım ancak namaz vakti alt edebilir.dediği bilinir.Hz. Ali camide ibadet ederdi.Camide namaz kılarken sırtından bıçaklanarak öldürülmüştür. Bu hükmü verenin de Muaviye olduğuna işaret ediliyor İslami kaynaklarda. Bu olay ve Hz. Alinin camide öldürülmesi, Müslümanlar arasında asıl bölünmeyi yaratmıştır. Alinin öğretilerini dinleyenler daha sonra camide öldürüldüğü için yasını tutmuşlardır ve camiden uzaklaşmışlardır .Muaviyenin hakifeliğini kabul edenler ise karşı gruplaşmışlardır. Hz. Aliyi takip edenler ve Ali öğretilerini benimseyenler, daha sonra Aleviliği doğurmuşlardır. Bu, anlaşıldığı gibi Hz. Alinin ölümünden sonra gerçekleştiği için Hz. Ali sadece camide ibadet etmiş ve Aleviliği Onun ölümünden sonra onu takip edenler yaratmıştır . Bu sebeple camide namaz kılmıştır ve Aleviliği yaymamıştır .
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Bir Sorum Var
Yorumlar / Cevaplar
73
Okunma / Görüntüleme
99904
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
yolcu yazdı:Sibele Hanım, görüşlerinizi içeren ifadeleri okudum ve cevap verme gereği duydum. Aleviliğin doğuşunu şöyle özetleyebiliriz:
" Hz. Ali 656 ylında halife olmuş ve olduğunda, Şam valisi Muaviye onun halifeliğine karşı çıkmıştır.Bu nedenle Muaviye ve Hz. Ali taraftarları arasında Suffin Savaşı çıkmıştır ancak Muaviye taraftarları svaşı yenemiyceklerini anlayıp, savaş sonuçlanmadan Hakem OLayı ile Muaviyeyi halife seçmişlerdir. BU durum, Ali taraftarlarının büyük tepkisine yol açmakla birlikte, Müslümanlar arasında bilinen ilk bölünmeyi yaratmıştır. Hz. Ali savaşlardaki yeteneği ve gücüyle anılırdı. Ali nin bir defasında: Beni düşmanım ancak namaz vakti alt edebilir.dediği bilinir.Hz. Ali camide ibadet ederdi.Camide namaz kılarken sırtından bıçaklanarak öldürülmüştür. Bu hükmü verenin de Muaviye olduğuna işaret ediliyor İslami kaynaklarda. Bu olay ve Hz. Alinin camide öldürülmesi, Müslümanlar arasında asıl bölünmeyi yaratmıştır. Alinin öğretilerini dinleyenler daha sonra camide öldürüldüğü için yasını tutmuşlardır ve camiden uzaklaşmışlardır .Muaviyenin hakifeliğini kabul edenler ise karşı gruplaşmışlardır. Hz. Aliyi takip edenler ve Ali öğretilerini benimseyenler, daha sonra Aleviliği doğurmuşlardır. Bu, anlaşıldığı gibi Hz. Alinin ölümünden sonra gerçekleştiği için Hz. Ali sadece camide ibadet etmiş ve Aleviliği Onun ölümünden sonra onu takip edenler yaratmıştır . Bu sebeple camide namaz kılmıştır ve Aleviliği yaymamıştır .
Öncelikle Hz. Ali zamanında cami diye bir şey yoktu. Peygamberimiz ve Ehlibeyt zamanında cemevi(damevi) vardı. Hz. Ali cemevinde sabah namazını kılarken milcan tarafından hançerlenerek şehit edilmiştir. Cemevlerinin Ehlibeytin şehit edilmesinden sonra emeviler tarafından adları cami olarak değiştirilmiştir. İlerleyen zamanlarda da yanlarına minareler yapılarak bugün ki şekline kavuşturulmutur...
Alevilik meselesine gelince öncelikle Ehlibeytin soyunun Mikail'den geldiğini daha önceleri yazmıştık. Ancak Hz. Ali ezelden vardı. Fakat hep gelip giden peygamber ve evliyaların dilinde ismi vardı ancak kendisi gizliydi. Yani bedenen başka başka sıfatlarda geziniyordu...
İşte peygamberimiz zamanında Hz. Ali kendini hem manen hem de bedenen insanlara göstermiştir. Bence Alevilik yanlızca isim olarak Hz. Ali'nin bedenen kendini insanlara gösterdiği bu dönemde kendine inanan insanlarla birlikte çıkmıştır...
Yani Hz. Ali ezelden vardı. Ancak Alevilik ismi Ehlibeyt zamanında ortaya çıkmıştır. Fakat köken olarak bence Aleviliğin geldiği zaman Mikail peygamber zamanıdır. Çünkü Mikail peygamber zamanında da Mikail peygamberin yolunda giden insanlar vardı. Büyük ihtimalle biz Alevileri soyu Mikail peygamber zamanında O Yola gitmeye çalışan insanlardan gelmektedir. O köken de Türklüktür...
Hz. Ali Aleviliğin özüdür. Ancak Alevidir demek yanlış bir tarif olur. Çünkü Alevi yanlızca Hz. Alinin yolunda gidenlere denir. Oysa Hz. Ali yolun sahibi kendisiydi zaten. Alevilik ise bir Hak kapısıdır. Yani Ali kapısıdır. O Hak kapısının adı Ali, O kapıya gidenlere de Alevi denir...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 16/12/2010, 03:22, Düzenleyen: adgan.
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
adgan yazdı:Öncelikle Hz. Ali zamanında cami diye bir şey yoktu. Peygamberimiz ve Ehlibeyt zamanında cemevi(damevi) vardı. Hz. Ali cemevinde sabah namazını kılarken milcan tarafından hançerlenerek şehit edilmiştir. Cemevlerinin Ehlibeytin şehit edilmesinden sonra emeviler tarafından adları cami olarak değiştirilmiştir. İlerleyen zamanlarda da yanlarına minareler yapılarak bugün ki şekline kavuşturulmutur...
Alevilik meselesine gelince öncelikle Ehlibeytin soyunun Mikail'den geldiğini daha önceleri yazmıştık. Ancak Hz. Ali ezelden vardı. Fakat hep gelip giden peygamber ve evliyaların dilinde ismi vardı ancak kendisi gizliydi. Yani bedenen başka başka sıfatlarda geziniyordu...
İşte peygamberimiz zamanında Hz. Ali kendini hem manen hem de bedenen insanlara göstermiştir. Bence Alevilik yanlızca isim olarak Hz. Ali'nin bedenen kendini insanlara gösterdiği bu dönemde kendine inanan insanlarla birlikte çıkmıştır...
Yani Hz. Ali ezelden vardı. Ancak Alevilik ismi Ehlibeyt zamanında ortaya çıkmıştır. Fakat köken olarak bence Aleviliğin geldiği zaman Mikail peygamber zamanıdır. Çünkü Mikail peygamber zamanında da Mikail peygamberin yolunda giden insanlar vardı. Büyük ihtimalle biz Alevileri soyu Mikail peygamber zamanında O Yola gitmeye çalışan insanlardan gelmektedir. O köken de Türklüktür...
Hz. Ali Aleviliğin özüdür. Ancak Alevidir demek yanlış bir tarif olur. Çünkü Alevi yanlızca Hz. Alinin yolunda gidenlere denir. Oysa Hz. Ali yolun sahibi kendisiydi zaten. Alevilik ise bir Hak kapısıdır. Yani Ali kapısıdır. O Hak kapısının adı Ali, O kapıya gidenlere de Alevi denir...
Sevgili adgan,
Bu iddialarınızı ispat edecek delilerinizide eklemenizi rica ederiz. Diğer yandan İmam Ali efendimiz sabah namazı kılarken, daha "Alevilerde namaz yok" diyenleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Şayet Alevilik diye bahsettiğimiz şey, islam için hayatını feda eden şah-ı velayet imam-ı ali'den, iki cihan peygamberi hz. muhammed'den, onun nurlu ve pak nesli ehl-i beyt'ten yaşam, felsefe ve görüş olarak farklı ise, buna ne alevilik denilebilir, ne de ali yolu denilebilir. Olsa olsa hz.ali ve o mübarek al'i beyti başka maksatlara alet etmek demektir ki, en başta onların tokadını yemek tehlikesi vardır..
Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin velayetnamesini okumadan, makalat'ını okumadan, besmele tefsirini okumadan pirin yolundayız diyenlere de şaşmaktan başka birşey diyemem.
Ehl-i beytten bir seyyid şunu söylemiştir; "ben bir söz söyledim diye direkt kabul etmeyin, mihenge vurun, altın çıkar ise alın, gümüş çıkar ise gıybeti de üstüne ekleyip bana iade edin."...
Bu günün üniversite okuyan, internetle dünyanın her yerine ulaşan, bilgi noktasında en elverişli bir çağda yaşayan günümüz alevileri, hala mı kulaklı alevi tarihine itibar edecekler...
Ah ilme hayatını adayan esedullah (allahın arslanı), muhakemesiz, sorgusuz ilmi kabul eden bu neslin bu hastalığı için, senin ilmini şefaatçi edip allahtan şifa istiyoruz..
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
adgu yazdı:Sevgili adgan,
Bu iddialarınızı ispat edecek delilerinizide eklemenizi rica ederiz. Diğer yandan İmam Ali efendimiz sabah namazı kılarken, daha "Alevilerde namaz yok" diyenleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Şayet Alevilik diye bahsettiğimiz şey, islam için hayatını feda eden şah-ı velayet imam-ı ali'den, iki cihan peygamberi hz. muhammed'den, onun nurlu ve pak nesli ehl-i beyt'ten yaşam, felsefe ve görüş olarak farklı ise, buna ne alevilik denilebilir, ne de ali yolu denilebilir. Olsa olsa hz.ali ve o mübarek al'i beyti başka maksatlara alet etmek demektir ki, en başta onların tokadını yemek tehlikesi vardır..
Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin velayetnamesini okumadan, makalat'ını okumadan, besmele tefsirini okumadan pirin yolundayız diyenlere de şaşmaktan başka birşey diyemem.
Ehl-i beytten bir seyyid şunu söylemiştir; "ben bir söz söyledim diye direkt kabul etmeyin, mihenge vurun, altın çıkar ise alın, gümüş çıkar ise gıybeti de üstüne ekleyip bana iade edin."...
Bu günün üniversite okuyan, internetle dünyanın her yerine ulaşan, bilgi noktasında en elverişli bir çağda yaşayan günümüz alevileri, hala mı kulaklı alevi tarihine itibar edecekler...
Ah ilme hayatını adayan esedullah (allahın arslanı), muhakemesiz, sorgusuz ilmi kabul eden bu neslin bu hastalığı için, senin ilmini şefaatçi edip allahtan şifa istiyoruz..
Sevgili arkadaşım,
Nasıl ki Allah'ın varlığının delili peygamberler ise ve nasıl ki peygamberlere hadi Allah'ın varlığını gösteren kaynaklarınızı gösterin diyemiyorsak aynı şekilde bizim Aleviliğe, Hz. Ali'ye, Ehlibeyte ve de inancımıza ait delilimiz Evliyalardır. Bugün evliyası olan Zöhre Ana'dır...
Peki peygamberimiz Allah'ın varlığını kaynak göstermeden insanlara nasıl kabul ettirdi. Tabi Allah'tan aldığı ilim ışık ve kerametleriyle insanları önce kendine inandırıp sonra da kendine inananlara Allah'ın varlığından ve birliğinden söz edip kendine inananları islama sokmayı başarmıştır...
İşte aynı şekilde Zöhre Ana da bizlere ilim ışık ve kerametlerini gösterip bizleri önce kendisinin Allah'ın elçisi bir evliya olduğuna inandırdı. Sonra bizlere Allah'a, peygambere, Hz. Ali ve Ehlibeytine ve de dine ait bilgileri aktardı. Bizlerde Zöhre Ana'ya inanan insanlar olarak tıpkı peygamberimize inanan insanlar gibi Onun anlatığı doğrultuda inancımızı savunmaya çalışıyoruz. Yani bizim bugün ki tek kaynağımız Pir Zöhre Ana'dır...
Bugün ki bütün sünni ve Alevilik ile ilgili kaynakların çoğu Emevi döneminden sonra değişikliğe uğratıldığı için hiç birine itibar edilmemelidir. Zaten bu kaynaklara itibar edilseydi her yüzyılda bir evliyanın gelmesini Allah neden istemiş olsun değil mi?
Ne demiş Mevlana;
]"Peygamberden sonra her dönemde mutlaka bir evliya gelir."
İşte bu tarihi yalanlara karşılık her yüzyılda bir gelen evliyalar gerçekleri her seferinde haykıarak insanları asıl olan gerçeklere yüzlerini çevirmeye çalışmışlardır. Ancak buna karşılık çoğu zaman asılıp kesilmiş veya sürgün edilmişlerdir. Ne kadar bu haksızlıklara uğramışlarsa da ışıkları bugünlere kadar gelmiştir. Çünkü evliyalar yanlızca bedenen ölürler. Ancak ışıkları sonsuza kadar insanları aydınlatmaya devam eder. İşte bu yüzden gerçek, değişmeyen tek doğru kaynak evliyalardır...
Üniversite okuyanlar, okudukları yalan yanlış kitaplardan, Evliyalar ise direk Allah'tan bilgilerini alıp aktarırlar. Onun için gerçekler yanlızca gerçeklerden öğrenilir...
]"Allah ile oturup kalkmak isteyenler, Evliyalarla oturup kalksınlar." Mevlana
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 21/01/2011, 22:25, Düzenleyen: adgan.
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
adgu yazdı:Sevgili adgan,
Bu iddialarınızı ispat edecek delilerinizide eklemenizi rica ederiz. Diğer yandan İmam Ali efendimiz sabah namazı kılarken, daha "Alevilerde namaz yok" diyenleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Şayet Alevilik diye bahsettiğimiz şey, islam için hayatını feda eden şah-ı velayet imam-ı ali'den, iki cihan peygamberi hz. muhammed'den, onun nurlu ve pak nesli ehl-i beyt'ten yaşam, felsefe ve görüş olarak farklı ise, buna ne alevilik denilebilir, ne de ali yolu denilebilir. Olsa olsa hz.ali ve o mübarek al'i beyti başka maksatlara alet etmek demektir ki, en başta onların tokadını yemek tehlikesi vardır..
Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin velayetnamesini okumadan, makalat'ını okumadan, besmele tefsirini okumadan pirin yolundayız diyenlere de şaşmaktan başka birşey diyemem.
Ehl-i beytten bir seyyid şunu söylemiştir; "ben bir söz söyledim diye direkt kabul etmeyin, mihenge vurun, altın çıkar ise alın, gümüş çıkar ise gıybeti de üstüne ekleyip bana iade edin."...
Bu günün üniversite okuyan, internetle dünyanın her yerine ulaşan, bilgi noktasında en elverişli bir çağda yaşayan günümüz alevileri, hala mı kulaklı alevi tarihine itibar edecekler...
Ah ilme hayatını adayan esedullah (allahın arslanı), muhakemesiz, sorgusuz ilmi kabul eden bu neslin bu hastalığı için, senin ilmini şefaatçi edip allahtan şifa istiyoruz..
Alevilerde namaz yok diyenleri bi de anlamakta zorluk çekiyoruz.Madem Alevilerde namaz yoktu,Şahımerdan Ali nasıl oldu da, cemevi eski adı damevinde şehit edildi?
Alevilik, günümüz şeriat islam'dan başka birşeydir ama Şahımerdan Ali,Muhammed Mustafa,Ehlibeyt,12 İmamlar,Kırklardan farklı birşey değildir,zira bu yolu getirenler zaten bu bahsettiğimiz mübareklerdir.
Bizler kulaktan dolma bilgilerle aydınlanan değil, yaşayan tek Alevi Pir'i olan Zöhre Ana'nın dediklerinden feyz alan ,okumuş,eğitim görmüş,aydın insanlarız.
Evliyalar sorgulanmaz,muhakeme edilmez nasılki Şahımerdan Ali'yi sorgulayamazsak haşa haşa, günümüzde de binbir dondan başgösteren Zöhre Ana'yı da sorgulayamayız.
Bu forum gönüllülerininde yazdıkları,anlatmaya çalıştıkları da budur.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
adgan yazdı:Sevgili arkadaşım,
Nasıl ki Allah'ın varlığının delili peygamberler ise ve nasıl ki peygamberlere hadi Allah'ın varlığını gösteren kaynaklarınızı gösterin diyemiyorsak aynı şekilde bizim Aleviliğe, Hz. Ali'ye, Ehlibeyte ve de inancımıza ait delilimiz Evliyalardır. Bugün evliyası olan Zöhre Ana'dır...
Peki peygamberimiz Allah'ın varlığını kaynak göstermeden insanlara nasıl kabul ettirdi. Tabi Allah'tan aldığı ilim ışık ve kerametleriyle insanları önce kendine inandırıp sonra da kendine inananlara Allah'ın varlığından ve birliğinden söz edip kendine inananları islama sokmayı başarmıştır...
İşte aynı şekilde Zöhre Ana da bizlere ilim ışık ve kerametlerini gösterip bizleri önce kendisinin Allah'ın elçisi bir evliya olduğuna inandırdı. Sonra bizlere Allah'a, peygambere, Hz. Ali ve Ehlibeytine ve de dine ait bilgileri aktardı. Bizlerde Zöhre Ana'ya inanan insanlar olarak tıpkı peygamberimize inanan insanlar gibi Onun anlatığı doğrultuda inancımızı savunmaya çalışıyoruz. Yani bizim bugün ki tek kaynağımız Pir Zöhre Ana'dır...
Bugün ki bütün sünni ve Alevilik ile ilgili kaynakların çoğu Emevi döneminden sonra değişikliğe uğratıldığı için hiç birine itibar edilmemelidir. Zaten bu kaynaklara itibar edilseydi her yüzyılda bir evliyanın gelmesini Allah neden istemiş olsun değil mi?
[COLOR=fuchsiaNe demiş Mevlana;
]"Peygamberden sonra her dönemde mutlaka bir evliya gelir."
İşte bu tarihi yalanlara karşılık her yüzyılda bir gelen evliyalar gerçekleri her seferinde haykıarak insanları asıl olan gerçeklere yüzlerini çevirmeye çalışmışlardır. Ancak buna karşılık çoğu zaman asılıp kesilmiş veya sürgün edilmişlerdir. Ne kadar bu haksızlıklara uğramışlarsa da ışıkları bugünlere kadar gelmiştir. Çünkü evliyalar yanlızca bedenen ölürler. Ancak ışıkları sonsuza kadar insanları aydınlatmaya devam eder. İşte bu yüzden gerçek, değişmeyen tek doğru kaynak evliyalardır...
Üniversite okuyanlar, okudukları yalan yanlış kitaplardan, Evliyalar ise direk Allah'tan bilgilerini alıp aktarırlar. Onun için gerçekler yanlızca gerçeklerden öğrenilir...
]"Allah ile oturup kalkmak isteyenler, Evliyalarla oturup kalksınlar." Mevlana
Sevgili kardeşim, her bir cümlende cevap verilecek bir nokta var ama bazı söylemlerin için bir kaideye binaen susarak cevap veriyorum…
Fakat bazı ahmakların arkasında safdiller olabileceğinden, bazı cümlelere de cevap vermeden geçemeyeceğim.
1. Allah’ın valığının delili sadece peygamberler değildir! Peygamberler esasen Allah’ın delillerini göstermek için gelmişlerdir.
2. Peygamberler dahi sorgulanır ve zamanında çok sorgulanmıştır! Çünkü insanoğlunun doğasında sorgulama, muhakeme etme vardır. Aklın çalışma prensibi budur zaten. Peygamberimiz sorgulanmakla kalmamış, bazen sahabeler ile yapmış olduğu istişarelerde çoğunluğun fikrini kabul ederek, kendi fikri dışında bile karar almıştır. Yani tabiki sorgulanacak, bu bir saygısızlık değil ki, doğruyu bulmak için başka yol mu var?
3. Peygamberimiz Allah’ın varlığını kaynak göstermeden ispat etti demek büyük bir hezeyandır kardeşim! Peygamberler mu’cize gösterir, Peygamberimizde hakeza göstermiştir. Kur’an-ı Kerim’de dahi bu mucizelerin bazıları yazmıştır. Fakat mucize ile kerameti, keramet ile cinciliği karıştırmamak lazım. Aralarında dünyalar kadar fark vardır.
4. Sizin inancınıza saygı duyuyorum! Istediğinize inanabilirsiniz, hatta peygamber de diyebilirsiniz. Sonuçta kendi tercihinizdir, kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok. Zaten sanıyorum Zöhre anadan geriye ne bilgi belge var ise tahrif edilmiştir olarak kabul ettiğinizden, Hz. Muhammed’den sonra peygamber gelmeyecek sözünü de kabul etmeyebilir, zöhre anayı peygamber olarak da kaubl edebilirsiniz. Külliyen saygı duyarım.
Fakat, bu inancınıza lütfen alevilik demeyin, gidin başka bir isim bulun! Hacı Bektaş-I Veli’yi kullanmayın, eserlerini bile okumadan, hayatından bi haber yaşayıp, onu alet etmeyin.
Ya da, sorgulayın…
5. Bak ne güzel söylüyorsunuz, eski evliyalar gerçeği haykırdığında zulüm görmüş, istisnasız her biri, hapis görmüş, asılmış, kesilmiş, sürgün görmüş, zehirlenmiş… bakın buradan yola çıkarak bile evliyaların hayat tarzlarına bir yaklaşımda bulunabilirsiniz…
Netice itibariyle kardeşim, şunu belirtmek istiyorum ! insanda sorgulama yetisi bulunduğundan, Cenab-ı Hak her şeyi bir sebebe bağlamıştır, ta ki o hissi tatmin olsun, sorgulayıp gerçeği bulsun. Aklın ihtiyarını, seçme hakkını elinden almasın diye, ve insanlar sorgulasın diye, göklere yıldızlarla “la ilahe illlallah” yazmak yerine, ışık hızında gidilse bile bir insanın en yakın yıldıza ulaşmaya ömrü yetmeyeceği büyüklükteki kainatı önümüze delil olarak koymuştur, bir ineği kendi varlığına delil yapmıştır, kan ve fışkı içerisinden akan safi sütün yapımı için ot ve suya ihtiyaç duyan bir ineğe, keramet değil, tam bir mucize vermiştir.
Saygılarımla,
Alevilik Nasıl Doğdu? Hz.Ali Alevi miydi?
[quote=adgu]Sevgili kardeşim, her bir cümlende cevap verilecek bir nokta var ama bazı söylemlerin için bir kaideye binaen susarak cevap veriyorum…
Fakat bazı ahmakların arkasında safdiller olabileceğinden, bazı cümlelere de cevap vermeden geçemeyeceğim.[/QUOTE]
Soru da cevap da bilgiden gelir. Ancak her bilgi doğru bilgi değildir. Çünkü Yanlışlar bir sürüdür. Doğrular bir tanedir. O bir doğruyu gerçekten bilen yanlızca Allah ve de Allah'ın elçileri olan peygamber ve Evliyalardır. Bizler Haktan aldığımız bilgilerle konuşuyoruz. Uydurma yalan yanlış üzerinde bir sürü değişiklik yapılmış kaynaklardan değil. Dolayısıyla safdiller dediğiniz insanların asıl iki ayaklı okumuş diplomalı kitap kurtlarından korkması lazımdır...
[quote=adgu]1. Allah’ın valığının delili sadece peygamberler değildir! Peygamberler esasen Allah’ın delillerini göstermek için gelmişlerdir.[/QUOTE]
Sonuçta dediğime geliyorsun. Yani peygamberler olmadan Allah'ın delilleri görülemeyeceğine göre Allah'ın asıl delili temelde peygamberler oluyor. Yoksa peygamber gelmeden önce de Allah'ın delilleri her tarafta vardı. Ancak insanlar ne yapıyordu. O delilleri putlarından biliyordu değil mi?
[quote=adgu]2. Peygamberler dahi sorgulanır ve zamanında çok sorgulanmıştır! Çünkü insanoğlunun doğasında sorgulama, muhakeme etme vardır. Aklın çalışma prensibi budur zaten. Peygamberimiz sorgulanmakla kalmamış, bazen sahabeler ile yapmış olduğu istişarelerde çoğunluğun fikrini kabul ederek, kendi fikri dışında bile karar almıştır. Yani tabiki sorgulanacak, bu bir saygısızlık değil ki, doğruyu bulmak için başka yol mu var?[/QUOTE]
Peygamberler evet sorgulanmıştır. Ancak kimler tarafından? Özü sağlam olmayan insanlar tarafından. Oysaki özü sağlam insanlar her dönemde peygamber ve evliyaların izinden sorgulamaya gerek görmeden gitmişlerdir. Çünkü Onlar Allah'tan bildirenlerdir. Yani şüphe götürmeyen kaynaklar ve rehberlerdir. Dolayısıyla Allah'tan gelen bir güzelliğin neyini sorgulayacaksın ki?..
[quote=adgu]3. Peygamberimiz Allah’ın varlığını kaynak göstermeden ispat etti demek büyük bir hezeyandır kardeşim! Peygamberler mu’cize gösterir, Peygamberimizde hakeza göstermiştir. Kur’an-ı Kerim’de dahi bu mucizelerin bazıları yazmıştır. Fakat mucize ile kerameti, keramet ile cinciliği karıştırmamak lazım. Aralarında dünyalar kadar fark vardır.[/QUOTE]
Arkadaşım siz sürekli kaynak diye bazı kitapları gösteriyorsunuz ya. İşte ben peygamber kaynak göstermedi derken sizin o kitaplarınızdan bahsediyorum. Yani peygamberimiz bugüne gelmiş olsaydı, Veya siz peygamberimiz döneminde yaşamış olsaydınız, ve "Bir Allah vardır. Namaz vardır. Kitabı Kur-an vardır" dese, siz O Peygambere de ya hani kaynağın nedir. Senin bahsettiğin bu namaz abdest hangi kaynakta gösteriliyor dermiydin? Deseydin Peygamber sana bir kitabı kaynak olarak gösterebilecekmiydi?
İşte Zöhre Ana da aynı şekilde kaynak göstermek yerine bize keramet ve ilmiyle kendini ispatlayıp aynen peygamberimiz gibi bizleri kendine inandırıyor. Yoksa Zöhre Ana'yı tanımadan önce inan ki bizler de senin savunduklarının aynısını savunuyorduk. Fikirlerimiz Zöhre Ana'yı tanıdıktan sonra değişmiştir...
Keramet ve cinciliği karıştırmamak lazım. doğru söylüyorsun. Zöhre Ana da zaten falcılık, cincilik muskacılık gibi hurafelere karşıdır. Hatta kendine gelen insanların boynunda muska tarzı şeyler varsa onları çıkartırıp çöpe attırıyor. İnsanları bunların yanlış şeyler olduğu konusunda uyarıyor...
]"Bu medyum ve cincilerin gerçekten bahsettikleri gibi güçleri olsaydı bugün dünyaya hakim olurlardı. Bu tür savsatalara inanmayınız. Bugün asıl cin olup insanları çarpanlar bu cinci ve medyumculardır." Zöhre Ana
[quote=adgu]4. Sizin inancınıza saygı duyuyorum! Istediğinize inanabilirsiniz, hatta peygamber de diyebilirsiniz. Sonuçta kendi tercihinizdir, kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok. Zaten sanıyorum Zöhre anadan geriye ne bilgi belge var ise tahrif edilmiştir olarak kabul ettiğinizden, Hz. Muhammed’den sonra peygamber gelmeyecek sözünü de kabul etmeyebilir, zöhre anayı peygamber olarak da kaubl edebilirsiniz. Külliyen saygı duyarım. [/QUOTE]
Öncelikle peygamberimiz kitap gelmiş son peygamberdir. Ayrıca peygamberimizden sonra başka peygamber gelmese dahi Evliyalar da gelmiyecek diye bir şey yoktur. Bir evliya olan Mevlana ne diyor;
" ]Peygamberden sonra her dönemde mutlaka bir evliya gelmiştir."
Ayrıca peygamber ve Evliyalar arasında hiç bir fark yoktur. Sonuçta hepsi Allah'ın yeryüzündeki vekilleri ve elçileridir. Aralarındaki fark yanlızca batın aleminde Allah katındaki sahip oldukları makamlarından ibarettir. Ayrıca hepsi aynı şekilde Hz. Ali'nin binbir sıfatlarından biridir. Yani her peygamber veya evliya aslında Hz. Ali'nin kendisidir. Hz. Ali her seferinde don değiştirerek bazen bir Muhammed bazen de bir Hacı Bektaş Veli olarak insanların karşısına çıkmıştır. Bütün mesele bu. Tabi bu bilgiler bugün ki kaynak diye okuduğunuz kitaplarda pek bulunmaz...
[quote=adgu]Fakat, bu inancınıza lütfen alevilik demeyin, gidin başka bir isim bulun! Hacı Bektaş-I Veli’yi kullanmayın, eserlerini bile okumadan, hayatından bi haber yaşayıp, onu alet etmeyin.
Ya da, sorgulayın…[/QUOTE]
Elbette sizlerin yanlış uyguladığınız bugün ki manadaki Aleviliği gözönüne alacak olursak Bizim ki Alevilik olamaz. Ancak gerçek orjinal Allah Muhammed Ali yolu olarak Alevilik nedir? diye soracak olursak, cevap bizim bugün ki Zöhre Ana'nın rehberliğinde yaşamaya çalıştığımız Aleviliktir...
Zaten Alevilik inancı her seferinde değişmemiş olsa neden yanlızca Hacı Bektaş Veli evliya olarak gelmemiş de Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Nesimi ve diğer evliyalar her dönemde bir sürü sıkıntıya katlanıp gelmeye devam etmişlerdir değil mi?
[quote=adgu]5. Bak ne güzel söylüyorsunuz, eski evliyalar gerçeği haykırdığında zulüm görmüş, istisnasız her biri, hapis görmüş, asılmış, kesilmiş, sürgün görmüş, zehirlenmiş… bakın buradan yola çıkarak bile evliyaların hayat tarzlarına bir yaklaşımda bulunabilirsiniz…[/QUOTE]
Bu cevaba hiç şaşırmadım. Çünkü sizin de yeşilçam filmlerindeki yaşlı, aksakallı, üstübaşı yırtık pırtık sünni anlayışındaki evliya tiplemesinin etkisinde olduğunuzu tahmin etmiştim...
Oysaki Her evliya kendi dönemine göre sıkıntılar çekerler. Sonuçta hepsi insanların sıkıntılarını göğüslemekle, cahil insanları adam etmeye çalışmakla zaten başlı başına büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Zöhre Ana da aynı şekilde bugün Alevi toplumunu adam etmek için bir sürü çok bilmiş cahil hatta diplomalı cahillerle uğraşıp durmaktadır. İlla da işkence manasında bakacaksak da Zöhre Ana da ilk kendini bildirdiğinde çok kere karakollara götürülmüş Ailesiyle bir sürü işkencelere maruz kalmıştır. İşte bugün rahatça Aleviyiz diyebiliyorsak, bugün bir sürü Alevi derneği kurulmuşta Ali diye rahatça bağırabiliyorlarsa bu Zöhre Ananın 30 yıl öncesinde gördüğü işkenceler ve sıkıntılara rağmen Aleviliği korkmadan haykırması sayesindedir. Devlet Zöhre Ana ile başa çıkamayacağını anlayınca Aleviliği serbest bırakmak zorunda kalmıştır. Çünkü diğer Alevileri susturup yasaklasaydı yanlızca Zöhre Ana'yı serbest bıraksalardı, çok iyi biliyorlardı ki bütün Aleviler Zöhre Ana etrafında keletlenecek ve büyük bir güç haline gelip sünniliği tehdit edecekti. İşte bunun önüne geçmek için bir sürü uyduruk Alevi derneklerin kurulmasına, bir sürü bilgisiz cahil dedelerin meydanda gezmesine müsade etmişlerdir. Böylece Zöhre Ana'ya karşı bir sürü muhalefet yaratarak Alevilerin birlik beraberliğini engellemiş oldular...
Evet Her evliya ayrı ayrı sıkıntılar çekmiştir. Mesela İmam Hüseyin başı kesilmiştir. Şimdi Hacı Bektaş Veli'nin niye başı kesilmemiş. O zaman evliya değildir mi diyeceğiz. Bu nasıl mümkün değilse Zöhre Ana da aynı sıkıntıları niye çekmemiş diyemeyiz...
[quote=adguNetice itibariyle kardeşim, şunu belirtmek istiyorum ! insanda sorgulama yetisi bulunduğundan, Cenab-ı Hak her şeyi bir sebebe bağlamıştır, ta ki o hissi tatmin olsun, sorgulayıp gerçeği bulsun. Aklın ihtiyarını, seçme hakkını elinden almasın diye, ve insanlar sorgulasın diye, göklere yıldızlarla “la ilahe illlallah” yazmak yerine, ışık hızında gidilse bile bir insanın en yakın yıldıza ulaşmaya ömrü yetmeyeceği büyüklükteki kainatı önümüze delil olarak koymuştur, bir ineği kendi varlığına delil yapmıştır, kan ve fışkı içerisinden akan safi sütün yapımı için ot ve suya ihtiyaç duyan bir ineğe, keramet değil, tam bir mucize vermiştir.
Saygılarımla, [/QUOTE]
Kesinlikle dediklerine katılıyorum. Ancak kainat her yerde var. mucizelerle donatılmış inekler her yerde var. Akıl her insana verilmiş. Ancak gel gör ki peygamberler gelene kadar, insanlar bunlara rağmen Allah'ın varlığından habersizdiler. Ne zaman ki peygamberler geldi. Bunların yaratıcısı putlarınız değil Allah'tır dedi. İşte o zaman insanlar gerçekleri öğrendiler...
Yani bu da ne demek oluyor? Gerçekler yanlızca gerçeklerden öğrenilir. Hak Yolunun sahipleri , bekçileri ve de rehberleri yanlızca peygamberler ve evliyalardır. Evliyasız O yollar yürünmez. Evliyalar rehber edinilmeden O yolla ilgili gerçekler öğrenilemez...
Yoksa takıl bir ineğin peşine git bakalım seni nereye götürecek. Şüphesiz gideceği tek yer yeşilliklerdir.
Fakat bazı ahmakların arkasında safdiller olabileceğinden, bazı cümlelere de cevap vermeden geçemeyeceğim.[/QUOTE]
Soru da cevap da bilgiden gelir. Ancak her bilgi doğru bilgi değildir. Çünkü Yanlışlar bir sürüdür. Doğrular bir tanedir. O bir doğruyu gerçekten bilen yanlızca Allah ve de Allah'ın elçileri olan peygamber ve Evliyalardır. Bizler Haktan aldığımız bilgilerle konuşuyoruz. Uydurma yalan yanlış üzerinde bir sürü değişiklik yapılmış kaynaklardan değil. Dolayısıyla safdiller dediğiniz insanların asıl iki ayaklı okumuş diplomalı kitap kurtlarından korkması lazımdır...
[quote=adgu]1. Allah’ın valığının delili sadece peygamberler değildir! Peygamberler esasen Allah’ın delillerini göstermek için gelmişlerdir.[/QUOTE]
Sonuçta dediğime geliyorsun. Yani peygamberler olmadan Allah'ın delilleri görülemeyeceğine göre Allah'ın asıl delili temelde peygamberler oluyor. Yoksa peygamber gelmeden önce de Allah'ın delilleri her tarafta vardı. Ancak insanlar ne yapıyordu. O delilleri putlarından biliyordu değil mi?
[quote=adgu]2. Peygamberler dahi sorgulanır ve zamanında çok sorgulanmıştır! Çünkü insanoğlunun doğasında sorgulama, muhakeme etme vardır. Aklın çalışma prensibi budur zaten. Peygamberimiz sorgulanmakla kalmamış, bazen sahabeler ile yapmış olduğu istişarelerde çoğunluğun fikrini kabul ederek, kendi fikri dışında bile karar almıştır. Yani tabiki sorgulanacak, bu bir saygısızlık değil ki, doğruyu bulmak için başka yol mu var?[/QUOTE]
Peygamberler evet sorgulanmıştır. Ancak kimler tarafından? Özü sağlam olmayan insanlar tarafından. Oysaki özü sağlam insanlar her dönemde peygamber ve evliyaların izinden sorgulamaya gerek görmeden gitmişlerdir. Çünkü Onlar Allah'tan bildirenlerdir. Yani şüphe götürmeyen kaynaklar ve rehberlerdir. Dolayısıyla Allah'tan gelen bir güzelliğin neyini sorgulayacaksın ki?..
[quote=adgu]3. Peygamberimiz Allah’ın varlığını kaynak göstermeden ispat etti demek büyük bir hezeyandır kardeşim! Peygamberler mu’cize gösterir, Peygamberimizde hakeza göstermiştir. Kur’an-ı Kerim’de dahi bu mucizelerin bazıları yazmıştır. Fakat mucize ile kerameti, keramet ile cinciliği karıştırmamak lazım. Aralarında dünyalar kadar fark vardır.[/QUOTE]
Arkadaşım siz sürekli kaynak diye bazı kitapları gösteriyorsunuz ya. İşte ben peygamber kaynak göstermedi derken sizin o kitaplarınızdan bahsediyorum. Yani peygamberimiz bugüne gelmiş olsaydı, Veya siz peygamberimiz döneminde yaşamış olsaydınız, ve "Bir Allah vardır. Namaz vardır. Kitabı Kur-an vardır" dese, siz O Peygambere de ya hani kaynağın nedir. Senin bahsettiğin bu namaz abdest hangi kaynakta gösteriliyor dermiydin? Deseydin Peygamber sana bir kitabı kaynak olarak gösterebilecekmiydi?
İşte Zöhre Ana da aynı şekilde kaynak göstermek yerine bize keramet ve ilmiyle kendini ispatlayıp aynen peygamberimiz gibi bizleri kendine inandırıyor. Yoksa Zöhre Ana'yı tanımadan önce inan ki bizler de senin savunduklarının aynısını savunuyorduk. Fikirlerimiz Zöhre Ana'yı tanıdıktan sonra değişmiştir...
Keramet ve cinciliği karıştırmamak lazım. doğru söylüyorsun. Zöhre Ana da zaten falcılık, cincilik muskacılık gibi hurafelere karşıdır. Hatta kendine gelen insanların boynunda muska tarzı şeyler varsa onları çıkartırıp çöpe attırıyor. İnsanları bunların yanlış şeyler olduğu konusunda uyarıyor...
]"Bu medyum ve cincilerin gerçekten bahsettikleri gibi güçleri olsaydı bugün dünyaya hakim olurlardı. Bu tür savsatalara inanmayınız. Bugün asıl cin olup insanları çarpanlar bu cinci ve medyumculardır." Zöhre Ana
[quote=adgu]4. Sizin inancınıza saygı duyuyorum! Istediğinize inanabilirsiniz, hatta peygamber de diyebilirsiniz. Sonuçta kendi tercihinizdir, kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok. Zaten sanıyorum Zöhre anadan geriye ne bilgi belge var ise tahrif edilmiştir olarak kabul ettiğinizden, Hz. Muhammed’den sonra peygamber gelmeyecek sözünü de kabul etmeyebilir, zöhre anayı peygamber olarak da kaubl edebilirsiniz. Külliyen saygı duyarım. [/QUOTE]
Öncelikle peygamberimiz kitap gelmiş son peygamberdir. Ayrıca peygamberimizden sonra başka peygamber gelmese dahi Evliyalar da gelmiyecek diye bir şey yoktur. Bir evliya olan Mevlana ne diyor;
" ]Peygamberden sonra her dönemde mutlaka bir evliya gelmiştir."
Ayrıca peygamber ve Evliyalar arasında hiç bir fark yoktur. Sonuçta hepsi Allah'ın yeryüzündeki vekilleri ve elçileridir. Aralarındaki fark yanlızca batın aleminde Allah katındaki sahip oldukları makamlarından ibarettir. Ayrıca hepsi aynı şekilde Hz. Ali'nin binbir sıfatlarından biridir. Yani her peygamber veya evliya aslında Hz. Ali'nin kendisidir. Hz. Ali her seferinde don değiştirerek bazen bir Muhammed bazen de bir Hacı Bektaş Veli olarak insanların karşısına çıkmıştır. Bütün mesele bu. Tabi bu bilgiler bugün ki kaynak diye okuduğunuz kitaplarda pek bulunmaz...
[quote=adgu]Fakat, bu inancınıza lütfen alevilik demeyin, gidin başka bir isim bulun! Hacı Bektaş-I Veli’yi kullanmayın, eserlerini bile okumadan, hayatından bi haber yaşayıp, onu alet etmeyin.
Ya da, sorgulayın…[/QUOTE]
Elbette sizlerin yanlış uyguladığınız bugün ki manadaki Aleviliği gözönüne alacak olursak Bizim ki Alevilik olamaz. Ancak gerçek orjinal Allah Muhammed Ali yolu olarak Alevilik nedir? diye soracak olursak, cevap bizim bugün ki Zöhre Ana'nın rehberliğinde yaşamaya çalıştığımız Aleviliktir...
Zaten Alevilik inancı her seferinde değişmemiş olsa neden yanlızca Hacı Bektaş Veli evliya olarak gelmemiş de Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Nesimi ve diğer evliyalar her dönemde bir sürü sıkıntıya katlanıp gelmeye devam etmişlerdir değil mi?
[quote=adgu]5. Bak ne güzel söylüyorsunuz, eski evliyalar gerçeği haykırdığında zulüm görmüş, istisnasız her biri, hapis görmüş, asılmış, kesilmiş, sürgün görmüş, zehirlenmiş… bakın buradan yola çıkarak bile evliyaların hayat tarzlarına bir yaklaşımda bulunabilirsiniz…[/QUOTE]
Bu cevaba hiç şaşırmadım. Çünkü sizin de yeşilçam filmlerindeki yaşlı, aksakallı, üstübaşı yırtık pırtık sünni anlayışındaki evliya tiplemesinin etkisinde olduğunuzu tahmin etmiştim...
Oysaki Her evliya kendi dönemine göre sıkıntılar çekerler. Sonuçta hepsi insanların sıkıntılarını göğüslemekle, cahil insanları adam etmeye çalışmakla zaten başlı başına büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Zöhre Ana da aynı şekilde bugün Alevi toplumunu adam etmek için bir sürü çok bilmiş cahil hatta diplomalı cahillerle uğraşıp durmaktadır. İlla da işkence manasında bakacaksak da Zöhre Ana da ilk kendini bildirdiğinde çok kere karakollara götürülmüş Ailesiyle bir sürü işkencelere maruz kalmıştır. İşte bugün rahatça Aleviyiz diyebiliyorsak, bugün bir sürü Alevi derneği kurulmuşta Ali diye rahatça bağırabiliyorlarsa bu Zöhre Ananın 30 yıl öncesinde gördüğü işkenceler ve sıkıntılara rağmen Aleviliği korkmadan haykırması sayesindedir. Devlet Zöhre Ana ile başa çıkamayacağını anlayınca Aleviliği serbest bırakmak zorunda kalmıştır. Çünkü diğer Alevileri susturup yasaklasaydı yanlızca Zöhre Ana'yı serbest bıraksalardı, çok iyi biliyorlardı ki bütün Aleviler Zöhre Ana etrafında keletlenecek ve büyük bir güç haline gelip sünniliği tehdit edecekti. İşte bunun önüne geçmek için bir sürü uyduruk Alevi derneklerin kurulmasına, bir sürü bilgisiz cahil dedelerin meydanda gezmesine müsade etmişlerdir. Böylece Zöhre Ana'ya karşı bir sürü muhalefet yaratarak Alevilerin birlik beraberliğini engellemiş oldular...
Evet Her evliya ayrı ayrı sıkıntılar çekmiştir. Mesela İmam Hüseyin başı kesilmiştir. Şimdi Hacı Bektaş Veli'nin niye başı kesilmemiş. O zaman evliya değildir mi diyeceğiz. Bu nasıl mümkün değilse Zöhre Ana da aynı sıkıntıları niye çekmemiş diyemeyiz...
[quote=adguNetice itibariyle kardeşim, şunu belirtmek istiyorum ! insanda sorgulama yetisi bulunduğundan, Cenab-ı Hak her şeyi bir sebebe bağlamıştır, ta ki o hissi tatmin olsun, sorgulayıp gerçeği bulsun. Aklın ihtiyarını, seçme hakkını elinden almasın diye, ve insanlar sorgulasın diye, göklere yıldızlarla “la ilahe illlallah” yazmak yerine, ışık hızında gidilse bile bir insanın en yakın yıldıza ulaşmaya ömrü yetmeyeceği büyüklükteki kainatı önümüze delil olarak koymuştur, bir ineği kendi varlığına delil yapmıştır, kan ve fışkı içerisinden akan safi sütün yapımı için ot ve suya ihtiyaç duyan bir ineğe, keramet değil, tam bir mucize vermiştir.
Saygılarımla, [/QUOTE]
Kesinlikle dediklerine katılıyorum. Ancak kainat her yerde var. mucizelerle donatılmış inekler her yerde var. Akıl her insana verilmiş. Ancak gel gör ki peygamberler gelene kadar, insanlar bunlara rağmen Allah'ın varlığından habersizdiler. Ne zaman ki peygamberler geldi. Bunların yaratıcısı putlarınız değil Allah'tır dedi. İşte o zaman insanlar gerçekleri öğrendiler...
Yani bu da ne demek oluyor? Gerçekler yanlızca gerçeklerden öğrenilir. Hak Yolunun sahipleri , bekçileri ve de rehberleri yanlızca peygamberler ve evliyalardır. Evliyasız O yollar yürünmez. Evliyalar rehber edinilmeden O yolla ilgili gerçekler öğrenilemez...
Yoksa takıl bir ineğin peşine git bakalım seni nereye götürecek. Şüphesiz gideceği tek yer yeşilliklerdir.
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi