,Verdana,Arial]Hazırlayan: Seyhan SEVİNÇ
[FONT=Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif]BÜYÜK SAVAŞÇI KENDİ HAYATINI ANLATIYOR 3
Prof. Dr. Türkan Saylan’ın mücadele dolu yıllarını, Mehmet Zaman Saçlıoğlu 2004’te ilk baskısı yapılan “Güneş Umuttan Şimdi Doğar” adlı kitapta kaleme aldı. Saylan, nehir söyleşi tarzında hazırlanan kitapta, kızların okuması için verdiği mücadeleyi detaylarıyla anlattı
ÇaĞdaŞ Yaşamı Destekleme Derneği’ni kurma girişimleri 1989’da başladı. O yıllarda ileri boyutlarda irtica hareketleri vardı. Birçok aydın, Atatürkçü, çağdaş insan bu irticai hareketlenmelerden rahatsızlık duyuyordu. Anadolu’daki sağlık taramaları sırasında Anadolu’yu, özellikle eğitim eksikliklerini ve kadın sorununu tanımıştım. Uzun toplantılar yaptık. Ülkenin gidişini, yapılabilecekleri, örgütlenmenin en doğru nasıl olması gerektiğini tartıştık. İstanbul’da ÇYDD’yi kurduk. Önce yaz okulları açtık. Özellikle varoşlarda. Gerici örgütlenme yazları çocukları kuran kurslarına çağırıyor ya da çocuklar bütün zamanlarını sokakta geçiriyorlardı. Biz de bu sokaklarda kalmasınlar diye izin aldık ve devletin ilköğretim okullarında, yaz kursları düzenledik. Çocuklar bu okullarda hem eksik derslerini tamamlıyorlar, hem resim yapıyorlar, müzik öğreniyorlardı. İlk zamanlarda palyaço kılığına girip öğrencileri okullara çağırıyorduk, onlara mutluluk verici bir ortam olduğunu gösteriyorduk. Çünkü gerici örgütlenme gerçekten çok sistemli çalışıyordu.
Yoksul gençleri gördükçe...
Sonra burs programı başlattık. Üniversite öğretim üyesi olduğumuz için, Anadolu’dan gelen birçok gencin ne kadar yoksul olduğunu görüyorduk. O dönemlerdeki şeriatçıların aşırı örgütlenmelerine karşı, biz de gençlerimizi birer birer, deniz yıldızı gibi çağdaşlığa, Cumhuriyet ve Atatürk sevgisine, bilimsel düşünceye, gerçek üniversiteye yönlendirmeye çalıştık, işte. Burs projesi zaman içinde gelişti, bugün binlerce öğrencimiz, binlerce çağdaş insanımızın desteğiyle yükseköğrenimlerinde biraz olsun destek görüyorlar...
Ölüm tehdidi alıyordum
ÇYDD’yi 1989’da kurduğumuzda büyük bir risk vardı, bunu yaşadık. Radikal İslam’ın yükseldiği bir dönemde ortaya çıktık. Yerel yönetimleri almış bir radikal İslam, müthiş bir reaksiyonla, tepkiyle kendini göstermeye başlamıştı. Arkasından radikal İslam iktidar ortağı oldu. İlk başladığımızda meşhur türban olayları vardı, üniversiteler çok zorlanıyordu, kitlesel gösteriler yapılıyordu. Bu sırada biz, kadın başları sergisi yapmıştık 1990’lı yıllarda. Kadının Türkiye Cumhuriyeti’nde ve öncesinde Anadolu’da başını nasıl örttüğü, o güzel tepeliklerle, oyalarla, yazmalarla nasıl süslediğini, aslında Türk kadınının kendini örtmek değil kendini güneşten korumak ya da güzelleşmek için bunu kullandığını kanıtlayan çok güzel fotoğraflarla, Sabiha Tansuğ’un birikimlerinden oluşmuş bir sergi oluşmuştu. Sergi Basın Müzesi’ndeydi. Radikal İslamcı gruplar orayı bastılar ve bütün camları indirip, tehditlerde bulundular. Hep böyle yaşadık biz. Uzunca bir dönem ben devletin bana verdiği korumayla dolaştım. İnsan üzülüyor ve neden koruma altında yaşayayım diyor.
Sonra düşünmeye başladık. Birçok ilçede lisede okuyan kız yok. Biz her ilçeden 20 kızımızı liseye gönderebilsek çok büyük bir hizmet yaparız. On- on beş ilçeyle başladık işe. Gerçekten her ilçeden yirmi çalışkan kız seçildi. Bu çocuklarla konuştuğumuzda hemen hepsi öğretmen olmak istediklerini söylüyorlardı. Böylece projenin adı da doğdu: “Anadolu’da Bir Kızım Var; Öğretmen Olmak İstiyor” Sonra Türkcell’le “Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları” projesi başlattık.
70 bin öğrenciye gelecek kazandırdı
ÇYDD 1989’dan 2009’a kadar tüm Türkiye çapında 40 bin kız öğrenciyi okulla tanıştırdı, 30 bin üniversiteliye de burs verdi. ÇYDD’nin en son “Baba Beni Okula Gönder” sloganıyla “Kardelenler” projesi başlatmıştı.