Alıntı: Bugün Alevilik’le ilgili yaşanan kafa karışıklıklarını aşmak için bu inancın kökenini araştırmak, iyi öğrenmek gerekiyor.
Bu konuda Batı uygarlığında Hermes, Doğu ve İslam aleminde İdris Peygamber diye bilinen kişinin öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Batıni (hermetik-ezoterik) yolun kurucusu ya da önderlerinde biri kabul edilen bu kişinin simgesi Turna kuşudur.
Bugün Aleviler, adına türküler yaktıkları Turna kuşuna niye kutsallık atfettiklerini bilmiyorlar. Bir bellek yitimi var. O yüzden de inançlarının tarihini, asıl kaynağını unutmuşlar, İslam'a eklemlemişler. Oysa ki Turna kuşunun kutsal olması son derece doğal, çünkü o gerçek inanç yolları olan Batıniliğe ait bir sembol.
Her ne kadar sıradan inanç mensupları bilinç bulanıklığı içindeyse de inancın içinde bulunan gizli şifreler, ana kaynak için bize adres gösteriyor. Turna motifinden yola çıkarak, kaynağa doğru ilerleyebiliriz..
Kadim Mısır dininin kalıntılarından doğan ve antik Mısır inançlarının mirasçısı olan Hermesçiler, Neo-Platoncular ve Gnostikler, Tanrı'ya bireysel olarak ya da ezoterik (Batıni) örgütlenmeler sayesinde ulaşılabileceği inancına eğilim gösterdi. Bu yollara girebilmek için, gizemli ve çetin bir inisiyasyon (tarikata girip devam etme: seyri süluk) sürecinden geçmek gerekiyordu. Bu kapsamda her aday (talip) gizlilik andı içmek zorundaydı. Söz konusu tarikatlar her türlü açıklığı yasaklıyordu; gerçek bilgelik (insanı kamil olma) ancak ezoterik bir sistem içinde ve uzun ve zor bir süreç sonunda elde edilebilirdi. Bu tarikatlarda en önemli unsur inançlarının içerdiği gizemlerdi (sır). Sırrı, başkalarına açıklamak (faş etmek) yola ihanet anlamına gelirdi.
Hermesçilik, Neo-Platonculuk ve Gnostisizm’de yolu benimseyen sıradan mürit kitleleri için "inançlar" (zahir), seçilmişler için "gerçek bilgi" (batın) vardı. Bu akılsal bir bilgi olmayıp, insanın kendini bilmesi gibi sezgisel ve bilinçsel bir süreci kapsıyordu.
Aydınlanmış azınlık (hakikat ehli) olarak seçkinler Tanrı'ya yaklaşabilirlerdi. İnsanın kendi içine dönüşü, insanın fiilen ya da potansiyel olarak Tanrısal olduğu inancını birlikte getiriyordu. (Özünü bilen hakkı bilir)
Hermesçiliğin yaşı konusunda net bir görüş yoktur. Hermesçiliğin ve Hermesçi literatürün (Corpus Hermetica) Mısır kökenli olduğunu savunan görüşe göre akımın tarihi oldukça gerilere gitmektedir.
Hermes, İslam toplumlarında İdris peygamber olarak bilinir. İdris, Kur'an'da dürüst bir peygamber olarak yer alır. İslam geleneklerinde, Hermes "filozofların babası" ve "kendisine üç kere hikmet verilmiş kişi" olarak geçer.
Hazreti Şahın avazı
Hermes’in sembolü olan Turna kuşu Alevilerce kutsal sayılır. Turna için söylenmiş onlarca deyiş ve Turnalar Semahı vardır. Aleviler’deki Turna kültünün varlığı, Alevi inancının kaynağına ilişkin önemli bir işaret, bir ipucudur.
Alevi ozanların deyişlerini, her kişi, kendi düzeyine göre anlar. Alevi deyişlerinden, kişinin bulunduğu bilinç aşamasına göre dört farklı anlam çıkarması olasıdır.
"Hazreti Şah'ın avazı
Turna derler bir kuştadır
Asası Nil deryasında
Hırkası bir derviştedir"(Pir Sultan)
Ben, sembolik anlatımlarla bezeli bu dizelerde yer alan “Hazreti Şah’ın avazı”nı Batıni öğreti olarak algılıyor, bu öğretinin; öğretmeninin İdris Peygamber (Hermes) olduğu, Mısır diyarında kök saldığını, bu öğretinin bir kolunun ise tasavvuf ehlinden oluştuğunu anlıyorum.
Şimdi bazı arkadaşlar burada bahsedilen "Hazreti Şah"ın Hz.Ali olduğunu, avazının Turna avazına benzetildiğini söyleyecek. Ancak bu; deyim yerindeyse "kaydırma", sonraki yüzyıllarda oluşmuştur.
Zaten bu da üzerinde durulması gereken bir konudur. İdris peygamberin (Hermes) yanı sıra Hızır olgusunun da iyi araştırılması, sonraki yüzyıllarda bu kişiliklerle Hz. Ali arasında kurulan bağ, daha doğrusu özdeşleştirmelerin iyi analiz edilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Alıntı:aleviweb.com