You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında

Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında

Cezalı Üye
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
AliRengi yazdı:Merhaba Sevgili Aslan can...

Öncelikle yukarıda sormuş olduğun sorunun cevabını senden de dinlemek isteriz.

Bu arada ikinci uyarımızdır.

Senden üslubuna biraz daha dikkat etmeni rica ediyorum.
xHIR USLUBUNDAN DOLAYI SEN HESAP VERMELISIN::NIYE BÖYLE BIR YOLA IHTIYAC DUYDUN:::: HIZIR KAVRAMI VARKEN NIYE ::XHIR ILE BIR BÜTÜN OLAN BIR KAVRAMI IKI AYIRIYORSUN::AYIRMAK ISTEDIGIN BELLI::AYIRABILDININ MI ACABA:::
Cezalı Üye
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
AliRengi yazdı:Merhaba Sevgili Aslan can...

Öncelikle yukarıda sormuş olduğun sorunun cevabını senden de dinlemek isteriz.

Bu arada ikinci uyarımızdır.

Senden üslubuna biraz daha dikkat etmeni rica ediyorum.



YA HÜSEYNI KATLEDENINI BILMEYEN aLEVI MI:::

BIRINCI SORUM SEN ALEVIMISIN::: sEN KIM OLUYORSUNDA BENI SORGULUYORSUN::HA BU SITEYE SAHIP OLABILIRSIN::ALEVIKLIGE HIC SAHIP DEGILSIN::


YA SIZE SITE KURDUGUNUZ ICIN BIR GURUBA aLEVIMI DIY<YOR::YAZIK YA YAZIK ::ALEVILIK BU KADAR UCUZ DEGI
Junior Member
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Aslan sana söyleyecek bir sözüm kalmadı. Muhattabın ben değil site Yöneticileridir Şu saatten sonra. Allah İslah etsin
Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:Öncelile yorumunuz için Teşekkürler donanma;

Fakat anlattığınız hikayeyle benimki arasında bir fark var. Hz.Ebubekir ve Allah'ın Resûlü Hz.Muhammedin arasında geçen bu olay ibret vericidir. Anlatılması ve aktarılması bir sakınca yaratmayacağı için Yaşayan bu iki Zâd da olayı [B]anlatabilirler [/B]. Kulaktan kulağa yayılarak gelmesi de gayet normaldir.

Fakat;

Bir suikast için yapılan gizli kapaklı bir konuşma iki kişi arasında geçiyorsa. Bunun topluma yayılmasını beklemek pek olası değildir.

Dediğiniz gibi Evliyaların Tasarruflarıyla öğrenmesi ve yayması mümkün olabilir. ve bunu kabul eden için (Pirlerin ve Mürşidlerin Kerametlerini kabul eden için) Tükürükle Yaranın iyilişteğini kabul etmekte gayet makul olabilir öyle değil mi? Fakat dediğim gibi delil içermiyor bunlar. Ben Bir Müslüman olarak Yaratılmışı sorgulama hakkını kendimde buluyorum. Fakat işte bazı noktlar var ki onlar için Somut kanıt göstermek mümkün olmaz. Bence Yorum farklılıkları da burdan doğuyor. İşte sizler bu noktada Alevi oluyorsunuz ve sizin Pirleriniz farklı şeyler aktarıyor. Bizler Sünni oluyoruz bizim Mürşid'lerimiz farklı şeyler anlatıyor. Hangisinin doğru olduğunu burda tartışamayız elbet. Çünkü bu muhterem zadlara yapılmış bir saygısızlık olur. Herkesin kendi doğrusuna çekilmesi gerektiği nokta da budur bence. Hepimiz aynı düşünüyor olsaydık yaratılmış olmamızın bir anlamı olur muydu?


Sevgili Hüseyin kardeşim senin söylediklerine gelince. Sa’d bin Ebi Vakkas ın Oğlu Ömer (Emevi-Ümeyyeoğulları Kumandanı Muaviye Taraftarı) ile Ömer bin Hattab(Hz.Ömer) Aynı kişiler değildir. Önce bunu herkes bilmesi ve karıştırmaması için bi yazayım. Bu Kişi(Ömer bin S'ad) Savaş sırasında ne kadar sağduyulu davranmaya çalışsada Yezidin maşası olmaktan kurtulamamıştır. Ben savunurken bu Ömerin haklarını savunmadım. O konuda ortada bir yanlışlık olduğu konusunda sizinle hemfikirim zaten.

İyi forumlar dilerim


Peygamberimiz Hz. Muhammed islam bayrağını çekip açtığı Hak kapısında Allah Muhamed Ali yolunu insanlara bildirirken o zamanlar sünnilik diye bir şey yoktu. Ne zaman ki peygamberimiz kayba girip, peşinden Ehlibeyti şehit edilince, Hz. Ali ve Ehlibeytine inanan o zaman ilk müslümanlığı abul eden Türkler Hz. Ali'nin ve Ehlibeytinin sevgisini içlerinde taşıyarak Hakkın yeryüzündeki vekilleri olan Muhammed Ali, Ehlibeyt ve Oniki İmamların insanlığa getirdiği güzellikleri bırakmayarak sahip çıkarak sürdürmeye ve de yaşamaya devam ettiler. İşte ondan dolayı kendilerine Alevi dendi...

Sünnilik ise Ehlibeyt, muaviye(ömer) ve yezit(ebubekir) tarafından şehit edilince sonradan çıkarılmış, Muhammed Ali ve Ehlibeytinin insanlığa öğrettiği ibadet ve inançları kendi nefsi çıkar ve hefeslerine alet etmek için hiç çekinmeden bütün şekli ve şemaliyle değiştirip insanlara zorla ve baskı ile, mal ve mülk dağıtarak kabul ettirdiler. O zamanlar buna karşı çıkıp Ehlibeyt yolunu savunanları ise asıp kesip sürgün etmek suretiyle susturup kendi yalanlarını tarih kitaplarına da geçirerek bugüne kadar taşımayı başardılar. Sünniliğin çıkış şekli budur...

Peki ömer osman ve ebubekir neden Peygamberin Ehlibeytini ortadan kaldırmak gereği duydu. Çünkü Ehlibeytin yüceliğinin farkına varamayıp onları kendileri gibi sıradan insanlar olarak görüp, onların Hak tarafından Ehlibeyte verilen tahta makama göz diktiler. Halk bizlerin de peşlerinde koşsun, bizlere de ilgi göstersin hevesiyle O mübarekleri hiç çekinmeden şehit edip sanki hiç böyle bir şey olmamış gibi kendi yalanlarını kapatacak bir düzeni kurmuşlardır. Peşinden de kendilerini halife ilan ederek emellerine kavuşmuşlardır. Tarihte bu yapılanların üstünü örtmek, insanları kendilerine inandırmak için de Hz. Ali dördüncü halifedir yalanını çıkarmışlardı. Oysa Hz. Ali halifelik çıkmadan önce bu insanlar tarafından şehit edilmişti. Yani hayatta değildi...

Onca peygamberle anlatılan hikayelere sanki peygamberin hep dizinin dibindeymişler gibi anlatılanlar, çok yüce insanlarmış gibi, keramet sahibi insanlarmış gibi bir sürü palavralar anlatılıp durulmuştur. Bugün artık peygamberin dilinden bile bir sürü yalan yanlış hadisler uydurulduğunu artık ilahiyatçılar bile kabul etmektedirler. İşte peygamber adına hadis uyduran insanların peygamberin getirdiği dini değiştirmesine de şaşırmamak lazım...

Onca peygamberin ağzından yazılan çizilen şeyler var. Dikkat edin kısa kısa şeyler. En uzun konuşması veda hutbesi diye insanlara yutturmaya çalıştıkları yalanlardır. Ne hikmetse peygamberin uzun uzadıya hiç bir sohbeti olmamış sanki. Oysa O Mübareklerde ilim irfan bir derya ummandı. Bıraksalar günlerce konuşurlardı. Ancak bunlara dair hiç bir tutanak yok. Sanki peygamberin dizinin dibinde oturmuşlar, kasetler dolusu konuşmalarını kaydetmişler gibi bir sürü peygamberin ağzından aktarılan konuşmaları var. Oysa bunların hepsi yalandır. Çünkü peygamber ve evliyalar fazla sır vermemeye çok dikkat ederler. Oysa bunlara bakınız. Peygamberin yatak odasındaki hareketlerine kadar her şeyi anlatılıyor. Bu bile ne derece yalanların ortada dolaştığının açık bir delilidir. Bunların yazıp çizdiklerinin çoğu yalan yanlıştır. Doğru olan bazı bilgiler ise peygamberimizin ağzından alınmış gibi aktarılmış, ama aslında gelmiş geçmiş Alevi Pirlerinin insanlığa aktardığı bilgilerdir. Fakat insanlara O evliyaları göstermemek için onların çoğu sözlerini peygamberimizin hadisi veya Kur-anda ayet diye yutturmuşlardır. Zaten bakıldığında peygamber tarafından yazılan Kur-an adına hiç bir şey yoktur. Neymiş efendim. Ezberlemişler de peygamberden sonra yazmışlar. Sanki Peygamber yazmayı bilmiyordu veya yazdıramıyordu. Külli yalan...

Kırk yaşından sonra kafirlikten sırf peygamberle başa çıkamayacağını anlayınca mecburiyetten müslümanlığa geçmiş bir insan olan ömeri dillerinde düşürmemek, onu keramet sahibiymiş gibi göstermek, insanları baskı ve işkencelerle susturup kendisine biat ettirmesini adaletli birisi olarak göstermek hep kendisine sahte kahramanlar yaratmayı ilke edinmiş sünni kesmin tarih boyunca en iyi yaptığı işlerden biridir. Oysa kırkından sonra müslüman olmuş bir insan keramet sahibi olabiliyorsa bugüne kadar doğuştan islamı kabul eden insanların bir sürü kerametler göstermesi lazım değil mi? Oysa bunların hepsi koca birer yalandır. Bu yüzden gelmiş onca evliyalar, bunların yalanlarını ortaya çıkarmasın diye tarihte hep asılmış, kesilmiş, işkenceler görmüş ve yerlerinden sürülmüşlerdir...

Bütün bunlar olmamış gibi işte biz Alevileri seviyoruz. Biz insan ayırmayız edebiyatlarına artık Alevi insanlarının karnı toktur. Onun için sünni insanlara bizlerin de inandıklarından dolayı saygısı vardır. Ancak sahte bir inanç olan sünnilik inancının içeriğindeki yalanlara saygı göstermemiz beklenemez. Sünnilik tamamen peygamberimizin getirmiş olduğu islam inancının tersine sonradan oluşturulmuş uyduruk bir islamdır. Gerçek orjinal islam değildir. Dolayısıyla saygı gösterilecek bir tarafı olamaz...

Zaten bugün kendine islam ülkesi diyen ülkelerin düştüğü rezaletlere bakarsak uyduruk islamın uygulandığı bütün ülkelerde insanlar her türlü rezilliği yaşadığı yetmiyormuş gibi başka milletler tarafından da aşağılanmaktan kendilerini kurtaramıyorlar...

Bütün bu islam ülkeleri içinde islamı ve müslümanlığı benimseyip de ileri çağdaş ülkelerle yarışabilmiş bir tek Türkiye Cumhuriyeti var. O da bunu kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e borçlu. Neden? Çünkü Atatürk o uyduruk islam adet ve din kurallarının devlet işlerine karışmasına izin vermemesinden kaynaklanmaktadır. Yine dikkat çekilmesi gereken diğer bir nokta da Atatürk'ün de bir Alevi Piri olmasıdır. Bu bile Alevilik inancının orjinal islam olduğunun açık bir delilidir...

Tarihte Hz. Ali'yi dördüncü halife göstererek, ömer ismini muaviye diye ebubekir ismini yezit diye saklayarak kimse bir şeyleri saklayacağını zannetmesin. Çünkü her dönemde mutlaka Allah tarafından bir evliyası yeryüzünde insanlara gerçekleri gelip anlatmış, bundan sonra da anlatmaya devam edecektir. Bugün de Allah'ın bir elçisi olan Zöhre Ana gelmiş bu gerçekleri bizlere tüm çıplaklığıyla tüm gerçekliğiyle anlatmaktadır. Onun için yalancının mumu yatsıya kadar yanar demişler. Öyle Allah'ın elçisinin evlatlarını katletmekle kimse Allah'ın ilahi adaletinden kurtulacağını zannetmesin. Sonsuza kadar Ehlibeyti katledenler lanetlenmeye devam edileceklerdir...

Yapılan kötülükler bir fidana benzer. Birgün mutlaka yeşerip o kötülüğü yapanların karşısına dikilecektir. Bundan kaçış yoktur. İşte bugün başka devletlerce tutsak edilip aşağılanlar işte hep bu sonradan ortaya çıkmış sünnilik inancının meydana getirdiği yalanların cezasını çekiyorlar...

Tekrar söylüyorum. Bütün insanlara ve inançlarına saygım vardır. Fakat inançlarının içerisinde geçen yalan yanlışlara saygım yoktur olamaz da.Bu yüzden gerçekleri her zaman haykırmaktan vaz geçmeyeceğiz...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:Sevgili Hüseyin kardeşim senin söylediklerine gelince. Sa’d bin Ebi Vakkas ın Oğlu Ömer (Emevi-Ümeyyeoğulları Kumandanı Muaviye Taraftarı) ile Ömer bin Hattab(Hz.Ömer) Aynı kişiler değildir. Önce bunu herkes bilmesi ve karıştırmaması için bi yazayım. Bu Kişi(Ömer bin S'ad) Savaş sırasında ne kadar sağduyulu davranmaya çalışsada Yezidin maşası olmaktan kurtulamamıştır. Ben savunurken bu Ömerin haklarını savunmadım. O konuda ortada bir yanlışlık olduğu konusunda sizinle hemfikirim zaten.

İyi forumlar dilerim

Açıklama için teşekkür ederim. Ancak , beliteyim ki bir karışıklık yok...

Ömer in iki kızı iki oğlu var.

Osman ( Şu an Hz Muhammet in kuranı diye kullanılan Ömerin toplama bilgileri ile yazılan kuranı kaleme alan kişi. Ömerin büyük oğlu.)

Sıddık ( Tarih te Ebu Bekir diye bilinen Ömer ile Havva dan doğma Hz Alinin büyüttüğü ve Hz Ali yi katleden ömerin küçük oğlu)

Ayşe ( Ömerin büyük kızı , İmam Hasan a kaçarak evlenen ve bu yüzden Ömer in Ehlibeyt e kin güdmesine sebeb olan İmam Hasanın ikinci evliliği. İmam Hasan a zehirli bal şerbetini habersizce içirip İmam Hasan ı zehirleyen Ömer in kızı.)

Eşe ( Ömer in küçük kızı ; Ömer ile birlikte zehirli bal şerbetini hazırlayan ve Ayşe ye İmam Hasan a içmesi için veren bir ismide Cude olan Ömer in kızı.)

Ömer de Hazreti Muhammet Mustafa nın Kuranına ve makamına göz koyup ele geçirmek için önce İmam Hasan ı zehirleyen , oğlu Sıddık a Hz Ali yi öldürmesi için yardım eden , İmam Üseyin i balık ağı ile adamlarına yakalatıp 12 gün boyunca işkence edip Kuran ı ele geçirmek isteyen, ele geçiremiyince İmam Üseyin in başını kestiren , İnsanları kendi tarafına çekmek için para, mal , toprak ile satıl almaya çalışan. İmam Üseyin in yasını tutanları katleden sonra zindanlara atan ,İmam Üseyin in matem gününü karıştırılması için Hicri Takvimi çıkaran, askerleri ile (süngülüler) Hz Üseyin in yasını tutan ve yolunu süren insanları kandırmak için camilerde millete hutbe okutan. Gerçek adı Muaviye dir. Daha sonra kendisinin öldü haberi vererek üç gün yas tutturmaya çalışan. Sonra o üç günü 30 güne çıkaran. Oruç tutmayanlara baskı uygulayan. Daha sonra Ömer adı ile ortaya çıkıp zindanlardan insanları af edip Ömer in adaleti diye insanların gözlerini boyuyan. Müslümanlığı kökten değiştirmeye çalısan bir kişi.

Kaynak : Pir Zöhre Ana ( Sıfatı Zöhre , dili Hz ALİ)

Tarihte yazılan hepsi malesef bir masal hemde uzunca bir masal. Allah a şükürler olsun ki Pirler bizlere gerçekleri anlatıyor ve yaşatıyor.
Junior Member
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Alıntı:Peygamberimiz Hz. Muhammed islam bayrağını çekip açtığı Hak kapısında Allah Muhamed Ali yolunu insanlara bildirirken o zamanlar sünnilik diye bir şey yoktu. Ne zaman ki peygamberimiz kayba girip, peşinden Ehlibeyti şehit edilince, Hz. Ali ve Ehlibeytine inanan o zaman ilk müslümanlığı abul eden Türkler Hz. Ali'nin ve Ehlibeytinin sevgisini içlerinde taşıyarak Hakkın yeryüzündeki vekilleri olan Muhammed Ali, Ehlibeyt ve Oniki İmamların insanlığa getirdiği güzellikleri bırakmayarak sahip çıkarak sürdürmeye ve de yaşamaya devam ettiler. İşte ondan dolayı kendilerine Alevi dendi...

Sünnilik ise Ehlibeyt, muaviye(ömer) ve yezit(ebubekir) tarafından şehit edilince sonradan çıkarılmış, Muhammed Ali ve Ehlibeytinin insanlığa öğrettiği ibadet ve inançları kendi nefsi çıkar ve hefeslerine alet etmek için hiç çekinmeden bütün şekli ve şemaliyle değiştirip insanlara zorla ve baskı ile, mal ve mülk dağıtarak kabul ettirdiler. O zamanlar buna karşı çıkıp Ehlibeyt yolunu savunanları ise asıp kesip sürgün etmek suretiyle susturup kendi yalanlarını tarih kitaplarına da geçirerek bugüne kadar taşımayı başardılar. Sünniliğin çıkış şekli budur...

Peki ömer osman ve ebubekir neden Peygamberin Ehlibeytini ortadan kaldırmak gereği duydu. Çünkü Ehlibeytin yüceliğinin farkına varamayıp onları kendileri gibi sıradan insanlar olarak görüp, onların Hak tarafından Ehlibeyte verilen tahta makama göz diktiler. Halk bizlerin de peşlerinde koşsun, bizlere de ilgi göstersin hevesiyle O mübarekleri hiç çekinmeden şehit edip sanki hiç böyle bir şey olmamış gibi kendi yalanlarını kapatacak bir düzeni kurmuşlardır. Peşinden de kendilerini halife ilan ederek emellerine kavuşmuşlardır. Tarihte bu yapılanların üstünü örtmek, insanları kendilerine inandırmak için de Hz. Ali dördüncü halifedir yalanını çıkarmışlardı. Oysa Hz. Ali halifelik çıkmadan önce bu insanlar tarafından şehit edilmişti. Yani hayatta değildi...

Onca peygamberle anlatılan hikayelere sanki peygamberin hep dizinin dibindeymişler gibi anlatılanlar, çok yüce insanlarmış gibi, keramet sahibi insanlarmış gibi bir sürü palavralar anlatılıp durulmuştur. Bugün artık peygamberin dilinden bile bir sürü yalan yanlış hadisler uydurulduğunu artık ilahiyatçılar bile kabul etmektedirler. İşte peygamber adına hadis uyduran insanların peygamberin getirdiği dini değiştirmesine de şaşırmamak lazım...

Onca peygamberin ağzından yazılan çizilen şeyler var. Dikkat edin kısa kısa şeyler. En uzun konuşması veda hutbesi diye insanlara yutturmaya çalıştıkları yalanlardır. Ne hikmetse peygamberin uzun uzadıya hiç bir sohbeti olmamış sanki. Oysa O Mübareklerde ilim irfan bir derya ummandı. Bıraksalar günlerce konuşurlardı. Ancak bunlara dair hiç bir tutanak yok. Sanki peygamberin dizinin dibinde oturmuşlar, kasetler dolusu konuşmalarını kaydetmişler gibi bir sürü peygamberin ağzından aktarılan konuşmaları var. Oysa bunların hepsi yalandır. Çünkü peygamber ve evliyalar fazla sır vermemeye çok dikkat ederler. Oysa bunlara bakınız. Peygamberin yatak odasındaki hareketlerine kadar her şeyi anlatılıyor. Bu bile ne derece yalanların ortada dolaştığının açık bir delilidir. Bunların yazıp çizdiklerinin çoğu yalan yanlıştır. Doğru olan bazı bilgiler ise peygamberimizin ağzından alınmış gibi aktarılmış, ama aslında gelmiş geçmiş Alevi Pirlerinin insanlığa aktardığı bilgilerdir. Fakat insanlara O evliyaları göstermemek için onların çoğu sözlerini peygamberimizin hadisi veya Kur-anda ayet diye yutturmuşlardır . Zaten bakıldığında peygamber tarafından yazılan Kur-an adına hiç bir şey yoktur. Neymiş efendim. Ezberlemişler de peygamberden sonra yazmışlar. Sanki Peygamber yazmayı bilmiyordu veya yazdıramıyordu. Külli yalan...

Kırk yaşından sonra kafirlikten sırf peygamberle başa çıkamayacağını anlayınca mecburiyetten müslümanlığa geçmiş bir insan olan ömeri dillerinde düşürmemek, onu keramet sahibiymiş gibi göstermek, insanları baskı ve işkencelerle susturup kendisine biat ettirmesini adaletli birisi olarak göstermek hep kendisine sahte kahramanlar yaratmayı ilke edinmiş sünni kesmin tarih boyunca en iyi yaptığı işlerden biridir. Oysa kırkından sonra müslüman olmuş bir insan keramet sahibi olabiliyorsa bugüne kadar doğuştan islamı kabul eden insanların bir sürü kerametler göstermesi lazım değil mi? Oysa bunların hepsi koca birer yalandır. Bu yüzden gelmiş onca evliyalar, bunların yalanlarını ortaya çıkarmasın diye tarihte hep asılmış, kesilmiş, işkenceler görmüş ve yerlerinden sürülmüşlerdir. ..

Bütün bunlar olmamış gibi işte biz Alevileri seviyoruz. Biz insan ayırmayız edebiyatlarına artık Alevi insanlarının karnı toktur. Onun için sünni insanlara bizlerin de inandıklarından dolayı saygısı vardır. Ancak sahte bir inanç olan sünnilik inancının içeriğindeki yalanlara saygı göstermemiz beklenemez. Sünnilik tamamen peygamberimizin getirmiş olduğu islam inancının tersine sonradan oluşturulmuş uyduruk bir islamdır. Gerçek orjinal islam değildir. Dolayısıyla saygı gösterilecek bir tarafı olamaz...

Zaten bugün kendine islam ülkesi diyen ülkelerin düştüğü rezaletlere bakarsak uyduruk islamın uygulandığı bütün ülkelerde insanlar her türlü rezilliği yaşadığı yetmiyormuş gibi başka milletler tarafından da aşağılanmaktan kendilerini kurtaramıyorlar ...

Bütün bu islam ülkeleri içinde islamı ve müslümanlığı benimseyip de ileri çağdaş ülkelerle yarışabilmiş bir tek Türkiye Cumhuriyeti var. O da bunu kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e borçlu. Neden? Çünkü Atatürk o uyduruk islam adet ve din kurallarının devlet işlerine karışmasına izin vermemesinden kaynaklanmaktad ır. Yine dikkat çekilmesi gereken diğer bir nokta da Atatürk'ün de bir Alevi Piri olmasıdır. Bu bile Alevilik inancının orjinal islam olduğunun açık bir delilidir...

Tarihte Hz. Ali'yi dördüncü halife göstererek, ömer ismini muaviye diye ebubekir ismini yezit diye saklayarak kimse bir şeyleri saklayacağını zannetmesin. Çünkü her dönemde mutlaka Allah tarafından bir evliyası yeryüzünde insanlara gerçekleri gelip anlatmış, bundan sonra da anlatmaya devam edecektir. Bugün de Allah'ın bir elçisi olan Zöhre Ana gelmiş bu gerçekleri bizlere tüm çıplaklığıyla tüm gerçekliğiyle anlatmaktadır. Onun için yalancının mumu yatsıya kadar yanar demişler. Öyle Allah'ın elçisinin evlatlarını katletmekle kimse Allah'ın ilahi adaletinden kurtulacağını zannetmesin. Sonsuza kadar Ehlibeyti katledenler lanetlenmeye devam edileceklerdir. ..

Yapılan kötülükler bir fidana benzer. Birgün mutlaka yeşerip o kötülüğü yapanların karşısına dikilecektir. Bundan kaçış yoktur. İşte bugün başka devletlerce tutsak edilip aşağılanlar işte hep bu sonradan ortaya çıkmış sünnilik inancının meydana getirdiği yalanların cezasını çekiyorlar...

Tekrar söylüyorum. Bütün insanlara ve inançlarına saygım vardır. Fakat inançlarının içerisinde geçen yalan yanlışlara saygım yoktur olamaz da.Bu yüzden gerçekleri her zaman haykırmaktan vaz geçmeyeceğiz...

O yalan dedikleriniz size göre yalan. Bir din size göre uyduruk olsa bile bu onun içerdiklerine saygı duymama hakkını size vermez bence. Fakat bize göre Sahih olanlar.Misalen Bir kuran ki hiç mi aslı korunmuş nüshası yok. Sizin sonradan değiştirilmiş olarak gördüğünüz Kuranıkerim lerin Sahih olanları tamamen mi toplatılmış. Hiç mi saklanılamamış. Şu Hak dinin bir tane mi savunucusu yok bir tane mi Hafızı yok da yazıya dökememiş? Bana pek olası gelmiyor. Fakat inancınıza duyduğum saygı sonsuz.

HÜSEYIN150 yazdı:Açıklama için teşekkür ederim. Ancak , beliteyim ki bir karışıklık yok...

Ömer in iki kızı iki oğlu var.

Osman ( Şu an Hz Muhammet in kuranı diye kullanılan Ömerin toplama bilgileri ile yazılan kuranı kaleme alan kişi. Ömerin büyük oğlu.)

Sıddık ( Tarih te Ebu Bekir diye bilinen Ömer ile Havva dan doğma Hz Alinin büyüttüğü ve Hz Ali yi katleden ömerin küçük oğlu)

Ayşe ( Ömerin büyük kızı , İmam Hasan a kaçarak evlenen ve bu yüzden Ömer in Ehlibeyt e kin güdmesine sebeb olan İmam Hasanın ikinci evliliği. İmam Hasan a zehirli bal şerbetini habersizce içirip İmam Hasan ı zehirleyen Ömer in kızı.)

Eşe ( Ömer in küçük kızı ; Ömer ile birlikte zehirli bal şerbetini hazırlayan ve Ayşe ye İmam Hasan a içmesi için veren bir ismide Cude olan Ömer in kızı.)

Ömer de Hazreti Muhammet Mustafa nın Kuranına ve makamına göz koyup ele geçirmek için önce İmam Hasan ı zehirleyen , oğlu Sıddık a Hz Ali yi öldürmesi için yardım eden , İmam Üseyin i balık ağı ile adamlarına yakalatıp 12 gün boyunca işkence edip Kuran ı ele geçirmek isteyen, ele geçiremiyince İmam Üseyin in başını kestiren , İnsanları kendi tarafına çekmek için para, mal , toprak ile satıl almaya çalışan. İmam Üseyin in yasını tutanları katleden sonra zindanlara atan ,İmam Üseyin in matem gününü karıştırılması için Hicri Takvimi çıkaran, askerleri ile (süngülüler) Hz Üseyin in yasını tutan ve yolunu süren insanları kandırmak için camilerde millete hutbe okutan. Gerçek adı Muaviye dir. Daha sonra kendisinin öldü haberi vererek üç gün yas tutturmaya çalışan. Sonra o üç günü 30 güne çıkaran. Oruç tutmayanlara baskı uygulayan. Daha sonra Ömer adı ile ortaya çıkıp zindanlardan insanları af edip Ömer in adaleti diye insanların gözlerini boyuyan. Müslümanlığı kökten değiştirmeye çalısan bir kişi.

Kaynak : Pir Zöhre Ana ( Sıfatı Zöhre , dili Hz ALİ)

Tarihte yazılan hepsi malesef bir masal hemde uzunca bir masal. Allah a şükürler olsun ki Pirler bizlere gerçekleri anlatıyor ve yaşatıyor.

Burda çok büyük bir fark var işte. Bize göre;

Osman denilen kişi Osman bin Affan Hz.Ömerin oğlu değildir.


Sıddık denilen kişi de yani Hz.Ebubekir Abdullah bin Kuhafe bin Kaab et-Teym el-Kureyş olarak tanınır o da Ömerin oğlu değildir.

Şecereleri bunu göstermektedir. Fakat Alevi inancında sizin anlattığınız gibiymiş. Az önce Muaviyeyi atayan Ömerdi dedi birileri. Şimdi de Ömer Muaviyenin ta kendisi dediniz. Galiba bu Aleviler arasında da değişiklik gösteriyor. Benim anladığım bu. Daha farklı bi durum varsa aydınlatırsanız sevinirim. Çünkü başka başka şeyler yazılınca Aleviliğe göre hangisi sahihtir anlamakta güçlük çekiyorum.
Son Düzenleme: 12/05/2011, 23:42, Düzenleyen: Emre01.
Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:Burda çok büyük bir fark var işte. Bize göre;

Osman denilen kişi Osman bin Affan Hz.Ömerin oğlu değildir.


Sıddık denilen kişi de yani Hz.Ebubekir Abdullah bin Kuhafe bin Kaab et-Teym el-Kureyş olarak tanınır o da Ömerin oğlu değildir.

Şecereleri bunu göstermektedir. Fakat Alevi inancında sizin anlattığınız gibiymiş. Az önce Muaviyeyi atayan Ömerdi dedi birileri. Şimdi de Ömer Muaviyenin ta kendisi dediniz. Galiba bu Aleviler arasında da değişiklik gösteriyor. Benim anladığım bu. Daha farklı bi durum varsa aydınlatırsanız sevinirim. Çünkü başka başka şeyler yazılınca Aleviliğe göre hangisi sahihtir anlamakta güçlük çekiyorum.

Daha önceki mesajımdada belitmiştim ;

Hem aleviler , Hemde Sunniler kandırıldık. Yalan yanlış bilgiler ile avutulduk.

Kaynak belirttiğim gibi Pir Zöhre Ana . Bilgileri, dünyanın şu anki yalan düzenini ters düz ediyor. Dedim ya , biz gerçekleri hem öğreniyor , hem görüyor hemde yaşıyoruz. Tavsiyem sitemizde kaynakça bilgiler var inceleyiniz. Kitaba alınmış bilgiler mevcut.

Muaviye esas adıdır. Daha sonra Ömer adı ile ortaya çıkıp iyi polisi oynayan karekteridir.

Sıddık muaviyenin küçük oğlu , tarihte Ebu bekir diye bilinen, Hz Ali yi katlettiği için İmam Üseyin sıddıka şöyle söylüyor." Sen ekmeğimizi yedin , nasıl kıydın Ali babama yezit " diyor. Yezit adını da Sıddık Hz ALİ ye nefsi için katlettiği ve Hz Alinin ekmeğini yiyip nankörlük yaptığı için İmam Üseyin Yezit adını veriyor.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.