You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviliğin tanrı ve insan anlayışı

Aleviliğin tanrı ve insan anlayışı

Administrator
Aleviliğin tanrı ve insan anlayışı
Aleviliğin tanrı öğretisi VARLIĞIN BİRLİĞİ ve bunun en mükemmel parçası olan insanın kutsallığı üzerine kuruludur. Aleviler (vahdeti mevcut)[20] varlığın birliği: tanrının her şeyi kendi varlığı, ışığı, nuru, alevinden [21] yarattığına, varlığın yoktan var olmadığı gibi, yok edilemeyeceğine, Tanrı, doğa ve insanın, (tüm alemin) bir bütün (HAK) Tanrı olduğuna ve bu varlığın en mükemmel parçası olan insana (Ademe)[22] tanrının kendi ruhunu verdiğine inanır. Bu nedenle tüm varlıkla birlikte, kamil-i insan[23] ve cemlerimizde darına durduğumuz Halacı Mansur’un, En-El Hak[24] ’tanrı bende, ben tanrıdayım, hak-i-kat-ım’ düşüncesi, Aleviliğin Hak[25] tanrı anlayışının özünü oluşturur. Bu anlayışı örnek, ulu ozanlarımızdan Aşık Daimi; Kainatın aynasıyım, isimli deyişinde, Hakkın VARLIK deryasıyım, Madem ki ben bir insanım, İnsan hakta hak insanda, Ne ararsan bak insanda,,, Enel-Hak`ım ismim ile, Hakka erdim cismim ile, Benziyorum resmim ile , Madem ki ben bir insanım,,, diye dile getirmektedir.

Alevilik inancının temel kitaplarından sayılan Buyruk[26] ve Makalat’ta[27] HAK’ın (tanrının) kendi varından, özünden, ruhundan, nurundan zahiri[28] dış görünümü temsilen Muhammed’in nurunu ve batini[29] özü temsilen Ali’nin nurunu ve bu iki nurdan tüm varlıkları oluşturduğu, tanrı ruhunun 4 kapı, hava ateş su toprak evrim süzgecinden geçip sonuçta, insanın topraktan yaratıldığı, tanrı ruhunu insanda olduğu düşüncesi anlatılır.

Bu nedenle Alevilikte Hak-Muhammed-Ali[30] üçlemesi tanrının birliği olarak algılanır bir kelime olarak söylenir.
Alevilik öğretisi zahiri yüzeysel şekle değil, öze önem verir ve Tevrat, İncil, Kuran vb. kutsal kitapların da batini özü, insana verilmek istenen ahlaki değerlerine sahip çıkar... Alevilik; ’Okuyan Muhammed, yazan Ali’dir’, ’Aynayı tutum yüzüme, Ali göründü gözüme’, ’Ben Aliyim Ali benim’[31] gibi yüzlerce deyimle, bir Ali kültü oluşturur, Hz. Ali’yi tanrılaştırır gök yüzüne çıkarır sonra yere indirip En-el-Hak düşüncesiyle, Ali-Tanrı düşüncesini insanda bütünleştirir.

Alevilik öğretisinde insan yaşamı, tanrıyla bütünleşmeyi amaçlayan uzun ince devriyeli[32] bir yoldur.. Alevilik inancında tanrıyla bütünleşmeye giden YOL[33], 4 kapı[34] 40 makamdan geçer. Edebine[35] sahip olup, hak yemeden hak yedirmeden, bilim, sevgi ve saygı yolundan ilerleyerek, insanın kendini (hakkı) arayıp bulması, kendini bilmesi, kamili insan olmaya çalışması, hak için, halka hizmet etmesi ile olur (Halka hizmet, Hakka hizmet insanlığa hizmettir). Aleviler bu nedenlerle inançlarını, Hak-Muhammed-Ali, Hünkar Bektaşi Veli, Kamili insanlık yolu. Kısaca HAK YOLU[36] diye tanımlarlar. Ölülerinin ardından Hakka yürüdü[37] hakka kavuştu diye hitap ederler..

Alevilik mistik[38] (sezgi ile anlama) yönü fazla olan bir inanıştır. Bu mistik yan, inancın temelini oluşturan HAK-Muhammed-Ali deyiminde de görülmektedir. Alevilikte Tanrı korkusu değil, Tanrı sevgisi vardır. Yaratıcı ve yaratılan arasında bir karşıtlık ve çelişki olmayıp, birbirini tamamlayıcı bir bağlantı olduğu varsayılmaktadır.
Buna göre yani varlığın birliği anlayışına göre, insan Tanrı’nın varlığının bir parçasıdır. Ona ulaşmak, ondan korkarak, şeriatın[39] biçimsel koşullarına uymakla olmaz. Ona ancak onu karşılıksız severek ve onunla bir olarak ulaşılabilir. Aleviliğin tanrı öğretisine yönelik düşüncelerinin temelini, Beyazıd-ı Bistami, Hallac-ı Mansur[40] gibi tanınmış sufilerin düşünceleri oluşturmaktadır. Onlar namaz, oruç, hac gibi, biçimsel ibadetleri reddederek biçimi değil, özü esas alıyorlardı.

Hallac’a göre, Hak’a ulaşmak için Hacca gitmek gereksizdir, şöyle ki ’Gerçek Kabe[41] taş bir yapı olmayıp, insanın kalbidir.’ Benzer görüşleri Anadolu’daki Alevi aşıkları[42] (ışık ozanları) örneğin Yunus Emre’nin[43] şiirlerinde de bulabiliriz. Hakka ulaşmanın şeriatın emrettiği ibadetlerle olamayacağına, Hakka her yerde ve her istenen zamanda ulaşıla bilineceğine inanılır.

Alevi-Bektaşi inancında insan

Alevilikte insan tanrı’nın bir parçasıdır, dolayısıyla insan Tanrı’ya korkuyla değil sevgiyle yaklaşmalıdır. Aleviler tanrının cezalandırıcı değil, sevgi dolu olduğuna inanırlar. Alevi öğretisine göre Tanrı’ya ulaşmanın en iyi yolu İnsan-ı Kamil (Olgun İnsan) olmaktır. İnsan-ı kamil ise Tanrı’nın yeryüzünde yarattığı en şerefli varlıktır.

Alevi pir ve uluları baskılardan dolayı, Tanrı, insan anlayış ve inançlarını çok çeşitli semboller altında sır içinde sır etmiştir.


Alevi mitolojisinde ’Güruhu[44] Naci/ye’ diye tanımlanan, Ademle Havva’nın bir iddia üzerine küpe üfledikleri nefeslerinden 40 günlük evrim sonra olan (yani Ademle Havva’dan doğmayan) ve Naciye isimli bir melekle evlendirilen 73’cü çocukları Naci’den bahis edilir. Bazı Alevi dede ve araştırmacıları bu mitoloji ile ’40’lar cemi’ mitolojisi ve Alevilikte en çok kullanılan 3’ler, 5’ler, 7’ler, 40’lar vb. sayılar arasında ilişki kurarak, bunu anne babaya ve çocuğun ana rahminde 40 günlük evrimi, cinsiyetinin belli olması ve doğuma bağlamaktadır. Bu anlatımla da Tanrı yine insana indirgenmektedir ve bu görüşte bazı Alevi anlatım ve deyişlerinde görülmektedir.

Alevilikte ki Tanrı-İnsan anlayış ve inancı, en belirgin şekliyle ’devriye’ denilen Alevi deyişlerinde ortaya çıkmaktadır.

alevi.dk

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.