You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Tuncay Özkan: AKP Sonrası Türkiye’de muhalif gazeteci olmak

Tuncay Özkan: AKP Sonrası Türkiye’de muhalif gazeteci olmak

Posting Freak
Tuncay Özkan: AKP Sonrası Türkiye’de muhalif gazeteci olmak
[Resim: 2011-07-30-9383_ic.jpg]
AKP iktidarının herkesten gizlediği bir “Türkiye Projesi” var. Bu
proje uygulamalarıyla ortaya koydu ki; uygulayıcı lideri olan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriter tutumu ile yerleşecektir.


Ben buna karşı çıktım. Recep Tayyip Erdoğan beni önce çalıştığım
medya kuruluşlarından uzaklaştırdı. Bu konuda yaptığı baskılara karşı
kendi yayın şirketimi, Kanaltürk Televizyonu’nu kurdum.


Kanaltürk muhalif olması yüzünden Maliye Bakanlığı tarafından iki yıl
boyunca bütün evrakları el konularak incelemeye alınmış, film satan
firmalar mali denetime sokulmuş, Kanaltürk’e film satışı engellenmiştir.
Ayrıca Devlet Bakanı Egemen Bağış ve iktidarın görevlendirdiği
danışmanlar ile AKP yetkilileri Kanaltürk’e reklam ambargosu
uygulamıştır. Ve reklam verenleri tehdit etmişlerdir. Ayrıca
Kanaltürk’te yayımlanan haberler nedeniyle AKP Diyarbakır Milletvekili
tarafından kiralık katillere öldürtülmek istendim. Kanaltürk’ten
çıkarken kurşunlandım. Suikastçıların telefon konuşmaları yasal
dinlemelere takılmış. Suikastçı olayları itiraf etmiştir. Kanal
yandaşlarınca ele geçirilene kadar bu baskılar devam etmiştir. Kanal
çalışamaz hale getirilmiştir. El değiştirince bütün sorunlar
çözülmüştür.


Türk siyasal hayatının son 20 yılına damga vuran Cumhuriyet
Mitingleri 2006-2007 yılları arasında organize ettiğim 6 mitingden
oluşmaktadır. Ben bu mitingleri demokrasinin gelişimi için organize
ettim. Hepsi sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleşmiştir. 14
Nisan 2007 Ankara Tandoğan mitingine 1,5 milyon kişi katılmıştır. 28
Nisan Burhaniye mitingine 30 bin kişi katılmıştır. 29 Nisan İstanbul
çağlayan mitingine 3,5 milyon kişi katılmıştır. Ardından İzmir Gündoğdu
meydanında yapılan mitinge 2 milyon kişi katılmış ve bu mitinglerin
hiçbirinde olay çıkmamıştır. Mitinglerde ortak slogan “Ne şeriat ne
darbe tam bağımsız Türkiye” olmuştur.


Ben mesleğimi ödünsüz yaptığım, özgür düşünme ve karşı çıkma hakkımı
kullandığım için tutuklandım. 23 Eylül 2008’den bu yana suçumu söyleyin
dedikçe “sen suçunu biliyorsun” diyen savcılar ve tutukluluğu cezaya
dönüştüren yargıçlarca cezaevinde tutuluyorum. Yıldırmak, engellenmek ve
yok edilmek isteniyorum. 110 gündür de hiçbir gerekçe olmaksızın tek
başıma tecrit hücresinde tutuluyorum.


Başbakan 2000 yılında İstanbul Belediyesi’ndeki yolsuzluk haberlerim
ve kendisinin 1 miyar doları olduğuna dair müfettişlerce hazırlanmış
raporları haber yaptığım için Silivri’de tutulduğumu söyledi. Ben
gerçeği yok etmek isteyenlere karşıyım. Cehalete karşıyım. İfade
özgürlüğünü zindanlara doldurup, susturanlara karşıyım. Davanın adı
Ergenekon veya KCK olması fark etmiyor; bağnazlığa karşıyım. Adalet
arıyorum.


Şiddetin sokaklarımızı ve yatak odalarımızı esir almasına, şiddetin
devlet eliyle otoriterlikten faşizme dönüştürülmesine karşıyım. Bu
anlayışın siyaseti esir almasına karşıyım. Tek politik ve dini güç olmak
isteyenlere karşıyım. İktidar, muhalefet fark etmez tek sesli düzene
karşıyım. Ben siyaset kartellerine karşıyım.


Türkiye’de mafya ve devlet destekli çetelere, yolsuzluklara karşı
mücadele ettim. İlk faili meçhul cinayetleri ve bunların devlet destekli
oluşunu belgeledim. Susurluk çetesinin ceza almasını sağlayan belgeler,
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın kimliğini ben açığa çıkardım. 14
kitap yazdım, hemen tamamında bunları anlattım.


“Bana Susurluk raporu neden sende çıktı? Yeşil’in kimlikleri neden
sende?” diyorlar. “Arşivinde neden Gizli raporlar var?” diyorlar.
Gazetecide ne çıkacak?


Şimdi bana savcıların söyleyemediği bir suçtan; TCK 311 TBMM’yi
ortadan kaldırmak, 312 Hükümeti ortadan kaldırmak, 314/2 Silahlı Terör
örgütü üyesi olmaktan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 300 yıla
kadar da hapis cezası istemiyle yargılanıyorum.


Suçumun delilleri ve hukuki fiil gerekçeleri söylenmiyor.
Tutuklandıktan 14 ay sonra 21.12.2009 günü çıkarıldığım duruşmada
“suçumu söyleyin, savunma yapacağım” dedim ama savcılık mehil istedi.


Mahkemeye soruyorum ama söylemiyor. Oysa tutukluluğa devam kararını
mahkeme başkanının karşı oyuna rağmen iki yargıç sürekli aynı nedenle ve
AİHM kararlarına aykırı olarak gerekçesiz olarak reddediyor. İkiye bir
oyla 33 aydır tutukluyum. Mahkemeye şöyle sesleniyorum; ama onlar beni
duymak yerine Ankara’daki otokrat siyasi patronlarını dinliyorlar:


Birey olarak devlete karşı hangi suçu, ne zaman işledim? Yoksa burada
bulunmam bana karşı devletin suç işleme durumumudur. Ben hak ve
ödevlerimi yerine getirip, kurallarına göre yaşarken devlet iradesini
bana karşı suç işlemekte nasıl kullanır? Ceza suça bağlıdır. Bana,
devlete karşı suçumu söyleyin. Ben TBMM’yi ne zaman cebir şiddet, ben
hükümeti ne zaman cebir şiddet kullanarak yıkmaya çalışmışım? Ben
Ergenekon denen örgüte ne zaman katıldım? Benim yöneticim kim? Bana
hangi talimatı veriyor? Ne zaman, nerede? Hangi iradem suça dönük? Ne
zaman terörü övdüm? Danıştay saldırısı ve Cumhuriyetin bombalamasına ben
karışabilir miyim? Soruyorum, vicdanınıza soruyorum ben PKK’lı olabilir
miyim? Hangi mütemadilik bağı, hangi düşünce birliği, hangi irtibat?
Deliller nerede? Eylem ne? Zarar gören kim? Nerede, hangi zararı gördü?
Ne zaman gördü? Kim buna şahit oldu? Ceza, suça bağlı bizim hukukumuzda,
evrensel hukukta da öyle. Suçum ne? Deliller nerede? ödevini
oligarşinin isteklerine bağlayan devlet, devlet olabilir mi? 27 aydır ne
yaptığınıza bakınız. Yasaların özü, ruhu vardır. Siz Türk Ceza
Yasasının ve Ceza Muhakemesi Yasası’nın özünü, ruhunu yok ediyorsunuz.
Hukuku rakip, muhalif yok etmekte kullanmaya kalkan cehalete karşı
çıkmak sizin ödeviniz. Meşru ilişkilerim, sosyal hayatım, siyasal
tutumum yasalara uygun ve şeffaf bir yaşam sürmem suç sayılıyor.
Unutmayın buna dur demezseniz, bu canavarı burada boğmazsanız adaleti ve
hukuku egemen kılmazsanız, bu canavar sizi de yutar. Benim Ergenekon
hikayem budur.





Tuncay özkan


Silivri 1 Nolu Cezaevi


Tutuklu Gazete


24 Temmuz 2011 / Pazar

"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.