Türkiye’de bir ilk yaşandı.
Türkiye, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni, imza atan ülkeler arasında, parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu.
Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısını kabul ederek, yasalaştırdı. Ve bu önemli karar 25 Kasım’a denk geldi.
Aslı “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele ve Dayanışma Günü” olan bu günün hikayesi, Dominik Cumhuriyeti’nde, diktatörlüğe karşı mücadele eden harekete dahil olan 3 kız kardeşin hikayesiyle başlıyor.
25 Kasım, Mirabel Kardeşler’in diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledilmesinin yıl dönümüdür. Bir utanç ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür ama bu kardeşler, bu şekilde öldürülen ne ilk kadınlardır ne de toplumsal bir gösteriye katıldığı için saçlarından sürüklenen ya da vahşi bir şekilde aile içi şiddete maruz kalıp öldürülen son kadın.
Mirabel kardeşler, ülkelerindeki siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek latin Amerika'daki diktatöre (Rafael Leonidas Trujillo) meydan okurlar. Bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 Kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle katledilirler.
Sonrasında, bu katliam kayıtlara kaza olarak geçecektir. Bizdeki faili meçhul kayıpların, ölümlerindeki sır perdesinin kaldırılma çalışmalarındaki devlet tarafından ortaya sürülen hep aynı gerekçeyi hatırlatıyor bana. Ya kaza olmuştur, ya da intihar etmiştir.
Konumuza dönersek; Bu üç kız kardeşin birinin kod adının kelebek olmasından da esinlenerek, o günden sonra bu hareket, dünyada “kelebekler” adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlar.
Önce 1982 yılında Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda 25 Kasım, “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından “25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslar arası mücadele günü” ilan edilir.
1981’den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığave milliyetçiliğe karşı kadın dayanışmasını öneriyor, seslerini yükseltiyorlar. Adeta bu günün bu mücadeleyle anılmasına vesile olan Mirabel kardeşlerin ruhlarının bir kelebek gibi uçuşmalarını izliyorlar. Ölümlerinin üzerinden yaklaşık 52 yıl geçti, ölümleri bu mücadeleye simge oldu ancak ülkemizde ve dünyada kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor.
Dün mecliste onaylanan sözünü ettiğimiz sözleşme kapsamında bundan sonra neler olacak sorusuna dönersek;
Sözleşme; taraflara, zorla gerçekleştirilen evlilikler, psikolojik şiddet, taciz, fiziksel şiddetve tecavüz dahil olmak üzereşiddet, cinsel şiddet,zorla kürtajve kısırlaştırma, kadın sünneti, sözde namus adına işlenen suçların cezalandırılmasına yönelik, gerekli hukuki ve diğer önlemleri alması konusunda yükümlülük getiriyor.
Devlet, cinsel suç faillerinin tekrar suç işlemesini engelleyen tedavi programlarının oluşturulması için önlem alacak. Şiddet mağdurlarına, yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim, öğretim ve iş bulma desteği sağlanacak. Emniyet güçleri şiddet mağduruna koruma vermek zorunda kalacaklar.
Sözleşme, uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belge olma özelliğini taşıyor. Sözleşmede, devlet kurumlarının ve görevlilerinin kadına karşı şiddet uygulanmamasını sağlaması, kadına karşı ve aile içi şiddetin önlenmesi, cezalandırılması, ulusal düzeyde veri toplanması ve eşgüdümden sorumlu bir resmi kurumun tespit edilmesine yönelik düzenlemeler de var.
Mahkemeler karar verirken bu kararı dikkate almak zorunda kalacaklar ve yasa, kültür, örf ve adet, din, töre, gelenek ve namus gibi kavramların şiddetin gerekçesi olamayacağını kabul edecekler.
Kadınlar, dünyanın her yerinde ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye maruz kalıyorlar. Oysa biz kadınlar çok iyi biliyoruz ki doğanın bize verdiği annelik içgüdülerimizle toplumun yapılanmasında, barış içinde yaşamasında doğal görevi olan toplum yapı taşlarıyız.
Sermaye gibi, şiddetin de vatanı, milleti, dini ve mezhebi olmuyor. Bugün bu sömürü biçimleri milliyet, ülke, bölge ayrımı gözetmeksizin dünyanın her yerinde var ve ne yazık ki var olmaya devam ediyor.
Umarım bu yasayla en azından azalacaktır. Umarım…
Şükran Demirtaş
http://blog.milliyet.com.tr/%E2%80%9C25_...t_anasayfa
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Önemli Günler, Etkinlikler
Yorumlar / Cevaplar
4
Okunma / Görüntüleme
4357
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü
25 Kasım Kadına Yönelik Åiddetle Mücadele Günü
Türkiye kadın erkek eşitliğinde 122. sırada..
Merkezi Cenevre'de bulunan Dünya Ekonomik Forumunun yayımladığı yılık rapora göre Küresel cinsiyet eşitsizliği endeksi kadın erkek eşitliğinde Türkiye 122. sırada yeralıyor. İskandinav ülkeleri, siyaset, eğitim, istihdam ve sağlık alanlarında kadın ve erkek eşitliğinin en çok sağlandığı ülke olurken, Türkiye de listede 122. sırada yeraldı.
Amerika kadınlara daha fazla rol vermesi ve kadın erkek arasındaki ücret farklılığının düşmesiyle 19. sıradan 17. sıraya yükseldi.
Ülkelerin yüzde 85'inin geçen altı yıl içinde cinsiyet eşitsizliğini azalttığını belirten rapor, diğer ülkelerde bu eşitsizliğin arttığını, Nijerya, Mali, Kolombiya, Tanzanya ve El Salvador gibi ülkelerde kadınların durumun daha da kötüleştiğini gözler önüne serdi.
Listede Rusya 43. sırada, Çin 51. sırada, İtalya 74. sırada, Brezilya 82. sırada, Katar 11. sırada, Hindistan 113. sırada ve Suudi Arabistan da 131. sırada yer aldı.
Rapora göre, kadın erkek eşitliğinde 126. sıradan 122. sıraya yükselen Türkiye, ekonomiye katılımda 132., eğitimde 106., sağlıkta 62. ve fırsat eşitliğinde 89. sırada yer aldı.
Dünya Ekonomik Forumu, hiçbir ülkenin sağlık, eğitim, siyaset ve istihdam alanlarında kadınlar ile erkekler arasında cinsiyet farkını tamamen kapatmayı başaramadığını açıkladı.
AA
Merkezi Cenevre'de bulunan Dünya Ekonomik Forumunun yayımladığı yılık rapora göre Küresel cinsiyet eşitsizliği endeksi kadın erkek eşitliğinde Türkiye 122. sırada yeralıyor. İskandinav ülkeleri, siyaset, eğitim, istihdam ve sağlık alanlarında kadın ve erkek eşitliğinin en çok sağlandığı ülke olurken, Türkiye de listede 122. sırada yeraldı.
Amerika kadınlara daha fazla rol vermesi ve kadın erkek arasındaki ücret farklılığının düşmesiyle 19. sıradan 17. sıraya yükseldi.
Ülkelerin yüzde 85'inin geçen altı yıl içinde cinsiyet eşitsizliğini azalttığını belirten rapor, diğer ülkelerde bu eşitsizliğin arttığını, Nijerya, Mali, Kolombiya, Tanzanya ve El Salvador gibi ülkelerde kadınların durumun daha da kötüleştiğini gözler önüne serdi.
Listede Rusya 43. sırada, Çin 51. sırada, İtalya 74. sırada, Brezilya 82. sırada, Katar 11. sırada, Hindistan 113. sırada ve Suudi Arabistan da 131. sırada yer aldı.
Rapora göre, kadın erkek eşitliğinde 126. sıradan 122. sıraya yükselen Türkiye, ekonomiye katılımda 132., eğitimde 106., sağlıkta 62. ve fırsat eşitliğinde 89. sırada yer aldı.
Dünya Ekonomik Forumu, hiçbir ülkenin sağlık, eğitim, siyaset ve istihdam alanlarında kadınlar ile erkekler arasında cinsiyet farkını tamamen kapatmayı başaramadığını açıkladı.
AA
25 Kasım Kadına Yönelik Åiddetle Mücadele Günü
ZONGULDAK Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı avukat Saime Ekşi, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin son 7 yılda yüzde 1400 arttığını, her 10 kadından 4’ünün şiddet gördüğünü söyledi.
Avukat Saime Ekşi, beraberindeki komisyon üyesi avukatlarla birlikte, ’25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Zonguldak Barosu’nda bir açıklama yaptı. Ekşi, Türkiye’nin temel gerçekleri esas alındığında kadına yönelik şiddetle mücadelede halen istenilen seviyede başarı sağlanamadığını söyledi. Kadınların, bugün dünden daha yoğun şiddete uğradığını belirten Ekşi, kadın cinayetlerinde bu yıl büyük artış yaşandığını söyledi. Resmi verilerin, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin 7 yılda yüzde 1400 arttığını gösterdiğini kaydeden Ekşi, şöyle konuştu:
"Türkiye’de her 10 kadından 4’ü şiddet görmektedir. Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kadına yönelik aile içi şiddet araştırmasına göre Türkiye’deki kadınların yüzde 41.9’u fiziksel ve cinsel şiddete uğramaktadır. Yüzde 49.9’la en fazla şiddete maruz kalan kadınlar düşük gelir grubundakiler. Şiddet, yüksek gelir grubunda da azımsanmayacak oranda olup yüzde 28.7’dir."
Türkiye’nin, kadın hakları konusunda dünya verilerinin çok altında kaldığını dile getiren Ekşi, şiddete karşı çözüm arayan politikaların oluşturulması konusunda kadın hakları savunucuları olarak her zamankinden fazla emek sarf edeceklerini vurguladı.
Avukat Saime Ekşi, beraberindeki komisyon üyesi avukatlarla birlikte, ’25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Zonguldak Barosu’nda bir açıklama yaptı. Ekşi, Türkiye’nin temel gerçekleri esas alındığında kadına yönelik şiddetle mücadelede halen istenilen seviyede başarı sağlanamadığını söyledi. Kadınların, bugün dünden daha yoğun şiddete uğradığını belirten Ekşi, kadın cinayetlerinde bu yıl büyük artış yaşandığını söyledi. Resmi verilerin, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin 7 yılda yüzde 1400 arttığını gösterdiğini kaydeden Ekşi, şöyle konuştu:
"Türkiye’de her 10 kadından 4’ü şiddet görmektedir. Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kadına yönelik aile içi şiddet araştırmasına göre Türkiye’deki kadınların yüzde 41.9’u fiziksel ve cinsel şiddete uğramaktadır. Yüzde 49.9’la en fazla şiddete maruz kalan kadınlar düşük gelir grubundakiler. Şiddet, yüksek gelir grubunda da azımsanmayacak oranda olup yüzde 28.7’dir."
Türkiye’nin, kadın hakları konusunda dünya verilerinin çok altında kaldığını dile getiren Ekşi, şiddete karşı çözüm arayan politikaların oluşturulması konusunda kadın hakları savunucuları olarak her zamankinden fazla emek sarf edeceklerini vurguladı.
25 Kasım Kadına Yönelik Åiddetle Mücadele Günü
Kadınlar Kadın Cinayetlerine Karşı Yürüdüler
Bugün saat 13.30'da Taksim Tünel'de buluşan kadınlar Büyük Kadın Yürüyüşü için bir araya geldiler. "Hesap Soruyoruz" pankartı arkasında yürüyüşe başlayan kadınlar, İstiklal Caddesi boyunca kadın katillerinden hesap soracaklarını dile getirdiler. Önde, geçtğimiz gün aile meclisi kararıyla öldürülen Ceylan Soysal'ın fotoğrafının taşındığı tabut ve gelinlikle, öldürüldükleri aileleri koruyan devletten hesap soran kadınlar; öldürülmeden önce devlet tarafından korunmak istediklerini haykırdı.
Kadınların Mücadelesi Binleri Aştı
Başladığı andan itibaren kadınların eyleme ilgisi yoğundu. Kadınların öfkesinin yürüyüşe yansıdığı eylemde pekçok kadın da korteje girerek destekledi.
Öldürülen Kadınların Yakınlarıyla El Ele Mücadele Eylem için amaçlanan en önemli konulardan biri de öldürülen kadınların bütün kadınlarla birlikte yürümeleriydi. Geçtiğimiz hafta İstanbul Bayrampaşa'da boşandığı kocası tarafından oğluyla birlikte yakılarak öldürülen Tuğba Özbek'in yengesinin, kuzenlerinin ve arkadaşının yanı sıra Eskişehir'de 11 yaşında öldürülen Öznur Uluişden'in öğretmenin bu haklı mücadelede en önde yerlerini almaları, kadınların mücadelelerinin haklılığını bir kez daha kanıtladı.
Demet Bilgiç Arkadaşının Hesabını Sordu
Kadınlar sözler alarak kadın cinayetlerini durduracağını haykırdı. Devlete seslenen Tuğba Özbek'in arkadaşı da Özbek'in ölümünü anlatarak bunu hiçbir aklın almayacağını, devletin artık gereken tüm koruma önlemlerini alması gerektiğini dile getirdi.
Sanatçılar ve Yazarlar da Öldürülen Kadınlar İçin Yürüdü
Eylemin duyurusunu gazeteden görerek gelen Beren Saat ve platformun çağrısıyla eyleme katılan Nur Sürer de öldürülen kadınların hesabını sormak için yürüdü. Beren Saat, kadın cinayetlerine dur demek, kadın dayanışması için yürüyüşe katıldığını ifade ederken basın açıklamasının ardından konuşma yapan Nur Sürer; "Ayşe Paşalı bu devletin utancıdır. Erkeklerin sevgisi bu ülkede kadınları öldürüyor" diye konuştu.
Bugün saat 13.30'da Taksim Tünel'de buluşan kadınlar Büyük Kadın Yürüyüşü için bir araya geldiler. "Hesap Soruyoruz" pankartı arkasında yürüyüşe başlayan kadınlar, İstiklal Caddesi boyunca kadın katillerinden hesap soracaklarını dile getirdiler. Önde, geçtğimiz gün aile meclisi kararıyla öldürülen Ceylan Soysal'ın fotoğrafının taşındığı tabut ve gelinlikle, öldürüldükleri aileleri koruyan devletten hesap soran kadınlar; öldürülmeden önce devlet tarafından korunmak istediklerini haykırdı.
Kadınların Mücadelesi Binleri Aştı
Başladığı andan itibaren kadınların eyleme ilgisi yoğundu. Kadınların öfkesinin yürüyüşe yansıdığı eylemde pekçok kadın da korteje girerek destekledi.
Öldürülen Kadınların Yakınlarıyla El Ele Mücadele Eylem için amaçlanan en önemli konulardan biri de öldürülen kadınların bütün kadınlarla birlikte yürümeleriydi. Geçtiğimiz hafta İstanbul Bayrampaşa'da boşandığı kocası tarafından oğluyla birlikte yakılarak öldürülen Tuğba Özbek'in yengesinin, kuzenlerinin ve arkadaşının yanı sıra Eskişehir'de 11 yaşında öldürülen Öznur Uluişden'in öğretmenin bu haklı mücadelede en önde yerlerini almaları, kadınların mücadelelerinin haklılığını bir kez daha kanıtladı.
Demet Bilgiç Arkadaşının Hesabını Sordu
Kadınlar sözler alarak kadın cinayetlerini durduracağını haykırdı. Devlete seslenen Tuğba Özbek'in arkadaşı da Özbek'in ölümünü anlatarak bunu hiçbir aklın almayacağını, devletin artık gereken tüm koruma önlemlerini alması gerektiğini dile getirdi.
Sanatçılar ve Yazarlar da Öldürülen Kadınlar İçin Yürüdü
Eylemin duyurusunu gazeteden görerek gelen Beren Saat ve platformun çağrısıyla eyleme katılan Nur Sürer de öldürülen kadınların hesabını sormak için yürüdü. Beren Saat, kadın cinayetlerine dur demek, kadın dayanışması için yürüyüşe katıldığını ifade ederken basın açıklamasının ardından konuşma yapan Nur Sürer; "Ayşe Paşalı bu devletin utancıdır. Erkeklerin sevgisi bu ülkede kadınları öldürüyor" diye konuştu.
25 Kasım Kadına Yönelik Åiddetle Mücadele Günü
Kadına şiddet ve insana şiddet giderek artacak.
Cinayetler,hırsızlıklar vs olmaması gerekenler olmaya başlayacak
Ahlaksızlıklar,zina,boşanma,aldatma giderek artacak ,toplumun değer yargıları azalacak
Boşanmalar sonucunda iyi yetiştirilmeyen çocuklar, toplumun temeli olan aile yapısı bozulduğundan dolayı toplum da bozulacak
Bozulmuş bir toplumdan ne devlete ne millete hayır çıkar.
Peki bunun nedenini neye bağlamak lazım;
İzlenilen dizilerde aldatmaların, enses ilişkilerin(eşinin yiğeniyle mesela), çok sıradan bir olaymış gibi sunulan evlenme programlarının,sadece eğlenme üzerine kurulu tv programlarının etkisiyle insanlar uyutulmakta ve değer yargıları da değişmektedir.
bu yazdıklarım insanlara artık normal gelmektedir, diğeri yapıyorsa ben de yaparım mantığıyla herkes serbestçe her pisliği yapmaktadır.
İşte Allah ,dönem dönem şanını giydirdiği kimseleri böyle dönemlerde gönderir.
Gelen evliyaya sahip çıkmayan,karalayan,çamur at izi kalsın mantığıyla davranan,ışığı, Hakkın varlığını görmeyen,Hakkın nefeslerine kulak tıkayan,hayatı sadece laylay lom olarak algılayan,Allah'ın gerçeklerinden bihaber insanlar,gerçekleri görmedikleri için,ellerine-dillerine-bellerine sahip olmanın ne demek olduğunu da bilmemektedir.
Mesela evlilik kutsaldır,evlilikte sadakat şarttır çünkü bu müessese bize Muhammed-Ali'den kalmıştır.
Hz. Muhammed kıymıştır kızı Fatıma Ana ve Şahımerdan Ali'nin nikahını.
Biz bunu pir'imizden öğrendik ama YOL'u bilmeyenler,YOL'a gelmeyenler bunu bilemez.
Kadına yönelik şiddetle mücadele için gün düzenlemek güzel ama burada önemli bu güne gerek kalmamasını sağlayacak inanç sisteminin oluşturulması.
Cinayetler,hırsızlıklar vs olmaması gerekenler olmaya başlayacak
Ahlaksızlıklar,zina,boşanma,aldatma giderek artacak ,toplumun değer yargıları azalacak
Boşanmalar sonucunda iyi yetiştirilmeyen çocuklar, toplumun temeli olan aile yapısı bozulduğundan dolayı toplum da bozulacak
Bozulmuş bir toplumdan ne devlete ne millete hayır çıkar.
Peki bunun nedenini neye bağlamak lazım;
İzlenilen dizilerde aldatmaların, enses ilişkilerin(eşinin yiğeniyle mesela), çok sıradan bir olaymış gibi sunulan evlenme programlarının,sadece eğlenme üzerine kurulu tv programlarının etkisiyle insanlar uyutulmakta ve değer yargıları da değişmektedir.
bu yazdıklarım insanlara artık normal gelmektedir, diğeri yapıyorsa ben de yaparım mantığıyla herkes serbestçe her pisliği yapmaktadır.
İşte Allah ,dönem dönem şanını giydirdiği kimseleri böyle dönemlerde gönderir.
Gelen evliyaya sahip çıkmayan,karalayan,çamur at izi kalsın mantığıyla davranan,ışığı, Hakkın varlığını görmeyen,Hakkın nefeslerine kulak tıkayan,hayatı sadece laylay lom olarak algılayan,Allah'ın gerçeklerinden bihaber insanlar,gerçekleri görmedikleri için,ellerine-dillerine-bellerine sahip olmanın ne demek olduğunu da bilmemektedir.
Mesela evlilik kutsaldır,evlilikte sadakat şarttır çünkü bu müessese bize Muhammed-Ali'den kalmıştır.
Hz. Muhammed kıymıştır kızı Fatıma Ana ve Şahımerdan Ali'nin nikahını.
Biz bunu pir'imizden öğrendik ama YOL'u bilmeyenler,YOL'a gelmeyenler bunu bilemez.
Kadına yönelik şiddetle mücadele için gün düzenlemek güzel ama burada önemli bu güne gerek kalmamasını sağlayacak inanç sisteminin oluşturulması.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi