Konferansa, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, BM Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss'in yanı sıra aralarında Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Arnavutluk Devlet Başkanı Bamir Topi, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Etiyopya Başbakanı Meles Zenawi, Belçika Başbakanı Yves Leterne, Bangladeş Başbakanı Sheikh Hasina, Gürcistan Başbakanı Nika Gilauri'nin de bulunduğu 50 civarında devlet ve hükümet başkanı, 10 başkan yardımcısı, 94 bakan ve 47 uluslararası örgüt başkanı iştirak ediyor. Konferans, Türkiye'nin katılımcı ülkelerle ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesi, uluslararası platformlardaki itibarı açısından büyük önem taşıyor.
Yatırım ve ortaklık üst düzey toplantısı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM-EAGÜ kapsamında İstanbul'a gelen BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, BM Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss, Zambiya Cumhurbaşkanı Rupiah Bwezani Banda, Benin Cumhurbaşkanı Boni Yayi, Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, BM Kadın Birimi İcra Direktörü Michelle Bachelet, Karadağ Cumhurbaşkanı Filip Vuyanoviç, Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdo Rabbu Monsur Hadi, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, Tuvalu Başbakanı Willy Telavi ile Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde görüşecek.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da sırasıyla Etiyopya Başbakanı Meles Zenawi, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Belçika Başbakanı Yves Leterne, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, BM Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss, Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, Arnavutluk Devlet Başkanı Bamir Topi, Gürcistan Başbakanı Nika Gilauri ve İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile ikili görüşmelerde bulunacak.
Başbakan Erdoğan, konferansa katılan devlet, hükümet, heyet başkanları ve üst düzey yöneticilere ''Üst Düzey Yatırım ve Ortaklık'' konulu toplantının da yapılacağı bir öğle yemeği verecek. En az gelişmiş ülkelerde, özel sektör için öncelikli önem taşıyan konuların ele alınacağı bu toplantı, Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında ve 65. Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un katılımlarıyla yapılacak. Bu toplantıda, TOBB/DEİK Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı Rifat Hisarcıklıoğlu da bir konuşma yapacak.
TOBB Yönetim Kurulu üyelerinin ve üst düzey iş adamlarının katılacağı toplantıda, devlet başkanları, üst düzey özel sektör temsilcileri ve diğer katılımcılar bir araya gelerek, en az gelişmiş ülkelerde yatırım ve rekabet edebilirliğin önündeki engellerin tespitine yönelik olarak, iyi yönetişim, barış ve istikrar, üretim kapasitesi ve girişimcilik, finansmana ve pazarlara erişim, iklim değişikliği, altyapı temaları ve tarım, turizm, telekomünikasyon, enerji hizmetleri, madencilik sektörlerinden birini yuvarlak masa formatında tartışacak. Hazırlanan raporlar çerçevesinde en az gelişmiş ülkelerde özel sektörün gelişimini nasıl sağlayabilecekleri yönünde Üst Yöneticilerin (CEO) önerilerini içerecek bir bildiri, 10 Mayıs Salı günü basın toplantısıyla duyurulacak.
İş Forumu ise 9-13 Mayıs arasında 30'dan fazla etkinlik içerecek. Bu etkinlikler, özellikle iyi yönetişim ilkeleri, barış ve istikrarın sağlanması, üretim kapasitesinin artırılması, girişimcilik, finans sektörü, pazara erişim, iklim değişikliği ve altyapı konuları üzerine yoğunlaşacak.
Cumhurbaşkanı Gül: 1 milyar kişi 1 doların altında yaşıyor
İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) 4. Konferansı" açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, en az gelişmiş ülkelerin dünya nüfusunun neredeyse yüzde 13'ünü oluşturduğuna, ancak küresel ekonomi çıktılarının sadece yüzde 1'inin bu ülkelere gittiğine dikkat çekti. Gül, ekonomik ve sosyal anlamdaki gelişmelere rağmen en az gelişmiş ülkeler ve dünyanın geri kalanı arasındaki açığın giderek arttığına işaret etti. Bu açığın kendisini gelir, eğitim, çocuk ölüm oranı, tarımsal üretim, ihracat performansı ve tüm diğer unsurlarda da gösterdiğini dile getiren Gül, 1971 yılında 25 en az gelişmiş ülke varken, bugün rakamın 48'e çıktığını, sadece 3 ülkenin bu kapsamın dışında kalmayı başardığına dikkat çekti.
Gül, "Günde 1 dolardan daha az gelirle yaşayan 1 milyardan fazla kişi varken, uluslararası toplumun geri kalanı bu kişilerin acılarına gözlerini kapatamaz. Bunları ihmal edemez. Bu çok alarm verici bir durumdur. Sadece ahlaki açıdan değil, aynı zamanda siyasi açıdan da alarm verici bir durumdur. İletişim çağındayken herkes, dünyanın diğer köşelerindeki yaşam koşullarını takip edebilmekte ve görebilmekte. En az gelişmiş ülkelerin dünyanın geri kalanından her gün uzaklaştığı gerçektir. Aslında bu kısır döngüyü kırmanın zamanının geldiğini ifade etmek lazım" diye konuştu.
En az gelişmiş ülkelere tam destek sunabilmek için İstanbul'da bir araya geldiklerini belirten Gül, daha net ve güçlü bir mesaj vermek istediklerini ifade etti. Kalkınma, barış ve güvenlik arasındaki ilişkinin de göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, "En az gelişmiş ülkelerin giderek daha marjinal hale geldiğini gördüğümüzde, kimse dünyada barış ve güvenliğin egemen olmasını bekleyemez. Gerçekten büyük nüfusları ve zengin doğal kaynaklarıyla en az gelişmiş ülkelere yatırım yapmak aynı zamanda karşılıklı yarar sağlayacak olan ticari bir karardır. Bunu yaparak bir kazan-kazan durumu ortaya çıkarabiliriz" dedi.
'1 milyar kişinin hayatlarında değişiklik yapabilmeliyiz'
İstanbul'da düzenlenen 4'üncü zirvenin, en az gelişmiş ülkelerin önümüzdeki 10 yıl içerisindeki yol haritasını teşkil edeceğini ve konferans sonucunda İstanbul Faaliyet Programı kabul edileceğini açıklayan Gül, "Kabul edilecek programda en az gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 milyardan fazla kişinin günlük hayatlarında bazı değişiklikler yapabilmeliyiz" mesajını verdi. Gül, bazı az gelişmiş ülkelerin son 10 yılda güçlü büyüme performansları yakalayabildiğini, ancak bu süreçte en az gelişmiş ülkelerin yarısından fazlasının çok az ya da negatif büyüme sağladığını dile getirdi.
Gül, çok da ümit vermeyen bu tablonun, iç savaşlar, küresel ekonomik kriz, iklim değişikliği, salgın hastalıklar, giderek artan gıda ve yakıt fiyatlarıyla daha da kötü hale geldiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "En az gelişmiş ülkeler bu noktalarda çok daha fazla risk altındaydı. Bu çerçevede en son BM Genel Kurulu'nda yaptığım çağrıyı yenilemek istiyorum. Gerçekten küresel anında yanıt kapasitesini harekete geçirmemiz gerekiyor. Bu anlamda hem doğal hem de ekolojik bazı hareketlerle baş edebiliriz. Ancak gıda sıkıntısını ve salgın hastalıkları bu vesileyle aşabiliriz. En az gelişmiş ülkelerin daha çok tarıma dayalı ekonomileri düşük verimlilikle karşı karşıya ve bir kısır döngü halinde bu devam ediyor, küresel ticaretteki payları da düşük. Bu anlamda özellikle tarımda üretim ve hizmetler alanında kapasitelerinin geliştirilmesi, bu ülkelerin tedarik zincirindeki kısıtlamaları ve ekonomideki sorunları aşmalarına yarar sağlayacaktır."
'Türkiye'nin yardımları 2 milyar dolara yaklaştı'
İstanbul Faaliyet Programı'nın yeni bir momentum geliştireceğini, daha hızlı, sürdürülebilir, dâhil eden ve eşitçi bir ekonomik kalkınmanın en az gelişmiş ülkelerde bu vesileyle yakalanabileceğini düşündüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:
"En az gelişmiş ülkelere verdiğimiz sözü yerine getirebilmek için bizler, son yıllarda resmi kalkınma yardımımızı arttırdık. Türk sivil toplum örgütlerinin desteğiyle, kalkınma konusunda sağladığımız yardım yılda 2 milyar dolara yaklaştı. Gelecekte en az gelişmiş ülkelerin halklarının çok daha iyi bir noktada olabilmesi için çalışmalarımızı birleştirmemiz lazım. İstanbul, kıtaların aynı zamanda medeniyetlerin beşiği olarak görülüyor. Ancak bu zirve ve bunu takip eden süreçte İstanbul'un, 1 milyar kişinin kötü kaderinin pozitif şekilde değiştirildiği bir şehir olarak anılması, bizim için çok daha gurur verici bir durum teşkil edecektir. İstanbul, çok daha yeni ve çok daha adil bir dünya düzeniyle ilgili çağrıların ilk duyulduğu şehir olacaktır. Bizler bunun mümkün olduğunu düşünüyoruz ve Türkiye bunu gerçeğe dönüştürmek için elinden geleni yapacaktır."
Davutoğlu, BM Genel Sekreteri Ban görüştü
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile dün akşam heyetler arası ve ikili birer görüşme yaptı. Edinilen bilgiye göre, Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü'nde Ban Ki-mun onuruna verilen yemeğin ardından yapılan görüşmede Genel Sekreter Ban, Türkiye'ye BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı'na ev sahipliği ve BM çalışmalarına güçlü katkısından dolayı teşekkür etti. Kıbrıs, Libya ve Filistin konularının ele alındığını görüşmede, Kıbrıs müzakerelerinin hızlandırılması konusundaki görüş birliği dile getirildi.
Bakan Davutoğlu'nun Filistin iç uzlaşısı hakkındaki izlenimlerini aktardığı görüşmede BM Genel Sekreteri Ban, Libya'da Türkiye'nin barışı sağlama çabalarındaki rolüne teşekkür etti. Davutoğlu ve Ban Ki-Mun Libya'da en kısa sürede yaşayabilir, sürdürülebilir ve izlenebilir bir ateşkesin sağlanmasının önemine değindi, BM Libya Özel Temsilcisi'nin çalışmalarının merkezi rolü hakkında mutabık olduklarını tekrarladı.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun, 4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) Konferansının açılış oturumunda yaptığı konuşmada, 1971'de küresel ailenin en zayıf üyeleriyle ilgili çalışmaların gerekli olduğuna karar verildiğini anımsatarak, bugün 48 EAGÜ bulunduğunu ve bu ülkelerde yaşayan 900 milyondan fazla insanın yarıdan fazlasının günde 2 dolardan az bir gelirle yaşadığını, ekonomik, çevresel, güvenlikle ilgili sorunlardan yoğun olarak etkilendiğini vurguladı. Toplam 15 BM barış operasyonunun 8'inin bu ülkelerde olduğunu ve son 10 yılda EAGÜ'lerin dünya göçmen nüfusunun yüzde 60'ını ürettiğini belirten Ban, dünya nüfusunun yüzde 12'sine sahip EAGÜ'lerin dünya ihracatının yüzde 1'ine sahip olduğunu ve küresel yatırımların yüzde 2'sinden azının bu ülkelere gittiğini aktardı.
2001 Brüksel Eylem Planı kabul edildikten sonra birçok az gelişmiş ülkenin değişen ortamdan yararlandığını ancak bazılarının da daha geri noktalara kaydığını söyleyen Ban, ''Parçalanmış bir küresel ekonomi görüyoruz. Sahip olanlarla olmayanlar arasındaki mesafenin açıldığını görüyoruz. Ümitleri olanla olmayanlar arasındaki mesafelerin de giderek arttığını görüyoruz. Bu durum devam edemez'' diye konuştu. Buna karşın fırsatların varlığına işaret eden Ban, EAGÜ'leri fakir ya da zayıf ülkeler olarak görmektense, haritaların net bir şekilde çizilmemiş potansiyel kaynakları olarak değerlendirmek gerektiğini söyledi.
Ban, EAGÜ'lere yatırımın gerçek bir fırsat oluşturduğunu ifade ederek, ''EAGÜ'lere yatırımlar ekonomik sorunları aşmalarını ve istikrara kavuşmalarını sağlayacaktır. Dünyada giderek gelişmekte olan ekonomiler hem kaynaklara hem de pazarlara ihtiyaç duyuyorlar. EAGÜ'ler bu ikisini de sağlayabilir'' diye konuştu. Ban, daha iddialı hedefler belirleyerek, maksimum sayıda EAGÜ'nun bu kategori dışına çıkmasını sağlamak gerektiğini belirtti. Geliştirilmiş bir üretken kapasitenin, sadece dinamik ve gelişmekte olan bir özel sektörle gerçekleştirilebileceğini söyleyen Ban, iş çevrelerinin sürece katılması için gerekli ortamın yaratılmasının önemine işaret etti. Ban, EAGÜ kategorisinin dışına çıkmayı başaran 3 ülkenin aynı zamanda yönetişim ve demokratik ilkelerin uygulanmasıyla ilgili önemli mesafe katettiklerine de dikkati çekti.
'Şu aşamada sırtımızı dönmememiz lazım'
Resmi kalkınma yardımlarının son 10 yılda 3 katına çıktığını ancak yine de hedeflerin altında kaldığını belirten Ban, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Sıkıntılı dönemlerden geçiyoruz ama EAGÜ'lere yardım, yardım olmaktan öte çok mantıklı bir yatırımdır. Birçok mevcut yardım programı ekonomik altyapı ve üretim sektörleri üzerinde duruyor. Ancak birçok az gelişmiş ülke aslında çok önemli bir borç yükü altında. Bu konunun borç veren merciler tarafından tekrar ele alınması gerektiğini düşünüyorum.''
EAGÜ'lerde çalışanlardan yüzde 70'nin tarım sektöründe çalıştığını, küçük çiftliklerin gerekli altyapılara kavuşturulması, uygun teknolojilerin oralara aktarılması, iklim değişikliğiyle ilgili hedeflerin desteklenmesi için çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Ban, artan gıda fiyatları nedeniyle EAGÜ'lerin beslenme ve gıda güvenliği konusunda çok önemli bir krizin eşiğinde bulunduğunu kaydetti.
Ticaret konusunda Doha kalkınma hedeflerinin başarılı şekilde sonuçlanması temennisini dile getiren Ban, sözlerini şöyle tamamladı: ''Herhangi bir toplum için en önemli ölçümlerden bir tanesi, en az fırsata sahip gruba nasıl davrandığıyla ilgilidir. Bu, uluslararası alanda da geçerlidir. Şu aşamada sırtımızı dönmememiz, desteğimizi artırmamız lazım. Son 20 yılda gelişmekte olan ekonomilerle ilgili çok önemli ilerlemeler kaydedildiğini görüyoruz. EAGÜ'lerin bundan sonraki kalkınma dalgasını oluşturacağını umuyorum.''
Başbakan Erdoğan, Etiyopya Başkanı Zenawi ile görüştü
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Meles Zenawi ile görüştü. Başbakan Erdoğan, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen 4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı kapsamında İstanbul'da bulunan Zenawi ile konferansın yapıldığı kongre vadisi içindeki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde bir araya geldi. Basına kapalı yapılan görüşmenin başında gazetecilerin görüntü almasına izin verildi.
Gül-Ban Ki-mun ortak basın toplantısı düzenledi
Gül, konferansın birincisinin 1981 yılında Paris'te, ikincisinin 1990 yılında Paris'te, üçüncüsünün ise 2001 yılında Brüksel'de yapıldığını anımsatarak, konferansın dördüncüsüne İstanbul'da ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Konferansa sadece hükümetler seviyesinde değil, aynı zamanda özel sektör, sivil toplum kuruluşları, ülkelerin aydınları ve akademisyenlerinin de katıldığını belirten Gül, yaklaşık 10 bin katılımcının yer aldığı toplantı dolayısıyla 200 üzerinde konferans, panel, toplantı yapılacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Gül, konferansın sonunda ''İstanbul Eylem Planı'' ve ''Siyasi Bildiri'' kabul edileceğini belirterek, 2011-2020 yılları arasında en az gelişmiş ülkelerin stratejileri ve kalkınmasıyla ilgili önemli görüşlerin paylaşılacağını anlattı. İstanbul Eylem Planı'nın geleceğe dönük, uygulanabilir ve alınan kararların, tavsiyelerin takip edilebilir olmasına özen gösterdiklerini ifade eden Gül, şöyle konuştu: ''En az gelişmiş ülkelerin nüfusu, 1 milyara yaklaşmaktadır. 1971 yılından bu yana bakıldığında maalesef gelişmeler de iyi değildir. 1971 yılında 25 ülke en az gelişmiş ülke sınıfındayken, bu geçen süre içinde sayıları azalmadı, tam tersine arttı ve 48'e çıktı. Bugün, nüfusu 1 milyara ulaşan 48 ülkede insanların bir doların altında geliri vardır. Bu ülkelerin içinde de sadece 3 tanesi en az gelişmiş ülkeler sınıfı üzerine çıkmıştır. Bu, şunu göstermektedir; dünyada büyük bir tehlike vardır. Bu yapısal bir meseledir. Dünya, bugün birçok siyasi problemle karşı karşıyadır. Bu siyasi problemler gelip geçicidir, halledilebilir ama böyle yapısal bir problem, açlık, hastalık, bu yapısal problemdir ve bunlarla ciddi şekilde mücadele edilmezse ve önümüzdeki 10 yıl içinde bu ülkelerin sayısı azaltılmazsa, buralarda yaşayan insanların hayat standardı yükseltilmezse dünya siyasi ve güvenlik açılarından ve başka alanlarda çok büyük tehlike ile karşı karşıya kalacak demektir.''
'En fakirler, en zenginlerin hayat standartlarını biliyor'
Cumhurbaşkanı Gül, eski yıllarda dünyanın bir köşesinde olandan, dünyanın başka köşesinden olanın haberinin olmadığını ancak bugünkü haberleşme teknolojisinin dünyayı şeffaf hale getirdiğini belirtti. Dünyanın en fakirlerinin, dünyanın en zenginlerinin hayat standartlarını yakinen bildiğini ifade eden Gül, ''Dolayısıyla bu ahlaki açıdan da çok büyük bir yanlıştır, devam ettirilemeyecek bir konudur. Siyasi ve güvenlik açısından da devam ettirilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan sadece konferanslarda konuşma ve iyi tavsiyeler değil, kararların alınması ve bunların takip edilmesi gerekmektedir'' dedi.
Türkiye olarak dünyanın böyle bir sorunu ile ilgili konuda ev sahipliği yapmaktan, organizasyonu üstlenmekten ve dünyanın bir çok ülkesini Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getiren Gül, şöyle konuştu: ''Türkiye son yıllarda kendi üzerine düşeni yapma açısından da önemli bir faaliyet içindedir. Türk sivil toplum örgütleriyle Türkiye'nin insanı yardımı, yıllık 2 milyar dolara ulaşmıştır, bununla açıkça gurur duyuyoruz. Yardım eden ülkeler sınıfında olmak, hep gurur vericidir. Türkiye'nin bu konuda göstereceği hassasiyeti, devam edecektir. Asya ve Afrika'nın bazı ülkelerindeki açılımlarımızın bir boyutu da budur. En az gelişmiş ülkelerin kalkınması sadece onlara yardım yapmakla, donör ülkelerin yapacağı sadece kalkınma yardımları ile olmaz, onlarla ticaret yapmak, yatırım yapmak, teknoloji transfer etmek ve o ülkelerde meslek eğitimi ile ilgili okullar açmak da önemlidir. Türkiye olarak bunlara da önem veriyoruz.''
Cumhurbaşkanı Gül, soruları yanıtladı
Cumhurbaşkanı Gül, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gül, bir gazetecinin, ''Eylem planı kabul etmekten başka, hesap verebilirlik planı da kurmayı düşünüyor musunuz'' şeklindeki sorusu üzerine bunun iki ayağı bulunduğunu, birinci ayağın kalkınma ortakları dedikleri ülkelerin yardım yapacak olan ülkelere taahhütlerini yerine getirmesi ve sözlerin ortada kalmaması, ikinci ayağın ise bu yardımları alan en az gelişmiş ülkelerin kendilerine çeki düzen vermesi ve gerekli kuralları, gerekli siyasi gelişmeleri, gerekli düzenlemeleri yapması olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dolayısıyla bunun iki taraflı takip edilecek bir mekanizma olduğunu, sadece burada ''şu kadar yardım yapacağız'' diyen ülkelere, ''sen bu yardımı yaptın mı yapmadın mı''yı takip değil, verilen sözlerine yerine getirilmesinin çok önemli olduğunu ifade etti. Gül, ''Dünya böyle bir problem yaşıyor. Bunu takip ederken, bunların etkili bir şekilde değerlendirildiğini takip etmek gerekiyor. Bunların yapılabilmesi ve yardımın yapılabilmesi de yardımı yapan ülkenin de bazı şeyleri yapması gerekiyor. Dolayısıyla iki taraflı bir takibe ihtiyaç var'' dedi. Gül, ''En fakir ülkelerin kalkınmasını desteklemek için bundan sonraki politikalarda krizin sonuçları ne kadar ele alınıyor?'' sorusuna da en fakir ve en az gelişmiş ülkelerin sayısının 48 olduğunu, bunun dünya nüfusunun yüzde 13'ünü oluşturduğunu ve bunların dünya gelirinin sadece yüzde 1'ini elde ettiklerini kaydetti.
Dolayısıyla büyük bir dengesizlik bulunduğunu ve bu toplantıların en büyük maksadının da dünyanın bu konuda dikkatini çekmek olduğunu ifade eden Gül, şunları söyledi: ''Bu yapısal bir sorun, büyük bir sorun. Korkuyoruz ki bu sorun giderek daha da büyüyor. Çünkü geçen 10 yıllar içinde sayıları azalmamış, sayıları çoğalmış. Demek ki küreselleşme müspet etki yapmamış, küreselleşme en az gelişmiş ülkelerin sayısının çoğalmasına yol açmış. O açıdan bu sayıyı azaltmak için herkesin tekrar düşünmesi gerekiyor. Bu sayıyı azaltmazsak, bugün haberleşmenin bu kadar geliştiği bir çağda, ileride çok büyük tehlikelerle bu dünya karşı karşıya kalacaktır. Onun için önce yapılan yardımların çoğalması, harcamalarda öncelikleri tekrar gözden geçirmek. Çok büyük savunma harcamaları, çok büyük silah harcamaları, tüm bunlara giden paralar düşünüldüğünde aslında en az gelişmiş ülkelere yapılan yardımlar bunun çok çok küçük bir kısmı oluyor. O bakımdan bütün bunu tekrar dünyanın düşünmesi ve o ülkelere balık tutmayı öğretme açısından da bu ülkelere yatırımların yapılması... Yatırımlar 'know how' taşır, yatırımlar orada istihdam oluşturur, yatırımlar yeni müteşebbisleri ortaya çıkarır. Çok geniş bir konu. Ümit ediyoruz bu konferanslar sayesinde bütün dünyada böyle bir bilinçlenme söz konusu olur ve en az gelişmiş ülkelere ilgi, yatırım ve yardımlar artar.''
'10 yılda bir karşımıza çıkan bir fırsat'
Ban, ''10 yılda bir karşımıza çıkan bir fırsat'' şeklinde tanımladığı konferansın, küresel anlamda dayanışma ve eylemi seferberlik halinde ileriye götürebilmek için önem taşıdığını söyledi. ''Yüz milyonlarca insanın hayatının bu konferansın sonucuna bağlı olabileceğini'' dile getiren Ban, ''Biz bugün burada, özellikle eylem programının takibini değerlendirmek için bulunmaktayız. Bu eylem programı, 10 yıl önce kabul edilmişti. Biz aldığımız dersleri sizlerle paylaşmak ve İstanbul Eylem Planını ileriye götürebilmek için bugün buradayız'' dedi.
Ban, bütün dünyada halkların, hükümetlerinin temel ihtiyaçlarını karşılamasını ve isteklerine karşılık vermesini beklediğini ifade ederek, devletlerin kendi ülkelerinde ve uluslararası anlamda yaptıkları müzakerelerde bunlara dikkat etmesi gerektiğini belirtti.
Az gelişmiş ülkelerin, gelecekteki kalkınma ve başarının ''en önemli'' dalgasını oluşturacağını kaydeden Ban, şöyle devam etti: ''Az gelişmiş ülkelere yatırımlarda bulunmak bir hayır işi değildir. Bu, hepimiz için önümüzde duran çok önemli bir fırsattır. Biz, dünyanın en savunmasız insanlarına, en yoksul insanlarına, en fazla açlık çeken, hastalık çeken insanlarına yardımcı olma ve yükümlülüklerimizi yerine getirme fırsatını bu vesileyle bulmuş oluyoruz. Bu, bütün dünya liderlerinin önemli bir siyasi sorumluluğu. Az gelişmiş ülkelere yatırım yapmak bir uyarıcı etki ortaya çıkarır ve bu da, küresel ekonominin toparlanmasına ve istikrara sahip olmasına katkıda bulunur.''
BM Genel Sekreteri Ban, yeni ortaya çıkan iş kolları, donör ülkeler ile az gelişmiş ülkelerin bir arada olduğuna değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Ben ülkelerin istekli olmasını, pratik olmasını ve konferanstan uygulanabilir, uzun vadeli bir eylem programıyla ayrılmalarını rica ediyorum. Üretkenlik, verimlilik, kapasite, eğitim, tarım, finansman, kalkınma, iklim değişikliği ve diğer alanlarda önemli konularla bu toplantıdan ayrılmalarını istiyorum. Aynı zamanda az gelişmiş ülkelerden donör ülkelere geçişe imkan verecek bir program, vizyon ve hedefe sahip olan bir program ve aynı zamanda izleme ve takibe imkan veren bir programla toplantıdan ayrılmalarını rica ediyorum. Az gelişmiş ülkelerin buna ihtiyacı var ve az gelişmiş ülkelerin buna hakkı var. Eğer biz o ülkelere ulaşamazsak, 2015 yılına kadar Bin Yıl Kalkınma Hedeflerimize de ulaşamayız. O yüzden çok iyi hedefler belirlememiz gerekiyor bu İstanbul Konferansı'ndan sonra. İstanbul, kıtaların ve kültürlerin birbiriyle birleştiği ve birbirine yaklaştığı önemli bir yer. Dolayısıyla bir köprü oluşturalım ve bu köprüyle daha az fırsatı olan kişilere ve insanlık dünyasının en az avantajlı üyelerine refah ve güvenliği getirmek için elimizden geleni yapalım.''
Geçmişteki cömert yardımlar
Soruları yanıtlarken geçmişte az gelişmiş ülkelere ''çok cömert'' yardımlar yapıldığını, ancak bunların hepsinin gitmesi gereken yere sunulamadığını belirten Ban, hesap verebilirliğin önemine işaret etti. Ban, BM'nin izleyeceği konulardan birinin de hesap verebilirlik olduğuna dikkati çekerek, ''İlerleme raporu ve taahhütler yerine geliyor mu gelmiyor mu, bunlar da takip edilecek'' dedi.
Geçmişte yardımın gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere geldiğini anlatan BM Genel Sekreteri Ban, şöyle devam etti: ''Biz, güney-güney işbirliğini çok önemli buluyoruz bu bağlamda. Anlamlı artışlar olduğunu gördük ticarette ve yatırımda, özellikle gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğunda. Yardım anlamında yeni ortaya çıkan ülkeler her zaman çok önemli olmuştur ve onlar şu anda gelişmekte olan ülkelere yardımlarının kapsamını genişletmekteler. Aynı zamanda bu konu söz konusu olduğunda, yardımın etkin ve verimli bir şekilde dağıtılmasına da önem atfetmek durumundayız. Yardım, donör ülkenin verimliliği ve aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin yardımı önceden tahmin edebilmeleri ve böylece ekonomik politikalarını daha iyi planlayabilmeleri konusu var. Yolsuz uygulamalara karşı savaşımızı daha güçlendirmek, başarılı hale getirmek ve yapılan yardımların ve en iyi şekilde en fazla ihtiyacı olan için kullanıldığını bilmek önemli.''
Az gelişmiş ülke sayısının arttığının altını çizen Ban, ''Bizim amacımız, az gelişmiş ülkelerin sayısını mümkün olduğunca azaltabilmek ve bunların tedrici bir şekilde az gelişmiş ülke statüsünden çıkmasını sağlayabilmek'' dedi. Ban, her zaman az gelişmiş, en yoksul ülkelerin ekonomik krizden en fazla etkilendiğini belirterek, ekonomik krizlerin gelişmiş ülkelerde ortaya çıktığını ve bu ülkeler ekonomilerini tekrar canlandırabilecek kapasiteye sahipken, az gelişmiş ülkelerin kriz yaşandıktan sonra bunu gerçekleştirecek kapasiteleri bulunmadığına işaret etti.
Londra'daki G-20 toplantısında liderlere, ''ekonomik krizden çıkmak için çaba gösterirken yoksul ülkeleri unutmamaları'' çağrısında bulunduğunu hatırlatan Ban, Dünya Bankası'nın, IMF'nin kapasitesini daha iyileştirebilmek ve onlara maddi katkıda bulunup, onların gelişmekte olan ülkelere yardımcı olmasını sağlamak içi 1 trilyon dolar toplandığını anlattı.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, ''Şu anda yapmakta olduğumuz 4. konferans, siyasi bilinci geliştirmek için ve özellikle gelişmiş ülkelerin dünya liderleri arasında bilinci artırmak için gerçekleştirilmekte ki, bu ülkelerin liderleri de üzerlerine düşeni yapsınlar, ülkelerini iyi yönetişim ve demokrasinin gelişimi için diğer ülkelere yardımcı olmak için ikna edebilsinler'' diye konuştu.
Gül, BM Genel Sekreteri Ban'ı kabul etti
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı (BM-EAGÜ) kapsamında İstanbul'a gelen Ban Ki-mun ile Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda görüştü. Yaklaşık yarım saat süren kabulde, basın mensuplarının sadece görüntü almalarına izin verildi.
Erdoğan, Barosso ile görüştü
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile görüştü. Başbakan Erdoğan, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen 4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı için İstanbul'da bulunan Barroso ile konferansın yapıldığı kongre vadisi içindeki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde bir araya geldi.
Görüşmede, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da hazır bulundu.
Basına kapalı yapılan görüşmenin başında gazetecilerin görüntü almasına izin verildi.
BM Sözcüsü Wall: Konferansa 8 bin kişi katılıyor
BM Sözcüsü Tim Wall, konferans sonunda kabul edilecek "İstanbul Eylem Planı"nın müzakerelerinin sürdüğünü, Eylem Planı'nın bundan sonraki 10 yılın yol haritasını çizeceğini kaydetti. Konferansa BM Genel Kurulu'nu oluşturan bütün ülkelerden çeşitli düzeylerde temsilcilerin katıldığı bilgisini veren Wall, 7 Mayıs 2011 itibari ile 6 bin 800 kişiye ulaşan katılımın, bugün 8 bine ulaştığını bildirdi.
'Terörle mücadelede yalnız bırakıldık'
"4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı"nda konuşan Başbakan Erdoğan, ABD Hazinesi tarafından, Türkiye'nin içinde bulunan terör örgütü liderlerinin uyuşturucu madde alışverişine karıştıkları gerekçesiyle tüm mal varlıklarının ABD'de dondurduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin terörle mücadelede yalnız bırakıldığını belirten Erdoğan, "Türkiye, teröre ve terör örgütüne karşı çok kararlı bir mücadele verirken, üzülerek ifade etmeliyim ki, bu mücadelesinde yalnız bırakılmıştır. Bugün hala, Türkiye'nin terörle mücadelesine destek vermeyen, kendi ülkelerinde bu mücadele için istekli davranmayan, hatta terör örgütüne destek dahi sağlayan ülkeler olduğunu biliyoruz'' dedi.
'Saldırılara sessiz kalınması manidar'
11 Eylül saldırılarının ABD'ye olduğu kadar, Paris'e, Madrid'e, Londra'ya, esasında tüm insanlık değerlerine yapılan saldırılar olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, "Biz Türkiye olarak, terör saldırılarına bu nazarla bakarken, ülkemize yönelik saldırılara göz yumulması, sessiz ve tepkisiz kalınması son derece manidardır" yorumunu yaptı.
BM Genel Sekreteri Ban'dan çağrı
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, konferansı tarihi kılan bir özelliğin bulunduğunu belirterek, iş dünyasının bu toplantıya ilk kez katıldığına işaret etti. İş dünyasının katılımının hem arz, hem de talebin gündeme getirilmesi bakımından önemli olduğunu kaydeden Ban, her sektörün oynayabileceği önemli rolün bir kez daha altının çizildiğini söyledi. Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması, yoksulluğun azaltılması, iklim değişikliğiyle mücadele edebilmek açısından kolektif olarak hareket edebilmenin önemli olduğunu söyleyen Ban, ''Bu nedenle BM, hem kamu sektörünü hem de özel sektörü daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etme konusunda birlikte hareket etmeye çağırıyor. Bu nedenle hükümetler ve BM birlikte hareket etmek için fırsatlar yaratmaya devam ediyor'' diye konuştu.
Bugün gerçekleştirilecek oturumlarda en az gelişmiş ülkelerin iş dünyası için nasıl fırsatlar yaratmaya çalıştıklarının görüleceğini söyleyen Ban, şunları kaydetti: ''Talep açısından bakıldığında geçen 10 yıl içinde özel sektörün özellikle az gelişmiş ülkelerde giderek artan bir ilgisi ve yatırım ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Bugün pek çok firma iş stratejileri gereği bir taraftan kar elde ederken bir taraftan da kalkınma süreçlerine katkıda bulunuyor. Gerçekten az gelişmiş ülkelerin son derece ciddi problemleri var. O nedenle de üretici kapasitelerini artırmaları ve ekonomilerini canlandırmaları son derece önemli. Bunu gerçekleştirebilmek için de özel sektörünü büyütme ihtiyaçları var. Ekonomik büyüme veya iş dünyasının büyümesi sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirildiği takdirde ekonomik sosyal ve çevresel açıdan son derece önemli sonuçları bir araya getirecektir. Yatırımcıların iş camiasının bu konudaki sorumluluğunun farkında olması gerekir. Sürdürülebilirlik, sorumluluk ve iş ahlakının en yüksek standartta gözetilmesi BM Küresel ilkeler sözleşmesinin de ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün aslında pek çok şirket küresel ilkeler sözleşmesinin bir parçası haline gelmiştir. Ben de bu sözleşmenin özellikle az gelişmiş ülkelerde daha da yaygın hale getirilmesini tavsiye ediyorum.''
'İyi yönetişim en önemli ilkelerden'
Genel Sekreter Ban, iyi yönetişimin bu ilkelerin en önemlilerinden biri olduğunu belirterek, az gelişmiş ülkeler kategorisinden çıkmış olan ve gelişmiş ülkeler kategorisinde yer alan ülkelerin özellikle iyi yönetişime önem vermiş olan ülkeler olduğuna dikkati çekti. Ban, ''Aslına bakılacak olursa şeffaflığın bulunmaması ve yolsuzluk az gelişmiş ülkelerin en önemli problemlerinden bir tanesidir. Bu aynı zamanda barışın önündeki en önemli engeller arasındadır uzun vadeli yatırımların da önünü tıkamaktadır'' diye konuştu.
'İş dünyasının oynayacağı büyük roller var'
Az gelişmiş ülkelerde yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve iyi yönetişim konularında çeşitli adımlar atılmış olmasına rağmen insani gelişim endeksinin hala dehşet verici bir biçimde düşük olduğunu söyleyen Ban Ki-mun, az sayıda az gelişmiş ülkenin Binyıl Kalkınma Hedeflerini gerçekleştirme konusunda önemli adımlar atabildiğine işaret etti. Ban Ki-mun, şöyle konuştu: ''Önümüzdeki birkaç gün boyunca gerçekleştirdiğimiz toplantılarda sivil toplumun, hükümetlerin ve özel sektörün nasıl birlikte çalışabileceği ve refahı teşvik etmek için optimum koşulları nasıl yaratabileceği tartışılacak. Suyun korunması, iklim değişikliği ile mücadele, kadınların daha da güçlendirilmesi konusunda iş dünyasının da oynayabileceği çok önemli roller var. Bu konferansta iş camiasının da temsil edilmesi hükümetlere bir tavsiye niteliğinde olacaktır. Bu tavsiyeler sayesinde hükümetlerin az gelişmiş ülkelerde iş camiasının nasıl önünü açabileceği konusunda önemli görüşler ortaya atılacaktır. Bu fırsattan yararlanalım. İş dünyasının bu toplantıya katılmış olmasının yarattığı sinerjiden yararlanalım.''
'Reform çabalarına destek olunmalı'
BM Genel Kurulu Başkanı Joseph Deiss da en az gelişmiş ülkelerde kurumlar ve politikaların ulusal ve küresel düzeyde doğru belirlenmiş olması gerektiğini belirtti. Bu ülkelerde elde edilen kalkınmanın sürdürülebilir olması gerektiğini söyleyen Deiss, kalkınmayı sürdürülebilir hale getirmiş olan bir ekonominin müteşebbislere fırsatlar tanıması gerektiğini ifade etti. Bu ülkelerdeki reform ihtiyacının herkes tarafından bilindiğini kaydeden Deiss, uluslararası toplumun en az gelişmiş ülkelerin reform çabalarına destek olması gerektiğini vurguladı. ''Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle en az gelişmiş ülkeler arasındaki ortaklık bu ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedeflerini gerçekleştirmelerine katkıda bulunacaktır'' diye konuşan Deiss, özel sektörün desteklenmesinin ancak özel sektör temsilcilerinin bu sürece katkıda bulunmasıyla gerçekleşeceğinin ifade etti.
9 Mayıs 2011
Cumhuriyet
Cumhuriyet