Eğitim-iş Aydın Şube Başkanı Şaban Özdemir Facebook hesabından paylaştığı mesajıyla Diyanete cevaplaması için sorular yöneltti.
] BENİM DE BİR KAÇ SORUM VAR.
] Çok muhterem ilim irfan sahibi din büyüklerim; Allah’ın selamı üzerinize olsun. Cehaletimi bağışlayın, sizler kadar engin bilgilere sahip değilim. Arapça bilmediğim için Kur’anı Kerimi okuyamıyorum. Ama defalarca Türkçe mealini okudum. Zeka meselesi kafam almadı, kavrayamadım.Eğer ki sizlere yük olmayacaksam beni aydınlatmanızı arzu eylerim.
Alevi ile evlenilmez demişsiniz, elhamdülillah Alevi ile evli değilim. Günahkarlıktan kurtuldum emrine binlerce şükürler olsun.Ancak daha bilmeyerek işlediğim günahlar var mı? Öğrenmek; dinimi iyi bir Müslüman olarak hatasız, günahsız yaşamak istiyorum. Yüce Allah’ın zavallı bir kulu olarak dinimle ilgili birkaç sualde ben sormak istiyorum. Dinen yanıtlamanız caiz ise, sabırsızlıkla yanıtlamanızı bekliyorum.
] Elimden geldiğince Allah’ın beğenip yarattığı herkese selam veririm. Ama sokağa çıktığımda kimin Alevi, kimin Sünni, kimin Müslüman, kimin Hiristiyan, kimin inançlı, kimin inançsız olduğunu bilip ayırt edecek kadar zekayı bana nasip etmemiş büyük Allah’ım.
] Acaba Alevi birine Allah’ın selamını verdiğim için günah işledim mi? Allah’ın gazabına uğrar mıyım?
] Öğretmenim sınıfımda Alevi çocuklar var, hiç birini ayırt de etmeden sınıfın her türlü olanaklarından Alevi öğrencileri de yararlandırıyorum. Acaba günah işliyor muyum? Vicdanım rahat çünkü asli görevimi yapıyorum. Yoksa hata mı yapıyorum? Eğer hata yapıp günah işliyorsam, Alevi çocukları tüm olanaklardan yoksun bıraksam, geçmişte yaptığım hataları telafi eder, günahlardan arınır, sevap kazanır mıyım?
] Alevi arkadaşlar, dostlar edindim. Zaman zaman karşılaşıyor el sıkışıyorum. Abdestli haldeyken ellerini tuttuğum için abdestim bozulur mu? Eğer abdestim bozulursa mutlaka karşılaşmışımdır. Elini sıktıktan sonra namaz kılmışımdır. Acaba abdestsiz namaz mı kılmış oldum? Yüce Rabbim bana günah yazar mı?
] Bu dostların evlerine gittim, sofralarına oturdum, yemeklerini yedim, iştahla. Yoksa yediğim yemekler bana zehir zıkkım mı oldu?
] Okulda zümre arkadaşlarım, nöbet arkadaşlarım, aynı komisyonda görev aldığım Alevi meslektaşlarım var. Yoksa bilmeyerek, istemeyerek günah mı işledim? Gerçi bu durumlar benim iradem dışında okul yöneticileri tarafından belirledi.Günah onların boynuna mı olur? Yoksa ikimiz mi paylaşırız?
] Günlerden beri içimi yiyip bitiren uykularımı kaçıran bir durum var, muhterem din büyüklerim: Siz Alevi ile evlenilmez dedikten sonra, Alevi ile evlenmek isteyen yakınlarım oldu. Bir aile büyüğü olarak bana sordular bende dürüst, namuslu, karekterli, ahlaklı vs vs olsun. İnsan olsun, hak hukuk adalet bilsin yeter demiştim.Acaba günah ortağı mı oldum? Günahkar mıyım? Yüce Rabbim bana günah yazmış mıdır?
] Sizin buyurduğunuza göre evlenen kadar vesile olanda aynı günahı işler sonucu ortaya çıkıyor. Şimdi o kurulmasına vesile olduğum yuvayı dağıtsam, boşanmalarını sağlasam günahtan kurtulur muyum? Yüce Rabbim beni affeder mi?
] İçki içmem, kumar oynanam, yalan söylelem, zina bilmem, Hak yemem, haram yemem, hırsızlık yolsuzluk yapmam; hatta yapanların amansız takipçisiyim.Kahveye gitmem,diskoları, barları bilmem.Tek eğlencem saz çalan birini bulunca, onunla birlikte birkaç türkü söylemek.Onu da genelde Alevi arkadaşlar iyi yapıyor.Bende zaman zaman içkisiz birkaç türkü söyledim, yoksa yine günahkar mı oldum?
] Halk müziğini severim, onu da çoğunlukla Alevi sanatçılar söylüyor. O müzikleri dinleyerek günah mı işledim? Dinlemeye devam edebilir miyim?
] Aleviler’in ’ eline, beline, diline hakim ol’ yaşam felsefeleri ,’ Bizim itlerimiz bile haram yemez’ söylemleri ; yüce dinimiz İslam’ın özünde olduğu için, insan olmanın temelini teşkil ettiği için çok sıcak gelmişti bana. Bu yüzden Alevilere hep adil, hak hukuk bilir; ’ilim Çin'de de olsa gidip alınız’ sözünü en iyi şekilde uygulayan, çağdaş insanlar olmaları nedeniyle içimde sempati oluştu. ’ Yaradılanı sevdik yaradan dan ötürü’ öğretisiyle sevdim Alevileri.Yoksa yine mi günahkar oldum?
Sizlerin açıklamalarını okuyunca içime kaygılar düştü günah mı işledim diye. Ama oruçluyken bilmeden bir şey yersen oruç bozulmuyor.Bilmeyerek sempati duyup, sevdiğim için günahlarım affolur mu?
] Yukarıda yaptıklarımı bilmeden yaptım dedim ya umarım günahkar değilimdir? Eğer ki günah işleyip günahkar olduysam; kaza namazları kılsam günahlarımdan arınır mıyım? Kaç rekat namaz kılmam gerekir? Eğer ki namaz kılarak affedilmeyecek kadar büyük günah işlediysem; yaptıklarımın her biri için bir Alevi öldürsem affolur muyum?
] Yine cehaleti mi bağışlayın muhterem din büyüklerim.Siz varken haddime değil ama; yarım yamalak bilgilerimle; alemlerin efendisi yüce peygamberimiz Muhammed (S.A.V) Hz.Ali’ yi sevdi. Sofrasına oturdu. Allah’ın selamını verdi. Kızını Hz.Ali ile evlendirdi. Sümme haşa Peygamber Efendimiz de mi günah işledi?
] Ben 610 yılında gökten inmeye başlayan Kur’anı Kerime, 610 yılında Peygamber olan Hz.Muhammed’e o zaman kabul edilen İslam’a inanıyorum. Kur’anı Kerimi son kutsal kitap, Hz.Muhammed’i son peygamber olarak biliyorum.Yoksa çok mu cahil kalmışım? Allah’tan, kitaptan,dinden, imandan bihaber miyim?
] Yoksa siz yeni Türkiye’nin yeni dinini mi anlatıyorsunuz? Yoksa yüce dinimiz 6 yaşındaki kız çocuğunun topuğundan, öz anasının bacağından tahrik olan, erkek çocuklara tecavüz eden, kaynanasına nikah düşüren, anasına , öz evladına tecavüzü meşru sayan ahlaksız sapıkların eline mi düştü?
] Bu insanlıktan nasibini almamış ahlaksız sapıklardan dinimizi kurtaracak mısınız?
] Sorularıma vereceğiniz yanıtları bekliyorum. Emek harcayacaksınız, şimdiden haklarınızı helal edin.Cehaletime bağışlayın haddim değil ,yine hoşgörünüze sığınarak bir tavsiyem olacak:
] Bu ahlaksızlar itlerine bile haram yedirmeyen Alevilerin tırnağı olamaz. Can kardeşliğinin , kan kardeşliğinin bozulduğu bu günlerde; bu sapık münafıklara dinin üzerinden ellerini çektirin.Din kardeşliğimizi bozmalarına izin vermeyin.
] Allah yar ve yardımcınız olsun,
] Allah’ın selamı üzerinize olsun,
] Allah’a emanet olun.
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
133
Okunma / Görüntüleme
707538
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Zerrin Özer "Erdoğan hayranlığını" anlattı Zerrin Özer, Sabah gazetesinin Günaydın ekinden Ömer Karahan’a konuştu.
Zerrin Özer, Sabah gazetesinin Günaydın ekinden Ömer Karahan’a konuştu. TRT Müzik’te program yapan Özer, verdiği röportajın uzun bir bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dair duyduğu saygı ve sevgiden bahsetti.
İşte o röportajdan ilgili bölüm:
’Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, dönemin Başbakanı iken yardım çağrısında bulunduğunuz ve TRT'de bu sayede program yaptığınız konuşulmuş ve bu durum çok tartışılmıştı...
Bu tartışmaları, beni ve sanatımı değersiz kılma çabaları olarak görüyorum. 40 yıldır şarkı söyleyen bir insanım. TRT'nin çıkardığı bir sanatçıyım. Ben ve benim gibi sanatçılar tabii ki bu ekranlarda program yapmalı. Cumhurbaşkanımız'a müteşekkirim, ciddi bir müzikseverdir kendisi. Kendilerinin döneminde program yapmaya başlamam, benim sanatıma gösterilen saygıyla bağlantılıdır. O güne kadar yapmamış olmam da önceki yönetimlerin ayıbıdır. Benim tek sermayem sesim. Buna kıymet veren herkes başımın tacıdır.
Her fırsatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı çok sevdiğinizi söylüyor, bunun için de tepki görüyorsunuz. Neler söyleyeceksiniz?
Cumhurbaşkanımız, insanları idrak eden ve o kadar iyi tanıyan biri ki... Değere değer veriyor. Ben hayatım boyunca insanlara hiçbir şekilde ne etnik kimlik, ne de herhangi bir şey olarak yaklaşmadım. Benim için sadece insan olması çok önemli ve yeterli. Keşke onlar da benim gözümden Cumhurbaşkanımızı görseler, benim tanıdığım şekilde tanısalar... Ben bu kadar vefalı, yakın, sıcak, hümanist bir insan görmedim. Ben Turgut Amca'mı (Özal) çok sevdim. Nurlar içinde yatsın. Bir de Sayın Erdoğan'ı çok seviyorum. Bu benim için nelere mal oldu biliyor musunuz? Bütün konserlerim durdu, Ege'de bütün konserlerim kalktı.
BU YAPILAN BÜYÜK HAKSIZLIK
Gerçekten mi?
Çok komik ve acizce bence. Ben yine konserlere gidiyorum, sevenlerim ile buluşuyorum. İnsanlar sever sevmez; insanların sevdikleri ya da sevmedikleri karşı tarafın istediği gibi olmak zorunda değil. Ben hayatımda hiç kimseye müdana etmedim. 'Cumhurbaşkanı iş verdi' diyorlar. Bir kere bu bana çok büyük bir haksızlık çünkü bizler başlattık TRT'yi. Ben TRT'den üç tane ödül almış bir insanım. Benim kadar orada bir yer hak edecek kimse yok. Bu arada ne kadar enteresan; şu anda Türkiye'nin büyük çoğunluğu AK Partili değil mi? Benim en çok konser veren sanatçı olmam gerekir ama benim dışımda herkes konserlere gidiyor. Benim için onları yazarken bunları neden yazmıyorlar? Zerrin olarak alçakgönüllüyüm ama Zerrin Özer olarak bu lafı ettirmem çünkü onu hiç kimse bir yere getirmedi. Cumhurbaşkanımı; ağabeyim, büyüğüm gibi görüyorum. İnsanlara karşı o kadar samimi ki; kim gitse, bir şey arzu etse onu yapacak yürekte bir insan. Çocuk değilim ki benim gözümü karartsınlar, beynimi tazelesinler... Kendisini başından beri çok sevdim ve bu ölene kadar böyle olacak.
ÖLÜM TEHDİTLERİ ALDIM
Muhalif bazı politikacılar da birçok şey söyledi sizin için...
Yok 'Bunlar zavallı', yok 'Sanatçı müsvettesi' vs... Siz kimsiniz; siz dört sene yukarıda kalırsınız, sonra giderseniz. Karşınızdaki Zerrin Özer; 37 senedir bu Türkiye'ye emek vermiş, 300 küsur şarkıya imza atmış. Siz kimsiniz de bu şekilde hitap edebilirsiniz! Asla bunlara tahammül etmiyorum ve böyle şeylerin altında asla sözsüz kalmam.
Recep Tayyip Erdoğan'ı sevdiğinizi söylemeniz, niye onları rahatsız ediyor?
Çok fazla mütevazı olduğum için. Hiçbir zaman Zerrin Özer'in hakkını vermedim. Türkiye şartlarındaki sanatçıların zihniyetinde olmadığım için garipsendim. Yaptığım işler ne kadar büyük olursa olsun, bunun cevabını almadım çünkü insan olarak çok yumuşağım. Cumhurbaşkanım beni aradı, teşekkür etti. Ben de onu sevdiğimi söyledim, her yerde de söylüyorum. Hanımefendiyi de çok seviyorum, onların ailesini, torunlarını hepsini seviyorum. Çünkü insanlar her şeyden önce... Bu fikrimi hiçbir şey değiştirmez. Örfü, adeti yerinde, iyi bir ahlak yapısına sahip ve alt yapısı olan, iyi bir ailenin evladıyım. Ben eğer bir insanı seviyorsam seviyorumdur; bu kimseyi ilgilendirmez. 'Sen o zülfikarı al at boynundan yoksa seni vuracağız' dediler. Ne ölüm tehditleri aldım... Neden? Çünkü ben insani değerlere önem veriyorum. Bir kez daha söylüyorum; Cumhurbaşkanımdan başka insani tarafları bu kadar yüce olan bir insan tanımadım. Ayrıca Cumhurbaşkanımız'ın ülkemiz için yapmış olduğu hizmetler ortada...
[BSizce neden bir kesim tarafından Erdoğan nefreti oluşturulmaya çalışılıyor?[/B]
Bu tüm politikacı, yazar, sanatçı yani göz önünde olan insanlar için geçerli bir durum. Hepimizin sevenleri ve sevmeyenleri vardır. Sanatınızı beğenirler ya da beğenmezler. Yaptığınız politikalar da halkın bazı kesimleri tarafından onaylanır ama bazı kesimleri memnun kalmaz. Bu gelmiş geçmiş bütün devlet adamları için geçerli. Keşke herkesi memnun edip kendimizi sevdirebilsek. Ben sanatçı olarak bunu çok isterdim. Ama bazen insanlar bizi tanımadan sevmeyebilirler, tanışınca da 'Aa ne kadar sıcakmışsınız' derler. Bir politikacıda bu hatlar daha keskin. Herkesin farklı görüşleri, beklentileri, ideolojileri var sonuçta.’
Odatv.com
Zerrin Özer, Sabah gazetesinin Günaydın ekinden Ömer Karahan’a konuştu. TRT Müzik’te program yapan Özer, verdiği röportajın uzun bir bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dair duyduğu saygı ve sevgiden bahsetti.
İşte o röportajdan ilgili bölüm:
’Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, dönemin Başbakanı iken yardım çağrısında bulunduğunuz ve TRT'de bu sayede program yaptığınız konuşulmuş ve bu durum çok tartışılmıştı...
Bu tartışmaları, beni ve sanatımı değersiz kılma çabaları olarak görüyorum. 40 yıldır şarkı söyleyen bir insanım. TRT'nin çıkardığı bir sanatçıyım. Ben ve benim gibi sanatçılar tabii ki bu ekranlarda program yapmalı. Cumhurbaşkanımız'a müteşekkirim, ciddi bir müzikseverdir kendisi. Kendilerinin döneminde program yapmaya başlamam, benim sanatıma gösterilen saygıyla bağlantılıdır. O güne kadar yapmamış olmam da önceki yönetimlerin ayıbıdır. Benim tek sermayem sesim. Buna kıymet veren herkes başımın tacıdır.
Her fırsatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı çok sevdiğinizi söylüyor, bunun için de tepki görüyorsunuz. Neler söyleyeceksiniz?
Cumhurbaşkanımız, insanları idrak eden ve o kadar iyi tanıyan biri ki... Değere değer veriyor. Ben hayatım boyunca insanlara hiçbir şekilde ne etnik kimlik, ne de herhangi bir şey olarak yaklaşmadım. Benim için sadece insan olması çok önemli ve yeterli. Keşke onlar da benim gözümden Cumhurbaşkanımızı görseler, benim tanıdığım şekilde tanısalar... Ben bu kadar vefalı, yakın, sıcak, hümanist bir insan görmedim. Ben Turgut Amca'mı (Özal) çok sevdim. Nurlar içinde yatsın. Bir de Sayın Erdoğan'ı çok seviyorum. Bu benim için nelere mal oldu biliyor musunuz? Bütün konserlerim durdu, Ege'de bütün konserlerim kalktı.
BU YAPILAN BÜYÜK HAKSIZLIK
Gerçekten mi?
Çok komik ve acizce bence. Ben yine konserlere gidiyorum, sevenlerim ile buluşuyorum. İnsanlar sever sevmez; insanların sevdikleri ya da sevmedikleri karşı tarafın istediği gibi olmak zorunda değil. Ben hayatımda hiç kimseye müdana etmedim. 'Cumhurbaşkanı iş verdi' diyorlar. Bir kere bu bana çok büyük bir haksızlık çünkü bizler başlattık TRT'yi. Ben TRT'den üç tane ödül almış bir insanım. Benim kadar orada bir yer hak edecek kimse yok. Bu arada ne kadar enteresan; şu anda Türkiye'nin büyük çoğunluğu AK Partili değil mi? Benim en çok konser veren sanatçı olmam gerekir ama benim dışımda herkes konserlere gidiyor. Benim için onları yazarken bunları neden yazmıyorlar? Zerrin olarak alçakgönüllüyüm ama Zerrin Özer olarak bu lafı ettirmem çünkü onu hiç kimse bir yere getirmedi. Cumhurbaşkanımı; ağabeyim, büyüğüm gibi görüyorum. İnsanlara karşı o kadar samimi ki; kim gitse, bir şey arzu etse onu yapacak yürekte bir insan. Çocuk değilim ki benim gözümü karartsınlar, beynimi tazelesinler... Kendisini başından beri çok sevdim ve bu ölene kadar böyle olacak.
ÖLÜM TEHDİTLERİ ALDIM
Muhalif bazı politikacılar da birçok şey söyledi sizin için...
Yok 'Bunlar zavallı', yok 'Sanatçı müsvettesi' vs... Siz kimsiniz; siz dört sene yukarıda kalırsınız, sonra giderseniz. Karşınızdaki Zerrin Özer; 37 senedir bu Türkiye'ye emek vermiş, 300 küsur şarkıya imza atmış. Siz kimsiniz de bu şekilde hitap edebilirsiniz! Asla bunlara tahammül etmiyorum ve böyle şeylerin altında asla sözsüz kalmam.
Recep Tayyip Erdoğan'ı sevdiğinizi söylemeniz, niye onları rahatsız ediyor?
Çok fazla mütevazı olduğum için. Hiçbir zaman Zerrin Özer'in hakkını vermedim. Türkiye şartlarındaki sanatçıların zihniyetinde olmadığım için garipsendim. Yaptığım işler ne kadar büyük olursa olsun, bunun cevabını almadım çünkü insan olarak çok yumuşağım. Cumhurbaşkanım beni aradı, teşekkür etti. Ben de onu sevdiğimi söyledim, her yerde de söylüyorum. Hanımefendiyi de çok seviyorum, onların ailesini, torunlarını hepsini seviyorum. Çünkü insanlar her şeyden önce... Bu fikrimi hiçbir şey değiştirmez. Örfü, adeti yerinde, iyi bir ahlak yapısına sahip ve alt yapısı olan, iyi bir ailenin evladıyım. Ben eğer bir insanı seviyorsam seviyorumdur; bu kimseyi ilgilendirmez. 'Sen o zülfikarı al at boynundan yoksa seni vuracağız' dediler. Ne ölüm tehditleri aldım... Neden? Çünkü ben insani değerlere önem veriyorum. Bir kez daha söylüyorum; Cumhurbaşkanımdan başka insani tarafları bu kadar yüce olan bir insan tanımadım. Ayrıca Cumhurbaşkanımız'ın ülkemiz için yapmış olduğu hizmetler ortada...
[BSizce neden bir kesim tarafından Erdoğan nefreti oluşturulmaya çalışılıyor?[/B]
Bu tüm politikacı, yazar, sanatçı yani göz önünde olan insanlar için geçerli bir durum. Hepimizin sevenleri ve sevmeyenleri vardır. Sanatınızı beğenirler ya da beğenmezler. Yaptığınız politikalar da halkın bazı kesimleri tarafından onaylanır ama bazı kesimleri memnun kalmaz. Bu gelmiş geçmiş bütün devlet adamları için geçerli. Keşke herkesi memnun edip kendimizi sevdirebilsek. Ben sanatçı olarak bunu çok isterdim. Ama bazen insanlar bizi tanımadan sevmeyebilirler, tanışınca da 'Aa ne kadar sıcakmışsınız' derler. Bir politikacıda bu hatlar daha keskin. Herkesin farklı görüşleri, beklentileri, ideolojileri var sonuçta.’
Odatv.com
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Nebil Özgentürk: Ortaokulda 'Aleviyim' diyemediğim için hâlâ hayıflanırım
] 'Bir Yudum İnsan’ programı gibi birçok önemli belgeselde imzası bulunan gazeteci-yazar [BNebil Özgentürk[/B], Arap Alevisi (Nusayri) bir aileye mensup olduğunu söyleyerek, ’Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim’ dedi. Ortaokula giderken göğsünü gere gere Alevi olduğunu söyleyememekten hayıflandığını belirten Özgentürk, ’Bu benim için bir yaradır’ diye konuştu.
] Arap ve Anadolu Alevilerinin büyük farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Özgentürk, ’Sabah akşam Aleviliği araştırmadım. Belki iyi bir Alevi de sayılamam ama yaşanan acıları derinlerinde hisseden bir yazı adamıyım. Alevi olduğu için de ötekileştirilmiş bir liseliyim" dedi. Özgentürk konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün de o acıları, baskıları, aile içinde bile endişelere boğulmuş bir genç adamın izlerini taşıyan orta yaş adamıyım.’
"Babam ezilmemi istemedi"
] ’Mezhep çatışmalarının, ötekileştirmenin bizim ailede ne kadar yoğun yaşandığını çocukluğumda gördüm diyen Özgentürk, ’Mezhebimi açık açık söyleyemedim. Babam ezilmemi istememişti. Adana, Antakya, Hatay bölgesi Arap Alevilerinin yoğunlukta yaşadığı bölgelerdeki aileler bunu hep yaşadı. Ortaokula giderken göğsümü gere gere Alevi olduğumu söyleyemedim diye hayıflanıyorum. Bu benim için bir yaradır’ diye konuştu.
"Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim’
] Üniversite yıllarında siyasal hareketlerle kendilerini anlatmaya başladığını ifade eden Özgentürk, ’Üniversite öğrencilik yıllarımda sadece Alevi olduğu için insanlar öldürüldü. Maraş'tan Madımak'a kadar Aleviler toplu katliama uğradı. Madımak olayında gazeteciydim. Kendi hayatımda bu olay bile bir travmadır. Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim’ dedi.
] Özgentürk şunları anlattı: ’Kendimize ait kutsal metinlerimiz vardı. Kur'an'ın da temel alındığı metinlerdi bunlar. Kutsal günlerde cemaat toplanır ve ibadet edilirdi. Sokağın içinde bir avlu’ Çarşaflarla örtülü, üstüne hasırlar konulmuş, kapılar örtülü, dışarıdan kimse göremiyor. 13 yaşlarımda gizlice girerdim. Korku değil ama gizlilik duygusunu hissederdim. Bunlar mecburen yaşanırdı insanlar aşağılanmak, polis baskınına maruz kalmak istemiyor. Geçmişin korku ve baskısı hâlâ taşınıyor. Arap Alevisi olmayan o ibadetlere giremez ve tek bir fotoğraf bile çekilemez.’
t24.com
] 'Bir Yudum İnsan’ programı gibi birçok önemli belgeselde imzası bulunan gazeteci-yazar [BNebil Özgentürk[/B], Arap Alevisi (Nusayri) bir aileye mensup olduğunu söyleyerek, ’Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim’ dedi. Ortaokula giderken göğsünü gere gere Alevi olduğunu söyleyememekten hayıflandığını belirten Özgentürk, ’Bu benim için bir yaradır’ diye konuştu.
] Arap ve Anadolu Alevilerinin büyük farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Özgentürk, ’Sabah akşam Aleviliği araştırmadım. Belki iyi bir Alevi de sayılamam ama yaşanan acıları derinlerinde hisseden bir yazı adamıyım. Alevi olduğu için de ötekileştirilmiş bir liseliyim" dedi. Özgentürk konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün de o acıları, baskıları, aile içinde bile endişelere boğulmuş bir genç adamın izlerini taşıyan orta yaş adamıyım.’
"Babam ezilmemi istemedi"
] ’Mezhep çatışmalarının, ötekileştirmenin bizim ailede ne kadar yoğun yaşandığını çocukluğumda gördüm diyen Özgentürk, ’Mezhebimi açık açık söyleyemedim. Babam ezilmemi istememişti. Adana, Antakya, Hatay bölgesi Arap Alevilerinin yoğunlukta yaşadığı bölgelerdeki aileler bunu hep yaşadı. Ortaokula giderken göğsümü gere gere Alevi olduğumu söyleyemedim diye hayıflanıyorum. Bu benim için bir yaradır’ diye konuştu.
"Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim’
] Üniversite yıllarında siyasal hareketlerle kendilerini anlatmaya başladığını ifade eden Özgentürk, ’Üniversite öğrencilik yıllarımda sadece Alevi olduğu için insanlar öldürüldü. Maraş'tan Madımak'a kadar Aleviler toplu katliama uğradı. Madımak olayında gazeteciydim. Kendi hayatımda bu olay bile bir travmadır. Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim’ dedi.
] Özgentürk şunları anlattı: ’Kendimize ait kutsal metinlerimiz vardı. Kur'an'ın da temel alındığı metinlerdi bunlar. Kutsal günlerde cemaat toplanır ve ibadet edilirdi. Sokağın içinde bir avlu’ Çarşaflarla örtülü, üstüne hasırlar konulmuş, kapılar örtülü, dışarıdan kimse göremiyor. 13 yaşlarımda gizlice girerdim. Korku değil ama gizlilik duygusunu hissederdim. Bunlar mecburen yaşanırdı insanlar aşağılanmak, polis baskınına maruz kalmak istemiyor. Geçmişin korku ve baskısı hâlâ taşınıyor. Arap Alevisi olmayan o ibadetlere giremez ve tek bir fotoğraf bile çekilemez.’
t24.com
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...
MUSTAFA ŞEREF,
KEMAL GURUR,
ATATÜRK ONURDUR...
Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
Pir Zöhre Ana
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...
MUSTAFA ŞEREF,
KEMAL GURUR,
ATATÜRK ONURDUR...
Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
Pir Zöhre Ana
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
NEBİL ÖZGENTÜRK: Ortaokulda ’Aleviyim' diyemediğim için hâlâ hayıflanırım
Bir Yudum İnsan programı gibi birçok önemli belgesel çalışmasında imzası bulunan gazeteci-yazar Nebil Özgentürk, son olarak ’Biz Kültür Yolcuları’ ile gündeme geldi. Coşkun Aral ve Silivride tutuklu bulunan meslektaşı Can Dündar ile birlikte hazırladıkları on bölümlük belgeselde, bu ülkenin değerlerine, renklerine yer verildi. Çalışmanın bir bölümünde Anadolu Aleviliği de ele alındı. Özgentürk, çalışmanın önsözünde ’Hacı Bektaş'ta bir cem törenine de girdik, Anadolu'da dört bir yana dağılmış göçmen kuşların, ’Evlad-ı Fatihan'ların çıkış noktası olan Balkanlar'daki bir zikir törenine de’’ diyor ve saygıyla yaklaşıyor her yaşama. Aynı zamanda Arap Alevisi (Nusayri) bir aileye mensup olan Özgentürk, çocukluğundan gençlik yıllarına devletin ve toplumun kendilerine yaklaşımlarından bahsetti. Arap ve Anadolu Alevilerinin büyük farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Özgentürk, ’Sabah akşam Aleviliği araştırmadım. Belki iyi bir Alevi de sayılamam ama yaşanan acıları derinlerinde hisseden bir yazı adamıyım. Alevi olduğu için de ötekileştirilmiş bir liseliyim. Bugün de o acıları, baskıları, aile içinde bile endişelere boğulmuş bir genç adamın izlerini taşıyan orta yaş adamıyım.’ diye anlatıyor kendisini.
[B]Geçmişin korkusu su hâlâ yaşanıyor
Üniversite yıllarında siyasal hareketlerle kendilerini anlatmaya başladığını ifade eden Özgentürk, ’Üniversite öğrencilik yıllarımda sadece Alevi olduğu için insanlar öldürüldü. Maraş'tan Madımak'a kadar Aleviler toplu katliama uğradı. Madımak olayında gazeteciydim. Kendi hayatımda bu olay bile bir travmadır. Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim.’ şeklinde dile getiriyor duygularını.
Arap Aleviliğini ortaokul döneminde tanımaya başlayan Özgentürk, içinde yaşadığı toplumu şöyle anlatıyor: ’Kendimize ait kutsal metinlerimiz vardı. Kur'an'ın da temel alındığı metinlerdi bunlar. Kutsal günlerde cemaat toplanır ve ibadet edilirdi. Sokağın içinde bir avlu’ Çarşaflarla örtülü, üstüne hasırlar konulmuş, kapılar örtülü, dışarıdan kimse göremiyor. 13 yaşlarımda gizlice girerdim. Korku değil ama gizlilik duygusunu hissederdim. Bunlar mecburen yaşanırdı insanlar aşağılanmak, polis baskınına maruz kalmak istemiyor. Geçmişin korku ve baskısı hâlâ taşınıyor. Arap Alevisi olmayan o ibadetlere giremez ve tek bir fotoğraf bile çekilemez.’ [/B]
Bir Yudum İnsan programı gibi birçok önemli belgesel çalışmasında imzası bulunan gazeteci-yazar Nebil Özgentürk, son olarak ’Biz Kültür Yolcuları’ ile gündeme geldi. Coşkun Aral ve Silivride tutuklu bulunan meslektaşı Can Dündar ile birlikte hazırladıkları on bölümlük belgeselde, bu ülkenin değerlerine, renklerine yer verildi. Çalışmanın bir bölümünde Anadolu Aleviliği de ele alındı. Özgentürk, çalışmanın önsözünde ’Hacı Bektaş'ta bir cem törenine de girdik, Anadolu'da dört bir yana dağılmış göçmen kuşların, ’Evlad-ı Fatihan'ların çıkış noktası olan Balkanlar'daki bir zikir törenine de’’ diyor ve saygıyla yaklaşıyor her yaşama. Aynı zamanda Arap Alevisi (Nusayri) bir aileye mensup olan Özgentürk, çocukluğundan gençlik yıllarına devletin ve toplumun kendilerine yaklaşımlarından bahsetti. Arap ve Anadolu Alevilerinin büyük farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Özgentürk, ’Sabah akşam Aleviliği araştırmadım. Belki iyi bir Alevi de sayılamam ama yaşanan acıları derinlerinde hisseden bir yazı adamıyım. Alevi olduğu için de ötekileştirilmiş bir liseliyim. Bugün de o acıları, baskıları, aile içinde bile endişelere boğulmuş bir genç adamın izlerini taşıyan orta yaş adamıyım.’ diye anlatıyor kendisini.
Gazeteci-yazar Nebil Özgentürk, hazırladığı son belgeselde Anadolu ve Balkanlar'daki ortak değerleri gördüğünü söylüyor
Çocukluğunda her sabah babasının kendisini uyardığını üzülerek anlatan Özgentürk, ’Mezhep çatışmalarının, ötekileştirmenin bizim ailede ne kadar yoğun yaşandığını çocukluğumda gördüm. Mezhebimi açık açık söyleyemedim. Babam ezilmemi istememişti. Adana, Antakya, Hatay bölgesi Arap Alevilerinin yoğunlukta yaşadığı bölgelerdeki aileler bunu hep yaşadı. Ortaokula giderken göğsümü gere gere Alevi olduğumu söyleyemedim diye hayıflanıyorum. Bu benim için bir yaradır.’ diyor. [B]Geçmişin korkusu su hâlâ yaşanıyor
Üniversite yıllarında siyasal hareketlerle kendilerini anlatmaya başladığını ifade eden Özgentürk, ’Üniversite öğrencilik yıllarımda sadece Alevi olduğu için insanlar öldürüldü. Maraş'tan Madımak'a kadar Aleviler toplu katliama uğradı. Madımak olayında gazeteciydim. Kendi hayatımda bu olay bile bir travmadır. Her Alevi öldüğünde kendimi ölmüş hissettim.’ şeklinde dile getiriyor duygularını.
Arap Aleviliğini ortaokul döneminde tanımaya başlayan Özgentürk, içinde yaşadığı toplumu şöyle anlatıyor: ’Kendimize ait kutsal metinlerimiz vardı. Kur'an'ın da temel alındığı metinlerdi bunlar. Kutsal günlerde cemaat toplanır ve ibadet edilirdi. Sokağın içinde bir avlu’ Çarşaflarla örtülü, üstüne hasırlar konulmuş, kapılar örtülü, dışarıdan kimse göremiyor. 13 yaşlarımda gizlice girerdim. Korku değil ama gizlilik duygusunu hissederdim. Bunlar mecburen yaşanırdı insanlar aşağılanmak, polis baskınına maruz kalmak istemiyor. Geçmişin korku ve baskısı hâlâ taşınıyor. Arap Alevisi olmayan o ibadetlere giremez ve tek bir fotoğraf bile çekilemez.’ [/B]
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Alevi olmak her zaman bazı bedellere hazır olmak demektir kanaatimce. Nebil bey aynı durumları bizler de yaşadık. Ama şunu da yaşadık ki çocukluğumuzda Alevi yolu ile ilgili herhangi bir bilgi aktarımı olmadı. Evet bazı kavramlar öğretildi ve sevdirildi çok şükür ama yeterli değildi. Şu da var büyüdükçe Alevi olma bilinci de beraberinde artıyor ve Lise'de,Üniversite'de ve şu ana kadar Alevi olduğumu saklamadım. Kaybettiğim bazı Takdir'ler Teşekkürler oldu görevimde
Ama kendimi kaybetmiş değil aksine kazanmış hissettim çünkü Alevi olmak gibi doğuştan hakkın bahşettiği bir inanca sahiptim ve yolumu inkar etmemiştim haşa.
Bugün Pir Zöhre Ana'mıza sarılmamızın en büyük nedenlerinden biri de Zöhre Ana'mızın bilinçli, örgütlü ve bilgili bir Alevi toplumu yetiştirmesindendir. O'nun gerçek Muhammed Ali yolunu öğretmesi, daha 3-4 yaşında iken post,evliya,niyaz kavramlarını kavradığını görmek gurur verici. Yani bu çocuklar bizim yaşadığımız bilgisizliği yaşamayacaklar ki umarım hepsi de özlerindeki inancı devam ettirirler. Çok bilen değil yoluna,Ehlibeytine,ibadetlerine karşı inançlı,eline diline beline sahip olan,insanlık ülküsü ile hareket eden , doğruluktan şaşmayan bireyler esas hedef...
Alevi toplumunun yüzünün gülmesi ancak ve ancak Yaşayan Tek Ehlibeyt Evliyası Pir Zöhre Ana'nın bildirdiği Hak Muhammed Ali yolunda yürümekle olur. Geçmişte Küfe kafirlerinin yaptıkları, Kerbela'ya, Hz.Ali'ye,Ehlibeyte sahip çıkmadıkları, arkalarında durmadıkları gibi ve örnek Pir Sultan Abdal'ı Hınzır önüne attıkları şekilde davranırlarsa vay gele Alevilerin başına. Nasıl ki Hz.Üseyin şehit edildikten sonra Tüm Ehlibeyt ve sevenleri yani bugünün bizleri gibi düşünün hakaretler,acılar,asimilasyonlar,camilere zorla götürmeler gibi daha birçok davranış yaşanmışsa inanın bugün ve gelecekte de bunlar bizim başımıza gelecektir hiç kuşkunuz olmasın.
Ama kendimi kaybetmiş değil aksine kazanmış hissettim çünkü Alevi olmak gibi doğuştan hakkın bahşettiği bir inanca sahiptim ve yolumu inkar etmemiştim haşa. Bugün Pir Zöhre Ana'mıza sarılmamızın en büyük nedenlerinden biri de Zöhre Ana'mızın bilinçli, örgütlü ve bilgili bir Alevi toplumu yetiştirmesindendir. O'nun gerçek Muhammed Ali yolunu öğretmesi, daha 3-4 yaşında iken post,evliya,niyaz kavramlarını kavradığını görmek gurur verici. Yani bu çocuklar bizim yaşadığımız bilgisizliği yaşamayacaklar ki umarım hepsi de özlerindeki inancı devam ettirirler. Çok bilen değil yoluna,Ehlibeytine,ibadetlerine karşı inançlı,eline diline beline sahip olan,insanlık ülküsü ile hareket eden , doğruluktan şaşmayan bireyler esas hedef...
Alevi toplumunun yüzünün gülmesi ancak ve ancak Yaşayan Tek Ehlibeyt Evliyası Pir Zöhre Ana'nın bildirdiği Hak Muhammed Ali yolunda yürümekle olur. Geçmişte Küfe kafirlerinin yaptıkları, Kerbela'ya, Hz.Ali'ye,Ehlibeyte sahip çıkmadıkları, arkalarında durmadıkları gibi ve örnek Pir Sultan Abdal'ı Hınzır önüne attıkları şekilde davranırlarsa vay gele Alevilerin başına. Nasıl ki Hz.Üseyin şehit edildikten sonra Tüm Ehlibeyt ve sevenleri yani bugünün bizleri gibi düşünün hakaretler,acılar,asimilasyonlar,camilere zorla götürmeler gibi daha birçok davranış yaşanmışsa inanın bugün ve gelecekte de bunlar bizim başımıza gelecektir hiç kuşkunuz olmasın.
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Yaptığımız araştırmalarda Esra Erol’un alevi olduğuna dair bilgilere rastladık. Ancak kendi ağzından alevi olduğunu söylemediği için kesinlik yoktur
Renklinot
Renklinot
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Alevi Ünlüler, Alevi Sanatçılar
Hayatın hiçbir aşamasında ayrımcılığı sevmediğini söyleyen sanatçı, ayrı gibi görünen şeylerin aslında aynı olduğunu ifade ediyor.
Size Kubat değil de Ramazan diye hitap etsem üzerinize alınır mısınız?
Tanımıyorum ya, o kim derim (gülüşmeler). Kubat'ı tanıyorum, çocukluğumdan beri bunu kullandığım için Ramazan bana yabancı geliyor.
Kubat soyadınız, esas isminiz Ramazan. Ramazan ismini kaç yaşına kadar kullandınız?
On yaşına kadar kullandım ama 25 seneden beri duymuyorum. Mikrofonu elime aldığımdan beri soyadım hem sanatçı ismim oldu ve kaldı. Allah'tan kendi soyadımız.
Yeni albümünüz 'İnce ince' görücüye çıktı. Tepkiler nasıl?
Muhteşem, 'beklenen albüm geldi' durumu vardır ya biraz öyle oldu. Bu albüm repertuvarıyla, heyecanıyla diğer albümlere fark atıyor. İçime sinmeyen hiçbir parçayı bu albüme koymadım. Küçük bir çocuğun heyecanı ile olgun bir adamın tecrübesi bu albümde birleşti.
'Genç türkücü' diye çıkış yapmıştınız, artık olgunluk evresine geldim mi diyorsunuz?
Hep ağırbaşlıyımdır (gülüşmeler). Ama şimdi yaş 35 oldu ve tecrübelendik, o yüzden de olgun diyorum. Ama tecrübelenip heyecanı ıskalamadığımı da vurgulamak istiyorum. Yoksa ben 30 yaşında da olgundum, erken başladı benim olgunluğum.
Sizi erken olgunlaştıran ne oldu? Bildiğimiz kadarıyla öyle çok 'Küçük Emrah' durumlarınız da yok?
Ben çok neşeli bir insanım ama gurbette doğup büyümüş olmak hiç kolay şeyler değil. İki kültür arasında gel-gitler yaşıyorsun. Bir derbederlik oluyor, oradan bir sıyrılmanız; evi, dışarıyı anlamak gerekiyor. Bizim jenerasyon Avrupa'da biraz kayıp jenerasyon. Bu yüzden soruları biraz erken sormaya başladım ve erken olgunlaştım. Allah'tan evde sanat vardı. Sanat insanların içini güzelleştiriyor, vizyonunu genişletiyor. Şu an dünyanın en huzurlu insanıyım diyebilirim. Bunu söyleyebildiğiniz zaman derbeder bir insandan daha derbeder, en neşeli insandan da daha neşeli oluyorsunuz.
'İnce ince' albümünü diğerlerinden farklı kılan ne?
En önemli farkı çocuksu heyecanımız, amatör ruhun acayip bir yansıması var bu albümde. Bu albümde her şey iyi gitti, sound olarak da cimri davranmadık. Bir parçanın önce jazz versiyonunu yaptık, baktık olmadı, bu defa rock yaptık. Anonim türkülere zarar vermemeye çalışıyoruz. Onları tarihi yapılara benzetiyorum, biraz çökmüş eski bir yapıyı alıyoruz onu dış cephesini tekrar yenileyerek sağlamlaştırıyoruz. Sağından, solundan ışık katıyoruz ve içini de modern yapıyoruz. Eskilerden alıp sahip çıkarak geleceğe bırakıyoruz.
Bir röportajınızda 'Türkü yobazları var' demiştiniz. Sanırım onlar bu restorasyona karşı çıkıyor...
Onlar 'Dış cepheye hiç dokunmayın, biz bu eserleri müzeye kaldırıyoruz.' diyorlar. Ben de diyorum ki 'Bu kadar güzel şeyi niye müzeye kaldıralım, sağlamlaştıralım, yoksa çöküp gidecek.'
İnsanlar sizi türkülerle çabuk benimsedi. Kendinizi dinleyicisi garanti biri olarak görüyor musunuz?
Yok, hiç öyle düşünmüyorum, çünkü benim yarışım kendimle. Albümdeki şarkıları ben dinleyici olarak da seçiyorum. Yakışacağını düşündüğüm bazı parçalar bana göre yakışmıyor. Dinleyici olarak tamamsa 'tamam' diyorum. Ben bunu yaptım işte budur demiyorum. Albümde kendi ürünüm olacak diye bir şeyim yok çünkü öncelikle yorumcuyum ben.
'Yeni nesil sanatçılar arasında en geniş kitleye sahip olan benim.' demişsiniz. Nereden biliyorsunuz?
En geniş derken sayı olarak söylemiyorum, dinleyici portföyü olarak söylüyorum. Gittiğim yerlerde genç arkadaşlarım tanıyor beni çünkü ben albüm yaparken onları düşünüyorum, hem de anonim müzik seslendirdiğim için 70 yaşındaki insan da dinliyor beni. Bunlar belki sayı olarak 7 kişidir, belki de daha fazladır.
'Kubat ne söylerse olur' gibi geliyor insana. Kubat ne söylerse olmaz?
Ben hayatta boşluğa şarkı söyleyemem. Şimdi söyle desen söyleyemem, illaki bir enstrüman olması lazım. Hani vardır ya kapılıp şarkı söyleyen insanlar onlara bayılırım. Enstrümansız söylersem kendimi asla beğenmem, nefret ederim o durumdan. Efkarlanıp kendi kendime şarkı söylediğim çok azdır. Ama enstrüman olursa çalıp söylerim. Demek ki enstrümansız olmaz!
Anadolu çocuğu olarak tatillerinizde rotanız Anadolu mu olur?
Çok fazla tatil yaptığım söylenemez ama kendi köyüm var Anadolu'da. Enerji almak istediğim zaman Afyon Emirdağ Karacalar köyüne gidiyorum. Köyümü çok seviyorum, amcamlar var orada, evimiz de var. Güzel insanlar bulundukları yerleri de güzelleştiriyorlar. Amcam yıllardır köyde, eski hafızlardandır ve 40 yıldır o köyde ezan okuyor. O köyü yaşatıyor, ne kadar güzel saygı duyulası bir şey.
Çeşitli forum sitelerinde Alevi olup olmadığınız tartışılıyor...
Evet bunu soruyorlar. Bende Alevilik yarı yarıya. Baba tarafı Alevi anne tarafı Sünni, mikslemişler beni. Bizim köyde, çok enteresan, Alevi-Sünni ayrımı yok. Ama Aleviliğin ne olduğunu çok iyi bilirim çok da özümsemişimdir, fakat bir kimliği çok fazla ön plana çıkarmayı doğru bulmuyorum. Ehli Beyt sevgisi muhteşem bir şey. Deyişleri çok iyi okurum, içimde öyle bir ateş vardır! Anne tarafı da çok farklı. Ama aslında aynı. Ayrımcılığı hiç sevmiyorum, o yüzden de konuşurken dile getirmiyorum.
Demokratik açılım ile ilgili bunlar konuşulurken sanatçılardan da bu anlamda destek istendi...
O toplantılarda daha çok sanatçıların derdi konuşuldu. Sanatçı mutlu değil ki bu ülkede bunlara destek versin. Korsanlar bile ağlıyor sanatçının karnı doymuyor. Bence sanatçıların koruma altına alınması lazım. Tarihi eserdir sanatçı, koruma altına alacaksın. Sanatçılığa belli bir standart getireceksin. 'Şu standartlara ulaşan benim gözümde sanatçıdır.' diyeceksin.
Sanatçı enflasyonundan geçemiyoruz ama o zaman da ortada sanatçı kalmaz. Herkes buna itiraz eder, ben söyleyeyim...
Gerekirse olmasın bu kadar sanatçı. Bir heyet olur onlar kimin sanatçı olduğuna karar verir. Bunları koruma amaçlı söylüyorum aksi takdirde birilerinin eserleri çalınıyor, telif yasaları problemi falan filan. Sanatçılar olursa belki örgütlenebilir ve güzel şeyler yapabilir. Zaten sanatçılar güzelleştiriyor dünyayı. Dünya cehennem yoksa, başka bir şey yok. Demek ki gene bizim sanatçılara iş düşüyor.
Köyümüzde Kubat çeşmemiz var
Hep sevimli çocuk olarak mı görünüyorsunuz yoksa size de gıcık olanlar var mı?
İllaki vardır. Bazısına 6'ya 4'tür gıcık olan; herhalde benim payıma 9'da 1 düşer. Önyargı çok kötü ama bazen bende de oluyor.
Macaristan ve Azerbaycan'da Kubat çeşmeleri var, gördünüz mü?
Görmedim göreceğim inşallah ama varlıklarını biliyorum.
Kubat hanlığından herhangi bir miras kalmış mı size?
Yok canım (gülüşmeler). Ama bir gün giderseniz köyümüze dedelerimizin yaptırmış olduğu Kubat kuyumuz, Kubat Camii'miz var, onları görebilirsiniz. Bizim köyde de Kubat çeşmesi var yani.
Zaman
Size Kubat değil de Ramazan diye hitap etsem üzerinize alınır mısınız?
Tanımıyorum ya, o kim derim (gülüşmeler). Kubat'ı tanıyorum, çocukluğumdan beri bunu kullandığım için Ramazan bana yabancı geliyor.
Kubat soyadınız, esas isminiz Ramazan. Ramazan ismini kaç yaşına kadar kullandınız?
On yaşına kadar kullandım ama 25 seneden beri duymuyorum. Mikrofonu elime aldığımdan beri soyadım hem sanatçı ismim oldu ve kaldı. Allah'tan kendi soyadımız.
Yeni albümünüz 'İnce ince' görücüye çıktı. Tepkiler nasıl?
Muhteşem, 'beklenen albüm geldi' durumu vardır ya biraz öyle oldu. Bu albüm repertuvarıyla, heyecanıyla diğer albümlere fark atıyor. İçime sinmeyen hiçbir parçayı bu albüme koymadım. Küçük bir çocuğun heyecanı ile olgun bir adamın tecrübesi bu albümde birleşti.
'Genç türkücü' diye çıkış yapmıştınız, artık olgunluk evresine geldim mi diyorsunuz?
Hep ağırbaşlıyımdır (gülüşmeler). Ama şimdi yaş 35 oldu ve tecrübelendik, o yüzden de olgun diyorum. Ama tecrübelenip heyecanı ıskalamadığımı da vurgulamak istiyorum. Yoksa ben 30 yaşında da olgundum, erken başladı benim olgunluğum.
Sizi erken olgunlaştıran ne oldu? Bildiğimiz kadarıyla öyle çok 'Küçük Emrah' durumlarınız da yok?
Ben çok neşeli bir insanım ama gurbette doğup büyümüş olmak hiç kolay şeyler değil. İki kültür arasında gel-gitler yaşıyorsun. Bir derbederlik oluyor, oradan bir sıyrılmanız; evi, dışarıyı anlamak gerekiyor. Bizim jenerasyon Avrupa'da biraz kayıp jenerasyon. Bu yüzden soruları biraz erken sormaya başladım ve erken olgunlaştım. Allah'tan evde sanat vardı. Sanat insanların içini güzelleştiriyor, vizyonunu genişletiyor. Şu an dünyanın en huzurlu insanıyım diyebilirim. Bunu söyleyebildiğiniz zaman derbeder bir insandan daha derbeder, en neşeli insandan da daha neşeli oluyorsunuz.
'İnce ince' albümünü diğerlerinden farklı kılan ne?
En önemli farkı çocuksu heyecanımız, amatör ruhun acayip bir yansıması var bu albümde. Bu albümde her şey iyi gitti, sound olarak da cimri davranmadık. Bir parçanın önce jazz versiyonunu yaptık, baktık olmadı, bu defa rock yaptık. Anonim türkülere zarar vermemeye çalışıyoruz. Onları tarihi yapılara benzetiyorum, biraz çökmüş eski bir yapıyı alıyoruz onu dış cephesini tekrar yenileyerek sağlamlaştırıyoruz. Sağından, solundan ışık katıyoruz ve içini de modern yapıyoruz. Eskilerden alıp sahip çıkarak geleceğe bırakıyoruz.
Bir röportajınızda 'Türkü yobazları var' demiştiniz. Sanırım onlar bu restorasyona karşı çıkıyor...
Onlar 'Dış cepheye hiç dokunmayın, biz bu eserleri müzeye kaldırıyoruz.' diyorlar. Ben de diyorum ki 'Bu kadar güzel şeyi niye müzeye kaldıralım, sağlamlaştıralım, yoksa çöküp gidecek.'
İnsanlar sizi türkülerle çabuk benimsedi. Kendinizi dinleyicisi garanti biri olarak görüyor musunuz?
Yok, hiç öyle düşünmüyorum, çünkü benim yarışım kendimle. Albümdeki şarkıları ben dinleyici olarak da seçiyorum. Yakışacağını düşündüğüm bazı parçalar bana göre yakışmıyor. Dinleyici olarak tamamsa 'tamam' diyorum. Ben bunu yaptım işte budur demiyorum. Albümde kendi ürünüm olacak diye bir şeyim yok çünkü öncelikle yorumcuyum ben.
'Yeni nesil sanatçılar arasında en geniş kitleye sahip olan benim.' demişsiniz. Nereden biliyorsunuz?
En geniş derken sayı olarak söylemiyorum, dinleyici portföyü olarak söylüyorum. Gittiğim yerlerde genç arkadaşlarım tanıyor beni çünkü ben albüm yaparken onları düşünüyorum, hem de anonim müzik seslendirdiğim için 70 yaşındaki insan da dinliyor beni. Bunlar belki sayı olarak 7 kişidir, belki de daha fazladır.
'Kubat ne söylerse olur' gibi geliyor insana. Kubat ne söylerse olmaz?
Ben hayatta boşluğa şarkı söyleyemem. Şimdi söyle desen söyleyemem, illaki bir enstrüman olması lazım. Hani vardır ya kapılıp şarkı söyleyen insanlar onlara bayılırım. Enstrümansız söylersem kendimi asla beğenmem, nefret ederim o durumdan. Efkarlanıp kendi kendime şarkı söylediğim çok azdır. Ama enstrüman olursa çalıp söylerim. Demek ki enstrümansız olmaz!
Anadolu çocuğu olarak tatillerinizde rotanız Anadolu mu olur?
Çok fazla tatil yaptığım söylenemez ama kendi köyüm var Anadolu'da. Enerji almak istediğim zaman Afyon Emirdağ Karacalar köyüne gidiyorum. Köyümü çok seviyorum, amcamlar var orada, evimiz de var. Güzel insanlar bulundukları yerleri de güzelleştiriyorlar. Amcam yıllardır köyde, eski hafızlardandır ve 40 yıldır o köyde ezan okuyor. O köyü yaşatıyor, ne kadar güzel saygı duyulası bir şey.
Çeşitli forum sitelerinde Alevi olup olmadığınız tartışılıyor...
Evet bunu soruyorlar. Bende Alevilik yarı yarıya. Baba tarafı Alevi anne tarafı Sünni, mikslemişler beni. Bizim köyde, çok enteresan, Alevi-Sünni ayrımı yok. Ama Aleviliğin ne olduğunu çok iyi bilirim çok da özümsemişimdir, fakat bir kimliği çok fazla ön plana çıkarmayı doğru bulmuyorum. Ehli Beyt sevgisi muhteşem bir şey. Deyişleri çok iyi okurum, içimde öyle bir ateş vardır! Anne tarafı da çok farklı. Ama aslında aynı. Ayrımcılığı hiç sevmiyorum, o yüzden de konuşurken dile getirmiyorum.
Demokratik açılım ile ilgili bunlar konuşulurken sanatçılardan da bu anlamda destek istendi...
O toplantılarda daha çok sanatçıların derdi konuşuldu. Sanatçı mutlu değil ki bu ülkede bunlara destek versin. Korsanlar bile ağlıyor sanatçının karnı doymuyor. Bence sanatçıların koruma altına alınması lazım. Tarihi eserdir sanatçı, koruma altına alacaksın. Sanatçılığa belli bir standart getireceksin. 'Şu standartlara ulaşan benim gözümde sanatçıdır.' diyeceksin.
Sanatçı enflasyonundan geçemiyoruz ama o zaman da ortada sanatçı kalmaz. Herkes buna itiraz eder, ben söyleyeyim...
Gerekirse olmasın bu kadar sanatçı. Bir heyet olur onlar kimin sanatçı olduğuna karar verir. Bunları koruma amaçlı söylüyorum aksi takdirde birilerinin eserleri çalınıyor, telif yasaları problemi falan filan. Sanatçılar olursa belki örgütlenebilir ve güzel şeyler yapabilir. Zaten sanatçılar güzelleştiriyor dünyayı. Dünya cehennem yoksa, başka bir şey yok. Demek ki gene bizim sanatçılara iş düşüyor.
Köyümüzde Kubat çeşmemiz var
Hep sevimli çocuk olarak mı görünüyorsunuz yoksa size de gıcık olanlar var mı?
İllaki vardır. Bazısına 6'ya 4'tür gıcık olan; herhalde benim payıma 9'da 1 düşer. Önyargı çok kötü ama bazen bende de oluyor.
Macaristan ve Azerbaycan'da Kubat çeşmeleri var, gördünüz mü?
Görmedim göreceğim inşallah ama varlıklarını biliyorum.
Kubat hanlığından herhangi bir miras kalmış mı size?
Yok canım (gülüşmeler). Ama bir gün giderseniz köyümüze dedelerimizin yaptırmış olduğu Kubat kuyumuz, Kubat Camii'miz var, onları görebilirsiniz. Bizim köyde de Kubat çeşmesi var yani.
Zaman
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi