![[Resim: 90uw.jpg]](http://imageshack.com/a/img812/797/90uw.jpg)
Ahmet Emin Yalman, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve arkasından da Cumhuriyet ilan edildiği günlerde Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya karşı cephe alanlardandı. Hatta bir ara İstiklal Mahkemesi'nde de yargılanmış, fakat aklanmıştı. Bunun üzerine Ahmet Emin gazeteciliği bırakmış ve iş yaşamına atılmıştı. 1936 yılının Ocak ayına değin de ticaretle uğraşıp duracaktı ama talihi onu o ayın başlarında bir gece Ankara'da Karpiç lokantasında Gazi ile karşılaştırdığında yazgısı değişecekti.
O gece, Atatürk, yanında Kılıç Ali bir birkaç kişi daha Karpiç'e geldiğinde, Ahmet Emin Yalman daha önceden yanında eşi gelmiş ve bir masaya oturmuş bulunuyordu. Kılıç Ali'yi göndererek onları masasına çağıran Atatürk, Yalman'a şöyle diyecekti:
"-Uzun yıllar evvel benim Selanik Askeri Rüştiyesi'nde çok sevdiğim bir yazı hocam vardı. Bu hoca ben de herhalde bazı meziyetler görmüş, bütün derslerden tam numara aldığım dikkatini çekmişti. Sınıfın birincisi olmamı sağlamak için, yazımın adeta okunmaz gibi olmasına rağmen, bana yazı dersinden tam numara verdi. Aradan yıllar geçti. Bu zaman zarfında ben memleketime ve barış davasına bazı hizmetlerde bulunduğumu sanıyordum. Hocamın oğlu siyaset meydanlarında karşıma çıktı. Bütün hizmetlerime karşılık bana sıfır numara vermeye kalkıştı. Buna diyeceğiniz nedir?"
Mustafa Kemal'in Selanik Askeri Rüştiyesi'ndeki bu hocası Tevfik Bey, Ahmet Emin Yalman'ın babasıydı!...
Yalman'ın yanıtı, o günün koşulları içinde yanıldığını, amacının doğru bildiğini söylemek ve yazmaktan başka bir şey olmadığını belirtmek olacaktı. Pekiyi, gazeteciliğe dönmek istiyor muydu? Hiç kuşkusuz, evet. O zaman, gazetesini yeniden çıkarabilirdi ama bir koşulla:
Atatürk'ün şimdi ona yazdıracağı şu sözleri ilk sayıya koymalıydı:
"On yıldır mesleğimden uzak düştüm. Bu zaman bir milletin hayatı için kısa bir devirdir, fakat fertlerin hayatında çok yer tutar. On yıl önce, 'Tabiat kuvvetleri'nin gidişine ayak uydurmakta zorluklar geçirdim Bu benim kabahatim değildi. 'Tabiat kuvvetleri'nin de değildi. Kusuru ortalığa hakim olan hal ve şartlarda aramak icap eder. Tecrübe sahalarında on yıl müddet ders gördükten sonra, bir Türk şairinin "Bu memleketi haraplıktan kurtaracak bir adam yok mu?" diye sorduğu suale: 'Evet var!' diye cevap veren adamla yeniden işbirliğine girişmeye kendimi istidatlı ve hazır görüyorum."
"-Yazdıklarınızı yüksek sesle okuyunuz, herkes duysun."
Yalman, heyecanından okuyamıyordu, eşi Rezzan Hanım okuyacak.
Yalman, der ki:
"Lokantada bulunanların hepsi bunu hararetle alkışladılar. Çünkü bir sevgi ve ahenk sahnesinin şahidi oluyorlardı."
Ne ki, bir iki gün sonra Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün şu iletisini Yalman'a bildirecekti:
"Yayınlanmak üzere dikte ettirdiğim mektup bir latifeydi. Bunun yayınlanmasına lüzum olmadan Ahmet Emin derhal eski mesleğine dönebilir."
Ahmet Emin Yalman - Yakın Tarihte Görüp Geçirdiklerim
Dipnot:Görsel, Mustafa Kemal ile Ahmet Yalman
Kaynak: Tarihtarih.com