Açılış konuşmalarını, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik (Eski Milli eğitim Bakanı), Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, Mısır Müftüsü Prof.Dr. Ali Cuma ve Prof.Dr. Hayrettin Karaman yaptılar.
Eğer bu toplantıda Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olsaydı veya bu ülkeyi Atatürkçü düşünce yönetseydi ne olurdu?..
Cevabı Aşağıdaki Anıda:
1922 ikinci teşrinin (kasım) on yedinci günü Ankara öğretmenler birliği genel bir toplantı yaptı; Ankara devlet merkezi olduğuna göre oradaki öğretmenler birliğinin de genel merkez olmasına karar verildi. Kadın inkılabı henüz yapılmamıştı ve kadınların toplantılara geldikleri pez az görülürdü. O gün toplantıya kadın öğretmenlerden üç kişi gelmiş, ön sıraya oturmuşlardı; geride olan erkeklerle onlar arasındaki sıralardan birkaçı boş bırakılmıştı. Ertesi gün meclisteki sarıklı Meb'uslar köpürdüler; bu hareketi dinsizlik, ahlaksızlık, küstahlık saydılar; atatürk'e şikayet ettiler. Atatürk onları dikkatle dinledi; sonra fena halde kızmış göründü. Yanındakilere sordu:
- Öğretmenler birliği reisi kimdir?
- Mazhar Müfit... - çağırın onu...
Hocalar pek memnun görünüyorlardı. Bir kaç dakika sonra Mazhar Müfit gelince Atatürk ona çıkıştı: - siz öğretmenler toplantısında ne yapmışsınız? Bu ne ayıp şey!... Atatürk gayet ileri düşünüşlü adam olduğu, hocaların şikayetlerini de öğrendiği için mazhar müfit şaşırdı; bir şeyler söylemek istedi:
- efendim, yemin ederim ki... Sözlerini bitirmeğe vakit kalmadı.
Atatürk gürledi: - bırak, bırak hepsini biliyorum. Toplantıya kadın öğretmenleri de çağırmışsınız. Hocalar medeniyete karşı zafer kazandıklarını zannederek gurur duyuyorlardı. Diğerleri Atatürk'ün böyle konuşacağına ihtimal vermediklerinden hayretle dona kalmışlardı. Atatürk devam etti:
- fakat onları niçin ayrı sıralara oturttunuz? Siz kendinize mi güvenemiyorsunuz, yoksa Türk kadınının faziletine mi? Bir daha öyle ayrılık görmeyim! Anlaşıldı mı? Hocaların başlarından aşağıya buzlu sular dökülmüştü; süklüm, püklüm çıktılar.