Sincan Ağır Ceza Mahkemesi, “Kayıp Trilyon Davası”nda yargılanan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili kararını açıkladı. Mahkeme, Cumhurbaşkanı Gül 'ün evrakta sahtecilikten yargılanması gerektiğine hükmetti. Bu arada, Mahkeme kararı, Gül ’ün yargılanıp yargılanmayacağı konusunda yeni bir hukuki tartışma başlattı. Sincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz tarafından kaleme alınan kararda şöyle denildi:
"Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve yasalarında herkesin yargılanmasının kural olduğu, dokunulmazlığın ise bir istisna olup bu kişiler yasalarda tek tek belirlenmiş ve bunların dışında hiç kimseye yargılanmama zırhı tanınmamıştır. Şüpheli Abdullah Gül ve arkadaşları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yapmış şüpheli Abdullah Gül ’ün Fazilet Partisi Kayseri Milletvekili olması sebebiyle dosyası fezleke ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmiştir."
Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında Cumhurbaşkanı Gül ’den 6 yerde “şüpheli” olarak söz ediliyor.
TOPTAN: CUMHURBAŞKANI GÖREV SÜRESİ İÇİNDE YARGILANAMAZ
Meclis Başkanı Köksal Toptan, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ’ün kayıp trilyon davasıyla ilgili verdiği kararı değerlendirdi.
Toptan, kararla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Anayasaya göre Cumhurbaşkanı’nın görev süresi içinde yargılanamayacağını belirtti. Toptan “Sadece vatana ihanet suçundan yargılanabilir. Ben dosyayı görmedim, içeriğini bilmiyorum. Dosyaya bakmak lazım. Cumhurbaşkanının görev süresi sona erdiğinde yargılanıp yargılanmayacağı yine dosyadaki içeriğe bağlı” dedi.
TÜRK: FRANSA’DA DA BENZER BİR DURUM OLMUŞTU
Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını şöyle değerlendirdi:
“Eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın, Paris Belediye Başkanlığı sırasında adı yolsuzluklara karıştığı öne sürülmüştü. Fransa’da bu durumun ardından verilen kararda, Cumhurbaşkanı sürecinde yargılanamayacağı fakat zaman aşımı sürecinin de işlemeyeceği vurgulanmıştı.”
KOCASAKAL: YARGILANMAMALI
Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal ise kararı şöyle değerlendirdi:
"Burada mesele şurada çıkıyor. Anayasa’nın 105. maddesinin yorumu. Bu konuyla ilgili iki düşünce var. Birincisi, göreviyle ilgili olmayan kişisel suçlarından dolayı, ki buradaki fiil öyle bir fiil. Bu durumda ceza kanunları herkese eşit uygulanır. Dolayısıyla cumhurbaşkanı da kişisel suçlarından sorumludur ve yargılanır. Bir grup bu sonucu çıkarıyor.
Bir diğer grup, Anayasa’nın bu suskunluğunu Cumhurbaşkanı’na saygıdan olduğunu savunuyor.
Milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili hükümler tatbik olunarak yürütülür deniyor.
Ben Cumhurbaşkanı’nın kişisel bir suçtan dolayı, sıradan bir vatandaş gibi yargılanabileceğini düşünmüyorum. Milletvekilleri için öngörülen usulün geçerli olduğunu ve olması gerektiğini düşünüyorum açıkçası. Tabi ki aksi görüşte var."
ANAYASA KOMİSYONU ESKİ BAŞKANI BURHAN KUZU:
Sayın Abdullah Gül ’ün Cumhurbaşkanı olmasından sonra da bir tartışma yaşandı.
Karma komisyondan bir dosya vardı. Refah Partisi’nin in ‘kayıp trilyon’ davası.
Onunla alakalı olarak iki genel başkan yardımcısı, biri Abdullah Gül , ikisi hakkında da aynı iddia var.
İddia ile ilgili olarak o dönemde il başkanlığı yapanlar mahkum oldu. Ama kararda diyor ki mali işlere bakan genel başkan yardımcısı kimse o incelenmeli.
Fiilen bitmiş bir dava.
Bu dava yüzde yüz beraatla bitecek bir dava.
Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği bu karar yanlış bir karar.
Cumhurbaşkanına dokunulmazlık otomatik olarak sağlanmıştır.
Zaman aşımı işlemez, görev bitince bu süreç tekrar başlayabilir.
“KAYIP TRİLYON DAVASI” NEDİR?
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında “yargılanabilir” kararının çıkmasına neden olan “Kayıp Trilyon” davası Refah Partisi’nin kapatılması davasıyla ortaya çıkan hukuki süreci tanımlamak için kullanılıyor.
Anayasa Mahkemesi “Milli Görüş”ün SP ve FP'den önceki partisi RP'yi 28 Şubat sürecinden sonra, 1998’de kapatınca, yöneticilerden elde bulunan Hazine yardımını devlete iade etmeleri istendi. Ancak RP yönetimi paranın örgütlere gönderilerek harcandığını ileri sürdü ve parayı vermedi. Müfettişlerin yaptığı incelemelerde ise Hazine’ye iade edilmesi beklenen, o günün parasıyla 1 trilyon liranın (bugün 1 milyon lira) “sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği” ortaya çıkarıldı.
Olayı ortaya çıkaran Maliye Müfettişleri örgüte para aktarımında kullanılan makbuzların sahte olduğunu belirlediler ve olayın yargıya intikal etmesi üzerine Yargıtay Başsavcılığı suç duyurusunda bulundu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da dava açtı.
“Kayıp Trilyon Davası”nda RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, "özel belgede sahtecilik" suçundan 2 yıl 4 ay hapse mahkum oldu. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 68 RP yöneticisini de 1 yıl ile 1 yıl 2 ay arası hapisle cezalandırdı. Yargıtay kararı onayınca hukuki çark tamamlandı. Ancak eski RP Genel Başkan yardımcıları İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül hakkında, devamlı dokunulmazlık altında oldukları için ceza davası açılmadı. Necmettin Erbakan hakkında verilen ceza yüz kızartıcı bir suç nedeniyle alındığı için Erbakan’ın siyasi yaşamının bittiği varsayıldı. Erbakan ev hapsi ve af sürecinden sonra siyasi haklarına yeniden kavuştu.
2000'li yıllarda Maliye Bakanlığı ise ve Hazine yasal faizi 11 milyon lirayı bulan kamu zararının parti yöneticilerinden alınması için Abdullah Gül , Necmettin Erbakan ve Abdülkadir Aksu gibi isimlerin de bulunduğu 88 kişi hakkında alacak davası açtı.
Kayıp Trilyon Davası’nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki evrak tefrik edilip, dokunulmazlığı bulunduğu için işleme konulmadı. Gül milletvekilliği süresince dokunulmazlığını korudu ancak Cumhurbaşkanı seçildikten sonra hakkındaki dosyanın akıbeti tartışıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Abdullah Gül hakkında gönderilen bu dosyayla ilgili takipsizlik kararı verdi. Başsavcılık Cumhurbaşkanı Gül hakkında “yasal imkansızlık” nedeniyle, yani kanıt ve unsurlar olmadan soruşturma yapılamayacağı gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Buna itiraz edilirken son karar Sincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nden geldi. Abdullah Gül için “yargılanması gerekir” kararının çıktığı Mahkeme özetle “kamu hukukunda ‘dokunma’ kural olduğu için milletvekilleriyle kıyas yapılarak Cumhurbaşkanı için ‘soruşturulamaz’ kararı verilmesi yanlıştır” sonucuna ulaştı. Anayasa’da cumhurbaşkanlarının bu tür soruşturmalarının nasıl yapılacağı konusunda boşluk bulunduğu, Anayasa değişikliğine gidilmesi de önerildi.