Yazar:
T U N Ç
WordPerfect'in yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşması.
Bu konuşma sonrası helpdesk elemanı isinden kovuluyor. Kovulduktan sonra da şirketi kendisini "Gerekçesiz" isten çıkardığı için mahkemeye veriyor.
Işte Telefon Konuşması :
- Yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim?
- Bir sorunum var.
- Nasıl bir sorun?
- Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti?
- Gitti mi?
- Yok oldu!
- Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
- Hiç bir şey.
- Hiç bir şey mi?
- Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
- Hala Wordperfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı?
- Bunu nereden bileyim?
- Ekranda bir "C" harfi görüyor musunuz?
- Bir "hece" mi...
- Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mi?
- Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
- Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?
- Monitör ne?
- Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mi?
- Bilmiyorum.
- Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
- Evet.
- Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mi bana söyleyin.
- Bağlı
- Harika. Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
- Görmedim.
- Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
- Evet buldum.
- Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakin.
- Kabloya ulaşamıyorum.
- Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
- Olmuyor.
- Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız....
- Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.
- Karanlık?
- Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
- Ofisin ışıklarını yakın.
- Yanmaz.
- Neden?
- Elektrikler kesik.
- Elektrikler mi kesik. Tanrım...!(kısa bir sessizlik)
- Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
- Evet dolapta.
- Simdi bilgisayarı sökün , aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
- Durum bu kadar kötü mu?
- Korkarım öyle!
- Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
- "Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım"
Bu konuşma sonrası helpdesk elemanı isinden kovuluyor. Kovulduktan sonra da şirketi kendisini "Gerekçesiz" isten çıkardığı için mahkemeye veriyor.
Işte Telefon Konuşması :
- Yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim?
- Bir sorunum var.
- Nasıl bir sorun?
- Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti?
- Gitti mi?
- Yok oldu!
- Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
- Hiç bir şey.
- Hiç bir şey mi?
- Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
- Hala Wordperfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı?
- Bunu nereden bileyim?
- Ekranda bir "C" harfi görüyor musunuz?
- Bir "hece" mi...
- Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mi?
- Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
- Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?
- Monitör ne?
- Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mi?
- Bilmiyorum.
- Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
- Evet.
- Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mi bana söyleyin.
- Bağlı
- Harika. Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
- Görmedim.
- Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
- Evet buldum.
- Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakin.
- Kabloya ulaşamıyorum.
- Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
- Olmuyor.
- Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız....
- Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.
- Karanlık?
- Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
- Ofisin ışıklarını yakın.
- Yanmaz.
- Neden?
- Elektrikler kesik.
- Elektrikler mi kesik. Tanrım...!(kısa bir sessizlik)
- Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
- Evet dolapta.
- Simdi bilgisayarı sökün , aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
- Durum bu kadar kötü mu?
- Korkarım öyle!
- Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
- "Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım"
Forum:
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hür_Şehit
AYIRIM YAPMA
Ne söyleyeyim ben ayrım yapana
Aramizda cahil insanlar da var ama
Kulak ver iman et sen sadece ZÖHRE ANAMA
İnsnlığa yakışmaz, sunni, alevi ayırana
Aleviyim diye sakın ha dışlandığını sanma
Sunni olani kötü gösterene sakın ki kanma
Ayrımcılık yapan hangi mezhepten olursa olsun inanma.
Sen de, ben de bir matem bıraktık KERBALADA
Alevi olupta sunniye düşman olana.
Sunniyim deyip aleviye düşman olana
Bir tanecik lafım var anlayana
Hepimiz kardeşiz yazıklar olsun ayırım yapana
Ne söyleyeyim ben ayrım yapana
Aramizda cahil insanlar da var ama
Kulak ver iman et sen sadece ZÖHRE ANAMA
İnsnlığa yakışmaz, sunni, alevi ayırana
Aleviyim diye sakın ha dışlandığını sanma
Sunni olani kötü gösterene sakın ki kanma
Ayrımcılık yapan hangi mezhepten olursa olsun inanma.
Sen de, ben de bir matem bıraktık KERBALADA
Alevi olupta sunniye düşman olana.
Sunniyim deyip aleviye düşman olana
Bir tanecik lafım var anlayana
Hepimiz kardeşiz yazıklar olsun ayırım yapana
Forum:
Sizin Şiirleriniz...
1
Yorum
Yazar:
Mahir B.
Sevgili canlar,
Bu başlık altında derneğimiz faaliyetleri ve bu faaliyetlerle ilgili duyuruları bulabileceksiniz.
"Açık Kapı Derneği" hakkında bilgilenmek için lütfen aşağıdaki adresi ziyaret edin:
[B[U]RL]http://www.acikkapidernegi.org.tr/[/URL][/B]
Bu başlık altında derneğimiz faaliyetleri ve bu faaliyetlerle ilgili duyuruları bulabileceksiniz.
"Açık Kapı Derneği" hakkında bilgilenmek için lütfen aşağıdaki adresi ziyaret edin:
[B[U]RL]http://www.acikkapidernegi.org.tr/[/URL][/B]
Forum:
Açık Kapı Derneği
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hür_Şehit
Canlar türk sinamasının cığır actığı bir dönemdeyiz bircok türk sinaması bircok ödüller alarak bizleri onure ve mutlu etmiştir mesela vizyontele gora eşkiya vb...... ama bizim eski sinamalarımızdaki flimleride unutamıyoruz. mesela bir hababam sınıfı kılasiği unutmak mümkünmü? sizce bu sinama flimlerinde eskilermi yoksa yenilermi güzel ve anlamlı ?????
Yazar:
Hür_Şehit
canlar bu virüs programları aralarında cok iyi rekabete girmişler acaba bu virüs programlarından hangisi cok iyi güvenlik duvarının hangisi daha sağlam yardımcı olursanız sevinirim
Forum:
Bilgisayar ve İnternet
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
HüsniyeDuman
Sorunlar, acılar, öfkeler, kontrol altına alamadığımız duygular, uykularımızda bizi ele veriyor. Diş gıcırdatması, bu hallerin dışa vurulmasında en yaygın olanı...
Tıpta Bruksizm diye anılan diş gıcırdatma alışkanlığı psikolojik kökenli bir sorun. Tedavinin ihmal edilmesi halinde rahatsızlık, dişlerde ve çene eklemlerinde sorunlara neden oluyor.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mine Nayır, sorunlar, acılar, öfkeler ve kontrol altına alınamayan duyguların uykuda kendini ele verdiğini belirterek, tıpta Bruksizm diye anılan diş gıcırdatmasının, bu hallerin dışa vurulmasında en yaygını olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Nayır, diş gıcırdatmasının daha çok gece uykuda meydana geldiğine işaret ederek, şunları söyledi:
Artık bir yaşam biçimi haline gelmiş olan ekonomik ve sosyal sorunlar, bireysel hayatlarımızda yarattığımız bunalımlar, uykularımızda oranı gittikçe yükselen diş gıcırdatması halinde geri dönüyor. Sorunlar, acılar, öfkeler, kontrol altına alamadığımız duygular, uykularımızda bizi ele veriyor. Diş gıcırdatması, bu hallerin dışa vurulmasında en yaygın olanı.
İHMAL EDİLİYOR
Bunun bir alışkanlık halinde yerleşmesinden sonra değiştirilmesi çok zor bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Nayır, araştırmaların özellikle dişlerin bu rahatsızlığın kurbanı olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Prof. Dr. Nayır, Tıpta bruksizm diye anılan diş gıcırdatma alışkanlığı, psikolojik kökenli bir sorun. Tedavi edilebilir bir durum olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde dişlerde ve çene eklemlerinde hayli sorunlara neden oluyor dedi.
Diş gıcırdatmanın fiziksel sıkıntı ve sorunların yanı sıra kişiyi psikolojik olarak etkileyebildiğini anlatan Prof. Dr. Mine Nayır, erken dönemde tedavinin önemine dikkati çekti. Splint veya gece plağı diye adlandırılan ve geceleri uyumadan önce dişlerin çiğneyici yüzeyleri üzerine geçirilen bir plakla tedavide başarılı sonuçlar elde edildiğini dile getiren Prof. Dr. Nayır, tedavide hasta eğitiminin de önemine değindi.
Tıpta Bruksizm diye anılan diş gıcırdatma alışkanlığı psikolojik kökenli bir sorun. Tedavinin ihmal edilmesi halinde rahatsızlık, dişlerde ve çene eklemlerinde sorunlara neden oluyor.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mine Nayır, sorunlar, acılar, öfkeler ve kontrol altına alınamayan duyguların uykuda kendini ele verdiğini belirterek, tıpta Bruksizm diye anılan diş gıcırdatmasının, bu hallerin dışa vurulmasında en yaygını olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Nayır, diş gıcırdatmasının daha çok gece uykuda meydana geldiğine işaret ederek, şunları söyledi:
Artık bir yaşam biçimi haline gelmiş olan ekonomik ve sosyal sorunlar, bireysel hayatlarımızda yarattığımız bunalımlar, uykularımızda oranı gittikçe yükselen diş gıcırdatması halinde geri dönüyor. Sorunlar, acılar, öfkeler, kontrol altına alamadığımız duygular, uykularımızda bizi ele veriyor. Diş gıcırdatması, bu hallerin dışa vurulmasında en yaygın olanı.
İHMAL EDİLİYOR
Bunun bir alışkanlık halinde yerleşmesinden sonra değiştirilmesi çok zor bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Nayır, araştırmaların özellikle dişlerin bu rahatsızlığın kurbanı olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Prof. Dr. Nayır, Tıpta bruksizm diye anılan diş gıcırdatma alışkanlığı, psikolojik kökenli bir sorun. Tedavi edilebilir bir durum olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde dişlerde ve çene eklemlerinde hayli sorunlara neden oluyor dedi.
Diş gıcırdatmanın fiziksel sıkıntı ve sorunların yanı sıra kişiyi psikolojik olarak etkileyebildiğini anlatan Prof. Dr. Mine Nayır, erken dönemde tedavinin önemine dikkati çekti. Splint veya gece plağı diye adlandırılan ve geceleri uyumadan önce dişlerin çiğneyici yüzeyleri üzerine geçirilen bir plakla tedavide başarılı sonuçlar elde edildiğini dile getiren Prof. Dr. Nayır, tedavide hasta eğitiminin de önemine değindi.
Forum:
Sağlık - Yaşam
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
T U N Ç
Milli Görüş’ün yayın organı Milli Gazete'nin yazarından türbanlılara garip çağrı!
![[Resim: garip-hshhshjs.jpg]](http://www.jurnalturk.com/foto/garip-hshhshjs.jpg)
[BNecmettin Erbakan’ın liderliğini yaptığı Milli Görüş’ün yayın organı Milli[/B] Gazete yazarlarından Mehmet Talu dünkü köşesinde, dinin kadınlara, "bir zorunluluk bulunmadıkça evde oturmak, evden dışarı çıkmamalarını" emrettiğini yazdı. Talu, kadınların 'Eski cahiliyet günlerindeki gibi kırıtarak, sokaklarda süs ve güzelliklerini dışarı atmamaları" gerektiğini söyledi.
Yazının Tamamı:
Müslüman kadın, sere serpe ortalıkta dolaşmaz!
Soru: Müslüman kadın sere serpe ortalıkta dolaşabilir mi?
Cevab: Bismillahirrahmanirrahim.
Bu hususta ALLAH Teâlâ şöyle buyururur:
“Ey Müslüman hanımlar! Evlerinizde vakarla oturun; eski cahiliyet günlerindeki gibi kırıtarak, sokaklarda süs ve güzelliklerinizi dışarı atmayınız! Namazı dosdoğru kılınız, zekâtı veriniz, ALLAH Teâlâ’ya ve Resûlüne itaat ediniz…” (Ahzab Sûresi:33)
Müslüman hanımların taşıdıkları şeref ve nail olacakları mükâfat, ALLAH Teâlâ’nın lütfu yanında kendilerinin de önemli bir katkısına bağlanmıştır. Bu katkı ittika, yani kendilerine yakışmayan her türlü kötülük, çirkinlik ve günahtan sakınmalarıdır. Başkalarıyla konuşurken takınacakları tavra ve seslerinin tonuna, seçecekleri kelimelerin etkisine, gerektiren bir durum olmadıkça evlerinden dışarı çıkmamaya varıncaya kadar buna riayet etmelidirlerki kimse, kendilerine dil uzatmaya, haklarında kötü fikirler kurmaya cesaret edemesin. Onların sorumlulukları yalnızca kötü olanı yapmamak, yani kötü ve zararlı olmamak değil, ayrıca iyi, erdemli ve itaatli olmaktır; namazı kılmak, zekâtı vermek, ALLAH Teâlâ ve Resûlü’nün rızâları doğrultusunda bir hayat sürmektir.
Bir zorunluluk bulunmadıkça evde oturmak, evden dışarı çıkmamak bu âyet-i kerimeyle Müslüman hanımlarına emredilmiştir. Hiç şüphe yok ki, bu emir, kadının annelik vakarına uygun düşmekte ve ona saygınlık kazandırmaktadır.
Cenâb-ı Hak bu emirle, kadının devamlı dört duvar arasında ömür tüketmesini kast etmemiştir. Emirden sonra gelen: “Eski cahiliyet günlerindeki gibi kırıtarak, sokaklarda süs ve güzelliklerinizi dışarı atmayın.” cümlesi onun hikmet ve yorumuna işaret etmekte ve bize yol göstermektedir. Şöyle ki: Kadının günlük hayatı şu iki özelliği yansıtmalıdır:
a- Evinde bulunduğu sürece, vakar ve ciddiyetini koruyarak çocuklarına en güzel örnek olmaya çalışacak, komşularına da iyiye ve fazilete yönelik misâl olacaktır.
b- Sokağa çıkması gerektiğinde, açılıp saçılmayacak, tesettüre mutlaka riâyet edip tam bir İslâm hanımı olarak çevresine hürmet telkin edecek; cahiliyet devrindeki kadınlar gibi, kırıtarak, süs ve güzelliğini teşhir ederek dolaşmıyacak; vakar ve iffetine leke dokundurmayacaktır.
Sonra: “Evlerinizde vakarla oturun.” emri, kadınları işsiz-güçsüz ve anlamsız bir hayata itme anlamına alınmamalıdır. Zira İslâmiyete göre, hayat hareketten ibarettir. Ancak her hareket ışığını İslâm’dan almalı ve imânın desteğinde hedef ve amacını belirlemelidir.
Kur’ân-ı Kerim’in âyet-i kerimelerini dikkatlice okuduğumuzda, her cümlenin, hattâ kelimenin bir önceki cümlesine ve bir sonraki cümlesine bakmamızın gerekli olduğunu anlamakta gecikmeyiz. Aksi halde çok yanlış yorumlara sebep oluruz. O bakımdan Cenâb-ı Hak kadınlara evlerinde vakarla oturmayı emrederken, şu üç ayrı şey ile amel etmelerini istemekte ve böylece kadının günlük hayatını verimliliğin doruğuna yükseltmektedir:
a- Namaz kılmak,
b- Zekât vermek,
c- ALLAH Teâlâ’ya ve Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize itaat etmek..
![[Resim: garip-hshhshjs.jpg]](http://www.jurnalturk.com/foto/garip-hshhshjs.jpg)
Yazının Tamamı:
Müslüman kadın, sere serpe ortalıkta dolaşmaz!
Soru: Müslüman kadın sere serpe ortalıkta dolaşabilir mi?
Cevab: Bismillahirrahmanirrahim.
Bu hususta ALLAH Teâlâ şöyle buyururur:
“Ey Müslüman hanımlar! Evlerinizde vakarla oturun; eski cahiliyet günlerindeki gibi kırıtarak, sokaklarda süs ve güzelliklerinizi dışarı atmayınız! Namazı dosdoğru kılınız, zekâtı veriniz, ALLAH Teâlâ’ya ve Resûlüne itaat ediniz…” (Ahzab Sûresi:33)
Müslüman hanımların taşıdıkları şeref ve nail olacakları mükâfat, ALLAH Teâlâ’nın lütfu yanında kendilerinin de önemli bir katkısına bağlanmıştır. Bu katkı ittika, yani kendilerine yakışmayan her türlü kötülük, çirkinlik ve günahtan sakınmalarıdır. Başkalarıyla konuşurken takınacakları tavra ve seslerinin tonuna, seçecekleri kelimelerin etkisine, gerektiren bir durum olmadıkça evlerinden dışarı çıkmamaya varıncaya kadar buna riayet etmelidirlerki kimse, kendilerine dil uzatmaya, haklarında kötü fikirler kurmaya cesaret edemesin. Onların sorumlulukları yalnızca kötü olanı yapmamak, yani kötü ve zararlı olmamak değil, ayrıca iyi, erdemli ve itaatli olmaktır; namazı kılmak, zekâtı vermek, ALLAH Teâlâ ve Resûlü’nün rızâları doğrultusunda bir hayat sürmektir.
Bir zorunluluk bulunmadıkça evde oturmak, evden dışarı çıkmamak bu âyet-i kerimeyle Müslüman hanımlarına emredilmiştir. Hiç şüphe yok ki, bu emir, kadının annelik vakarına uygun düşmekte ve ona saygınlık kazandırmaktadır.
Cenâb-ı Hak bu emirle, kadının devamlı dört duvar arasında ömür tüketmesini kast etmemiştir. Emirden sonra gelen: “Eski cahiliyet günlerindeki gibi kırıtarak, sokaklarda süs ve güzelliklerinizi dışarı atmayın.” cümlesi onun hikmet ve yorumuna işaret etmekte ve bize yol göstermektedir. Şöyle ki: Kadının günlük hayatı şu iki özelliği yansıtmalıdır:
a- Evinde bulunduğu sürece, vakar ve ciddiyetini koruyarak çocuklarına en güzel örnek olmaya çalışacak, komşularına da iyiye ve fazilete yönelik misâl olacaktır.
b- Sokağa çıkması gerektiğinde, açılıp saçılmayacak, tesettüre mutlaka riâyet edip tam bir İslâm hanımı olarak çevresine hürmet telkin edecek; cahiliyet devrindeki kadınlar gibi, kırıtarak, süs ve güzelliğini teşhir ederek dolaşmıyacak; vakar ve iffetine leke dokundurmayacaktır.
Sonra: “Evlerinizde vakarla oturun.” emri, kadınları işsiz-güçsüz ve anlamsız bir hayata itme anlamına alınmamalıdır. Zira İslâmiyete göre, hayat hareketten ibarettir. Ancak her hareket ışığını İslâm’dan almalı ve imânın desteğinde hedef ve amacını belirlemelidir.
Kur’ân-ı Kerim’in âyet-i kerimelerini dikkatlice okuduğumuzda, her cümlenin, hattâ kelimenin bir önceki cümlesine ve bir sonraki cümlesine bakmamızın gerekli olduğunu anlamakta gecikmeyiz. Aksi halde çok yanlış yorumlara sebep oluruz. O bakımdan Cenâb-ı Hak kadınlara evlerinde vakarla oturmayı emrederken, şu üç ayrı şey ile amel etmelerini istemekte ve böylece kadının günlük hayatını verimliliğin doruğuna yükseltmektedir:
a- Namaz kılmak,
b- Zekât vermek,
c- ALLAH Teâlâ’ya ve Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize itaat etmek..
Forum:
Güncel Olaylar
1
Yorum
Yazar:
T U N Ç
![[Resim: 2.jpg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2008/02/2.jpg)
.................
Erdoğan, "Vatandaşlarıma sesleniyorum; Yaşam biçiminizi tehdit altında, kendinizi sosyal baskı altında hissederseniz, biliniz ki güvenceniz laikliktir, laik sistemdir. Biliniz ki, güvenceniz laik sistemin savunucuları olarak bizleriz " diye konuştu.
...........................
Kaynak:
Forum:
Güncel Olaylar
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Zekai
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün en çok beğendiğiniz herhangi bir sözünü bu başlıkta bizlerle paylaşın lütfen
Ben başlayayım;
"İki Mustafa Kemal vardır; biri ben, et
ve kemik geçici Mustafa Kemal...
İkinci Mustafa Kemal,
onu "ben" kelimesiyle
ifade edemem. O,
ben değil, bizdir.
O, memleketin
her köşesinde
yeni fikir,yeni
hayat ve büyük
ülkü için uğraşan
aydın ve savaşcı
bir topluluktur.
Ben onların rüyasını
temsil ediyorum.
Benim teşebbüslerim,
onların özlemini çektikleri
şeyleri tatmin içindir. O
Mustafa Kemal sizsiniz,
hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve
muvaffak olması gereken Mustafa Kemal odur."
"Ben Yaşabilmek İçin Mutlaka Bağımsız Bir Milletin Evladı Olarak Kalmalıyım.Bu Sebeple Milli Bağımsızlık Bence Bir Hayat Meselesidir"
"Doğuşumdaki Tek Olağanüstülük TÜRK Olarak Dünyaya Gelmemdir."
Mustafa Kemal Atatürk
Ben başlayayım;
"İki Mustafa Kemal vardır; biri ben, et
ve kemik geçici Mustafa Kemal...
İkinci Mustafa Kemal,
onu "ben" kelimesiyle
ifade edemem. O,
ben değil, bizdir.
O, memleketin
her köşesinde
yeni fikir,yeni
hayat ve büyük
ülkü için uğraşan
aydın ve savaşcı
bir topluluktur.
Ben onların rüyasını
temsil ediyorum.
Benim teşebbüslerim,
onların özlemini çektikleri
şeyleri tatmin içindir. O
Mustafa Kemal sizsiniz,
hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve
muvaffak olması gereken Mustafa Kemal odur."
"Ben Yaşabilmek İçin Mutlaka Bağımsız Bir Milletin Evladı Olarak Kalmalıyım.Bu Sebeple Milli Bağımsızlık Bence Bir Hayat Meselesidir"
"Doğuşumdaki Tek Olağanüstülük TÜRK Olarak Dünyaya Gelmemdir."
Mustafa Kemal Atatürk
Forum:
Atatürk Sözleri ve Fikirleri
39
Yorum
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 450 aktif kullanıcı var.
Applebot, Baidu, Bing, Facebook, Google, Yandex
(0 Üye - 444 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
Seni hiç unutmadık, Unutm...
Son Yorum:
donanma44
•
05/08/2026, 15:07
Müzik Yayın İzin Belgesi ...
Son Yorum:
donanma44
•
22/07/2026, 01:53
Alevi oldukları için öldü...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:19
3. Alevilik ve Bektaşilik...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:15
Van MYK Belgesi Nereden v...
Son Yorum:
donanma44
•
19/07/2026, 19:09
Ağrı MYK Belgesi: Artun B...
Son Yorum:
donanma44
•
25/06/2026, 23:35
Kübra Par, Alevilerle ilg...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:52
Alevi ve Bektaşi Öğrencil...
Son Yorum:
donanma44
•
03/06/2026, 00:48
Alevi örgütlerinden Kılıç...
Son Yorum:
donanma44
•
27/05/2026, 23:00
Kalfalık Belgesi Nasıl Al...
Son Yorum:
donanma44
•
15/05/2026, 23:57