You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Türk Ordusu dağıtılıyor mu?

Türk Ordusu dağıtılıyor mu?

Posting Freak
Türk Ordusu dağıtılıyor mu?
Genelkurmay Karargahı'na yapılan baskın toplumun her kesiminde dikkatle izleniyor. Bir okurumuzun gönderdiği yorumu üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadan aynen yayınlıyoruz.

****

"Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış…"

Mustafa Kemal ATATÜRK daha ne yapsın! 83 yıl önce bugünleri düşünerek söylenmiş bir vasiyet! Aslında Mustafa Kemal'in her cümlesinde bugünlere atıfta bulunan ama bununla da kalmayıp bize yol gösteren bir anlatım biçimi var. Lider olmak böyle bir şey olsa gerek.

Halkın içinden gelen, halkla bütünleşmiş Türk ordusu vakur bekleyişine devam ederken çaresizliğe düşmüş görünüyor olabilir. Anneler eskiden çocuklarını "Paşam!" diye severlerken "Paşa"ların bugünkü halini elbette hiç tahmin etmiyorlardı. Modern dünya, teknoloji, ekonomi, para, felsefe, reklamlar, filmler, dizi dizi diziler derken uyuşturulan bir düzenin içinde sürüklenip duran 87 yıllık bir Cumhuriyet! Sadece Silahlı Kuvvetler değil; gündüz meydanlarda hakkını aramaya çalışan işçilerden, haksızlığa uğrayan eczacılardan, ağır çalışma koşullarını iyileştirmeye çalışan itfaiyecilerden, II. Mahmut döneminden beri var olan en eski ulaşım biçimimize, demiryollarına can veren görevlilerden tutun da canımızı emanet ettiğimiz, dirseklerini çürüterek okuyan ve gece gündüz çalışan doktorlarımıza, sessiz kalmak zorunda kalan susturulmuş basına kadar her meslek grubu işgal altında kalmıştır. Ama aynı zamanda bu insanların nerede ise tamamının sürekli takip ettikleri bir televizyon dizisi, bir eğlence programı vardır. Akşam gezmelerinde ülkeyi kurtarma konuşmaları yapılırken çaylar içilen bir vatanın evladı haline gelmemizde kimin suçu var, durup düşünmek gerekiyor.

Tüm bunlardan öte Türk ordusuna uzanan eller muzaffer bir eda ile muharebeyi kazanmış görünüyorlar. Arama yapılan kışlalarda bizim çocuklarımız, bizim oğullarımız var. O kışlalarda halk yaşıyor aslında. Muharebe savaşın içinde bir parçadır ve muharebe hiç bir zaman kazanılmış bir savaşın yerini tutamaz.

"Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış…" diye giden listede kötümser bir tabloyu anlatmış Mustafa Kemal. Ama şimdiki "sözde" liderlerin yaptığı gibi sorunu ortaya koyup kurtlarla kuzuları kapıştırıp halka seyrettirip oyalarken, arka tarafta şimdilik gün yüzüne çıkmayan hesaplar peşinde koşmamış. Gençliğe Hitabenin son paragrafı geleceğimiz için bir umut vaat ediyor.

"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

Türk ordusu, içinden çıktığı milleti ile vakur bekleyişini sabırla sürdürürken o kan damarda şahlanıyor ve vakurluğun sonu yine Mustafa Kemal Atatürk'ün TBMM'de Saltanatın Kaldırılışı sırasındaki sözleri ile son buluyor; "Bazı kafalar kesile!"

****
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.