You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yüzyılın Deneyi, Big-Bang ve Bin Yılların Batıni-Alevi Sırrı

Yüzyılın Deneyi, Big-Bang ve Bin Yılların Batıni-Alevi Sırrı

Administrator
Yüzyılın Deneyi, Big-Bang ve Bin Yılların Batıni-Alevi Sırrı
Yüzyılın Deneyi, Big-Bang ve Bin Yılların Batıni-Alevi Sırrı


[Resim: www.zohreanaforum.com]
"Çağdaş bilim Hıristiyan ve İslam ortodoksisinin saçmalığını kanıtlamıştır.

Alevilik-Bektaşilik öyle bir ideolojidir ki yandaşları çağdaş ve bilimsel olabilirler; çünkü o materyalizm ve idealizmin bir bileşimidir.

Çünkü o İnsanın kendisini yeryüzünün tanrısı yapar."
[Resim: 1.jpg]

(Anton Jozef Dierl)
Dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce bilim adamı, milyarlarca dolarlık bir bütçe ile evrenin kadim sırlarını çözecek bir deneyi gerçekleştirmek üzere, İsviçre CERN’de bir araya geldi. Buna “yüzyılın deneyi” dendi.

[Resim: 22.jpg]
Yüzyılın deneyi bize ne öğretecek?



Bazı teknik aksaklıklar nedeniyle rötar yapan söz konusu deney bir şekilde başarılır ve sonuçlanırsa, büyük patlama (big bang) teorisinin doğruluğu kanıtlanacak.

Deney kapsamında dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı olan "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak, maddenin sır perdesini aralayabilmek amacıyla faaliyete geçirildi. Dünyanın en büyük süper iletken mıknatısı, evrenin sırlarının ortaya çıkarılması çabalarında dönüm noktası olabileceği düşünülen fizik deneyi için yer altına indirildi. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) isimli parçacık hızlandırıcısında, atom çekirdeğindeki protonlar çok yüksek enerjiyle çarpıştırılacak. Şimdiye kadar inşa edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçacık hızlandırıcısı olan LHC’deki çarpışma sonucunda ortaya çıkacak parçacıkların evrenin işleyişindeki rolleri incelenecek.

LHC’de protonlar, tünelin çevresine de yerleştirilen süper iletken mıknatıs parçaları tarafından yönlendirilecek. Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretilecek. Bilim dünyası, çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor.

Deney, evrenin başlangıcını oluşturan "Büyük Patlama"dan (Big Bang) sonra ortaya çıkan büyük enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak parçacıkların yine ortaya çıkmasını sağlayacak. Böylece fizik modellerinin temelini oluşturan ve parçacıklara kütle özelliğini veren "Higgs" parçacığı da tekrar ortaya çıkarılıp gözlemlenebilecek. Işın parçacıklarını çarpıştırma deneyi, araştırmacılara evrenin ilk zamanlarını anlama imkanı verecek. Deneyin temel amacı, maddeyi oluşturan parçacıkları inceleyerek, evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak.

Yani, bu deney bize, evrenin başlangıcının bir “ışık” olduğunu, bu ışığın kendi özündeki patlama ve fışkırmadan evrenin ortaya çıktığını; ışınlarının çarpışmasından maddenin meydana geldiğini, tüm gezegenlerin, kısacası hepsinin özü “hava, toprak, ateş ve su” olmak üzere dört unsurdan oluşan canlı cansız tüm varlığın bu şekilde hayat bulduğunu kanıtlayacak.

Bu teori size oldukça tanıdık gelmiyor mu?

Big bang teorisi nedir?


Big Bang ya da Büyük Patlama, evrenin yaklaşık 13.7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören[1] evren modelidir. Big Bang modeli, ilk kez 1920'lerde Alexander Friedmann ve Abbé Georges Lemaitre tarafından ortaya atılmıştır. Modern sürümü ise 1940'larda George Gamow ve mesai arkadaşları tarafından oluşturulmuştur.[1]

Big Bang modeline göre “…evren aşırı yoğun bir temel durumda iken hızla genişlemiştir. Bunun sonucunda yoğunluğu ve ısısı aşırı oranda azalmıştır. Hemen ardından -günümüzde de gözlenebildiği şekilde- maddenin anti-maddeye baskın gelmesi, proton çürümesi gerçekleştiği sanısını uyandıran çok çeşitli süreçler sonucu gerçekleşmiş olabilir. Bu süreçler esnasında ortamda muhtemelen çok çeşitli ilkel atom altı parçacıklar vardı. Birkaç saniye sonra evren bazı çekirdeklerin oluşmasına imkan sağlayacak kadar soğudu. Belirli miktarlarda hidrojen, helyum ve lityum oluştu. Oluşan miktarların bolluğu günümüzde gözlenen miktarlar ile uyum içerisindedir. Yaklaşık 1 milyon yıl sonra evrenin sıcaklığı atomların oluşumuna imkan sağlayacak kadar düşmüştü. Evreni dolduran radyasyon ise boşlukta seyahat etmeye başlamıştı. Bu henüz çok genç olan evrenin kalıntıları, 1965'te Arno A. Penzias ve Robert W. Wilson tarafından keşfedilen.”[1]


Genel görelilik kuramı ve kozmolojik prensip


Big Bang modeli temelde iki kabule dayanıyor:
Albert Einstein'in genel görelilik kuramı ve kozmolojik prensip.

Genel görelilik kuramı tüm cisimlerin çekimsel etkileşimini hatasız olarak açıklar. Kozmolojik prensibe göre, gözlemcinin evreni gözlemlemesi, ne kendi konumuna, ne de baktığı yöne bağlıdır. Bu prensip evrenin makro özelliklerini açıklamakla birlikte, evrenin sınırı olmadığını, bu nedenle Big Bang'in boşlukta belirli bir noktada değil, aynı anda tüm boşluk boyunca gerçekleştiğini ima eder.[1] Makro ölçekte evren homojen ve izotropiktir.

Bu iki kabül, evrenin Planck zamanından sonraki tarihini hesaplamayı mümkün kılmıştır. Bilim adamları halen Planck zamanından önce gerçekleşen çok önemli olayları tespit etmeye çalışmaktadır.[1]

Büyük Patlama teorisi, Galaksiler nebulözler ve yıldızlar arası plazmanın ne şekilde meydana geldiğini açıklar. Bu ilk infilaktan bu yana çok daha küçük patlamalar (süpernovalar) halen devam etmekte ve evren, genişleyip büyümeye devam etmektedir. Gerçekten de dünyadaki gözlem evlerinden izlenen uzak galaksilerin ışığındaki kırmızıya kayış, bunun ispatı olarak kabul edilmektedir.

Teoriye göre büyük patlamadan sonra evren radyasyondan yayılan çok sıcak gazla doldu. İlk önce gaz, temel parçacıklardan meydana gelmişti:

Önce kuarklar oluştu ve bunlar bir araya gelerek protonları ve nötronları meydana getirdi; daha sonra da elektronlar ortaya çıktı. Büyük patlamadan 300.000 yıl sonra, sıcaklık 3000 °K'ye (2726,85 santigark) düşünce bu parçacıklar birleştiler ve ilk atomlar oluştu.
[Resim: 33.jpg]

“Gerçeklerin demi nurdan sayılır”


Alevi cemleri, baştan sona, bilimin “büyük patlama” dediği, südûra (Tanrıdan fışkırma) dayalı evrenin oluşumu modelinin teatral bir anlatımı, canlandırılmasıdır. Cem, çerağ uyandırılarak (ışık yakılarak) başlar. Ancak cemin bitişinde çerağ söndürülmez, “sır” edilir. Çünkü ışık, Alevi öğretisinde asli varlıktır, gerçektir, delildir; bu yüzden cemdeki 12 hizmetten biri çerağ uyandırma yani delilci hizmetidir.
[Resim: 55.jpg]
“Kandil geceleri kandil oluruz
Kandilin içinde fitil oluruz
Hakk’ı göstermeye delil oluruz
Bakar kör olanlar görmez bu hali”
(Edib Harabi)


Bütün Alevi ozanlarınca dile getirilen ışık teorisine göre yer, gök, her ne var ise bu kaynaktan hayat buldu. Önsüz ve sonsuz olan Hakk’tır, gerçektir, Hakk’ın delilidir. Bu yüzden Alevilikte “yaratılış” semavi dinlerdeki anlamda değildir. Aleviler yaratılmışın tamamını yaratanın kendisi olarak görürler. Yani Tanrı’nın “Kün” (ol) emriyle her şeyin bir anda meydana geldiği anlayışı, çok sonraları semavi dinlerden giren bir unsurdur. Kadim Batinilik olan Alevilikte “yaratılış” terimiyle kastedilen, önsüz ve sonsuz mutlak varlığın, kendini çoklu şekillerde göstermesidir. Görünen-görünmeyen her şey, O’nun şekilleri, sıfatlarıdır. Şekiller çok olsa da varlık birdir.

Semavi dinlere göre evren ile Allah arasında öz bakımından ayrılık vardır. Bunlara göre Allah varken, başka hiçbir şey yoktu ve Allah, yarattıklarından hiçbirine benzemez. Varlık fani (Geçici) Allah ezeli ve ebedi, dolayısıyla kalıcıdır.

Batıni öğreti ise bu görüşleri benimsemez. Batıni öğretiye göre kalıcı olan Tanrı tarafından yaratılmış ne varsa onunla eş niteliktedir. Çünkü yaratılan, yaratanın bütün özelliklerini yansıtır. Yaratılan, yaratanın görüş alanına çıkmasından, kendisini görünür hale getirmesinden başka birşey olmadığı için, ikisi arasında öz ayrılığı yoktur. Öyleyse yaratılanla, yaratan eş varlık düzeyindedir, birbirinin iki ayrı görünüş türüdür. Yaratılan evren, yaratan Tanrı’da vardır. Tanrı ve yarattıklarının tümü bir varlık olarak kabul edilir (vahdeti mevcud).

[Resim: 66.jpg]
Südûr teorisi


Alevi (Batınilik) öğretisinde, bilimin “büyük patlama” dediği teorinin adı, “südur” dur (fışkırma). Bu teoriye göre “Kendisini seven ve bilme ihtiyacı içinde olan Tanrı, üst düzeyde bir bilince ulaşmak için kendisiyle yabancılaştı. Özünden hiçbir şey kaybetmeksizin tüm evren, bir ışık ve sevgi yumağı olan Tanrıdan fışkırdı.

Südurun ilk sonucu olarak mineraller oluştu. Devrin ileriye doğru devam etmesi gerekiyordu. Minerallerden bitkiler, bitkilerden hayvanlar meydana çıkmış ve hayvanların içinden de hominidler grubundan insan türedi.

Sonraki aşamada Tanrının kişiliğinin üç farklı yönü ortaya çıktı. Hermes rahipleri bu üçlemeye Osiris-İsis-Horus derken Hristiyanlar bunu Baba-Oğul-Kutsal ruh şeklinde formüle etti. Aleviler ise İslam’a eklemlenme sürecinde üçlemeyi Allah-Muhammed-Ali diye adlandırdılar.

[Resim: adsz_copy.jpg]

Üçüncü aşamada "Aklı Evvel" ortaya çıktı. Aklı Evvel, tüm evreni ve bu arada dünyayı kaostan kurtarıp düzenli bir forma sokan kutsal güçlerin bütünüydü ve niteliğinden dolayı ona, "Evreni inşa eden usta" da denilmekteydi.

Evrende var olan her şeyin özü “hava, toprak, ateş ve su” olmak üzere dört unsura (Anasır-ı Erbaa) dayalıdır.

[Resim: 88.jpg]


Adem, yeryüzünde vücut bulan Tanrısal yansımaydı. Yani mikrokozmostu. Tanrının kendisini bilmesi için insana, özellikle de Kamil İnsana ihtiyacı vardı. Çünkü, Tanrısal Nur ile birleştiğinde deneyimlerinden, düşüncelerinden yararlanarak Tarısal bilincin artmasını sağlayacak biricik varlık Kamil İnsandı (İnsan-ı kamil)
[Resim: www.zohreanaforum.com]
Sonuç:

· Bilimin, evrenin yaratılışı-ortaya çıkışına ilişkin henüz 20. yüzyılda geliştirdiği ve günümüzde milyarlarca dolar maliyetli bir deneyle kanıtlamaya çalıştığı, bing-bang (büyük patlama) teorisi, kadim Batıni (Ezoterik) öğretide ve bunun bizim coğrafyamızdaki versiyonu olan Alevilik’te binlerce yıldır var olan, bilinen “nur” nazariyesi ve ondan fışkırmayı içeren “südur” teorisinden başka bir şey değildir.

· Aleviler, bu kadim bilgiyi, içinde yaşadıkları bağnaz, dinsel ortamda, egemenlerin baskısı yüzünden, açıkça ifade edememiş, bu gerçeği, sembolik ifadelerle, şifre ve kodlarla, talip-mürşit ilişkisi içinde sınırlı sayıda aydınlanmış bir azınlığa zincirleme olarak aktara gelmiş. Aslında geniş Alevi kitleleri de bu sırra vakıf olamamış. Bu sırra talip olagelmiş.

· Siyasal ve sosyal açıdan güçsüz, korunmasız kalan Alevi toplumunda talip-mürşit ilişkisinin bozulması, ocak sisteminin tavsaması, bu sırların gelecek kuşaklara aktarılması sürecini sekteye uğratmış, gelinen noktada sırra vakıf bırakın talibi, mürşit de kalmamış, dolayasıyla bu aktarım zinciri kopmuştur.

· Aleviler kuşatan ve kendisini dayatan İslamın içinde kendi kadim öğretilerinin mirasını, İslami terimlerle ifade etmeye çalışmış, bazıları da tamamen bünyelerine aykırı olan İslam’ı, çarpıtıp bükerek kendisine uydurma ve kendisini İslam’dan gösterme yolunu denemiş.

· 15. yüzyıldan itibaren Safevilerce Alevilere şırınga edilen Şia motifleri, Ehli Beyt kültü, Alevilerde günümüzdeki kafa karışıklığının nedeni olmuş. Aleviler kendilerini Ali ile Ehli Beyt’le özdeşleştirmiş, yollarının bu kişilerden kaynaklandığını sanar hale gelmişler, ancak ortodoks Müsliman olan bu kişilerin gerçek dinini, öğretisini, kültürel ve sosyal özelliklerini hiçbir zaman öğrenememişler, kendi muhayyilelerinde yarattıkları Ehli Beyt karakterlerini sevip, onların dostuna dost düşmanına düşman olmuşlar.

· Alevilik (Batınilik) özünde bir din ya da inanç sistemi değildir. Bir öğretidir. Bilimin günümüzde keşfetmeye çalıştığı gerçekler, Aleviliğin dağarcığında bin yıllardır mevcuttur.

· Bu öğretinin kültürel etkilenmeler dışında, özünde dünyayı düz bir tepsi gibi algılayan, güneşin bir dağdan çıktığını, sonra gidip kara balçıklı bir sıvının içine girip gizlendiğini, ya da güneşin dünya etrafında döndüğünü sanan İslam’la uzaktan yakından ilgisi yoktur.

· Alevilik bir din olmadığı gibi, cem de bir ibadet (kulluk etme) değildir. Cem, tüm varlığın südur yoluyla mutlak nurdan fışkırarak çoklu şekil almasını, maddenin, anti maddenin, madde dışı diğer varlıkların, gezegenlerin, güneş sisteminin, tüm evrenin oluşumunu, öğretinin ilk basamağındaki üyelerine teatral olarak anlatan bir ritüeldir. Cem, bir kutsama ritüelleri dizgesidir. Cem, kadim kozmik bilgileri canlı tutmaya yönelik bir törendir. Cem, sosyal, hukuksal, kültürel, estetik, akademik bir platformdur. Cem’in temel öznesi, öğretinin temelinde var olan “nur” dur (ışık). Tıpkı hayat gibi cemin başlaması için de ilk şart ışıktır.

· Alevilik, insan ve tüm varlığı Tanrı ile özdeş gördüğü için ibadet (tapınma-kulluk etme) anlayışına sahip değildir. Aleviliğe göre var olan her şey Tanrı’nın parçası, görüntüsü, sıfatlarıdır ve bunların yekünuTanrı’yı oluşturur. Tanrı-kul anlayışı yerine insan-Tanrı özdeşliği esastır. Bunlar semavi dinlerce algılanamaz, anlaşılamaz. O yüzden “Enel hak” İslam’a göre şirk ve yaptırımı ölümdür.

· Gönümüz Alevi öğretisinde, “sonuçlar” bölümünde anlattığım hususlara aykırı bir durum ya da olgu varsa, bunlar son yüzyıllarda ortaya çıkan ve giderek artan İslamlaşma, İslam’dan etkilenme sürecinin, kendisini İslam gibi gösterme takıyyesinin, bu öğretide yol açtığı tahribat, kale duvarlarında açtığı gediklerdir.

[Resim: 99.jpg]
Sorular:

· Sizce Aleviler, semavi dinlerin bilmediği, bilimin ise yeni yeni keşfetmeye çalıştığı kadim bilgileri, kimden, nereden miras aldılar?

· Bu kadim bilgiler ya da sırlar günümüze hangi koşullarda, ne tür yöntemlerle taşındı?

· Günümüzde Alevilerin hangi orandaki bir bölümü Alevilik (Batınilik) öğretisinin bu kadim bilgilerinden, mirasından haberdar?




1. "Big-bang model." Encyclopædia Britannica. Ultimate Reference Suite. Chicago: Encyclopædia Britannica, 2008.



Naki BAKIR

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.