You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

‘Ruhban okulu açılmalı’

‘Ruhban okulu açılmalı’

Posting Freak
‘Ruhban okulu açılmalı’
Cumhuriyet
07.07.2009

Ankara’da temaslarda bulunan Patrik Krill, dini azınlıkların haklarını gündeme getirdi

[B]‘Ruhban okulu açılmalı’[/B]

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılabileceğine ilişkin kendilerine bilgi ulaştığını belirterek “Buna çok olumlu bakıyoruz” dedi. Kirill, dini azınlıkların hakları anlamında bazı somut adımların atılması gerektiğini belirtti.

Patrik Kirill, Ankara’da ilk olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Krill’in Erdoğan’a, “Biz, Rusya’da Davos’taki tavrınızı çok takdir ettik. Televizyonlardaki konuşmanızı izleyen Ruslar sizi alkışlayarak duygularını dile getirdi” dediği öğrenildi. Krill’in, Antalya’ya gelen Rus turistlerin ibadethane ihtiyaçlarını gündeme getirdiği, Erdoğan’ın da Antalya’da Rus turistlere her türlü kolaylığı göstermeye hazır olduklarını söylediği kaydedildi.

Patrik Kirill daha sonra görüştüğü Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’yla ortak basın toplantısı düzenledi. Dini kurumlar arası diyaloğun gelişmesinin din özgürlüklerinin gelişmesini sağlayacağını ifade eden Bardakoğlu, Rusya’da 20 milyon Müslüman’ın yaşadığını ve din özgürlüğüne sahip olduklarını belirtti. Kirill de konuşmasında, Türkiye ziyaretinin Rus Ortodoks Patrikliği’ne seçildikten sonra gerçekleştirdiği ilk yurtdışı ziyareti olduğunu, iki dost ülkeninin iyi ilişkilerinin ülke dinleri tarafından desteklendiğini kaydetti.

‘Cemaatler yasaya uymalı’

Gazetecilerin Rusya’nın Fethullah Gülen cemaatinin faliyetlerini yasakladığını hatırlatması üzerine Kirill, Rusya’da faaliyet gösteren dini kurumların yürürlükte olan mevzuat çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmekle yükümlü olduğuna işaret etti. Dini kurumların faaliyetlerinin hem Rus yasalarına aykırı olmaması hem de dinler arası düşmanlığı kışkırtmaması gerektiğini belirten Kirill, Rusya’nın farklı dinler arasındaki barışı bozmaya yönelik girişimlere izin vermeyeceğini kaydetti.

Görüşmelerinde Ruhban Okulu’nun açılmasına ilişkin bir izlenip edinip edinmediğine ilişkin bir soru üzerine Kirill, “Ruhban Okulu’nun açılabileceğine dair bilgi bize ulaştı” diye konuştu. Dini azınlıkların hakları anlamında bazı somut adımların atılması gerektiğini belirten Kirill, “Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması da doğru yönde atılacak olumlu bir adım olacaktır” dedi. Kirill, “Başbakan’dan bir yorum alabildiniz mi” sorusunu “Başbakan ile çok uzun ve verimli konuşmamız oldu ama özellikle bu konu üzerine somut yorum alamadık” diye yanıtladı.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
‘Ruhban okulu açılmalı’
Cumhuriyet
07.07.2009

Türkiye Bir Hukuk Devletiyse Ruhban Okulu Açılamaz

Yrd. Doç. Dr. Orhan ÇEKİÇ


Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması sorunu, siyasal gündemimizin baş sıralarını işgal etmeye devam ediyor. Buna karşılık konuyu tartışanlarımız arasında da bir mutabakat görünmüyor. Oysa mesele son derecede yalın ve açıktır ve de tümüyle “hukuksal”dır. O nedenle de “hukuk” bir tarafa bırakılarak çözülemez. Özetle, mevcut anayasamıza göre, bu ruhban okulunun “Fener Rum Patrikhanesi’nin dayattığı şekilde açılmasına” olanak yoktur. Eğer Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletiyse, ne bu iktidar ne de bir başkası, isteseler de böyle bir tasarrufta bulunamazlar.

Konuyu olayın özünden uzaklaştırmamak için Heybeliada Ruhban Okulu’nun tarihsel gelişimine değinmeyeceğim. Belli ki bu okul Rum cemaatine ruhban yetiştiren, böylece teoloji eğitimi veren kimliğini Osmanlı Devleti bünyesinde, kimi imtiyazlarla birlikte sürdürmüş bir eğitim kurumudur.

Lozan’da ise, Osmanlı döneminde azınlık okullarına verilmiş tüm imtiyazlar kaldırılmış, kendileri de birer Türk vatandaşı olan bu azınlığın statüsü Türklerinkine eşit kılınmıştır. Böylece gayrimüslim olarak anılan bir Rum vatandaş da, bir Ermeni, Musevi vatandaş da, bir Türk de, vatandaş olarak aynı ve “eşit” statüye sahip kılınmıştır. Yani bir Türk vatandaşına verilmeyen bir hak, bir Rum veya Ermeni vatandaşımıza da verilemez, aksi halde anayasamızın “eşitlik” ilkesine aykırı düşer.

Şimdi bu ön bilgilerin ışığında, konuyu analiz edelim:

Cumhuriyetin kurulmasının hemen ertesinde, ülke geleceği için son derecede önemli bir yasa kabul edilmiştir: Bu yasa, “Eğitim Birliği Yasası”dır (Tevhid-i Tedrisat Kanunu). Böylece, Türkiye’deki bütün “ortaöğretim kurumları” (yani ortaokul ve liseler) tek bir çatı altında toplanıp Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır (3 Mart 1924). Bundan maksat (kız-erkek) tüm gençlerimizin aynı laik eğitimden geçerek bilimin ışığında ve çağdaş bir eğitim görmelerini sağlamak, aynı zamanda yüzlerce yıl geride kalmış, köhnemiş medrese eğitimine de son vermektir.

]Bu bilgileri, kopuk kopuk da olsa sizlere aktarmamın nedenine şimdi geliyorum:[/color]

1971 yılına, hiçbir sorun yaşanmaksızın böylece gelindi. O günlerde hatırlayacağınız gibi Türkiye’de bir “özel yüksekokullar” furyası başlamıştı. Bu okulların açılmasına olanak veren 1965 tarihli ve 625 sayılı “Özel Öğretim Kurumları Kanunu”nun bazı maddelerinin anayasaya aykırı olduğunu saptayan Anayasa Mahkemesi, 12 Ocak 1971 tarih ve 1971-3 sayılı bir kararla “özel yüksekokulların devletleştirilmesine” karar verdi. Bunun üzerine bütün bu özel okullar, Heybeliada Ruhban Okulu dahil kapatıldı. Ne var ki bu icraatın hemen arkasından devlet, bu kez “özel statüdeki bu okulların devlet denetimine alınmak koşuluyla yeniden açılmasına” izin verdi. Buna karşılık Fener Rum Patrikliği bu “denetim” koşulunu reddederek, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına” izin vermedi ve halen de vermiyor.

]Yanlış okumadınız, yani okulu açtırmayan, Fener Rum Patrikliği. [/color]

Bu karşı çıkmanın elbette bir temel nedeni var: Türkiye’deki lise düzeyine kadar olan tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na, yüksekokullar ise YÖK’e bağlılar. Yani? Yani bir “devlet denetimine” tabiler. Fener Rum Patriği Bartholomeos ise bunu istemiyor, adeta “devlet içinde bir devlet” edasıyla, ruhban okulunun hiçbir denetime tabi olmadan Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlanmasını istiyor.
[COLOR="red"]
Bu durum Lozan’a aykırı, “Eğitim Birliği Yasası”na aykırı, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı.


Diğer yandan Patrikliğin “tüzelkişiliği” olmadığı için, bir yüksekokul açma şansı hiçbir şekilde yok. Buna rağmen, bu okulun “özel teoloji yüksekokulu” statüsünde açılmasını istiyor, “Türkiye’deki bütün yüksekokullar YÖK’e bağlıdır” denilince de, adeta Patrikliğe istisna yapılmasını istiyor. “Ben devletin denetimine girmem” diyor. Anlaşılır gibi değil.

Bu durumda imam hatip liselerinin de MEB yerine örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlanmak isteyebileceği, aynı şeyin ilahiyat fakültesi için de söz konusu olabileceği, onlara bile bir ayrıcalık tanınamayacağı, zira Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğu ve bir “özel statü” bir kuruma verilirse, eşitlik ilkesi gereği diğerlerine de sağlamak gerekeceği anlatılmasına rağmen Patrik, çözümü Avrupa Birliği’nde, Başkan Obama’da, orada burada arıyor.

“Buna göz yumarsak Türkiye’deki cemaatler, tarikatlar, mezhepler de kendi ‘özel’ din okullarını açmaya kalkarlarsa ne yaparız?” sorusu Patriği hiç ilgilendirmiyor. O sadece kendi istemlerini, ültimatom verir gibi yineliyor:

Ruhban okulu Türkiye’den olduğu gibi, diğer ülkelerden de öğrenci alabilmeli, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Heybeliada Ruhban Okulu üzerinde hiçbir denetim hakkı olmamalı,

Fener Patrikhanesi bünyesinde, başta Patrik olmak üzere, Kutsal Sinod ve Metropolitlerden “Türk vatandaşı olmak” şartı kaldırılmalıdır.

Oysa Patrik Hazretleri şu hususların altını çizmeli ve mutlaka bellemelidir: Arkasına ABD’yi veya AB’yi alarak ileri sürdüğü bu taleplerin bağımsız, egemen, laik bir hukuk devleti ile bağdaşır hiçbir yanı yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti “bir çadır devleti” değil, “bir hukuk devleti”dir. Batı Trakya’daki soydaşlarımız, daha kendi müftülerini seçme hakkına dahi müstahak görülmezken, kendisi de Türk vatandaşı olan bir Patriğin bu tavrı, bu ülkenin en azından haksız yere prestij kaybetmesine yol açmaktadır.

Buna kimsenin hakkı yoktur. Bir patrik bile olsa.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.