You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviler Ve Turna Kuşu

Aleviler Ve Turna Kuşu

Posting Freak
Aleviler Ve Turna Kuşu
Ali karul yazdı:5-Yorumumu yapayım hz ali hiçbir zaman alevi piri olmadı o müslümandı ,müslüman öldü ,müslümanlık için savaştı.

Pirlerin deyişlerindeki Şahımerdan kimdir?
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Posting Freak
Aleviler Ve Turna Kuşu
[quote=Ali karul]______________

Sevgili bilim

Kendin çalıp kendin oynamışsın

Sevgili arkadaşım aynı şekilde Bizanslılar çalmış, sen oynamışsın... Smile

1-Ben velayetnameyi kaynak göstermedim hiçbir yerde

Doğru, yanlızca Bizans kaynaklarını gösterdiniz... Smile

2-Her yazılı kaynagı gerçekleri yazıyor diye dogru kabul etmedim.

O da doğru. Yanlızca Bizans kaynaklarını gerçekleri yazıyor diye doğru kabul ediyorsunuz... Neden acaba? Smile

3-Sizin yaptıgınız gibi tarih boyunca aleviligi biryerlere baglamaya çalışanlar tabiki oldu,bunda şaşılacak ne var.

Mesela Erdoğan Çınar ve Bizans kaynakları gibi... Smile

4-Anlattıgınız hikayenin ayaklarının havada oldugunu belirrtigim için durumu kurtarmaya çalışmışsınız,ama pek başarılı olamamışsınız,sanki yazdıklarınızı ben yazdım.:woow:

5-Yorumumu yapayım hz ali hiçbir zaman alevi piri olmadı o müslümandı ,müslüman öldü ,müslümanlık için savaştı.

]Seneryo yazarı; Erdoğan çınar...
Bu seneryoyu yazarken yardımlarını esirgemeyen yalan yanlış tarih yazmış kaynak sahiplerine minnettarız. Özellikle Bizans kaynaklarına şükran borçluyuz... Smile

6-Yazılı kaynakların Güvenilirligini bir kenara bırakın sizin gibi her söyledigini zöhreanaya dayandıran biri için ,hanisinin dogru hangisini yanlış oldugunu sorgulama gereksiz olur .

Sorgulanamıyacak tek kaynak vardır; O da Bizans kaynaklarıdır... Smile

]Ah kahpe Bizans ah... Yıllarca sinsice Türkü Türk'e düşürdün durdun... Şimdi de İnsanlarının inançlarını kullanarak beyinlerini mi zehirliyorsun? Sad

...


Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Administrator
Aleviler Ve Turna Kuşu
Alıntı:Yorumumu yapayım hz ali hiçbir zaman alevi piri olmadı o müslümandı ,müslüman öldü ,müslümanlık için savaştı.

Sayın Karul Türk Tarih Araştırmacısı Emel Esin'in Alevilik ve türk tarihi ile ilgili bir araştırması var okudunuzmu?

Okumadıysanız okumanızı öneririm. Orada geçmiş ile ilgili kanıtlarıyla çok bilgiye ulaşacaksınız.

Kısa bir Pragraf Yayınlayayım sanırım size cevap olacaktır.


Coğrafyacı Abu Dulaf'ın (941-942) Anlattıklarına Kulak Verelim

Hazar denizinin güneyinde ve doğusunda, İran'ın kuzeyinde, Ortaasya bozkır ve kentlerinde yaşayan çok sayıda Türk toplulukları Ortodoks ya da Heterodoks İslamlıkla karşılaştıklarında, çok çeşitli dinlere mensuptular. Budizm, Zerdüşt-Mazdek, Manikheizm, Nestorianizm-Hristiyanlık, Musevilik'ten tutunuz, Şamanizm, Çoktanrıcılık-Doğa güçlerine inanma, Fetişizme ve Animizm'e kadar geniş inanç yelpazesi altındaydılar. Bu yelpazenin tümüyle kalkması birkaç yüzyılı alan bir süreç içinde gerçekleşti. Yani, resmi Türk tarihlerinin yazdığı gibi ``Türkler 10.yüzyılda toplu halde İslam dinine'' girmediler.

Heterodoks İslamlık, Emevi ve Abbasi Orthodoks İslam yönetiminin ezeli muhalifi Ali soyundan gelenler ve yandaşları tarafından - mutasavvıflar da buna dahil - taşınmış, yerleşik ve göçebe Türk toplulukları arasında Ehlibeyt-Ali inancı, yani Alevilik olarak geniş kabul görmüştür. Bu yeni inançla karşılaştıklarında, hakan, kağan, yabgular başkanlığındaki Türk toplulukları federasyonlar halinde, öz-törelerle yaşıyorlardı.

Emel Esin, Bizi burada ilgilendiren ilk ``Alevi Türkler'' betimlemesidir.

Makalede, arkeolojik kazılarda ele geçirilen mezar heykelciklerinin ya da insan resimlerinin ve minyatürlerdeki figürlerin ortaya koyduğu tiplemeler, 10. yüzyıl Arap gezgini Abu Dulaf'ın bazı bölgelerde karşılaşıp, tasvir ettiği Alevi toplulukların giyim-kuşam ve görünümleriyle karşılaştırılmakta, diğer çağdaş Arap tarihçilerin verdikleri özgün bilgiler özetlenmektedir. Veriler, yalnız sözlük değil bugünkü anlamıyla ilk ``Alevi'' Türkler, kavram ve tanımlamalarıyla birlikte, bazı gerçekleri ilk kez su yüzüne çıkarmaktadır.

Yahya bin Zeyd'den (ö.743) başlayarak Ebu Müslim yandaşları, Abbasilerin siyah rengine karşı ``beyaz bayrak'' altında toplanarak ayaklanmış ve ``Beyaz giyimliler'' ya da ``Müslimiyye'' adıyla heterodoks İslam (Alevi) toplulukları olarak oldukça güçlenmişlerdir. Makdısi'ye göre, onun adlandırmasıyla bütün Transoksian'ı kapsayan ``Hayatila ülkesinde'' çok sayıda ``Beyaz giyimliler'' vardı.

Hayatila'da şu eyaletler bulunmaktaydı: Buhara, Usrusana, Nasaf, Kes, Sas (Taşkent), Fergana (Uzkend), İspicab (Sayram), Ilak. Bütün bu bölgelerde Müslüman Türk halkları yaşıyor ve Türk hanedanlar tarafından yönetiliyorlardı. (Emel Esin, Turcica XVII, s.11-12, dpnt.12, 13, 14)

Afşin hanedanının Usrusana sarayındaki duvar resimleri, kesinlikle Manicheist betimlemeler değildir. Bunların dışında, Ahangaran ırmağı boyunca sıralanmış bulunan eski Oğuz kentlerinde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ortaya çıkartılan, açılan çadır biçimindeki kubbeli ve kemiklikler (Ossuarium) ihtiva eden anıtsal mezarlar önemlidir. Bu çeşit ölü gömme bölgesel modelinin, Ortaasya'nın güneybatısındaki bölgelerde yaşayan Türklere özgü olduğu bugün açık biçimde kabul edilmektedir. Bu mezarlarda bulunmuş olan bir mezar heykelciği (M.E.Masson, Axsengeran, Taşkent-1953, res.20-21), özellikle bölgenin sakalsız fakat bıyık taşıyan insan tipinin örneğidir.

Bu tipin Uygur çağındaki Mani dini rahibi tipleriyle hiçbir benzerlik yoktur. (karş. Bahaeddin Ögel, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, 3.baskı, Ankara-1988, lev.35, 36, 37) Emel Esin'in kendi sözleriyle; ``Bu tip 10.yüzyılda Halife Ali'yi aşırı sevip sayan (Alevi) Türklerin betimlerini çağrıştırmaktadır. `Alevi' Türkler tanımlamasını ilk kez, 10.yüzyıl gezgini Abu Dulaf'ın kullandığı bilinir.'' (Emel Esin, Turcica XVII, s.12)

Abu Dulaf Misar bin Muhalhil, Samaniler devletinin (Samanoğulları) en güçlü hükümdarı Nasr bin Ahmed'in (914-943), saltanatının son yıllarında Çin'e elçilik göreviyle gönderdiği kişidir. Abu Dulaf'un bu seyahatının ayrıntılı raporu günümüze ulaşmıştır. Bu devlete altın çağını yaşatan Nasr bin Ahmed'in en büyük şansı Abu Abdullah el-Ceyhani gibi bir başvezire sahip bulunmasıydı. Ceyhani, yetkin bir yönetici olduğu kadar, tanınmış bir coğrafyacı ve bilgindi. 922'de seyahati sırasında İbn Fadlan'ı karşılayıp, çocuk yaştaki hükümdar Nasr bin Ahmed'in huzuruna çıkartan Ceyhani, (İbn Fadlan, agy, s.10-11) kuşkusuz, kendisi gibi bilgin ve coğrafyacı olan Abu Dulaf'ın gezilerini de hazırlamıştı.
Abu Dulaf'ın yaptığı iki seyahatla ilgili yapıtı, iki coğrafya risalesi olarak tanınır. Ortaasya Türk kabileleri arasında, Çin ve Hindistan'da 941-943 yıllarında yaptığı gezileri anlatan birinci bölüm, Yakut'un (ö.1229) yapıtının bünyesi içindedir. (Mudjam al Buldan III, s.445-458) Abu Dulaf ikinci gezisini İran'ın kuzey ve batı bölgelerinde gerçekleştirmiştir. (The Cambridge History of İran Vol.IV, s.141- 143; V. Minorsky, Abu Dulaf Misar bin Muhalhil's Travels in Iran, Cairo-1955, s.14-15)

941-42 yılı içerisinde Çin'e doğru yola çıkmış olan Abu Dulaf, Tibet'e ulaşmadan önce, Bagraç'lar bölgesine gelmek için çeşitli Türk boylarının yaşadığı ülkelerden geçti. Keçe giyimli, sakalsız fakat bıçak vurulmamış pos bıyıklarıyla dikkati, çok iyi ata binen ve savaşçı olan bu Türkler (Bağraçlar), Yahya bin Zeyd'in bir oğlundan gelen bir Ali soylu tarafından yönetiliyorlardı.

Abu Dulaf onların, içinde şehit Zeyd bin Zeynelabidin için yakılmış ağıtların da yer aldığı, tevil edilmiş, Sünni İslama aykırı bir Kuran sakladıklarını, Arabların asıl kıralı olarak Zeyd'i tanıdıklarını ve tanrısallığın Ali'de cisimlendiğine-vücut bulduğuna inandıklarını yazmaktadır. Yine onun anlattıklarına göre bu ``Alevi Türkler'', Ali'nin indiği ve tekrar geri döndüğü gökyüzüne doğru avuçlarını açıp, bağırarak dua etmekteydiler. (Yakut, Mudjam al Buldan: III, Beyrut-1376, s.441-442.; Z.V.Togan, İbn Fadlans Reisebericht, Leipzig-1939, XXIV.)

Okumanı öneririm Tarihe ışık tutan bir kaynak.
Senior Member
Aleviler Ve Turna Kuşu
Ali karul yazdı:______________




Sevgili bilim

Kendin çalıp kendin oynamışsın




1-Ben velayetnameyi kaynak göstermedim hiçbir yerde

2-Her yazılı kaynagı gerçekleri yazıyor diye dogru kabul etmedim.

3-Sizin yaptıgınız gibi tarih boyunca aleviligi biryerlere baglamaya çalışanlar tabiki oldu,bunda şaşılacak ne var.

4-Anlattıgınız hikayenin ayaklarının havada oldugunu belirrtigim için durumu kurtarmaya çalışmışsınız,ama pek başarılı olamamışsınız,sanki yazdıklarınızı ben yazdım.


5-Yorumumu yapayım hz ali hiçbir zaman alevi piri olmadı o müslümandı ,müslüman öldü ,müslümanlık için savaştı.


6-Yazılı kaynakların Güvenilirligini bir kenara bırakın sizin gibi her söyledigini zöhreanaya dayandıran biri için ,hanisinin dogru hangisini yanlış oldugunu sorgulama gereksiz olur .


Kısaca anlattıgınız hikayenin devamı olmuş sizi kutlarım .

1. Ben de size şu anda Velayetnameyi kaynak gösterdiniz demedim zaten. Ancak bundan önceki yazılarınızda bizden mutlaka yazılı bir kaynak talebinde bulunan sizdiniz.

2. Bunu kabul etmeniz gerçekten ileri bir adım.

Yani siz şimdi yazılı kaynakların da yanlış, çelişkili olabileceğini açıkça beyan etmiş oluyorsunuz...

Bu, ileri bir adım...

3. Biz bir yerlere bağlamaya çalışmıyoruz. Biz varolanı, yaşanılan gerçeği, o olayın içinde yaşayan 1. ağızdan, "orjinal kaynağından" öğreniyoruz. En azından sizin güvendiğiniz yazılı kaynaklar gibi çelişkilerle dopdolu olmadığı açık...

4. Hikayeye başlarken sizin güvenilir bulduğunuz "yazılı" bir kaynaktan alıntı olduğunu, yazılı bir kaynağa örnek verdiğimi defalarca vurguladığım cümleleri özellikle görmediğiniz artık aşikar...

5. Söylediğinizi kulaklarınız bir kere daha duymalı söylemeden önce...

5.1. Aleviliğin başlangıç noktası Hz. Ali'nin ta kendisidir. (ki bu bilgiyi Anadoludaki normal bir Aleviye tekrar etmeye dahi gerek yoktur. Her Alevi bunu bilir.)

5.2. Alevilik ile müslümanlık birbirinden ayrılamaz.

Alevilik her ne kadar zamanla bilgilerin sözel olarak dededen oğula aktarımıyla bir değişime uğradıysa da evliyalar sayesinde daima öz uygulamalarına geri döndürülmüştür. Günümüz Aleviliğine ulaşılıncaya kadar dilin zamanla değişimi gibi yöresel farklılıklar göstermiştir ancak öz her zaman aynı kalmıştır. Allah-Muhammed-Ali inancını yani Muhammed'i peygamber Ali'yi de Allah'ın arslanı, pirlerin piri olarak kabul etmesiyle de müslümanlığın, islamiyetin özüdür. Hz. Ali de kendisinden ayrılmaz olan Hz. Muhammed ve onun biricik ehlibeyti gibi hakiki bir müslümandır.

6. cık cık cıııık...

Tam tersi ben ve benim gibi Zöhre Ana'ya inanlar, bize dikte ettirilen "yazılı kaynaklar"ın yazılı olmasına sırtımızı dayayıp kaynakları sorgulamaktan kaçmak yerine, onları sorgulamış ki bu sorgulamada benim gibi üniversite mezunu olan bir çok arkadaşım gibi özellikle de eğitimimiz boyunca edindiğimiz "matematik, mantık" bilimlerini uygulamış ve Zöhre Ana'ya ulaşmış bulunmaktayız...

Şundan emin olun ki;

1. Önyargılarınızdan arınmadıkça (Yani referans noktanız, önyargılardan uzak başlangıç noktası olan (0,0,0) noktası olmadıkça)

2. Amacınız yalnızca ve yalnızca "doğruya, gerçeğe ulaşmak" olmadıkça

[BZöhre Ana'ya ulaşamazsınız...[/B]
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."

Mustafa Kemal ATATÜRK


Ali Rıza Bey babam ise
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana
M. K. ATATÜRK

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
Yunus Emre
Posting Freak
Aleviler Ve Turna Kuşu
Alıntı:
alirengi
İşte bende diyorum ki; bizim savunduğumuz fikirleride pirlerin nefeslerinde ve aktardıklarında var..
Hz. Ali'nin alevilik yolu içindeki anlamını bütün Pirler söylemiştir..Am a sizin islamiyet tarihinde bilinen Ali değil..
Ayrıca pirlerin seçme hakkı yoktur..Ona görev verilir o da görevini yerine getirir..Çalışı larak , bilmem neler yapılarak bu makama gelinmez..

denemişte elde etmiş biri varsa lütfen bizimle paylaşın..

http://www.zohreana.com/hayati.html

bu linki incelemenizi tavsiye ederim..

sevgiler can...
_______________ ___
-Ali Karul-

Sevgili alirengi

Pirlerin seçme hakkı yoktur görev verilir diyorsun ,Bende soruyorum alevi tarihinde böyle pir olan başka birisi varmı?

Sadece birtane örnek!!!

hiçbir vasfı olmayan insanların yazdığı saçma sapan ,yalan yanlış bilgilerin, sizinde Okuduğunuz kitapların doğruluk derecesine inanıpta,gerçek ve yaşayan evliyaların söylediği sözlere inanmamak ne kadar doğru.

Her yüzyıla bir maşuk gelir ve dönem dönemde evliyalar gönderilir,insanlara ışık tutsun,doğru yoldan ayrılmasın diye.

sen kaç tane evliya gördün,daha önce yaşayan evliyaların ne şekilde erdiğini biliyormusun.Tarih kitapları hangi evliyayı yeterince anlatmışki,mübareklerin yaşayışları,erme şekilleri değil sadece onları seven ,saygı duyanların kulaklarında kalan deyişleri günümüze aktarılmıştır.

Önemli olan Pir'lerin ne şekilde erdikleri değil,onların zaten PİR olmaları.Sen inansanda,inanmasanda.

Biliyorsan konuş feyiz alsınlar,bilmiyorsan tut dilini seni bir insan sansınlar....
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.