You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...

Posting Freak
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
Atatürk’e saldıran bir yunan gazetesi ve iftiraların Türkçesi

KEMAL ATATÜRK BABASI BİLİNMEYEN BİR ....

SELANİK’TEKİ EVİN KENDİSİNE AİTLİĞİ DE BELİRSİZDİR.


Yunan Gazetesi Hronos (1 Mart 1996)

TÜRKÇE ÇEVİRİSİ

[FONT="Times New Roman"]Diktatör ve Türkiye'nin reformcusu Kemal Atatürk'ün babası belli değildi. Kemal'in kişisel ve yakın dostu Rıza Nur öyle diyordu. (Rıza Nur, İsmet İnönü'yle birlikte Türkiye adına 1923 Lozan Antlaşması'nı imzalamıştır.) Rıza Nur bu gerçeği ortaya çıkardıktan sonra Kemal tarafından sürgün edildi ve hakkında öldürülme emri verildi. Ancak Rıza Nur, Paris'e kaçıp kurtuldu ve anılarını yayımladı. Hemen ardından Londra'daki bir dergi tarafından bu anılar İngilizce olarak yayımlanmaya başladığında, bu dergiye yayımını durdurmazsa bombalanacağı tehditleri (büyük olasılıkla Türk şövenistler tarafından) gelmeye başladı.

Rıza Nur'un anıları içinde, Kemal'in askeri eğitim gördüğü okul kayıtları var olup burada babası bilinmiyor olarak yer almaktadır. Türkler konunun yok edilerek unutulması amacıyla bu nüfus kayıtlarını ortadan kaldırdılar. Kemal'in annesi olan Zübeyde, Selanik'teki gümrük memuru olan ve Türklerce Mustafa'nın resmi babası olarak gösterilen Ali Rıza'yla ilk evliliğini yaptığında küçük bir bebekti. Gerçek babasıyla ilgili iki yorum vardır :

(1) Genç Zübeyde'nin ilişki içerisinde olduğu Yenişehir (Larissa) mutassarıfı Abduş Ağa,

(2) Kimliği bilinmeyen Selanik'li bir Yahudi dönmesi. (Ayrıca Hronos bir önceki sayısında Kemal'in Yahudi kökeniyle ilgili bilgi vermişti.)

(Öldüğünde camiye götürülmemişti.) Ali Rıza öldüğü zaman, Zübeyde, zengin bir aileye sahip bir Türk Paşasıyla evlendi. Bu arada Kemal reşit olduğu zaman Paşa'dan miras istediğinde "h.s...tir p.ç" yanıtını almıştır.

Kemal askeri okuldan mezun olduğunda Manastır'daki bir Yunan kızına aşık oldu. Doğal olarak bu genç kızın ailesi, kızlarının bir Türk, aynı zamanda bir askerle olan ilişkilerini benimsemedi. Araya Manastır metropoliti girerek durumu sultana şikayet etti ve Kemal, buyrukla Libya çöllerine sürüldü. Kemal'in Yunanlılara ve Ruhban sınıfına hıncı buradan kaynaklanmaktadır. Kemal'in 1923-1938 yılları arasındaki Türkiye diktatörü olarak yapmış olduğu çılgınlıklarla ilgili olarak, New York'ta 1973 yılında gazeteci Noel Barbier tarafından yayımlanmış olan "The Sultanss" adlı tarih betiğini (kitabını) okumanızı öneriyoruz. Kemal'in p.ç soyuyla ilgili Rıza Nur'un anılarını bulup okumamızın olanağı yoktur. Çünkü bu yayın Türkiye'de yasaklanmıştır.

Selanik'te Kemal'in evi olduğu öne sürülen eve gelince, Yunan Devleti'nce Türkiye denen kültürsüz, vahşi ve doyumsuz canavarın saldırganlığının bir parça önünün kesilmesi amacıyla iyi komşuluk göstergesi olarak, "Kemal'in (Anadolu'daki Helenizm'i yok eden ) doğduğu ev" denerek bir eski ev verildi. Bu armağan, komşularımız saldırgan ve obur seslerini yükseltmesinler, diye verildi. (Bununla Atina'daki hıyarlar, Şekspir'in Otello adlı eserinde "Lanetli Irk" olarak isimlendirildiği Asya canavarını durdurabileceklerini sandılar.) Doğal olarak o eski evin gerçekten Kemal'in evi olduğu ya da onunla herhangi bir ilişkisi olduğu yönünde herhangi bir gerçek kanıt yoktur.

İşte Rıza Nur bu. Böyle bir kişi nasıl ciddiye alınır? Yazdıklarına nasıl inanılır. Araştırmadan, karşılaştırmadan Rıza Nur'un iftiralarına inanan da olsa olsa yeni bir Rıza Nur'dur.

DİPNOT :
(1) Bu bölüm, Turgut Özakman'ın, "Dr. Rıza Nur Dosyası" (Bilgi Yayınevi-1995) adlı yapıtından yararlanılarak hazırlanmıştır
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
ANNESİNE YÖNELİK İFTİRALARA YANITLAR


İFTİRA :
Atatürk’ün Annesi Genelev Kadınıymış ve Annesinin Genelevden Çıkarıldığına Dair Mahkeme Kararı Varmış (!)
[FONT="Verdana"]
GİRİŞ

Türk'e Atatürk'ü veren, en büyük Türk anası hakkında böyle bir konu açıyor olmaktan üzüntü duyuyoruz. Bizi bağışlamasını diliyoruz.
Türkiye'de hurafelere dayalı düzen kurmak isteyenler, kendilerine taban oluşturabilmek için din, Atatürk ve tarih ögelerini çarpıtarak kullanırlar. Kişiyi; din ögesiyle "Ben Müslüman’sam laik olamam"; Atatürk ögesiyle "Soyu sopu belli olmayan, bunca kötü özellikler taşıyan birinin yaptıkları iyi olamaz"; tarih ögesiyle de "Ben Türk ulusundan değil, İslam ümmetindenim." anlayışına getirmeye çalışırlar.

Atatürk’e ilişkin bütün olumlu duygu ve düşünceleri tersine çevirebilmek için işe Atatürk’ün annesinden başlarlar. O yüce kadına, kötü kadın olduğu, genelevde çalıştığı iftirasını atarlar. Bu iftiralarını da 1990 yılında, sahte bir mahkeme kararıyla gerçekmiş gibi göstermek isterler.

Bu sahte mahkeme kararına göre; Zübeyde Hanım birlikte yaşadığı kişi ölünce, ondan olan oğlu için babalık davası açmış, ölenin yakınları itiraz etmiş, karısı olmadığını, genelevden odalık aldığını ve odalık aldığında Zübeyde Hanım'ın 2 yaşında çocuk sahibi olduğunu bildirmişler. Mahkeme de sözde geneleve sormuş, gelen yanıtta da Zübeyde Hanım'ın 19 Haziran 1881'de oğluyla birlikte geneleve girdiği, 11 Nisan 1882'de ölen kişi tarafından genelevden çıkarıldığı belirtilmiş. Böyle olunca mahkeme davanın reddine karar vermiş.

Bu iğrenç iftiracılara göre, bu karar dolayısıyla artık her şey o kadar açık ki, hem de mahkeme kararıyla kanıtlı ki, Mustafa Kemal'in babası belli değildir, annesi de kötü kadındır.
Dünya dillerindeki hiçbir sıfatla anlatılamayacak bu iğrenç iftiranın yanıtlarına geçmeden, Türkiye'nin geldiği durumu görelim. Bu sahte belge, 1990'da, Almanya'dan, Siirt'ten, Bitlis'ten çeşitli adreslere postalanıyor. En acısı da, Milli Eğitim Bakanlığı'nda çoğaltılıyor (Personel Genel Müdürlüğünün bir şefi tarafından) ve Meclis'te milletvekillerinin posta kutularına dahi atılabiliyor (23 Şubat 1994)(1).


Hürriyet Gazetesi 3. sayfa (21 Ocak 1990)
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
[Resim: 26kz.jpg]



[Resim: 39nw.jpg]



Hürriyet Gazetesi 16. sayfa (21 Ocak 1990)

[Resim: 46pw.jpg]
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
[FONT="Verdana"][B]Peki Basın Bunlara Ne Cevap Vermiş....[/B]

Türk basını o günlerde bu iftiraya tepki göstererek düzmece belgeyi inceledi.

Basının vardığı sonuç:


• Kağıdın rengi bozulmamış, yazılar hasar görmemiş, 110 yıllık belgede bu olanaklı değildir.

• O dönemin kararlarında pul yoktur. Bu düzmece kağıtlarda pul var.

• Kararda, imzası bulunan yargıçların adlarının ve kıdemlerinin yazılı olması gerekir. Yok.
Ayrıca kararda hukuksal mantık olarak da büyük bir yazım ve görüş hatası vardır. (2)


• Evli bir kadın nasıl babalık davası açabilir?

[color=Red]• Annesi genelevde çalışmış olan ve üstelik bu durumu mahkeme kararıyla belgelenmiş birisini, Osmanlı ordusunda askeri okullarla alıyorlar mıydı?

• Osmanlının o yıllarında resmi genelev var mıydı? Varsa çalışanları kimlerdi? Yoksa, bu konu nereden çıktı?

• Ayrıca sözü edilen tarihte Zübeyde Hanım 24 yaşında ve babasıyla iki erkek kardeşi var. Bu koşullarda ve o günkü Türk aile yapısında böyle bir durum olabilir mi?


• Böyle bir durum olsaydı, Mustafa Kemal'in muhalifleri, o yıllarda ve sonrasında, M. Kemal'i öldürme girişimleri yerine, bu durumu kullanmazlar mıydı?



• Böyle bir durum olsaydı, Padişah Vahidettin, M. Kemal'e kızıyla evlenmesini önerir miydi?




• Karşı taraftan "Bu durum o zamanlar bilinmiyordu." sesleri geliyor. Bu olanaklı mı? Selanik gibi herkesin birbirini tanıdığı, özellikle Türk'lerin birbirlerini yakından tanıdıkları bir kentte böyle bir durum gizli kalabilir mi? M. Kemal'in çocukluk arkadaşları var, okul arkadaşları var, sonrasında Selanik'te görev yapan asker arkadaşları var. Bunların içinde sonradan muhalifi olanlar var. Bunlar, böyle bir şey olsa duymazlar mıydı?
Duyanlardan, en azından biri, en azından Atatürk öldükten sonra, dile getirmez miydi? Karşı taraftan "Rıza Nur dile getirdi." sesi geliyor. Rıza Nur'un kim ve nasıl biri olduğunu anlattık.
Desteksiz atıyorlar, alçaklığın en büyüğünü yapıyorlar. Bu iğrençliğin düpedüz iftira olduğunu anlamak hiç de güç değil.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
Böyle çirkin iftiraların ve ithamların kaynağının ebediyen Türk ve Atatürk düşmanı güçlerce gündeme getirildiğini biliyoruz.

Bu çirkinliklerin hiç biri bu toplumda da dünyada da yer bulmamıştır.
Tarih, edebiyat ve güzel sanatlar Atatürk'ü övmüş ve yüceltmiştir.
Düşmanlarımızın bu aşağılık iftiralarını ciddiye alarak cevap yazmaya bile gerek yoktur.
Bizim onu nasıl tanıdığımız daha önemlidir.
Onun gerçek kimliğini dünyaya haykırıyoruz:

Hristiyan ve Yahudi dünyasına:
1-Atatürk, Allah olduğuna inandığınız İsa Mesih'in bir yaşamıdır.
2-Zübeyde Ana, Hak olduğuna inandığınız Meryem Ana'nın bir yaşamıdır.
3-İsa Mesih'e ve Meryem Ana'ya ulaşmak istiyorsanız Zöhre Ana'ya ulaşınız.
Çünkü Zöhre Ana'nın dili Hz. İsa'nın dilidir.

]Müslüman Dünyasına:[/color]
1- Hz. Muhammed'e yaptığınız iftiraların bir benzerini de Atatürk'e yapanlar utanınız.
Dil uzattığınız Atatürk Hz. Ali'nin bir yaşamıdır.
2-İftira ettiğiniz Zübeyde Ana, Kerbela Şehidi Bedriye Ana'nın bir yaşamıdır. Ehlibeyt evladıdır.
3- Hz. Muhammed'i ve Hz.Ali'yi bilmek ve tanımak isteyenler Zöhre Ana'ya ulaşmalıdırlar.
Zöhre Ana'nın dili Ali'nin dilidir.
Onun mekanı Hz. Muhammed'in dergahıdır.

]Bunlara inanmayan ve gülüp geçenler: [/color]
Siz, gerçeği öğrenmeden ölen, insan görünüşlü mahluklar olarak bu dünyadan gideceksiniz.
Ama bu bile "gerçeği" öğrenmenize engel olamayacak.
Çünkü "gerçek" öbür dünyada sizi karşılayacaktır.
"Gerçek" Zöhre Ana'dır.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 04/05/2009, 15:52, Düzenleyen: Dogan.
Posting Freak
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
Atatürk’ü bu şekil karalayan zatlar, her şeyden önce insanlıktan belli ki nasibini alamamış, yaradılış gayesini anlayamamış, Yalnızca insana has değerler olan zeka ve fikir yoksunu fukaralardır.
]
Eğer ki bütün hayatını dünyevi çıkarları, istekleri ve arzularından uzak, yalnız insanlığa hizmet ederek geçirmiş bir Mustafa Kemal Atatürk bahsedildiği gibi bu kadar kötü bir insan ise, o zaman dünya üzerinde insanlık sıfatını taşıyan bir tane bile kul yok demektir…
]
Eğer bahsedildiği kadar kötü bir insan bunca iyi ve güzel işleri yapmışsa, şimdiye kadar insanlar doğruluk denen kavramlarla kandırılıp durmuşlar. Bundan sonra doğru insanlar iyi insanlardır sözüne inanmamak lazım herhalde. Çünkü bunların açıklamalarına bir an doğru farzederek bakacak olursak tarihte insanlık için en güzel işleri kötü diye nitelendirilen bir insan olan Mustafa Kemal Atatürk yapmıştır. Bunu nasıl açıklarlar acaba çok merak ediyorum…
]
Ancak Atatürk’ün sözlerine ve de yaptıklarına bakıldığında atılan bu iftiraların gerçeklerle bir alakası olmadığını her aklı başında bir insan anlayabilir…
]
Mesela Atatürk’ün Annesine ve Babasına atılan iftiralarla Atatürk’ün namus, şeref ve haysiyetine çamur atılmak isteniyor.
Oysa Atatürk’ün bütün dünyayı önüne alarak ölümüne verdiği mücadele sonucunda ya bağımsızlık ya ölüm diyerek Türk milletine bağımsızlığını kazandırmasıyla, O Türk milletinin namus, şeref ve haysiyetini kurtarması, o değerleri düşmanlara çiğnetmemesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ne kadar namusu, şerefi ve de haysiyetine düşkün bir insan olduğunu en güzel şekilde gözler önüne sergilemektedir…
]
Vatan namustur, Önce Vatan diyerek o vatan için canını hiçe sayması, senelerce verdiği mücadeleler sonucunda o vatanı düşmanlardan temizlemesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün namus kavramını en güzel şekilde aklı yerinde olan insanlara anlatmıyor mu?
]
Tarihte gayri meşru olup da bu kadar insanlığa faydalı, bu kadar insanlığa hizmet etmiş, bu kadar namusu, şerefi ve haysiyeti için canını ortaya koyup mücadele vermiş bir insan bana göstersinler o zaman bırakın Atatürk’ü, kendimden bile şüpheleneceğim.
Ama gösteremiyorlarsa asıl namusuz, şerefsiz, haysiyetsiz, gayri meşru çocukları bu tezleri savunan, bunca iftiraları atan, bunca karalamaları yapan o veled-i zinalardır…

Gelelim Atatürk’e çatan Bizansın tohumları yunanlılara; Onlar Atatürk’ü kendi meydan muharebesinde Atatürk’e yenik düşen ordu başkomutanlarına sorsunlar.
O Atatürk ki kendi düşmanı olan o esir komutanı özel bir odada yunan bayrağı renkleriyle donatılmış temiz insana yakışır bir ortamda ağırlayarak, dünyaya gerçek bir insanlık dersi vermiştir. Acaba yunanlılar bu şekil gerçek bir insanlıktan haberdarlar mı?
]
O Atatürk ki bayrak bir milletin şerefidir, diyerek ayaklar altında gezinen bir yunan bayrağını kaldırtarak, bütün dünyaya gerçek şerefli bir insanın nasıl olabileceğini en güzel şekilde göstermiştir.
Acaba yunanlılar aynı konumda olsalardı böyle şereflice bir hareketi yaparlarmıydı? Hayır. Çünkü onlar Atatürk gibi bir insana hiç çekinmeden onca gerçek dışı iftiralar yağdıracak kadar şerefsizlerdir…
]
Bizdeki yobaz Atatürk düşmanları da bunların zamanında Anadoluda bıraktıkları yunan tohumlarıdır. Onun içindir ki Atatürkle ilgili söylemleri bu kadar birbirlerini tutuyor. Çünkü bunları kanları, canları, fikirleri, dilleri, ve de karakterleri birdir. Armut dibine düşermiş…
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Senior Member
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk'e ve Ailesine Atılan İftiralar ve Cevaplar...
;-(.....hic bisey yazmiycam bunlara ve bunlar gibilerine tek kelimeylee yuhh yuhh yuhhh bu kadar olur yanii....ne kadar saygisiz insansinizz ya iftira atiiginiz kim????;-((ataamm yuce insann buyuk insannn yani sizi gayile alip kotu kelime yazmiycamm cunki sizlere degmezz sizin gibilerine hicc hele....atin atabildinizce ...nasil olsa butun kotuluklerr bir gun donupp dolasipp boynunuza dolancakk o zaman bakcazz....MUSTAFA KEMAL ATATURK::: ZOHRE ANAM:::ALLAH MUHAMMED YA ALI:::ILLA ALI ILLA SEYFII ILLA ZÜLFUKARRR YOLUNUZDAYIMM :kim ne derse desin kim ne soylerse soylesin!!!!!!!!!DÖNEN DÖNSÜN BEN DÖNMEMMM YOLUMDAN!!!!!!!anca burda atrsinizz zatenn yazikk size cokk yazikk
Son Düzenleme: 06/11/2009, 00:50, Düzenleyen: canan 58.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.