Ben buraya kendi yaşadığım ve halende pek çok kişinin yaşadığı gerçeklerden bahsetmek istiyorum. Buna din adına yapılan yobazlık diyorum ben.
İlkokulu yeni bitirmiştim. Okumayı okadar çok istiyordumki; Bunu aileme anlatamadım. Onlar benim haykırışlarıma kulak vermeden beni Kuran Kursuna yazdırdılar. Bu öylesine acıdırki. Bunu yaşamayan hiç kimse anlayamaz. Sen başını kapatıyorsun sana korkularla öğretilen sözde din eğitimi adını verdikleri şeyleri öğreniyorsun.
Arkadaşlarımı hergün ellerinde kitaplarla okula giderken gördüğümde hayata, yaşama isyan ediyordum. Bana okumam için verdikleri hiçbirşeyleri okumuyordum. Abdest almadan gidiyor bazende kendi kendime " hadi çarpsın beni de göreyim" diyordum. Bir şeylerin yanlış gittiğini farkediyordum. Ama bir türlü ne olduğuna anlam veremiyordum. Tek bildiğim şey vardı oda onların istediklerini ne pahasına olursa olsun yapmayacaktım. Onlar beni hatim üstüne hatim indirdiklerimi zannederken oysa ben okumuyordum bile.
Onların benim bu davranışımı hakettiklerine inanıyordum. Hiç kimseye zorla bir şeyleri öğretmeye çalışılamaz. Korkularla vaatlerle din eğitimi verilemez. Ama küçücük beyinleri korkuyla inandırmak kolay olduğundan sıkça başvurulan bir yöntemdir. Bu nedenle çocuklar daha okuma yazma öğretilmeden camilere kuran kurslarına gönderiliyorlar.
Tıpkı bana yapılanlar gibi.
Gönderdikleri kursta gözyaşlarıyla dolu bir yılım geçmişti. Babama beni okutması için yalvarıyordum. Babam "tamam" dedi. Bende zannettimki beni gerçekten ortaokula gönderecek. Beni İmam hatip okuluna götürdü. Kayıt için gerekli belgeleri aldıktan sonra bir akrabamızın evine gittik. Ben orada ağlamaya başladım. Akrabalda araya girip babamı ikna ettiler. Babam akrabaların ısrarıyla ortaokula gönderdi ama bir şartla. Her yaz camiye gitmem şartıyla. Çaresiz kabul ettim. Her yaz babamın dediğini yapıyordum. Ama isyan ederek. Tiksinerek.Nefret ederek.
Ortaokul Bitti Lise başladı. Ben Lise 3 de kendimi ifade etmeye başladığım an sesimi duyurmaya başladım. İlk olarak ben oruç tutmayacağım dedim. Babam bir şey demedi.Ben tutmadım. Birdaha Kuran da okumadım. Çünkü istemiyordum. Sadece her gün Allah'a bana doğru yolu iyiyi göstermesi için yalvarıyordum. Bir şeylerin yanlış gösterildiğini biliyordum. Abartıların fazla olduğunu insanlara korkuyla sindirmeye çalıştıklarını anlıyordum. Allah sevgisi korkuyla olmazdı. Dinse baskıyla değil sonsuz sevgiyle verilmeliydi.
Ne yazıkki benim çevremdeki pek çok insan bu şekilde eğitiliyordu.
Ben gerçeği 1988 mayıs ayında Zöhre Ana'mı ziyarete gittiğimde buldum. Evet sadece ziyarete gitmiştim. Ama o ziyaretim benim içindeki tüm boşlukları doldurdu.
Çünkü; Sımsıcacık sevgi yumağı vardı. İnsanın içini rahatlatan bir huzur vardı.
Baskılar ve zorbalıklar insanlara bir şey veremez.
Ben bunu benim gibi pek çok kişinin aynı durumda olduğunu bildiğim için yazmak istedim. Umarım bir şeyleri doğru şekilde anlatmaya çalışmışımdır.
Kurban olduğum Pirime buradan sonsuz şükürlerimi iletmek isterim. Bana dünyada verilecek en büyük serveti (Hak Sevgisi)'ni verdiği için.
HARARET NARDADIR SAC'DA DEĞİLDİR.
KERAMET BAŞTADIR TAC'DA DEĞİLDİR.
HER NE ARAR İSEN KENDİNDE ARA,
KUDÜS'TE MEKKE'DE HAC'DA DEĞİLDİR.
HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ
Aile içinde din öğretimi adına yapılan baskılar
Aile içinde din öğretimi adına yapılan baskılar
Aile içinde din öğretimi adına yapılan baskılar
Paylaşımın tek kelimeyle çarpıcıydı.
Yaşadıklarına çok üzüldüm.
Hakkın seni duyup gönlüne göre verdiğini düşünüyorum.
Pirim yolunu açık etsin.
Yaşadıklarına çok üzüldüm.
Hakkın seni duyup gönlüne göre verdiğini düşünüyorum.
Pirim yolunu açık etsin.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi