Cumhuriyet 25.05.2009
ÇALIŞANLARIN
SORULARI/SORUNLARI
YILMAZ ŞİPAL
‘Her devrin adamı’ Makyavel
Makyavel (1469-1527) Rönesans döneminde, Prens (Hükümdar) adlı politik eseriyle ün yapmış, fikir ve düşünceleriyle “Makyavelizm”in babası olmuştur.
Makyavel’e göre, amaca ulaşmak için her yol, her çare bir araçtır. Önemli olan “hedefe ulaşmaktır”, sizi hedefe ulaştıracak aracın ne olduğu, nasıl edinildiği ve nasıl kullanıldığı önemli değildir.
“Makyavelizm”, “evrensel ahlak kurallarını” dışlar ve amaca giden her yolu açık tutar.
Makyavelizmi bir cumhurbaşkanı, “Bir kere delinmeyle anayasaya bir şey olmaz” söylemi ile “en kestirme” yoldan anlatmıştır.
Makyavel, Prens (Hükümdar) isimli eserinde yöneticilere politika dersleri vermektedir.
“Sevecen gibi görün, istersen sevecen olma. Sözüne güvenilir olduğunu söyle, ama sözünü tutmasan da olur. Sözünde durmayan insanların yalana ‘bir kulp’ bulmaları çok kolaydır.”
Makyavel’e göre en önemli kural da yöneticinin doğru ve dindar görünmesidir. Yönetici kendini gösterdiği gibi olmasa da olur. Önemli olan görüntüsüdür. Yönetici, bağışlayıcı, sözüne sadık, güleç yüzlü, doğru ve dindar görünmelidir.
Böyle görünürse, onu gören ve duyanlar da onun, iyi, sadakatli, doğru ve dindar olduğunu sanacaklardır. Bu niteliklerden ona en gerekli olanı da “dindar” görünmesini çok iyi bilmesidir. (Machiavel -Hükümdar, Remzi Kitabevi)
“Cadı kazanı” gibi Makyavelizm de McCarth tarafından 20. yüzyıl Amerika’sına taşınmıştır.
Amerika’da, “soğuk savaş” nedeniyle, “Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi” kurulmuş ve soruşturmalara başlanmıştır.
1945 yılının ağustosunda ABD, Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombalarıyla savaşın sonunu getirir. Ancak atom bombası, atıldığı şehirleri bir“cehenneme” çevirir. O güne değin “insanoğlu” böyle korkunç, böyle acımasız, böyle insanlık dışı yıkıma yol açan bir silah görmemiştir.
Atom bombası, ABD’nin elinde, dünyanın tepesinde sallanan Demokles’in kılıcına dönüşür.
Dört yıl sonra 1949’da Sovyet Rusya atom bombasını yeraltında denemiş ve başarılı olmuştur. Böylece “atom bombası tekeli” de yıkılmıştır.
ABD bu denemeyi Rusya’nın buluşu olarak görmez. Komite, kamuoyuna, içerden bazı “vatan hainlerinin” atom sırlarını Rusya’ya verdikleri söylemini yayar. Böylece, kamuoyunu Rusya’nın “kendi başına” atom bombası yapamayacağına inandırır.
O zaman “atom sırlarını” içerden birileri sızdırmış olmalıdır. Bilgi sızdıran hainlerin hemen bulunması gerekmektedir.
Bir senaryo hazırlanır ve bir yönetmen aranır. Makyavel’in tanımına uygun bir yönetmen bulunur. Temiz bir geçmişi olmayan, “özü ile sözü” birbirini tutmayan senatör McCarthy bu iş için, “biçilmiş kaftan”dır. Göreve başlar, üzerine düşeni yapar ve korku boyutuna dayandırdığı oyunu yönetip Amerika’yı “bir korku ülkesine” dönüştürür.
Gözüne kestirdiği aydın ve yurtseverlerden oluşan bir liste yapar ve hepsini “hain” olarak damgalayıp komiteye verir. Ancak hiçbirinin de suçlu olduğunu kanıtlayamaz.
Bazı kaynaklar, McCarthy’nin bu görevi fırsat olarak görüp Amerikan başkanlığına “oynadığını” söyler.
âHer devrin adamıâ Makyavel
âHer devrin adamıâ Makyavel
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi