Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım gaf mı yaptı? Alevileri övdü mü, övmedi mi, kaş yaparken göz mü çıkardı bilinmez ama biz şu sözünü anlamadık:
"Hızır Paşalar, Şeyh Bedrettinler ve Nesimiler geldi geçti. Ancak gönüllerde taht kuranlar zalimler değil, Hacı Bektaşlar, Ahi Evranlar oldu, Pir Sultanlar oldu."
Yıldırım, anlaşılan Aleviler'in 7 ulu ozanından biri olan Nesimi'yi zalim olarak biliyor, yine Aleviler'in değer verdiği Şeyh Bedrettin'e de zalim yaftası yapıştırıyor. Bununla da yetinmiyor Hızır Paşa ile aynı kefeye koyuyor. Öte yandan Pir Sultan'ı, Hacı Bektaşı överek Alevilerin gözüne girmeye çalışıyor.
Yine aynı konuşmasında bakan, "İlla siyaset yapacaksak, bizim siyasetimiz Muaviye siyaseti değil, Hz. Ali siyasetidir" diyerek göz boyamaya çalışıyor. Sizce inanmak olası mı?
Eğer bakan bu ayrımı bilmiyorsa, aşağıdaki yazımızı okumasını tavsiye ediyoruz.
Tabi önce Bakan Yıldırım'ın açıklamaları
Bakan konuştu : Bizim siyasetimiz Muaviye siyaseti değil!
Erzincan'da kahvaltıda Alevi vatandaşlarla bir araya gelen Bakan Yıldırım, 'İlla siyaset yapacaksak, bizim siyasetimiz Muaviye siyaseti değil, Hazreti Ali siyaseti olur." dedi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 'Bu vatan için genç, yaşlı, kadın erkek, el ele, kol kola birlikte mücadele ettik. Çanakkale'de 100 bin şehit verdik' dedi.
Yıldırım, gezi ve incelemelerde bulunmak için geldiği memleketi Erzincan'da ziyaretlerine devam etti. Erzincan Şeker Fabrikası Sosyal Tesislerinde düzenlenen kahvaltıda Alevi vatandaşlarla bir araya gelen Yıldırım, yaptıkları toplantının siyaset için değil, bir arada olmak ve özlem gidermek amacıyla yapıldığını belirtti.
Yapılan etkinliği 'bir dost meclisi' olarak nitelendiren Bakan Yıldırım, 'İlla siyaset yapacaksak, bizim siyasetimiz Muaviye siyaseti değil, Hazreti Ali siyaseti olur. Bizim kim olduğumuzu başkalarının anlatmasına gerek yok. Biz, birbirimizi bu topraklarda bin yıl boyunca nasıl anlayıp, nasıl birlikte yaşadıysak şimdi de aynı şekilde yaşıyoruz' diye konuştu.
Tarih boyunca Anadolu'da birçok olayın yaşandığını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:
'Hızır Paşalar, Şeyh Bedrettinler ve Nesimiler geldi geçti. Ancak gönüllerde taht kuranlar zalimler değil, Hacı Bektaşlar, Ahi Evranlar oldu, Pir Sultanlar oldu. Hazreti Peygamber ve Hazreti Ali'nin adını gönüllerinde yan yana yazanlar var. Bu toprakların nasıl vatan olduğunu hepimiz biliyoruz. Çanakkale'de bunu yaptık, Sakarya'da biz bunu yaptık. 7 cephede düşmana karşı birlikte istiklal mücadelesini verdik ve bu toprakları kendimize vatan ilan ettik. Bugün de istikbal, gelecek mücadelemizde aynı çalışmayı birlikte yapıyoruz.'
Bugün Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 94. yıl dönümünün de kutlandığını anımsatan Bakan Yıldırım, 'Bu vatan için genç yaşlı, kadın erkek, el ele, kol kola birlikte mücadele ettik. Çanakkale'de 100 bin şehit verdik. Bu ülkeyi bize vatan yapan şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun' dedi.
Toplantıya katılanlar adına konuşan Alevi dedesi Ahmet Uğurlu ise Alevilerin şimdiye kadar gelen hükümetler tarafından hep ihmal edildiğini ileri sürdü. Uğurlu, 'Büyüklerimizin bu yemekli toplantıyı tertip etmesi, fikirlerimize başvurması, birlik ve beraberliğin sağlanması bizleri gerçekten memnun etmiştir. Bu etkinliğe katılanlara ve başta bakanımız olmak üzere herkese saygılarımı sunuyorum' diye konuştu.
Konuşmasının sonunda Ahmet Uğurlu, Alevi ve Sünniler arasındaki birlikteliği anlatan bir şiir okudu.
BAKAN YILDIRIM'I BİLGİLENDİRECEK YAZI
NESİMİ KİMDİR?
Alevilerin 7 ünlü ozanından biri olarak bilinen Seyyid Nesimi'nin hayatı hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte doğum tarihinin 1339-1344 yılları arasında olduğu, idamının da 1417 veya 1418 yılında olduğu tahmin edilmektedir. Şiirlerinde Hallac-ı Mansur'u andıran ifadeler (Enel Hâk inancı) kullanmasıyla idarecilerin tepkilerini üzerine çok çekmiştir.
Nesimi'nin yaşadığı dönemde Azerbaycan'da Fazlullah Naimi'nin (1340-1394) kurucusu olduğu Hurufilik hareketi geniş ölçüde yaygınlaşmıştı. Nesimi Naimi'den öğrendiği Hurufiliği kabul etmiş ve bu tarikat uğrunda mücadele etmiştir. Diğer hurufilere olduğu gibi Nesimi de takip edilmiş ve 1417'de Halep'de derisi yüzülerek öldürülmüştür. Ayrıca öldürüldükten sonra derisini omzuna alıp 7 kapıdan aynı anda çıktıgı söylenmektedir...
ŞEYH BEDRETTİN KİMDİR?
Hayatı hakkında bilinenler büyük oranda torunu Hafız Halil'in yazdığı Menakıbname'ye dayanır.
Günümüzde Yunanistan topraklarında bulunan Simavna kasabasında doğmuştur. Kesin doğum tarihi bilinmemekle beraber çeşitli kaynaklarda 1358, 1359 veya 1365 olarak verilir. Menakıbname'ye göre babası Endülüs'ten İslam Uleması diye gelmiş kendisini ustaca Müslüman Türk olarak kabul ettirmiştir. Daha sonra Simavna kadısı olur. Annesi Rum asıllı bir Hıristiyan iken Müslüman olan Melek Hatun'dur. Edirne'nin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra ailesi ile buraya yerleşir.
Şeyh Bedreddin eğitimine Edirne'de babasının yanında başlar. Hocası Molla Yusuf sayesinde fıkıh ilmiyle tanışır. Hocası ölünce Bursa'ya gider, astronomi ve matematik alanlarında büyük şöhret kazanan Koca Efendi diye de bilinen Bursa Kadısı Şeyh Mahmud'den ders alır. Daha sonra Konya'da Feyzullah'tan mantık ve astronomi dersleri alır. Daha sonra dönemin İslam dünyasının ilim merkezi olan Kahire'ye gider.
Menakıbname'ye göre 8 Aralık 1382 tarihinde Yemen'e varır. Burada Memluk Sultanı Berkuk'un dostu ve danışmanı olan dönemin ünlü alimlerinden Ekmeleddin el-Bayburti'nin öğrencisi olur. Sultan Berkuk Bedreddin'i oğlu Ferec'in özel hocalığına tayin eder.
Sultan Berkuk'un sarayında geçirdiği üç yıl zarfında Hüseyin Ahlati ile tanışır ve düşüncelerinden etkilenir. Berkuk Bedreddin ve Ahlati'ye birer Habeş cariye sunar. Menakıbname'nin yazarı Hafız Halil'in babası İsmail'i bu cariyelerden biri olan Cazibe doğurur. Diğer cariye Mariye (Meryem) ise Ahlati'nin öğretisini özümsemiştir. Bedreddin, Mariye ile yaptığı konuşmalarda kendisini gülün dikeni gibi gördüğünü söyler: "Anı gül gördi vü kendüni diken". Ahlati Bedreddin'in tasavvuf yolunda yol göstericisi olur.
Hüseyin Ahlati bir süre sonra Bedreddin'i Tebriz'e yollar. Burada Anadolu seferinden dönen Timur'la karşılaşan Bedreddin, ilmiyle Timur'u ve maiyetini etkiler. Timur kendisiyle beraber gelmesini istese de Bedreddin bunu kabul etmez ve Kahire'ye döner.
Ahlati ölümünden hemen önce Bedreddin'i halifesi ilan eder. Ancak müritlerinin bazıları buna tepki gösterir. Bedreddin altı ay sonra Mısır'ı terk eder. Menakıbname bu ayrılışın sebebini Rumeli'ye dönme arzusu olarak gösterse de, müritlerin muhalefeti ve Mısır'ın içinde bulunduğu siyasi karmaşa da bu kararın sebeplerinden olabilir.
Bedreddin önce Halep'e sonra Karaman ve Germiyan Beyliklerinin topraklarına gider. Gittiği yerlerde tanınmaktadır. Buradan Menderes Vadisi boyunca ilerleyerek Aydın'a gelir. Menakıbname'ye göre, yolu üzerindeki Nizar köyünde en önemli müritlerinden Börklüce Mustafa ile tanışır. Daha sonra Tire üzerinden İzmir'e geçer. Menakıbname'de İzmir'den, Hıristiyan nüfuslu Ceneviz hakimiyetindeki Sakız Adası'na geçtiği anlatılır.
Kütahya ve Domaniç üzerinden Bursa'ya yaptığı yolculuğu sırasında Sürme köyünde diğer önemli müridi Torlak Kemal ile tanışır. Gelibolu üzerinden Trakya'ya geçer ve Edirne'ye ulaşır. Kahire'den Edirne'ye kadar gittiği her yerde müritler toplamıştır. Birkaç ay sonra Bursa ve Aydın'a tekrar gider, sonrasında yedi yıl Edirne'de kalır.
Bu sırada Osmanlı Devleti Fetret Devri'ndedir. Şeyh Bedreddin Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu yönetim bunalımı içinde Mehmet Han'ı desteklemiş ve kazaskeri olmuştur.Bir ihanettinden yada suçundan dolayı ailece İznik'e sürülmüştür.Sürgün olduğu sırada eski mürüdleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal'in ayrı ayrı yerlerde (Aydın ve Manisa) 1.Sultan Çelebi Mehmed'e karşı ayaklanma hazırlamıştır.Şeyh Bedrettin üç ayrı yerde birden mürüdleriyle birlikte ayaklanma çıkartmıştır.Börklüce Mustafa, Karaburun'da Beyazıd Paşay'la çarpışırken öldürülür ve isyan bastırılır.Torlak Kemal de Manisada yakalanır ve burada asılarak idam edilir.Sultan Mehmet isyanların başındaki kişi olarak gördüğü Şeyh Bedreddin'i Edirne'ye varamadan ele geçirir. Bir heyet tarafından yargılanan Bedreddin'in, malı ve ailesi korunmak şartıyla idamına karar verilir. Serez çarşısında asılır ve burada defnedilir. Ölüm tarihi çeşitli kaynaklarda 1416 veya 1420 olarak verilir. 1961'de kemikleri, Divanyolu'ndaki II. Mahmut Türbesi haziresine defnedilmiştir.
HIZIR PAŞA KİMDİR?
Halk arasında ağızdan ağıza yayılan efsaneye göre, Pir Sultan´ın tekkesinde yetişen Hızır bir gün ´Ya pirim himmet edin gideyim, okuyup büyük adam olayım, şu bozuk düzenekarşı çıkayım´ der. Pir Sultan çevresindekilere, ´Hızır can gitmek için himmet ister ama korkarım gün gelir döner katlimize ferman getirir´ der. Aradan yıllar geçer ve Hızır derviş, Osmanlı´nın bir paşası olarak, elinde Pir Sultan Abdal´ın ölüm fermanı ile geri döner ve onu astırır...
Hakkında çok fazla rivayet olan Hızır Paşa'nın kimliği hakkında net bir görüşe varılmış değil ancak geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalar, Hızır Paşa'nın gerçekten de varolduğunu ve Sivas'a Beylerbeyi olarak atandığını ortayak koyuyor.
Atatürkcüyüm diyorlar,Atatürkcü düsünceye karşı yapmadıgını bırakmıyorlar. Demokratım diyorlar demokrasiyi katlediyorlar. Mahzuni Serif'e ve onun yapıtlarını dinleyenlere yapmadıklarını bırakmadılar secim otobüslerinde onu seslendiriyorlar.İcerigini bilmeden anlamadan. Hele biri cıkmış,"yigit muhtaç olmus kuru sogana" diyor sanki ben muhtac ettim gibi..... Sana diyor sanaa. Mahsuninin "sap yeyip saman bırakan"nını calıp söylemek en dogrusu.
Ne bilir allahın akp,lisi nesimiyi seyh bedrettini laf ola beri gele iste, iki tane alevi oyu calarmıyım diye manevra yapıyor,sizin gibilerine sivri zeka derler,gerci bununda manasInI bilmezsiniz ya.
alıntıdır
Alevileri övdü mü, yerdi mi?
Konu Sahibi / Yazar
PELİN
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
2
Okunma / Görüntüleme
3952
Alevileri övdü mü, yerdi mi?
Alevileri övdü mü, yerdi mi?
Yıldırım, anlaşılan Aleviler'in 7 ulu ozanından biri olan Nesimi'yi zalim olarak biliyor
derisi yüzülen bir zat zalım safında mı yer alır acaba mazlum safında mı? bunu idrak edememek hele hele bir bakana hiç yakışmıyor bu nasıl bir gaf böyle özürü kabahatinden büyük
derisi yüzülen bir zat zalım safında mı yer alır acaba mazlum safında mı? bunu idrak edememek hele hele bir bakana hiç yakışmıyor bu nasıl bir gaf böyle özürü kabahatinden büyük
İnsan isen yola gel
Bülbül isen güle gel
İkilik yoktur bizde
Kafir isen dine gel
ZÖHRE ANA
Bülbül isen güle gel
İkilik yoktur bizde
Kafir isen dine gel
ZÖHRE ANA
Alevileri övdü mü, yerdi mi?
PELİN yazdı:Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım gaf mı yaptı? Alevileri övdü mü, övmedi mi, kaş yaparken göz mü çıkardı bilinmez ama biz şu sözünü anlamadık:
'Hızır Paşalar, Şeyh Bedrettinler ve Nesimiler geldi geçti. Ancak gönüllerde taht kuranlar zalimler değil, Hacı Bektaşlar, Ahi Evranlar oldu, Pir Sultanlar oldu. Hazreti Peygamber ve Hazreti Ali'nin adını gönüllerinde yan yana yazanlar var. Bu toprakların nasıl vatan olduğunu hepimiz biliyoruz. Çanakkale'de bunu yaptık, Sakarya'da biz bunu yaptık. 7 cephede düşmana karşı birlikte istiklal mücadelesini verdik ve bu toprakları kendimize vatan ilan ettik. Bugün de istikbal, gelecek mücadelemizde aynı çalışmayı birlikte yapıyoruz.'
Toplantıya katılanlar adına konuşan Alevi dedesi Ahmet Uğurlu ise Alevilerin şimdiye kadar gelen hükümetler tarafından hep ihmal edildiğini ileri sürdü. Uğurlu, 'Büyüklerimizin bu yemekli toplantıyı tertip etmesi, fikirlerimize başvurması, birlik ve beraberliğin sağlanması bizleri gerçekten memnun etmiştir. Bu etkinliğe katılanlara ve başta bakanımız olmak üzere herkese saygılarımı sunuyorum' diye konuştu.
Konuşmasının sonunda Ahmet Uğurlu, Alevi ve Sünniler arasındaki birlikteliği anlatan bir şiir okudu.
alıntıdır
Seyid Nesimi: Birinci yaşamı Ankara'da Abalı Sultan Mehmet Ali'dir.
İkinci yaşamı: Seyid Nesimi
Nesimim der derilerim yüzdüler
Hü çekipte şamarımdan bezdiler
Yaralar tuz döküpte tezdiler
Yaremin melhemi ALİ'dir ALİ
Mürşit eteğinden tutmuşum baki
Hakimler hakimi sen kerem kani
Yalancı dünyada kim kalmış baki
Koymayıp götüren ALİ'dir ALİ
Keremi Habibim Beytullah yolu
Kerbela köyleri şehitle dolu
Fatıma ZÖhre'nin Üseyin oğlu
Yakanda yaktıran ALİ'dir ALİ
Mustafa atası ALi babası
Allah'tan okunur şahın selası
Şeytanla gezerse bulur belası
buldurur yolunuda ALİ'dir ALİ
Adem oldum Vekli ile daşlandım
Gül oldumda gül ağacın da aşlandım
Et olmuşum tavalarad haşlandım
götürüp haşlayan ALİ'dir ALİ
Muhammed Mustafa Velidir Veli
Şahımerdan oğlu Ali'dir Ali
Her yerde bulunmaz nütüfu demi
Söyleyen söyleten ALİ'dir ALİ
Öldürür adamı diriltmez Allah
Giydirir kefeni hem vallah billah
Teneşir tahtası yücedir salah
Gün gelir selan okunur eyvah
ZÖHRE ANA sözüme kulak verecek
İyi kötü günler birgün bitecek
yükleyen yükünü nere gidecek
Sermayesi yoktur nasıl edecek
Mehtaptaki Erenler sayfa:258
İstanbul Haydarpaşa'daki Haydar Paşa türbesi diye geçen türbe Seyid Nesimi'nin oğludur...Bir haşa haşa zalimin oğlunu hiç bir kuvvet koca Haydarpaşa'dan kaldıramamış ne ilginç değil mi!!!
İşte Nesimi böyle bir Nesimi'dir...
Nitekim Şeyh Bedrettin de evliyadır.
İnsanlar; Osmanlı'nın zulmüne başkaldıranları,HAK yolunu canı pahasına savunanları, Kendi gibi düşünmeyip, olmayanları zalim olarak görebilirler oysaki Allah tarafından gönderilen HAK evliyalarıdır bunlar...
Altının değerini sarraf,Derviş'in değerini Allah bilir...
Hınzır Paşa ,Pir Sultan'ı astıran Osmanlı Paşasıdır.
Gelelim dedeye , Alevi toplumuna da zaten böyle dedeler lazım!!! !
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)