Dünya Bülteni/ Kültür Servisi
Derin Tarih’te konu hakkında birbirinden kıymetli yazılar ve yaklaşımlar var. Ahmet Yaşar Ocak, Şükrü Hanioğlu, İsmail Kara, Müfid Yüksel, Hüseyin Hatemi, Mehmet Çelik dosyaya yazılarıyla katkıda bulunuyor. Ayrıca Reha Çamuroğlu ile bir söyleşi yapılmış. Meselenin bugününe dair olanların ise ayrı bir önemi var. İsmail Kara’nın yazısı bunlardan biri. ’Türkiye Kendi Aleviliğini mi Tartışıyor? Sorusu Etrafında Birkaç Not’ başlığını taşıyan yazı aynı zamanda hatıralardan kesitler de sunuyor. Tarih boyunca Sünniliğin açılarak Şiiliğin ise kapanarak hayatini sürdürdüğüne dikkat çeken yazının bugünkü meselelere değinmiş olması önemli. Camilerde, hatta ’Sünni’ tekkelerde hiç Muaviye levhasının olmaması buna karşın Ehli Beyt levhalarının bulunması bununla alakalıdır.
BİR ZİKİR MERASİMİNDEN’
Şöyle başlıyor İsmail Kara’nın yazısı: ’İmam Hatip Okulu’nda talebe iken kandil gecelerinin birinde okulun yakınında olan bir tekkeye gitmiştim. Tasavvuf ve tarikatlar hakkında çok az malumatı olan biri olarak ilk defa bir tekkede âyin-zikir icrası görecektim.(’)
Yatsı namazı bütün âdap ve erkânına riayet edilerek cemaatla kılındı. Peşisıra giderek gulgulesi ve etkileyiciliği artan cehri-kıyamiâyin-zikir başladı. Önce oturarak sonra ayakta. Şeyhefendi’nin sağ tarafında 12 terkli tacıyla ve hırkasıyla bir Bektaşi babasının/şeyhinin olmasını ilk anda çok garipsedim. Babanın namaz kılarken kıble yerine bazan yanındaki adama (insana) döndüğünü duyduğumda şaşkınlığım arttı. Zikir ilerledikçe dini hissiyatımla birlikte hayretlerim de katlandı, çünkü zâkirbaşı Pir Sultan Abdal’dan, Hatai mahlaslı Şah İsmail’den, Seyyid Nesimi’den ilâhiler okumaya başlamıştı. Bir Sünni tekkede, namazdan sonra başlayan bir zikirde bunların ne işi vardı diyordum kendi kendime? Alevi desen değil, Şii desen değil, İranlı hiç değil! Duada şaşkınlığım kemâl noktasına ulaştı; Şii yahut Bektaşi-Alevi bir mekânda yahut merasimde imişiz gibi ilk üç halifenin adı duada teberrüken bile olsa hiç anılmadı, evet hiç; buna karşılık Hz. Ali, ehl-i beyt-i Resul ve 12 imam gulguleye dönüşen ’hûûûû’lar eşliğinde tazimat ve tekrimatla yad edildi...’
SİYASETNAME SANSÜRLÜ BİR ŞEKİLDE YAYINLANDI!
İsmail Kara’ya göre, tasavvuf ve tarikatların Şiileşmesi/Alevileşmesi manasına gelen teşeyyü’ifadesi, Şiiliğin ve Aleviliğin bir şekilde Sünniliğin içine alınması anlamına geliyor. Bunu tarihi ise Türklerin Müslümanlaştığı 10 ve 12. Yüzyıllara rast gelmekte. Bir başka şekilde ifade edilirse, ’İslâm dünyasının hem siyaset hem de dini ilimler ve kültür alanlarında, elbette aynı zamanda Sünnilikle Şiilik arasında üst düzeyde bir birlik/birliktelik ve/ya ilişkilendirme arayışına girdiği ve ardından bunu büyük ölçüde başardığı devirlerde.’
İsmail Kara’nın dikkat çekiği diğer meseleler ise şunlar:
Nizamülmülk’ün bu dönemlerde telif ettiği meşhur Siyasetname’sinin en önemli problemlerinden birinin Rafizilik başlığı altında bu mesele olduğunu fark etmek lazım. ’Buradaki Rafizilik bir şemsiye kavramdır ve Şiilik, Alevilik, Kızılbaşlık, Batınilik, aşırı mistik yorumlar, İslâmiyet öncesinden kalan tortular gibi birçok şeyi içine alır. (Bu yüzden 1982 yılında Kültür Bakanlığı M. Altay Köymen’in Siyasetname tercümesini yayınlarken Alevilikle ilgili birçok paragrafını -herhalde aktüel Alevilikle ilişkilendirilir endişesiyle- sansürlemiştir. Sansürü mütercim de yapmış olabilir, bilmiyorum’
Aynı dönemde İmam Gazali’nin Batınilik üzerinden yapmaya çalıştığı yorumlar da bununla irtibatlıdır. Türkçe en büyük ve etkileyici Kerbelâ ’mersiyesi’ni Fuzuli’nin yazmış olması da bir başka hadisedir. Camilerin Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve ehl-i Beyt hatlarıyla dolmasına da dikkat edilmelidir.
ALEVÃLERİN SÜNNÃLEŞMESİ
İsmail Kara ayrıca, tarih boyunca Anadolu’da şehirleşen Alevilerin çok yaygın bir şekilde Sünnileşmesine dikkat çekiyor. 1940’lı yıllarda Türkiye’de yapılan ilk alan araştırması çalışmalarının ortaya koyduğu gerçeklerden biri de budur. Fakat 60’lı yıllarda ortaya çıkan iki gelişme bu sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesini engellemiştir. Şöyle devam ediyor İsmail Kara: ’Biri Aleviliğin bir kanadının aktif ve silahlı sol hareketler içinde yer alması, ikincisi de bununla irtibatlı olarak genç ve tahsilli Aleviler arasında ateizmin yaygınlaşması. (Bu iki çizginin nerede ise eşzamanlı olarak Almanya ve Fransa’da karşılık bulması ve meselenin giderek Türkiye’nin uluslararası problemlerinden biri haline gelmesi herhalde tesadüfi değildir. Fransa’nın uzun yıllardan beri tarikat araştırmalarını, bu arada Anadolu Aleviliği çalışmalarını hususi olarak desteklediğini de hatırlamak lazım). Aynı yıllarda Türkiye’de yükselişe geçen radikal ve entelektüel İslâmcılığın, kısmen İmam Hatip Okulları camiasının Anadolu Müslümanlığını, tasavvuf ve tarikatları önemsemeyen, hatta nerede ise İslâmdışı sayan temayüllerini de hesaba katmak gerekecek.’
İSLÃM MERKEZLİ YARILMANIN DERİNLEŞTİRİLMESİ
İsmail Kara, son günlerde tartışılan cami versus cemevi konusundaki kanaatlerini şu satırlarda açıkça ifade etmiş:
’Herkes biliyor ki cami karşısına cemevini koyma fikribu süreçlerin bir parçası olmakla beraber yeni, yepyeni bir hadisedir. Belki inanmayacaksınız ama şimdi her tarafı kuşatan kimlik-etnisite tartışmaları gibi soğuk savaş sonrası şartların, normalleşmeyi biçimsizleştiren dayatmaların bir ürünü. Mesele Alevilerin kendilerine mahsus bir ’ibadet’ yerlerinin olup olmaması değil cami-cemevi karşıtlığı üzerinden din merkezli bir yarılmanın derinleştirilmesi, bu yolla Türkiye’ye ve bize, hepimize müdahale edilmesidir. Ortak tarihi tecrübelerimizden, müşterek acılarımızdan hiçbirinin ne siyaset, ne ilim, ne basın, ne de ’din dili’nde doğru dürüst devreye girmemiş olması başka türlü nasıl açıklanabilir?’
Yazıda yer verilen hatıralar ve görsellerden sonra şu satırlar daha da anlamlı hale geliyor: ’Problem Türkiye’ye, Türk insanına, Türkiye’deki İslâm meselesine, Sünnilere, Alevilere müdahale etmenin hak ve hürriyet edebiyatı üzerinden yürütülmesindedir.’
dunyabulteni.com
Türkiye hangi Aleviliği tartışıyor?
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3965
Türkiye hangi Aleviliği tartışıyor?
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi