You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Zaman'ın Peygamber Ocağı ELEŞTİRİSİ

Zaman'ın Peygamber Ocağı ELEŞTİRİSİ

Posting Freak
Zaman'ın Peygamber Ocağı ELEŞTİRİSİ
[COLOR="Gray"][BNe zaman siyasi kültüre sinmiş bulunan militarizmi ve bununla ilişkili olarak askerin siyaset üzerindeki etkilerini meşrulaştırmak icap etse, ordunun "Peygamber ocağı" olduğu öne sürülmekte, laiklik konusunda son derece hassas olan askerin karar ve icraatlarına bir tür kutsallık atfedilmektedir.

Bu doğrudan dinin asli kaynaklarından çok, Osmanlı tarihine damgasını vuran fetih ve gaza kültürüyle; yakın tarihte yaşadığımız travmalarla ilgilidir. ll. Mahmut'un Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'yi kurarken gelişen söylem ve İttihatçıların bunu pekiştiren retoriği "peygamber ocağı"nı kutsal bir ****for olarak türetti.

Belirtmek gerekir ki, Hz. Peygamber (sas)'in ne askeri birliği, ne nizami bir ordusu ne de askeri kışlası ve karargâhı ve ocağı vardı. İlk dönemde iki merkez ihdas edilmişti. Biri Mescid-i Nebevi, diğeri Ehl-i Suffe. Mescid-i Nebevi'de Allah'a ibadet edilir, yanı sıra sosyal hayatın tanzimi için gerekli konular konuşulur, istişare edilirdi. Basit manada o gün için Mescid'in diplomatik görüşmelerin yapıldığı, sosyal ve iktisadi politikaların görüşüldüğü, savaş kararlarının alındığı bir tür "parlamento" olduğunu söyleyebiliriz. Esasında benzer bir merkez, İslam'dan önce Mekke'de de bulunuyordu ki, buna Daru'n-Nedve denirdi.

Ehl-i Suffe adı verilen diğer merkez ise daha çok zayıf insanların ve kimsesizlerin kendilerini ilim öğrenmeye, zühd ve takvaya adadıkları yerdi. Hz. Peygamber'in gözetiminde bulunuyordu ve buradan hakikaten çok seçkin sahabeler yetişti.

Hiç şüphesiz, bir insanın üzerinde yaşadığı yurdunu savunması önemlidir ve bu uğurda ölürse şehittir. Din, can, mal, nesil ve akıl emniyetinin korunduğu toprak, liaynihi değil, liğayrihi uğrunda ölmeye değer. Bütün yeryüzü mescid kılınmıştır. İnsanların inançlarını ve dini hayatlarını özgürce yaşayabildiği her yer savunulmaya değerdir. Allah yolunda cihad, en geniş manada "insan ile İslam arasındaki engellerin ortadan kaldırılması"nı hedefleyen bir görevdir. Yurt savunması yapılırken, şehadet ve cihad gibi kavramların öne çıkması gayet tabiidir, ancak bu askeri gücün olur olmaz sivil işlere karışmasının, yönetimi bildiği gibi tanzim etmeye kalkışmasının gerekçesi değildir. İslam'da askere özel yetkiler veya rejim üzerinde vesayet hakkı tanıyan herhangi bir hükme rastlanamaz.

Hz. Ömer'in büyük sahabe ve komutan Halid bin Velid'i tam savaş sırasında görevden almasının iki önemli sebebi vardı. Biri, her girdiği savaşı kazanan Halid'in giderek insanların gözünde yüceltilmeye başlanmasıydı. Şu kanaat hasıl oluyordu: Halid'in komuta ettiği hiçbir savaş kaybedilemez. Bu, doğru strateji, yeterli donanım, fedakârlık, sabır ve sebat, İlahi yardım ve savaşın haklı ve adil olmasını gerektiren moral faktörlerin Halid'in gerisine düşmesi tehlikesine yol açıyordu. Diğeri, artık Halid isteseydi orduyu peşine takar, Medine'yi basar, halifeyi görevden alabilirdi. İnsanlar Halid'i öylesine yüceltmeye başlamışlardı ki, askeri güç sivil yöneticilerin önüne ve üstüne çıkıyordu. Dirayetli Halife Hz. Ömer bu tehlikeyi sezdi ve tam savaş sırasında iken Halid'i azletmeye karar verdi. Ancak Halid de öylesine büyük bir sahabe idi ki, kendisini azleden mektubu okur okumaz atından indi, görevi hemen devredip er olarak savaşa devam etti. Allah ikisinden razı olsun.

İslam'da profesyonel ve nizami orduyu ilk ihdas eden Muaviye'dir. O güne kadar savaş olacağı zaman seferberlik ilan edilir, erkekler toplanır, savaşa giderdi. Savaş bittiğinde ordu da dağılırdı. Hiçbir askerin 4 aydan fazla cephede kalmasına izin verilmezdi ki, bu Hz. Ömer'in içtihadı ve kararıydı. Silah taşımak sünnetti ve bu herkesin hakkıydı. Bu, aynı zamanda eğer söz silahı elinde bulunduranların olacaksa, bu bütün Müslümanların hakkı olmalıydı. Geleneksel teamüllere uyulup -ama Kur'an'ın düzenlemesini yaptığı şekilde- savaş ganimetleri dağıtılırdı. Muaviye ilk defa nizami ordu kurdu, askerlik süresini uzattı ve maaş sistemini getirdi. Bu, siyasetin askeri güçle ilişkilendirilmesine yol açan ilk önemli gelişme oldu. [/B]
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Member
Zaman'ın Peygamber Ocağı ELEŞTİRİSİ
Ömer gibi kisilere Hz. denilmez, bu kisinin oglu milcen Hz. Aliyi namaz kilarken öldürdü.
Ömer osman, bekir bunlar haksizlikla ugrastilar, bunlar gittikleri yer de belli.
Posting Freak
Zaman'ın Peygamber Ocağı ELEŞTİRİSİ
Bu cihat anlayışı olduğu sürece yeryüzüne de İslam alemine de Müslümana da rahat huzur yoktur.
Yazarın sözünü ettiği cihat, zaten Muaviye'nin yolu ve dini değil mi?
Bre zındık sen önce Hz. Muhammed'i bir tanı, yolunu öğren de sonra Türk ordusuna dil uzat.
Kuyruk acısı bir yandan, oturma organı korkusu bir yandan,
dinini şekilden şekile sokan bukalemunlar
adı gazete olan paçavralarda yazı yazıyorlar.
Sana da yoluna da cihatına da lanet olsun.
Allah size fırsat vermesin.
İslamla İnsan arasındaki engelleri kaldıran şu meşhur cihatınız,
neden sizi hırsızlıktan, iftiradan, sapıklıktan, vatan hainliğinden, işbirlikçilikten uzak tutamıyor acaba.
Sizi gidi maskeli haydutlar sizi.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Senior Member
Zaman'ın Peygamber Ocağı ELEŞTİRİSİ
[COLOR=#808080]
Alıntı:İslam'da askere özel yetkiler veya rejim üzerinde vesayet hakkı tanıyan herhangi bir hükme rastlanamaz.

[COLOR=#808080]
Onun için mi bütün şeriatla yönetilen ülkelerde her sokak başında insanları gözetleyen , arabaların içini bile kontrol eden ahlak polisi ve askerleri mevcut?

Bugün bütün devlet törenlerinde ,resmi gayrıresmi bütün etkinliklerde, İstanbul'un kurtuluşunda "mehter marşı" çalınmakta, kimindir mehter marşı Yeniçerilerin değil midir?

Osmanlı'da Asakir-i Mansure-i Muhammediye kurulmadan önce kim savaşıyordu imparatorluk için, araya ittihat ve terakkiyi sıkıştırarak bunu da mı derin devletle ilişkilendirmek istiyorlar küçük beyinlerince?İttihat ve Terakki ile tek ve en büyük dertleri Abdülhamit'i ittihatçıların tahttan indirmesidir , o zaman da şimdiki bu zamancılara, vakitçilere benzeyen journalciler vardı, adları Abdulhamit'in journalcilerine çıkmıştı, işte bunların ittihatçılarla dertleri budur, ne yazık, ne kadar yazık, doğrunun, hakkaniyetin, onurun sesi olması gereken kalemler bu kadar satılık olmamalı...

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.