Alıntı:aleviforumlari.com
'Akdeniz yalısında, Aydın illerinde, Fethiye’de, Antalya’da, Burdur ve Isparta’da, Adana, Urfa ve Maraş’da, yukarıda; Malatya, Sivas, Çorum, Tokat, Yozgat, Niksar, Merzifon ve Ordu’da, Karesi yöresinde; Bursa, Çanakkale ve Edremit’de, Rumeli’de; Kırklareli, Tekirdağ, Edirne ve Filibe’de ve daha nice yerlerde, yükseklerde unutulmuş ya da ovada kendilerini unutturmuş nice Alevi köyleri vardır ki, buralarda binlerce yıldan bu yana her kışın gidişi ve her yeni baharın gelişi ile birlikte, büyük çoşkular içinde bereket törenleri düzenlenir ve bereket ayinleri yapılır.
Düzde buzlar çözülürken, yükseklerde, çok yükseklerde; Hasan Dağı’nda, Yıldız Dağı’nda, Çengelli’de, Tekeli Dağı’nda, Toroslar’da, Kaz Dağları’nda, Erciyes’de ve Rodoplar’da daha karlar erimeye başlamadan, kuşlar ilk yumurtalarını vermeden, kuzular ana rahmine düşmeden, tohumlar toprağa karışmadan, Anadolu’da ve Balkanlar’da tüm Alevi köyleri doğanın uyanışına on bin yıldan beri sürdürdükleri gelenekle bir ‘evvel bahar bayramı’ ile ‘hoşgeldin’ ederler.
Zemheri derler, kış aylarının sonuna doğru kış uykusuna yatmış canlıların mahmurluğu sürerken henüz, Anadolu’nun ve Balkanlar’ın Alevi köylerinde tatlı bir heyecan, bir hareket başlar. Önce köyün yaşlıları bir araya gelirler, baş başa verirler, az biraz hal-hatır sorduktan sonra, vakur ve bilge bir edayla, söz birliği etmişcesine:
-Soğukları savuşturduk. Vaktidir, Abdal Musa’yı yapalım, derler.
‘Abdal Musa’ adını verdikleri bereket töreni ve bereket ayini için gün kararlaştırırlar ve Abdal Musa hazırlıklarını yürütmek üzere köyün ahalisinden kadınlı, erkekli yedi kişilik bir hizmetliler ekibi seçerler. Köyün yaşlıları tarafından atanan hizmetliler ekibine ‘Abdal Musa’nın Askerleri’ denir. Abdal Musa’ya asker olmak, köy sakinleri için bir gurur kaynağı olur.
Hangi bölgede bulunurlarsa bulunsunlar, hangi ocağın talibi olurlarsa olsunlar, Arnavutluk’dan Hazar Denizi’ne kadar olan geniş coğrafyada tüm Alevi köyleri; tarım ve üreme mevsiminin başlangıcında, doğanın yeniden canlanışını, yaşamın çoğalmasını, toprak ananın kış sürecinde bağrında sakladığı hayatı yeniden filizlendirmesini, ‘Abdal Musa aşkına’ ondan bolluk ve bereket dileyerek karşılarlar. Aleviler her yeni baharda, toprak ananın onlara zarif ve cömert davranması için Abdal Musa’yı vekil ederler, onu aracı tutarlar.
Her kışın sonunda tüm Alevi köylerinde düzenlenen bereket törenlerine ‘Abdal Musa Lokması’ ya da ‘Abdal Musa Aşı’ adı verilir. Abdal Musa adına düzenlenen bolluk ve bereket kutlamalarından sonra yapılan ayine de ‘Abdal Musa Ayin-i Cemi’ denir.
Anadolu’nun binbir renk ve kokuyla donanmış, olağanüstü zengin florasının en sabırsız çiçeği çiğdemdir. Daha karlar erimeden çiğdem çiçekleri karın altından toprağı delerek gün yüzüne doğru yolculuklarına başlarlar. Bu yüzdendir ki Anadolu platosunda karların kalktığı yerler birdenbire çiğdemlerle dolar. Çiğdem çiçekleri Abdal Musa törenlerinin yegâne ziynetidir. Anadolu’ya ‘evvel bahar’ çiğdem çiçekleri ile gelir.
Alevi köylerinde bereket törenleri, ‘Abdal Musa’nın Askerleri’nin iğde dallarından yaptıkları Tören Takı’nı çiğdem çiçekleri ile süslemeleri ile başlar. Kutlamalar ‘Abdal Musa’nın Askerleri’nin ellerinde çiğdemlerle bezeli iğde dalları, kapı kapı dolaşarak evlerden ‘Abdal Musa aşkına’; zahire, hububat, yağ, tuz ve durumu müsait olanlardan para toplamaları ile devam eder. Ev sahipleri ‘Abdal Musa’nın Askerleri’ni izzet ile ağırlarlar. Onlara kurutulmuş meyve, pestil ve kuruyemiş ikram ederler. Sonra kilerlerindeki aşlık denilen çuval ya da tenekelerden bir kap ile ‘Abdal Musa’nın Askerleri’nin çuvallarına zahire, hububat, yağ ve benzeri yiyeceklerden koyarlar. Bunu yaparken son kabı tam olarak boşaltmazlar. Son kabın dibinde bıraktıkları az miktardaki yiyeceği ‘bu Abdal Musa bereketi olsun’ diyerek tekrar geri kendi aşlıklarına dökerler. ‘Abdal Musa’nın Askerleri’ de ‘Abdal Musa kabul eylesin’ diyerek ev sahibine dua verirler.
‘Abdal Musa’nın Askerleri’ ayrılırken, ev sahibi onları avlu kapısına kadar yolcu eder. Son olarak evin sahibi evin avlusunda duran, kış aylarında ‘bu odun da Abdal Musa’ya’ diyerek seçip kenara ayırdığı, en düz ve en kuru yakacak odununu ‘Abdal Musa’nın Askerleri’ne verir.
‘Abdal Musa’nın Askerleri’ köyün bütün evlerini gezdikten sonra topladıkları yiyecekleri köy meydanında açık artırma ile satarak paraya çevirirler. Evlerden toplanmış para varsa, yiyecek satışından elde edilen paraya katarlar. Yettiği kadar kurbanlık koç satın alınır. Köy meydanında kazanlar kurulur, kurbanlar tığlanır, köyün kadınları bir araya gelerek bütün köy halkına yetecek kadar etli bulgur pilavı yapılır.
Kazanlardaki et ve pilav kış aylarında köylülerin tek tek seçerek Abdal Musa için ayırdığı odunlarla ‘Abdal Musa ateşi’ ile pişirilir.
Hazırlanan etli pilava ‘Abdal Musa Lokması’ denir. Abdal Musa Lokması, perşembe günü hazırlanır. Perşembeyi cumaya bağlayan, Alevilerin kutsal gecesinde yapılan ‘Abdal Musa Ayin-i Cemi’nde dağıtılır.
‘Abdal Musa Cemi’ birlik cemidir. Bu cemde delil ‘ışık’ uyarılmaz. Bu ceme henüz yemin etmemişler (ikrar vermemişler) ve yol kardeşi (müsahibi) olmayanlar dâhil yaşlı, genç, bekâr, evli, çoluk çocuk -düşkünler hariç- tüm köylüler katılırlar.
Cem bir şölen havası içinde geçer. Dede önce küskünleri barıştırır, sonra sazlar kurulur, deyişler söylenir, semahlar dönülür ve lokmalar dağıtılır.
Alevi erkânı içinde Abdal Musa’dan başka adına kurban tığlanan, aş pişirilen ve Ayin-i Cem düzenlenen başka bir Alevi Ulu’su yoktur. Bu yönüyle Alevi yolu içinde Abdal Musa benzersizdir.
Abdal Musa adı Alevilerin gözünde; ana rahmine düşmüş taze bir cenin ve tohuma can veren ilk su damlası kadar azizdir. Bu erkânda inanılır ki, bire kırk veren başaklar, çifte kuzulu koyunlar ve gülen çocuklar onun yüzü suyu hürmetinedir.
Alevi inanışı içinde bolluğun, bereketin ve yeniden canlanışın piri olarak üstün bir konuma sahip olan Abdal Musa, aynı zamanda Alevi nizamının da son büyük kurucusudur. 13. yüzyılın ortalarında, Malya Ovası’nda yaşanan büyük Alevi kıyımından sonra dağılan Alevi erkânını ve ocak sistemini tekrar kurumlaştıran Abdal Musa’dır. Onun asıl önemi bu vasfından, Alevi yoluna yaptığı bu unutulmaz hizmetten gelir.'
Abdal Musa'nın Sırrı-Erdoğan Çınar
ABDAL MUSA AÅI Yol Erkan
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana