Yemeğin tadına bakılmadan tuz eklenen durumlarla da sık sık karşılaşıldığını dile getiren Topbaş, ''Oysa bu tür durumlar ve tuzu sevmemiz, bizi kesinlikle ve kesinlikle ileride hipertansiyona aday yapacaktır. Çeşitli ülkeler artık tuz kullanımının azaltılması için kampanyalar yapmakta. Örneğin İngiltere, yeni nesle tuz tadını tanıtmama kampanyası yürütüyor, bazı ülkelerde lokantalarda tuzluk bulunması, hazır gıdalara tuz atılmasının yasaklanması gündeme geliyor'' dedi.
'Ekmekte tuz oranının azaltılması çok önemli'
Türkiye'de de ekmekteki tuz oranının azaltılması yönünde çalışma başlatıldığını, bunun çok önemli bir girişim olduğunu anlatan Topbaş, ''Ekmek yemeden karnımız doymaz. Ancak ekmekte de ölçüsüz atılan tuz, günlük alınması gereken miktarın çok üzerinde. Bu yeni çalışmayla ekmeğin daha sağlıklı olacağına inanıyorum'' diye konuştu.
Ekmeğin yanı sıra simit, poğaça, hamur işleri ve hazır satılan fast food ürünleri, dönerlerde ölçüsüz tuz kullanımının da önüne geçilmesi gerektiğine dikkati çeken Doç. Dr. Topbaş, şunları kaydetti: ''Hipertansiyona sessiz ölüm diyoruz. Çünkü çok ciddi belirti veren bir hastalık değil. Baş ağrısı, kalpte çarpıntı gibi şikayetler olsa bile büyük çoğunluğu belirti vermez. Hipertansiyondan korunmak veya onu kontrol altında tutmak, organların korunması için de çok önemli. Kan basıncının yüksek olması, organları besleyen küçük damarların beslenmesinin bozulmasına neden olur. Örneğin göz, retina tabakası, böbrekler, kalbi besleyen koroner damarlar, beyin damarları bundan olumsuz etkilenir ve sonuçta bu organlar görevlerini yapamaz hale gelir. Ülkemizde özellikle böbrek fonksiyonlarının kayıplarına neden olan hastalıkların başında yüksek tansiyon gelmektedir. Kontrol altına alınamadığında böbrekler sessizce işlevini kaybeder. Ayrıca hipertansiyon körlüğü, kalp krizine, beyin kanamasına da yol açabilir.''
4 Kasım 2011
Cumhuriyet
Cumhuriyet