You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

'Alevi' Kitaplarımız...

'Alevi' Kitaplarımız...

Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Anadolu Aleviliği'nden Dersim'e
Alevi Tarihine Coğrafi Bir Giriş
Gürdal Aksoy


[Resim: 544.jpg]


Coğrafya tarihte önemli bir yere sahip olduğu halde, tarih yazıcılığında uzunca bir süre yeterince dikkate alınmamıştır. Coğrafi mekânın dinsel kimlikler üzerindeki etkilerini sistematik olarak irdeleyen din coğrafyası dahi, görece yakın tarihli olup, henüz Alevilik araştırmalarında kendine tam anlamıyla bir yer bulabilmiş değildir. Bu çalışma sözü edilen eksikliğe kısmen bir cevap olabilecek bir biçimde, genel olarak din, tarih ve coğrafya ilişkisini irdelemektedir.

]Kitabın ilk bölümünde, popüler ve akademik dünyanın ortak klişesi olan 'Anadolu Aleviliği'nin tarihsel yeri sorgulanmış, coğrafi ve etno-kültürel farklılıklar noktasında, bu ****forun hangi amaçlar doğrultusunda, nasıl inşa edildiği tartışılmıştır.
]İkinci bölüm, Alevi Kürtlerin bir bakıma merkezi sayılan Dersim üzerinedir. Dersim'in geçmişini ve bugününü daha iyi anlayabilmek adına, coğrafyanın topluluk üzerindeki etkileri, bir kutupsallığa bağlanmaksızın, özel olarak sosyolojik kavram çifti merkez ve periferi eşliğinde anlatılmaya çalışılmaktadır.
]Son bölümün konusu ise, 'Dersim Alevi Kürt Onomastiği'dir. İsimler ve bunun sosyo-kültürel kimlikle olan ilişkisi, Alevilik araştırmalarında bugüne dek üzerinde pek durulmuş bir konu değildir. Bu bölümde Alevi ve Alevi kökenli Dersimlilere ait kişi adlarının etimolojik ve kültürel kökenlerinin yanı sıra, yörenin dinsel, etnik ve sosyo-politik tarihi bakımından ortaya çıkan bazı ipuçları analiz edilmiştir.

'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Sadık Abdal Divanı-- Dursun Gümüşoğlu

[Resim: 545.jpg]

Sâdık Abdâl, 15. yüzyılda Kızıl Deli Sultan Dergâhı'nda yetişmiş Bektaşi şairlerindendir. Seyyid Ali Sultan Dergâhı, Bektaşiliğin o dönemde çok önemli bir merkezi olduğu için buradan tanınmış Bektaşi babaları ve şairleri yetişmiştir.

]Sâdık Abdâl Divânı, Bektaşilik tarihi yönünden karanlıkta kalmış dönemlere ışık tutması bakımından son derece önem teşkil etmektedir. Elinizdeki eser, 15. yüzyılda Bektaşiliğin durumu, inançlara bakış açısı, velâyetnâmelerde geçen yer, şahıs isimleri ve olaylar hakkında önemli bilgiler vermekte, şüpheyle yaklaşılan tespitlere yeni bakış açıları getirmektedir. Eser, içerik, dil ve şairin yaşadığı yüzyıl açısından dikkat çekicidir. Sâdık Abdal'ın kullandığı dil ve üslup ile şiirlerindeki tasavvufi incelik ve derinlik, Seyyid Ali Sultan Dergâhı'nın Balkanlar'da çok önemli bir tekke ve zamanının ilim merkezi olduğuna işaret etmektedir.

]Eser genellikle nasihat içeriklidir. Şiirlerinde Sâdık Abdâl bazen kendisine, bazen de karşısındakine nasihat etmektedir. Velilerin kimden irşad olduğunu, dolayısıyla kimin sırrı olduğunu şiirlerinde anlatmıştır. Hz. Ali'nin yüceltilmesi bugünkü Bektaşiliğin anladığı şekli ile Şâh-ı Merdân olduğu ve ondan sonra gelenlerin Hz.Ali'nin sırlarını taşıdığını, Kızıl Deli'nin ise bu manevi zincirin bir halkası olduğunu bildirmektedir. Bektaşiliğin Balım Sultan'dan itibaren tarikatlaştığı söylenirse de, Sâdık
]Abdâl şiirlerinin büyük kısmında Bektaşiliği tarikat olarak ifâde etmektedir. Dergâhtaki dervişlerin nefis mertebelerini geçtiğinden, yüceldiğinden sıklıkla bahseder. Dünya nimetlerinin kölesi olunmaması gerektiği her fırsatta ifade edilerek bir sûfi bektaşilik anlayışı ve yaşam tarzı anlatılmaktadır.

]Divân-ı Sâdık'ta Seyyid Ali Sultan ve Hacı Bektaş Velâyetnamesinde geçen bütün hikâyelerin, Makâlât'ta bulunan tüm düşüncelerin şiirsel anlatımları görülmektedir. Tarikate girmenin, Seyyid Ali Sultan Dergâhı'na dahil olmanın önemi anlatılmaktadır. Eserde halk tipi İslâm anlayışının ilerisinde sûfi
]Bektaşilik yaşam tarzı ve inancı vurgulanmakta, Bektaşiliğin 15. yüzyılda da tasavvufi bir inanç yapısı olduğu, ârif insanların bu şekilde algılayıp yaşamlarına uyguladıkları gözlemlenmektedir. Eserde, Balım Sultan'dan önce "Bektaşi Tarikati" sözü yoktu iddialarının yanlış düşünceler olduğu belirtilmektedir. Hacı Bektaş Veli'nin, Abdâl Musa'nın, Kaygusuz Abdal'ın eserlerinin ve yaşamının dergâhlarda okunmakta olduğunu, "Makâlât" adlı eserin Bektaşiler için yol içi eğitimi olduğunu, içinde geçen kavramların 15.yüzyılda da aynı bugünkü şekli ile algılanmakta olduğu vurgulanmaktadır.

]Sâdık Abdâl Divânı, Alevilik-Bektaşilik alanında karanlıkta kalmış pek çok konuya ışık tutması bakımından büyük önem arzetmektedir.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Türk Aleviliği
Anadolu Aleviliğinin Kültürel Kökeni-- Rıza Zelyut



[Resim: 546.jpg]


] Alevilik sır kabul ediliyordu. Bu sır mezhep boyutlu sanılıyordu. Önce o sırrı çözdük.

]Ancak bunun kadar önemli bir başka sır daha vardı: Anadolu Aleviliğinin etnik yapısı. Onu da çözdük.

]Kırgızistan'dan Ukrayna'ya kadar uzanan Türk dünyasındaki tolu (dolu) nasıl oluyor da Alevi cemlerinde yaşıyor?

]Kül Tigin mezarındaki yapı özelliğinin Anadolu dergâhlarındaki izleri nedir?

]Macaristan'daki kara kazanların Hacı Bektaş'ta işi ne?

]Batı Hunları'nın Ağaçeri kolunun geyiği, Abdal Musa'ya nasıl geldi?

]Oyun, ozan, kam, şaman kimliğinden "dede"liğe uzanan yol...

]Milat'tan öncelere uzanan Türk damgası "Kün-Ay" nasıl "Muhammet-Ali" haline geldi?

]Alevi edebiyatının Asya'daki izleri nerelere saçılıyor?

]"Etrak-i biidrak" aşağılamalarının özünde Türk ile Alevilerin hedef gösterildiğini biliyor muydunuz?

]Ya Kızılbaş'ın bir Türk boyu olduğunu?

]En önemli Türk devletlerinden birisi olan Safeviler'e neden cumhurbaşkanlığı forsunda yer verilmiyor?

]Anadolu Alevilerinin bir bölümünü Kürt kökenli gösteren iddialar ne kadar doğrudur?

]Tarih içinde Alevi-Kürt ilişkisi nasıl olmuştur?

]Türk Alevi boyların Kürtleştirilme sürecinin tarihi hangi belgelerde yer alıyor?

]35 yıldır araştırdığım bu konuyu en son belgelerle değerlendirince ulaştığım nokta şu oldu: Bugün Türkiye'de yaşadığımız Alevilik; Türk kimlikli bir Aleviliktir. İşte bunun bilgileri ve belgeleri ilk kez bu kitapta bilim dünyasına sunuluyor.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Alevilerin Kemalizm'le İmtihanı--Cafer Solgun


[Resim: 547.jpg]



Araştırmacı-yazar Cafer Solgun, Alevilerin Kemalizm'le İmtihanı adlı bu kapsamlı çalışmasında oldukça zor sorulara cevap arıyor:

]"Makul vatandaş" tanımına uymayan Aleviler neden hâlâ devletin resmi ideolojisinden yana? Aleviler neden Kemalist?
] Sorular zor, çünkü devletin dayattığı "makul vatandaş" tanımına uymayan Alevilerin bir kısmı yaşadıkları onca acıya rağmen Cumhuriyet'in kuruluşundan beri laik, Kemalist sayıyorlar kendilerini... Cafer Solgun, tüm acıları, baskıyı yaşamış biri olarak bu çelişkiye içeriden bakıyor; Alevileri Alevi kimliği üzerine düşünmeye, kendi gerçekleriyle yüzleşmeye çağırıyor. Tarihini isyanlarla, direnişlerle, mağdurdan yana olmakla geçirmiş ve bunun bedelini çok ağır ödemiş bir inancın bugün egemen iktidarla kurduğu yakınlığı ve bu yakınlığın yarattığı yabancılaşmayı tüm yönleriyle ele alıyor.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Aleviliğin Kökleri Abdal Musa'nın Sırrı--Erdoğan Çınar


[Resim: 548.jpg]


] Helenler, Latinler ve Bizanslılar bu coğrafyayı binlerce yıl boyunca işgalleri altında tuttular. Bu topraklar üzerinde, su kemerleri, köprüler, tiyatrolar, kamu binaları ve mabetler inşa ettiler. Şehirler, saraylar kurdular, saltanatlar sürdüler. At bindiler, kılıç kuşandılar, ordular düzdüler. Geçmişin istilacıları bu topraklar üzerine doğal olarak kendi hayat tarzlarını, kültürlerini ve inançlarını da yaymaya çalıştılar. Ne var ki Anadolu halkı kendisine dışarıdan dayatılan ithal inanç ve kültürleri asla benimsemedi. Binlerce yıl sürmüş istilalarının sonunda Anadolu'nun kültür hayatında onlara ait ne varsa onlarla beraber, geride hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboldu. Anadolu'nun birçok yerinde uzun sürmüş işgallerin fiziki kalıntıları bulunmakla beraber, bugün Anadolu insanının yaşayışında, inancında ve kültüründe Helen, Latin ve Bizans etkisine rastlamak hemen hemen imkânsız gibidir. Şairin dediği gibi, bu toprakların 'nazlı, seher-sabah uykularını' parçalayan istilacılar, bir gölge bile bırakmadan geçip gittiler.

]Sel gitti kum kaldı. Luvi kültürü bu coğrafyada on bin yıldır varlığını sürdürüyor. Luviler, bu toprakların sesiz sahipleri ve en eski yerlileri aramızda yaşamaya devam ediyorlar. Luviler'in (Kelimeyi özgün hali ile önündeki 'A'yı düşürmeden telaffuz edecek olursak Aluvilerin) bugün adına Aleviler dediğimiz inanç topluluğunun ataları oldukları, yadsınamaz ve inkâr edilemez bir doğru olarak geleneksel bilgilerimizi alt-üst ediyor, ezberlerimizi zorluyor. Hiçbirimiz doğruları ihmal ederek entelektüel dünyanın içinde yer almaya devam etme ayrıcalığına sahip değiliz. Hiç kimse cebindeki bir avuç çöl kumu ile bu muazzam geçmişin, bu görkemli mirasın üzerini ebediyen örtme becerisini gösteremez. Tarih 'gayri kabil-i rücu' olarak yaşandı ve çok gerilerde kaldı. Zaman tünelinde geçmişe yolculuk yapıp, tarihi olayları geleneksel bilgilerimize uygun olarak yeniden biçimlendirmemiz de mümkün değil.

]Bütün yalınlığı ile birer birer ortaya çıkan gerçekler karşısında "işte sizin geçmişiniz budur" diyerek önümüze konan hayali ve hamasi safsatalara inanmaya devam etmemiz tarihi değiştirmeyecektir.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Ehlibeyt Ocağı Alevilik--İhsan Ünlü


[Resim: 549.jpg]


] [BNeden "Alevilik ve Ehl-i Beyt?" Niçin böyle bir kitaba ihtiyaç duyuldu? Bu konuda yazılmış onca kitap varken, bu kitap, onlardan farklı olarak neyi anlatıyor ve ele alıyor? Bu konu, herkesin nasıl görmek istiyorsa öyle baktığı bir alan...[/B]
]Konuya menfi bir tavırla yaklaşanların başında ise, yabancı ideoloji mensupları geliyor. Onlar için bu tür konular, hedefe götüren bir vasıtadan ibarettir.

]Asırlardır aynı yaratıcıya, aynı kitaba, aynı peygambere inanan; aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan bu vatanın insanları, ne hikmetse bugün, ayrı din mensupları gibi gösterilmeye çalışılıyor. Sanki bir tarafta "Ehl-i Beyt taraftarları", diğer tarafta "Ehl-Beyt karşıtı insanlar" varmış gibi lanse edilmeye çalışılıyor.
]Tabi bir de bütün bu toz bulutunun arasında kaybolan, kendi değerlerinden uzaklaşmış yeni nesillerin doğruyu arayışı...

]"Ben kimim?", "Müslüman mıyım?"
]"O halde Müslümanlık nedir?"
]"Aleviliğin dindeki yeri nedir?"
]"12 imamlar kimlerdir?"
]"Neye hizmet etmişlerdir?"
]"Ehl-i Beyt nedir? Kimlerdir, nasıl bir hayat yaşamışlardır?"

]Bu soruları kendisine soran, sorgulayan bir gençlikle karşı karşıyayız. Ne yazık ki, bu sorulara çoğu zaman, tatmin edici cevaplar verilememiş; olaylara hep bir tarafın subjektif değerlendirmeleri karışmıştır.

]İşte "Ehl-i Beyt Ocağı Alevilik", Alevi kökenli bir yazar tarafından, tüm bu sorulara sağlıklı ve aklıselim cevaplar verilmek üzere kaleme alınmıştır.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
'Alevi' Kitaplarımız...
Aleviliğin Siyasal Örgütlenmesi
Modernleşme, Çözülme ve Türkiye Birlik Partisi
Sabır Güler

[Resim: 550.jpg]


Elinizdeki kitap Aleviliğin, Türkiye'nin toplumsal ve siyasal dokusunda farklı zamanlarda farklı anlam ve içeriklerle nasıl var olduğunu anlamaya çalışan bir çaba sürdürüyor. Bunu yaparken Alevilik denen inanç, zihniyet ve yaşam tarzlarının siyasal süreçlerde adlandırılma ve anlamlandırılma tarzlarına bakıyor. Çalışma, Aleviliğin, bir tür 'kimlik' inşası olarak, Türkiye'nin farklı dönemlerindeki farklı siyasal süreçlere eklemlenerek, birbirinden farklı 'Aleviliğin özü' söylemleri geliştirdiğini iddia ediyor. Bu özü araştırıp 'doğru Aleviliği bulma' biçiminde gerçekleşen farklı Alevilik söylemlerin özelliklerini tanımlama çabasını buluyoruz. Dahası, bu 'Aleviliğin özü' söylemlerinin bir tür 'politik özne' inşa stratejisi olduğu da, kitap boyunca farklı örnekler eşliğinde öğreniyoruz.

]Aslında Aleviliğin 'modern zamanlar'ın başlangıcından bu yana, 'Sünni muhafazakârlık'tan farklı olarak, birey temelli bir 'heteredoks hümanizm' olarak şekillendiği iddiası ile temellenen bu söylemlerin 'farklı Alevilik' tanımlarına temel teşkil eden yaygın bir kabul olduğunu söylemek mümkün. Bu tür, 'tarihin her döneminde aynen var olmuş bir öze sahip Alevilik' iddiasının tarihsel kanıtlarla beslenen bilimsel inandırıcılığı onu bu söylemsel haritanın en temel kurucu öğesi haline getirmektedir. Bu bağlamda Alevilik, 'skolâstik İslam'dan farklı olarak 'tasavvufi' geleneklerle şekillenmiştir; din adamlarının kurumsal iktidarı altında ruhunu yitirmemiş, bireysel özgürlüklere yer veren, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir düşünce biçimi olarak bugüne kadar kendini sürdürebilmiştir.

]Aleviliğin tarihsel olarak değişerek şekillenen bir 'kimlik' olarak, her zaman siyasete verili bağlamlarda eklemlenmeyen; kendisini bağlamla birlikte yeniden oluşturan bir ''iktidar stratejisi' olarak tanımlamak olduğunu söyleyebiliriz. Bu siyasal kimliğin şekillenmesi siyasal, toplumsal ve ekonomik konjonktürlere bağlıdır. Aleviliğin tarihsel olarak hep aynı biçimde kurulmamış olması ve homojen bir yapı da arz etmemesi bu çalışmanın temel kabulleri arasında yer almaktadır.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.