![[Resim: 1488236_422399047894009_81897871_n.jpg]](https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/1488236_422399047894009_81897871_n.jpg)
Mustafa Kemal,, bir ordu komutanı olarak, her hafta Yıldız Sarayı'nda yapılan Selamlık törenlerinde görünmeye devam etti.
Bir cuma günü, bekleme salonunda Enver, İzzet ve Balkan Savaşlarından kalma birkaç 'alaylı' paşayla karşılaştı. Namazdan sonra Padişahın, Mustafa Kemal'i kabul salonunda görmek istediğini söylediler.
Mustafa Kemal, 'Yalnız mı?' diye sordu.
'Hayır. Yanında bir iki Alman generali var.'
Vahdettin, generallere, Mustafa Kemal'i, 'Çok değer verdiğim ve çok güvendiğim bir komutandır.' diye tanıttı.
Oturdukları zaman, 'Sizi Suriye'de Ordu Komutanlığı’na atadım,' diye ekledi. 'Oradaki harekat büyük önem kazanmış bulunuyor. Sizin oraya gitmeniz gerekti. Sizden isteğim şu; Bu yerlerin, düşman eline düşmesine meydan vermeyin. Size güvenerek ve verdiğim bu görevde, parlak başarılar kazanacağınızdan hiç şüphem yok. Göreve derhal başlamalısınız.'
Vahdettin, atama emrini imzaladıktan sonra, Alman generallerine döndü ve:
'Bu zat, benim söylediğim işi başaracaktır,' dedi.
Görünürde, Mustafa Kemal'e büyük bir şeref verilmişti. Ama o, böyle düşünmüyordu. İçinden Padişaha şunları söylemek geçti:
'Efendimiz, bana öyle bir görev veriyorsunuz ki, şimdi orada bulunan birtakım generaller, aslında bu işle daha önceden görevlendirilmişti. Beni onların başına, komutan olarak gönderiyorsunuz, öyle mi? Eğer öyleyse, benim için büyük bir şeref olan bu buyruğa, seve seve boyun eğerim. Ama acaba siz sorunu temelinden kavramış durumda mısınız? Beni, bir süre önce komutanlığından istifa etmiş olduğum ve doğrusunu söylemek gerekirse, o cephede bütün ordular gibi, benden sonra yenilgiye uğramış olan bir ordunun başına gönderiyorsunuz. Bu koşullar altında bana verdiğiniz görevi nasıl başarabilirim?'
Ama bunların hiçbirini söyleyemeyeceğini biliyordu. Padişahtan izin isteyerek mabeyne döndü.
Enver Paşa gülümseyerek ona doğru geldi.
Mustafa Kemal 'Bravo! Tebrik ederim! Siz kazandınız!' dedi. Sonra daha ciddi olarak:
'Dostum,' diye ekledi; 'sizinle hiç değilse bazı temel sorunlar üzerine konuşmak istiyorum. Benim bildiğim ve anladığım kadarıyla, Suriye'deki ordumuz, kuvvetimiz, durumumuz sadece laftan ibarettir. Beni oraya göndermekle iyi öç almış oldunuz. Aynı zamands geleneklere aykırı iş yaptınız. Padişahın bana şahsen emir vermesine yol açtınız.'
Enver'le yanındaki paşa güldüler. Ötekiler pek oralı olmadı. Salonun diğer köşesinde Balkan Savaşı'na katılmış olan birkaç subay (1) ateşli bir konuşmaya dalmışlardı. İçlerinden birisi:
'Bu Türk askerleriyle hiçbir şey yapılmaz,' diyordu. Öküz gibidirler. Sadece kaçmasını bilirler. Acırım böyle bensiz bir sürüyü idare etmek zorunda kalanlara.'
Mustafa Kemal bu sözleri duyunca öfkeyle lafa karıştı:
'Paşa,' dedi. Ben de askerim. Bu orduda ben de komutanlık ettim. Türk askeri kaçmaz. Kaçmak ne demektir bilmez. Onun sırtını döndüğünü gördünüzse, mutlaka başındaki komutan kaçmıştır. Kendi kaçışınızın ayıbını Türk askerlerine yüklemek haksızlıktır.'
Mustafa Kemal'i tanımayan, ya da tanımamazlıktan gelen Paşa, bir an sesini çıkarmadı. Sonra arkadaşlarına dönerek, 'Kimdir bu adam?' diye sordu.
Arkadaşı fısıldayarak cevap verdi:
'Mustafa Kemal'
Lord Kinross - Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu
Dipnot
1) Bu konu H.C. Amstrong'un bozkurt adlı kitabında şu şekilde geçer:Enver Paşa'nın da bulunduğu bir toplantıda bir Alman generali yüksek sesle:
- "Türk birlikleri hiçbir işe yaramaz.Bunlar sadece kaçmasını bilen hayvan sürüleridir.Doğrusu onlara kumanda eden hiç kimseye gıpta etmem." dediğinde, salonda bir ölüm sessizliği başlamıştı. Alman generalin bu sözlerine Enver Paşa'nın cevap vermesi gerekiyordu. Ancak, ondan bir ses çıkmayınca , Mustafa Kemal ileri atılıp şöyle dedi:
- "Ben bir Türk ordusuna kumanda eden askerim. Türk askeri asla kaçmaz. Geri çekilme sözünün ne olduğunu bile bilmez. Siz, generalim, eğer Türk askerinin kaçtığını görürseniz, bunu ancak kendiniz kaçarken görmüş olmalısınız. Kendi korkaklığınızın suçunu Türk askerine yüklemeye nasıl cesaret edersiniz?"
Kaynak : Tarihtarih.com