You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yeni Konuğumuz Ekin

Yeni Konuğumuz Ekin

Administrator
Yeni Konuğumuz Ekin
ALİ_İRFAN yazdı:Sevgili EKİN Abi,Yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığın,BEKTAŞİ SULTAN oyununda en çok hangi bölüm veya hangi replik seni etkiledi ?..
Sevgili Ali_irfan öncelikle senin sorunu atlamış olduğumu farkettim kusura bakma.
Bektaşi Sultan oyunu iki bölümden oluşuyordu, birinci kısım Halil İbrahim Peygamberin oğlu İsmal'i kurban etmesi, ikinci bölüm Halil İbrahim neslinden gelen Bektaş Baba'nın, Taptuk Emre donunda yaşamının canlandırılmasıydı.
Aslında başından sonuna kadar etkileyici bir oyundu bu. Birinci bölümde İsmail Peygamberin, kendisini kesecek olan babasının yanına gitmek için yola çıkmadan, üç anesiyle vedalaştığı, Elif Ana'yı oynayan Figen'in dizlerinin üzerine çöküp ağladığı sahne. Birde İsmail Peygamberin kesileceği sıra babasına "Baba ben sana karşı koymuyorum, Hak'tan aldın Hakka veriyorsun. Ama gözlerimi bağlama, gözlerime bakarak beni kes" dediği ve İbrahim Peygamberin çaresiz kaldığı sahne, benim aklımdan çıkmaz.
İkinci bölümde biçare köylülerin Bektaşi Sultan'ın yolunu gözlemeri ve Bektaşi Sultan'ın mağrur bir şekilde sahneye girmesi semah dönerek dörtlükleri okuması. Ardından muhabbet sahnesinde Pir Zöhre Ana'dan ve kendi kattıklarımdan oluşmuş öğütleri Bektaşi Sultan'ın ziyaretçilerine konuşması. Ayrıca bu sahne içinde "Zakir, vur sazın teline. Vur ki yetmiş iki damar yerinden oynasın" sözüyle başlayan semahla beraber tevhide tüm seyircinin katılması unutulmayacak anlardı.
Tabiki burada Halil Peygamberi ve Bektaşi Sultanı canlandırıp okadar uzun replikleri ezberleyen Merdan'ı ve diğer oyuncu arkadaşlarımızı, müzikleri yapan arkadaşlarımızı, sahne gerisinde hizmet eden arkadaşlarımızı her zaman takdir ederim.

Posting Freak
Yeni Konuğumuz Ekin
EKİN yazdı:Sevgili Ali_irfan öncelikle senin sorunu atlamış olduğumu farkettim kusura bakma.
Bektaşi Sultan oyunu iki bölümden oluşuyordu, birinci kısım Halil İbrahim Peygamberin oğlu İsmal'i kurban etmesi, ikinci bölüm Halil İbrahim neslinden gelen Bektaş Baba'nın, Taptuk Emre donunda yaşamının canlandırılmasıydı.
Aslında başından sonuna kadar etkileyici bir oyundu bu. Birinci bölümde İsmail Peygamberin, kendisini kesecek olan babasının yanına gitmek için yola çıkmadan, üç anesiyle vedalaştığı, Elif Ana'yı oynayan Figen'in dizlerinin üzerine çöküp ağladığı sahne. Birde İsmail Peygamberin kesileceği sıra babasına "Baba ben sana karşı koymuyorum, Hak'tan aldın Hakka veriyorsun. Ama gözlerimi bağlama, gözlerime bakarak beni kes" dediği ve İbrahim Peygamberin çaresiz kaldığı sahne, benim aklımdan çıkmaz.
İkinci bölümde biçare köylülerin Bektaşi Sultan'ın yolunu gözlemeri ve Bektaşi Sultan'ın mağrur bir şekilde sahneye girmesi semah dönerek dörtlükleri okuması. Ardından muhabbet sahnesinde Pir Zöhre Ana'dan ve kendi kattıklarımdan oluşmuş öğütleri Bektaşi Sultan'ın ziyaretçilerine konuşması. Ayrıca bu sahne içinde "Zakir, vur sazın teline. Vur ki yetmiş iki damar yerinden oynasın" sözüyle başlayan semahla beraber tevhide tüm seyircinin katılması unutulmayacak anlardı.
Tabiki burada Halil Peygamberi ve Bektaşi Sultanı canlandırıp okadar uzun replikleri ezberleyen Merdan'ı ve diğer oyuncu arkadaşlarımızı, müzikleri yapan arkadaşlarımızı, sahne gerisinde hizmet eden arkadaşlarımızı her zaman takdir ederim.

Abi beni utandırdın..Smile
Sağol Abi..Başta Anamın sayesinde,sonrada senin desteğinle..
Sonsuz Teşekkürler sana Smile
Administrator
Yeni Konuğumuz Ekin
[COLOR="Sienna"]Hakan abi izninle benimde birkaç sorum olacak..

1- Yıllardır tiyatroda ve sinemada gösterdiğin başarı ile birlikte en çok bu alanda ne yapmak isterdin..

2-Taş bebek filminin çekiminde neler hissettin...Seni en çok etkileyen sahne?
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Administrator
Yeni Konuğumuz Ekin
alirengi yazdı:[COLOR=sienna]Hakan abi izninle benimde birkaç sorum olacak..

[COLOR=sienna]1- Yıllardır tiyatroda ve sinemada gösterdiğin başarı ile birlikte en çok bu alanda ne yapmak isterdin..

[COLOR=sienna]2-Taş bebek filminin çekiminde neler hissettin...Seni en çok etkileyen sahne?

Sevgili Alirengi, yıllar önce Zöhre Ana'ya ilk ziyaretlerimi yaptığım ve mekanında hizmet etmeye çalıştığım dönemlerde, şunu düşünmüştüm; "Zöhre Ana'nın kapısında hizmet, sadece gelen insanlara su vermek, ziyaret saatini duyurmak ya da çevreyi temiz tutmakla olmaz. Zöhre Ana'yı ve onun verdiği bilgileri insanlara aktaracak, kültürel faaliyetler olmalı ve bende bu faaliyetlerin içinde olmalıyım." Bunu dün gibi hatırlarım.
O yıllarda bir araştırma grubu oluşturmuş ve tarihi kayıtlarla Zöhre Ana bilgilerini karşılaştırmaya başlamıştık. Bir kaç sefer de Ana ile bu konuda sohbet ortamı oluşmuştu. Bir şekilde bu çalışmalar farklılaşıp bu günlere gelindi.
Tiyatro ve sinemadaki başarılar dersek, bizlerin dışında, bu işin eğitimini almış insanların yanında belki amatör olarak nitelendirilebiliriz. Ancak tiyatro ve sinema eğitimi almadan bu işleri başaran bizler kesinlikle bu başarılara imza atmışız ve ustaca işimizi yapmışız demektir.
İstediğim şey ise Zöhre Ana'yı yurt içinde ve yurt dışında tiyatro ve sinemayla temsil etmek, Ehli beyt'in hayatını konu alan bir senaryo yazmaktır.

Taş Bebek filmi başlı başına bir mucizeydi. Her sahnenin çekiminde ve montaj aşamasında farklı farklı duygular yaşadım. Yaşadıklarımın hiç birini unutamam.

Posting Freak
Yeni Konuğumuz Ekin
Hakan bey (ya da can hemşerim)sizce anayı anlatıp da onu anlamak yada tanımak istemeyenlere neler söylemek istersiniz?
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA
Administrator
Yeni Konuğumuz Ekin
gultenilik yazdı:Hakan bey (ya da can hemşerim)sizce anayı anlatıp da onu anlamak yada tanımak istemeyenlere neler söylemek istersiniz?
Sevgili gültenilik, demek ki bir piri tanımak, onun varlığını yüceliğini anlamak her kese nasip olmuyor. İnsanlar gözlerinin önündeki cevheri göremiyorsa yapacak hiç bir şey yok.
Zöhre Ana'nın kim olduğunu bilmek istemeyenler, bunu görmek istemeyenler, sadece kendi gözlerinin önüne balçıktan duvar örüp arkasında saklananlardır. Onlar sadece bu duvara bakan ve güneşi yok ettiklerini zanneden insanlardır. Başlarını kaldırmadan güneş için olumsuz konuşanlardır. Oysa güneş her zanki gibi onun üstündedir. Ve balçık duvar kuruyup dökülünce eyvah diyecek olanlardır.
Ana'yı bilipte pirliğini reddedenler bence buna inandıklarından değil, kendilerini ayrıcalıklı, her şeyi aşmış, bilgili, konusunda uzman bir insanmış gibi göstermek istediklerinden bu şekilde hareket ediyorlar. Yani laf olsun torba dolsun misali.
Bir gün Zöhre Ana'nın karşısına çıktıklarında, sarfettikleri sözlerden utanacaklarını henüz kavramış değiller.Allah onlarında gönlünü açsın, gerçeği göstersin.
Zöhre Ana kapısı Hak kapısıdır, herkese bu mekanda yer vardır. Yeterki doğrulukla, sevgiyle, saygıyla gelsinler. Kötülükten kimseye fayda gelmez. Hele yalan dolanla hiç bir yere varılmaz.
Bu insanlara son sözüm, "Zöhre Ana Hak'tan gelen hak piridir".

Administrator
Yeni Konuğumuz Ekin
Sevgili EKİN (Hakan) Bizlere İşlerinin Yoğunluğu arasında zaman ayırıp Sorularımıza verdiğin cevap için teşekkür ederiz.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.