“Büyük taarruz sabahı… Yüzyılların nadir yetiştirdiği büyük komutan Atatürk, Kocatepede… Tan yeri ağarıyor.
Sabahın sessizliğini, gökleri yırtarak uçan bir top mermisi bozdu. Arkasından bütün Türk topları ateş püskürtmeye başladı. Düşmanın zapt edilemez denen mermileri alt üst oluyorlardı. Bir an içinde her taraf ateş ve duman içerisinde kalmıştı. Her taraf yanıyordu. Manzara cidden keyif vericiydi. Ateş gittikçe şiddetleniyor, Türk milletinin talihi ile birlikte güneş de nazlı nazlı yükseliyordu. Atatürk pelerini altına topladı ve kayaların üstüne oturdu. Dalgınlığı kalmamıştı; tebessüm ediyordu. Sabah ışıklarının okşayarak parlattığı altın saçlarında Türk Milletinin geleceği parlıyordu. Çok keyiflenmişti.
- Şimdi kahvaltıyı getirin, diye seslendi.
Bir tepsinin içinde iki dilim er ekmeği, birkaç zeytin, birkaç peynir
geldi. İşte hepsi o kadar. Bunları büyük bir iştahla yedi. Evet, yedi düvelin büyüklüğüne meydan okuyan, masum bir millete yeniden hayat veren yüce komutan, koca dahi Atatürk kahvaltı ediyordu. İsteseydi altın tepsiler içinde parlak ve yaldızlı salonlarda her bakımdan nelere sahip olmazdı. Hayır, O, böylesini seviyor, böyle istiyordu. Sadece Türk milletine değil, tarihlere, dünyalara örnek oluyordu.”
Zafer sabahı yapılan kahvaltı
GÖZÜM ÜZERİNİZDE !
İktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
![[Resim: ata_imza.gif]](http://www.ataturkungencligehitabesi.com/ata_imza.gif)