Alıntı:Müftü: Şeyh Efendi, duymuşuz şu sapıklığınız devam etmektedir:. “Dinimiz akıl dini” dermişsiniz. Dinimiz akıl dini olsaydı inanmayı imanın şartı kabul etmezdik. Siz hiç düşünüp akıl etmez misiniz de dinimize iftira edersiniz?
İkincisi, Ehlisünnet âlimleri, evliyaları kabul etmiştir ki dinde akıl İslam’a uyacaktır. Akıl dinidir diye kabul edemeyiz. Dinde değişikliği kabul edemeyiz. Duymuşuz siz bazı dini umdeleri değiştirerek, akla uydurmaya çalışarak küfürde kararlı olurmuşsunuz.
Dinimiz akıl dini olaydı iman öne alınmazdı, çünkü o şeye öyle inanacaksın iman dinidir. Aklan bir şeyi düşünemezsiniz. Neyin dine uyduğuna bakar öyle kabul edersiniz. Dini o şeye uyduramazsınız. Ya inanırsın ya küfürde kalırsın. Küfrü kâfirin katli vaciptir.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, sizin Ehli Sünnet yolunuz kıyas-ı fıkha dayanır. Biz Müslümanlar İslam dinini akıl yoluyla evvelden beri uygulamaktayızdır. Buna böyle inanıyorum. İnanmasam da önüne geçmem mümkün değildir.
Allah kitabında, “aklınızı kullanın” buyurur Akıl sahiplerine hitap eden Kuran’da akıl edenlere çok pay vardır. Emr-i hitap vardır.
Dinde aklı kullanmak, dinde akılla fetva vermek, biz Müslümanlarda evvelden beri gelmektedir.
Ehli Sünnet bilginleri ise kıyas-ı fıkh ile dini fetva-i şerifler vermişler. Kıyas-ı fıkhı dine uygulamak bu zamanımız da meydana çıkmamıştır. 1250 seneden beri devam etmiş gelmiştir. Sünnet vel cemaat ehli kıyasla fetva verirler. Bizim Müslümanlar akılla fetva verirler. Bu vebalı şahsıma yüklemeniz Allah’tan reva değildir.
4 kitabın manası BİRdir.
"İlk Basta Danıştık Vicdanımıza Gerçekler Yoluna Girdık Uyandık"
Derviş, nazarımda "ben çok kitap okudum bak neler de biliyorum" kişiler asla değillerdir. Derviş olan vicdan sahibir.
"Dünyayı yaratan vicdan sendedir"
Kur'an bir manidir. Her şey bir manidier. Maniden maksat ise manadır. Manilere takılmamalı, arkasındaki batını bilmeli. Sebebini bilmeyip sonucuna takılırsak Veli Baba'nın da değişiyle "makam-ı şeriat" dan başka yol göremeyiz.
İslam ilk geldiğinde müslümanlar "arapça" ibadet yapıyordu ama biz şimdi Türkçe yapıyoruz. Neden? Çünkü ibadetin "anlanması" nın makbul olduğu bilincine erişmişiz. Yani maksadın Arapça, Türkçe...değil ibadette "muhabbeti" bulmak olduğunu anlamışız.
Biliyorum ki "düşkünlük" cezası verilir, "el" ile evlenene. Ancak artık yıl 2010. Sunni insanların "tamamı" "biz ehlibeyt sevmeyiz" insanlar değiller. Hatta, nasıl ki birçok alevi olduğunu söyleyen insanın alevilik hakkındaki bilinci az ise sunnilerin de o şekilde bilinci az.
Zaten bir alevi "ne güzelde ehlibeyti katletmişler" mantığındaki bir insanla evlenmez. Evlenirse düşkündür!
Ya da "Çocuğum olursa cemevine göndermem, sizin de inançlarınıza saygı duymam" şeklinde bir insanla da evlenmez, evlenirse düşkündür.
Alıntı:Eğer ki çiftler arasında çatışma çıkmayacaksa, birisi diğerine uyum sağlayıyorsa, denilecek yoktur.
Bu sözüm sadece "alevi-sunni" için değil "müslüman-hristiyan" içinde geçerlidir.
Bakınız, bir yerin altını çiziyorum "uyum sağlıyorsa"
"Ehli beyti ne güzel katletmişler, alevileri de hiç sevmem, çocuğum olsa kesinlikle alevi olmasına izin vermem" diyen bir insan bir aleviye uyum sağlayabilir mi? Hayır.
Bakınız, "domuz yemek" dinimizce yasaktır. Ancak aç kalırsan yiyebilirsin. Demek ki insanın içinde bulunduğu şartları en iyi o şartların içinde bulunan insan bilir
"İncinme, incitme!"
O yüzden ki "evlenemez! bitti, ne durumda olursa olsun, evlenemez!" biçimindeki bir görüş "zahitlik!" idir.
Şimdi bu son yorumum "kişisel" bir yorum gibi gelebilir ancak "genel" bir yorumdur. İncitmek istemem kimseyi...
Bugün cemevlerimizde "yezid sunniller" mi deniyor yoksa "kardeşlerimiz" mi deniyor? Ha tabi, aranızda "bizim tek murşidimiz Zöhre Anadır" diyenleriniz var, onlara soruyorum! Sizin için sunniler yezit midir?
Eğer ki halen nazarımızda "sunni" denen toplumun tamamı yezid ise bu insanları cemevlerimizde lanetle anmamız gerekir! Artık yol 2010 olmuş, bu insanları "kardeş" diye anıyoruz, sonrada dönüp "bunlarlarla evlenirseniz düşkün olursunuz". Her sunni bir mi? Her sunninin beynin örümce ağlı mı olmak zorunda?
İnsanları "alevi,sunni,hristiyan,yahudi..." gibi ayıran zihniyet bizden uzaktır. Bizde ikiliğe yer yoktur. "Yaradılanı sevdik yaratadan ötürü".
"Zalim ile masum" vardır. Zalim ise insanlıktan hatta hayvanlıktan bile aşağıdır. Vicdan sahibi masum ise "insandır". Bundan ötürü diyorum ki "insan, insan ile evlenebilir"