You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...

Anket Alevi misiniz? Aluvi mi?

Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
Elbette Aleviyim (Alievindenim) 30 (90.91%)
Kadın Ana'ya şükür Aluviyim 0 (0%)
Hiç biri değilim... Böyle ayrımlara karşıyım... 3 (9.09%)
Elhamdülillah Aleviyim (A-slam) 0 (0%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız. Toplam:: 33 (100%)

Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...

Member
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Herzaman Aleviyiz Alim Ve Atamın ızındeyım
Member
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Alıntı:burcu;

Sn. ali karul anlatmak istediğimi ya ben anlatamadım ya siz anlamamkta ısrar ediyorsunuz tekrar edeyim anketin amacı inançsal farklılıkları ölçmek etnik farklılıkları değil...ankette alevi misiniz kürt müsünüz ya da alevi misiniz türk müsünüz tarzı yaptığınız karşılaştırmaya karşı çıkıyorum zira alevilik inançtır etnisite boyutu ayrıca tartışılır..


Sevgili Burcu Luviler Bir halktır inançları ise Işıklar olarak geçer ,Işık insanları,Yani luvi diye bir din yoktur.




Alıntı:.luvilere gelince inanmadığım ve asla inanmayacağım bir rivayet...rivayete göre ırklarıyla aynı ad olan bir inanç geliştirmişler bu bağlamda hem bir halk hem de bir inanç olarak değerlendirilmekte yanlışsam düzeltin...aleviliğin luvi kanadı bu ankette bir inanç sistemi olarak değerlendiriliyor halk bağlamında başka bir konuda başkaca değerlendiririz istiyorsanız...



Luvileri bir rivayetten iberet görmenize şaşırmamak elde degil,Bilime inanmamak sizin elinizde ama alevilikte hurafelere yer yok her zaman bilime önem vermişlerdir,

Yanlışınızı düzelteyim luviler bir halk,aleviligin luvi kanadı diyede birşey yok ,luvilerin bilinmesi tarihimizin bilinmesi açısından önem taşıyor yoksa kimsenin luvi olmak gibi bir derdi yok,

Lütfen Araştırmalar bölümünde luvilerle ilgili araştırmalara bakın.




‘Tarih bilimi Güney ve Batı Anadolu’da Luvi’lerden daha önce yaşamış ve uluslaşmış halkın,Luvi dilinden daha önce konuşulmuş bir dilin varlığını asla saptayamamıştır.’
Bilge Umar




Hitit’lerin Anadolu’da MÖ.2000’li yıllarda ortaya çıktılar ve burada MÖ.1650-1200 yılları arasında Orta Anadolu merkezli büyük bir imparatorluk kurdular. Hitit’ler hükümranlıkları süresince ödünsüz yöneticiler ve çok çetin savaşçılar olarak ünlenmiş olsalar da onların, yönetimi altında tuttukları topraklarda yaşayan yerli halkların kendi kültürlerini ve inançlarını özgürce sürdürmelerine özen göstermek gibi çok zarif bir vasıfları vardı.Hitit Devleti Eski Çağ Anadolu’sunda , çağının çok ilerisinde gelişmiş bir hoşgörü imparatorluğu idi. Hitit toprakları üzerinde yaşayan Anadolu’nun eski halkları, başta Luti’ler (yada Luwi’ler) olmak üzere, Hatti’ler ve Pala’lar (Bala’lar) Hitit idari ve askeri yönetimi altında sınırsız bir özgürlük içinde yaşamlarını sürdürdüler.

Anadolu’da Hitit çağından günümüze ulaşan belgelerin pek çoğu Hititlerin ‘Nasili’ adnı vedikleri kendi dillerinde ve çivi yazısı ile yazılmıştı.Yapılan kazılardan elde edilen bulgularHitit’lerin eski ve yeni krallık dönemleri boyunca dinsel metinlerde,kimi mühürlerde ve anıt kitabelerinin tümünde başlangıçta bilim çevreleri bakımından yanlış olarak Hitit hiyeroglifi olarak tanımlanan bir yazı daha kullandıkları ortaya çıktı.Daha sonra bu yazıda kullanılan dilin luvi dili olduğu dolaysı ile kullanılan yazınında Luvi diline ve Luvi’lere özgü bir yazı olduğu anlaşıldı.Luvi dili ve Luvi hiyeroglif yazısı üzerindeki çalışmalar ilerledikçe görüldü ki; Luvi yazısı Anadolu kaynaklı metinlerde kullanılan en eski yazı ve Hint-Avrupa dil ailesinden olan Luvi dili Anadolu’da kullanılan en eski dildir.

Luvi’lerin kutsal saydıkları, sembollerle ifade edilen, hiyeroglif yazısı,Luvi dilindeki hecelere karşılık gelen stilize edilmiş resimlerden oluşan fonografik bir yazıydı.Bu kutsal yazı Anadolu’da Hitit egemenliğinden 2000 yıl önce kullanılmaya başlandı ve Hitit çivi yazısının Anadolu’da kullanımı sona erdikten 700 yıl sonra da yazılıp okunmaya devam etti..

Anadolu dışında pek çok coğrafyada da konuşulan Hind-Avrupa dilinin bu coğrafyalarda ortaya çıkışı MÖ.2000 lerden sonraki zamanlara olduğu biliniyor ,bu da bu dil gurubun o bölgelere Anadolu’dan yayıldığını gösteriyor.Dil bilimciler Luvi dilinin sadece Anadolu’da değil tüm yeryüzünde konuşulan en eski Hind-Avrupa dili olduğunu konusunda fikir birliği içindeler.

Hind-Avrupa dilini konuşan ilk ulus olan Anadolu’lu Luvi’ler Anadolu’nun da bilinen en eski halkıydılar.Arkeolog Firuzan Kınal,Mersin,Hacılar ve Alişar kazılarından elde edilen bulgulardan yola çıkarak,Anadolu’da MÖ.6 000 yıllarında ortaya çıkan ,bakır-taş çağı kültürünü yaratanların Luvi’ler olduğu tespitini yapıyır..Bilge Umar Firuzan Kınal’la aynı kanaati paylaştığını şu cümlelerle ifade ediyor.‘Batı Anadolu ve Güney Anadolu arkeolojik buluntularının Luvi sayılması asıldır,aksi kanıtlanmadıkça onlara Luvi gözüyle bakmak zorundayız.Çünkü bir defa daha söyleyelim,Batı ve Güney Anadolu’da Luvi kültüründen daha eski hiçbir yerli kültür,hiçbir yerli dil şimdiye kadar saptanabilmiş değildir.’

Bilge Umar’a göre‘Türkiye’nin ilk halkları içinde bıraktıkları kültür mirası yönünden en önemlisi Luvi’lerdir.’ Umar,bu sözüne kanıt olarak ,Muğla yöresinde 130 u aşkın,Fethiye Antalya arasında 60,Burdur,Isparta yöresinde 75,Antalya ovasında 16,İçel ile Adana bölgelerinde 90,Konya-Karaman bölgesinde 32 olmak üzere Luvi dilinden yada bu dilin ardılı dillerden gelen 400 den fazla tarihsel yer adı verir..
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.
Senior Member
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Ali karul yazdı:
Sevgili Burcu Luviler Bir halktır inançları ise Işıklar olarak geçer ,Işık insanları,Yani luvi diye bir din yoktur.








Luvileri bir rivayetten iberet görmenize şaşırmamak elde degil,Bilime inanmamak sizin elinizde ama alevilikte hurafelere yer yok her zaman bilime önem vermişlerdir,

Yanlışınızı düzelteyim luviler bir halk, aleviligin luvi kanadı diyede birşey yok , luvilerin bilinmesi tarihimizin bilinmesi açısından önem taşıyor yoksa kimsenin luvi olmak gibi bir derdi yok,

Lütfen Araştırmalar bölümünde luvilerle ilgili araştırmalara bakın.




‘Tarih bilimi Güney ve Batı Anadolu’da Luvi’lerden daha önce yaşamış ve uluslaşmış halkın,Luvi dilinden daha önce konuşulmuş bir dilin varlığını asla saptayamamıştır.’
Bilge Umar




Hitit’lerin Anadolu’da MÖ.2000’li yıllarda ortaya çıktılar ve burada MÖ.1650-1200 yılları arasında Orta Anadolu merkezli büyük bir imparatorluk kurdular. Hitit’ler hükümranlıkları süresince ödünsüz yöneticiler ve çok çetin savaşçılar olarak ünlenmiş olsalar da onların, yönetimi altında tuttukları topraklarda yaşayan yerli halkların kendi kültürlerini ve inançlarını özgürce sürdürmelerine özen göstermek gibi çok zarif bir vasıfları vardı.Hitit Devleti Eski Çağ Anadolu’sunda , çağının çok ilerisinde gelişmiş bir hoşgörü imparatorluğu idi. Hitit toprakları üzerinde yaşayan Anadolu’nun eski halkları, başta Luti’ler (yada Luwi’ler) olmak üzere, Hatti’ler ve Pala’lar (Bala’lar) Hitit idari ve askeri yönetimi altında sınırsız bir özgürlük içinde yaşamlarını sürdürdüler.

Anadolu’da Hitit çağından günümüze ulaşan belgelerin pek çoğu Hititlerin ‘Nasili’ adnı vedikleri kendi dillerinde ve çivi yazısı ile yazılmıştı.Yapılan kazılardan elde edilen bulgularHitit’lerin eski ve yeni krallık dönemleri boyunca dinsel metinlerde,kimi mühürlerde ve anıt kitabelerinin tümünde başlangıçta bilim çevreleri bakımından yanlış olarak Hitit hiyeroglifi olarak tanımlanan bir yazı daha kullandıkları ortaya çıktı.Daha sonra bu yazıda kullanılan dilin luvi dili olduğu dolaysı ile kullanılan yazınında Luvi diline ve Luvi’lere özgü bir yazı olduğu anlaşıldı.Luvi dili ve Luvi hiyeroglif yazısı üzerindeki çalışmalar ilerledikçe görüldü ki; Luvi yazısı Anadolu kaynaklı metinlerde kullanılan en eski yazı ve Hint-Avrupa dil ailesinden olan Luvi dili Anadolu’da kullanılan en eski dildir.

Luvi’lerin kutsal saydıkları, sembollerle ifade edilen, hiyeroglif yazısı,Luvi dilindeki hecelere karşılık gelen stilize edilmiş resimlerden oluşan fonografik bir yazıydı.Bu kutsal yazı Anadolu’da Hitit egemenliğinden 2000 yıl önce kullanılmaya başlandı ve Hitit çivi yazısının Anadolu’da kullanımı sona erdikten 700 yıl sonra da yazılıp okunmaya devam etti..

Anadolu dışında pek çok coğrafyada da konuşulan Hind-Avrupa dilinin bu coğrafyalarda ortaya çıkışı MÖ.2000 lerden sonraki zamanlara olduğu biliniyor ,bu da bu dil gurubun o bölgelere Anadolu’dan yayıldığını gösteriyor.Dil bilimciler Luvi dilinin sadece Anadolu’da değil tüm yeryüzünde konuşulan en eski Hind-Avrupa dili olduğunu konusunda fikir birliği içindeler.

Hind-Avrupa dilini konuşan ilk ulus olan Anadolu’lu Luvi’ler Anadolu’nun da bilinen en eski halkıydılar.Arkeolog Firuzan Kınal,Mersin,Hacılar ve Alişar kazılarından elde edilen bulgulardan yola çıkarak,Anadolu’da MÖ.6 000 yıllarında ortaya çıkan ,bakır-taş çağı kültürünü yaratanların Luvi’ler olduğu tespitini yapıyır..Bilge Umar Firuzan Kınal’la aynı kanaati paylaştığını şu cümlelerle ifade ediyor.‘Batı Anadolu ve Güney Anadolu arkeolojik buluntularının Luvi sayılması asıldır,aksi kanıtlanmadıkça onlara Luvi gözüyle bakmak zorundayız.Çünkü bir defa daha söyleyelim,Batı ve Güney Anadolu’da Luvi kültüründen daha eski hiçbir yerli kültür,hiçbir yerli dil şimdiye kadar saptanabilmiş değildir.’

Bilge Umar’a göre‘Türkiye’nin ilk halkları içinde bıraktıkları kültür mirası yönünden en önemlisi Luvi’lerdir.’ Umar,bu sözüne kanıt olarak ,Muğla yöresinde 130 u aşkın,Fethiye Antalya arasında 60,Burdur,Isparta yöresinde 75,Antalya ovasında 16,İçel ile Adana bölgelerinde 90,Konya-Karaman bölgesinde 32 olmak üzere Luvi dilinden yada bu dilin ardılı dillerden gelen 400 den fazla tarihsel yer adı verir..


Aleviler üçe ayrılır: A-Slam, A-Luvi ve A-Levi......(Tunç)
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Son Düzenleme: 12/10/2008, 17:23, Düzenleyen: burcu.
Member
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Alıntı:burcu
Aleviler üçe ayrılır: A-Slam, A-Luvi ve A-Levi......(Tunç)


Teşekkür ederim sevgili burcu çok aydınlacı olmuş,umarım luvilerle ilgili bölümleri okumuşsundur,en azından eleştirirken rivayetlerden bahsetmezsin!!
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.
Senior Member
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Ali karul yazdı:Teşekkür ederim sevgili burcu çok aydınlacı olmuş,umarım luvilerle ilgili bölümleri okumuşsundur,en azından eleştirirken rivayetlerden bahsetmezsin!!


Rica ederim sn. ali karul,

Bizimkisi varolanı tespitten başka birşey değil, malumun ilanı desek daha doğru olur herhalde...
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Administrator
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Ali karul yazdı:Teşekkür ederim sevgili burcu çok aydınlacı olmuş,umarım luvilerle ilgili bölümleri okumuşsundur,en azından eleştirirken rivayetlerden bahsetmezsin!!

Sayın Ali Karul Luvilerde İnanç Sistemi neydi, Çok Tanrılı bir dine mi inanıyorlardı ibadet sistemleri neydi.

Bu Anlatımınız Alevi düşüncesi ve inancına bağladığınız ortak yönleri ne.
Member
Alevi misiniz? Aluvi mi? Yoksa...
Alıntı:Aliekber;

Sayın Ali Karul Luvilerde İnanç Sistemi neydi, Çok Tanrılı bir dine mi inanıyorlardı ibadet sistemleri neydi.

Bu Anlatımınız Alevi düşüncesi ve inancına bağladığınız ortak yönleri ne.


Dergah Devletlerin Kurumsal Yapıları

Strabon’un çağlar öncesinden aktardığı bilgiler bize; Anti-Toros’larda ve Tokat’da bulunan ve aynı adı taşıyan her iki kadim dergah-devlette de sürekli olarak altışar binden fazla kadın-erkek derviş bulunduğunu, Kapadokya’daki Kadın Ana Dergahı’nda ise sürekli üç bin dervişin yaşadığını, dergah-devletlerin önemli arazilere sahip olduğunu ve dergahların arazilerinden önemli gelirler elde ettiklerini göstermektedir. Strabon, birbirlerinden uzakta kurulmuş, aynı adı taşıyan Komanalar’ın kurumsal yapılarının, yönetim biçimlerinin ve sosyal düzenlerinin benzer olduğunu kaydeder; ‘...ve diyebilirim ki burada oturanların özellikle bundan evvelki krallar zamanında, kurban törenlerinin uygulanması, kutsal inanışları ve pirlerine (ierous) karşı olan saygıları hemen hemen aynıydı’.

Strabon tarafından, ‘bir yemine uyarak daima orada yaşayan’lar olarak tarif edilenlerin, ikrar (yemin) vererek dergaha giren, dergahın her türlü hizmetini-hazırlığını gören ve dergahın geniş arazilerini işleyen talipler ve dervişler olduklarına şüphe yoktur. Benzer şekilde Alevi-Bektaşi dergahları da 1826 yılında yaşanılan yıkımdan önce; ‘yeminli yurttaş’ların kutsal bir otoritenin denetiminde, dergahın topraklarını işleyip üretim yaptıkları, komün yaşamının hakim olduğu kurumlardı.

Strabon’un kanalı ile bizlere ulaşan Komanalar’ın kurumsal yapıları ile Alevi-Bektaşi Dergahları’nın geleneksel ekonomik işleyiş şemaları birebir aynıdır. Bir örnek olarak Elmalı’daki Abdal Musa Dergahı incelendiğinde; Alevi dergahları ile ‘Komana’lar arasındaki ayırt edilemez benzerlik apaçık ortaya çıkar: On beşinci yüzyılın ünlü gezgini Evliya Çelebi, Elmalı’daki Abdal Musa Dergahı’nda, sürekli üç yüzden fazla dervişin bulunduğunu, bu dervişlerin devamlı olarak dergahta yaşadıklarını ve ibadetle ve hizmetle meşgul olduklarını yazar. Evliya Çelebi ayrıca, dergahın yiyecek ve içeceğini temin eden, dergahın malı evlerde yaşayan yüz haneden bahseder. ‘Dağ eteğinde yüz ev vardır. Abdal Musa evkafıdır. O tekkenin tamirine yiyecek ve içeceğine memurdurlar.’

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında II.Mahmut döneminde, Abdal Musa Dergahı kapatılarak tüm mallarına el konuldu. El konulduktan sonra alelacele ve haraç mezat satılan dergaha ait malların satış varakalarından ve dergahın ayniyat kayıtlarından; dergahın kapatıldığı 1826 yılına kadar Abdal Musa Dergahı’nda komün hayatı yaşayan çok sayıda derviş bulunduğunu, dergahın dervişler ve dergaha bağlı köylüler tarafından işlenen dokuz buçuk milyon metrekare ekilir biçilir tarım arazisi ile elli beş bin metrekare bağ ve bahçesi bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca dergaha ait yüksek rakımlı meralarda, dervişler tarafından güdülen dergah malı hayvan sürüleri olduğu, satışı gerçekleştiren Osmanlı memurları tarafından kayda geçirilmiştir. Abdal Musa Dergahı’nın ayrıca Elmalı’da bir fırını ve dergah içinde bir şarap imalathanesi bulunmaktaydı.

Abdal Musa Dergahı, bir yeminle dergaha bağlanan ve burada komün hayatı yaşayan dervişleri, kutsal bir otoritenin yönetimini gönüllü kabul etmiş köylüleri ve kendisine ait geniş arazileri ile ‘küçük ölçekli bir Komana’ idi. Abdal Musa Dergahı, geçmişin ‘dergah-devlet’lerinin bütün özelliklerini bünyesinde barındırıyordu. Abdal Musa, kendi adı ile anılan kadim dergahı yeniden hayata geçirirken uzak geçmişin ‘dergah-devlet’ lerin kurumsal yapısına ve işleyişine özenle sadık kaldığı anlaşılmaktadır.

Anlaşılan odur ki; dört bin yıl öncesine kadar izlerini sürebildiğimiz Anadolu dergah-devletleri, bulundukları topraklarda çoğu zaman isim ve kisve değiştirerek kesintisiz bir biçimde kutsallıklarını devam ettirdiler. Helen’lerin Anadolu’ya hakim olduğu yüzyıllarda Helen isimleri takındılar. Roma çağlarında, Roma tanrı ve tanrıçalarının adlarını aldılar. Ortodoks Hristiyan mezalimine karşı ‘asıl Hristiyanlar bizleriz’ diyerek savunma yaptılar. İslam ikliminde aynı söylemi, savunma cümlesinin öznesini değiştirerek tekrarladılar. ‘Kurana kalem karıştı, İslamiyet’in kutsal kitabı değiştirildi, İslamiyet’in özü bizleriz’ dediler.

Anadolu’daki tüm Alevi-Bektaşi dergahlarının ve Alevi ocaklarının Luvi kökenli Kadim inanç merkezlerinin yanı başında olmaları, Hacı Bektaşi Veli ve Battal Gazi dergahlarında görüldüğü üzere çoğu zaman da eski dergahların fiziki temellerinin tam üzerine oturmuş olmaları, elbette ki, bir raslantı değildir.

Son yıllarda yapılan genetik araştırmalarla, Anadolu halklarının otuz beş bin yıldan beri aynı coğrafyada yaşadıkları belirlendi. Alan taramalarından toplanan örneklerin Laboratuar analizleri, Anadolu’da yaşayanların esas olarak yerli halklardan oluştuğunu ve dış göç yolu ile bu topraklara sonradan gelip yerleşenlerin bütün içindeki yüzdesinin ihmal edilebilecek kadar az olduğunu ortaya çıkardı.

Binlerce yıldan beri bu ülkenin ne insanları değiştiler, ne inanç merkezleri, ne de bu inanç merkezlerinin kurumsal yapıları. İnancın esası da değişmedi, inancın sembolü ritüeller de. Zakirlerin çaldığı bağlama da aynı kaldı, pervanelerin döndüğü semah da. Boğazköy, Alacahöyük, Ortaköy ve diğer Luvi/Hitit kentlerinde yapılan kazılar; Alevi ibadetine sesini ve ahengini veren bağlamanın bu topraklarda insanın kullandığı ilk müzik aleti olduğunu gözler önüne serdi. Boğazköy’de ortaya çıkarılan üç bin yıllık bir kabartma üzerinde tasvir edilen Luvi’lerin döndüğü semah ve Anadolu’nun Alevi köylerinde yürütülen Ayin-i cemlerde dönülen aynı semahtır.
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.