KİTABIN ADI :Ankara Ekspresi
KİTABIN YAZARI :Esat Mahmut KARAKURT
YAYIN EVİ VE ADRESİ:İnkilap ve Ata Kitap Evleri, Ankara Cad. No:95 İSTANBUL
BASIM YILI :1981
KİTABIN KONUSU :Türk istihbaratçıları ve Alman ajanları arasında geçen bir casusluk öyküsü.
[B]KİTABIN ÖZETİ : [/B]
Türk ordusunun gözüpek istihbarat subaylarından Binbaşı Seyfi ile, Alman ajanları arasında İstanbul-Ankara hattında geçen bir casusluk öyküsü bu. Dönemin güçlü devleti Almanya, Türkiye'yi de istila etmek istemektedir. Bu amaçla, aralarında çok güzel bir kadın olan Frolein Hilda'nın da bulunduğu en gözde elemanlarıyla İstanbul'a gelirler. Harekatın başlama parolası "Ankara Ekspresidir.
Seyfi’nin görevi Almanya’nın faaliyetlerini durdurmaktır. Seyfi ile Frolein Hilda ilk defe Alman hastahanesinde karşılaşırlar. Seyfi hastahanenin bir cephane yeri olduğu haberini doğrulamak için doğum yapmak üzere olan bir kadınla hastahaneye yerleşmiştir. Hilda ise bir kadın doğum uzmanı olarak hastahanede bulunmaktadır.
Seyfi normal çevrede havaalanı yapan bir muteahhit olarak tanınmaktadır ve birçok ingiliz ile de tanışıklığı vardır.Alman ajanlarının başında olan albay Seyfinin bir ajan olduğunu düşünüyor ve düşüncesinin doğrulanması görevini Hilda’ya veriyor. Albay, Hilda ile Seyfi’yi Ankara Palas Otel’de buluşturuyor. Hilda gördüğü adamın hastahanede ğördüğü kişi olduğunu anlayınca albayın düşüncelerinin doğruluğu ortaya çıkıyor.
Bu arada almanlar kendi kamplarında yetiştirdiği askerlerini gizlice Türkiye’ye sokmaya çalışmaktadır. Seyfi bu faaliyetleri engellemek için bir ihbar üzerine Karadeniz’de bir alman şilebini durduruyor ve askerlerin arasında Frolein Hilada’nın da olduğunu fark ediyor. Askerleri gemiyle tekrar Almanya’ya gönderiyor fakat Frolein Hilda’yı esir alıyor. Amacı daha önce Almanlar tarafından esir alınan bir ingiliz ajanını kurtarmaktır. İngiliz ajanının karşılığında Hildayı serbest bırakır. Bu arada Hilda Seyfi’ye delice aşık olmuştur.
Takas bittikten sonra bütün Alman ajanları yakalanır ve Almanya’ya geri gönderilmek üzere bir tren tahsis edilir. Alman albayı işlerinin bozulmasından dolayı Seyfi’ye büyük bir kin beslemektedir. Almanya’ya gönderilmeden önce Hilda’dan Seyfi’yi öldürmesini ister. Hilda gidecekleri akşam Seyfi’ye kendisini son bir kez görmek istediğini söyler ve Seyfi de bu teklifi kabul eder. Hilda o gece Seyfi’yi öldürmek için eve gider fakat aşkından dolayı onu öldürmeyi birtürlü başaramaz ve Seyfi’den kendisini karılığa kabul etmesini ister. Çünkü geri döndüğünde kendisinin öldürtüleceğinin düşünmektedir.
Seyfi de Hildanın güzelliğinden etkilenmiş ve ona aşık olmuştur. Hilda’nın teklifini kabul eder ve onunla evlenir..
[B] KİTAPDAKİ OLAYLARIN ve ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ [/B]
Seyfi cok iyi Almanca bilen kültürlü ,zeki bir türk zabitidir ve çok yakışıklıdır
Hilda asil bir aileden gelen idealist ülkesine bağlı güzelliği göz kamaştırar bir bayandır
[B] KİTABIN ANA FİKRİ[/B]
Türkler’in inatçı, cesur şerefine düşkün bir millet oluşu.
[B]KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: [/B]
Kitap, tasvirlerle süslenmiş olay örgüleri çok iyi düzenlenmiş ve aynı zamanda ilk casusluk romanı olmasından dolayı herkes tarafından zevkle onunacak bir kitap..
[B]YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ: [/B]
ESAT MAHMUT KARAKURT
Esat Mahmut Karakurt, birbiri ardına yazdığı aşk ve macera konulu romanlarıyla, yaşadığı dönemin en çok okunan yazarlarından biriydi. 1902 İstanbul doğumlu yazarın, iyi bir eğitim aldığını görüyoruz. 1924 yılında Diş Hekimliği Okulunu, 1930 yılında ise Hukuk Fakültesini bitiren yazar, gazetecilik, öğretmenlik, milletvekilliği ve senatörlük görevlerinde bulunduktan sonra, 1977 yılında bir beyin kanaması sonucunda aramızdan ayrıldı.
Esat Mahmut Karakurt'un yazdığı yıllarda, romancılığımızın birkaç koldan ilerlediği görülür. Bir yanda milli edebiyat akımı temsilcilerinin, bir yanda toplumcu çizgideki yazarların ve son olarak aşk/macera temalarını işleyen romancılarımızın ard arda eserler verdiği bu dönemde, onun tercihi, cumhuriyet ideolojisine uygun aşk ve macera öyküleri yazmak olmuştu. Tam anlamıyla ilk Türk casusluk romanı olan “ANKARA EKSPRESİ” ni de o yazmıştır.
[B] ESAT MAHMUT KARAKURT’un YAYINLANMIŞ KİTAPLARI: [/B]
VAHŞİ BİR KIZ SEVDİM 1926
ÇÖLDE BİR İSTANBUL KIZI 1926
[B]DAĞLARI BEKLEYEN KIZ 1936 [/B]
ALLAHAISMARLADIK 1936
ÖLÜNCEYE KADAR 1937
SON GECE 1938
KADIN SEVERSE 1939
İLK VE SON 1940
KOCAMI ALDATACAĞIM 1940
SOKAKTAN GELEN KADIN 1945
ANKARA EKSPRESİ 1946
BİR KADIN KAYBOLDU 1948
ÖMRÜMÜN SON GECESİ 1950
ERİKLER ÇİÇEK AÇTI 1952
SON TREN 1954
KADIN İSTERSE 1960
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
999 Adet Kitabın Özeti - Tam Arşivlik
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
BİR ÇİFT YÜREK
KİTABIN YAZARI
MARLO MORGAN
YAYIN EVİ
DHARMA YAYINLARI
BASIM YILI
2001
SAYFA SAYISI
225
1. KİTABIN KONUSU:
Amerikalı bir kadının Avustralya’da yaşadığı ve tüm değer yargılarını değiştiren ruhsal bir yolculuktan bahsetmektedir.
2. KİTABIN ÖZETİ :
Gerçek bir olaya dayanan öykümüz; Marlo Morgan’a Kansas City’de doktorluk yaparken, bir sabah ofisine gelen telefonla başlar. Bir süreliğine Avustralya’da çalışmak için teklif alır. Hayatında bir değişiklik yapmak isyeyen Morgan bu teklifi kabul eder ve birkaç seneliğine Avustralya’ya yerleşir.
Avustralya’da çalışmalarını sürdürürken;Avustralya’nın yerli halkı olan Aborjinlere Amerikalıların Kızılderililere davrandıkları gibi kötü davranmalarından etkilenir. Onlara iyi davranarak onların sorunları ile ilgilenmeye başlar ve yerli halkın yaşantısına olan merakı gitgide artar.
Morgan’ın onların sorunları ile ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören bir grup aborjin kabilesi onu bir toplantıya davet ederler. Morgan Anakaranın diğer tarafında yaşayan ve kendi benliğini kaybetmemiş, böyle bir Aborjin kabilesi ile tanışacağı ve onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağı için bu toplantıya özel bir şekilde hazırlanır. Ayrıca şehirde yaşayan Aborjinlere yaptıklarından dolayı taktir bekleyen yazar için bu toplantı hiçde beklediği gibi gerçekleşmez. Oota adında bir Aborjin eski bir jiple gelerek Morgan’ı toplantı yerine götürmek için alır. Uzun bir süre çölün ortasında gittikten sonra toplantı yerine geldiklerinde yazar kendisini bir grup yerli ile ıssız çölün ortasında bulur.
İlk olarak tüm eşyaları çıkartılan Morgan’a kuşanacağı bir bez parçası verirler. Tüm eşyaları ve kendisi ile birlikte kutsanır.Yerlilerin arasına kabul edildikten sonra tüm eşyaları yakılır. Birbez parçası ile yalın ayak kalan Morgan’dan kendileri ile birlikte yapacakları yürüyüşe gelmelerini isterler. Bu teklifi kabul eden Morgan için çölü boydan boya katedeceği ruhsal yolculuk burada başlar.
Bu kabilede insanlar isimlerini hayatları süresince yapmış oldukları işlere veya olaylara göre almakta ve değiştirebilmektedir. Bu nedenle; modern toplumdan geldiğinden ve insan olarak sahip olması gereken değerleri köreldiğinden Morgan’a “mutant” adını takarlar ve onun tekrar yaşamın gizemini görmesini sağlayarak değişime uğratırlar. Kabilede kendilerini “gerçek insanlar” olarak adlandırırlar.
Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.
Dört ay süren bu uzun yolculuk süresince, ilk günden itibaren bu çetin yolculuğun zorlukları ile mücadele etmek zoruda kalır. Karşılaştığı her zorlukta dayanıklılığının sınanması ile birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborjinler onu kendilerinden biri olarak kabul ederek ona hertürlü zorlukla nasıl mücadele edeceğini, çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla nasıl uyum içinde yaşanacağını öğrenir.
Morgan yerlilerin yaşamı ile kendi yaşamını, iki tarafın yaşam felsefelerini karşılaştırır. Aborjinlerden öğrendikleri ile birlikte insan olarak sahip olması gereken değerleri tekrar kazanır. Bunun üzerine kabilenin şefi soylu Kara Kuğu tarafından her iki toplumun kültürünü anlaması ve içinde barındırmasından dolayı “Bir Çift Yürek” ismi verilir.
Yürüyüşün sonu yaklaşırken yürüyüşün asıl hedefi olanbüyük sırlarını Morgan’a gösterirler. Aborjinler için kutsal olan o mekanı gördükten sonra bu insanların ellibin yıllık kültürlerinin felsefesini anlar. daha sonra Moragan’a yolculuğun asıl sebebini açıklarlar: Morgan’ı mesajcı olarak seçmişler ve tüm sırlarını açıklamışlar. İnsanların uygarlık, gelişim adı altında doğanın dengesini bozduklarını ve herşeyi tüketmekte olduklarını bunun için dünyada ki varlıkarını bitirmeye karar verdiklerini açıklarlar. Çünkü kendilerinden sonra gelecek nesile yaşam için fazla birşey kalmadığını söylerler, Morgan’da kabilede niçin genç insan olmadığını anlar.
Morgan dan bu son mesajlarını iletmelerini isterler. Morgan insanların dünyaya verdikleri zararı açıklamak ve önlem alınmasını iletmek üzere onlardan ayrılır.
Avustralya’da ki işi biter bitmez Amerika’ya döner. Amerika’da bu serüveni anlatarak, bu serüvende öğrendiklerini uygulayarak ve en önemlisi yazdığı kitaplarla bu serüveni herkesle paylaşmaya, mesajı herkese iletmeye çalışmıştır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ :
Tüm insanlığa eşsiz, zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesaj iletilmiştir. Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yok oluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız. Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas bir karşılıklı bağımlılık dengesinde bulunmaktadır. Eğer bu mesajı alabilirsek bizim yaşamlarımızda Gerçek İnsanlar’ınki gibi yücelir.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Marlo Morgan : Hayatın monotonluğundan sıkılmış, değişiklik arayan, hırslı kafasına koyduğunu yapan, yardımsever, çocuk ruhlu biri.
Oota : Kabilede ingilizce bilen tek kişi Morgan’a kendilerini tanımasına elinden geldiğince sorulara cevap vererek yardımcı olmuştur.
Kara Kuğu : Kabilenin şefidir. Bilge bir insan olarak tüm sırlarının sırası ile Morgan’a açıklanmasını sağlamıştır.
Bunun dışında şifacı gibi yeteneklerine göre isimlendirilen birçok kabile üyesi var. Çölde, insanın yaşamını zorlayan birbirinden ilginç olaylar oluyor.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu kitap insanın, günümüz toplumun gereği olarak getirdiği roller ve görevler nedeni ile unuttuğumuz kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Ayrıca dünyamızın günden güne azaln kaynakları ve bozulan doğanın dengesi nedeni ile önlem almazsak gelecekte bizi bekleyen sonada dikkat çekmektedir. İyi niyetin insanı yücelttiğini nesnel şeylerin peşinde koşmamamız gerektiğini; insanı farklı kılanın yürek ve niyet olduğunu açıklayan; hayat felsefemizi tekrar gözden geçirmemize etkili olan bir öykü olarak görüyorum.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Marlo morgan emekli bir sağlık uzmanıdır. Lee’s summit, Missouri’de yaşamaktadır. İlk kitabı “ Bir Çift Yürek” Amerika’da otuzbir hfta boyunca New York Times Bestseller listesinde zirvede kalmış ve yirmidört dile çevrilmiştir.
BİR ÇİFT YÜREK
KİTABIN YAZARI
MARLO MORGAN
YAYIN EVİ
DHARMA YAYINLARI
BASIM YILI
2001
SAYFA SAYISI
225
1. KİTABIN KONUSU:
Amerikalı bir kadının Avustralya’da yaşadığı ve tüm değer yargılarını değiştiren ruhsal bir yolculuktan bahsetmektedir.
2. KİTABIN ÖZETİ :
Gerçek bir olaya dayanan öykümüz; Marlo Morgan’a Kansas City’de doktorluk yaparken, bir sabah ofisine gelen telefonla başlar. Bir süreliğine Avustralya’da çalışmak için teklif alır. Hayatında bir değişiklik yapmak isyeyen Morgan bu teklifi kabul eder ve birkaç seneliğine Avustralya’ya yerleşir.
Avustralya’da çalışmalarını sürdürürken;Avustralya’nın yerli halkı olan Aborjinlere Amerikalıların Kızılderililere davrandıkları gibi kötü davranmalarından etkilenir. Onlara iyi davranarak onların sorunları ile ilgilenmeye başlar ve yerli halkın yaşantısına olan merakı gitgide artar.
Morgan’ın onların sorunları ile ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören bir grup aborjin kabilesi onu bir toplantıya davet ederler. Morgan Anakaranın diğer tarafında yaşayan ve kendi benliğini kaybetmemiş, böyle bir Aborjin kabilesi ile tanışacağı ve onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağı için bu toplantıya özel bir şekilde hazırlanır. Ayrıca şehirde yaşayan Aborjinlere yaptıklarından dolayı taktir bekleyen yazar için bu toplantı hiçde beklediği gibi gerçekleşmez. Oota adında bir Aborjin eski bir jiple gelerek Morgan’ı toplantı yerine götürmek için alır. Uzun bir süre çölün ortasında gittikten sonra toplantı yerine geldiklerinde yazar kendisini bir grup yerli ile ıssız çölün ortasında bulur.
İlk olarak tüm eşyaları çıkartılan Morgan’a kuşanacağı bir bez parçası verirler. Tüm eşyaları ve kendisi ile birlikte kutsanır.Yerlilerin arasına kabul edildikten sonra tüm eşyaları yakılır. Birbez parçası ile yalın ayak kalan Morgan’dan kendileri ile birlikte yapacakları yürüyüşe gelmelerini isterler. Bu teklifi kabul eden Morgan için çölü boydan boya katedeceği ruhsal yolculuk burada başlar.
Bu kabilede insanlar isimlerini hayatları süresince yapmış oldukları işlere veya olaylara göre almakta ve değiştirebilmektedir. Bu nedenle; modern toplumdan geldiğinden ve insan olarak sahip olması gereken değerleri köreldiğinden Morgan’a “mutant” adını takarlar ve onun tekrar yaşamın gizemini görmesini sağlayarak değişime uğratırlar. Kabilede kendilerini “gerçek insanlar” olarak adlandırırlar.
Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.
Dört ay süren bu uzun yolculuk süresince, ilk günden itibaren bu çetin yolculuğun zorlukları ile mücadele etmek zoruda kalır. Karşılaştığı her zorlukta dayanıklılığının sınanması ile birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborjinler onu kendilerinden biri olarak kabul ederek ona hertürlü zorlukla nasıl mücadele edeceğini, çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla nasıl uyum içinde yaşanacağını öğrenir.
Morgan yerlilerin yaşamı ile kendi yaşamını, iki tarafın yaşam felsefelerini karşılaştırır. Aborjinlerden öğrendikleri ile birlikte insan olarak sahip olması gereken değerleri tekrar kazanır. Bunun üzerine kabilenin şefi soylu Kara Kuğu tarafından her iki toplumun kültürünü anlaması ve içinde barındırmasından dolayı “Bir Çift Yürek” ismi verilir.
Yürüyüşün sonu yaklaşırken yürüyüşün asıl hedefi olanbüyük sırlarını Morgan’a gösterirler. Aborjinler için kutsal olan o mekanı gördükten sonra bu insanların ellibin yıllık kültürlerinin felsefesini anlar. daha sonra Moragan’a yolculuğun asıl sebebini açıklarlar: Morgan’ı mesajcı olarak seçmişler ve tüm sırlarını açıklamışlar. İnsanların uygarlık, gelişim adı altında doğanın dengesini bozduklarını ve herşeyi tüketmekte olduklarını bunun için dünyada ki varlıkarını bitirmeye karar verdiklerini açıklarlar. Çünkü kendilerinden sonra gelecek nesile yaşam için fazla birşey kalmadığını söylerler, Morgan’da kabilede niçin genç insan olmadığını anlar.
Morgan dan bu son mesajlarını iletmelerini isterler. Morgan insanların dünyaya verdikleri zararı açıklamak ve önlem alınmasını iletmek üzere onlardan ayrılır.
Avustralya’da ki işi biter bitmez Amerika’ya döner. Amerika’da bu serüveni anlatarak, bu serüvende öğrendiklerini uygulayarak ve en önemlisi yazdığı kitaplarla bu serüveni herkesle paylaşmaya, mesajı herkese iletmeye çalışmıştır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ :
Tüm insanlığa eşsiz, zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesaj iletilmiştir. Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yok oluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız. Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas bir karşılıklı bağımlılık dengesinde bulunmaktadır. Eğer bu mesajı alabilirsek bizim yaşamlarımızda Gerçek İnsanlar’ınki gibi yücelir.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Marlo Morgan : Hayatın monotonluğundan sıkılmış, değişiklik arayan, hırslı kafasına koyduğunu yapan, yardımsever, çocuk ruhlu biri.
Oota : Kabilede ingilizce bilen tek kişi Morgan’a kendilerini tanımasına elinden geldiğince sorulara cevap vererek yardımcı olmuştur.
Kara Kuğu : Kabilenin şefidir. Bilge bir insan olarak tüm sırlarının sırası ile Morgan’a açıklanmasını sağlamıştır.
Bunun dışında şifacı gibi yeteneklerine göre isimlendirilen birçok kabile üyesi var. Çölde, insanın yaşamını zorlayan birbirinden ilginç olaylar oluyor.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu kitap insanın, günümüz toplumun gereği olarak getirdiği roller ve görevler nedeni ile unuttuğumuz kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Ayrıca dünyamızın günden güne azaln kaynakları ve bozulan doğanın dengesi nedeni ile önlem almazsak gelecekte bizi bekleyen sonada dikkat çekmektedir. İyi niyetin insanı yücelttiğini nesnel şeylerin peşinde koşmamamız gerektiğini; insanı farklı kılanın yürek ve niyet olduğunu açıklayan; hayat felsefemizi tekrar gözden geçirmemize etkili olan bir öykü olarak görüyorum.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Marlo morgan emekli bir sağlık uzmanıdır. Lee’s summit, Missouri’de yaşamaktadır. İlk kitabı “ Bir Çift Yürek” Amerika’da otuzbir hfta boyunca New York Times Bestseller listesinde zirvede kalmış ve yirmidört dile çevrilmiştir.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
RAMSES ,KADEŞ SAVAŞI
KİTABIN YAZARI
CHRISTIAN JACQ
YAYIN EVİ
REMZİ KİTABEVİ
BASIM YILI
1999
SAYFA SAYISI
342
KİTABIN KONUSU:
Silah gücü çok üstün olan Hitit ordusuyla Mısır’ın,büyük bir savaşa girişmesi konu ediliyor.
KİTABIN ÖZETİ:
Silah gügücü çok üstün olan Hitit ordusu tarafından tehtid edilen Mısır’ın, büyük bir savaşa girmesi kaçınılmaz görülmektedir.Ramses ,bu arada kötü bir büyüye kurban Kraliçe Nefertari’nin sağlığı giderek bozulduğu için çok üzgündür;ama Mısır topraklarına sızan hitit casus şebekesi ortalığı kavururken Ramses savaş stratejisini oluşturması gerekmektedir.Çaresiz, Ramses ilk önce Kraliçe’yi kurtaracak ilacı bulmak için Güneye gider;ardından Kuzeye dönüp Hititlilerlesavaşır.
KİTABIN ANAFİKRİ:
İnsanın aşkı ile vatan sevgisi arasındaki o çok ince çizgide kaybolmadan her ikisi içinde savaşmalıdır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
RAMSES: Daha 26 yaşındayken 4 senelik bir hükümdar olan Ramses halkın sevgisini ve hayranlığını kazanmıştı; çevresindekilerin doğa üstü olarak nitelendirecekleri bir güce sahipti.
NEFERTARİ: İçine kapanık ağırbaşlı ve etkin kişiliğiyle hem mısırın kraliçesi hem de Ramses’in eşi olma görevini bir arada yürütüyordu.
AŞA: Zengin ve soylu bir ailenin oğlu olan Aşa, kibar kibirli bir aristokrat. Birkaç dil bilen uluslararası ilişkilere yeteneği olan bir diplomat.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap Ramses serisinin üçüncü kitabı olduğu için bu kitabı okumadan öncelikle diğer iki kitabı okumanızı tavsiye ediyorum; inanın çok büyük zevk alacasınız.
KİTABIN YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ
Mısır uygarlığı merakı Türkiye'yi iyiden iyiye sardı. Firavun II. Ramses'in hayatını anlatan beyaz dizi havasındaki cilt cilt kitaplar bir solukta okunuyor. Aslında Avrupa'da patlak veren bu fırtınanın müsebbiplerinden biri Fransız yazar Chrıstıan JACQ .Fransız yazarın Ramses’i yayımlaması ve kitabın büyük ilgi görmesi üzerine Antik Mısır'a ilişkin romanlar ve kitaplar birbiri ardına yayımlandı. Böylesi bir ortamda, gizeminden bugün de hiçbir şey kaybetmemiş olduğuna inandığım binlerce yıllık bu kültür üzerine yazılan her kitaba mesafeli olma ihtiyacı hissediyordum. Ta ki Bob BRIER’in kitabıyla tanışana kadar.
Brier'i Christian Jacq ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Jacq'ın yazdığı öyküler herhangi bir değer taşımayan pehlivan tefrikalarına benzemekteydi. Bir "tüketim romanı" yazmıştı Christian Jacq. Sahte bir Mısırolojiye dayanan Ramses, üslubu Afrika çölleri kadar renksiz, durağan, diyalogları telgraf mesajlarını andıran, erotizmi işleyişi ancak kalitesiz televizyon dizilerine uygun düşen bir "masal"dı. Kısacası Jacq Umberto ECO'ya özeniyor, ama edebiyat bilgi ve yeteneği onu yarı yolda bırakıyordu. Oysa Brier hem Eco benzeri hem de gerçekten farklı bir tarzda kullanıyor kalemini.
ESERLERİ
Roman: Işığın Oğlu,Milyonlarca Yılın Tapınağı,Ebu Simbel’in Kraliçesi,Batı Akasya’nın Altında ,Suskun Nefer,Mısır!ın Resim Yazıları Nasıl Çözüldü?,Katledilen Piramit ve daha birçok milyonlarca satan kitabı bulunmaktadır.
RAMSES ,KADEŞ SAVAŞI
KİTABIN YAZARI
CHRISTIAN JACQ
YAYIN EVİ
REMZİ KİTABEVİ
BASIM YILI
1999
SAYFA SAYISI
342
KİTABIN KONUSU:
Silah gücü çok üstün olan Hitit ordusuyla Mısır’ın,büyük bir savaşa girişmesi konu ediliyor.
KİTABIN ÖZETİ:
Silah gügücü çok üstün olan Hitit ordusu tarafından tehtid edilen Mısır’ın, büyük bir savaşa girmesi kaçınılmaz görülmektedir.Ramses ,bu arada kötü bir büyüye kurban Kraliçe Nefertari’nin sağlığı giderek bozulduğu için çok üzgündür;ama Mısır topraklarına sızan hitit casus şebekesi ortalığı kavururken Ramses savaş stratejisini oluşturması gerekmektedir.Çaresiz, Ramses ilk önce Kraliçe’yi kurtaracak ilacı bulmak için Güneye gider;ardından Kuzeye dönüp Hititlilerlesavaşır.
KİTABIN ANAFİKRİ:
İnsanın aşkı ile vatan sevgisi arasındaki o çok ince çizgide kaybolmadan her ikisi içinde savaşmalıdır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
RAMSES: Daha 26 yaşındayken 4 senelik bir hükümdar olan Ramses halkın sevgisini ve hayranlığını kazanmıştı; çevresindekilerin doğa üstü olarak nitelendirecekleri bir güce sahipti.
NEFERTARİ: İçine kapanık ağırbaşlı ve etkin kişiliğiyle hem mısırın kraliçesi hem de Ramses’in eşi olma görevini bir arada yürütüyordu.
AŞA: Zengin ve soylu bir ailenin oğlu olan Aşa, kibar kibirli bir aristokrat. Birkaç dil bilen uluslararası ilişkilere yeteneği olan bir diplomat.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap Ramses serisinin üçüncü kitabı olduğu için bu kitabı okumadan öncelikle diğer iki kitabı okumanızı tavsiye ediyorum; inanın çok büyük zevk alacasınız.
KİTABIN YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ
Mısır uygarlığı merakı Türkiye'yi iyiden iyiye sardı. Firavun II. Ramses'in hayatını anlatan beyaz dizi havasındaki cilt cilt kitaplar bir solukta okunuyor. Aslında Avrupa'da patlak veren bu fırtınanın müsebbiplerinden biri Fransız yazar Chrıstıan JACQ .Fransız yazarın Ramses’i yayımlaması ve kitabın büyük ilgi görmesi üzerine Antik Mısır'a ilişkin romanlar ve kitaplar birbiri ardına yayımlandı. Böylesi bir ortamda, gizeminden bugün de hiçbir şey kaybetmemiş olduğuna inandığım binlerce yıllık bu kültür üzerine yazılan her kitaba mesafeli olma ihtiyacı hissediyordum. Ta ki Bob BRIER’in kitabıyla tanışana kadar.
Brier'i Christian Jacq ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Jacq'ın yazdığı öyküler herhangi bir değer taşımayan pehlivan tefrikalarına benzemekteydi. Bir "tüketim romanı" yazmıştı Christian Jacq. Sahte bir Mısırolojiye dayanan Ramses, üslubu Afrika çölleri kadar renksiz, durağan, diyalogları telgraf mesajlarını andıran, erotizmi işleyişi ancak kalitesiz televizyon dizilerine uygun düşen bir "masal"dı. Kısacası Jacq Umberto ECO'ya özeniyor, ama edebiyat bilgi ve yeteneği onu yarı yolda bırakıyordu. Oysa Brier hem Eco benzeri hem de gerçekten farklı bir tarzda kullanıyor kalemini.
ESERLERİ
Roman: Işığın Oğlu,Milyonlarca Yılın Tapınağı,Ebu Simbel’in Kraliçesi,Batı Akasya’nın Altında ,Suskun Nefer,Mısır!ın Resim Yazıları Nasıl Çözüldü?,Katledilen Piramit ve daha birçok milyonlarca satan kitabı bulunmaktadır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KiTABIN ADI
SEFİLLER
KiTABIN YAZARI
VİCTOR HUGO
YAYIN EVi
BAHAR YAYIN EVİ
BASIM YILI
1976
SAYFA SAYISI
1013
1.KİTABIN KONUSU:[/U[U]]
Jan Valjan adındaki bir kürek mahkümunun acılarla dolu hayatı konu edilmiştir.
[B]2.KİTABIN ÖZETİ: [/B]
Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Jan Valjan ablasının yanında kalmaktadır. Eniştesinin ölümüyle beraber ablası ve çocukların bakımı ona kalır. Büyük sefaletler çekerler. Bir gün ekmek parası bulamayınca fırından ekmek çalar fakat jandarmalar onu bunun üzerine tutuklarlar. Bir kaç defa hapishaneden kaçmaya kalkar. Başarılı olamaz ve mahkumiyeti artar. Onsekiz yıl hapis yattıktan sonra hapisten çıkar. Fakat ablasını bulamaz. Kasabanın birinde kasaba psikoposunun altın şamdanlarını çalar ama jandarmalar yakalar. Psikopos onu affeder ve şamdanları ona hediye eder. Bundan sonra iyi bir insan olmaya karar verir. Fakat başka bir kasabaya giderken küçük bir çocuğun parasını çalar. Bu onun yaptığı son kötülük olur.
Daha sonra başka bir kasabaya yerleşir ve zenginleşir. Etrafına yardımlarda bulunur. Yardımseverliğinden dolayı halk onu belediye reisi seçer. Mandeleine baba olarak tanınır.Bu sırada kasabada yoksulluktan dolayı fahişelik yapan Fantine ve kızı küçük Cosette ile tanışır.Geçmişinin belirsizliğinden dolayı yeni gelen kasaba müfettişi Javert, onun devamlı peşine düşer. Onun, bir zamanlar görev yaptığı hapishanedeki Ja Valjen olduğundan şüphelenir. Başka birisinin Jan Valjan olarak tutuklanmasından sonra şüphelerinden vaz geçer. Fakat belediye reisinin vicdanı sızlar ve teslim olur . hapisten kaçar. Annesi ölmüş olan Cosetteyi alır ve eski bir arkadaşının bahçıvanı olduğu bir manastıra yerleşir yıllarca bu manastırdan çıkmazlar. Cosette büyür ve bir gence aşık olur. Fakat Jan Valjankızı kaybedeceğinden korkarak buna razı olmaz. Daha sonra evlenmelerine izin verir. Hayatındaki bütün gizemli olayları onlara anlatır. Şamdanları da onlara emanet eder ve ölür.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Sefalet içinde yaşayan insanların başlarından geçen üzücü olayları dirayetlaeri sayesinde geçebilecekleri vurgulanıyor.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Jan Valjan:hayatı acılarla geçen fakat iradesiyle tüm güçlüklere göğüs geren bir kişidir.
Fantine:Kocasının ölümüyle beraber çocuğuna bakamadığından , fahişelik yapmak zorunda kalan,iyikalpli bir kadındır.
Cosette:Kendisine yardım eden adam sayesinde hayatı kurtulan temiz bir kızdır.
Javert:Herşeye şüpheyle yaklaşan ,kötü kalpli,merhametsiz biridir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yoksulluk çeken insanların mahsun ve buruk hayatlarını ve başlarından geçen acı olayları anlatmasından dolayı mükemmel bir kitaptır. .
SEFİLLER
KiTABIN YAZARI
VİCTOR HUGO
YAYIN EVi
BAHAR YAYIN EVİ
BASIM YILI
1976
SAYFA SAYISI
1013
1.KİTABIN KONUSU:[/U[U]]
Jan Valjan adındaki bir kürek mahkümunun acılarla dolu hayatı konu edilmiştir.
[B]2.KİTABIN ÖZETİ: [/B]
Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Jan Valjan ablasının yanında kalmaktadır. Eniştesinin ölümüyle beraber ablası ve çocukların bakımı ona kalır. Büyük sefaletler çekerler. Bir gün ekmek parası bulamayınca fırından ekmek çalar fakat jandarmalar onu bunun üzerine tutuklarlar. Bir kaç defa hapishaneden kaçmaya kalkar. Başarılı olamaz ve mahkumiyeti artar. Onsekiz yıl hapis yattıktan sonra hapisten çıkar. Fakat ablasını bulamaz. Kasabanın birinde kasaba psikoposunun altın şamdanlarını çalar ama jandarmalar yakalar. Psikopos onu affeder ve şamdanları ona hediye eder. Bundan sonra iyi bir insan olmaya karar verir. Fakat başka bir kasabaya giderken küçük bir çocuğun parasını çalar. Bu onun yaptığı son kötülük olur.
Daha sonra başka bir kasabaya yerleşir ve zenginleşir. Etrafına yardımlarda bulunur. Yardımseverliğinden dolayı halk onu belediye reisi seçer. Mandeleine baba olarak tanınır.Bu sırada kasabada yoksulluktan dolayı fahişelik yapan Fantine ve kızı küçük Cosette ile tanışır.Geçmişinin belirsizliğinden dolayı yeni gelen kasaba müfettişi Javert, onun devamlı peşine düşer. Onun, bir zamanlar görev yaptığı hapishanedeki Ja Valjen olduğundan şüphelenir. Başka birisinin Jan Valjan olarak tutuklanmasından sonra şüphelerinden vaz geçer. Fakat belediye reisinin vicdanı sızlar ve teslim olur . hapisten kaçar. Annesi ölmüş olan Cosetteyi alır ve eski bir arkadaşının bahçıvanı olduğu bir manastıra yerleşir yıllarca bu manastırdan çıkmazlar. Cosette büyür ve bir gence aşık olur. Fakat Jan Valjankızı kaybedeceğinden korkarak buna razı olmaz. Daha sonra evlenmelerine izin verir. Hayatındaki bütün gizemli olayları onlara anlatır. Şamdanları da onlara emanet eder ve ölür.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Sefalet içinde yaşayan insanların başlarından geçen üzücü olayları dirayetlaeri sayesinde geçebilecekleri vurgulanıyor.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Jan Valjan:hayatı acılarla geçen fakat iradesiyle tüm güçlüklere göğüs geren bir kişidir.
Fantine:Kocasının ölümüyle beraber çocuğuna bakamadığından , fahişelik yapmak zorunda kalan,iyikalpli bir kadındır.
Cosette:Kendisine yardım eden adam sayesinde hayatı kurtulan temiz bir kızdır.
Javert:Herşeye şüpheyle yaklaşan ,kötü kalpli,merhametsiz biridir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yoksulluk çeken insanların mahsun ve buruk hayatlarını ve başlarından geçen acı olayları anlatmasından dolayı mükemmel bir kitaptır. .
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
NAMUS (ANDY JESSUP)
KİTABIN YAZARI
WİNSTON M. ESTES
YAYIN EVİ
ALTIN KİTAPLAR
BASIM YILI
1967
1.KİTABIN KONUSU
Kitap, genelevde doğmuş bir çocuğun iç dünyasını konu alır.
2. KİTABIN ÖZETİ
Andy Jessup kitabın gerçek adı olmakla birlikte romanımızın kahramanıdır. Romanda kahramanımızın çocukluk hayatından ölümüne değin süren acı dolu hayatı anlatılmaktadır. Andy sevgiye muhtaç, duygusal ve zeki bir gençti. Ancak genelevde doğmuş olması ve yaşadığı ortamın tutucu katolik ailelerle dolu olması onu genç yaştan itibaren soyut bir çocuk gibi yaşamaya itti. Romanın yan kahramanı olan Norm adlı çocuk onun tek gerçek dostudur. Norm’la ilkokul çağlarından beri birliktedirler ve hemen hemen her gün beraber olmaktadırlar.
Zamanla Norm okuyup toplum içerisinde iyi bir statü kazanmasına rağmen, Andy bunun aksine derbeder bir karakter kazanmıştır. Andy hayatının her anında Norm’ a muhtaç kalmış ama her seferinde istediği ilgiyi bulamamıştır. Andy’nin başıboş yaşadığı hayatının aslında onun toplumun önyargılı tutumuna karşı geliştirdiği isyankar tepkisinin nedenidir.
3. KİTABIN ANA FİKRİ
Sevgiyle büyütülen bir çocuğun gelecekte topluma ne kadar yararlı olacağı kitabın birçok bölümünde olaylarla tasnif edilmiştir. Kitabın tamamı bu konu üzerine kurulmuştur.
4. KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Andy Jessup: İçine kapanık, duygusal, sorunlu ancak zeki bir çocuktur.
Norman: Tutucu denebilecek ahlaklı bir ailenin tek çocuğudur. Romanda Andy’nin tek dostudur. Herkes tarafından sevilir ve takdir edilir.
May Jessup : Andy’nin annesidir. Shellburn kasabasının tek genelevini işleten kadındır. Romanın sonlarına doğru azılı bir katil tarafından öldürülür.
5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap, olabildiğince sade bir dille yazılmıştır. birçok konu üzerinde detaylı bilgi verilmemiştir. bu da okuyucunun karakterler hakkında sağlıklı bir görüş sahibi olmasını engellemiştir.
6. KİTAP YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Winston M. ESTES çocukluğunun bunalım dönemini Teksas’ta geçirdi. İyi bir öğrenim görmüş ve genç yaştan beri yazılar yazmaya başlamıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.diğer önemli kitapları, Another Part of The House,A Street Full of People. Şimdi ailesiyle birlikte Springfiel (Virginia) da yaşamaktadır.
NAMUS (ANDY JESSUP)
KİTABIN YAZARI
WİNSTON M. ESTES
YAYIN EVİ
ALTIN KİTAPLAR
BASIM YILI
1967
1.KİTABIN KONUSU
Kitap, genelevde doğmuş bir çocuğun iç dünyasını konu alır.
2. KİTABIN ÖZETİ
Andy Jessup kitabın gerçek adı olmakla birlikte romanımızın kahramanıdır. Romanda kahramanımızın çocukluk hayatından ölümüne değin süren acı dolu hayatı anlatılmaktadır. Andy sevgiye muhtaç, duygusal ve zeki bir gençti. Ancak genelevde doğmuş olması ve yaşadığı ortamın tutucu katolik ailelerle dolu olması onu genç yaştan itibaren soyut bir çocuk gibi yaşamaya itti. Romanın yan kahramanı olan Norm adlı çocuk onun tek gerçek dostudur. Norm’la ilkokul çağlarından beri birliktedirler ve hemen hemen her gün beraber olmaktadırlar.
Zamanla Norm okuyup toplum içerisinde iyi bir statü kazanmasına rağmen, Andy bunun aksine derbeder bir karakter kazanmıştır. Andy hayatının her anında Norm’ a muhtaç kalmış ama her seferinde istediği ilgiyi bulamamıştır. Andy’nin başıboş yaşadığı hayatının aslında onun toplumun önyargılı tutumuna karşı geliştirdiği isyankar tepkisinin nedenidir.
3. KİTABIN ANA FİKRİ
Sevgiyle büyütülen bir çocuğun gelecekte topluma ne kadar yararlı olacağı kitabın birçok bölümünde olaylarla tasnif edilmiştir. Kitabın tamamı bu konu üzerine kurulmuştur.
4. KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Andy Jessup: İçine kapanık, duygusal, sorunlu ancak zeki bir çocuktur.
Norman: Tutucu denebilecek ahlaklı bir ailenin tek çocuğudur. Romanda Andy’nin tek dostudur. Herkes tarafından sevilir ve takdir edilir.
May Jessup : Andy’nin annesidir. Shellburn kasabasının tek genelevini işleten kadındır. Romanın sonlarına doğru azılı bir katil tarafından öldürülür.
5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap, olabildiğince sade bir dille yazılmıştır. birçok konu üzerinde detaylı bilgi verilmemiştir. bu da okuyucunun karakterler hakkında sağlıklı bir görüş sahibi olmasını engellemiştir.
6. KİTAP YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Winston M. ESTES çocukluğunun bunalım dönemini Teksas’ta geçirdi. İyi bir öğrenim görmüş ve genç yaştan beri yazılar yazmaya başlamıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.diğer önemli kitapları, Another Part of The House,A Street Full of People. Şimdi ailesiyle birlikte Springfiel (Virginia) da yaşamaktadır.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KİTABIN ADI
MİLİİ SAVAŞ HİKAYELERİ
KİTABIN YAZARI
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
YAYIN EVİ
KÜLÜTÜR BAKANLIĞI
BASIM YILI
1981
SAYFA SAYISI
157
KİTABIN KONUSU:
Milii Mücadele Dönemi’nde Anadolu ve Rumeli’de işgal kuvvetlerinin insanlık dışı davranışlarından dolayı halkın yaşadığı acı verici olaylar.
KİTABIN ÖZETİ:
Yazar, kaleme aldığı bu eserinde 1914-1924 yılları arasında yaşanan Milli Mücadele Dönemi’nde vukuu bulan bazı acıklı ve trajedik olayları okuyuculara aktarıyor.
Hepimizin de çok iyi bildiği gibi Milli Mücadele Dönemi Türk halkı için bir kahramanlık ve ızdırap dönemi olmuştur. Yazar da bunu eserinde ustaca ele almış olduğu olay ve hikayelerle sade ve açık bir şekilde okuyuculara iletiyor.
Yazar kitabında genelde Ege Bölgesi’nde meydana gelen olayları ele alıyor. Özellikle, Türk tarihi için büyük bir felaket olan güzel İzmir’in işgali ve düşman kuvvetlerinin buradaki halka yapmış oldukları zulüm ve hakaretler büyük bir yer alıyor yazarın “Milli Savaş Hikayeleri” adlı eserinde. Bu işgaller karşısında çaresiz kalan halıkın aciz durumu da tüm açıklığıyla ortaya konuluyor.
Kitapta bulunan bazı hikayelerde de Yunan kuvvetlerinin Batı Anadolu’yu işgali sırasında yerli halka yapmış oldukları insanlık dışı işkenceler tanıklarıyla belirtiliyor.
Yunan askerlerinin çoluk çocuk, kadın erkek ayrımı yapmadan sadece Türk olduklarından dolayı suçsuz insanlara yapmış oldukları işkenceler, tecavüzler, gasplar, dramatik bir şekilde bu hikayelerde yerini buluyor.
Ayrıca, bu dönemde Türk Halkının içine düşmüş olduğu çaresizlik, yoksulluk, umutsuzluk bu hikayelerde çeşitli tasvirlerle işleniyor. Ama tüm hikayelerin sonunda Türk insanının doğuştan sahip olduğu kahramanlık ve vefakarlık gibi erdemlerde konu ediliyor.
Bu zor dönmede yaşanan bazı ihanetler de kaçmıyor yazarın kaleminden. Yüzlerce yıl Türk topraklarında rhat bir hayat yaşayan, hatta maddi durumlarını yerli halktan kat kat daha iyi bir duruma getiren yabancı uyruklu vatandaşların (!) memleketi soydaşlarına nasıl şerefsizce peşkeş çektiklerini, yıllarca beraber yaşadıkları yerli halka olan ihanetleri yazar tarafından aleni bir şekilde anlatılıyor.
Kısacası, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun bu eserinde işlenen ana tema bütün bu işkencelere, ihanetlere ve yoksulluğa karşı Türk halkının vermiş olduğu kurtuluş Mücadelesidir. Çekmiş olduğu tüm eziyetlere rağmen vatanseverliğinden, namusundan ve onurundan bir nebze de olsa ödün vermemiş bu insanların çileleri, hasretleri, özlemleri ve acıları bu eserde en çarpıcı örneklerle yansıtılıyor.
KİTABIN ANAFİKRİ:
Türk Halkının düşman işgalinden ve yoksulluktan dolayı çektiği çileye rağmen kendini ezdirmeyişi, bağımsızlık ve vatan uğruna gerekirse canını seve seve verecek kadar vefakar olduğu.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yazar 1914-1924 yılları arasında yaşanan Milli Mücadele Devri’nde halkın içinde bulunduğu kötü durumu ele alıyor. Olaylar genelde ızdırap ve acı verici hadiselerden oluşuyor. Kitabı genel olarak ele alacak olursak, dokuz yaşında bir kız çocuğunun yaşadıklarından, yetmiş yaşında bir dedenin hayatını vatan için kahramanca feda etmesine kadar bir çok olay ve şahıs yer alıyor.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitabı okuduuğumda kendimi olayların içinde, sanki olayları yaşıyrmuş gibi hisettim. Bu da yazarın ne kadar iyi bir uslüp kullandığını ortaya koyuyor. Ayrıca olayları sade ve açık bir şekilde ifade edişi de esere ayrı bir güzellik katıyor. Okurken duygulanmamamk ise elde değil. Gerçekten geçmişimizi öğrenmemiz açısından okunması gereken bir yapıt.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Ãti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.
1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü
ESERLERİ
Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panaroma, 2 cilt, Hep O Şarkı. Hikaye Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikâyeleri.
Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları.
MİLİİ SAVAŞ HİKAYELERİ
KİTABIN YAZARI
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
YAYIN EVİ
KÜLÜTÜR BAKANLIĞI
BASIM YILI
1981
SAYFA SAYISI
157
KİTABIN KONUSU:
Milii Mücadele Dönemi’nde Anadolu ve Rumeli’de işgal kuvvetlerinin insanlık dışı davranışlarından dolayı halkın yaşadığı acı verici olaylar.
KİTABIN ÖZETİ:
Yazar, kaleme aldığı bu eserinde 1914-1924 yılları arasında yaşanan Milli Mücadele Dönemi’nde vukuu bulan bazı acıklı ve trajedik olayları okuyuculara aktarıyor.
Hepimizin de çok iyi bildiği gibi Milli Mücadele Dönemi Türk halkı için bir kahramanlık ve ızdırap dönemi olmuştur. Yazar da bunu eserinde ustaca ele almış olduğu olay ve hikayelerle sade ve açık bir şekilde okuyuculara iletiyor.
Yazar kitabında genelde Ege Bölgesi’nde meydana gelen olayları ele alıyor. Özellikle, Türk tarihi için büyük bir felaket olan güzel İzmir’in işgali ve düşman kuvvetlerinin buradaki halka yapmış oldukları zulüm ve hakaretler büyük bir yer alıyor yazarın “Milli Savaş Hikayeleri” adlı eserinde. Bu işgaller karşısında çaresiz kalan halıkın aciz durumu da tüm açıklığıyla ortaya konuluyor.
Kitapta bulunan bazı hikayelerde de Yunan kuvvetlerinin Batı Anadolu’yu işgali sırasında yerli halka yapmış oldukları insanlık dışı işkenceler tanıklarıyla belirtiliyor.
Yunan askerlerinin çoluk çocuk, kadın erkek ayrımı yapmadan sadece Türk olduklarından dolayı suçsuz insanlara yapmış oldukları işkenceler, tecavüzler, gasplar, dramatik bir şekilde bu hikayelerde yerini buluyor.
Ayrıca, bu dönemde Türk Halkının içine düşmüş olduğu çaresizlik, yoksulluk, umutsuzluk bu hikayelerde çeşitli tasvirlerle işleniyor. Ama tüm hikayelerin sonunda Türk insanının doğuştan sahip olduğu kahramanlık ve vefakarlık gibi erdemlerde konu ediliyor.
Bu zor dönmede yaşanan bazı ihanetler de kaçmıyor yazarın kaleminden. Yüzlerce yıl Türk topraklarında rhat bir hayat yaşayan, hatta maddi durumlarını yerli halktan kat kat daha iyi bir duruma getiren yabancı uyruklu vatandaşların (!) memleketi soydaşlarına nasıl şerefsizce peşkeş çektiklerini, yıllarca beraber yaşadıkları yerli halka olan ihanetleri yazar tarafından aleni bir şekilde anlatılıyor.
Kısacası, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun bu eserinde işlenen ana tema bütün bu işkencelere, ihanetlere ve yoksulluğa karşı Türk halkının vermiş olduğu kurtuluş Mücadelesidir. Çekmiş olduğu tüm eziyetlere rağmen vatanseverliğinden, namusundan ve onurundan bir nebze de olsa ödün vermemiş bu insanların çileleri, hasretleri, özlemleri ve acıları bu eserde en çarpıcı örneklerle yansıtılıyor.
KİTABIN ANAFİKRİ:
Türk Halkının düşman işgalinden ve yoksulluktan dolayı çektiği çileye rağmen kendini ezdirmeyişi, bağımsızlık ve vatan uğruna gerekirse canını seve seve verecek kadar vefakar olduğu.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yazar 1914-1924 yılları arasında yaşanan Milli Mücadele Devri’nde halkın içinde bulunduğu kötü durumu ele alıyor. Olaylar genelde ızdırap ve acı verici hadiselerden oluşuyor. Kitabı genel olarak ele alacak olursak, dokuz yaşında bir kız çocuğunun yaşadıklarından, yetmiş yaşında bir dedenin hayatını vatan için kahramanca feda etmesine kadar bir çok olay ve şahıs yer alıyor.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitabı okuduuğumda kendimi olayların içinde, sanki olayları yaşıyrmuş gibi hisettim. Bu da yazarın ne kadar iyi bir uslüp kullandığını ortaya koyuyor. Ayrıca olayları sade ve açık bir şekilde ifade edişi de esere ayrı bir güzellik katıyor. Okurken duygulanmamamk ise elde değil. Gerçekten geçmişimizi öğrenmemiz açısından okunması gereken bir yapıt.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Ãti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.
1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü
ESERLERİ
Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panaroma, 2 cilt, Hep O Şarkı. Hikaye Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikâyeleri.
Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
999 Adet Kitabın Ãzeti - Tam Arşivlik
KiTABIN ADI
EYLÜLÜN GOLGESiNDE BiR YAZDI
KiTABIN YAZARI
FERİT EDGÜ
YAYIN EVi
ADA YAYINLARI
BASIM YILI
1997
SAYFA SAYISI
111
1.KİTABIN KONUSU:
İstanbulun kıyı semtinde yaşayan alt tabaka insanlar.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Yazar Çakır’ın öyküsünü yazmaktaki sorunlarını dile getiriyor. Onun öyküsünü yazmak istiyor ama yazamıyor. Çünkü, kendisini yazar olarak yetersiz görüyor. Tanrı herkesi yazar olarak yaaratmıyor(kör, topal ve sakat yaratmadığı gibi). Ayrıca eleştiri almaktan da korkuyor.
Çakır anasız babasız bir kamburdu. Yalnızlık, yoksulluk ve acı çekmeyi umursamıyordu. Çünkü kendine atlarıyla bir hayat kurmuştu. Ahırda yatıp kalkıyor. Çakırın öyküsünü onun hiç olmayan resimlerini tasvir ederek başlıyor ve otuz bir adet resmi böyle tasvir ediyor.
Bu öyküyü ona vapurda kitap okurken bir yaşlı adam anlatıyor. Sonra ona Kıni’nin öykü anlatıyor. Daha sonra bir kahvede de karşılaşıyorlar.
Esat ve Kıni dereden yürüyerek yukarıda bir eve gidiyorlar. Esat Kniden bir şey saklıyor ama söylwemiyor. Sadece gideceğini söylüyor. Esat Kıni’nin kızkardeşine aşık ve aralarında ilişki geçiyor. Kıni elinin ayasını kesiyor. Esat’da aynı şeyi yapıyor ve birbirlerinin kanlarını emerek kan kardeşi oluyorlar. İkisi Fethi Baba ile gizli işler yani esrar satıcılığı yapıyorlar. Fethi Baba acımasız biri. Esat kaçıyor ama açlıktanm ve yorgunluktan büyücü Canan’ın evine sığınıyor. İki gün onu ölümden döndürmekle uğraşıyor ve Zehra’yı bulmaya gidiyor. Zehra’yı getirdiğinde Esat’I kanlar içinde buluyor. Yanında da Fethi Baba’nın cesedi, Kıni kan kardeşi olan Esat’ın öcünü almış oluyor. Zehra olayın şokundan kurtulamıyor. Olay gazetelere “İt iti boğdu!!!” manşeti altında yansıyor. Polisler olayın ardına düşme ihtiyacını duymuyorlar.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
1950’lerin başlarında, İstanbul’un bir kıyı semtinde, yaşam savaşı veren alt-tabaka insanlarının, birbiri içine girmiş yaşamlarının ve ölümlerinin öyküsü.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kitapta geçen herşey olayları tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Esat’ın o çirkef yaşamdan ayrılıp gitme isteği onun durumunda olan birçokı kişide var ama o bir cesaret gösteriyor ve onun Zehra ile olan ilişkisi ve birbirlerine kavuşamamaları hayatımızdaki olağan şeyler.
Çakır: Hayattaki bir çok zevkleri aşmış yalnız olamsına rağmen bunu atlarla gideren insanlardan uzak bir kişi. Onun böyle olmasını sağlayan etkenlerin başında kambur ve öksüz olması gelmektedir. Her ne kadar insanlkardan uzak yaşasa da içindeki insan sevgisi diğer insanlarınkinden daha yücedir.
Esat: Kankardeşinin kızkardeşi ile olan ilişkisi ve kendisini bu aşktan bir türlü kurtaramaması onu çaresizlik içinde bırakıyor. Yaşadığı yaşamdan hiç bir zevk alamıyor. Romanda yazarın da betimlediği gibi Esat aslında temiz bir yaşamın hayallerini taşımaktadır.
Kıni: Esat’ın bu ilişkisinden haberi olmasına rağmen aşka saygı duyuyor ve Esat’a karşı hiç bir soğuk davranışta bulunmuyor. Hatta onunla kankardeşi oluyor. İçnde bulunduğu düzene karşı bir insan portresi çiziyor.
Fethi Baba: Çevresindeki genç insanları kullanarak pis işler çeviren alçak bir insandır. Başka insanları kullanması onu korkak birisi haline getiriyor.
Canan: Herkes onu kötü bir büyücü olarak bilmektedir fakat o insanlara yardım etmek isteyen iyi birisidir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Toplumun sadece magazin haberlerinde gördüğümüz üst düzey sosyetelerden oluşmadığını ve alt tabaka insanların acılarına da dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kitap sık sık yer yüzünde yaşayan bütün insanların eşit olduğunu vurgulamakta bunula da okuyucusuna mesajlar veriyor. Ayrıca yazar hiç olmayan bir kişinin olmayan resimlerini tasvir ederek alışılmadık bir roman sunuyor.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1936’da istanbul’da doğdu. İstanbul güzel sanatlar akademisi resim bölümünde başladığı eğitimini Pariste sürdürdü.(1959-1964). 1977’den beri ada yayınlarını yönetiyor. Şiiirler yazdı yayınladı(1952-1953). İlk öyküsü Yeni Ufuklar Dergisinde çıktı(ocak 1954). Öyküleri: Kaçkınlar, Bozgun, av, Bir Gemide, Çığlık, Binbir Hece, Doğu Öyküleri. Romanları: Kimse, O. Şiirleri: Ah Min-El Aşk. Denemeleri: Ders Notları, Yazmak Eylemi. Şimdi Saat Kaç, Seyir sözcükleri.
1970 yılında Türk Dil Kurumu deneme ödülü kazandı. O adlı romanı sinemaya uyarlandı. 33.Berlin Film Festivalin’de ve 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivalinde ödüller aldı.
EYLÜLÜN GOLGESiNDE BiR YAZDI
KiTABIN YAZARI
FERİT EDGÜ
YAYIN EVi
ADA YAYINLARI
BASIM YILI
1997
SAYFA SAYISI
111
1.KİTABIN KONUSU:
İstanbulun kıyı semtinde yaşayan alt tabaka insanlar.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Yazar Çakır’ın öyküsünü yazmaktaki sorunlarını dile getiriyor. Onun öyküsünü yazmak istiyor ama yazamıyor. Çünkü, kendisini yazar olarak yetersiz görüyor. Tanrı herkesi yazar olarak yaaratmıyor(kör, topal ve sakat yaratmadığı gibi). Ayrıca eleştiri almaktan da korkuyor.
Çakır anasız babasız bir kamburdu. Yalnızlık, yoksulluk ve acı çekmeyi umursamıyordu. Çünkü kendine atlarıyla bir hayat kurmuştu. Ahırda yatıp kalkıyor. Çakırın öyküsünü onun hiç olmayan resimlerini tasvir ederek başlıyor ve otuz bir adet resmi böyle tasvir ediyor.
Bu öyküyü ona vapurda kitap okurken bir yaşlı adam anlatıyor. Sonra ona Kıni’nin öykü anlatıyor. Daha sonra bir kahvede de karşılaşıyorlar.
Esat ve Kıni dereden yürüyerek yukarıda bir eve gidiyorlar. Esat Kniden bir şey saklıyor ama söylwemiyor. Sadece gideceğini söylüyor. Esat Kıni’nin kızkardeşine aşık ve aralarında ilişki geçiyor. Kıni elinin ayasını kesiyor. Esat’da aynı şeyi yapıyor ve birbirlerinin kanlarını emerek kan kardeşi oluyorlar. İkisi Fethi Baba ile gizli işler yani esrar satıcılığı yapıyorlar. Fethi Baba acımasız biri. Esat kaçıyor ama açlıktanm ve yorgunluktan büyücü Canan’ın evine sığınıyor. İki gün onu ölümden döndürmekle uğraşıyor ve Zehra’yı bulmaya gidiyor. Zehra’yı getirdiğinde Esat’I kanlar içinde buluyor. Yanında da Fethi Baba’nın cesedi, Kıni kan kardeşi olan Esat’ın öcünü almış oluyor. Zehra olayın şokundan kurtulamıyor. Olay gazetelere “İt iti boğdu!!!” manşeti altında yansıyor. Polisler olayın ardına düşme ihtiyacını duymuyorlar.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
1950’lerin başlarında, İstanbul’un bir kıyı semtinde, yaşam savaşı veren alt-tabaka insanlarının, birbiri içine girmiş yaşamlarının ve ölümlerinin öyküsü.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kitapta geçen herşey olayları tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Esat’ın o çirkef yaşamdan ayrılıp gitme isteği onun durumunda olan birçokı kişide var ama o bir cesaret gösteriyor ve onun Zehra ile olan ilişkisi ve birbirlerine kavuşamamaları hayatımızdaki olağan şeyler.
Çakır: Hayattaki bir çok zevkleri aşmış yalnız olamsına rağmen bunu atlarla gideren insanlardan uzak bir kişi. Onun böyle olmasını sağlayan etkenlerin başında kambur ve öksüz olması gelmektedir. Her ne kadar insanlkardan uzak yaşasa da içindeki insan sevgisi diğer insanlarınkinden daha yücedir.
Esat: Kankardeşinin kızkardeşi ile olan ilişkisi ve kendisini bu aşktan bir türlü kurtaramaması onu çaresizlik içinde bırakıyor. Yaşadığı yaşamdan hiç bir zevk alamıyor. Romanda yazarın da betimlediği gibi Esat aslında temiz bir yaşamın hayallerini taşımaktadır.
Kıni: Esat’ın bu ilişkisinden haberi olmasına rağmen aşka saygı duyuyor ve Esat’a karşı hiç bir soğuk davranışta bulunmuyor. Hatta onunla kankardeşi oluyor. İçnde bulunduğu düzene karşı bir insan portresi çiziyor.
Fethi Baba: Çevresindeki genç insanları kullanarak pis işler çeviren alçak bir insandır. Başka insanları kullanması onu korkak birisi haline getiriyor.
Canan: Herkes onu kötü bir büyücü olarak bilmektedir fakat o insanlara yardım etmek isteyen iyi birisidir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Toplumun sadece magazin haberlerinde gördüğümüz üst düzey sosyetelerden oluşmadığını ve alt tabaka insanların acılarına da dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kitap sık sık yer yüzünde yaşayan bütün insanların eşit olduğunu vurgulamakta bunula da okuyucusuna mesajlar veriyor. Ayrıca yazar hiç olmayan bir kişinin olmayan resimlerini tasvir ederek alışılmadık bir roman sunuyor.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1936’da istanbul’da doğdu. İstanbul güzel sanatlar akademisi resim bölümünde başladığı eğitimini Pariste sürdürdü.(1959-1964). 1977’den beri ada yayınlarını yönetiyor. Şiiirler yazdı yayınladı(1952-1953). İlk öyküsü Yeni Ufuklar Dergisinde çıktı(ocak 1954). Öyküleri: Kaçkınlar, Bozgun, av, Bir Gemide, Çığlık, Binbir Hece, Doğu Öyküleri. Romanları: Kimse, O. Şiirleri: Ah Min-El Aşk. Denemeleri: Ders Notları, Yazmak Eylemi. Şimdi Saat Kaç, Seyir sözcükleri.
1970 yılında Türk Dil Kurumu deneme ödülü kazandı. O adlı romanı sinemaya uyarlandı. 33.Berlin Film Festivalin’de ve 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivalinde ödüller aldı.
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi