Adım Hüseyin, babam Hasan, ağabeyim ve oğlum Ali
Geçen hafta Ankara'daydım. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e de kısa bir ziyarette bulundum. Havadan sudan konuşurken söz geldi 'Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler' başlıklı araştırmaya.
30 / 12 / 2008 08:08
Oradaki akla, hayale, vicdana sığmayan bazı uç örneklerden bahsedildi. Mesela Kayseri halkı -tıpkı İranlılar için söylenip yazıldığı gibi- şehri terk eder etmez başörtülerini çıkarıp rahat bir nefes alıyormuş, Trabzon'da ev arayanlara "başın açıksa gelme" deniyormuş falan filan... Tabii ki her gün binlerce saçma sembol kavgalarının ve cehaletinin yaşandığı bir ülkede bazı tuhaf işler olabilir. Ancak bunun Türkiye'ye dair bir sosyal gerçek olduğunu söylemek uzayda yaşamakla eşanlamlıdır.Denebilir ki; 'Bu, en uç noktada kendini öteki olarak hisseden bazı vatandaşlarımızın hissiyatıdır'. Eyvallah. Öyle denmiyor ne yazık ki! Türkiye'de son yıllarda toplumun muhafazakârlaştığı, buna altı yıldır ülkeyi yöneten iktidarın sebep olduğu iddia ediliyor ve genellemeler yapılarak korku tacirliği yapılıyor. İtiraz edenlere de engizisyon mahkemeleri kuruluyor.
Her neyse... Söz dönüp dolaşıp Alevilere gelince bilimsel araştırmanın (!) en absürd örneğini hatırlatıyorum Sayın Bakan'a. Güya Aleviler çocuklarına Ali, Hasan, Hüseyin gibi Alevi kimliğini çağrıştıran isimler vermiyormuş; hatta son dönemde bu ismi taşıyan bazı Aleviler çocuklarının adlarını değiştiriyormuş, nitekim bir Alevi, çocuğunun ismini Orkun (Neden Orkun'sa?) yapmışmış. Kuyruklu bir yalan. Bunu söyleyen ne Aleviliği biliyor, ne Sünniliği. Kimse kusura bakmasın ama bu yalana kanıp da bundan sosyal analizler yapmaya kalkanın iyi niyetinden de şüphe etmek lazım.
Ali, Hasan, Hüseyin, Haydar, Cafer, Tayyar gibi isimler hem Aleviler için çok mukaddes hem de Sünniler için. Zaten bu tuhaf örneği duyar duymaz Milli Eğitim Bakanı'nın tepkisi şu oldu: "Benim adım Hüseyin, babam Hasan, ağabeyim ve oğlum Ali." Bakan Bey haklı. Ne diyeceksiniz AK Parti'nin Milli Eğitim Bakanı için? Zaten Bakanlar Kurulu'na göz atmak bile yeterli. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Düşünün ki Bakanlar Kurulu'nda bu kadar 'Alevi ismi' olsun; buna rağmen birileri de kalkıp 'İsimlerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz' desin. Hangi vicdan buna 'evet' der? Birileri Türkiye'yi Jivkov döneminin Bulgaristan'ı gibi göstermek istiyor. Buna itiraz edince de kıyametleri kopartmaya kalkıyorlar.
Meselenin aslı şu: Bazı çevreler Aleviliği kullanmak istiyor; tıpkı daha önce de kullandıkları gibi. Kendini Alevi gösterip de Alevilikten nasibini almamış bir zümre var Türkiye'de. Bunların dine ne kadar soğuk oldukları bilinen bir şey. Bu bizi ilgilendirmez; ancak dini referanslarla hiçbir şekilde bağdaşmayan bir Alevilik ortaya atıp sonra da bunu siyasi bir kampanyaya dönüştürmeye kalkınca bir şeyler söylemek de boynumuzun borcu oluyor.
Veda Hutbesi'nde Hazreti Muhammed, "Size üç şey emanet ediyorum." diyerek bir manada vasiyetini açıklıyor. O mukaddes üç şey: Kuran, sünnet ve Ehl-i Beyt. Birazcık İslam'ın literatürüne hakim herkes bilir ki Ehl-i Beyt, Hazreti Ali ve onun soyundan gelen kişilerdir. O yüzden İslam dünyasında en yaygın isimler o güzel neslin isimleridir. Fatma adının bu kadar yaygın olmasının sebebi de budur. Ve ne ilginçtir ki Hazreti Hüseyin'i şehit eden Yezit adı hiçbir kimsenin evladına vermediği bir isimdir. Çünkü yara büyüktür ve herkesin kalbini kanatacak kadar derindir.
Muharrem ayına dün girdik. Her müminin yüreğine bir ok saplanır bu mevsimde. Bütün Sünniler aynı acıyı yüreklerinde hisseder. Birkaç senedir Türkiye'de hoş bir âdet ortaya çıktı ve Sünniler (başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere) Alevilerin iftarına katılıyor, ortak acı paylaşılıyor, kardeşlik pekiştiriliyor. Ne var ki birileri yine huzursuz, yine tedirgin, yine hırçın. Başbakan'la aynı davete icabet eden Alevileri "düşkün" ilan ediyorlar. Çünkü onlar Alevilerle Sünnilerin çatışmasını istiyor, kaynaşmasını değil. Ancak daha önce mezhep çatışmalarından çok acı çekmiş bu ülkenin evlatları bu seferki tuzağa düşmeyecek. Bunun için isimlerimiz yeter!
EKREM DUMANLI-ZAMAN
Zaman Gazetesi Yazarından;EKREM DUMANLI VE ALEVİLER
Konu Sahibi / Yazar
AYFER
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
4
Okunma / Görüntüleme
3413
Zaman Gazetesi Yazarından;EKREM DUMANLI VE ALEVİLER
Zaman Gazetesi Yazarından;EKREM DUMANLI VE ALEVİLER
Milli Eğitim Bakanı keşke aldıkları isimlere layık olsa!
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Zaman Gazetesi Yazarından;EKREM DUMANLI VE ALEVİLER
Adım Hüseyin, babam Hasan, ağabeyim ve oğlum Ali
Geçen hafta Ankara'daydım. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e de kısa bir ziyarette bulundum. Havadan sudan konuşurken söz geldi 'Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler' başlıklı araştırmaya.
30 / 12 / 2008 08:08
Ali, Hasan, Hüseyin, Haydar, Cafer, Tayyar gibi isimler hem Aleviler için çok mukaddes hem de Sünniler için. Zaten bu tuhaf örneği duyar duymaz Milli Eğitim Bakanı'nın tepkisi şu oldu: "Benim adım Hüseyin, babam Hasan, ağabeyim ve oğlum Ali." Bakan Bey haklı. Ne diyeceksiniz AK Parti'nin Milli Eğitim Bakanı için? Zaten Bakanlar Kurulu'na göz atmak bile yeterli. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Düşünün ki Bakanlar Kurulu'nda bu kadar 'Alevi ismi' olsun; buna rağmen birileri de kalkıp 'İsimlerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz' desin. Hangi vicdan buna 'evet' der? Birileri Türkiye'yi Jivkov döneminin Bulgaristan'ı gibi göstermek istiyor. Buna itiraz edince de kıyametleri kopartmaya kalkıyorlar.
Türkiyede Ali, Hasan, Hüseyin ismi çok ama O Mübarekleri bilen yok. Bilselerdi bugün Mamağ'a toplanırlardı..
Meselenin aslı şu: Bazı çevreler Aleviliği kullanmak istiyor; tıpkı daha önce de kullandıkları gibi. Kendini Alevi gösterip de Alevilikten nasibini almamış bir zümre var Türkiye'de. Bunların dine ne kadar soğuk oldukları bilinen bir şey. Bu bizi ilgilendirmez; ancak dini referanslarla hiçbir şekilde bağdaşmayan bir Alevilik ortaya atıp sonra da bunu siyasi bir kampanyaya dönüştürmeye kalkınca bir şeyler söylemek de boynumuzun borcu oluyor.
Adamlar ne kadar pişkin. Dini siyasete alet eden sanki onlar değilmiş gibi. Doğru kendini Alevi gösterip alevilikten nasibini almamış insanlar var. Ama Kendini müslüman gösterip müslümanlıktan nasibini almamış insanlar da var. Aynı sizler gibi. Kimsiniz ki kimi eleştiriyorsunuz. Önce bir aynaya bakın hele...
Veda Hutbesi'nde Hazreti Muhammed, "Size üç şey emanet ediyorum." diyerek bir manada vasiyetini açıklıyor. O mukaddes üç şey: Kuran, sünnet ve Ehl-i Beyt.
[BNe oldu daha önce iki emanetten bahsediyordunuz. Biri Kur-an, biri sünnet diye.[/B]
Ama doğrusunu ve orjinalini Alevilerden öğreniniz. İki emanetten biri Kur-an, biri Ehlibeyt'tir...
Birazcık İslam'ın literatürüne hakim herkes bilir ki Ehl-i Beyt, Hazreti Ali ve onun soyundan gelen kişilerdir. O yüzden İslam dünyasında en yaygın isimler o güzel neslin isimleridir. Fatma adının bu kadar yaygın olmasının sebebi de budur. Ve ne ilginçtir ki Hazreti Hüseyin'i şehit eden Yezit adı hiçbir kimsenin evladına vermediği bir isimdir. Çünkü yara büyüktür ve herkesin kalbini kanatacak kadar derindir
Senin ismin belki yezit değil Hüseyindir ama ruhun yazit, nefsin yezit, kendin yezitsin.
Beş dakikalığına kendin ol da konuş...
Muharrem ayına dün girdik. Her müminin yüreğine bir ok saplanır bu mevsimde. Bütün Sünniler aynı acıyı yüreklerinde hisseder. Birkaç senedir Türkiye'de hoş bir âdet ortaya çıktı ve Sünniler (başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere) Alevilerin iftarına katılıyor, ortak acı paylaşılıyor, kardeşlik pekiştiriliyor.
O kadar çok acı çekiyor ve o kadar çok kardeşlik hissi duyuyorsunuz ki bunu pekiştirmek için zaman zaman arayı soğutmamak için her türlü çabayı sarfediyorsunuz. Maraş olaylarıyla, Sivas olaylarıyla...
[BNe var ki birileri yine huzursuz, yine tedirgin, yine hırçın. Başbakan'la aynı davete icabet eden Alevileri "düşkün" ilan ediyorlar. Çünkü onlar Alevilerle Sünnilerin çatışmasını istiyor, kaynaşmasını değil. Ancak daha önce mezhep çatışmalarından çok acı çekmiş bu ülkenin evlatları bu seferki tuzağa düşmeyecek. Bunun için isimlerimiz yeter![/B]
Doğru kimsenin gücü yetmez. Siz bilirsiniz işinizi. Çünkü alevere dalevere sizin bir numaralı işiniz.
Kardeşlik adı altında yavaş yavaş Aleviliği yozlaştırıp sünniliğe çevireceksiniz. Buna itiraz edenler hırçın, sizin kirli işlerinize itiraz etmeyip çanak tutanlar kardeşiniz olacak öyle mi?
...
Geçen hafta Ankara'daydım. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e de kısa bir ziyarette bulundum. Havadan sudan konuşurken söz geldi 'Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler' başlıklı araştırmaya.
30 / 12 / 2008 08:08
Ali, Hasan, Hüseyin, Haydar, Cafer, Tayyar gibi isimler hem Aleviler için çok mukaddes hem de Sünniler için. Zaten bu tuhaf örneği duyar duymaz Milli Eğitim Bakanı'nın tepkisi şu oldu: "Benim adım Hüseyin, babam Hasan, ağabeyim ve oğlum Ali." Bakan Bey haklı. Ne diyeceksiniz AK Parti'nin Milli Eğitim Bakanı için? Zaten Bakanlar Kurulu'na göz atmak bile yeterli. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Düşünün ki Bakanlar Kurulu'nda bu kadar 'Alevi ismi' olsun; buna rağmen birileri de kalkıp 'İsimlerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz' desin. Hangi vicdan buna 'evet' der? Birileri Türkiye'yi Jivkov döneminin Bulgaristan'ı gibi göstermek istiyor. Buna itiraz edince de kıyametleri kopartmaya kalkıyorlar.
Türkiyede Ali, Hasan, Hüseyin ismi çok ama O Mübarekleri bilen yok. Bilselerdi bugün Mamağ'a toplanırlardı..
Meselenin aslı şu: Bazı çevreler Aleviliği kullanmak istiyor; tıpkı daha önce de kullandıkları gibi. Kendini Alevi gösterip de Alevilikten nasibini almamış bir zümre var Türkiye'de. Bunların dine ne kadar soğuk oldukları bilinen bir şey. Bu bizi ilgilendirmez; ancak dini referanslarla hiçbir şekilde bağdaşmayan bir Alevilik ortaya atıp sonra da bunu siyasi bir kampanyaya dönüştürmeye kalkınca bir şeyler söylemek de boynumuzun borcu oluyor.
Adamlar ne kadar pişkin. Dini siyasete alet eden sanki onlar değilmiş gibi. Doğru kendini Alevi gösterip alevilikten nasibini almamış insanlar var. Ama Kendini müslüman gösterip müslümanlıktan nasibini almamış insanlar da var. Aynı sizler gibi. Kimsiniz ki kimi eleştiriyorsunuz. Önce bir aynaya bakın hele...
Veda Hutbesi'nde Hazreti Muhammed, "Size üç şey emanet ediyorum." diyerek bir manada vasiyetini açıklıyor. O mukaddes üç şey: Kuran, sünnet ve Ehl-i Beyt.
[BNe oldu daha önce iki emanetten bahsediyordunuz. Biri Kur-an, biri sünnet diye.[/B]
Ama doğrusunu ve orjinalini Alevilerden öğreniniz. İki emanetten biri Kur-an, biri Ehlibeyt'tir...
Birazcık İslam'ın literatürüne hakim herkes bilir ki Ehl-i Beyt, Hazreti Ali ve onun soyundan gelen kişilerdir. O yüzden İslam dünyasında en yaygın isimler o güzel neslin isimleridir. Fatma adının bu kadar yaygın olmasının sebebi de budur. Ve ne ilginçtir ki Hazreti Hüseyin'i şehit eden Yezit adı hiçbir kimsenin evladına vermediği bir isimdir. Çünkü yara büyüktür ve herkesin kalbini kanatacak kadar derindir
Senin ismin belki yezit değil Hüseyindir ama ruhun yazit, nefsin yezit, kendin yezitsin.
Beş dakikalığına kendin ol da konuş...
Muharrem ayına dün girdik. Her müminin yüreğine bir ok saplanır bu mevsimde. Bütün Sünniler aynı acıyı yüreklerinde hisseder. Birkaç senedir Türkiye'de hoş bir âdet ortaya çıktı ve Sünniler (başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere) Alevilerin iftarına katılıyor, ortak acı paylaşılıyor, kardeşlik pekiştiriliyor.
O kadar çok acı çekiyor ve o kadar çok kardeşlik hissi duyuyorsunuz ki bunu pekiştirmek için zaman zaman arayı soğutmamak için her türlü çabayı sarfediyorsunuz. Maraş olaylarıyla, Sivas olaylarıyla...
[BNe var ki birileri yine huzursuz, yine tedirgin, yine hırçın. Başbakan'la aynı davete icabet eden Alevileri "düşkün" ilan ediyorlar. Çünkü onlar Alevilerle Sünnilerin çatışmasını istiyor, kaynaşmasını değil. Ancak daha önce mezhep çatışmalarından çok acı çekmiş bu ülkenin evlatları bu seferki tuzağa düşmeyecek. Bunun için isimlerimiz yeter![/B]
Doğru kimsenin gücü yetmez. Siz bilirsiniz işinizi. Çünkü alevere dalevere sizin bir numaralı işiniz.
Kardeşlik adı altında yavaş yavaş Aleviliği yozlaştırıp sünniliğe çevireceksiniz. Buna itiraz edenler hırçın, sizin kirli işlerinize itiraz etmeyip çanak tutanlar kardeşiniz olacak öyle mi?
...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Zaman Gazetesi Yazarından;EKREM DUMANLI VE ALEVİLER
tüm canlara yeni yılda mutluluk sağlık başarı getirmesini dilerim
Zaman Gazetesi Yazarından;EKREM DUMANLI VE ALEVİLER
TRT'den Tarihi Alevi Açılımı
TRT, Muharrem ayının başlamasıyla birlikte Alevilere yönelik yayınlara başladı. 12 gün sürecek yayınlarda özel programlar, sohbetler ve belgeseller ekrana taşınacak. Alevi kuruluşlarıysa, devlet söylemiyle yapılacak "Alevi tanımının" doğru olmayacağı görüşünde.
Alevi dedesi Ali Yüce, Muharrem isminin Arapçada 'haram' anlamına geldiğini ve bu ayda kendilerinin yasta olduklarını söylüyor.
Alevi toplumu yas tutuyor. Hazreti Ali'nin oğlu İmam Hüseyin'in, Kerbela'da şehit edilmesinin yası bu. Muharrem ayıyla birlikte 12 günlük matem orucu da tutulmaya başlandı.
Matem orucu süresince TRT'de Alevilere yönelik programlar ekrana taşınacak. Belgeseller, Alevi dedelerin sohbet programları özellikle iftar saati ve sabah kuşaklarında ekrana gelecek.
TRT, aslında benzer bir program akışını geçen yıl 2'nci kanalında denemişti. Ancak devlet televizyonunun hazırladığı "Muharrem yayın akışı" Alevilerin tepkisine yol açmıştı. İşte bu nedenle, Aleviler TRT'nin bugünkü hamlesine mesafeli yaklaşıyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu bu konuda "Bize bir kıyafet biçiyorlar, yine böyle olacaksa hiç yapmasınlar" diyor.
TRT, Muharrem ayının 10'uncu gününde yani 10 Ocak'ta Ankara ve İstanbul'daki üç büyük cemevinden canlı yayın yapmaya hazırlanıyor. Ancak bundan hiçbir Alevi kuruluşunun haberi yok. Aleviler, kendilerine danışılmadan hazırlanan programlardan pek umutlu değil.
TRT, Muharrem ayının başlamasıyla birlikte Alevilere yönelik yayınlara başladı. 12 gün sürecek yayınlarda özel programlar, sohbetler ve belgeseller ekrana taşınacak. Alevi kuruluşlarıysa, devlet söylemiyle yapılacak "Alevi tanımının" doğru olmayacağı görüşünde.
Alevi dedesi Ali Yüce, Muharrem isminin Arapçada 'haram' anlamına geldiğini ve bu ayda kendilerinin yasta olduklarını söylüyor.
Alevi toplumu yas tutuyor. Hazreti Ali'nin oğlu İmam Hüseyin'in, Kerbela'da şehit edilmesinin yası bu. Muharrem ayıyla birlikte 12 günlük matem orucu da tutulmaya başlandı.
Matem orucu süresince TRT'de Alevilere yönelik programlar ekrana taşınacak. Belgeseller, Alevi dedelerin sohbet programları özellikle iftar saati ve sabah kuşaklarında ekrana gelecek.
TRT, aslında benzer bir program akışını geçen yıl 2'nci kanalında denemişti. Ancak devlet televizyonunun hazırladığı "Muharrem yayın akışı" Alevilerin tepkisine yol açmıştı. İşte bu nedenle, Aleviler TRT'nin bugünkü hamlesine mesafeli yaklaşıyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu bu konuda "Bize bir kıyafet biçiyorlar, yine böyle olacaksa hiç yapmasınlar" diyor.
TRT, Muharrem ayının 10'uncu gününde yani 10 Ocak'ta Ankara ve İstanbul'daki üç büyük cemevinden canlı yayın yapmaya hazırlanıyor. Ancak bundan hiçbir Alevi kuruluşunun haberi yok. Aleviler, kendilerine danışılmadan hazırlanan programlardan pek umutlu değil.
Son Düzenleme: 31/12/2008, 22:18, Düzenleyen: lara.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)