You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Zorunlu Din Dersi Tartışması

Zorunlu Din Dersi Tartışması

Administrator
Zorunlu Din Dersi Tartışması
12 Eylül askeri darbesinin bir hediyesi olan liselerde zorunlu din dersi şu anda AKP'yi karıştıracak gibi görünüyor. Yeni Şafak gazetesinin manşetine taşınan haberin başlığı şöyle: "Seçmeli din dersi ayrımı körükler". Yeni Şafak gazetesinden Aslıhan Karataş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ile konuşmuştu. Diyanet İşleri Başkanı seçmeli din dersi önerisine karşı çıkmıştı.

Bardakoğlu karşı çıkış gerekçesinde şunları söylüyor: "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi zorunlu olmaya devam etmeli. Sıkıntılar varsa giderilmeli. Din dersini istemeyen çocuklar tecrit edilir. O aileyi de deşifre etmiş olacağız."

Bardakoğlu, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi yanında seçmeli din eğitimi olanağının da tanınmasından yana. "Okullarda din eğitimini nasıl verebiliriz? Bu tartışılabilir, ama mutlaka seçmeli olmalıdır."

Bardakoğlu, ilginç bir noktaya daha dikkat çekiyor: "Devletin zorunlu olarak din eğitimi vermesi laiklikle çelişir. İnsanları belli bir dine yönlendirmesi, belli bir dini telkin etmesi laikliğe aykırıdır. Devlet bu konuda tarafsızlığını korumak zorundadır."

***

Türkiye'de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin nasıl verildiğini, o kitaplarda nasıl bir yönlendirme yapıldığını Diyanet İşleri Başkanı bilmiyor mu? Günlerce Kuran'dan sureler ezberleyen, bu sureleri ezberleyemediği için bunalıma giren çocuklar ve aileler biliyorum...

Türkiye'de bu dersler Sünni-Hanefi propagandası üzerine kuruludur. Zaten başka türlüsünü yapmaları da mümkün değildir. Bardakoğlu, "Bu derslerin neden zorunlu olarak konulduğunu hatırlayalım" diyor.

Bu dersler 12 Eylül askeri darbesi koşullarında zorunlu hale getirildi. "Solu ve komünizmi ezme" yi önüne bir hedef olarak koyan darbeciler, bu dersleri de bir destek olarak düşünmüşlerdi. Sanırım Bardakoğlu bunu hatırlatmak istemiyordur.

***

Tabii asıl tehlikeli olan, Bardakoğlu'nun söylediği şu sözlerde ifadesini buluyor: "Öyle olursa biz o çocukları tecrit etmiş, ailesini din dersini istemiyor şeklinde o aileyi deşifre etmiş olacağız. Sünni-Alevi ayrışmasını körükler."

Burada birinci sorun: Nasıl bir laik ülke ki, belli bir din ve mezhepten olmayan tecrit edilmek tehlikesiyle yüz yüze. Hani hoşgörü, hani değişik inanç ve görüşlere saygı? Diyanet İşleri Başkanı böyle düşünüyorsa zaten iş bitmiş demektir.

Sonra kalkıp, "Bizim dinimiz her türlü farklılığa karşı hoşgörülüdür, en barışçı din bizim dinimizdir" nasıl diyebiliriz? Yani Sünni-Hanefi olmayan ve olmadığını gösteren insan ya da çocuk "deşifre edilir" ve tecrit olur. Ali Bardakoğlu'nun bunları düşünerek böyle konuştuğunu sanmıyorum. Ancak söyledikleri bu anlama geliyor ve çok sakıncalı.

***

Nereden baksak sorunlu bir uygulama ile yüz yüzeyiz. Türkiye Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin zorunlu hale getirilmesi, bu dersin Mantık dersinin yerine konması bir askeri darbe ürünüdür. İnsanları belli bir inancın propagandası altında tutmayı amaçlıyor ve Bardakoğlu'nun da belirttiği gibi, devletin din ve inançlar karşısında tarafsızlığını ortadan kaldırıyor ve laikliği zedeliyor, laikliğe aykırı bir durumu ifade ediyor.

Din konusu görüldüğü kadarıyla AKP'nin yumuşak karnıdır. Bir yandan hoşgörüden, özgürlüklerden söz ediliyor, bu konuda belli bir gayret de gösteriliyor, ancak iş farklı inanç ve mezheplerin devletle ilişkisine geldiği an sorunlar başlıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı hâlâ Aleviliği nereye koyacağına karar veremedi. Bu köşede yayımladığım açıklamaları çelişkilerle doluydu. Çünkü Sünni-Hanefi fıkıhı Aleviliği Müslümanlık içinde gören bir geçmişe sahip değil. Alevilik bir "sapma" olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Buradan nasıl dönülecek? İşte bütün mesele de burada. AKP, Sünni-Hanefi geleneğe dayalı bir inancın dışındaki inançları meşru görecek çerçeveyi nasıl çizecek?

Tabii unutmayalım, bu sorun yalnızca AKP'nin yarattığı bir sorun değil. Cumhuriyetin kuruluşunda şekillenen Diyanet İşleri Başkanlığı başından beri Sünni-Hanefi ekolünü meşru kabul etti. Din ve devlet ilişkisi bu anlayış üzerinde şekillendi.

AKP de bu sürecin ve bu anlayışın ürünü...

Zorunla din dersi darbecilerden miras kaldı. AKP de bu mirası benimsemiş durumda...

AB süreci böyle yürümez. Laiklik de böyle olmaz...

ORAL ÇALIŞLAR

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.