aslan1404 yazdı:Evveli ,Ahiri yaratan Ali
Bu nasil bir istir ya.
[COLOR="Black"(Evvel)]Önce yaratilmaz vardir
Ali Evvel degil ise nasil , Ali tarafindan yaratilsin????
Ali evvel ve ahirdir..bu dogrudur!!!
Aliden önce birsey var olsaydi o evvel olurdu (önce)
ve mantiken o Aliyi var ederdi...
Sizler bu dünyadan degilsiniz galiba..zaman mefhumunu bilmeyenler Alevi olamiyacagi gibi..sizleri..uzaylilara havale ederim
Stand-up (ayakta yapılan tek kişilik gösteri :) ) mı yapıyorsunuz allah aşkına !..
Hazreti İmam Ali'nin evvel ve ahir olduğunu zaten biz savunuyoruz.
Bir ismi Ali bir ismi Veli
Onlar nurdan doğdu nurudur nebi
Evveli ahiri yaratan Ali
Şimdi de geziyor Zöhre Ana dili
Özür dileyerek saçmaladığınızı düşünüyorum kusura bakmayın.
Biz bu dünyanın canlı yaşayan,Muhammed Ali yoluna yürüyen,insan olmaya çabalayan:Pirimizin İnsanlık çatısı altında esnaf, köylü, memur, işci, kadın, erkek,çocuk, yaşlı, Alevi ,Sunni , Kürt, Türk gibi çeşitli gruplardan bir araya gelmiş kişileriz. Biz kim olduğumuzu,biz nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi biliyoruz. Yolunu yitirmişlerden değiliz ...
Bizim sizlerden farkımız "Paradigma Değişimine" uğramamızdır.
Paradigma:Dünyayı anlama,algılama ve yorumlama biçimidir.
Siz dünyayı olduğu gibi değil,olduğunuz gibi görüyorsunuz; ya da nasıl görmeye koşullandırılmışsanız,öyle.Gördüklerinizi tanımlayabilmek için ağzınızı açtığınız zaman aslında kendinizi,algılarınızı ve paradigmalarınızı tanımlıyorsunuz. Başkaları sizinle aynı fikirde olmadıkları zaman hemen onlarda bir aksaklık olduğunu düşünüyorsunuz. Kafaları çalışan içtenlikli insanlar her şeyi farklı görürler.
]Paradigma ile ilgili çok anlamlı bir hikaye vardır:[/color]
"Eğitim filosuna bağlı iki savaş gemisi, günlerdir kötü hava şartlarında manevra yapıyordu. Ben en öndeki gemide vazifeliydim. Hava kararmıştı. Köprüde nöbet tutuyordum. Ara sıra yoğunlaşan sis sebebiyle görüş mesafesi kısaydı. Dolayısıyla komutan köprüde kalmış, bütün faaliyetleri denetliyordu.
Karanlık çöktükten kısa bir süre sonra, iskele (geminin sol tarafı) tarafındaki nöbetçinin sesi duyuldu: “Işık! Sancak (geminin sağ tarafı) tarafında.”
Komutan seslendi: Düz mü gidiyor, kıça doğru mu?”
Nöbetçi, “Düz ilerliyor komutanım” diye cevap verdi. Demek ki gemiyle tehlikeli bir çarpışma rotası üzerindeydik.
Komutan emir verdi: Gemiye sinyal gönder! “Çarpışma rotasındayız. Rotanızı 20 derece değiştirmenizi öneriyoruz.”
Karşıdan şu sinyal geldi: “Rotanızı 20 derece değiştirmeniz önerilir.”
Komutan: Sinyal gönder:“Ben komutanım. Rotanızı 20 derece değiştirin” dedi.
Karşıdaki, “Ben deniz onbaşıyım. Rotanızı 20 derece değiştirirseniz iyi olur” diye cevap verdi.
Komutan iyice hiddetlenmişti. Hırsla emretti: Sinyal ver! “Ben bir savaş gemisiyim. Rotanızı 20 derece değiştirin.”
Karşıdan ışıklarla cevap geldi: “Ben bir deniz feneriyim.”
Rotamızı değiştirdik.”
Komutanın -ve bu olayı okurken bizim- karşılaştığımız paradigma değişimi,olayı tamamen farklı bir çerçeveye oturtuyor.Burada komutanın kısıtlı algısının,gerçeğin yerini aldığını görebiliyoruz.
Paradigmaları değiştirmek, rota değiştirmeye benzer. İnsan, eşya ve hadiseleri, zannettiği gibi değil de gerçek yüzleriyle idrak ettiği an, yaklaşımlarında, kanaatlerinde ve inançlarında değişim başlar. Olayları farklı bir perspektiften değerlendirir. Daha önce görmediklerini görür, anlamadıklarını anlar ve davranışlarını değiştirir. Deniz fenerine toslamadan yoluna devam eder.
Alevilik; inançları,ibadetleri ve kültürleriyle eğer İslam tarihinde anlatıldığı gibi olsaydı bugün bizlerde adımızı bekir,sıddık koyar,muharrem yerine ramazan orucu tutar,5 vakit namaz kılar,3-4 kadınla evlenir,hülle yapar,muaviyeye hazreti muaviye der,semahı oyun,aşureyi tatlı,cem evini cümbüş evi,Hazreti İmam Ali'yi ölümlü "halife ali" olarak görürdük... Bugün ki Kuran bizim referansımız olamaz.Çünkü bizim Kuranımız hakikat Kuranıdır. O da gelen her peygamberin,her evliyanın dervişin dilinden dökülen Haktan alığı ve halka verdiği cevher niteliğindeki nefeslerdir.
Bize deli de deseniz,uzaylı da deseniz biz Hak Muhammed Ali'nin delisi olmaya razıyız.
Biz Aleviliği derneklerden,vakıflardan,federasyonlardan,dedelerden öğrenmiyoruz. Çünkü oralarda Hazreti İmam Ali'nin sadece adı var,tadı yok,inancı yok,ibadeti varsa bile çıkar için var.
Ben size birkaç soru sormak istiyorum. Lütfen bu sorulara cevap veriniz !
SORU-1: Siz Pir Sultan Abdal'ın Pir olduğuna inanıyor musunuz?
SORU-2: Siz Pir Sultan Abdal'ın "Bilmeyenler bilsin beni,Ben Ali'yim Ali benim" nefesine inanıyor musunuz?
SORU-3: Siz Pir Sultan Abdal'ın bu nefesinden ne anlıyorsunuz?
SORU-4: Siz Pir Sultan Abdal'ın yaşadığı dönemde yaşamış olsaydınız ve Ben Aliyim Ali benim dediğini duysaydınız onun hakkında ne düşünürdünüz?