You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilerden kampanya: ’12 fidandan bir ulu ormana’

Alevilerden kampanya: ’12 fidandan bir ulu ormana’

Administrator
Alevilerden kampanya: “12 fidandan bir ulu ormana”
Açıklama şöyle:


Doğa, bize sunmuş olduğu imkan ve olanakları geri isteme hakkına sahiptir, tıpkı
Hak’ın bizlere vermiş olduğu canı alması gibi. Bizler üzerinde yaşamış olduğumuz gezegen, kara
parçası, coğrafya, doğa ve çevreye karşı sorumluyuz ve bu sorumluluğumuzun bir ödevi olarak
bize hayat ve yaşama imkanı veren mekana karşı saygılı ve ölçülü davranmalıyız. İçinde ve
üzerinde yaşamış olduğumuz doğaya karşı tahrip, talan, yıkım, kesim vb. şekilde yaklaştığımızda
verdiği ve sunmuş olduğu imkan ve olanakları verdiği gibi ve bazen de verdiklerini toptan: sel,
heyelan, tufan vb. afetler ile geri alır. Bizler toplum olarak meselenin bu kısmını genelde göz
ardı ederiz veya görmezden geliriz ve bu nedenle de yaşamış olduğumuz bölge/yörede bulunan
doğal çevredeki flora ve faunaya karşı çok acımasız ve saygısız davranıyoruz. Kim bilir, belki de
tahrip ve talan edilmiş bir coğrafya parçasını kendi elimiz ile inşa ediyoruz. Örneğin, Yale
Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, dünya üzerindeki ağaç sayısı 3.04 trilyon olarak
belirtilirken; kişi başına 422 ağaç düştüğü ancak dünyanın daha fazla ağaca sahip olması
gerektiği ifade edilmektedir. Ve aynı zamanda, ilk uygarlıkların 11 bin 700 yıl önce ortaya
çıkmasından bu yana yeryüzündeki ağaç sayısının, yüzde 46 oranında azaldığına dikkat
çekilmektedir.

Bizler Alevi Bektaşi toplumu olarak yüzyıllardan beri farklı toplulukların bir arada
yaşadığı, farklı ayin ve dini biçimlerin kendini yeniden var ettiği özgün bir bünyeyi dağ, tepe,
taş, kaya; göl, akarsu, dere, küçük su gözeleri; ağaç, koruluk, küçük orman alanları; dağların
tepelerinde, dere boylarında, geçit yerlerinde bulunan baba, dede, sultan, er evliya türbeleri vb.
mekânlar inanç ve itikadi bakımdan insanlar tarafından derin anlamlar yüklenerek dinsel
bağlamda belli bir aidiyet bağı ile korumaya çalışmaktayız. Kutsallık aidiyeti ile yeşeren
umutların itikadıyla bazen bir evliya, türbeye, teberiğe ve ziyarete kurban ya da adak adamış,
bazen bir yatıra, ağaca, dağa ve tepeye delil uyarma niyetine çerağlar uyarmış, bazen de bir
erene, sultana, babaya, pire, mürşide deyiş, nefes, duaz ve gülbeng okutmuşuzdur.
Evet, artı ve eksileri ile bugüne kadar geldik fakat bundan sonrası için üzerinde
yaşamış olduğumuz ve hayatımızı sürdürdüğümüz doğa ve çevre bizlere, daha öncesinde olduğu
gibi aynı imkan ve olanakları sunmayacak gibi duruyor. Çünkü bizler toplum olarak doğadan
aldıklarımızı bir borç, bir emanet bilip ve ödevimiz gereği vermesini öğrenemedik. Bizler, nüfus
olarak %80’e yakın bir oranda yaşamış olduğumuz kentlerde doğa, çevre, park, yeşil alan,
ormanlık alanlara çok uzak kaldık, neredeyse yeşil alandan oluşan bir doğa parçasına
yabancılaştık. Yaşamış olduğumuz kent, mahalle veya semtler beton, çimento, hafriyat, inşaat
sahası vb. yerlerden geçilemez bir hal almıştır. Bu durum belki bugün için geçici bir çözüm
olarak görülebilir ancak insanlığın ve doğanın geleceği için pek parlak bir tablo olarak
tanımlamak mümkün değildir. Bu nedenle yarınlar için, çocuklarımızın geleceği için, daha
sağlıklı bir doğa ve çevre için, yaşanılabilir bir dünya için ve üzerinde yaşamış olduğumuz
gezegene saygı için belki tam bir çözüm olmayabilir ama en azından elimizde geldiği kadarıyla
fidan dikimi yapmalıyız.

Çünkü ağaç yeşermeyi, canlanmayı, yeniden doğuşu, verimliliği, tükenmez
yaşamı, ölümsüz hayatı; yorulmadan yaşayan; yeni doğanların koruyucusu, destekçisi ve bekçisi;
dalları, yaprakları, kökleri ve meyveleri ile yeniden üreten; yaşayan gerçekliğin, diri bir hayatın
ve yenilenmenin ifadesidir ve aynı zamanda bolluk, şans ve mutluluğun sembolü ve aynı
mekanda bilgeliğin, ululuğun, kutsallığın, koruyuculuğun, kerametin simgesidir.
Alevi Bektaşi inancına göre şayet bir can rüyasında fidan diktiği görürse yaşadığı
haneye bir çocuğun geleceğine inanılır. Biz istiyoruz ki yeni doğan çocukların beşiği yeşil
dallardan ve yapraklardan yapılsın; geleceği ve hayatı temiz bir doğa ve çevrede, ağaç ve
fidanların içinde, tahrip ve talan edilmemiş bir coğrafyanın mekanında geçsin. Yaşanılabilir bir
dünyayı çocuklarımıza vaat etmezsek yarın başta çocuklarımız ve Yol olmak üzere üzerinde
yaşamış olduğumuz gezegen bizden davacı olur. Bu davadan kendi yakamızı kurtarma adına
değil de geleceğimiz ve doğadan ödünç aldıklarımıza karşın bir borç ve ödev olarak bundan
böyle gözlerini dünyaya açan her çocuk için en az 12 fidan dikilmesine’

Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişin’i
Veliyettin Hürrem ULUSOY

kırmızıhaber.com






[COLOR=#535353]
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.