Aleviler ve Alevilik hem dışımızdaki Alevi düşmanlarınca, hem ’bizden geçinen kalleşler, döner bizi taşlar’ sözlerine uyan Hınzır Paşalarca asimile edilmeye çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde biz Aleviler kendi inancımıza daha çok sahip çıkarak, "Alevileşerek’ buna dur diyebiliriz.
Gündemde AKP iktidarı Kültür Bakanlığınca organize edilen 100 Alevi kökenli ’dede’nin önce Necef’e, Kerbelâ’ya ve sonra da umreye götürülmesi olayı var. Ve (ben de dahil) bir çok yazar çizer, kanaat önderi, kurum yöneticisi günlerdir bu konuda, konuşuyor, yazıp çiziyor ve ülkenin başkaca bunca önemli yaşamsal sorunları varken, bu konu gündemde önemli bir yer tutuyor.
Bakıyor ve çok açık bir şekilde görüyoruz ki, başında İzzettin Doğan denilen kişinin olduğu Cem Vakfı devleti yöneten AKP iktidarı ve Fethullah Gülen’in başında olduğu Hizmet Vakfı ile bir takım karşılıklı çıkarlar doğrultusunda bir anlaşma yapıyor. Bu anlaşmaya göre de öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı bir daire başkanlığı oluşturulacak, bu daire başkanlığın emrinde de her vilayetten dede, zakir ve bir hizmetlinin olacağı bir kadro organizasyonu tesis edilecektir. Bu kadrolar da devletin memuru gibi çalışmaya başlayacaklar ve bu organizasyonun altyapısını oluşturacağı anlaşılan yüz kadar ’yüzsüz’ Alevi kökenli dede de, bu inkârcı, imhacı, katliamcı devletin ve iktidarın memuru ve hizmetkârı olmaya gönüllü bir şekilde devam edeceklerinden umreye götürüldüler.
Aslını sorarsanız çok da iyi bir zamandayız. Yani safları bir kez daha belirginleştirmenin, her bireyin aklına, vicdanına, inancına ve de karakterine uygun davranışlar sergilediği ya da sergileyeceği bir süreçteyiz. Tarih hem çeşitli dönemlerde toplumuna, yoluna, kültürüne ihanet eden, "Hınzır" paşalıktan kaçınmayan, Rayber/Rayver`liğe soyunanları yazıyor. Hem de Baba İlyas, Baba İshak, Kalender Çelebi, Şeyh Bedreddin, Şahkulu gibi zalimlere karşı çıkan, mazlumlarla birlikte direnip can verenleri, En-el Hak dediği için derisi yüzülen Hallac-i Mansur’u, ’dönen dönsün ben yolumdan dönmezem’ diyen Pir Sultan Abdal gibi darağacına giden ve ser verenleri de yazıyor.
Tam da bu tarihi gerçekliklerden ötürü bırakalım, kimi satılmışlar, ilkesizler, yol düşkünleri, üç beş kuruşun, haramın, rantın peşinde savrulacakları yerlere doğru savrulup dursunlar.. Umreye gideceklerse umreye gitsinler. Bırakalım umre ziyaretini yapıp geldikten sonra Fethullah Efendi ve İzzettin Efendilerinin etekleri altına girip ’Cami - Cemevi’ ucubeleri içinde birbirlerine al takke  ver külah ne diyeceklerse desinler.
Bırakalım Kerbela’da, Malatya’da, Çaldıran’da, Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Madımak’ta, Gazi’de, Suriye’de yitirdiğimiz yüzbinlerin katilleriyle, ya da Gezi direnişinde yitirdiğimiz gençlerin katili olan, devlet mantığını koruyan ve savunanlarla hem hal olsunlar.
Bırakalım Şeyhülislam Ebu Suud’a, Yavuz Sultan Selim’e, Kuyucu Murat’a ’ecdat’, Cem Evine ’cümbüşevi’ diyen, Alevi Kızılbaşlara tarihin birçok döneminde en insanlık dışı iftira ve karalamaları yapanlarla, çağımızın padişah özentili firavunuyla, susuzluktan öldüren, diri diri kazana atanlarla, boğazlayan, yakan katillerle birlikte nereye gideceklerse defolup gitsinler.
Bırakalım yıllardır Aleviliği, Sünnilik ve Şiilik üzerinden Müslümanlaştırmaya çalışan, su an iktidarda olan inkârcı devletin AKP`si ve İran’la birlikte yürüyen bazı düşkünler saflarını iyice belli etsinler. Onlar inkârcı, asimilasyoncu ve takiyyecilerle beraber umreye gitsinler. Herkes bilmelidir ki, bu zavallılar Aleviliği temsil edemezler, Alevi toplumu nezdinde de itibar görmezler. Ve yine herkes bilmelidir ki Alevilik, islamiyete de, umreye de, Arap yarımadasına da asla sığmaz, sığdırılamaz.
Aleviler her zamankinden daha uyanık olmalıdır. AKP iktidarı ve hizmet cemaati asimilasyon için birçok çakma dernek ve federasyon kurdu, kuruyor. Şimdi de paracı, çakma memur dedeler buldu. Onları umreye götürdü. Onlar umreye giderlerse gitsinler, biz Aleviler de Serçeşme’ye gideriz.
Alevilerin gerçek ’Dede, Ana, Rayber / Rayver, Mürşit ve Pirleri’ binlerce yıldan beri her türlü zor koşullarda ve baskılara rağmen Alevilik ’Yol’ ve ’Öğretisini’ gönüllülük temelinde bugünlere taşımışlardır. Dedeler bu görevlerini yaparken, hizmetlerinin karşılığında da taliplerinin gönlünden kopan, ’Kul Hakkı’na ve ’Rızalık’ düsturuna uygun ’Çıralığ’ veya ’Hakullah’ alırlar. O dedelere aşk olsun.
Alevi dedeleri asla yönetenlerin, sistemin, devletin Alevisi olmazlar, maaş almaz, memur hiç olmazlar. Hizmetlerinin karşılığı ödenecekse bile, bu durum din ve vicdan özgürlüğü temelinde, özerk Alevi kurumlarınca yapılmalıdır. Devlet buna karışmamalı, dinden elini çekmeli gerçek laikliği uygulamalıdır..
Diğer yandan anlaşılıyor ki, bu asimilasyon gönüllüleri için zalimliğin de, zulmün de hiçbir önemi yok ve bundan ötürü de zalimlere, sisteme hizmet ediyorlar. Bu mevkii, rant ve para sevdalısı çakma dedeler Necef’te, Kerbela’da gezerken, Suriye’de, yani hemen yanıbaşlarında, Suudilerin, Katarın ve AKP’nin her türlü destek sunduğu şeriatçı, gerici El Kaide ve El Nusracı paralı çetelerin adeta soykırımı andıran katliamlarını ve öldürülen Alevileri görmezden geliyorlar.
Bu sebeplerledir ki, Alevi toplumu, Alevi dernek, dergâh, kurum yöneticileri ve kanaat önderlerine düşen önemli tarihi görev, resmi ideolojinin memurluğuna soyunan, küçük rantlar uğruna asimilasyoncularla kolkola giren, devlete gönüllü hizmetkâr olan bu düşkünleri Alevi ritüellerine uygun bir şekilde toplum içine almamaktır. Bunlar, AKP tarafından Avrupa’ya götürülen, gittikleri yerlerdeki Alevi kurumlarına alınmayan ve bin pişman geri dönen 65 dede örneğindeki gibi asla dernek, dergâh ve kurumlarımıza sokulmamalı, herhangi bir görev verilmemeli, her yerde teşhir edilmelidirler...
13-15 Şubat günleri Xızır orucunun tutulduğu günlerdir. Alevi inancında Xızır her yerde hazır ve nazırdır, yardımcımızdır. Dertlere deva, sorunlara çare olandır.. Aleviler ve Alevilik hem dışımızdaki Alevi düşmanlarınca, hem ’bizden geçinen kalleşler, döner bizi taşlar’ sözlerine uyan Hınzır Paşalarca asimile edilmeye çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde biz Aleviler kendi inancımıza daha çok sahip çıkarak, "Alevileşerek’ buna dur diyebiliriz. Yani her zamankinden fazla Xızıra ihtiyacımız var..
Xızıre Qal yardımcımız olsun!
Erdal YILDIRIM / Alevizyon
Umreye Giden Düşkünler
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
3498
Umreye Giden Düşkünler
Umreye Giden Düşkünler
Alıntı:Tarih hem çeşitli dönemlerde toplumuna, yoluna, kültürüne ihanet eden, "Hınzır" paşalıktan kaçınmayan, Rayber/Rayver`liğe soyunanları yazıyor. Hem de Baba İlyas, Baba İshak, Kalender Çelebi, Şeyh Bedreddin, Şahkulu gibi zalimlere karşı çıkan, mazlumlarla birlikte direnip can verenleri, En-el Hak dediği için derisi yüzülen Hallac-i Mansur’u, ’dönen dönsün ben yolumdan dönmezem’ diyen Pir Sultan Abdal gibi darağacına giden ve ser verenleri de yazıyor.
Bu yazının altına imzamı atmaktan onur duyarım !
Benim 12-10-2013 tarhinde yazdığım bir yazım vardı "Birileri Zöhre Ana'nın kerametlerine inanmıyormuş" ve yazı şöyle devam ediyordu :
" Birileri Zöhre Ana'nın kerametlerine inanmıyormuş !.. Kimmiş O birileri ? Biz O birilerini tarihten tanıyoruz merak etmeyin!.. Tarih ; hakikâtleri haykıran ve bu uğurda herşeyi göze alan yeri geldiğinde can cömertliği yapmaktan geri durmayan peygamberle, evliyalarla hatta bilge insanlarla ve bilim adamları ile doludur... "
Bu yazıda geçmişte yaşayan Evliyaların yaşadıkları dönemde ne yazık ki toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul görmediklerini bunun da sebebinin egemenlerin veya inançsızların gerçekleri ile Hakkın bildirmek istediği Hakikatlerin farklı olduğudur. Biliyoruz ki her gelen peygamber veya Evliya paradigmaları (dünyaya, olaylara veya olgulara bakış açısı) değiştirerek eski, yolundan sapmış ,hakikatlerden uzaklaşmış her yapının yerine yenisiyle ve doğrusuyla değiştirmektedir .
Bu değişimin karşısında olanlar yine tarihte görüldüğü gibi ya egemen dini çevreler ya da beyin konforlarını bozmak istemeyen aptallaştırılmış toplumlardır. Bunların ortak özelliği zahiri sığlığı ve şekilciliği ön planda tutmaları ve toplumu ahiri vaatlerle kandırmalarıdır. Bugün, yaptıkları ibadetin çetelesini tutan ve okuyacağı duayla,kılacağı 2 rekat namazla cennetten parsel parsel yer düşünen, cenneti bir tarafta huriler bir tarafta şarap akan ırmaklar olarak tasvir eden azımsanmayacak sayıda bir toplum var.
GEçmişte yaşayan insanların düştükleri hata ve yanlışlara zannediyormusunuz ki bugünün insanları düşmüyor !.. İnansanız da inanmasanız da inanın Tarih tekerrür ediyor.
500 yıl önce "Ben Ali'yim, Ali benim" diyen Evliya'yı o dar ağacına götüren Musahip kardeşi ve dergahında yetişmiş nefsini şeytana, Yezide satmış Hınzır değil miydi?
Eğer Pir Sultan Abdal'ın arkasında inanan toplum olsaydı o yüce Pir asılmazdı !
En-el Hak diyen Mansur Baba keza yine öyle.
Hz.Üseyin'e , Ehlibeyte inandığını söyleyenler, Küfe kafirleri o yüce Şahı yarı yolda bırakmasalardı, arkasında dursalardı yine Kainat şehidi Hz.Üseyin o eziyetleri yaşamazdı !..
Gün gelecek aynı Tarih ;
Ehlibeyt Evliyası, Keramet sahibi, Hak ile Hak olmuş can gözü açılmış, görmeden gören duymadan duyan, B noktasını çözüp Şar kapısını açan, 4 Kapı 40 Makamın sahiplerinin sesini getiren , beşere beşer olarak görünen sıfatta Zöhre Ana hakikatte , nur aleminde Şahı Merdan Ali olan Mürşit Zöhre Ana'yı da yazacak ve Mürşit Zöhre Ana'ya Hınzırlık yapanları da lanetle anacak.
Kör göremiyorsa Güneşin ne kabahati var !..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi