You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri

Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri

Posting Freak
Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri
]Feza Gürsey (1921-1992)

1940'ta Galatasaray Lisesini bitiren Gürsey 1940-44 arasında Istanbul Universitesi Fen Fakültesinde (İÜFF) fizik öğrenimi gördü. Daha sonra Ingiltere'ye gitti ve 1950'de Londra Universite'sine bağlı imparatorluk bilim ve teknoloji yüksek okulu'nda doktora çalışmasını tamamlayarak Türkiye'ye döndü.

1951'de İÜFF'ye genel fizik asistanı olarak giren Gürsey, 1957'de ABD'ye giderek Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'nda ve 1958-60 arasında Princeton Universite si'nde araştırmalar yaptı.1960-61 yıllarında konuk yardımcı profesör olarak Columbia Universite' sinde dersler verdi. Ve daha sonra Türkiye'ye dönerek 1961'de Orta Doğu Teknik Universitesi'nin(O.D.T.Ü) Teorik Fizik Bölümü' nde Profesör oldu. 1963'te yeniden ABD'ye giden Gürsey 1963-67 arasında Yüksek Araştırma Enstütüsü'nde ve Yale Universite'sinde konuk profesör olarak dersler verdi. 1974'te O.D.T.Ü'den ayrılarak Yale Universitesi'ne geçti. Ve 1977'de Josiah Willard Gibbs adına kurulan kürsünün profesörlüğüne atandı.
Feza Gürsey kuramsal fizik alnındaki çalışmalarını atom çekirdeğini oluşturan parçacıklar arasındaki temel etkileşmelerin ve bu parçacıkların iç yapısının incelenmesi üzerinde yoğunlaştırdı. Temel parçacıkların spinlerini inceledi. 1960'ta SU(2) X SU(2) bakışım grubunun lineer olmayan gösterimlerini geliştirdi. 1964'te Italyan fizikçi Radicati ile birlikte çalışarak, çekirdek kuvetlerinin, spin ve izospinin yanısıra Gell-Mann ve Neeman'ın önerdiği SU(3) grubunda etkin olan acayiplik'ten de bağımsız olduğunu ifade eden SU(6) bakışım grubunu ortaya attı. 1974-76 arasında M.Günaydın ile birlikte yaptığı çalışmalarda o güne değin fizikte bulunmayacağı sanılan ayrıcalıklı grupların belirleyebileceği bakışımları araştıran Gürsey, kromodinamik ve elektromagnetik etkileşme yapan renkli kuvarklar ile zayıf(süresi 10 saniyeden uzun) ve elektromagnetik etkileşme yapan elektron, müon ve notrinolar gibi leptonları biraraya toplayan bileşik bir E6 grubunun içerdiği oktonyon cebrinin renk dinamiğiyle ilgisi olduğunu gösterdi. 1976'da da bu grubun bir bileşik grup olabileceğini önerdi. Gürsey'in bu çalışmaları 1968'de TUBİTAK Bilim Ödülü, 1977'de Oppenheimer Ödülü,1979'da Einstein Madalya'sı, 1981'de New York Akademisi'nin Morrison Ödülü, aynı yıl İstanbul Universitesi'nin madalyası ve onur doktorluğu unvanını ve 1987'de Grup kuramı vakfının Wigner madalyasıyla ödüllendirilmiştir. 1992 yılına kadar kaldığı Yale'de işgal ettiği kürsüyü ise Gibbs, Onsager ve Lamb gibi Nobel Ödüllü kişilerle paylaşıyordu. Ancak Gürsey, yine de sık aralıklarla Türkiye'ye dönüyor ve buradaki bilimsel aktivitelerinden vazgeçmemekte direniyordu.
"Türkiye'ye gelişlerinde çeşitli üniversitelerde seminerler veriyordu. Nisan'da vefat etti; ondan önceki Aralık'ta Türkiye'deydi. ODTÜ'de, Bilkent'te, Edirne'de seminerler verdi. Yani o kötü hastalığına rağmen, ölmeden dört ay önce buralarda gezdi. Öleceğini biliyordu. Bunun için de kafasındaki bütün problemleri tamamlamak ihtiyacı içerisindeydi. Bir ara konuşurken 'bu yıl on tane yayın yapabildim,' dedi. Bu Feza'nın tavrı değildi. Ortalama yılda dört-beş yayın yapardı; problemlerini, biten yayınlarını senelere dağıtırdı," diye anlatıyor Prof Gürses.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri
]Stephen Hawkıng(1942- )

Stephan Hawking 8 ocak 1942'de (Galileo'nun doğumundan tam 300 yıl sonra) Ingiltere Oxford'da doğdu.Ailesi kuzey Londra'da oturuyordu.Fakat II. dünya savaşı sırasında burası bebek dünyaya getirmek için çok emniyetli bir yer değildi. Bu yüzden Oxford'a taşındılar. Hawking sekiz yaşında iken, kuzey Londra'dan 20 mil uzaktaki St Albans gitti.Onbir yaşında St Albans okuluna kayıt oldu.

Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford üniversite' si kollejine devam etti.
Stephan babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matemetik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik okumaya başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi.
Stephan daha sonra Cosmology üzerine çalışmak üzere Cambridge' e gitti. O zamanlar Oxford' da Cosmology üzerine çalışma yoktu. Cambridge'de Fred Hoyle'u supervisor olarak istemesine karşın süpervisorü Denis Sciama idi. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville' de Caius kollejde profesör asistanı oldu. 1973'de Astronomi Enstütüsünden ayrıldıktan sonra Stephan uygulamalı matematik ve teorik fizik bölümüne geçti. 1979'dan sonra matematik bölümünde Lucasian profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. Ilk olarak Isaac Barrow sonra 1669'da Isaac Newton'a verilmişti.
Stephan Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein'in Uzay ve Zamanı kapsayan Genel görecelik teoreminin Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Quantum Teorisi ile Genel Görecelik Teorisinin birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikici yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonucda evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Buda evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.
Onun birçok kitabından bazıları, The Large Scale Structure of Spacetime, General Relativity: An Einstein Centenary Survey, ve 300 Years of Gravity. Stephen Hawking'in en popüler ve ençok satan iki kitabı; A Brief History of Time ve daha sonraki kitabı, Black Holes and Baby Universes and Other Essays.
Profesör Hawking 12 onur derecesi almıştır. 1982'de CBE ile ödüllendirilmiş,bundan başka birçok madalya ve ödül almıştır. Royal Society'nin ve National Academy of Sciences (Amerikan ulusal bilimler akademisi(N.A.S.) ) üyesidir.
O teorik fizik çalışmaları ve yüklü programına rağmen ailesine (üç çocuk ve bir torun) her zaman zaman ayırmayı bilmiştir.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri
]Werner Karl Heisenberg (1901- 1976)

Werner Heisenberg 5 aralık 1901'de Würzburg'da doğdu. Doktor August Heisenberg ve Annie Wecklein'in oğullarıydı. Babası sonra Munih Universitesi 'nde orta ve modern Yunan dilleri Profesörü oldu. Belki de babasının bu görevinden etkilenerek, Japon fizikci Yukawa'nın keşfettiği ve mesotron adını verdiği parçacığı o yunancadaki "meson" diye adlandırdı.

Heisenberg 1920'de Munih Universite'sinde Sommerfeld, Wien, Pringsheim, ve Rosenthal'in yanında fizik okumaya gitti. 1922-1923 kışında Göttingen Universite'sinde Max Born ,Frank ve Hilbert 'in yanına fizik çalışmaya gitti. 1923'te Munih Universitesinden doktorasını aldı. Ve Max Born'un assitanı aldu. 1924 'den 1925'e kadar Niels Bohr'la beraber Copenhagen Universitesi' nde çalıştı. 1925 yazında Göttingen'e geri döndü. 1926'da tekrar Niels Bohr'un yanında teorik fizik dersi vermek üzere Copenhagen Universite'sine atandı. 1927'de henüz 27 yaşındayken Leipzig Universite 'si teorik fizik profesörü oldu. 1929 yılında ders vermek için Amerika , Japonya ve Hindistan'ı dolaştı.
1941'de Berlin Universite'sine fizik profesörü olarak atandı ve Kaiser Wilhelm fizik enstütüsünün direktörlüğüne getirildi. Ikinci dünya savaşı sonunda o ve diğer Alman fizikciler, Amerikan birlikleri tarafından tutuklanıp Ingiltere'ye gönderildiler. Fakat Heisenberg 1946'da Almanya'ya geri döndü. Burada Göttigen Fizik Enstütü'sünü arkadaşları ile birlikte yeniden düzenledi. Bu enstütünün adı daha sonra Max Plack Enstütü' sü olarak değiştirildi.
Heisenberg, 1948'de Cambridge'de ders vermek amacıyla bir kaç ay kaldı. 1950 ve 1954'de iki defa Amerika'dan ders vermek için teklif aldı. 1955-56 kışında Iskoçya St. Andrews Universitesi'nde dersler verdi, daha sonra bu dersleri bir kitap olarak yayımladı.
Heisenberg, 1955 yılı boyunca Max Planck Enstütüsü'nden ayrılması için kendisine karşı çalışanlarla uğraştı. Bu arada o hala enstütünün direktörüydü. Bunun için Münih'e gitti. ve 1958'de Munih Universitesine Profesör olarak atandı. Ondan sonra enstütünün adı Max Planck fizik ve Astrofizik enstütüsü oldu.
Heisenberg ismi hep 1925'te yayımlanan Quantum Mekanik Teory ile anılır. Bu teori ve özellikle teorinin hidrojenin özdeş formlarının keşfiyle iligili uygulama alanları yüzünden 1932'de Nobel fizik ödülü aldı. Onun teorisi atom tarafından yayılan radyasyonun gözlemlenmesi temeline dayanır. Teoriye göre, belirli bir zamanda bir elektronun yerini yada (Niels Bohr'un öngördüğü üzere) gezegenlerin yörüngesi gibi elektronların yörüngesini tesbit edemeyiz. Pozisyon, hız gibi mekanik değerler sayılar yerine matrices adını verdiği soyut matematiksel yapılarla tanımlanmalıdır. Daha sonra Heisenberg bu teoriyi matrix denklemleriyle formüle etti. Hareketli bir parçacığın momentum ve hızının hesaplanması; quantum sabiti h ile, ölçülecek değerin çarpımlarından daha küçük olmayacak biçimde belirsizlik taşır kuralını içeren belirsizlik ilkesi(Uncertainty Principle)'ni ortaya attı. Bu belirsizlik insan için ihmal edilebilirsede atom düzeyinde gözardı edilemez.
1957'den sonra Heisenberg Plasma fizik, thermonuclear süreç problemleri ve Genova'daki uluslararası Atomik Fizik Enstütü'süyle sıkı işbirliğinde çalıştı. Birkaç yıl bu enstütünün bilimsel politik komitesine başkanlık etti ve daha sonra üyesi olarak kaldı.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri
]Wolfgang Pauli (1900- 1958)

Wolfgang Pauli 2 nisan 1900'de Viyana'da doğdu. Arnold Sommerfeld'in yanında Munich Universite'sine gitmeden önce ilk eğitimini Viyana'da yaptı. Doktorasını 1921 yılında aldı ve Göttingen Universite'sinde bir yıl Max Born'un, daha sonraki yıl da Copenhag'da Niels Bohr'un yanında asistan oldu. Zurih Federal teknoloji Universite'sinde teorik fizik profesörü olmadan önce, 1923-28 yıllarında Hamburg Universite' sinde okutman olarak çalıştı.

Daha sonra Michigan Universite 'si (1931 ve 1941) ve Purdue Universite 'sinde(1942) aynı görevle çalıştı. 1940 yılında Princeton'da Teorik Fizik Bilim başkanlığına seçildi. Fakat II.dünya savaşı sonrası Zürih'e geri döndü.
Pauli yirminci yüzyıl fizikçilerinin seçkinlerindendi. Onun arkadaşları daha öğrenciyken o, bir lider olarak biliniyordu. Görecelik Teorisinin iyi bir açıklamasını yayımladı. Onun adıyla anılan Exclusion prensibi' ni ortaya attığında, atomun yapısını belirginleştirdi, ve elektronun durumunu nitelendirmek için iki değişkenli bir fonksiyonun gerekliliğini ortaya koydu. Pauli, II. dünya savaşından hemen önce Zürih'teki Teorik Fizik araştırma merkezinde, yüksüz, ağırlıksız ve Beta bozumu sırasında enerji yüklü parçacığı, neutrinonun varlığının farkına varan ilk kişidir.
Pauli; alanların quantum teorisi keşfine büyük katkılarda bulundu ve 1945 yılında bu alandaki büyük ilerlemeye aktif olarak katıldı. Daha önce temel parçacıkların yörünge ve istatistiği arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak, alan teorisini birleştirmiştir. Teorik fizik ve quantum mekanik problemleri üzerine birçok ülkede makaleleri yayımlandı. Bunlar Enzyklopaedie der Mathematischen Wissenschaften Volume 5 Part 2, (1920) de yayımlanan Theory of Relativity,Handbuch der Physik, Vol. 23, (1926) de yayımlanan Quantum Theory , ve Handbuch der Physik, Vol. 24 (1933) de Principles of Wave Mechanics.
Pauli Royal Society of London 'in yabancı bir üyesiydi. Ayrıca Swiss Physical Society, American Physical Society, American Association for the Advancement of Science'yede üyeydi. 1930 yılında Lorentz Madalyasıyla ödüllendirildi.
Wolfgang Pauli, Franciska Bertram ile 4 nisan 1934 yılında evlendi. 15 aralık 1958' de Zürih'te öldü.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Posting Freak
Ünlü Fizikçilerin Hayat Hikayeleri
]Max Karl Ernst Ludwig Planck (1858- 1947)

Max Karl Ernst Ludwig Planck, Julius Wilhelm ve Emma (née Patzig) Planck'ın oğulları olarak 23 Nisan 1958'de Almanya, Keil'de dünyaya geldi. Babası Kiel Universite' sinde daha sonra da Göttingen'de profesör oldu. Planck öğretmenleri arasında Kirchhoff ve Helmholtz' unda bulunduğu Munich Universite 'sinde okudu ve doktorasını 1879 Munich Universitesi Filozofi bölümünde yaptı.

Daha sonra 1889'a kadar Kiel'de teorik fizik yardımcı Profesörü oldu. 1926'dan emekliliğine kadar burada kaldı. Bir süre sonra 1937'ye kadar sürdüreceği Kaiser Wilhelm Society başkanı oldu. 1894'te The Prussian Academy of Sciences' ın bir üyesi olarak atandı. 1912'de buranın kalıcı sekreteri oldu.
Planck'ın ilk çalışmaları R. Clausius' un yayınlarını okuyarak ve Kirchhoff'un yanında çalışıp, ondan çok fazla etkilendiği, thermodinamik üzerine olmuştu. Planck entropy, thermoelektrik ve Sığ Çözeltiler Teorisi üzerine yazılar yayımladı. Aynı zamanda radyasyon süreçleri üzerine yoğunlaşmıştı. Planck bunun elektromanyetik yapıda olduğunu gösterdi. Bu çalışmalardan doymuş radyasyon spectrumunun enerji dağılımı probleminin çözümüne önderlik etti. Deneysel sonuçlar gösterdi ki, bir karacismin(black body), sıcaklık fonksiyonu cinsinden yaydığı enerji dalga boyu dağılımı, klasik fiziğin öngörüleri ile uyuşmazlık içindeydi. Planck enerji ve radyasyon frekansı arasındaki ilişkiyi ortaya koyabildi. 1900 yılında yayımlanan bir yazısında bu ilişkiyi duyurdu. Bu bir kaynaktan yayılan enerjinin belirli büyüklüklerde olabileceği iddiasına dayanıyordu. Kaynaktan yayılan enerji; frekansı ν ise hν dir. Burada h evrensel sabittir Planck sabiti olarak bilinir.
Bu yalnız Planck'ın en önemli çalışması değil, ama aynı zamanda fiziğin bir dönüm noktasıydı. Klasik fizik ilk olarak bunu uygun karşılamadı. Bununla beraber teorinin doğruluğunu kanıtlayan gözlemler giderek klasik teori üzerinde ezici bir üstünlükle arttı. Bu uygulama ve gözlemlerden biri Einstein'in Photo Elektrik etkisiydi.
Planck'ın qunatum teori üzerine çalışmaları Annalen der Physik2 de yayımlandı. Onun araştırmaları Thermodynamik (Thermodynamics) (1897) ve Theorie der Wärmestrahlung (Theory of heat radiat ion) (1906) adlı iki kitabında özetlendi.
Royal Society'nin yabancı üyesi olarak 1920'de seçildi. ve 1928'de Copley Madalyasıyla ödüllendirildi. Planck Almanya Nazi hükümeti zamanında çok trajik ve sorunlu bir dönem geçirdi. Ülkesinde kalmayı bir görev bilmesine karşın, yahudilere karşı yapılan zulum politikalarına karşı koydu. Savaşın son haftalarında evinin bombalanması sonucu çok büyük zorluklar yaşadı.
O arkadaşları tarafından yalnızca büyük buluşları yüzünden değil, ama kişisel yetenekleri dolayısıylada saygıyla karşılandı. O aynı zamanda iyi bir piyanistti ve bir gün mizikte profesyonel olacağını söylerdi.
Planck iki defa evlendi.1885'deki görevinden ana şehri Keil' deki yardımcı profesörlüğüne kadar çocukluk arkadaşı Marie Merck'le, daha sonra Marie 1909'da ölünce kuzeni Marga von Hösslin' le evlendi. Çocuklarından üçü genç yaşta öldü. Onlar geride iki oğul bıraktılar. Oğullarından biri Hitlere suikast suçundan 1944 yılında idam edildiğinde çok fazla acı çekti.
3 ekim 1947'de Göttingen'de öldü.

[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.