You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?

Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?

Posting Freak
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
Malatya 'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde davulcu ile bir alevi aile arasında başlayan kavganın büyümesi üzerine çıkan olay üzerine malum medya ve çevreler dışında sağduyulu bir yaklaşımın sergilenmesi Rahmet ayında ülkeyi karıştırmak isteyenlerin oyununu bozdu.

Aslında oyunun I. perdesi sınırda devreye sokuldu. Kilis'te konaklayan Suriyeli mültecilerin arasına sızan provokatörler, kendi topraklarının ağasıyken Türkiye'ye sığınanları kışkırttı. Kargaşa öncesi kendi topraklarında rahat olan insanların Esed katliamları sonrası kaçarak ülkemize sığınmaları haliyle kolay değil. Beklentilerinin yüksek olması da doğal ama ansızın güvenlik güçleri ile çatışmaları anormal. Öyle ya ateş çemberinden kaçarak sığındıkları bir ülkede kendi elleri ile kargaşa çıkartacak değiller.

Ama kampların yetersizliği, yöneticilerin beceriksizliği ve provokatörlerin geçmişten gelen ustalığı devreye girince olan oldu. Yani sivil toplum örgütleri ile organize olarak mültecilerin sorunlarını çözmek yerine kendi bildiklerini okuyan yöneticilerin hal bilmezlikleri provokatörlere alan açıyor, yöneticilerin hataları ise halen görülmezden geliniyor.

Bazı siyasiler de kampların boşaltılmasını isteyecek kadar ’ırkçı' bir tutum sergileyebiliyor. Aynı siyasetçiler ’Osmanlı'dan söz ederken tarih boyunca değişik sebeplerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan çeşitli millet ve dinden yüz binlerce insanın, önce Osmanlı İmparatorluğu'na sığındığını söylemekten geri durmuyor. Ama konu değişen Türkiye olunca Osmanlı'nın rolü mevcut duruma yakıştırılamıyor. Söz konusu can olmasına rağmen siyaset yapılarak, sözde milliyetçilik ile hükümete taş atılıyor. Ama o taş masum insanların kafasını yarıyor. Kafası yarılan masum halkta can havliyle gerilimi yükseltiyor.

Adım Adım Malatya’

Şimdi tekrar Malatya olayına dönelim. Yaşanan gerilimden kısa bir süre önce yaşananlara göz atalım’ ’Meclis'te cemevi yapılması’ önerisi ile tartışmalar başladı. Sonra ’Alevilik bir dindir’ iddiası gündeme getirildi. Tüzüğünde, cemevi için ’ibadethane’ ifadesi kullanan bir derneğin kapatılması talebini reddeden yerel mahkeme kararını, cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararı gündeme oturdu.(Kararı bende eleştiriyorum: Devlet inançlara müdahale etmemelidir.)

Milli Gazete'den Cihat Arpacık kardeşimizin haberine göre ise, "Karanlığı Karşı Aydınlık Gerillaları" imzasıyla Hataylı Alevi gençlere ’silahlanın’ çağrısı yapıldı. Ardından CHP'li Pavey, ’Kentsel dönüşümle Alevi mahalleleri dağıtılıyor’ diyerek şaşkınlık meydana getirdi. CHP'li Erdemir ise, İnegöl'de Tuncelili bir öğretmenin çalıştığı dershanede nefret söylemine ve ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etti. Tartışmalar sürerken de davulcu ile bir alevi aile arasında kavga patlak verdi. Bir hafta içerisinde yaşananları finali ciddi bir provokasyon girişimi ile sonuçlandırıldı. Bu finalin rövanşı olmaması temennisiyle yazımıza devam edelim.

Ve Haksız Suçlamalar

Saldırı sonrası bazı Alevi örgütleri eş zamanlı açıklamalar yaptılar. Ankara Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı'nda bir araya gelen örgütler, Malatya'da yaşanan olayı AK Parti'nin organize ettiğini öne sürdüler. İddialarının altını doldurmak yerine sloganik suçlayıcılık ile Madımak'ı ve Yargıtay'ın son ’Cemevi ibadethane değildir’ şeklindeki kararını hatırlattılar. Konu bir anda Malatya'da yaşanan ve tasvip etmediğimiz olaydan çıktı ’Diyanet'e kadar uzandı. Oysa oraya gelenler arasında ’Sünni'ler de vardı ve yaşanan olayı kınayarak, kardeşlik vurgusu yapacaklardı. Ama olmadı, olay mezhepsel bir tarafa çekildi.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç bile sağduyu çağrısı yaparken bu örgütler, bir arada yaşamanın formülleri yerine adeta kavgayı (!) işaret ettiler. Yetmedi Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eylem kararı aldı. Ama nedense açıklamalarında sağduyu, kardeşlik ve birliktelik vurgusuna hiç yer vermediler. Ve yine haksız pozisyona düşerek, küçük kıvılcımları yeterli (!) bulmayarak gerilim (!) seçeneğini devreye soktular. CHP İstanbul Gençlik Kolları da Taksim Tünel'den Taksim Meydanı'na yürürken farklı davranmadılar. Tarihten ders çıkartmayı hiç düşünmediler.

Neyse konuyu Hazret-i Ali'nin hikmetli sözleri: ’Affetmek fazilettir. Kararlı olmak metâ'dır, sahip olunan maldır. Kararsız olmak ise zâyi olmaktır. Doğruluk emânet, yalancılık hıyânettir. İnsâf rahatlık, şer küstahlıktır. Emânete hıyânet etmemek, imândandır, güler yüzlülük ihsândandır. Doğruluk kurtarır, yalan felâkete sürükler. Kanâat insanı zengin yapar, yerinde kullanılmayan zenginlik azdırır. Dünya aldatır, şehvet kandırır. Lezzet oyalar, nefsin arzuları alçaltır. Hased yıpratır, nefret çökertir.’


01 Ağustos 2012 Çarşamba
Kaynak: haberciniz.biz
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
Gerçekleri söylemek hakikaten zordur.
Yukarıdaki haberciniz.biz sitesinden alınan yazıyı irdeleyelim:

'Malatya 'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde davulcu ile bir alevi aile arasında başlayan kavganın büyümesi üzerine çıkan olay üzerine malum medya ve çevreler dışında sağduyulu bir yaklaşımın sergilenmesi Rahmet ayında ülkeyi karıştırmak isteyenlerin oyununu bozdu.'
1- Neden kavga yaşandığı açıkça anlatılmadığı için insanlar şöyle düşünüyor: 'Alevi aile davulcuyu taciz etti. Davulcu davulunu çalar geçer. Ama bu aile saldırgan bir tutum izledi. Halk da onlara haddini bildirdi.'
Bir davulcu olayı İstanbul'da yaşayan bir Yahudi mahallesinde yaşanmıştı. Davulcu her gece ısrarla o sokağa girer ve uzun uzun davul çalar. Yahudi yurttaşlarımız kendisini uyarırlar. O inatla ve dozunu gittikçe artırarak o sokakta uzun uzun çalmaya devam eder. bir sabah davulcunun cansız bedenini sokağın başındaki çöp varilinde bulurlar. Olay faili meçhul kalır. Dosya kapanır.
Gelelim bizim davulcuya. Görev bilinci ve Müslümanlık aşkıyla tutuşan davulcumuz 'Ramazanın rahmetinden Alevi mahallesi de nasiplensin, biraz imana gelsinler(!)' diye ısrarla, saygısızca ve abartarak davulunu pencerelerinin dibinde dakikalarca çalar. Ta ki evden ışık yanana kadar. Işık yanınca davulcu rahatlar, tatminin doruklarında kendinden geçer ve diğer sokaklara dalar. Alevi aile ise sadece 'Davulunu çal geç, bekleme yapmana gerek yok.' der Ama karşılığında küfür yer ve ramazan davulu yeni bir işkence aleti olarak geceleri kullanılmaya devam eder.
Müslüman davulcumuz, insanları kışkırtmanın ve birbirine düşürmenin günah olduğunu henüz öğrenmediği için halkı galeyana getirir.
Tek sebep o ailenin Alevi olmasıdır. Alevi olmak can ve mal emniyeti için tehlikelidir. Cumadan çıkp adam yakan organizasyonlarıyla meşhur güruh hemen harekete geçer.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
Haberciniz.biz sitesininden alınan yazıyı irdelemeye devam edelim .

Kilis'te konaklayan Suriyeli mültecilerin arasına sızan provokatörler, kendi topraklarının ağasıyken Türkiye'ye sığınanları kışkırttı. Kargaşa öncesi kendi topraklarında rahat olan insanların Esed katliamları sonrası kaçarak ülkemize sığınmaları haliyle kolay değil. Beklentilerinin yüksek olması da doğal ama ansızın güvenlik güçleri ile çatışmaları anormal. Öyle ya ateş çemberinden kaçarak sığındıkları bir ülkede kendi elleri ile kargaşa çıkartacak değiller.

2- Sığınmacı; canını ve namusunu kurtarmak için mülteci olmayı, vatansız kalmayı seçiyorsa sığındığı ülkenin bayrağına saldırıp direkten indirmez. Başka bezleri direğe çekmez. Cep harçlığı bizim devletimiz tarafından ödeniyorsa, Vanlı depremzedelere sağlanmayan olanaklardan yararlanıyorlarsa askerimizi, polisimizi rehin almaz.
Peki neler oluyor?
Sığınmacılar sık sık şöyle bağırıyorlar:'Erdoğan bize verdiği sözü tutsun!
İşte olayların kilit cümlesi bu!
Bir başka konu ise sığınmacışlar için hazırlanan konteyner kentler, çadır kentler. Bu barınma yerlerinin uluslar arası hukuki adını neden kullanmıyorlar?
Bu yerleşim yerlerinin adı: 'Mülteci kampı'dır. Mülteci kampları sığınmacıların can güvenliği için söz konusu ülke sınırlarından 80-100 KM. içerde olmalıdır. Bizimkiler ise sınırda.
Neden?
Suriye'ye silahla dalsınlar, katliam yapıp tekrar güvenli kamplara Türkiye'ye dönsünler.
Bunları kim silahlandırdı? Bu paraları nereden buldular? Komşularımız Türkiye hakkında ne düşünürler?
İran, Irak ve Suriye Türkiye'yi düşman devlet olarak ilan etti bile.
Savaş durumunda ilk olarak Malatya'daki füze savunma sistemini vuracağını ilan eden Rusya'da tavrını ortaya koydu.
Devam edeceğim...

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Junior Member
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
HüsniyeD yazdı:

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç bile

kısmına kadar düzgün bir şekilde ilerliyor gibiydi. Bu ne biçim bir cümledir yahu? Sanırsınız Kamer Genç silahlanın, dağlara çıkın, vurun, öldürün diye terörü anarşiyi destekliyor. Kurban olsunlar Kamer Genç'e topu birden.
Posting Freak
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
'Bazı siyasiler de kampların boşaltılmasını isteyecek kadar ‘ırkçı' bir tutum sergileyebiliyo r. Aynı siyasetçiler ‘Osmanlı'dan söz ederken tarih boyunca değişik sebeplerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan çeşitli millet ve dinden yüz binlerce insanın, önce Osmanlı İmparatorluğu'n a sığındığını söylemekten geri durmuyor. Ama konu değişen Türkiye olunca Osmanlı'nın rolü mevcut duruma yakıştırılamıyo r. Söz konusu can olmasına rağmen siyaset yapılarak, sözde milliyetçilik ile hükümete taş atılıyor. Ama o taş masum insanların kafasını yarıyor. Kafası yarılan masum halkta can havliyle gerilimi yükseltiyor.'

3- Osmanlı veya Türkiye Cumhuriyeti tarih boyunca sığınmacılara eşit mesafede durmamıştır. Saddam ülkesindeki kürtleri katlettiğinde kapılarımızı sonuna kadar açtık. Bu sırada yüzlerce PKK militanı da ülkeye giriş yaptı. Özal onlara çok şefkat gösterdi. Hemen ardından Ermeniler Karabağı işgal edip Azeri kaynaklarına göre bir milyon Azeri Türk'ü kaçkın (Sürgün) durumuna düştü. Gazeteciler Özal'a 'Azerilere de sınırı açacak mısınız?' diye sorduğunda 'Onlar İran'a daha yakındır.' diyerek mezhepsel bir ayrıma işaret etti. Azerilere sınırlarımızı açmadık. Azerilerin talep ettiği helikopter desteğini bile geri çevirdik.
Neden?
Çünkü Ermeni işgali ABD'nin desteğiyle gerçekleşti. Özal ABD'nin bu projesine çomak sokamazdı. Çünkü baba Bush'la Ortadoğu haritası üzerinde anlaşmıştı.
İşte sayın erdoğan ve AKP hükümedi o anlaşmanın devamı olan politikayı BOP olarak birlikte yürütüyorlar.
Türkiye yamuk yapmasın diye Sayın Obama beyzbol sopasını aba altından değil açıktan gösteriyor.
Demek ki konu 'Değişen Türkiye' değilmiş.
Taşeron Türkiyeymiş.
Gerilimi yükselten ise taş atılan masum halk değil, işbirlikçi AKP hükümetidir.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
''CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç bile sağduyu çağrısı yaparken bu örgütler, bir arada yaşamanın formülleri yerine adeta kavgayı (!) işaret ettiler. Yetmedi Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eylem kararı aldı. Ama nedense açıklamalarında sağduyu, kardeşlik ve birliktelik vurgusuna hiç yer vermediler. Ve yine haksız pozisyona düşerek, küçük kıvılcımları yeterli (!) bulmayarak gerilim (!) seçeneğini devreye soktular. CHP İstanbul Gençlik Kolları da Taksim Tünel'den Taksim Meydanı'na yürürken farklı davranmadılar. Tarihten ders çıkartmayı hiç düşünmediler.''

4- Yukarıdaki paragrafı okuduğumda aklıma şu geldi: ''Alevileri meşru müdafa hakkı bile yokmuş''
Evet, asalım, keselim, taşlayalım , yakalım ama sözle bile olsa meşru müdafa hakkını kullanma. Yapanın yanına kar kalsın, sus huzurumuz bozulmasın.''
Alevi toplumuna söylenen budur!
Şu tarihten ders çıkarma sorumluluğu da neden hep bize düşüyor anlamadım!
Sivas, maraş, Çorum, Gazi katliamlarını biz mi yaptık. Bu kadar olaydan devletin ders çıkarıp önlem alması gerekmez mi? Devlet ders çıkartsaydı Şeriatçı güruh bu kadar pervasız olabilir miydi!

Biz tarihten payımıza düşen dersleri çokça aldık.

Tarih okulunu bitirdik ,

tarihin öğretmeni olduk,

ders verecek birikim edindik.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Alevi-Sünni Kavgasının Perde Arkası?
''Şimdi tekrar Malatya olayına dönelim. Yaşanan gerilimden kısa bir süre önce yaşananlara göz atalım… “Meclis'te cemevi yapılması” önerisi ile tartışmalar başladı. Sonra “Alevilik bir dindir” iddiası gündeme getirildi. Tüzüğünde, cemevi için “ibadethane” ifadesi kullanan bir derneğin kapatılması talebini reddeden yerel mahkeme kararını, cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararı gündeme oturdu.''

5- Alıntı yaptığım bölüme göre gerilimin nedeni kim miş?
Gene Aleviler!
Ne yapmışlar?
Gereksiz talepler, yersiz iddialar, yargı karaına itiraz, adamlar huzuru bozmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Böylece yazıyı kaleme alan yazar Malatya'da yaşananları meşrulaştırıyor.
Ama AKP'nin Alevi açılımıyla Alevileri böldüğünü, inançlarını siyasete malzeme yaptığını, iki yüzlü davrandığını, yapılan çalıştayın sonuç bildirisine uygun hiç bir icraat yapmadığını, üstüne 4+4+4 ve İmam Hatip Ortaokulları ile darbe yaptığını, dindar nesil yetiştirme talebiyle tüm Alevileri şeriatçılar için açık hedef yaptığını görmezden geleceğiz.
Söz konusu Aleviler olunca gözler kör, kulaklar sağır, hafızalar duvar oluyor.
Konuşan dil, yazan kalem doğruları bir türlü ifade edemiyor.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.