You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında

Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında

Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:aslan 1404 kardeşim üslubunuzu düzeltmenizi rica edeyim zira benim sizin inançlarınız karşı bir terbiyesizliğim olmadı. Fikrimi ve inançlarımı belirttim sadece



Şahımmerdan kardeşim Hz.Ömer konusunda Pek konuşmak istemem çünkü bizde farklı sizde farklı tarihi bir kanıtı da yok bi işin Benim Derecesini Âli bulduğum insanlar da bana Hz.Ali'yi de Hz.Ömer'i de Hz. Osman'ı Hz.Ebubekir Sıddık R.A'ı da Ayrılmaz bir bütün ve kardeşlik zinciri olarak anlatmışlardır. Kuranı Kerim Azim-u Şân da belirtilen "leküm diniküm veliyedin"(sizin dininiz size benim dinim bana) ayeti burda devreye giriyor aslında

Verdiğiniz cevaplar ve İyi niyetime göstermiş olduğunuz inanç için teşekkür edeyim ben de sizin sorularınızı cevaplayayım.


1-Cem sözcüğünün lugattaki karşılığı bir olmak bir araya gelmek şeklindedir ve Sunni inança esaslarında bu Camii'de cemaat(kökenlerin akrabalığına dikkat çekerim) olmak şekilinde de olabilir. Bir Mürşid-i Kâmil'in kapısında Mürid olup onun anlattıklarından diğer müridlerle birlikte feyz alma şeklinde de olabilir. (Ki bugün sahici Mürşid ne kadar kalmıştır orası biraz tartışma konusu) Hatta Her türlü manevi bir araya geliş, salih ameller doğrultusunda yapılan toplanmalar bizim için cem niteliğindedir. Yani bu ölçütlerde kendimize has ritüeller ve konseptler içerisinde biz de cem yaparız.

2-Hz.Muhammed (S.A.V) ,Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin efendimizin yasını hepimiz tutarız. Kendi adıma konuşayım onların Başından geçen olayları dinlediğimde gözlerimin dolduğunu dahi bilirim. Onların yasını tutmayan zaten Sünni'yim diyemez. Kendi farklı bir inancı vardır onun. Ya da bilgisizdir. Bilgilendirmelidir.

3-Kuranda Hülle Şu şekilde nakledilir. Allahın adıyla;

Bütün bunların ardından erkek, kadını boşarsa artık bundan sonra başka bir eşle nikâhlanıncaya kadar ilk erkeğe helal olmaz. İkinci erkek kadını boşadığında, boşanan kadınla ilk erkek Allah'ın sınırlarını koruyabileceklerini düşünürlerse, birbirlerine dönmelerinde sakınca yoktur. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır ki, Allah bunları bilgi sahibi bir topluluğa açıklar.(Bakara 230. Ayet)

4- islamda kadının ikinci planda olduğunu düşünmüyorum. Fakat erkeğin Dominant bir etkisi olduğu aşikârdır. Bu etki tamamiyle kadını güvence altına almak adınadır. HaK ve özgürlükler açısından bakıldığında böyle bir durum söz konusu değildir. Bugün kadını toplumdan soyutlamaya çalışan üfürükçülerin mevcut olduğu her ne kadar doğru olsa da Asıl İslam kadını erkekle bir tutar. Hatta belki de kadını biraz daha asaletli-saf bir mertebe taşır ki onları kıymetlimiz olarak dile getirir.

5- Ramazan Museviler için de Kutsal bir öneme sahip olan Yom Kippur ile hem tarihsel olarak hem de uygulanış olarak parelellik gösteriyor diye biliyorum. Kaynak olarak kutsal kitap olarak soruyorsan. İncil Tevrat Talmud Zebur gibi kitaplar içerisinde derinlemesine bir araştırmam olmadı. Fakat dediğim gibi Musevilikte böyle bir uygulama olduğunu biliyorum sadece.

Hosgeldiniz Emre ,

Öncelikle şunu söylemeden geçemiyecegim. Uslubunuz ve cevaplama tekniğiniz için teşekkür ederim.

Bazı konularda fikir ayrılığı olsa bile dürüst cevap veriyorsunuz. Sizin dini konuda cahil bir insan olmadığınızı düşünüyorum.

Konu ile kapsamlı bir söz söylemek gerekirse ,

Din çok hassas bir konudur. İnsanları hem yola getirir. hem yoldan çıkarır.

Yola girmek ile çıkmak konusunda insanın mayasına kalmıştır.

Alevilik ve Sunnilik olayı ise ; Aynı peygambere inanmış iki farklı toplum. Bu konu ayrımcılık değildi görüş farkı olarak gündemde yer alıyor. Ancak çıkış nedenleri Kerbela ya kadar uzanır.

Toplum olarak şuan günümüz aleviliği ve sunniliği malesef gerçek islamiyeti temsil etmemektedir. Bunu üzülerek söylüyorum. Tarih hepimizi kandırmış. Ama gerçek olan birşey var ki. Allah peygamberlerine de kitaplarına da sahip çıkmış her dönemde evliyalar göndermiştir. Bu gelen evliyalar dünyayı elinde tutmuştur. Kimi kendini bildirmiş açıklamıştır, kimi bildirmeden görevini yerine getirmiştir. Bu dönemde yaşayan evliyamız Pir Zöhre Ana , Allah ın emanetlerini korumuş sahip çıkmıştır. İbatetlerimizi , yaşamlarımızı, davranışlarımızı, oturmamızı , ayakta nasıl durmamız gerektiğine kadar , aile içi saygıyı, büyüklerimizi , küçüklerimizi, erkekleri , kadınları tek tek bize gerçek olması gerektiği gibi anlatmıştır ve öğretmiştir.

Mikail in İblise söylediği gibi ; " senin yolundan giden seninle olsun , benim yolumdan giden benimle olsun " sözünde herkezin gittiği yol kendini bağlar, birgün hesap verecegi zaman kendi yaptıkların ile söylediklerin ile hesaba duracaksın. Şefaat verecek olan pirler bilir bize düşmez bu yargılamalar.

Ayrımcılık ile ilgili bir şeydaha söylemek isterim. Dedidim gibi Tarih bizi kandırdı , oyaladı , unutturdu. Kim olduğumuzu nerden geldiğimizi unuttuk. Çok şükür Allah ın gönderdiği Pir lerin ışığında kendimizi yolumuzu dinimizi imanımızı bulduk ve yaşıyoruz. Toplum olarak hem Aleviler hem Sunniler malesef kandırıldı kocaman yalanlar ve inkarlar ile.

Sunniye soruyorsun , Hz Muhammet peygamber olarak geldi Hz Ali kim ? bu Hz Ali sevgisi nerden geliyor Hz Ali yi Alllah yaptınız imaları gibi sorular ile karşılaşıyoruz.

Hz Ali nin kim olduğunu bilmek için Arı balı nasıl yapıyorsa arıya sorun biz bilmeyiz "Alinin sırrı arının sırrı " onu bir arıya sormasınızı tavsiye ediyorum.

Aleviye soruyoruz namaz, abdest yok niye ?

Benim abdestim alınmış namazım kılınmış diyor. ( Hz Ali namaz üstünde şehit edildiğini bildiği halde namazımız yok der)

Bunun gibi yazacağımız okadar çok şey var. Pirimizi tanımazdan önce biz bırakın ibadet etmeyi YAŞAMAMIŞIZ bile...
Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
aslan1404 yazdı:Kuran ve ehli beyt bir birinden ayrilmayan bir parcadir....


ne soruyorsun kardes...Cem kuranda var ne istiyorsun.

ramazanin kuran disinda...bir kaynagi vardir..oruc..Incilde de var...


Peki: pir Sultan var mi kuranda...de git be

De git be mi?

Ben gidemem ama seni bırakabilirim gideceğin yere!

Sağa sola saldırmadan fikirlerinizi bildirirseniz bizler de ceza sistemimizi devreye sokmak zorunda kalmayız.


Emre01 yazdı:aslan 1404 kardeşim üslubunuzu düzeltmenizi rica edeyim zira benim sizin inançlarınız karşı bir terbiyesizliğim olmadı. Fikrimi ve inançlarımı belirttim sadece



Şahımmerdan kardeşim Hz.Ömer konusunda Pek konuşmak istemem çünkü bizde farklı sizde farklı tarihi bir kanıtı da yok bi işin Benim Derecesini Âli bulduğum insanlar da bana Hz.Ali'yi de Hz.Ömer'i de Hz. Osman'ı Hz.Ebubekir Sıddık R.A'ı da Ayrılmaz bir bütün ve kardeşlik zinciri olarak anlatmışlardır. Kuranı Kerim Azim-u Şân da belirtilen "leküm diniküm veliyedin"(sizin dininiz size benim dinim bana) ayeti burda devreye giriyor aslında

Verdiğiniz cevaplar ve İyi niyetime göstermiş olduğunuz inanç için teşekkür edeyim ben de sizin sorularınızı cevaplayayım.


1-Cem sözcüğünün lugattaki karşılığı bir olmak bir araya gelmek şeklindedir ve Sunni inança esaslarında bu Camii'de cemaat(kökenlerin akrabalığına dikkat çekerim) olmak şekilinde de olabilir. Bir Mürşid-i Kâmil'in kapısında Mürid olup onun anlattıklarından diğer müridlerle birlikte feyz alma şeklinde de olabilir. (Ki bugün sahici Mürşid ne kadar kalmıştır orası biraz tartışma konusu) Hatta Her türlü manevi bir araya geliş, salih ameller doğrultusunda yapılan toplanmalar bizim için cem niteliğindedir. Yani bu ölçütlerde kendimize has ritüeller ve konseptler içerisinde biz de cem yaparız.

2-Hz.Muhammed (S.A.V) ,Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin efendimizin yasını hepimiz tutarız. Kendi adıma konuşayım onların Başından geçen olayları dinlediğimde gözlerimin dolduğunu dahi bilirim. Onların yasını tutmayan zaten Sünni'yim diyemez. Kendi farklı bir inancı vardır onun. Ya da bilgisizdir. Bilgilendirmelidir.

3-Kuranda Hülle Şu şekilde nakledilir. Allahın adıyla;

Bütün bunların ardından erkek, kadını boşarsa artık bundan sonra başka bir eşle nikâhlanıncaya kadar ilk erkeğe helal olmaz. İkinci erkek kadını boşadığında, boşanan kadınla ilk erkek Allah'ın sınırlarını koruyabileceklerini düşünürlerse, birbirlerine dönmelerinde sakınca yoktur. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır ki, Allah bunları bilgi sahibi bir topluluğa açıklar.(Bakara 230. Ayet)

4- islamda kadının ikinci planda olduğunu düşünmüyorum. Fakat erkeğin Dominant bir etkisi olduğu aşikârdır. Bu etki tamamiyle kadını güvence altına almak adınadır. HaK ve özgürlükler açısından bakıldığında böyle bir durum söz konusu değildir. Bugün kadını toplumdan soyutlamaya çalışan üfürükçülerin mevcut olduğu her ne kadar doğru olsa da Asıl İslam kadını erkekle bir tutar. Hatta belki de kadını biraz daha asaletli-saf bir mertebe taşır ki onları kıymetlimiz olarak dile getirir.

5- Ramazan Museviler için de Kutsal bir öneme sahip olan Yom Kippur ile hem tarihsel olarak hem de uygulanış olarak parelellik gösteriyor diye biliyorum. Kaynak olarak kutsal kitap olarak soruyorsan. İncil Tevrat Talmud Zebur gibi kitaplar içerisinde derinlemesine bir araştırmam olmadı. Fakat dediğim gibi Musevilikte böyle bir uygulama olduğunu biliyorum sadece.

Cevapların için teşekkür ederim.

1. Cemevi, Muhammet Ali yolunun en kutsal ibadeti olan "Cem"in yapıldığı mekandır. Yani bir ibadet yeridir.

Senin bahsettiğin cem toplanma, topluca ibadet etme anlamında kullanılan cemdir. Ama bizim cemimiz dar meydanıdır. Müsahiplik yani yol kardeşliğinin yerine getirildiği bir ibadettir. Bu ibadet bize Hz.Muhammet ve Hz.Ali'nin dedelerinden miras kalmıştır. Bu yüzden kutsaldır.

Sana cem yapıyor musunuz diye sordum çünkü (seni tenzih ederim) namaz kılmıyoruz, camiye gitmiyoruz diye bizim katlimizi vacip gören bir toplumda yaşıyoruz.

Halbuki ben benim inançlarımı yerine getirmeyen birinin kötülüğünü istemekle insanlığımdan vazgeçmiş olurum.


2. Yas ise bir diğer ibadetimiz olan oruçtur. Hz.Muhammed'i, Hz.Hasan'ı, Hz.Hüseyin'i söylemişsin ama Aliyi unutmuşsun Smile

Hz.Ali cemevinde bizzat Ömerin kışkırtmasıyla oğlu Sıddık tarafından şehit edildi.

Yukarıdaki cümle İslam alemini alt üst edecek bir cümledir. Çünkü Ehlibeyt zamanında cemevi olduğundan ve Hz.Ali'yi Ömerin oğlunun öldürdüğünden bahsetmektedir.

Eğer bu cümlenin gerçekliğinin farkına varırsan bir gün, gerçekten yas çekmeye başlayacaksın emin ol sevgili kardeşim.


3. Cevapların içindeki bir sözün dikkatimi çekti: "Asıl İslam"

Asıl İslam dersek eğer yaşanan İslamın aslından uzaklaşmış olduğunu kabul etmiş oluruz. Yani bana göre eğer Asıl İslam diyorsak; bugün dört tane kadınla evlenmeyi mübah gören anlayışın yerine tek eşliliği kabul etmek zorunda kalırız. Çünkü asıl islamda kadın ve erkek eşitliği olmalı. Eğer tek eşliliği kabul edersek ne Peygamberin ne de Hz.Ali'nin birden fazla eşi olmaması gerekir. Eğer durum böyleyse bize anlatılan ve de yaşanan İslam bir hayli "Aslından Uzaklaşmış" bir İslamdır.

Bizim öğrendiğimiz ve de yaşadığımız inancımızda, yani Muhammet Ali yolunda durum tam da böyledir. Yani, bizim yolumuzun sahipleri Hz.Muhammed ve Hz.Ali tek eşlidir. Hiçbir zaman "kadınları güvence altına almak" gibi bir dertleri olmamıştır. Çünkü bu durum o Pirlerin değil, bizzat o dönemde yaşayan uçkur düşkünü arapların bir adetiydi.

Tarihte Hz.Muhammed'in onlarca kadınla hatta bazıların tek basamaklı yaşlarda olan kızlarla evlendiği yazar. Hiçbir gerekçe bunca evliliği anlatmaya yeterli olamaz.

Biri haricinde;

O da şudur, zevk düşkünü bir takım arapların kadınları ve dini kullanarak nefislerini tatmin yoluna gitmek istemeleri. Yani dini nefislerine alet etmeleri.

Dolayısıyla sevgili kardeşim sen ne kadar asıl islamda eşitlik var desen de bugün bu eşitlik yok. Hatta hülle kurumuyla bu kurana da yerleştirilmiş durumdadır. Kadın imam olmayacağı, hüllenin varlığı, başörtüsü, haremlik selamlık vb şeyler ortadayken bugünün islam dünyasında kadın asla ve asla saygı göremez ve erkekle eşit olamaz.

Bizdeki durumu soracak olursan bizim Pirimiz bir cumhuriyet kadını, biz Onun imamlığında namazımızı kılar, ibadetlerimizi yerine getiririz. Kadınlar, analar, eşler başımızın tacı, hayat ortağımızdır. Arkamızda değil yanımızdadır. Saçlarından utanmayız, okutur, iş sahibi yaparız. Güveniriz.


Ben uzun yazmayı pek sevmem ama baya uzadı.

Son olarak şunu söyleyeyim.

Buna inanmak sünni bir müslüman için oldukça zordur ama gerçek maalesef böyledir:

Bugün yaşanan İslam dini Ehlibeyti katleden Ömerin, Emevinin ve Osmanlının ürünüdür.

Bugün yaşanan İslam'da Peygamberin en ufak bir izi yoktur.

Bugün anlatılan İslam tarihi yalanlar ve aldatmacalarla doludur.

Acı ama gerçek budur.
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Junior Member
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
ŞahımMerdan yazdı:De git be mi?

Ben gidemem ama seni bırakabilirim gideceğin yere!

Sağa sola saldırmadan fikirlerinizi bildirirseniz bizler de ceza sistemimizi devreye sokmak zorunda kalmayız.




Cevapların için teşekkür ederim.

1. Cemevi, Muhammet Ali yolunun en kutsal ibadeti olan "Cem"in yapıldığı mekandır. Yani bir ibadet yeridir.

Senin bahsettiğin cem toplanma, topluca ibadet etme anlamında kullanılan cemdir. Ama bizim cemimiz dar meydanıdır. Müsahiplik yani yol kardeşliğinin yerine getirildiği bir ibadettir. Bu ibadet bize Hz.Muhammet ve Hz.Ali'nin dedelerinden miras kalmıştır. Bu yüzden kutsaldır.

Sana cem yapıyor musunuz diye sordum çünkü (seni tenzih ederim) namaz kılmıyoruz, camiye gitmiyoruz diye bizim katlimizi vacip gören bir toplumda yaşıyoruz.

Halbuki ben benim inançlarımı yerine getirmeyen birinin kötülüğünü istemekle insanlığımdan vazgeçmiş olurum.


2. Yas ise bir diğer ibadetimiz olan oruçtur. Hz.Muhammed'i, Hz.Hasan'ı, Hz.Hüseyin'i söylemişsin ama Aliyi unutmuşsun Smile

Hz.Ali cemevinde bizzat Ömerin kışkırtmasıyla oğlu Sıddık tarafından şehit edildi.

Yukarıdaki cümle İslam alemini alt üst edecek bir cümledir. Çünkü Ehlibeyt zamanında cemevi olduğundan ve Hz.Ali'yi Ömerin oğlunun öldürdüğünden bahsetmektedir.

Eğer bu cümlenin gerçekliğinin farkına varırsan bir gün, gerçekten yas çekmeye başlayacaksın emin ol sevgili kardeşim.


3. Cevapların içindeki bir sözün dikkatimi çekti: "Asıl İslam"

Asıl İslam dersek eğer yaşanan İslamın aslından uzaklaşmış olduğunu kabul etmiş oluruz. Yani bana göre eğer Asıl İslam diyorsak; bugün dört tane kadınla evlenmeyi mübah gören anlayışın yerine tek eşliliği kabul etmek zorunda kalırız. Çünkü asıl islamda kadın ve erkek eşitliği olmalı. Eğer tek eşliliği kabul edersek ne Peygamberin ne de Hz.Ali'nin birden fazla eşi olmaması gerekir. Eğer durum böyleyse bize anlatılan ve de yaşanan İslam bir hayli "Aslından Uzaklaşmış" bir İslamdır.

Bizim öğrendiğimiz ve de yaşadığımız inancımızda, yani Muhammet Ali yolunda durum tam da böyledir. Yani, bizim yolumuzun sahipleri Hz.Muhammed ve Hz.Ali tek eşlidir. Hiçbir zaman "kadınları güvence altına almak" gibi bir dertleri olmamıştır. Çünkü bu durum o Pirlerin değil, bizzat o dönemde yaşayan uçkur düşkünü arapların bir adetiydi.

Tarihte Hz.Muhammed'in onlarca kadınla hatta bazıların tek basamaklı yaşlarda olan kızlarla evlendiği yazar. Hiçbir gerekçe bunca evliliği anlatmaya yeterli olamaz.

Biri haricinde;

O da şudur, zevk düşkünü bir takım arapların kadınları ve dini kullanarak nefislerini tatmin yoluna gitmek istemeleri. Yani dini nefislerine alet etmeleri.

Dolayısıyla sevgili kardeşim sen ne kadar asıl islamda eşitlik var desen de bugün bu eşitlik yok. Hatta hülle kurumuyla bu kurana da yerleştirilmiş durumdadır. Kadın imam olmayacağı, hüllenin varlığı, başörtüsü, haremlik selamlık vb şeyler ortadayken bugünün islam dünyasında kadın asla ve asla saygı göremez ve erkekle eşit olamaz.

Bizdeki durumu soracak olursan bizim Pirimiz bir cumhuriyet kadını, biz Onun imamlığında namazımızı kılar, ibadetlerimizi yerine getiririz. Kadınlar, analar, eşler başımızın tacı, hayat ortağımızdır. Arkamızda değil yanımızdadır. Saçlarından utanmayız, okutur, iş sahibi yaparız. Güveniriz.


Ben uzun yazmayı pek sevmem ama baya uzadı.

Son olarak şunu söyleyeyim.

Buna inanmak sünni bir müslüman için oldukça zordur ama gerçek maalesef böyledir:

Bugün yaşanan İslam dini Ehlibeyti katleden Ömerin, Emevinin ve Osmanlının ürünüdür.

Bugün yaşanan İslam'da Peygamberin en ufak bir izi yoktur.

Bugün anlatılan İslam tarihi yalanlar ve aldatmacalarla doludur.

Acı ama gerçek budur.


1. Hazreti Ali'yi yazmamış olmamdan (Gafletten) onun yasını tutmadığımı çıkarmayın sakın. Zira Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin Yasını tutan Hiçkimsenin Hz.Ali'nin Yasını tutmamak için bir gerekçesi yoktur. Biz de tutarız. Fakat bunu Oruç ile göstermeyiz. Fakat oruçla da gösterilebilir bi yanlışlığı yok Sünni inanışları açısından. Ayrıca Namaz kılınılmadığı için Aleviler suçlanıyor demişsin Kardeşim. Fakat Emin ol Sünnilerin de %80 den fazlası namaz kılmıyor Big Grin o zaman top yekün bir çoklarımız katli vacip olurdu. Üstelik bir de Sahih hadis vardır;

İki kişiden biri diğerine kafir derse o iki kişiden biri kafirdir. -Buhari-

Bunu bile bile bir din kardeşine Katli vacip diyen sünni kendi dinine göre büyük riskin altına girmiş olur.

Bunun dışında

Hz Ömer'in Oğlu tarafından gerçekleşen bir suikast olduğuna dair ne Alevi Ne de Sunni Kaynağına rastladım ben. Benim Rastladığım Kaynaklarda Hz.Ali Abdurrahman Mülcem adlı bir Harici tarafından Saldırıya uğramıştır. 2 gün sonra da vefat etmiştir. (Harici: Sünnilikle uzaktan yakından alakası olmayan Teröre dayalı bir inanış mentalitesi) ki oğlu olsa dahi Hz.Ömeri suçlamak mümkün müdür tartışılır. Çünkü Bugün benim bir oğlum olsa size zarar verse oğlum Ergin bir birey olsa Hem Etiğe Hem Kurallara göre suçlu olan ben değil oğlumdur. Hiçbir baba Oğlunun günahından hiçbir oğul da babasının günahından meshul değildir. Diyelim ki O kışkırttı. Öyle bir zaman diliminde bir baba ile oğlu arasında geçen konuşma 3.bir şahısa nasıl yansıyabilir de bu zamana ulaşabilir merak konusu doğrusu. Yani Kesinlik söz konusu olmadığı için ne benim ne de sizin Ortaya sunabilecek bir kesinliği var bu da bu tartışmanın önünü tıkayan taştır. Siz Ömer öldürdü dersiniz. Ben Hariciler. Fakat Elimizde belge yok resim yok. Bu yüzden bu konuşma ortada kalacaktır.

Hülle konusuna gelince;

İslamda kadın ve erkek Eşittir Fakat Aynı da değildir. Belli konularda Erkek üstünken belli konularda kadın üstündür. Bu Üstünlükler birbirini nötrleyen değerler şeklinde bütüne ulaşır.Kurandaki Hülle kavramı sadece kadını değil erkeği de kısıtlar. Bu da Evliliği oyuncak haline getirilmemesi ve yuvaların basit şekillerde yıkılmaması için konulmuş caydırıcı kurallarla olur. Yani Eğer böyle bir şart konulmamış olsaydı(Kadın ile erkek boşandığı gibi evlenebiliyor olsaydı) Zaten Evliliğinde dalgalanmalar yaşayan bireyler böyle bir kolaylığın olduğunu bildiği için sürekli boşanıp tekrar birleşecek ve böylece toplum yapısında bozulmalara, dini suistimallere gideceklerdi. (Örnek:Boşanmış durumdayken Yakınlaşıp Mahremiyet kavramındaki yasakları delebileceklerdi)

Kadının toplumları yeri hakkında bizim Salih olanlarımız için de aynı şey geçerlidir. Benim İslamı kendi vicdani yorumlayışıma göre bir kadının okumasına ve iş sahibi olmasında herhangi bir yanlışlık yoktur. Ayrıca sizin için baş tacı olan Analar Bacılar bizim için de baş tacıdır. Zaten bu konularda toplumlarımızda ortak noktalar fazladır. Fakat bazılarımın dini yanlış yorumlayışı bunu Alevi kardeşlerimizin gözünde kesin Sünni tabularıymış gibi göstermekte. Ki bu bana göre yanlış.

Şu an islami değerlerin Örselenmiş olduğunu ve sahte hocaların bunu kendi çıkarları doğrultusunda ne kadar kötüye kullandıkları konusunda seninle hemfikirim. Fakat Kuranda böyle bir bozulmadan söz etmek benim için mümkün değildir.

Fakat bu yaralarda Bize göre Ne Hz.Ömerin suçu var Ne de Osmanlı'nın. Emevi'lerin ırkçı yaklaşımı konusunda size katılıyorum fakat Diğer söyledikleriniz kişisel görüşlerden ileri gidemeyecek kanıt içermeyen yargılardır bana göre... Size göre de bu konu hakkında benimkiler öyledir. Bazı şeyler gerçekler ayan olmadıkça anlaşılamaz üzerinde tartışmanın da çok hükmü olmaz. İyi forumlar dilerim
Son Düzenleme: 11/05/2011, 00:02, Düzenleyen: Emre01.
Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:1. Hazreti Ali'yi yazmamış olmamdan (Gafletten) onun yasını tutmadığımı çıkarmayın sakın. Zira Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin Yasını tutan Hiçkimsenin Hz.Ali'nin Yasını tutmamak için bir gerekçesi yoktur. Biz de tutarız. Fakat bunu Oruç ile göstermeyiz. Fakat oruçla da gösterilebilir bi yanlışlığı yok Sünni inanışları açısından. Ayrıca Namaz kılınılmadığı için Aleviler suçlanıyor demişsin Kardeşim. Fakat Emin ol Sünnilerin de %80 den fazlası namaz kılmıyor Big Grin o zaman top yekün bir çoklarımız katli vacip olurdu. Üstelik bir de Sahih hadis vardır;

İki kişiden biri diğerine kafir derse o iki kişiden biri kafirdir. -Buhari-

Bunu bile bile bir din kardeşine Katli vacip diyen sünni kendi dinine göre büyük riskin altına girmiş olur.

Bunun dışında

Hz Ömer'in Oğlu tarafından gerçekleşen bir suikast olduğuna dair ne Alevi Ne de Sunni Kaynağına rastladım ben. Benim Rastladığım Kaynaklarda Hz.Ali Abdurrahman Mülcem adlı bir Harici tarafından Saldırıya uğramıştır. 2 gün sonra da vefat etmiştir. (Harici: Sünnilikle uzaktan yakından alakası olmayan Teröre dayalı bir inanış mentalitesi) ki oğlu olsa dahi Hz.Ömeri suçlamak mümkün müdür tartışılır. Çünkü Bugün benim bir oğlum olsa size zarar verse oğlum Ergin bir birey olsa Hem Etiğe Hem Kurallara göre suçlu olan ben değil oğlumdur. Hiçbir baba Oğlunun günahından hiçbir oğul da babasının günahından meshul değildir. Diyelim ki O kışkırttı. Öyle bir zaman diliminde bir baba ile oğlu arasında geçen konuşma 3.bir şahısa nasıl yansıyabilir de bu zamana ulaşabilir merak konusu doğrusu. Yani Kesinlik söz konusu olmadığı için ne benim ne de sizin Ortaya sunabilecek bir kesinliği var bu da bu tartışmanın önünü tıkayan taştır. Siz Ömer öldürdü dersiniz. Ben Hariciler. Fakat Elimizde belge yok resim yok. Bu yüzden bu konuşma ortada kalacaktır.

Hülle konusuna gelince;

İslamda kadın ve erkek Eşittir Fakat Aynı da değildir. Belli konularda Erkek üstünken belli konularda kadın üstündür. Bu Üstünlükler birbirini nötrleyen değerler şeklinde bütüne ulaşır.Kurandaki Hülle kavramı sadece kadını değil erkeği de kısıtlar. Bu da Evliliği oyuncak haline getirilmemesi ve yuvaların basit şekillerde yıkılmaması için konulmuş caydırıcı kurallarla olur. Yani Eğer böyle bir şart konulmamış olsaydı(Kadın ile erkek boşandığı gibi evlenebiliyor olsaydı) Zaten Evliliğinde dalgalanmalar yaşayan bireyler böyle bir kolaylığın olduğunu bildiği için sürekli boşanıp tekrar birleşecek ve böylece toplum yapısında bozulmalara, dini suistimallere gideceklerdi. (Örnek:Boşanmış durumdayken Yakınlaşıp Mahremiyet kavramındaki yasakları delebileceklerdi)

Kadının toplumları yeri hakkında bizim Salih olanlarımız için de aynı şey geçerlidir. Benim İslamı kendi vicdani yorumlayışıma göre bir kadının okumasına ve iş sahibi olmasında herhangi bir yanlışlık yoktur. Ayrıca sizin için baş tacı olan Analar Bacılar bizim için de baş tacıdır. Zaten bu konularda toplumlarımızda ortak noktalar fazladır. Fakat bazılarımın dini yanlış yorumlayışı bunu Alevi kardeşlerimizin gözünde kesin Sünni tabularıymış gibi göstermekte. Ki bu bana göre yanlış.

Şu an islami değerlerin Örselenmiş olduğunu ve sahte hocaların bunu kendi çıkarları doğrultusunda ne kadar kötüye kullandıkları konusunda seninle hemfikirim. Fakat Kuranda böyle bir bozulmadan söz etmek benim için mümkün değildir.

Fakat bu yaralarda Bize göre Ne Hz.Ömerin suçu var Ne de Osmanlı'nın. Emevi'lerin ırkçı yaklaşımı konusunda size katılıyorum fakat Diğer söyledikleriniz kişisel görüşlerden ileri gidemeyecek kanıt içermeyen yargılardır bana göre... Size göre de bu konu hakkında benimkiler öyledir. Bazı şeyler gerçekler ayan olmadıkça anlaşılamaz üzerinde tartışmanın da çok hükmü olmaz. İyi forumlar dilerim


Emre01 kardeş, üslubunu takdir ettiğimi öncelikle dile getirmek isterim.
Burada kimse kimsenin düşüncesini değiştiremeyecek bu kesin, fakat siz her konuda kaynak istediğiniz için ,bende diyorumki bizim kaynağımız yaşayan tek Alevi Pir'i Zöhre Ana.

Allah dönem dönem şanını giydirdiği kimseleri gönderir(Pir Zöhre Ana)

İşte bu dönemde de ,insanlık değerlerinin yok olduğu,sevgilerin bittiği çıkar menfaatin başladığı,ahlaki değerlerin çöktüğü,inancın,ibadetin kaybolduğu bir yüzyılda Allah , insanlara "ışık"olsun diye bir Pir,evliya,Hak maşuğu gönderdi.
1600 yıllık yanlış olan tarihi, bizlere HAK'tan alıp bildiren Pir Zöhre Ana geldi.

İnanırsınız veya inanmazsınız bu sizin bileceğiniz birşey tabi.

Forumu incelediniz mi bilmiyorum ,incelerseniz sitemiz hakkında daha iyi bilgi edinirsiniz.

Yas-ı matemler oruç ile tutulur,tabi öncelikle kalpten hissedilir. Derki Pir'im Zöhre Ana ; Bizim tuttuğumuz oruç değil yastır...Önemli olan ağzı bağlamak değil,özü bağlamaktır.

Katli vacip meselesine gelince,sizde duymuşsunuzdur,tarih boyunca özellikle de Osmanlı zamanında Şeyhülislam'lar aracılığıyla verilen fermanlarda her zaman Aleviler katledilmiştir ve gerekçesi de,sünniler gibi yaşamadıkları,inanç sistemleri farklı olduğu için haşa haşa Allah'a inanmadıkları vs vs gibi nedenlerdir.Osmanlı'yı geçip Cumhuriyet döneminde bile Sİvas'ta,Maraş'ta,Çorum'da yapılan işkenceler,diri diri yakmalar hep bu zihniyetin ürünleridir.
İnkar edilemez bir gerçektir.

Hülle konusuna gelince; hülle ahlaksızlığın ta kendisidir,boş ol diyen bir erkeğin karısının kendisine dönmesi için,başka bir erkek tarafından " kullanılıp "tekrar kendisine dönmesi bizim için "zina"dır.

Böyle iğrenç bir durum, gerçek HAK Muhammed-Ali Kur'anın da asla ve asla yer almaz ve almamalı.
Çünkü bizim dinimiz bu kadar "küçük" bir din değildir.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:1. Hazreti Ali'yi yazmamış olmamdan (Gafletten) onun yasını tutmadığımı çıkarmayın sakın. Zira Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin Yasını tutan Hiçkimsenin Hz.Ali'nin Yasını tutmamak için bir gerekçesi yoktur. Biz de tutarız. Fakat bunu Oruç ile göstermeyiz. Fakat oruçla da gösterilebilir bi yanlışlığı yok Sünni inanışları açısından. Ayrıca Namaz kılınılmadığı için Aleviler suçlanıyor demişsin Kardeşim. Fakat Emin ol Sünnilerin de %80 den fazlası namaz kılmıyor Big Grin o zaman top yekün bir çoklarımız katli vacip olurdu. Üstelik bir de Sahih hadis vardır;

İki kişiden biri diğerine kafir derse o iki kişiden biri kafirdir. -Buhari-

Bunu bile bile bir din kardeşine Katli vacip diyen sünni kendi dinine göre büyük riskin altına girmiş olur.

Bunun dışında

Hz Ömer'in Oğlu tarafından gerçekleşen bir suikast olduğuna dair ne Alevi Ne de Sunni Kaynağına rastladım ben. Benim Rastladığım Kaynaklarda Hz.Ali Abdurrahman Mülcem adlı bir Harici tarafından Saldırıya uğramıştır. 2 gün sonra da vefat etmiştir. (Harici: Sünnilikle uzaktan yakından alakası olmayan Teröre dayalı bir inanış mentalitesi) ki oğlu olsa dahi Hz.Ömeri suçlamak mümkün müdür tartışılır. Çünkü Bugün benim bir oğlum olsa size zarar verse oğlum Ergin bir birey olsa Hem Etiğe Hem Kurallara göre suçlu olan ben değil oğlumdur. Hiçbir baba Oğlunun günahından hiçbir oğul da babasının günahından meshul değildir. Diyelim ki O kışkırttı. Öyle bir zaman diliminde bir baba ile oğlu arasında geçen konuşma 3.bir şahısa nasıl yansıyabilir de bu zamana ulaşabilir merak konusu doğrusu. Yani Kesinlik söz konusu olmadığı için ne benim ne de sizin Ortaya sunabilecek bir kesinliği var bu da bu tartışmanın önünü tıkayan taştır. Siz Ömer öldürdü dersiniz. Ben Hariciler. Fakat Elimizde belge yok resim yok. Bu yüzden bu konuşma ortada kalacaktır.

Hülle konusuna gelince;

İslamda kadın ve erkek Eşittir Fakat Aynı da değildir. Belli konularda Erkek üstünken belli konularda kadın üstündür. Bu Üstünlükler birbirini nötrleyen değerler şeklinde bütüne ulaşır.Kurandaki Hülle kavramı sadece kadını değil erkeği de kısıtlar. Bu da Evliliği oyuncak haline getirilmemesi ve yuvaların basit şekillerde yıkılmaması için konulmuş caydırıcı kurallarla olur. Yani Eğer böyle bir şart konulmamış olsaydı(Kadın ile erkek boşandığı gibi evlenebiliyor olsaydı) Zaten Evliliğinde dalgalanmalar yaşayan bireyler böyle bir kolaylığın olduğunu bildiği için sürekli boşanıp tekrar birleşecek ve böylece toplum yapısında bozulmalara, dini suistimallere gideceklerdi. (Örnek:Boşanmış durumdayken Yakınlaşıp Mahremiyet kavramındaki yasakları delebileceklerdi)

Kadının toplumları yeri hakkında bizim Salih olanlarımız için de aynı şey geçerlidir. Benim İslamı kendi vicdani yorumlayışıma göre bir kadının okumasına ve iş sahibi olmasında herhangi bir yanlışlık yoktur. Ayrıca sizin için baş tacı olan Analar Bacılar bizim için de baş tacıdır. Zaten bu konularda toplumlarımızda ortak noktalar fazladır. Fakat bazılarımın dini yanlış yorumlayışı bunu Alevi kardeşlerimizin gözünde kesin Sünni tabularıymış gibi göstermekte. Ki bu bana göre yanlış.

Şu an islami değerlerin Örselenmiş olduğunu ve sahte hocaların bunu kendi çıkarları doğrultusunda ne kadar kötüye kullandıkları konusunda seninle hemfikirim. Fakat Kuranda böyle bir bozulmadan söz etmek benim için mümkün değildir.

Fakat bu yaralarda Bize göre Ne Hz.Ömerin suçu var Ne de Osmanlı'nın. Emevi'lerin ırkçı yaklaşımı konusunda size katılıyorum fakat Diğer söyledikleriniz kişisel görüşlerden ileri gidemeyecek kanıt içermeyen yargılardır bana göre... Size göre de bu konu hakkında benimkiler öyledir. Bazı şeyler gerçekler ayan olmadıkça anlaşılamaz üzerinde tartışmanın da çok hükmü olmaz. İyi forumlar dilerim

Sevgili arkadaşım,

Anlattıkların mantıklı ancak, bazı konular varki yorum farkı getirir. Ömer in yaptıklarını Sıttık ı kışkırtıp Hz Ali yi katletmesine sebep olduğunu nerden bildiğimizi sormuşsun.

Daha önceki cevabımda da yazmıştım. Allah hiç birşeyi gizli bırakmaz yapılan her kötülük ki bu yapılan kötülükler Ehlibeyt e yapılmışsa helbet bir gün açığa çıkar. Hiçbir şeyin üstü kapalı kalmaz.

Allah ın gönderdiği evliyalar her dönemde bunları anlatmış ve gerçek Hz Muhammet in Kuranı nı ve Ehlibeyt e yapılan haksızlıkları anlatmıştır. Bugün Pir Zöhre Ana bizlere gerçekleri anlattı hatta bu bilgileri bir kitap halinde topladı.

Hicri takvim in çıkış sebebi bu oyunun bir parçası. Ömer in mahsum olduğunu söylüyorsun. Bende şu soruyu sorayım nekadar mahsum olduğunu yada olmadığını anlayalım;

Kerbela olayı neden oldu ?

Muavye ( Ömer ) İmam Üseyin in başını neden kestirdi ?

İmam Üseyin e 12 gün boyunca işkence edip ne istedi ?

Kerbela olayından önceki İslamiyet ile Kerbela sonrası İslamiyet aynımı ? Aynıysa , Ehlibeyt i neden katletti ve en sonunda bayram yapıp çocuklara şeker dağıttı ?
Administrator
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
Emre01 yazdı:...Bunun dışında

Hz Ömer'in Oğlu tarafından gerçekleşen bir suikast olduğuna dair ne Alevi Ne de Sunni Kaynağına rastladım ben. Benim Rastladığım Kaynaklarda Hz.Ali Abdurrahman Mülcem adlı bir Harici tarafından Saldırıya uğramıştır. 2 gün sonra da vefat etmiştir. (Harici: Sünnilikle uzaktan yakından alakası olmayan Teröre dayalı bir inanış mentalitesi) ki oğlu olsa dahi Hz.Ömeri suçlamak mümkün müdür tartışılır. Çünkü Bugün benim bir oğlum olsa size zarar verse oğlum Ergin bir birey olsa Hem Etiğe Hem Kurallara göre suçlu olan ben değil oğlumdur. Hiçbir baba Oğlunun günahından hiçbir oğul da babasının günahından meshul değildir. Diyelim ki O kışkırttı. Öyle bir zaman diliminde bir baba ile oğlu arasında geçen konuşma 3.bir şahısa nasıl yansıyabilir de bu zamana ulaşabilir merak konusu doğrusu. Yani Kesinlik söz konusu olmadığı için ne benim ne de sizin Ortaya sunabilecek bir kesinliği var bu da bu tartışmanın önünü tıkayan taştır. Siz Ömer öldürdü dersiniz. Ben Hariciler. Fakat Elimizde belge yok resim yok. Bu yüzden bu konuşma ortada kalacaktır.

Emre can,

Kırmızı renkle belirttiğim cümlelerinize ben de katılıyorum !..

İslâm tarihinde anlatılan bir olay vardır.

"Hz.Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti sırasında Sıddık Bekir ile birlikte müşriklerden gizlendikleri ve üç gün süreyle kaldıkları sevr mağarası olayını bilirsiniz. (Din kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmenimiz Abdülaziz bey ballandıra ballandıra anlatırdı Bingöl'de okurken.)

Mağaraya ilkin zararlı hayvan olup olmadığını araştırmak ve içerisini temizlemek için Ebu Bekir girer. Ebu Bekir mağaraya girince orada gördüğü delikleri, yılan vb. zararlı hayvanların girmesine engel olabilmek için üzerindeki örtüyü yırtarak delikleri tıkar. Sonra Hz.Muhammed'i içeri çağırır. Ancak delikleri kapamada kullandığı bez, son deliği kapatmaya yetmez. O deliği de ayak topuğu ile kapatır. Gerçekten de bu delikten gelen bir yılan Ebu Bekir'i acı bir biçimde ısırır. Hz. Peygamber, son derece yorgun olması hasebiyle "dostunun" , " [FONT=Verdana,Arial Unicode MS]kayınpeder"inin dizine başını dayayarak uyuyakalır. Ebu Bekir, topuğunda hissettiği acıya rağmen hiç kımıldamaz, fakat çektiği acı gözlerinden yaşların boşalmasına yol açar. Hz. Peygamberin yüzüne bu yaşlar dökülünce hemen uyanır. Durumu öğrenince Hz. Muhammed , kendi tükrüğünü ilaç olarak ısırılan yere sürer. Bir süre sonra Ebu Bekir'in ayağı tamamen iyileşir.

Yine verilen bilgilere göre, mağarada iken bir örümcek mağaranın giriş kısmına ağ örmüş, ayrıca iki güvercin de hemen yanıbaşında bir çalı bitkisi üzerinde bir yuva yaparlar. Hz. Muhammed ile Ebu Bekir'i takip eden grup mağaraya ulaşmadan önce, bu iki kuş bir de yumurtlarlar. "

Öyle bir zaman diliminde " 2 şahıs " arasında geçen bir olay noktasıyla,virgülüyle bugüne nasıl gelebilir merak ettim doğrusu !

Hak Muhammed Ali,peygamberler ve Evliyalar için mekan,zaman mefhumu yoktur. Onlar görmeden gören,duymadan duyanlardır.Can gözleri açıktır. Sizin zihninizden geçirdiğiniz zerre fikirleri bilirler,söylerler. Yoksa tükürükle yılan sokması iyileşir mi !
Junior Member
Aleviliğin inanç esaslarındaki düştüğüm ikilemler hakkında
donanma44 yazdı:Emre can,

Kırmızı renkle belirttiğim cümlelerinize ben de katılıyorum !..

İslâm tarihinde anlatılan bir olay vardır.

"Hz.Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti sırasında Sıddık Bekir ile birlikte müşriklerden gizlendikleri ve üç gün süreyle kaldıkları sevr mağarası olayını bilirsiniz. (Din kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmenimiz Abdülaziz bey ballandıra ballandıra anlatırdı Bingöl'de okurken.)

Mağaraya ilkin zararlı hayvan olup olmadığını araştırmak ve içerisini temizlemek için Ebu Bekir girer. Ebu Bekir mağaraya girince orada gördüğü delikleri, yılan vb. zararlı hayvanların girmesine engel olabilmek için üzerindeki örtüyü yırtarak delikleri tıkar. Sonra Hz.Muhammed'i içeri çağırır. Ancak delikleri kapamada kullandığı bez, son deliği kapatmaya yetmez. O deliği de ayak topuğu ile kapatır. Gerçekten de bu delikten gelen bir yılan Ebu Bekir'i acı bir biçimde ısırır. Hz. Peygamber, son derece yorgun olması hasebiyle "dostunun" , " [FONT=Verdana,Arial Unicode MS]kayınpeder"inin dizine başını dayayarak uyuyakalır. Ebu Bekir, topuğunda hissettiği acıya rağmen hiç kımıldamaz, fakat çektiği acı gözlerinden yaşların boşalmasına yol açar. Hz. Peygamberin yüzüne bu yaşlar dökülünce hemen uyanır. Durumu öğrenince Hz. Muhammed , kendi tükrüğünü ilaç olarak ısırılan yere sürer. Bir süre sonra Ebu Bekir'in ayağı tamamen iyileşir.

Yine verilen bilgilere göre, mağarada iken bir örümcek mağaranın giriş kısmına ağ örmüş, ayrıca iki güvercin de hemen yanıbaşında bir çalı bitkisi üzerinde bir yuva yaparlar. Hz. Muhammed ile Ebu Bekir'i takip eden grup mağaraya ulaşmadan önce, bu iki kuş bir de yumurtlarlar. "

Öyle bir zaman diliminde " 2 şahıs " arasında geçen bir olay noktasıyla,virgülüyle bugüne nasıl gelebilir merak ettim doğrusu !

Hak Muhammed Ali,peygamberler ve Evliyalar için mekan,zaman mefhumu yoktur. Onlar görmeden gören,duymadan duyanlardır.Can gözleri açıktır. Sizin zihninizden geçirdiğiniz zerre fikirleri bilirler,söylerler. Yoksa tükürükle yılan sokması iyileşir mi !

Öncelile yorumunuz için Teşekkürler donanma;

Fakat anlattığınız hikayeyle benimki arasında bir fark var. Hz.Ebubekir ve Allah'ın Resûlü Hz.Muhammedin arasında geçen bu olay ibret vericidir. Anlatılması ve aktarılması bir sakınca yaratmayacağı için Yaşayan bu iki Zâd da olayı anlatabilirler . Kulaktan kulağa yayılarak gelmesi de gayet normaldir.

Fakat;

Bir suikast için yapılan gizli kapaklı bir konuşma iki kişi arasında geçiyorsa. Bunun topluma yayılmasını beklemek pek olası değildir.

Dediğiniz gibi Evliyaların Tasarruflarıyla öğrenmesi ve yayması mümkün olabilir. ve bunu kabul eden için (Pirlerin ve Mürşidlerin Kerametlerini kabul eden için) Tükürükle Yaranın iyilişteğini kabul etmekte gayet makul olabilir öyle değil mi? Fakat dediğim gibi delil içermiyor bunlar. Ben Bir Müslüman olarak Yaratılmışı sorgulama hakkını kendimde buluyorum. Fakat işte bazı noktlar var ki onlar için Somut kanıt göstermek mümkün olmaz. Bence Yorum farklılıkları da burdan doğuyor. İşte sizler bu noktada Alevi oluyorsunuz ve sizin Pirleriniz farklı şeyler aktarıyor. Bizler Sünni oluyoruz bizim Mürşid'lerimiz farklı şeyler anlatıyor. Hangisinin doğru olduğunu burda tartışamayız elbet. Çünkü bu muhterem zadlara yapılmış bir saygısızlık olur. Herkesin kendi doğrusuna çekilmesi gerektiği nokta da budur bence. Hepimiz aynı düşünüyor olsaydık yaratılmış olmamızın bir anlamı olur muydu?


Sevgili Hüseyin kardeşim senin söylediklerine gelince. Sa’d bin Ebi Vakkas ın Oğlu Ömer (Emevi-Ümeyyeoğulları Kumandanı Muaviye Taraftarı) ile Ömer bin Hattab(Hz.Ömer) Aynı kişiler değildir. Önce bunu herkes bilmesi ve karıştırmaması için bi yazayım. Bu Kişi(Ömer bin S'ad) Savaş sırasında ne kadar sağduyulu davranmaya çalışsada Yezidin maşası olmaktan kurtulamamıştır. Ben savunurken bu Ömerin haklarını savunmadım. O konuda ortada bir yanlışlık olduğu konusunda sizinle hemfikirim zaten.

İyi forumlar dilerim
Son Düzenleme: 11/05/2011, 17:28, Düzenleyen: Emre01.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.