![[Resim: 14.jpg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2014/09/14.jpg)
Şimdi sefil Bizans taktikleriyle yılların yöneticileri henüz onlarla hiçbir mesai yapmamış amirleri tarafından puanlanıp görevden el çektiriliyor. Hem de hiç sıkılmadan. Vefat eden müdüre bile puan vermişler. Ne gariptir ki memur halkları konusunda hükümetten yana tavırları ile dikkat çeken Eğitim Bir Sen’e üye hiçbir yönetici görevden el çektirilmedi. Bunun bir izahı vardır muhakkak.
Bu konuda ortalığı ayağa kaldırması gereken muhalefet her konuda olduğu gibi bu konuya da tam vakıf değil. Sendikalar hak getire. Karikatür dergilerini devre dışı bırakacak mizahi yöntemlerle hiçbir neticeye ulaşamayacak sözüm ona protestolar yapıyorlar. Böylesi bir gündemde yapılacak çağrı genel grev ve işi bırakma çağrısıdır ey sendikacılar. Ulusal ve uluslararası düzeyde bir yargı mücadelesi için neyi beklersiniz.
’Cumhuriyet bir öğretmen projesi olarak kurulmuştu, şimdi yine yeni bir öğretmen tipolojisi ile tasfiye edilecek herhalde’.
Veliler de bu durumdan memnun onlarda da ses seda yok!
Bu proce son tahlilde adım adım eğitimin özelleştirilmesine hizmet etmek üzere tasarlanmıştır.
Pamuk eller ceplere beyler!
Bilimsel, çağdaş, akademik, parası olmayana nitelikli parasız eğitim artık bir ütopya bile değil.Eğitimde başarıyı ölçen bütün dünya parametrelerinde yerlerde sürünüyor Türkiye.
***
Yüksek Öğretimin durumu da pek kötü. 28 Şubat’ta vesayet yönetiminde emekli başçavuşların tavassutuyla rektör, dekan atama ritüeli vardı, artık demokratik velayet döneminde parti her şeye hakim. Yok diyen karşıma çıksın.Bunu Kemal Unakıtan Bey bizatihi kameralar önünde söyledi. Akademik özerklik hak getire. Ülkenin temel sorunları karşısında akademi suskun. Bu yapı iktidar ve devlet içinde hayırhâh bir durum değil.
O dönemde başörtüsü jurnali yapıp listelere işaret atanlar şimdi bambaşka donda karşımızda. Bizim gibi ikisine de itiraz edenlerin hiçbir yerde yeri yok.
Çelik Faruk Bey’in [nim nigâh]yan bakış ve muzip gülümsemeyle 1000 tl cülus bahşişi sözü bile akademiyamızın duygularını dalgalandırmaya yetti. İncinmediler.Bağımsız yargımıza, seçim öncesi verilen zamla 22 yaşında cevan bir hakim, savcımız 67 yaşında kıdemli profesör hocasından daha çok maaş alabilecek. Uygundur. 12 Eylül döneminde bir profesör orgeneral ve müsteşar seviyesinde maaş aldığını bu bilinç bilmediği için 1000 TL’ye gülümsüyor. Şimdi profesör maaşı yarbay, mühendis seviyesinde. Kendi özlük haklarını yasalar çerçevesinde vakarla talep etmekten aciz bir akademi. ’Himmete muhtaç dede, kaldı ki başkasına himmet ede’. Bugün devlette profesörden çok daha fazla maaş alan pek çok kadro mevcut.
Neo Osmanlı’yı bu birikimle aparacağız, bu yapıyla cihân devleti olacağız. Sünnetçi ve müteahhitlerin ufku yeter bize’
Elifi mertek zanneden eşhastan küçük harçlık sözü bekliyoruz.
Bir Türk büyüğü bu durumu ’daha çok maaş alsanız daha mı çok üreteceksiniz’ diyerek veciz bir şekilde ifade etmişti vaktiyle.
Şunu ifade edelim, YÖK üst yönetimi bu maaş sefaleti ile ilgili hazırladığı çok detaylı raporlar var. Lakin dikkate alınmadı.
Araştırma, eğitim öğretim, verimlilik pek çok hususta durum pek iç açıcı değil maalesef’
****
Asansör faciasında ölen işçilerimize rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Böyle bir durumda ilk sorulması gereken sorular neden ve nasıl sorularıdır.Ülke olarak rasyonaliteyi kaybetmiş durumdayız. İLO normları , uluslararası işçi hakları konusunda hala durumumuz çok zayıf. Üstat coştu her şeyin başı olarak ’taşeron’ sitemini ilan etti. Galiba kendileri ’liberal kapitalizm’ ekonomi modelini uyguladıklarını bilmiyorlar, pek yazık! Emek kesiminin milli gelirden aldığı pay her geçen yıl dramatik olarak azalıyor. Türkiye dünyada gelir dağılımı açısından en kötü ülkeler arasında. Bakılması gereken pencere burasıdır.
Kemal Üçüncü
Odatv.com